CANLI
SKOR
Fatih Doğan

Fatih Doğan

Çalışmadığı yerden geldi!

Şenol Güneş; Bayern Münih karşısında Boateng ve Hummels ikilisini bozmak adına farklı stiliyle kaotik bir fırsatçılık oluşturmak için Vagner Love sürprizini hazırladı.
Şenol Güneş; adalesi zorlayan Gökhan Gönül'le Coman karşısında sürpriz yaşamamak için Adriano'yu sağ beke kaydırdı.
Şenol Güneş; Lewandowski etrafına dizilmiş hücum gücü yüksek Bayern ofans hattını durdurmak için Vida'yı stoper başlatıp Medel'i orta sahaya aldı. Ancak asıl sürpriz Şenol Güneş'in çalışmadığı yerden geldi! Vida 16'da daha maçın başında kırmızı kart görerek bütün planları altüst etti. "11'e 11 bu deplasmandan nasıl çıkarız?" sorusuna cevap bulmakta zorlanırken Şenol Güneş 11'e 10 kalan takımıyla çözüm üretemedi.
Üstüne üstlük Caner'in vasatı aşamayan oyunu vardı. Sol bek etkisiz kaldı. Adriano, Coman'ı kaçırdığında ilk golün yolunu açtı ve beklentilerin çoktan gerisinde kaldı. İnişli çıkışlı performansıyla Fabri anlamsız bir heyecan içindeydi.
Quaresma ve Babel eksik takımı kollamaktan özelliklerini sahaya yansıtamadı.
Pepe-Vida ikilisinin verimsizliğini biliyorduk ancak bu kadar çabuk çözüleceğini kimse beklemiyordu. Her şeye rağmen Vagner Love ilk yarıda karşı karşıya kaldığı golü atsa o 1 golün etrafına 10 kişiye rağmen yeni umutlar örülebilirdi. Şenol Güneş'in defansif kaygıları öne aldığı ve tercihlerini etkilediği deplasman Bayern Münih... Bu yüzden hamlelerini hücumdan ziyade tedbirler üzerine yapması kaçınılmaz bir durum. Ancak Atiba-Medel ikilisinin olmayacağı anlaşılmıştır. Bir kesicinin yanında bir oyun kurucu Beşiktaş'ın karakteridir. Sonuca göre eleştiri yapmayı doğru bulmuyorum. Eleştiri yapılacaksa Vida'nın 2 aydır niye form tutmadığı ve Tosic'in dönüşünün uzadığıdır.. Gerisi benim için sebep-sonuç ilişkisidir.

Bu takımda yedek yok!

Beşiktaş geçtiğimiz yıl Şampiyonlar Ligi'nde acı bir tecrübe yaşamıştı. Yenilgisiz girdiği son grup maçında Dinamo Kiev'e farklı yenilip umutları ve hayalleri ağır darbe almıştı.
Şenol Güneş ve talebeleri son iki sezondur tecrübe ettikleri son maç sendromunu yaşamamak için Şampiyonlar Ligi'nde kendilerine bu sefer büyük bir keyif ortamı oluşturdular.
Son maça Leipzig'in Redbull Arenası'na gruptan çıkmayı garantileyerek geldiler. Bu da yetmezmiş gibi Tosic dışında 11 yüzünü daha az gören oyuncularıyla çıkarak farklı bir meydan okuma yaptılar. Şenol Güneş'in "Sahada olacaklar olmayanlar kadar değerli ve bunu sahada gösterecekler" yaklaşımı kaderini Porto-Monaco maçına da endekslemiş Almanlar için tam bir anafordu.
Beşiktaş adına Negredo'nun ayağından penaltıyla gelen erken gol Leipzig'in gençlerinin ilk yarıda ayaklarını birbirine doladı. Timo Verner'in, Necip'i hırpalayan bindirmeleri dışında Leibzigli oyuncular ne oyun, ne gol girişimi noktasında rakibine bir üstünlük kuramadı.
Ancak kalede Tolga önde Medel olmasa en kötü ilk yarıyı beraberlikle kapabilirlerdi.
İlk 45 dakikada Lens- Negredo uyumu biraz iyi olsa veya kaleye yönelme konusunda daha seri davransalar evsahibi ikinci yarıya çıkacak enerjiyi bulamayabilirdi.
İkinci yarı zorunluda olsa Necip-Adriano değişikliği Werner'in durdurulması açısından gerekliydi.
Adriano'nun girmesi ve Kaptan Tolga'nın üst üste kurtarışları takıma moral verdi. Direnç kırılabilirdi.
Uzun süre kulübede bekleyen bir kalecinin bu seviyede performansı ve hazır oluşu takdiri hak ediyor. Güneş'in, Mustafa-Orkan değişikliğiyle ortasahayı güçlendirme hamlesine Hassenhüttl'ün Kaiser hamlesi geldi.
Beşiktaş'ın Şenol Güneş yönetiminde, Şampiyonlar Ligi'nde galibiyete ihtiyacı olan bir takımı kendi evinde yenmesi tarihi bir başarıdır. Beraberlik yetmesine rağmen son dakikaya kadar gol araması alkışa şayandır. Türk futbol tarihi bu takımı altın harflerle yazar.

