CANLI
SKOR
Fatih Doğan

Fatih Doğan

Sonuna kadar İsmael!

Valerien İsmael'i ve çağdaş futbol diye sunulan çağ dışı futbolu ile ilgili yazmaktan yoruldum! 'Büyük takım çalıştırma yetenekleri gelişmemiş. Giydiği smokin 2 beden büyük geldi' diye ısrarla uyarılar yazdıkça trajikomik eleştirilerle karşılaştık.
Bu yüzden yeni şeyler söyleyeyim 'Sonuna kadar Valerian İsmael' diyenler sonuna kadar gitsin. Beşiktaş şampiyonluk şansını kaybedene, hatta sezon sonuna kadar devam etsin. O zaman kimin, hangi şekilde Beşiktaş'a ne ölçüde zarar verdiğini ayrıntılarıyla ortaya koyma imkânı elbet bize gelecektir
Hatay mağlubiyetiyle hocayla ilgili iki konuyu yazmadan geçemeyeceğim. Beşiktaş, Muleka'nın pası, Weghorst'un golüyle maça 1-0 önde başladı. Muleka asisti, oynatıldığı ve haftalardır verimli olamadığı kanattan değil oynatılması gereken forvet arkasında yaptı. Bu gol bile İsmael'in yanlış tercihlerinden birine vurgu yapıyordu.
İkinci takıntısı 85 dakika oyunda tuttuğu Masuaku. Bu sefer Umut Meraş'a güzellik yaptı, 90'dan 5 dakika önce adlı. Hakikaten algılayamıyorum! Kötü Masuaku bir de kornerlerin hatta duran topların başına geçiyor. Başka kullanılacak isim yokmuş gibi oyuncuya özel bir anlam yükleniyor. Bir fark oluşturuyor mu? Haftalardır göremiyorum! Sürekli duran topların başına geçmesi oyuncuya ödül, Beşiktaş'a ceza!
Sol bek çalışmıyor, sağ bek tek başına yetmiyor. Gol atması için kanatlardan beslenmesi gerekecek Weghorst'u sakatlıktan döndürüp 11'de sahaya sürüp sistem yanlışlarına devam ediyor. Hep aynı ezber, hep aynı vasatlık. 84'te Tayfur'u, 86'da Umut Meraş'ı oyuna alarak maçı kazanmayı hayal ediyor. Bunun mantığı nedir? 'İsmael, Masuaku'yu da al git!' diyecektim, vazgeçtim demiyorum!

Kuntz’la milli belirsizlik!

Stefan Kuntz'un yönettiği Türkiye ne oynuyor ve ne vadediyor? Kocaman bir belirsizlik! Garip bir boşluk. FIFA sıralamasında 125. sıradaki Faroe Adaları'na 2-1 yenilmek, Kuntz'un soğuk şakalarından biri gibi!
Milli Takım'a dönelim. Kaleciler formsuz. Hata üstüne hata yapıyorlar. Bir fark oluşturmadılar. Defans hattı yolgeçen hanı. Ne kalite var ne uyum. Fransa, İtalya, Hollanda ve Portekiz gibi takımlarla eşleştiğimizde bu anlayışla ve formla ne oynayacağımızı düşünmek bile istemiyorum. Forvet hattı sadece formsuzluk değil uyumsuzluk ve kalitesizlik sorunu yaşıyor. Orta sahamız dün çok kötüydü! Kuntz'un deneme tahtasına dönmüş. İlk kez bir arada oynayan ama kendi takımında bile oynamayan Berkan ve bu mevkide forma giymeyen Ferdi ile orta sahada garip şeyler deniyor. "Ne de olsa Faroe Adaları" diyerek! Ama ne üst üste 3 pas ne de iyi savunma yapılmadığını anlamak için 2 gol mü yememiz gerekiyor? "Ben yaptım oluyor?" demek için Yunus'u forvet arkasında, en iyi çıkışını 8'de yapan İrfan Can sağ açıkta, sağ açık Ferdi 8'de oyuna başlıyor. İlk maçta hata yapan Eren yine 11'de oynatılırken Rıdvan'a 2 dakika bile çok görülüyor. Milli Takım'ın şu tablosuna bakınca Salih'in ve Cenk'in alınmamasının bir kez daha rezalet olduğu tescil edildi. 2-1'lik yenilgiyi hava soğuk, çim sentetik diye açıklamayın. Asıl Kuntz'un kararları ve maalesef Milli Takım'ın oyunu bireysel ve sentetik… Gerçekçi cevaplar ve çözümler şart…

