CANLI
SKOR
Erman Toroğlu

Erman Toroğlu

Karagümrük kafasını kaldıramadı

Maç başlıyor, Beşiktaş sahaya iyi yayılıyor. Hem enine hem boyuna dikdörtgeni iyi kullanıyor. Her tarafta pres yapıyorlar. Karagümrük kafasını kaldıramıyor. Siyah-beyazlılar topları çok iyi kullanıyorlar. Bu arada gol geliyor, toplar direklerden dönüyor. Yani yarım saatte maç 4-0 olabilir. Devre 2-0 bitiyor. İlk yarının 2 tane adamı var: N'Koudou&Salih. Müthiş işler yapıyorlar. Beşiktaş'ın iyi olmasının sebebi Karagümrük'ün çok kötü olması mı yoksa o müthiş presle rakibe top oynatmaması mı? Bence ikinci şık.
İkinci yarı Beşiktaş istekli ama 4 yapamıyor. 4 yapamayınca da Alanya maçının psikolojisi var ya hani 3-3'lük maç, golü yiyorlar. Golü yiyince de bir gerilme başlıyor.
Dakika 70'ten sonra da Karagümrük "Nasıl olsa maç gitti, ne koparırsam kâr" diyor. Hücuma çıkıyorlar. İşte burada Beşiktaş'ın Karagümrük'ün arka tarafından faydalanması lazım. Ama dedim ya bir gerginlik oluyor, o işi yapamıyorlar. Yalnız siyah-beyazlıların yedek kulübesi de bu işi yapmaya fazla müsait değil.
Maçın sonu yaklaştıkça Beşiktaş gereksiz işler yapmaya başladı. Hâlâ tam saha pres yapıyorlar. Diri kal, Karagümrük'ün arkasına git. Bunu sahanın içinden birinin yapması lazım. Öyle bir adam var mı? Yok. Yani takımın lideri yok. Beşiktaş'ın kaybı bu. Teknik adamın saha içinde elinin kolunun olması lazım. 90 dakika boyunca futbol takımının arabası 100 km gitmez. Bazen 40-50'ye ineceksin, bazen 140'a çıkacaksın.
Hakem fazla zorlanmadan maç yönetti. İki takımda da art niyetli futbolcular yoktu. Futbol oynamaya çalıştılar, o da hakemin işine yaradı.

Bu maçı unut, Devler Ligi’ne bak!

Maç başlıyor, ilk 45 dakika Trabzonspor'un orta sahası yok… Antalyaspor sazı eline alıyor, istediği gibi oynuyor… İki de gol buluyor. İkinci golden sonra Abdullah Avcı 'Bu böyle gitmez' deyip iki değişiklik yapıyor. Değişiklikler semeresini veriyor, devre biterken golü de buluyor. Haliyle bu Antalyaspor'u geriyor. Bu sefer ikinci yarı orta sahaya da hakim maça da hakim… Beraberlik golünü de buluyorlar. Ama orta alanda yaptıkları bir hata, rakibe verilen bir topla golü yiyorlar.
Nwakaeme durarak oynuyordu, defansa yardım etmiyordu tamam… Trezeguet'in bazı özellikleri vardı, açık alanda top kullanıyordu, çalımla rakipleri geçiyordu ama Trezeguet, Trabzon'a geldiğinden beri yok. Durarak oynayan Nwakaeme'yi aratır hale geldi.
Futbol hatalar oyunu tamam da orta sahada göstere göstere rakibine top atarsan ve bu gollük bir topsa rakip bunu affetmez, nitekim öyle oldu. Bu yazıyı yazdığımda dakika 85… Hakemin maça çok fazla bir etkisi olmadı. Şu bir gerçek, Antalya turist şehri bir de sebze-meyve şehri… Çok mühim tarlaları var. Herhalde onlar da dediler ki 'Biz bu sahada hem futbol oynayalım hem de kavun-karpuz yetiştirelim.' Böyle iyi oynayan bir takımın var ama böyle bir zemin size hiç yakışmıyor.
Lig uzun bir maraton… Bu maçların telafisi var ama biz ülke olarak Şampiyonlar Ligi'ne hasretiz. Şampiyonlar Ligi'nde mücadele eden takımlarımız ligde maçlarını kaybetsinler ama orada kazansınlar. Oradan gelecek her şeye maddi manevi ihtiyacımız var. Umarım Trabzonspor bunu çarşamba günü gerçekleştirir. Antalya ile oynadı sırada Galatasaray var hepsi hikâye. Antalya ile hangi takım oynayacaksa bu maç çok iyi olur. Antalyaspor takımı Türkiye Ligi'nin deve dişi takımlarından biri oldu. Yani oynayacağı maçlar insanı heyecanlandırıyor. Onları da tebrik etmek lazım. İnşallah devam ederler.

