CANLI
SKOR
Erman Toroğlu

Erman Toroğlu

Kendi ipini çekti

Biri şampiyonluğa oynuyor, diğeri düşmeye… Şampiyonluğa oynayan takımın ilk 45 dakikadaki görüntüsü hiç de şampiyonluğa oynayan takım gibi değil. Düşmeye oynayan takımın ilk 45 dakika görüntüsü de tam düşmeye namzet bir takım. Ama şampiyonluğa oynayan takımın, bu kadar kötü futbol oynayan Konyaspor'a gücü yetmedi. Yine de bir iki pozisyon yakaladı sarı-lacivertliler. İkinci yarı Fenerbahçe değişikliklerle başladı tamam da İsmail Kartal devamlı santrfor aldı. Bu sefer de rakip ceza alanı çok kalabalıklaştı. Yine de serseri atılan yan toplardan pozisyonlar buldular. Ama çoğunda Dzeko başarılı olamadı. Bu yan toplarda o kadar çok acemice hareket ettiler ki amatörce oynayan Konyaspor savunmasını geçemediler. Konya kalecisi de çok iyi işler yaptı.
Konya, altın değerinde bir puan aldı. Fenerbahçe de buna yardım etti. Dün gece için şunu söyleyebiliriz. Fenerbahçe intihar etti. Kendi ipini kendi çekti. Hiçbir bahanesi yok. Bakınız Galatasaray ve Fenerbahçe kendi iç sahalarında oynadığı maçlarda hakemlerden yara alamazlar. Ne olursa olsun hakemler takdir haklarını Fenerbahçe ve Galatasaray'ın lehlerine kullanırlar. Deplasman için bir şey diyemem. Lig bu sezon bu hale geldiyse F.Bahçe iç sahada kaybettiği puanlara baksın. Birisi herkesi yenerken diğeri bir yenilgi, 3 beraberlik aldı. Böyle gergin maçta hakem büyük hata yapmadan 90 dakikayı bitirdi.
Kısaca Fenerbahçe'nin oyun planı şu; saldım çayıra, Mevlam kayıra… Ama dün akşam Mevlam kayırmadı Fenerbahçe'yi…

‘Çekil arkadaş top oynayalım’

Galatasaray, Sivas'ın beklemediği şekilde oyuna başladı. Yani nasıl? Çok hızlı başlayıp, topyekün Sivasspor'un üzerine saldırıp sağlı sollu akınlarla oyuna başlamadı. Kendi defansını hafif geriye aldı, Sivas'ın defansını ileriye çıkardı. Sivasspor, defansı ileriye çıkınca geriye dönüşleri zor olan bir takım. Ancak Sivas'ın üzerine gidersen ve o ceza alanının üzerinde ve önünde defans yapmaya kalkarsa hücum eden takımın işi zor oluyor. Çünkü iyi defans yapıyorlar. Nitekim hemen öne geçtiler.
İkinci yarı Sivasspor mecburi ileri doğru çıkacaktı. Bu da Galatasaray'ın ekmeğine yağ sürmek demekti. Bir gol attılar ama anında iki tane yiyiverdiler. Dün gece Galatasaray'ın attığı bütün goller belli ki antrenmanlarda çalışılmış goller. Birbirlerini çok iyi tanıyorlar, aynı beyinden düşünüyorlar. Bu da iyi çalışmışlığın bir eseri. Şimdi Galatasaray'ın önünde bir maç kaldı, Karagümrük ile oynayacakları. O maçı aldıklarında zaten iş bitti demektir. Zaten bitti ama futbolda her türlü sürprizi düşüneceksin. Hakemlik bir maç olmadı. Ancak şu var; hakem iki takımın da oyun kurmasını zaman zaman engelledi. Futbolcuların oyun alanlarına girdi. Bir yerde onlara müdahale etti. Yani neredeyse "Çekil arkadaş top oynayalım" demeleri kaldı.
Sivasspor, Fenerbahçe'den puan aldı ama dünkü Galatasaray o Fenerbahçe değildi.