Avrupalı Kartal!

Türk futbolunun Avrupa'da tel tel döküldüğü bu zaman diliminde Beşiktaş, Türkiye'nin gururu olmaya devam ediyor. Şampiyonlar Ligi'nde Porto ve Leipzig zaferleriyle grup ve şampiyonada "Lider" karakteri ortaya koyan siyah-beyazlılar, dün Stade Louis II'de yıldızlar topluluğu Monaco'yu eze eze yendi.
Türkiye'de baskı altındaki hakemlerin ve renk körü olmuş futbol yorumcularının algı operasyonları altında ezilen Beşiktaş, ne hikmetse(!) Avrupa'ya çıkınca ezilen değil ezen bir yapıya bürünüyor. Beşiktaş, Monaco'da evinde gibi oynadı. Rahat, özgüvenli bir duruş ve kaliteli bir oyunla sahadaydı. Maçın başında Babel'in nizami bir golü yanlış ofsayt kararıyla iptal edilmesine rağmen oyundan düşmedi.
Beşiktaş'a ötekileştirilen başarısına sürekli şaşı bakanlar; 'Pepe son adam... Sarı değil kırmızı verebilir' diyebilir...
Şenol Güneş'in orta sahayı daha diri tutmak için Atiba-Tolgay Arslan tercihi olumlu sonuç verdi. Adriano'nun sağ bekte Lemar'a karşı başarılı kademesi gibi...
Gençlerbirliği maçında Babel ve Quaresma'sız kanadı kırık oynayan Beşiktaş, Monaco'da bu bölgelerden rakibini vurdu.
Hem Babel hem Quaresma çok kaliteli işler çıkardı. İkisi de adeta futbol nasıl oynanır dersi verdi. Kanatlar işleyince Cenk Tosun'un verimliliği de arttı.
Gençlerbirliği maçını düşününce 'Beşiktaşlı oyuncular maç mı seçiyor?' sorusunu da tartışabiliriz. Ancak "Topla oynamaya kalksak Beşiktaş'a kaybederdik" diyen Mesut Bakkal'ın sözlerini hatırlayınca sorunun oynatmamaoynama tercihi üzerinde tartışılmasını daha doğru buluyorum. Beşiktaş kulaklarını tıkamış Avrupa'da oynamaya, oynayarak destan yazmaya devam ediyor... Büyük bir alkışı da hak ediyor...

"Babel'in bir golü yanlış ofsayt kararıyla iptal edildi ama Beşiktaş yine de oyundan düşmedi."

Ali Palabıyık oynadı!

