CANLI
SKOR
Fatih Doğan

Fatih Doğan

Havlu mu attı?

Beşiktaş, Başakşehir maçında kasım çıkmadan havlu atmış gibi oynadı. Temposuz ve rakibe baskısız oyun, siyah-beyazlı takımın neredeyse karakteri olmuş. Başakşehir gördüğüm kadarıyla taktik icabı topu genelde rakibine bırakınca yan pas yapmaktan yoruldu. Topa sahip olma istatistiğine bakıp Beşiktaş'ın rakibi zorladığını, yorduğunu düşünen yanılır. Takım şampiyonluğa oynayan bir kimliğin çok ötesinde rutine başlamış gibi sıradandı.
8 gollü İmmobile sakat, 3 asistle Rashica yedek olunca Beşiktaş bütün umutlarını Rafa Silva'nın şapkadan tavşan çıkarmasına bağlamış. Karşılıklı cılız ataklar, sonuç alınamayan karşılıklı uzaktan şutlar da bu görüntüyü bozacak nitelikte değildi. Başakşehir adına Serdar, Beşiktaş adına ikinci yarı giren Rashica biraz oyuna dinamizm katsa da beraberliği bozacak seviyede değildi.
Cumartesi, Yusuf Ziya Öniş Stadı'nda Sarıyer-Batman Petrolspor maçını izledim. 2. Lig'de Sarıyer, Batman'ı farklı yenerken ilk 45 dakika ev sahibinin hırsına ve önde baskısına hayran kaldım. 2. Lig'de gol kralı Kemal Fırtına'yı izlemek ve arkadaşlarının hırsını görmek dün izlediğim Süper Lig mücadelesinden daha kaliteli ve zevkliydi. Şampiyonluk yarışı iddiasındaki Beşiktaş'ın hırstan ve kaliteden yoksun görüntülerini anlamıyorum. Sormak lazım! Beşiktaş ligden vazgeçti, havlu attı da bizim mi haberimiz yok? Yönetim bu kötü gidişe neden sessiz. Son üç lig maçında kaybedilen puanlar ortada. Bu kabullenişlik hayra alamet değil. Bizden söylemesi!

Kartal tehlikeli virajda

Beşiktaş camiasının son 3 yıldaki en önemli takıntısı kasım-aralık aylarında Süper Lig'e havlu atmasıydı. Hazirana kadar yarışta geride kalmanın baskısı camiada ve özellikle tribünlerde içeriye dönük eleştirilerin yoğunlaşmasını beraberinde getiriyordu. Hoca değişiklikleri hatta yükselen istifa seslerinin özünde bu öfkeye evrilmiş duygu vardı. Bunun değişmesi umuduyla camia Hasan Arat'ı başkan seçti, destekledi. Ancak Kasımpaşa maçı bittiğinde tribünlerde o umutsuzluğu yeniden hissettim. Takımı oynatmak için tezahürattan tezahürata dönen tribünler maç sonu boşluğa düştü. "Kasım-aralık ayında yine mi havlu attık-atacağız" şüphesi dün tribünleri sarstı.
Beşiktaş, Malmö maçı ve sonrasında üst üste Süper Lig'de galibiyetler alamazsa umutsuzluk yavaş yavaş tepkiye, sonrasında öfkeye dönüşebilir. Konu sadece van Bronckhorst değil. Hoca'nın Salih, Can Keleş gibi oyunculardan neden faydalanmadığı sorulabilir. Semih'i en iyi olduğu sol yerine neden sağda oynattığı, kulübedeki Rashica'nın sakatlığının niye bu kadar uzadığı uzun uzun tartışabilir.
Ancak futbolcuların hakemin etkisiyle kaybedilen G.Saray maçından sonra bir reaksiyon vermesi beklenirdi. Gerekli hırsın gösterilmemesi endişe verici? Bir mücadele beklenirdi ki sahada hiç ışık göremedik. Beşiktaş'ın öncelikli olarak 2.4 milyon dolar verilerek statta yapılan yeni ışıklandırmaya değil, takımın ışık vermesine, kadronun güçlendirilip, ışıldatılmasına ihtiyaç var.

