CANLI
SKOR
Fatih Doğan

Fatih Doğan

Beşiktaş kaçırdı...

Valerien İsmael yeni sistemiyle, şampiyonluğa yürüyen lider Trabzonspor karşısında önemli başlangıç sınavı verdi. 1-Sahada daha agresif ve temaslı oynayan bir Beşiktaş vardı. 2-Yeni oyun sistemi 3-4-3 ile önde basarak 2 hatta 3. bölgede rakibe oyun kurdurmamayı önemli ölçüde başardı. 3- Yeni sistem kanatları öncelediği için Rıdvan ile Rosier'in kalitesi oyuna yansıdı ve müthiş enerjileriyle siyah-beyazlı takımın en önemli silahları oldu. Beşiktaş adına birnevi sezonun özeti gibiydi. Kendi evinde Trabzonspor'un bu sezon bu kadar zorlandığını düşünmüyorum. Neydi sezonun özeti; rakibe göre iyi oynayan, daha çok ceza alanına ve pozisyona giren Beşiktaş yine kazanamadı. 1- Batshuayi yine atamadı, bu sefer penaltıyı. 2- Hakemler sarı, kırmızı ve VAR müdahalelerinde Beşiktaş aleyhine yine hissedilir bir takdir hakkı kullanımı yaptı. İlk yarı verilemeyen kartları, VAR'da değerlendirmeye bile layık görmeyen Batshuayi-Puchacz pozisyonunu geçtim, Larin'in kırmızı kartında Siopis'in sarısına takıldım! Larin'in kırmızısı doğru karar ancak 5 metre formadan çeken Siopis'in, daha önce Alex'i atağa kalkarken arkadan çekip indirdiği pozisyon net sarı kartlıktı. Zorbay Küçük ilkini vermediği için Siopis'i oyunda tuttu ki sahanın en temaslı, en iyi oynayan oyuncusuydu. Puchacz-Batshuayi penaltı pozisyonu öncesinde, Batshuayi'nin çıkış pozisyonunda faul yapmış olabilir mi? Olabilir! Ama VAR çağırmadığı için onu da görme fırsatımız olmadı! Nwakaeme'nin yerine giren Cornelius'un attığı golde Ersin çıkarak doğru tercih yapmadı. Her iki takım da yüksek tempo ve heyecanlı oyun nedeniyle alkışı hak etti. Batshuai penaltıyı atsa 3 puanla dönmesi çok yakındı.

İtalya’ya teselli

Son Avrupa Şampiyonu ancak bir o kadar da ağır yaralı İtalya'yı özel maç bile olsa yenme romantizmine kapılmadık desem yalan olur! K.Makedonya, İtalya'yı Dünya Kupası'na katılmaktan etmiş, ülke topyekûn travmalı, Donnarumma dışında 10 oyuncusu psikolojik sakat ve kadroda yok. Üstüne üstlük Rıdvan'ın solda, Dorukhan'ın ortada, Mert Müldür'ün ise sağda başlamasıyla dinamizm kazanan A Millilerin, Cengiz'le bulduğu erken gol özel maç da olsa İtalya'yı ilk kez yenme istatistiğine dönüşeceği inancımızı iyice köpürtmüştü. Ancak bireysel hataların bu kadar olacağı ve kalemize gol olarak döneceğini hesap edemedik! Yediğimiz ilk golde Hakan'ın pozisyon hatası vardı. Serbest vuruşta pozisyonun içindeydi ancak kendini ve kafasını geriye çekince Cristante affetmedi. İkinci golde Altay, en basit futbol kuralına dikkat etmedi. Topu oyuna sokarken kaptırılan top Raspadori'nin ayağından gole dönüştü. Yediğimiz üçüncü golde Mert Müldür ceza sahası içinde topu garip şekilde rakibe bırakınca yanlış müdahale yine Raspadori'nin ayağından gole dönüştü. Salih, Serdar, ve Berkan hamleleri oyunu canlandırsa da önde biraz baskı İtalya'nın ne kadar kırılgan olduğunu gösterse de hataları telafi etmeye yetmedi. Sonuçtan bağımsız Serdar, Rıdvan ve Dorukhan bu takımda 11'de başlar. Bu kadar iyi niyet ve mücadele boşa gitti. Bu İtalya'ya adeta moral, bir nevi teselli hediyesi verdik. Aslında onlardan çok bizim işimize daha çok yarardı.