Kendi kendine kaos üretiyor!

Beşiktaş'ta Valerien İsmael'e haklı eleştiriler var. Zaman zaman biz de eleştiriyoruz. Özellikle geçen hafta Beşiktaş-Başakşehir maçından sonra bunlar şiddetlendi. Sert eleştiri yapanlardan biri de duayen gazeteci Faik Gürses idi. Faik Abi'yi ayrıcalıklı kılan, öne çıkaran bir ay önce "Beşiktaş'ın ve Başkan Ahmet Nur Çebi'nin baş iletişim danışmanı olarak açıklanmasıydı. Hem bu göreve gelip hem takım hocası ve kaptanını yerden yere vurunca akıllara şunu getirdi: "Bu ifadelerin başkanla bir ilgisi var mı?" Faik Gürses'i iyi tanırım, bildiğini yazar ama başdanışman olduktan sonra yazmalı mı? Yazarsa ne yazmalı? Tartışma konusu... Görevi tevdi edenler böyle bir ön uyarı yapmış mı, görev tanımı çizmiş mi, bu yeterlilikte mi o da ayrı... Beşiktaş'ın iletişim yapılanmasına, stratejilerine Beşiktaşlı olmayanların söz hakkı ne kadar, ayrı bir problem...
Kritik soru ve takımı içten içe saracak mesele şu; "Başkanın başdanışmanı, Valerien İsmael ve kaptan hakkında bunları yazıyorsa yönetimin hocayı gönderme planı mı var?" Bu şüphe, bu konu 4-5 gündür Nevzat Demir Tesisleri'nin içinde var. Şimdi gelin bu fotoğrafı gördükten sonra İstanbulspor beraberliğini teknik taktik açıdan açıklayın.
Necip'in yerine Tayyip Talha, Emre Bilgin'in yerine Ersin'in başladığını gördükten sonra Valerien İsmael, Souza dahil ideale yakın bir kadro ile çıktı sahaya. Sonuç 2 puan kaybı... Valerien İsmael'e duyduğum güvensizlik artarak devam ediyor. Sonuçta kararları veren, hata yapan kalecileri, oyuncuları ve sistemi hazırlayan o... Ancak dünkü kaybı İsmael'le açıklamayı hakkaniyetli bulmuyorum, daha fazlasının olduğuna inanıyorum. Beşiktaş'ta bir şekilde kaos oluştu. Siyah-beyazlı yönetim, takım içini sarsacak bu tarz iletişim kazalarında net tavırla çözüm üretemezse kaosların içinden çıkamaz.

Beşiktaş on fire!