Beşiktaş oynadı G.Saray kazandı

Beşiktaş'ın zorlu Galatasaray deplasmanında, ateşli tribünler önünde ev sahibinden daha çok topa sahip olduğunu hatta çoğu bölümde daha etkili oynadığını ama buna rağmen maçı kaybettiğini söylemeliyim! Derbiyi deplasmanda oynamak özellikle de 3 önemli oyuncusundan eksik oynamak kolay iş değildir. Siyah-beyazlı oyuncuların maçın başından sonuna kadar mücadelesi "saygıyı" hakedecek kadar başarılıydı.
Beşiktaş N'Dour-Gedson-Joao Mario ile orta sahada topun kontrolünü elinde tuttu. Ndour'un top kayıpları dikkat çekse de genel performansını beğendim. Galatasaray Sanchez'in ilk golünü de Osimhen'in kafasından gelen ikinci golü de yine duran toplarda, özetle yine kafayı çalıştırarak buldu. Akan oyunda, oyunun getirdiği goller değildi.
Soru şu; Beşiktaş'ın başta savunma oyuncuları bu iki ismi nasıl kaçırdılar. Özellikle Osimhen'in boşta kalarak attığı kafa golü de bireysel hatalara yazar.
Stoperde Paulista ve kanatta Rashica sakat olmasaydı ve oynasaydı Beşiktaş skoru kendi lehine çevirebildi. Muçi'nin son dakika gelen golü kalitesi yüksek derbinin heyacanına heyecan kattı ama skor misafire değil evsahibine yaradı.
Hakem Arda Kardeşler'e gelince… Rafa'ya, Sanchez tarafından yapılan faulde kırmızı kart mı, sarı mı tartışılacak pozisyonda faul bile vermedi! Karnına vurmasını da görmedi. Adil bir hakem, Barış'ı da ikinci sarıyla kırmızıdan atabilirdi. Maçın sonucuna tesir etti.

Gio ve Semih’in dönüşü

Futbolda inanç ve istikrar önemlidir. Ancak bu sistem tercihsel inatlaşmayı ve hatta fikirsel dikleşmeyi uzun süre kaldırmaz. Çünkü yaşayan bir organizmaya benzeyen futbolda yüksek aidiyet duygusuyla taraftar, yeri gelir camialar müdahale eder. Beşiktaş'ta iyi işler yapacağına inandığımız Van Bronckhorst, Ajax maçıyla başlayan üst üste yanlış kararlar verdi. Semih'in oynatılmaması, sol açıkta iyi performans vermemesine rağmen Muçi'de ısrar etmesi, Onana'ya önemli bir rol vermesi gibi birçok konuda inatlaşmaya gitti. Milli arada Gio, camianın güvenini yeniden tesis edecek doğru hamleler yaptı. Paulista ve Rashica gibi iki savaşçı ve dinamik iki oyuncusundan yoksun olmasına rağmen Konya karşısında zafere gidecek kaldırım taşlarını doğru döşedi. Semih'i solda başlattı, galibiyetin anahtarı olan penaltıyı kazandırdı. Biraz yedek kalmış olmanın gerginliği üzerinde olmasa skora daha fazla katkı yapabilirdi. Ndour'un, Gedson'a Al-Musrati'den daha fazla destek verdiğini ve oyun konforu sağladığını dün bir kez daha gördük. Uduokhai ile Emirhan'ın uyumu iyiydi. Ancak Emirhan'ın baskı karşısında birkaç kez ayak çalımıyla topu kurtarması dikkat çekti. Gio'yu bilemem ama bize göre riskli hareketler. Hollandalı hocanın 2-3 maçtır Muçi'yi sol açıkta dün de Rashica'nın yokluğunda sağda, bitime doğru solda oynatması yine verimli olmadı. Hem de Joao Mario beklenirken… 'Her forvet arkası kanatta da iyi oynar' diye bir kural yok. Lyon ve G.Saray öncesi çok değerli bir galibiyet.

Kahveler İrfan’dan!

Sonunda söyleyeceğimi yazının başında söyleyeyim. Santrforsuz oynama sevdası centilmen Vincenzo Montella'nın başına bir gün iş açacak! Karadağ'ın gruptaki durumu malum. Jovetic dışındaki oyuncular hadlerini bilerek, yürekleriyle oynayan mütevazi futbolcular. Maç Samsun'da oynanınca rakibin kapanacağı ve bizim de kilidi açmak için ya ortalarla, ya da uzaktan şutlara başvuracağımız muhtemeldi. Beklediğimiz gibi de oldu. Karadağ kapandı, paslaşmalarla duvarı aşamayınca biz de açmak için şutlara, ortalara sığındık. Ancak ne Barış'ın formasyonu ne de onu destekleyen Arda'nın boyu bu tür ortaları indirip servis edecek noktada değildi. Şu yanlış anlaşılmasın. "Teknik direktör 4-6-0'la çıkamaz, ya da uzun santrforsuz oynanamaz" gibi bir tavrımız olmaz olamaz. Ama Portekiz'e, Hırvatistan'a çıktığın dizilişi ve taktiği kapanan Karadağ gibi takımlara karşı yapamazsın. Yaparsan sıkıntı yaşarsın. Dün olduğu gibi. A Milli Takım'da rakibe göre A-B-C planları görmek hakkımız. Bertuğ girdi, arkasındaki arkadaşlarına konfor sağladı. Montella'nın değişiklikleri sonuca tesir etti. Solda çok daha verimli oynayan ve dün sağda başlayan Yunus'un yerine oyuna giren İrfan Can duvarı aştı, golünü attı. Ancak golde Kenan'ın dinamizmini ve direkten dönen şutunun asiste dönüşmesini atlamayalım. İkinci yarı kaptan Hakan'ın daha görev alanından çok, öne çıkarak galibiyete katkı sağladığını da söylemeliyim. Sinyor Montella'dan da Barış'ın santrforda oynamadığı B, hatta maçına göre C-D planları da görmek istiyoruz. İnancımız o ki bu ekip, bu takım daha iyisini yapar.

