CANLI
SKOR
Bülent Timurlenk

Bülent Timurlenk

Şölen zamanı

Çeyrek asır sonra Dünya Kupası'na gidiyorsak tebriği sona bırakmamak lazım. Milli takım tarihimizin galibiyet yüzdesi en yüksek hocası olan Vincenzo Montella ve ekibini, eleme grubunda, playoff maçlarında milli forma için ter döken tüm futbolculara tebrikler… Romanya maçının 11'inden Barış'ı kesip Orkun'u orta sahaya ekleyen Vincenzo Montella da sağ kanada koyduğu Arda'nın çizgide oynamayacağını biliyordu elbette. O içeriye girdiğinde ya Zeki'yi öne çıkardı ya da İsmail'i sağa attı ama Kosova'nın 5-3-2'si karşısında oyun orta sahada sıkışınca, kaleye yüzü dönük top alamayan Arda ile hat da kıramayınca devreyi isabetli şut atamadan tamamladık. Uğurcan'ın ilk yarıdaki müthiş plonjonu maçın kader anıdır. Boy ortalaması bizden 6 cm uzun olan Kosova karşısında hücumdaki oyuncularımızın kısalığı top yerden oynamamızı gerektirirken golü de öyle bulduk. Kenan ilk yarıda da kanadından zorluyordu, Orkun iyi sızdı ceza sahasına vurdu, Kerem tamamladı. İki stoperimizin ve İsmail'in iyi oyununa ihtiyacımız olduğunun altını çizmiştim bu sayfada önceki gün. Abdülkerim ve Ozan, Vedat'a rahat top aldırmadılar. Kazanılan 50 ikili mücadele, 12 top kapmanın yanında önemli istatistik boy dezavantajını rağmen kazanılan 15 hava topudur. 32 uzaklaştırmayla da hücumda 3 adamın ayağına bakan Kosova'ya sadece 2 isabetli şut attırdık. Dünya Kupası bir futbol şöleni. İlkokul yıllarında o turnuvada Milli Takımı izleyenler şimdi anne-baba oldu… Çocuklarına anlattıkları heyecanı şimdi birlikte yaşamak gibisi mi var!

Şut çektirmedik

Montella'nın aday kadro ve ilk 11 tercihlerine uzun zamandır katılmıyorum ama sonuçta A Milli Takım'ın teknik direktörü bizi Dünya Kupası'na götürsün biz de sonuna kadar haksız olalım. Ülkenin en formda orta saha oyuncusunu kaptanı olduğu takımın stadyumunda yedek soyundurmak, Samet'ten çok daha iyi stoperler varken havuzda, yıllardır ondan vazgeçmemek bir de elbette en uçta oynayacak fizikli bir santrforu bunca zamandır bulamayıp, ancak geçiş hücumlarında etkili olabilecek Kerem'den 9 işi beklemek... Lucescu, Fatih Terim ve Şenol Güneş gibi efsaneler milli takım forması giyerken de Romanya'nın teknik direktörüydü. Kurt hoca, elindeki malzemenin farkındaydı ve geçiş arayacaktı. Öncelikle buna fırsat vermedik. Hücumda orta yapılacak santrfor olmadığında hep ikili oyunlara başvurup merkeze kısa paslarla çıktık ki o toplara şut atacak Orkun Kökçü işte bu sahanın sahibi takımın kaptanı, kulübedeydi. Barış ağır markajdan kaçamazken ilk yarının matkap adamı Kenan Yılldız'dı ama tabela değişmedi. Arda bu, şapkadan tavşan çıkarmak daha kolaydır Ferdi'ye yaptığı asistin yanında. Müthiş bir derin topu kepçeledi ve onun kalitesi, kaptan Hakan Çalhanoğlu'nun tecrübe ve mücadelesi ve Ferdi'nin bitmek bilmeyen enerjisiyle birleşince, Romanya geriye düştüğü maçta bile kafasını kaldıramadan, -tek tehlikeli şutu karambolde oğul Hagi'nin attığı- ama sonuçta isabetli şut çekemeden döndü Bükreş'e... Salı akşamı dünden daha zorlu olacak. Sonunda kupa değil Dünya Kupası bileti var. O bilet, milyonlarca insanın hasret kaldığı bilet. Alın gelin...

Yaşlı kurdun oyununa dikkat!

Neredeyse çeyrek asır önce bizim için en doğudaki turnuvada tarih yazmışken, bir daha katılamadığımız Dünya Kupası bu kez bizim için en batıda… Ve önümüzde aşılması gereken iki engel var. Play-off denilince iyi hatıralarımız yok ama pozitif bakalım. Yarın taraftarımızın desteğiyle Romanya'yı geçersek, salı günü Slovakya-Kosova maçının galibiyle deplasmanda oynayıp, 2026 yazında Dünya Kupası'nda Türk milletine kendi yokluklarında bir başka ülke takımını destekletmemek için inançlı olan bir teknik kadro ve ekibimiz var. İlk rakibimiz Romanya'da bizim için en büyük tehlike Lucescu… Milli Takım'ı da, stadyumu da ülkeyi de çok iyi tanıyan kurt hoca, 2024'te göreve geldiğinden bu yana 16 maçta 11 galibiyet, 1 beraberlik, 4 mağlubiyet aldı. Takımı 39 gol attı, 17 gol yedi.