Bu kara gecede herkesin payı bulunuyor

Türk futbolu için kara bir gece ama bu kara gecede herkesin payı var. Bu olayda kimse masum değil. Maça çıkan da çıkmayan da yüzde 50-50 masum değil. TFF hiç masum değil. Basın derseniz zaten bir felaket. Ben SABAH ve Fotomaç'ta yazıyorum, bir de A Spor'da yorum yapıyorum. Ama dün benim ağzımdan neler yazan ahlaksızlar var… Neden? İnsanları birbirlerine kırdıracaklar. Bunların bazılarına şerefsiz diyorum, fayda etmiyor. Suratına tükürsen yağmur yağacak diyecek. Adam gönderip "Yemek yiyelim" diyorlar, ama değil bunlarla yemek yemek, yan yana yürümek bile caiz değil. Ama bunlar hâlâ Türk basını içinde varlar. Bir TFF Başkanı geldi, bir geldi tam geldi. Bakınız, dün bir maç oynanmadı, bu buz dağının görünen yüzü. Bu iş böyle devam ettiği müddetçe "Allah muhafaza" diyorum, yine söylüyorum Allah muhafaza, bu işten ölü çıkar. Bu işte hiçbir kulüp "Ben masumum, karşı taraf yaptı" diyemez. Federasyon hâlâ 18 Temmuz'dan bahsediyor. Kardeşim genel kurulu maçlar biter bitmez yapın, yeni sezona yeni bir sayfa açılsın. Amaaaa...
Bu kulüpler, bu yeni federasyonu seçerken ince eleyip sık dokusunlar. Ben de genel kurul üyesiyim. Yıllarca oralardaki rezilliklere şahidim. Orada pazarlıklar yapıp, elleri kaldırıp, sonra aksini konuşmasınlar. Ya orada konuşsunlar, seçsinler ya da ebediyen sussunlar. Özellikle büyük kulüplerden TFF'de isim olmamalı. Yeter artık, büyük kulüpsünüz ama o kadar. Adınız Musa değil. Mart çıktıktan sonra zaten rezillikleriniz etrafa saçıldı. Hakemler derseniz bilmeyen yok. İşte Adana Demirspor Başkanı neler söylüyor... Söylediklerinin hepsi doğru, eksikleri var fazlası yok. Cevap verenler var mı? O da yok. Orta oyunu devam ediyor. Nereye kadar merak ediyorum.

İki ihtiyar da çok iyi iş çıkardı

Türk futbolunda öyle şeyler oluyor ki, sahanın içinde kalmamız gerekirken sahanın dışından konuşuyor ve yazıyoruz… Tabii bu bizim elimizde değil. Çünkü futbolun sahibi yok. Futbolun sahibi kim? TFF… Ara ki bulasın. Haliyle bu rezalet ortamdan futbolcular da etkileniyorlar. Etkilenmiyorum deseler de kimseyi inandıramazlar. Kimi başkanını koruyor, biri yönetimini koruyor, biri başka bir şeyden bahsediyor… Bu sezon can güvenliğine bir şey olmadan bitse de kurtulsak. Bu sezon gökten zembille inmedi bu olaylar, bunların olacağı geçen yıldan belliydi. Fenerbahçe, iyi başladı Adana Demirspor maçına. Golü de buldu, pozisyonları da… Sonra sahneye kalecisi çıktı. Hata yapmadı, futbol ukalalığı yaptı. Bu çocuk bir türlü akıllanmıyor. Aynı hatayı Göztepe'de de yapıyordu. Bir gol yersen iki gol atmak mecburiyetindesin. Kalecin iyiyse şampiyon oluyorsun, bu dünyanın her yerinde böyle. İyi bir kaleci, bir lig sezonu boyunca en az 5 tane maçı kazandırıyorsa o zaman ipi göğüsleme şansın var. Yoksa olamazsın. F.Bahçe'nin dünkü maçında sahaya damga vuran iki ihtiyar vardı. Biri Dzeko, diğeri Tadic… İkisi de iyi işler yaptılar. Tadic attığı golle, yaptıklarını taçlandırdı. Türkiye'de bu tip oyuncular iş yapıyor. Şampiyonluğa oynuyorsan, bu iş şaka götürmez. En ufak hatada ah-vah olursun, bakın Fenerbahçe'nin kaçırdığı şampiyonluklara. Hep düşen takımlara verdikleri puanlarla kaçırdılar şampiyonlukları. Kadıköy'ün zemini iyi gözüküyor, yakın çekimde de öyle. Yalnız sarılacivertlilerde bu kadar sakatlık kafa karıştırıyor. Bunun için çeşitli etkenler olabilir; antrenman yaptıkları zeminler ve idman şekilleri. Bu kadar sakatlık normal değil.