Ghezzal öyle istedi!

Beşiktaş'ta Rosier'in sahada olması ve iyi bir performansla oyunda yer alması en çok Ghezzal'ın performansına yansıyor. Zorlu Sivas deplasmanında siyahbeyazlı takım ilk yarı sağ kanadı ile üstünlük kurarken Ghezzal maçın yıldızlığına soyundu. Rosier'in sağladığı konforu iyi değerlendiren Ghezzal, rakibin kademesini bozan hamlelerle ilk golün net hazırlayıcısıydı. Estetik dolu çalımları ve rahatlığı yükselen seviyesinin ilk izleriydi. Yatabare'nin boy avantajıyla, Montero'nun üzerinden kafayla attığı beraberlik golü maçın seyrini değiştirirdi. Bu kritik zaman diliminde Umut Meraş'ın muhteşem ortasında Ghezzal bu sefer kafayı çalıştırdı. Hem attığı golle hem de 80'de direkten auta çıkan şutuyla "Takımın oyundaki lideri benim" dedi.
Önder Karaveli'nin Necip-Josef ve 68'de fiziksel olarak yorulduğu görülen Alex'in yerine Güven değişikliği yerindeydi. Güven, oyuna girdikten sonra sahada çok koşan Kenan, Atiba ve Batshuayi'nin yükünü aldı ve oyuna derinlik kattı. Rıza Çalımbay'ın Pedro Henrique yerine Kayode hamlesi maçın daha da tempo kazanmasını ve güzelleşmesini beraberinde getirdi. Sarper Barış Saka ve VAR, Beşiktaş lehine verilen doğru penaltı kararının etkisinde mi kalmış olacak bilinmez Sivas lehine öyle bir penaltı çaldı ki elle temasta standartları iyice tarumar etti! Topa yön değiştirmeyen lehte ve aleyhte bir avantaj sağlamayan sürtmeden dolayı pozisyon penaltı olduysa bundan sonra hakemlerin ve VAR'ın işi hakikaten daha zor olacak.

Hakem kararıyla!

Daha maçın başında Fırat Aydınus'tan ne kural kitabına ne de vicdanlara sığacak bir penaltı kararı geldi. Kuralları az çok bilen herhangi bir futbolsever, Larin'in 'görmediği, hamle yapmadığı, kısa mesafede eline düşen-çarpan topta' penaltı kararına 'skandal karar' der.
Sadece penaltı kararı değil Necip'in dizinden aldığı darbe ile sakatlanıp oyundan çıkmasına neden olan Mesut'un kontrolsüz darbesine, kırmızıyı geçtim sarı bile göstermeyen Fırat hoca, yine ilk yarıda Szalai'nin dize diz darbesiyle Ghezzal'ın yerde kalmasını da göremedi. Aydınus bu hatalarıyla, Pereira'nın G.Saray galibiyetinin mimarlarından İrfan Can, Sosa ve Mert Hakan'sız oyuna başlamasını test etmeye bile fırsat bırakmayacak şekilde oyuna etki etti.
Önder Karaveli, yıllardır 6 oynayan Pjanic'i Kayseri maçında olduğu gibi yerinde ve dönen Josef'i 8'de yani daha ileride oynatarak en radikal dokunuşunu yaptı. Derbilerde gol atmayı sevse de Josef'in iki golünde de bu kararın katkısı var. Erken yenilen penaltı golü, Necip'in sakatlanması ve Ersin'in topu oyuna sokmadaki hatalarına rağmen ilk yarı 2-2 de bitebilirdi. Karaveli'nin hamleleri Pereira'nın ikinci yarı hamle planını altüst etti. Artarak devam eden oyun kalitesi alkışı hak etti. Başta da 2 haftadır dokunuşları hissedilen Önder Karaveli.
Batshuayi'nin uzatmada direkten dönen topu gol olmadı ama takımından memnun olmayan Fenerbahçe taraftarının tepkisi, maç bitimi istifa seslerine dönüştü.

Beşiktaş’a CAN da yetmedi!