Jesus iyi yolda

Maç başladı, Fenerbahçe sazı eline aldı, hem çaldı hem oynadı. Kasımpaşa da seyretti. Sarı-lacivertliler için mükemmel bir antrenman oldu. Hem de moral oldu...
F.Bahçe Teknik Direktörü Jesus, oyuncu değişikliklerini geç yaptı. Ben devrede yapacağını zannediyordum. O zaman kafasında şu var demek ki; ben ilk 11'i bir belirleyeyim, onun üzerinde çalışayım. Herkes yerini bilsin, her hafta da oyuncu değiştirmeyeyim. Zaten onu belirlerse Fenerbahçe lig sonuna kadar şampiyonluk mücadelesini sürdürür. Ama her maç değişik 4-5 futbolcu oynarsa iş zor.
Dünkü ve evvelki günkü maçlara baktığımızda şöyle bir olay var: Kasımpaşa da 10 kişi kaldı Beşiktaş'ta... Ama Kasımpaşa, Beşiktaş'a göre daha kişilikli futbol oynadı. Ceza alanı içine girip rakibini beklemedi. Bu, bir büyük takıma yakışmaz. Kasımpaşa kafa kafaya oynamaya kalktı ama arada kalite farkı var. Bu da skora yansıdı.
Emre Mor yavaş yavaş kendini buluyor. Kabiliyetli bir futbolcu, her takıma lazım. Çünkü bu tarz oyuncu tipi az var.
Kasımpaşa'nın bu oyunla ligde işi zor. Mutlak takviye yapacaklardır. Çünkü iyi oyuncularından bazılarını kaybettiler.
Recep Tayyip Erdoğan Stadı'nın zemininden kim sorumluysa tebrik ederim. Halı gibi saha yapmışlar, inşallah kışın bozulmaz. E zaten iyi sahada da iyi futbol oynanıyor. Kasımpaşa'nın atılan oyuncusu çok acemi... O dakikada o faulü yapıp atılmaması gerekir. Çünkü daha uzun bir süre var maçın bitimine. Ama tecrübe pahalı bir şey. Hemen kazanılmıyor.

En az 10 maç beklemek lazım

Şu bir gerçek; uçakların inmesi, binenlerin gelmesi, fazla transfer yapmak hal çaresi değil. Eğer kontrollü ve düzgün yapılırsa çare tabii ki. Bir gerçek de şu; Galatasaray yeni bir takım kurdu, birçok oyuncusu değişti, teknik adamı da yeni... En az 10 maç beklemek lazım.
Dün gece ben bu yazıya başladığımda dakika 81'di. Geri kalan dakikalarda Galatasaray goller atar, galip gelir. Giresunspor bir tane daha atabilir, futbolda hepsi var. Ama bir de görünen şu var; Giresunspor Başkanı'nı hiç tanımam. Basında, televizyonda da görmedim. Teknik adamlarını biliyorum. Ankaragücü'nde futbol oynadı. Bazen paranız çoktur, tam harcırah gibi harcarsınız. Bazen de az para ile düzgün işler yaparsınız. Giresunspor öyle yapıyor. Bu teknik adam 3 senedir burada. İlk başlarda ligde kalmaları başarıydı. Ama şimdi bakıyorsunuz eksik yerlere de futbolcular almışlar. Bayağı bir futbol oynuyorlar. Tek beyinden düşünüyorlar. Neden, çünkü bir ahenk var. Bir planlama var.
Galatasaray'da da olabilir mi? Bir müddet sonra olabilir. Ama şu anda takım değiller. Okan hocaya büyük iş düşüyor. Bu kadar değişik futbolcudan güzel bir yemek yapacak mı bakalım. Abdülkerim, Konya'da iyiydi tamam. Ama büyük takımda oynamak zordur. Bir hata yaparsın, çok şeye mal
olur. Dün gece olduğu gibi. Bir de Abdülkerim rakibe girerken çok kontrolsüz. Üçüncüsü hakemle çok konuşuyor. Dikkat edecek.