Arda Kardeşler tutarsızdı

İsmail Kartal bir kadro çıkarmış, herhalde Cengiz Ünder manevi evladı ki onu 11'den kesmiyor. Kesinlikle İrfan Can Kahveci'nin oynaması lazım. İlk yarı, Rizespor istediği gibi oynadı. Pozisyonlara girdi, golünü attı. F.Bahçe'de tepki yok… Öylesine oynuyorlar. Bu karşılaşma tam bir köşebaşı maçı. İsmail Kartal bunu hissetti ki ve baktı yolun sonu görünüyor üç değişiklik birden yaptı. Giren 3 oyuncu da oyunu dinamitledi. O hava, o tempo, meyvesini vermeye başladı. Çünkü sahada yeni girenlerin ateşi ile birlikte F.Bahçe futbol kavgası yapmaya başladı. Kavgayı yapınca, kalite olarak rakipten iyi olunca sonuca gitti. Saha çok ağır… Bazı yerler çamur, bazı yerler sulu çim. Bazı yerlerde otobanda gidiyorsunuz, bazı yerlerde tek şeride düşüyorsunuz, bazı noktalar ise keçi yolu… Hep ona göre oynayacaksınız. Yani çok zor bir ortam ve maç. Hakemler için de bu maçlar zordur. İkili mücadeleleri kestiremeyebilirsiniz. Bir futbolcu diğerini tutar da yere indirirse bunun mazereti ve aması olamaz. Arda Kardeşler dün akşam tutarsız kararlar verdi. Mert Hakan, yedek kulübesinde sarı kart görüyordu ama oyuna girdikten sonra F.Bahçe'yi ateşleyen isimlerin başında geldi. Tam diyorduk ki "Aferin Mert bir şeye karışmayınca ne güzel oluyor" ama yutkunduk çünkü sarı kartı gördü. Geçen hafta içeride kaybedilen iki puandan sonra sarı-lacivertlilere ilaç gibi geldi. Şampiyonluğa oynayan takımın havası, ikinci devredeki F.Bahçe gibi olmalı. O zaman başarı gelir.

Bu penaltıyı ancak ‘bitik’ler yapar

G.Saray iyi mi, değil... Peki Kayserispor iyi mi, o da değil... İki takım da mücadele ediyorlar, pozisyonlara da giriliyor ama öylesine.. Maçta kalite yok. Biz Galatasaray'ın o iyi oyunlarına alıştığımız için, bu oyunları bize oldukça yavan geliyor. Şimdi diyebilirsiniz ki; işte Galatasaray gol pozisyonlarına girdi. Evet, girdiler; girdiler de öyle bir hazırlanış, verkaç, göze hoş gelen şeyler yok. Çoğu bireysel yetenekten... Sonunda olmuyor ve Okan da deve dişi gibi isimleri dışarıya alıp, gençleri oyuna sokuyor. Şu bir gerçek; G.Saray da F.Bahçe de gerilmiş durumda. Ama F.Bahçe'deki kaliteli oyuncuların adedi sahada daha fazla. Onun için de rakiplerine karşı çok daha tehlikeli oluyorlar. Bu maçları idare etmek hakemler için bayağı zor. Çünkü herkes sarı kartlara bakıyor, her şeye bakıyor. Hakemin sarı kartını kolay kullanmaması da dikkat çekti. Bu aslında iyi bir şey. İstanbul'a gelen Anadolu takımları için söylüyorum, buraya geldiğinizde rakip fileleri en az 2 kez havalandırmanız gerekiyor. Yoksa atacağınız bir golle buradan zor çıkarsınız. Galatasaray seyircisi bence galip geldikleri için mutlu ama oyundan memnun değiller. Hasan Ali Kaldırım'ın yaptığı penaltı pozisyonuna gelirsek, hiç gereksiz yerde rakibinin sol göğsünden, formadan çekiyor. Kayserispor kalesi için sıfır tehlike olan bir pozisyon. Hasan Ali Kaldırım için demek ki yolun sonu gelmiş. Öyle bir penaltıyı ancak bitik futbolcular yapar. Sarı-kırmızılılara bu oyunla şampiyonluk zor görünüyor. Acilen kendilerini toparlamaları gerekir. Muslera olmasa ne olurlar, Allah bilir.