Beşiktaş taraftarı haftalardır Can Bozdoğan'ın 11'de oynamasını istiyordu. Bu ısrarın nedeni genç futbolcunun oyunda kaldığı her dakika, her saniye yüreğini ortaya koyup mücadele etmesiydi. Sergen Yalçın da bu isteği dün Kasımpaşa maçında gerçekleştirdi. Josef'in önünde, Atiba'nın yanında... Can da bu beklentileri ve güveni karşılıksız bırakmadı. Mücadelesi, akıl dolu pasları ve muhteşem golüyle golsüzlük komasına giren takımına CAN verdi. Gol atamama konusunda yine ilginç örnekler sergileyen Batshuayi ve Larin'in yükünü aldı. 80'de seri çalımların ardından vuruşunu kaleci çıkarmasa başka bir hikâye yazılabilirdi. Batshuayi'nin ilk yarıda attığı golün de VAR'dan iptal edilmesi trajikti. Batshuayi ikinci yarıda Ghezzal'ın pasını gole çevirse toplumsal barışı sağlayabilirdi. Ama nafile...
Sergen Yalçın'ın önce Larin'i çıkartıp N'Koudou'yu, sonra Ghezzal'ı çıkarıp Mehmet Topal'ı alması "1-0'ı koruyup kontradan N'Koudou" planına dönüştü.
İstatistikler ve skorlar Beşiktaş'ın iyi kamp yapmadığını, iyi çalışmadığını ve 75'ten sonra takımın güçsüzleştiğini gösteriyordu. Bunun farkına vardığını bu maçta bu kararla gösteren Sergen hocanın taktiği tutmadı.
Kasımpaşa, yönünü değiştirdiği oyunla 'gol geliyor' diye adeta mektup yazdı. Golü kanat atağı ve içeride Welinton başta defansın kademe hatasıyla buldu.
Ne diyelim; geçen sene 90+5'lerde rakibi boğup gol atan Beşiktaş'tan 75'ten sonra çok maç ve puan kaybeden Beşiktaş'a..

Taraftar haklı!

Beşiktaş'ın Şampiyonlar Ligi'nde Ajax'la maçı var ama tribünlerin yarıdan çoğu boş. Bu alışılagelmiş bir görüntü değil. Bunda Ajax'ın lider gelmesinden ziyade Sergen Yalçın ve futbolcularının formsuzluğu ve törpülenen umutların etkisi var. İyi okumak lazım. Bu fotoğraf camianın sessiz tepkisi… Beşiktaş'ın geçen seneki formatına dönmesi, üzerindeki ölü toprağı görüntüsünden sıyrılması için ciddi bir reaksiyona ihtiyacı vardı. Ajax maçı iyi bir fırsattı. Beşiktaş, Josef'in yokluğunda Pjanic- Mehmet Topal ikilisiyle ve 4-2-3-1 sistem değişikliğiyle başladı. N'Koudou solda, Larin önde. hastalıktan dönen Batshuayi kulübedeydi. Sakat Antony, cezalı stoper Alvares'in yanı sıra Ajax'ın golcüsü Haller, sağ bek Timber gibi idealden 4-5 oyuncu değişikliği, Beşiktaş'ın ilk yarı hırsıyla birleşince skor ve oyun üstünlüğü geldi. Özellikle N'Koudou ve Ghezzal çok etkiliydi. Aradığı golü de penaltıyla buldu. Psikolojik olarak rahatlayan Beşiktaş 4-5 net gol pozisyonu da üretti. N'Koudou en iyi maçlarından birini çıkardı. Ancak Larin 3-4 tane net pozisyonu harcadı. Beşiktaş, bir değil 2 tane atsa maçın seyri değişebilirdi. Ne olduysa ikinci yarı oldu. Haller girdi, Tadic ideal yerine sola geçti. Haller, Larin'e "gol nasıl atılırı" gösterir bir performans sergiledi. Emekler, umutlar, 2.8 milyon Euro galibiyet parası ve ülke puanına katkı heba oldu. Hakikaten yazık oldu. Verimli oynamayan Alex Teixiera 59'da çıktı, yerine giren Can ve Batshuayi daha erken girse sonuç değişir miydi bilinmez ama sonuç ağır oldu. Maçın özetini Sergen Yalçın ve takımı tribünlere çağıran taraftar yaptı: "Ayağa kaldır, ayağa kaldır Sergen takımı ayağa kaldır…"

