Olmak ya da olmamak
Domenico Tedesco'nun durumu, Shakespeare'in ünlü "Hamlet" oyununda hayatın anlamını sorguladığı, o bildik "olmak ya da olmamak işte bütün mesele bu" tiradını andırıyor. Tedesco oyunda anlatıldığı gibi, içinde bulunduğu zorluklara direnebilecek mi; yoksa pes mi edecek? Bence İtalyan Hoca için kader haftası geldi çattı. Aslında bu kritik virajdan birkaç kez geçmiş, hatta bir defa Başkan'ın malum "ültimatomu" ile kurtarmıştı.
Ama bu kez durum farklı. Bu sezon kendi sahasında üç kez uzatmalarda gol yiyerek puan kaybeden, ligin son sırasına demir atmış bir takıma yenilen Tedesco için deniz bitti. Galatasaray'ın üst üste yaptığı ikramları Kadıköy'de bir kez daha kullanamamışken farklı bir durum düşünülemezdi zaten. Tedesco sezon boyunca elbette doğru işler de yaptı. Ne var ki burada sık sık yazdığım gibi takımı maçlara hazırlayışı, oyuncu seçimleri ve hamleler konusunda çok sayıda tartışmalı icraata da imza attı. Arkadaş, "Ederson 18'e kadar çıkıp topu alamayacak kadar basiretsiz ise Tedesco ne yapsın?" diyenler olabilir.
Ederson'un yaptığı bence kendi adına "son"un başlangıcı. Tedesco'ya gelirsek… Ligde kader maçına çıkan, şampiyonluk için bütün maçlarını kazanması yetecek olan takım, koca bir saati al gülüm, ver gülüm geçirir mi? Tedesco oyunda çözüm üretememekten bağımsız olarak, oyuncularına bu mücadele duygusu, kazanma hırsı ve yüksek motivasyon duygusunu veremediği için suçlu bence. Hoca'nın önünde şimdi iki kader sınavı var.
Kupa'da devam etmek hem moral hem de hedef olarak önemli. O moralle derbiyi kazanırsa gelecek yılın biletini kapmak için ciddi bir şansı olur. Kupa'daki olumsuz bir sonuç, derbiyi son şans yapar. Ama o moralle takım nasıl toparlanır bilemem.
Yine de derbi galibiyeti sezon sonuna kadar nefes almasını sağlar. İkisini de geçemezse Fenerbahçe macerası sona erer. Bakalım Tedesco bu ağır yükün altından kalkabilecek mi?