Geriye düşen takım karışır

F.Bahçe için öyle bir maç ki böyle 3 puanlık filan değil! Geçen maç, G.Saray'ın puan kaybetmesi, bu karşılaşmayı çok farklı bir havaya soktu. G.Antep çok akıllı oynadı. Yarı sahayı ve kendi kalesini iyi korudular, sarı-lacivertlilere geniş alan bırakmadılar. F.Bahçe de bu alana gitti gitti, duvara vurur gibi geri geldi. İrfan Can girene kadar da oyunu çok kenara alamadılar. Bu tip maçlarda iyi verkaç yapmak, şut atmak, topu kenara almak lazım. Veya ceza alanı dışı ve içinde rakip eksilteceksin ki penaltı kazanacaksın. İsmail'in değişiklikleri de neticesini vermeye başladı. Penaltıyı da kazandılar ama kaçan yine bir penaltı vardı… Zaman zaman şunu düşündüm, tamam G.Antep iyi defans yaptı da F.Bahçe'nin arkasına bu kadar gitmemeyi düşünmek doğru muydu? İşte bu maçın dönüm noktası bence bu. Çünkü G.Antep 0-0 olduğunda bir gol bulsa, bu sefer F.Bahçeli oyuncuları üzerlerine çekeceklerdi. Golü yedikten sonra bunu düşünmeye başladılar ama iş işten geçmişti. G.Antep'in iki yönlü oynayacak gücü yok. 'Benim adım Hıdır, yapacağım budur' derler, işte böyle. Bu galibiyet F.Bahçe için can suyu oldu. Çünkü lig öyle bir devreye girdi ki F.Bahçe-G.Saray'dan hangisi üst üste 2-3 maç hata yaparsa kendini geride bulur ve içerden karışabilir. Bunu iki taraf da biliyor. Hani Timur ile Beyazıt'ın vardı ya… Birbirlerinin parmaklarını ısırmışlar, birinden biri 'ah' diye bağırınca öteki kazanmış. Şu anda iki takım da böyle.

Semih tepeden tırnağa futbolcu

Beşiktaş takımı fizik olarak daha tam hazır değil. Neden? Tek taraflı iyi şeyler yapıyorlar ama ikili yapamıyorlar. Mesela defansta iyi şeyler yapmaya kalkıyorlar, hücuma gidecekler. Gidiyorlar ama arkadan destek gelmiyor. Çünkü destek sağlasalar aynı güçte geriye dönemeyecekleri için gitmeyi düşünmüyor futbolcular. Yeni teknik adam Fernando Santos'un bayağı bir işi var.
Bir oyuncu seyrediyorum Semih diye. Adam tepeden tırnağa futbolcu. Fiziği de iyi. Şu ana kadar neden fazla şans bulamamış inanamıyorum. Bu çocuğun neden oynatılmadığını sorduğum zaman da Beşiktaş'ın neden çok teknik direktör değiştirdiğini daha iyi anlıyorum. Peki teknik direktörler bu tarz oyuncuları fark edemiyor, hakemler fark ediyor mu? Hayır. Bu çocuk karşısındaki oyuncuyu 3 sefer eze eze geziyor. Karşısında faul yapan oyuncuya kart gösteremiyor. Neden? Çünkü futbol bilgisi yok. Oynayana değil oynatmayana prim veriyor hakem. Son dakikalara doğru 2-0'dan sonra Gedson Fernandes'e yapılan hareket net penaltı. Hadi hakem göremedi VAR'dakine ne demeli? Sanki biraz Beşiktaş rüzgarını arkasına alırsa yönetim dahil iyi şeyler yapacakmış gibi gözüküyorlar. 1.5 yıl vakitleri var. Siyah-beyazlılar ya kabuk değiştirecekler ya eski kâbuslu günlerine dönecekler. Düşünün bir futbolcudan bayağı bir parayı FIFA çatır çatır topçuya verdirdi. Dün önceki yönetimin bıraktığı ikinci leş Boyd'dan da kötü haber geldi. Usulsüz üyelerin de belgeleri noter kanalına girmiş durumda. Demek ki yeni yönetimin işi bayağı zor.

Fark düdüğün adaletsizliğinden!