Yanlıştan döndü

Kayserispor'un içeride Eyüpspor, dışarıda Trabzonspor maçlarında oynadığı yüksek tempolu ve mücadeleci futbolu Ajax'tan ağır yaralı dönen Beşiktaş için ciddi bir uyarı niteliğindeydi. Göztepe maçındaki yenilginin stoper eksikliğinden kaynaklandığı Kadir Has'ta maç başlayınca bir kez daha görüldü. Beşiktaş dinamik, mücadeleci Kayserispor karşısına kimi mecburiyetten kimisi tercihten değişikliklerle çıktı. Emirhan'dan ideal sol bek olmaz ama Rashica üzerinde çalışmak zaman içinde güzel sonuçlar verebilir. Ön liberoda ilk kez izlediğimiz hızlı ve dinamik Ndour&Gedson ikilisi temposuz ve daha ağır Onana&Al- Musrati ikilisine göre daha iyi performans sergiledi. Gio, yeniden forvet arkasında görevlendirdiği Rafa Silva'nım performansından memnun kalmıştır ancak solda başlattığı Muçi'den beklediğini alamadığı için Semih'le değiştirdi. İlk yarı Beşiktaş'ın geçiş yollarını kapatan ve başa baş bir oyun ortaya koyan Burak Yılmaz'ın planları, kaleci Bilal'in özellikle de genç Baran'ın hatası, Gedson'un presi ve fırsatçılığıyla bozuldu. Hakem Atilla Karaoğlan'ın Beşiktaş lehine verdiği penaltı kararının etkisinden mi bilinmez, Attamah'ın Immobile'yi sararak indirmesine devam dedi. Pozisyonun devamında Uduokhai'nin Paulista'yı sakatlayan penaltı kararı VAR'dan döndü. Bence ilk pozisyon da ikinci pozisyon da penaltıydı! Nihai karar VAR'da ilk pozisyon baz alınarak Beşiktaş lehine penaltı ile sonuçlanmalıydı. Immobile sahada yıldızlaşırken, Giovanni van Bronckhorst birçok yanlışından döndü.

Bu skor Van Bronckhorst’a yazar

Beşiktaş UEFA Avrupa Ligi'ne kötü bir başlangıç yaptı. Oyuncu rotasyonunun etrafına kurgulanmış kötü oyun 4-0'lık farkı getirdi. Van Bronckhorst, Ajax karşısına çıkardığı sürpriz 11'le bu sonucun başrol ismiydi. Sadece bizi değil, rakip hoca Farrioli'yi de şaşırtan üç farklı terci yaptı.
Birincisi; Onana'yı 11'e koyup Al Musrati ile orta sahada yeni bir ikili denedi. Geçen sene transferi en çok eleştirilen Onana'da Hollandalı hoca ne gördü de önce kadroda, dün de 11'de başlattı merak ediyorum. Bırakın Onana'yı savunma açısından zafiyet yaşayan ve yedek kalması düşünülmeli dediğimiz Al Musrati'yle orta sahayı kurmak yenilgiye davetiye mektubu gibiydi...
İkincisi; Immobile'yi yedek bırakıp Mustafa'yı 11'de sahada sürdü. GİO "Mustafa'yı oynattığına Immobile ve Semih'ten birini tercih etmediğine göre önde baskı yapıp, kanat beklerini öne çıkarıp farklı bir oyun mu planladı?" diye düşünürken hiç birini görmedik. Topu da oyunu da genç Ajax'a teslim ettik. Kanat bekleri ileri çıkamadığı gibi Masuaku başta neredeyse ataklara geçit verdi.
Üçüncüsü; Onana'yı ön liberoya boyunca Gedson forvet arkasına, Rafa Silva sola kaydı. Rafa'yı merkezden almak performansına pranga vurmak demek. 65'de Rafa Silva'yı oyundan almak durumunda kaldı. Maçlar kazanılır kaybedilir ama kötü oyun ve skorun sorumluluğu ilk önce GİO'ya yazar. İkincisi vasat sol-sağ bek ile ağır ve üretken olamayan iki 6'ya yazar.