Var’da iki hakem olmalı

Federasyon Başkanı doğru mesajlar veriyor… İnşallah uygulaması da doğru olur. Mesajlar tamam da bu mesajların sonunda bunları uygulayacak olan insan kalitesi… Futbolda her kademede bu kadar kaliteli isimler var mı? Kesinlikle yok.
Öncelikle kurulların istifasını istemesi çok doğru bir karardı. Çünkü kurullar, futboldaki güveni kaybetmişlerdi. Kimleri getirir onu bilemeyiz. Hakem konusunda da faydalı şeyler söylemiş. Mesela gözlemci; bir odaya girecek raporunu yazacak.

YAN HAKEMLİK ARTIK BİTTİ
Yapay zekadan da faydalanacakmış. Bunlar doğru şeyler. Sayın Başkan, gözlemcilerle hakemler için 100 üzerinden bir değerlendirme yaparsam kapasiteleri %20-25 civarında. Alayı torpille gelmiş. Bunları temizlemek için yukarıdan başlamayacaksın, aşağıdan başlayacaksın. Futbolda yardımcı hakemlik zaten bitti. O iş elektroniğe girecek. Neye bakıyorlar ofsayt, taç ve auta. Bunlar zaten elektronik sistemde kolay. İş neye kalacak? Hakem ile VAR'a. Burada hakemden daha önemli olan VAR.



Şu düşüncesi de bence doğru, VAR'daki hakem sahaya inmeyecek. Devamlı VAR'da kalacak. Bir önerim var. Tabii bu bizim federasyonda hemen uygulanmaz, IFAB'a gidecek teklif. Kocaeli'de Kocaeli- F.Bahçe maçı idare edecektim. Cumhurbaşkanı Turgut Özal da aniden maça geldi. Karşılaşma saha içindeki güvenlik önlemlerinin alınması için 25 dakika geç başladı. O zamanki Federasyon Başkanı Şenes Erzik olaya el koydu araştırdı, MHK ile konuşarak 4. hakemlerin ulusal liglerde de uygulanması isteğini UEFA'ya bildirdi. UEFA kabul etti. Pilot bölge olarak önce Türkiye'de sonra Avrupa'daki maçlarda uygulandı.
Bakınız, benim teklif edeceğim olay ne? Sahada bir hakem var. VAR'da da eski bir hakem. Bence VAR'da iki tane hakem olmalı. Çok çabuk pozisyonu ikisi tartışmalı. İkisi de aynı karara varırlarsa sonuç belli. İkisi ters düşerlerse orta hakemi VAR'a çağıracaklar. O da nihai kararı verecek. Yani buradaki olay ne? 3 hakem var. 3'te 2 karar verilirse daha sıhhatli olur. Bunu da UEFA'ya ve IFAB'a götürmek çok zor bir iş değil. Teklif edersin kabul ederler ya da etmezler.

300 AKRABA VAR!
Takıldığım bir nokta var. Türkiye'de yıllardır kalitesiz gözlemciler olduğu için bunların seçtiği hakemler de kalitesiz oluyor. Burada torpil ön planda. Zaman zaman da siyaset giriyor işin içine. Gözlemcilere de başka bir gözlemci lazım. Eskiden naklen yayınlar bu kadar detaylı değildi. Gözlemciler öyle not veriyorlar ki şıracının şahidi bozacı. Liglerinde 300'e yakın akraba ve gözlemci var desem inanır mısınız? Girin listelere amcaoğlu, dayıoğlu… Soyadı aynı olmayabilir tonlarca insan var. İyi hakemler yukarı çıkamıyorlar. Çünkü hakemlik müessesesinde güven yok. Haliyle de maçların neticesi güvenli olmuyor. Seçilen başkanın işi zor. İnşallah başarılı olur. Çalıştırdığı en yakınlarına dikkat etmeli. Yüzüne gülerler arkadan vururlar. O isimlerden birileri yanında geziyor.