Olmuyorsa gitmeli

Alper Ulusoy ikinci yarıyı başlatmak için henüz yerini almamış. Sahanın ortasında Vida, Ghezzal, Welinton başta 7-8 Beşiktaşlı oyuncu baş başa verip daire oluşturup adeta kriz masası kurmuş, "1-0'ı nasıl lehimize çeviririzi" konuşuyor. Belli ki soyunma odasında yapılan konuşmalar oyuncuları kesmemiş, galibiyet formülü üzerine kafa yormaya devam ediyorlar! Dışarıda suçlu aramadan sorunları samimiyetle, gerçekçi bir yaklaşımla ve baş başa verilecek bir yuvarlak masa etrafında oturup konuşmak lazım! Bu takım güçsüz. Sezon başı iyi çalışmadı, iyi çalışmıyor. Net görülüyor. Milli arada takım bayağı yorulmuş!
Geçen sezon sağlam kondisyonuyla 90+'da rakipler üzerine sağlı sollu bindirmeler yapıp maçlar kazanan Beşiktaş, artık 90+4'te gol yer hale geldi. Maçın özeti bu gol… Bu kriz Sergen hocanın maç sonu açıklamalarıyla daha da netlik kazandı. Hoca bu yenilginin sorumlusu 'Ben değilim' diyor. Ve bütün faturayı futbolculara kesiyor. 'Psikolojim bozuldu' diyor. Soruyorum şimdi bu kötü gidişin sorumluluğunu üstlenmeyen ve psikolojisi bozulmuş bir hoca çözümün nasıl bir parçası olabilir. Bu açıklamalar gerçekçi olabilir. Ama bir o kadar da talihsiz açıklamalar. Bu tabloyu sadece faturayı futbolculara keserek düzeltemezsiniz. İşin içinden çıkamazsınız. Bu yüzden diyorum ki Beşiktaş yönetimi acilen kriz masasını kurmalı, nihai bir çözüm üretmelidir. Sergen Yalçın 'Ben psikolojimizi de sistemi de düzeltirim' diyorsa yola devam edilmelidir. Sorunlara çözüm bulamayacaksa da yollar ayrılmalı.

Hak edilmiş zafer

Beşiktaş ev sahibi olmanın avantajıyla derbiye beklendiği gibi önde basan, bütün hatlarıyla Galasaray'ı kuşatan bir anlayışıyla çıktı. Rakibin oyunu geride kabul eden anlayışını, sert ve dengeli savunmasını aşmakta ilk 30 dakikada zorlansa da zaman zaman defansta gedikler de açtı. Ancak bir kez direğe, iki kez Muslera'ya, 20'de de bir kez de Alex Teixeria'nın kötü vuruşuna takıldı.
Ancak Lokomotiv Moskova maçına benzer taktik uygulayan Fatih Terim aradığı fırsatı 35'te Cicaldau'nun uzaktan golüyle buldu. 39'da 11'in sürpriz isimlerinden Umut Meraş'ın adrese teslim ortası ve Larin'in beraberlik golü başlangıç stratejilerini ikinci yarıya taşıdı. Sporting maçının gollerine nazire yaparcasına kaptan Necip'in aşırdığı top ile gelen Larin'in golü Sergen Yalçın'ın elini güçlendirdi. Risk ve panik ihtimallerini azalttı.
Oyunun temposu bu ara biraz düştü. Fırat Aydınus ve VAR'da Mete Kalkavan bu zaman diliminde Aanholt'un bacak içine yaptığı müdahalede penaltıyı verse G.Saray'ın maça ortak olma şansı zordu. Ancak Aydınus bu dönemde faullerde standart dışı kaymalar yaptı. Gecenin ikinci yıldızı Ersin, Mohamed'in vuruşunda kurtardığı penaltıyla "oyunun hakkı asla beraberlik değil" dedi.
Kalan zaman diliminde her iki hocanın satranç hamlelerini izledik. Sadece Larin, Ersin, Necip ve Umut Meraş değil Beşiktaş atanı ve tutanının üstün performansıyla ve dahi bütün unsurlarıyla hak edilmiş bir galibiyet aldı.