Real Madrid'de yıllarca üst düzey maçların değişmez ismi olmuş son Avrupa Şampiyonu Portekiz'in defanstaki yıldızı Pepe, 67. dakikada bir anda kendini tuş vaziyetinde yere bıraktı. Birinin müdahalesiyle değil... Maçı çığrından çıkaran hakem Ali Palabıyık, dünyanın en komik faul kararını verdiği için! Bu komediye, bu rezilliğe tahammül edemediği için...
Valbuena'nın kendini yere atmasını görmeyen Palabıyık, kararına kızan Şenol Güneş'i de sahadan atmakta bir beis görmedi.
Nereden baksan hakem rezaleti. Tuttuğun elinde kalıyor.
Kontrolünü kaybetmiş Palabıyık, yardımcısı Cem Satman'la 61'de Negredo'nun bariz golünü ofsayt diye iptal ediyor. Cenk'in ikinci yarıdaki haklı penaltısını görüp çalmıyor, belki de çalamıyor. Gerisi teferruat. Golü ve penaltıyı verse Beşiktaş maçı çevirecek ve sanki başı belaya girecek!
Sadece maçın sonucuna tesir eden bu hataları değil pozisyon ve kartlardaki adaletsizlik bir hakemin, bir maçın akışını nasıl değiştirebileceği konusunda seminer konusu olur. İlk yarıda Oğuzhan ve Atiba'ya gösterdiği sarı kartlardaki ucuzluğa bakın, bir de Ozan Tufan'ın Atiba'yı tekmeyle arkadan indirişini görmeyişine... Ali Palabıyık adeta şunu dedi:
"Ben futbol oynayana, oynamak isteyene değil, kaos oluşturana prim tanıyorum!" İddia ediyorum; 11'e 11 ya da 9'a 9 hiç farketmez, Beşiktaş, bu kaos ortamı ve buna fırsat veren yeteneksizliğini kartlarla örtmeye çalışan Palabıyık olmasa en kötü kaybetmezdi...
Şundan eminim yarın birileri Quaresma, Neto ve İsmail'e gösterdiği haklı kırmızıları öne çıkarıp "muhteşem yönetti" diye alkışlayacaktır.
Fenerbahçe'yi özellikle ikinci yarıda kollayan kararlarıyla belki de alkışı hakediyordur!
Fenerbahçe'ye can suyu olduğu ve yarışın içinde tuttuğu için....

"Yeteneksizliğini kartlarla örtmeye çalışan Palabıyık olmasa Beşiktaş kaybetmezdi"

Quaresma bitirdi

Şampiyonlar Ligi'nde Porto'ya attığı golü UEFA oylamasında yüzde 37 ile 'Haftanın Golü' seçilen Cenk Tosun, Konyaspor karşısında da bu başarıyı taçlandırmak ister gibiydi. Caner'in adrese teslim ortasında Cenk'in erken şık kafa golü Konya maçının beklenenden daha kolay olacağı hissini uyandırdı.
Ancak siyah-beyazlı takım, 1-0'dan sonra rakibin gol için gücünün olmadığını görünce tempoyu çok düşürdü. Bu bir hataydı. Çünkü Medel'in ilk kez 11'de, üstelik stoper başladığı maçta Şilili, havadan değil ama yerden yaptığı yerinde müdahalelerle taraftardan geçer not aldı.
Beşiktaş ortada Atiba ve Tolgay ikilisi ile üst düzey bir dinamizm üretecek güce sahipti.
Tolgay'ın genel olarak takım seviyesinin üstüne çıktığının altını çizerek hakkını verelim. Özellikle ikinci yarıda sergilediği oyun, "Oğuzhan'ı bile keser" söylemini dillendirecek seviyedeydi. Bizce Quaresma ile birlikte sahanın en iyisiydi.
Ricardo Quaresma iki kanatta toplu ve topsuz yaptığı koşularla, geliştirdiği ataklarla müthiş bir gece yaşadı. 66. dakikada attığı gol hem takımını rahatlattı hem de güzel oyununu taçlandırdı. Süper Lig'de cumartesi günü oynayacağı zorlu Fenerbahçe derbisi öncesi Caner'in her geçen gün yükselen ve sahadaki iyiler arasında olan performansı, Beşiktaş'ın çok önemli silahı olacağını gösteriyor. Bu arada Negredo'nun arzusu ve pozitif duruşu, kafası dağınık gözüken Lens'ten çok farklı duruyordu.

"Quaresma yaptığı koşularla, geliştirdiği ataklarla müthiş bir gece yaşadı."