MHK TOPLANTISI İZLENSİN
Kulüpler Birliği'nin seçeceği biri, MHK toplantılarına girip izleyebilir… Bu doğal bir olay. Buna karşı gelinmemesi gerekir. O girecek arkadaş gidip Kulüpler Birliği'ni bilgilendirmeli ki oradaki kulüp başkanları bilmeden ve öğrenmeden saçma sapan beyanatlar vermemeliler. Bakınız; saklarsanız, gizlerseniz bu işte bir sahtekarlık, var derim. Ne kadar şeffaf olunursa o kadar doğru işler yapılır. Yapabilir miyiz? Yaparız, eğer istersek. Peki hepimiz bunu istiyor muyuz? Bence hayır!

Halı saha maçı!

Dün, daha çok Hatay–Trabzon maçını seyrettim ama G.Antep-Kayseri maçı daha önemliydi. Sonuca göre, düşen takım veya takımlar belli olacaktı. G.Antep 1 puanı alınca, düşenlerin de resmi netleşti. Kayserisporlu oyuncular da aynı Trabzonspor gibi Türkiye Kupası'ndaki maçı düşünüyorlardı. İkisi de salı günü kupa yarı finalinde rövanşa çıkacaklar. Yani ne Trabzon ne de Kayserili oyuncular %100 ile sahadalardı. Bir yerde haklılar da… Belki diğer takımlar mesela Altay, Rize bir ümitle bu maça baktılar ama yani Türkçe'de bir cümle vardır: El, elin eşeğini; ıslık çalarak ararmış! Tam bu hesap oldu. Onun için iki maç da 1-1 berabere bitti.
Hatay-Trabzon maçı tam bir halı sahaydı. Bir taraf topu alıyor, hücuma gidiyor; rakip çok fazla reaksiyon göstermiyor. Sonra topu kapan rakip takım bu kez hücuma gidiyor, bu sefer de diğer taraf baskı yapmıyor. Yani iki maç için de şöyle söylemem lazım: Bir puanı alan da, iki puanı veren de razıydı! Trabzonspor'un yediği golde futbolculara baktığınız zaman pozisyon ofsayt gibi görünüyor ama golü atan oyuncu orta yapılırken, bence topun gerisinde duruyordu. Bu sene geçen hafta şampiyon belli oldu, bu hafta da düşenler. Yani lig bitti.. Bazı takımlar Avrupa'daki Şampiyonlar Ligi hariç diğer kupalar için oynuyorlar ama o kupalar da sezon içinde o takımlar için hiç hayırlı olmuyor.
Seneye eğer baştan bir kopma olmazsa, tuhaf bir lig izleyeceğiz. TFF, Tahkim ve Disiplin Kurullarıyla, MHK ve hakemlerimizle hem çalacağız hem oynayacağız. Öyle görünüyor. 20 sene önceye döndük. 20'nci sıradayız. Türk futbolunun marka değerini yükseltecekti bazı arkadaşlar, bayağı da yükselttiler. O kadar yükselttiler ki altında kaldılar çıtanın! Eskiden bir dans yapılırdı... Bir çıtanın altından geriye doğru bel bükülerek geçilmeye çalışılarak yapılan, adı Limbo! İşte bunu oynamaya çalışanlar, o çıtanın altında kaldılar cümbür cemaat!