Beşiktaş taraftarı tribünde Hollandalı yıldızın ilk golü için "Weghorst on fire... (Weghorst yanıyor)" pankartı açsa da maç başladığında tüm takımın kazanmak için yanıp tutuştuğuna şahit olduk. Bu ateşin fitilini yakan hiç kuşkusuz tribünlerdi. İki asisti bulunan Weghorst dün ilk golünü attı, 2 golü ofsayttan iptal edildi. Neredeyse her gol pozisyonunun içinde gözüktü. Özetle sadece atakta değil bir lider gibi oyunun her anında vardı. Kanatlarda oynamayı yadırgayan Muleka sağ kanat performansıyla Ghezzal'ın yerini dolduramasa da bir gol atarak moral buldu. Ancak maçın iki yıldızı vardı: N'Koudou ve Salih Uçan... İkisi de şimdiye kadarki performanslarının üzerine çıkarak alkışı hak etti.
Valerien Ismael 3 gol atan, 3 şutu direkten dönen, 15'e yakın nitelikli atak geliştiren takımı oyuncu çıkarmayıp bu sefer ödüllendirdi. Necip'in sağ stoperde başlaması kadar, 3 top kaybı yapan ve kırmızı tehlikesi bulunan Berkay'ı çıkarıp Kartal'ı ikinci yarı oyuna alması doğru adımdı.
Fatih Karagümrük'ün baskısı karşısında seyircinin "İsmael değişiklik yap" diye tempo tutttuğu anlarda maçın bir diğer yıldızı Rosier, skoru 4-1 yaptı. Ancak İsmael'in uzatmaların bitimine 30 saniye kala Cenk Tosun ve Umut Meraş'ı alması ilginç, bir o kadar da tartışılabilir değişikliklerdi. Biri Sn. Valerien İsmael'e söylesin; "Tribün oyuncu değişikleri için tezahürat yapmaya başlamışsa o hoca tartışılmaya başlanmıştır."

Nöbetçi eczane

N'Koudou 72'de oyuna girdi. Kayseri deplasmanında maçın seyrini değiştirdi. Yıldız dokunuşu yaptı. N'Koudou çok hızlı ve yetenekli, oyun tarzı olarak da Süper Lig'e özellikle deplasman maçlarında uygun bir isim. Atiba'nın uzun pasında hızıyla kaptanını golle onurlandırdı. Kendi hazırladığı penaltıyı kendi gole çevirmesi başka bir seviyede olduğunu hatırlattı. Ancak büyük bir sorunu var; istikrar... Ya sakat, ya sakatlık sonrası tedavide... Evlat olsa fırça yer. Mesela bu sezon ligde sadece 4'ü ilk 11 toplam 13 maçta süre aldı. Atsan atılmaz, satsan satılmaz. Bu adam niye bu kadar sakatlanıyor, alırken de bu hali kronik miydi araştırmak lazım... Valerien İsmael'in oyuncu değişiklikleri sonuca tesir etti ancak oyun kalitesiyle ters orantı var. Örneğin Ghezzal, Alex değişikliği çok su götürür... Kayserispor bu mücadeleyle yenilgiyi hak edecek bir performans sergilemedi. Kayserispor maça iyi mücadele ve iyi oyunla başladı. Atiba ve Emirhan'a karşı orta sahayı kontrol altına aldı. Top kontrolü Kayseri'deydi. Beşiktaş ilk 45 dakika oyun anlamında savruldu. Bir stratejisi yok hissi verdiği dakikalardı.
Sonuca bakınca Kayseri emeğinin, alınterinin karşılığını alamayan işçi gibi. Kayseri'nin sezonda bu şekilde kaybettiği 5-6 maç sayarım. Beşiktaş karşısında oyun olarak ayakta kalsalar da N'Koudou şanssızlığı ile karşılaştılar. Uğur kurban oldu. Lakin hak ettikleri yerin çok aşağısındalar. Ziraat Türkiye Kupası'nı kazanıp Avrupa'ya gitmek Kayserispor'un en büyük motivasyonu.