G.Saray'da eksikler bariz belli oluyor, F.Bahçe'de fazla hissetmiyorsunuz. Nitekim dün sarı-lacivertliler, çok rahat işi bitirdiler. Çünkü neticeye tesir edecek etkili oyuncuları vardı. Bir de sahneye Cengiz Ünder çıkınca maç ilk yarıda bitti. Cengiz düne kadar bekleneni verememişti. Sebebini o daha iyi biliyordur herhalde. Nitekim bazı önlemleri almış ki, dünkü Cengiz Ünder'i seyrettik. Bu maçta hakemlik de fazla bir şey olmadı zaten.
G.Saray çok zorlandı. Sarı-kırmızılılar, Konyaspor'un istediği gibi oynadı. Özellikle ilk yarıda göbekten Konyaspor ceza alanına dalmaya kalktılar. Olmadı, oyunu kenarlara götüremediler. Galatasaray'ın omurgasındaki dört oyuncu sakattı. Konyaspor zaman zaman iyi ataklar yaptı, iyi pozisyonlar da yakaladılar ama atamadılar. İstanbul'da bunları kaçırırsan mağlup olursun. Çünkü yalnız rakiplerinle oynamıyorsun bu şehirde, bir de hakem gerçeği var. Baktı ki G.Saray zorlanıyor, Ali Şansalan dedi ki; "Bir omuz vereyim." Konyaspor'un lehine bir faul çalmadı, o top döndü Galatasaray lehine bir faul çaldı. O top sonrasında gol oldu. Ondan sonra herhalde utanmış olacak ki Konyaspor lehine iki üç tane saçmasapan faul çaldı. Bu çaldıkları tabii ki suçluluk duygusuydu. Zaten G.Saray'ın gol atması için ya duran toplarda Abdülkerim'in ceza sahasına girmesi gerekirdi veya karambolde atacaklardı. Nitekim öyle de oldu. Maçın skoru farklıydı ama bu skor düdüğün adaletsizliğinden geldi. Konya'nın formasıyla kalecisinin formaları hemen hemen aynı renkteyken, hakem bu renge nasıl izin verdi? Zaten bunu bile göremeyen bir hakem, maçı nasıl idare etti artık siz düşünün!

Forması bile etkili olamıyor!

En üst ligimizin adı Trendyol Süper Lig... Öyle bir maç seyrettim ki al birini vur diğerine… Alanyaspor bu sene maalesef eski yıllarındaki gibi değil. Beşiktaş desen giden başkan "Kötü transferler yapmadık, teknik direktörümüzün her şeyden haberi var. İyi oyuncular aldık. Galatasaray ve Fenerbahçe'yi göreceğim. Yüzde 99 şampiyon biziz" dedi. Sonra gitti... O zamanki teknik direktör, yani başkanın 'Ağabeyim' dediği kişi "Bu transferlerden hiç haberim yok. Basından öğreniyorum" sözlerini kullandı. Sonra kardeşi, yani başkan onu tekzip etti. Ve Beşiktaş o günlerden bu günlere geldi. Yeni bir devir başladı siyah-beyazlılarda. İnşallah toparlanırlar…
Alanyaspor da eski Alanya değil dedik. Çok kötü bir maç oldu dedik. Beşiktaş o hale geldi ki en iyi adamı kalecisi Mert Günok'tu… Artık o bile dayanamadı. Aslında uzun zamandır dikkat ediyorum Beşiktaş bir formayla oynuyor. Kusura bakmasınlar ama bu forma Beşiktaş'a hiç yakışmıyor. Siyah mı, gri mi belli değil. Beşiktaş'ın, sahaya çıkarken forması bile rakipte etkili olamıyor. Yeni gelen yönetime daha çok iş düşecek…
Konuk takım haddini bilerek oynadı. Beşiktaş'ın üstüne çok fazla gitmedi, kontrataktan gol yaparsam yaparım dedi. Düşündüğü gibi de Fatih hoca işi tutturdu. Skor 3-1 olduktan sonra Beşiktaş'ın bu tabloya ve Alanyaspor'a tepki gösterecek hali yoktu. Karşılaşma bazen o hale geldi ki iki takımın son adamları arasındaki mesafe 75-80 metreye kadar çıktı. Siz o zaman maçın kalitesini düşünün…