Kaldığı yerden

Seyircisiz futbol internetsiz akıllı telefon gibi..." Genç, yeni nesil bir taraftarın duygularını ifade ediş şekli bu... Beşiktaş taraftarı, 1 haftadır açılış maçını izleyecek olamamanın, yıldızlarla yenilenmiş takımını kucaklayacak olamamanın ızdırabıyla yanıp durdu. Haksız da sayılmazlar. Vodafone Park'ta dün tribünler sessiz ve futbol adeta ilk kez öksüzdü. Sahaya ilk kez çıkan, Beşiktaş formasıyla ilk golünü atan Pepe'nin sessiz tribünler önünde sevinirken nasıl bir boşluk yaşadığına empati yapmakta fayda var. Yeni transferler Negredo, Lens ve tribündeki Medel'in boş tribünleri ilk gördüklerinde bakışları da farklı değil. Sebep her ne olursa olsun seyircisiz oynatarak futbolu cezalandırmaktan vazgeçecek düzenlemeler yapmak, yaptırmak boynumuzun borcu...
Vefatının üçüncü yılında efsane başkan Süleyman Seba'yı rahmetle anarken neredeyse bütün kulüplerin anma mesajları toplumun "iyiliğe, dürüstlüğe, adil oyuna" olan inancının yansıması... Bu mesajlardan bu ülkeye bir başarı hikayesi çıkarabiliriz. Çıkarmalıyız..
Beşiktaş Teknik Direktörü Şenol Güneş, yenileri yavaş yavaş oturtacağının mesajını dün verdi. Şampiyon oyuncuları da aynı zamanda ezdirmedi. İlk monte edilen isim Pepe'nin iyi oyunu ve golle açılış yaptığı sezonda iyi başlayan oyuncular vardı. Fabri, solda başlayan Caner, Atiba, Oğuzhan ve Cenk hem formda hem etkiliydi. Quaresma'nın yorgunluğunu atmaya ihtiyacı var. Negredo'nun uyum için zamana ihtiyacı var. Şampiyon takıma Jeremain Lens, Medel gibi yıldızlar da girecek. Tolgay Arslan ve Adriano "Ben buradayım" diyor. Yani forma çok pahalı! Beşiktaş yorgun ama çok güçlü başlıyor lige.... Avans vermeden, ben son şampiyonum diyerek...

Güneş ve ekibi tabuları yıktı

Beşiktaş, futbolda ezberleri tek tek bozuyor... "O sene bu sene" diyerek çıktığı 2015-16 sezonunu statsız şampiyon bitiren Beşiktaş'ta camia "O sene her sene" iddiasına ve söylemine geçiş yaptı... 21. yüzyıla girilirken 'iki büyük' kurgusunu topluma enjekte etmeye çalışanların planları üst üste gelen ikinci şampiyonlukla dün yıkıldı, tabir-i caiz ise Antep'te toprağa gömüldü...
Çünkü Beşiktaş'ın Süleyman Seba ruhuyla harmanlanmış büyüklüğü, taraftarın sadakati, yönetimin vizyonu, Şenol Güneş'in adaleti ve kalitesiyle birleşince hem rakipler hem de Türk futbolunda kurgulanmış planlar, tabular tek tek yıkılmaya başladı.
"Beşiktaş'ı asla üstüste iki yıl şampiyon yapmazlar" fikrini açıktan ve arka plandan destekleyenlerle birlikte bozguna uğradı.
Kazanan alınteri, emek, adalet oldu. Sahadaki iyi futbolun saha dışındaki kötü oyunları tarumar edebildiği görüldü... Artık iyi planlayan, iyi yöneten, çok çalışan ve hak eden kazanacak... İstesinler, istemesinler her kulüp ve yönetimleri ya kendilerini çağın, bilimin, modern yönetimlerin şartlarına uyduracak ya da oyunun gerisinde, hatta dışında kalacak..
Beşiktaş acı dolu, fedalı günlerinden taraftarın sefa süreceği günlere doğru gidiyor.
Şenol Güneş gibi adaletli, disiplinli futbol filozofunun liderliğinde Beşiktaş 2 yıldır hakkıyla şampiyon oluyor. Beşiktaş'ı 2 yıldır bireysel yıldızları değil takım oyunu şampiyon yapıyor. Özetle yönetimin hazırlayıp sunduğu, Şenol Güneş'in yönettiği SİSTEM kazanıyor. Gomez, Sosa gitse de şampiyonluk gitmedi. Şahıslar değişse de sistemin kazınması başarının sürekliliğini getirir. Bu yüzden "O sene her sene" diyen Beşiktaş'ı rakipleri ciddiye almalı, hatta korkmalıdır...
Beşiktaş yönetimi, Şenol Güneş'le 2-3 yıl daha devam etmelidir. Beşiktaş, Güneş'i sevdi, böyle devam ederse ekonomik açıdan 'Güneş'li günler de yakındır..

Şampiyonluk pozu!