Beşiktaş için büyük kayıp

Teknik direktör Valerien İsmael, Giresunspor karşısında özellikle ilk yarıda kenar oyuncuları Ghezzal ve Alex'in içeri girip gol yollarını açmalarını istedi. Fakat bu taktiksel plana ek olarak Rıdvan'a ayrı bir görev ve misyon yüklendiği, dakikalar ilerledikçe görüldü. İlk 45 dakika geçildiğinde Rıdvan içe kat ederek 18'in göbeğinden 4 kez sızma denemelerinde bulundu. Alex'in skor üretemeyen vasat oyunu takım için yük olmaya başladı. Ghezzal ise bu maçta oyunun hep içindeydi ve özellikle Okan'ın muhteşem kurtarışıyla sonlanan 44'teki şutuna rağmen skor üretemedi. Kaleci Okan, hem Ghezzal'ın uzaktan şutunda hem de maçın başında Batshuayi'nin dönerek vuruşunda kalesinde devleşti. İlk yarı dengeli bir mücadele geçmesine rağmen ikinci yarı ev sahibinin kapanmasıyla farklı bir hal aldı. İsmael hocanın bu tıkanıklığı açmak için 56'da Alex'in yerine N'Koudou ile Can yerine Pjanic'i alması ve bir süre sonra da Batshuayi'yi çıkarması yapılması gereken zorunlu değişikliklerdi. Ancak ilk değişiklikte gözlerim Larin'i aradı. Beşiktaş'ta Rosier ve Josef'i iyi buldum. Ama galibiyet için farklı hamlelere hatta risklere ihtiyaç var. Rıdvan ve Rosier'in ısrarla çizgiye inmemesi sıkıntı. Taktik plan ise daha büyük sıkıntı. Kapanan takımlara karşı çözüm üretmeye ihtiyaç var. Takımı hücumda bu kadar kasmak her zaman iyi sonuç vermeyebilir! Az da olsa düşme tehlikesini hisseden GZT Giresunspor için 1 puan iyi ama Avrupa kovalayan Beşiktaş için büyük kayıp...

Beşiktaş kaçırdı...

Valerien İsmael yeni sistemiyle, şampiyonluğa yürüyen lider Trabzonspor karşısında önemli başlangıç sınavı verdi. 1-Sahada daha agresif ve temaslı oynayan bir Beşiktaş vardı. 2-Yeni oyun sistemi 3-4-3 ile önde basarak 2 hatta 3. bölgede rakibe oyun kurdurmamayı önemli ölçüde başardı. 3- Yeni sistem kanatları öncelediği için Rıdvan ile Rosier'in kalitesi oyuna yansıdı ve müthiş enerjileriyle siyah-beyazlı takımın en önemli silahları oldu. Beşiktaş adına birnevi sezonun özeti gibiydi. Kendi evinde Trabzonspor'un bu sezon bu kadar zorlandığını düşünmüyorum. Neydi sezonun özeti; rakibe göre iyi oynayan, daha çok ceza alanına ve pozisyona giren Beşiktaş yine kazanamadı. 1- Batshuayi yine atamadı, bu sefer penaltıyı. 2- Hakemler sarı, kırmızı ve VAR müdahalelerinde Beşiktaş aleyhine yine hissedilir bir takdir hakkı kullanımı yaptı. İlk yarı verilemeyen kartları, VAR'da değerlendirmeye bile layık görmeyen Batshuayi-Puchacz pozisyonunu geçtim, Larin'in kırmızı kartında Siopis'in sarısına takıldım! Larin'in kırmızısı doğru karar ancak 5 metre formadan çeken Siopis'in, daha önce Alex'i atağa kalkarken arkadan çekip indirdiği pozisyon net sarı kartlıktı. Zorbay Küçük ilkini vermediği için Siopis'i oyunda tuttu ki sahanın en temaslı, en iyi oynayan oyuncusuydu. Puchacz-Batshuayi penaltı pozisyonu öncesinde, Batshuayi'nin çıkış pozisyonunda faul yapmış olabilir mi? Olabilir! Ama VAR çağırmadığı için onu da görme fırsatımız olmadı! Nwakaeme'nin yerine giren Cornelius'un attığı golde Ersin çıkarak doğru tercih yapmadı. Her iki takım da yüksek tempo ve heyecanlı oyun nedeniyle alkışı hak etti. Batshuai penaltıyı atsa 3 puanla dönmesi çok yakındı.