Tedesco’yu anlamak
03 Mart 2026

ENDER BİLGİN

Tedesco'yu anlamak

Domenico Tedesco'yu anlamak, Spinoza'yı anlamaktan zor.
Geçmişte D. Zagreb, Göztepe ve Kasımpaşa maçları gibi örnekler varken, Tedesco bir kez daha ilk on bir seçimi, oyuncu değişiklikleri ve değişiklik zamanlamaları konusunda ciddi hatalar yaptı.
Nottingham maçının şartları başkaydı.
O karşılaşma ile Antalya maçını aynı kefeye koyup, Guendouzi'yi stopere hapsetmek gerçek bir mucitlik.
Solda Levent tercihi eleştirilir.
Yiğit Efe pozisyon bilgisi eksik, ikinci hamlesi olmayan bir stoper.
Tandemde Osterwolde ile Mert'i eşleştirmeyi akıl edememesini de anlamak güç.
Kante fizik olarak zorlanıyor.
İki maç üst üste onu oynatmak yerine İngiltere'de cezalı olduğu için oynamayan dinlenmiş Fred'i niye düşünmezsiniz?
Fenerbahçe'nin üç pozisyon bulmasına rağmen "boşa harcadığı" ilk yarının ardından, ikinci yarıya aynı kadroyla başlaması da kabul edilemez.
Demek ki 1-0 geride olmaktan memnundu Tedesco! Peki gole ihtiyacınız varken Kerem'in çıkıp, Nene'nin girmesine ne demeli?
Bunu bana hiçbir futbol aklı izah edemez.
Nene son anlarda üç metreden topu direğe nişanladığı için söylemiyorum bunu.
Gole ihtiyacınız varken ve "el mecbur" Cheriff'e kalmışken, Kerem oyundan çı-ka-maz. Bu nedenle söylüyorum. Unutmadan.
Brown ile Musaba'yı 87'de oyuna almak da tam bir komediydi.
Özetle, neresinden bakarsanız bakın bir yanlışlar yumağı.
Tedesco hasta olduğu için kenarda görev yapan Zeki Murat Göle'nin maç sonu açıklamasına girmiyorum bile. Özrü, kabahatinden büyük bir açıklama oldu.
Fenerbahçe'nin kenardan bu kadar acemice yönetildiğinin ilk ağızdan itiraf edilmesi de her şeyin üzerine tüy dikti.
Bu kadar yanlıştan doğru çıkar mı?
Zor. Ama öyle bir sezon yaşıyoruz ki, hala imkânsız değil.

YÖNETME PROBLEMİ

Sadettin Saran yönetiminin "yönetme" problemi olduğunu düşünmeye başladım. Mesela Tedesco ve Devin Özek'in iyi yönetildiğini, doğru yönlendirilip, uyarılar yapıldığını düşünmüyorum.
Krizlerin iyi yönetilmediği de aşikâr.
Sahada kalmak ve açıklama girdabına girmemek son derece doğruydu.
Ama iki haftada iki penaltınız es geçilmişken sus, pus oturmak doğru yönetim şekli değildir.
Ortalığı karıştırın diyen yok.
O işlerden gına geldi. Ama gidersiniz TFF'ye, Federasyon başkanı ile MHK başkanını alırsınız karşınıza, anlatırsınız derdinizi.
Hem pozisyonlar hem de hakem ve VAR atamaları çoktan konuşulmalıydı.
Harcama dengeleri, borçlanma ve mali sürdürülebilirlik konularına girmeyeceğim. Orada da sıkıntılar olduğunu duyuyoruz.
Ama ekonomist değilim.
Yanlış bir yorum yapmak istemem.
Ben en büyük yönetim hatasının yapıldığı noktaya, yani devre arası transferine vurgu yapmak istiyorum.
Guendouzi alınmışken 42 milyonu 35 yaşındaki Kante'ye bağlamak, stoper takviyesi yapmamak ama en önemlisi Lookman'da takılıp, Nesyri ve Duran ayrılmışken birinci santraforun olmadan sezonun ikinci yarısına başlamak tam bir acemiliktir.
Kimse Cheriff var demesin!
Profesyonel maç sayısı yirmiyi bulmamış, "ham" bir oyuncuya 4+18 milyon vermek ara transfer döneminin işi değildir.
Cheriff gün gelir iyi forvet olabilir.
Ama devre arasının kurtarıcısı olur mu?
Daha önce de bu köşede yazdığımı anımsıyorum.
Sevdiğim bir söz var.
"Kaptanı usta olmayan gemiye, her rüzgâr kötüdür".
Saadettin Saran yönetimi ya ustalığını gösterecek ya da acemiliğin bedelini avucuna kadar gelen şampiyonluğu ikram ederek ödeyecek.

G.SARAY'IN GÜCÜ

Galatasaray'ın son dönemde başarıyı getiren gücü, saha içinde oyun ve kadro istikrarında, saha dışında ise "aklında", yani yöneticilerinin ve camianın analitik düşünme, doğru muhakeme etme, kriz yönetme ve müdahale etme becerilerinde yatıyor.
Elbette başka birçok parametre sayılabilir ama bunlar temel unsurlardır.
Sarı-Kırmızılı takım geçmiş senelere göre daha fazla puan kaybı yaşasa da devre arası transfer sürecini gayet başarılı geçirdi. Kadro derinliği sağlandı. Bütün kulvarlarda iddialı şekilde yola devam ediliyor. Dördüncü şampiyonluk hala çantada keklik değil ama bu yolda büyük bir avantaj elde edilmiş durumda.
Bu, öncelikle Dursun Özbek yönetiminin ve elbette onların sağladığı "konforu" liyakatle değerlendiren Okan Buruk'un başarısıdır.
Sezon sonunda ne olacağından bağımsız olarak söylüyorum. Galatasaray'ın stratejisi ve koyduğu "akıl" son derece doğrudur.
Bu yol bir kez daha şampiyonluklara ulaşırsa şaşıran çıkar mı?
Bu sorunun cevabı saha içi ve dışında yakalanan istikrarın sonucudur.

BİZE ULAŞIN