Son üç maçını 16 gol yiyerek kaybetmiş bir takımı ne ayakta tutar? Ya korku ya da sevgi... Dün Bursa Arena'da bir tarafta düşme korkusu, diğer tarafta tribünlerin her an öfkeye dönüşebilecek dinamik coşkusu vardı. Bursaspor taraftarı, 3 haftadır psikolojik olarak sahada paspas olmuş oyuncularını muhteşem destekleriyle ayağa kaldırıp adeta Beşiktaş'a karşı agresif, dişe diş bir mücadelenin içine soktu.
Aboubakar'ın 39'da karşı karşıya kalıp kaçırdığı pozisyonu kenara koyuyorum üst üste patlatılan ses maytaplarının efekti altındaki bu gerilimle 60 dakika ayakta kaldılar. 60'ta Kubilay'ın Fabri, sonrasında Oğuzhan'ın Harun'la karşı karşıya kalıp kalecilerin zaferle çıktığı pozisyonlar kırılma anı olabilirdi. İbre Beşiktaş'a döndü. Çünkü Bursaspor 60'ta fiziksel olarak yüzde 40 düşüverdi. Şenol Güneş'in yorgun Atiba'yı çıkarıp Cenk'i doğru zamanda alması, tabelayı değiştirdi. 65'te Cenk'in golü ve 2 dakika sonra Quaresma'nın üst direkte patlayan plasesi oyuncuların ve tribünlerin gardını düşürdü...
Beşiktaş, Fenerbahçe maçındaki hataya düşmemek adına kontrollü ama yüzü gole dönük bir şekilde düşen tempoyu yükseltmeden oynamayı tercih etti. Son 2 maçında irtifa kaybeden Kartal, şampiyonluk yolundaki kalan en zor engelini de aşarak, Bursa'yı da ateşin içinde bırakarak yeniden yükselişe geçti. Aboubakar'ın golü de şampiyonluk pozuydu...

Atamayana attırırlar...

Futbolun en bilindik ritüelidir: "Atamayana atarlar." Beşiktaş, baştan sona üstün götürdüğü, 10'un üzerinde gol pozisyonu ürettiği, durdurulmak için iki oyuncusunu feda eden F.Bahçe'den 90+4'te beraberlik golü yedi... Kabul etmek gerekir ki 2 puanın ötesinde hak etmediği ağır bir darbe aldı.
Hiçbir derbinin tek başına 90 dakikalık bir hikayesi yoktur. Arena'da bir önceki Türkiye Kupası'ndaki derbinin izleri vardı... Van Persie'nin bir önceki maç Tosic'in atılmasıyla başarıya ulaşan bir gerilim politikasını, bu sefer Volkan üstenir gibi olsa da başaramadı. Beşiktaş adına hem tribünler hem sahada futbolcular soğukkanlı davranmayı başardı. Beşiktaş maçın başından itibaren maçı kontrolüne alırken, pozisyon üretebilen tek taraf oldu. Tolgay, Atiba'yı aratmayacak bir dinamizm ortaya koyarken, üstüne Aboubakar'ın golünde Q7'ye muhteşem bir uzun pas yaptı. F.Bahçe, Mehmet Topal olmayınca adeta çöktü. Beşiktaş Quaresma ile F.Bahçe'nin solunu felç edince Advocaat ikinci yarı İsmail ve Neustadter'i oyundan alarak sorunu çözmeye çalıştı.
F.Bahçe'nin 79'da Emenike'nin şutu dışında pozisyonu olmadığı maçta sahanın hakimi Beşiktaş, ürettiği 10'a yakın pozisyondan daha fazla gol bulabilirdi. Her kaçırdığı pozisyon son dakika golünü çağırır gibiydi! Beşiktaş'ı durdurma pahasına 9 kişi kalmış F.Bahçeli futbolcuların yerine Fabri'nin hatası Marcelo'nun ters kafa golüyle 2 puanın gitmesi taraftar için trajik bir son oldu. Şenol Güneş, "Oyunun hakkı bu değildi" diyebilir. Hakkıdır. Ama sonuç: "Atamayana attırırlar"...
Fırat Aydınus, 37. dakikada Hasan Ali'nin Babel'in pozisyonunu perdeleyerek kestiği pozisyon için bence penaltı kararı vermeliydi. Bu pozisyona niye penaltı vermedi anlamış değilim. Bu pozisyon dışında Aydınus mükemmele yakın bir maç yönetti. Ancak sarı kart sonrası Volkan'ın ısrarla parmak sallayarak Talisca'yı tehdit etmesi görmezden gelindi.