Sonuna kadar hak etti

Sevgi güzel bir şey de fazlası insanı boğar. 38 senenin beklentisi, gerginliği dün gece patladı. Trabzon'un seyircisi gerildi, takımı gerildi, teknik direktörü gerildi... Aslında Trabzonspor takımı daha kontrollü oynasa, bu kadar maceraya girmese, rakibini kendi sahasında kabul edip, kontrollü oyun oynasa maç kesinlikle bu hale gelmezdi. Peki bunu da yapacak adam kimdi, teknik direktör Abdullah Avcı. Bir de saçma sapan, rekor kıracağız dediler, dediler; gerildikçe gerildiler kemanın telleri gibi. Bu maç için fazla bir şey söylenmez. Şu söylenir; Antalyaspor, dün akşam Trabzonspor'a göre daha iyi oynadı, daha akıllı oynadı. Maçtan da 1 puanı söke söke aldı diyelim mi, hayır! Bence dün gece galibiyet Antalyaspor'un hakkıydı. Ama düşünün bu seyircinin önünde oynuyorsunuz, kolay mı, değil elbette.
Bu arada seyircinin enerji patlaması maalesef maçın sonunda iyi görüntüler vermedi. Keşke maçın bitiş düdüğünden sonra sahanın içinde kimse olmasaydı, tribünler ve saha dışı, coşkuyu farklı yerlerde kutlasalardı. Ne yazsak boş... Bizim üzüntümüz de böyle, maalesef sevincimiz de böyle. Dün gece kötü bir örnek yaşadık. Bütün dünya da bu görüntüleri seyretti ve seyredecek. Bazen sevgi seli, aynen doğal sel gibi önüne gelen her şeyi yıkar geçer. Dün gece Trabzon'da sevgi patlaması yaşandı. Hadi diyelim ki bir de işin dolu tarafına bakalım... 38 sene sonra da böyle bir sevgi patlamasını Trabzon hak ediyor muydu, hak ediyordu. Biraz fazla kontrolsüz oldu diyelim ve yazıyı bitirelim.
İnşallah biz bu yazıyı yazarken silahlar patlamaz, yaralılar ya da ölüler olmaz. Yani mutluluğa kurşun sıkmazlar!

Felaket ve rezalet

Altay, matematiksel olarak değil ama kimya olarak düştü. Peki G.Saray'a ne diyelim? Biriki maçı tesadüfen de olsa almasaydı bugün düşme hattında olacaktı. Çünkü oynadığı futbol düşme hattını hak ediyor. Alınan Rumenler, diğer oyuncular, verilen paralar ve karşılarında Altay takımı... Maç boyunca G.Saray'ın akını yok. Kerem'in attığı golde de kalecinin hatası var. İkinci yarıyı seyrettim, G.Saray tel tel dökülüyor. Altay top yapıyor, akın yapmaya uğraşıyor, zorluyor kendi çapında. G.Saray bu Altay'a tepki gösteremiyor. Eğer maçı seyretmediyseniz 'Aferin G.Saray'a kazanmış' dersiniz ama ben 90 dakika izledim. Net olarak şunu yazabilirim: 'Oynadığı futbol nereden bakarsanız hem felaket hem de rezalet. Sadece bir gol hepsi o kadar.' Ve bu golü korumak için mücadele ettiler. Bakıyorum yedeklerden Arda giriyor. Gomis derseniz dönerken ilkbahardan sonbahara girip kışa geçiyorsunuz. Kardeşim artık düşme hattında değilsin, Avrupa'da yoksun, genç oynat. Belki onlarla biraz daha taraftarını heyecanlandırırsın. G.Saray'ın hocası bunu hangi kafayla yapıyor anlamak mümkün değil. G.Saray'ın işi seneye de zor. Adaylardan biri divan başkanı Eşref Hamamcıoğlu, hani rahmetli başkan Mustafa Cengiz'e mezarlıkta omuz atan adam. Kendi ekibine yemek veriyor, hesap ödemeye gelince diyor ki 'Sen, sen hesabı ödeyin' ve bu adam G.Saray'a başkan olmak istiyor. Vah G.Saray'ın haline. İzmir'e de yazık oldu. İki takımları vardı, hiç olmazsa biri kalsa iyi olurdu. Gelmesi muhtemel takımlara bakıyorum Ankaragücü'nün seyircisi var ama diğerlerinin taraftarı yok. Eğer böyle giderse Anadolu-İstanbul ligi olacak Süper Lig'in adı. Olmayan kalite de bitecek.