SÜPER LİG'DEN 4 FUTBOLCU
Romanya, Avrupa'da birçok milli takım gibi eski jenerasyonlarını arayan ülkelerden. Evet bir Hagi'leri var ama o da Hagi'nin Alanya'da oynayan oğlu İanis. Rakip savunmalar için en tehlikeli adam Dennis Man... Savunmada Draguşin, Premier Lig tecrübesiyle öne çıkıyor. Ianis Hagi'nin yanı sıra Rize'den Mihaila, Gaziantep'ten Sorescu ve Eyüp'ten Dragus kadroda. Romanya takımının birinci kalecisi Radu sakatlandı. Moldovan kadroda yok. Aioani ve Cabuz tecrübesiz. Lucescu bizi tanıyor biz de onu. Tecrübeli hoca, savunmaya ağırlık verip, bitiremediğimiz atakları geçiş hücumlarıyla cezalandırmaya çalışacak. İlk golü yerse Beşiktaş'ın stadından sağ çıkamayacağının farkında. Amacı tabelayı uzun süre 0-0 götürüp, bizi de baskı altına almak.

BİZİM KALEMİZ GÜVENDE
Rumenlerde kaleci krizi varken bizde Uğurcan'ın yüksek form grafiği en büyük güvence… Hakan Çalhanoğlu, Orkun Kökçü, İsmail Yüksek, Arda Güler'li orta sahamız kesinlikle Romanya'dan çok daha iyi ve kaliteli ayrıca daha üst düzey kulüplerde forma giyiyorlar. Galibiyetin şifresinde Kenan Yıldız ve Barış Alper'in isimleri yazılı… Merkez santrfor krizimiz sürüyor. Ama bu iki ismin dribbling yeteneği, Kenan'ın üst düzeydeki bitiriciliği ve Real Madrid'de oyun liderliğine soyunan Arda'nın Dünya Kupası'na gitme hayali bizim en büyük güvencelerimiz. Romanya tarihimizde en çok karşılaştığımız milli takımlardan biri. 26 maçta sadece 5 kez kazanabildik. 7 beraberlik, 14 mağlubiyet aldık. Ancak bu kadro o 14 mağlubiyeti, 7 beraberliği alan kadrolardan çok çok daha iyi. Hayırlısıyla Romanya'yı evine göndeririz. Pazartesi deplasmana gitmek için uçağa bineceğiz.

Hepsinin emeklerine sağlık

Futbol, üzerine saatlerce düşünsen de ilk düdükle beraber bütün doğrularımızı çöpe atabilen bir oyun. Salah'ın Şampiyonlar Ligi finalinde, erken dakikalarda sakatlandığını hatırlayın. Dün bir benzerini Osimhen yaşadı. Ama bir farkla; bandajlı koluyla, acılar içinde. Koşamıyor, pres yapamıyor, ikili mücadeleye girmekten çekiniyordu. Oyundan çıkmamak için direndi, hataydı… Onun bu hali, takımı da mental olarak çökertti. Bir kişi hariç: Uğurcan. Okan Buruk'un ikili mücadele gücü için Sallai'yi tercih etmesi, maçın hikâyesine bakarsanız bir detay olarak kaldı. Galatasaray maçları hariç her Şampiyonlar Ligi maçında tabela yapan Szoboszlai'nin, iyi hazırlanmış korner setinden bulduğu gol… Uğurcan'ın 3 kurtarışı, yetmemiş gibi Salah'ın penaltısını kurtarması. İlk 45'te 8'i isabetli 15 şut ve karşılığında Galatasaray'ın %68'e düşen isabetli pas yüzdesi. Biri değişmeliydi ve elbette, oyun da değişmeliydi. Osimhen kenara geldi ama maç da tur da 46-55 arasında gitti. Hakem Marciniak'ın sakatlanıp maçı yönetememesi, Osimhen'in sakatlığı derken; doğrusu bu oyun ve tabela sonrası ne Buruk ne de oyuncular eleştirilir. Bir de sonda Lang'ın sakatlığı, kâbus gibi bir geceydi. Bu sezon Okan Buruk ve Galatasaray adına, başarılı bir Şampiyonlar Ligi macerası oldu. Atletico Madrid maçı performansı, Juventus galibiyeti ve Premier Lig'in son şampiyonunu iki kez mağlup etmek… Hepsinin emeklerine sağlık!

Osimhen ve onun futbol aşkı

Juventus'u, Liverpool'u devirmek Everest'in zirvesine çıkmak gibi. Zirvede oksijen az, yol zorlu ve bir de elbette her çık-ı şın bir inişi var gerçeği. Okan Buruk, Başakşehir maçının ne kadar zorlu olduğunu minimum rotasyonla takımına işaret ederken Abdülkerim'in yokluğunda bu kez farklı bir tercihe gitti. Sol stoperde rahat etmeyen Davinson yerinde, sağ stoperde ve sol stoperde Singo... Ne yorgunluk ne Liverpool rövanşını düşünmek... Hiçbiri Galatasaray'ın ilk yarıda tabelayı değiştirememesinin sebebi değildi. 1- Yunus orta sahanın üçüncü adamı olarak ortada yoktu. 2- Torreira, Sara ile oynadığında geride karşılayan olduğu atak organizasyonlarında maestro olacak noktalara uzaktı. İki sol beki sakat ve cezalı olan Başakşehir karşısında başta Barış olmak üzere sağ kanadın hücum performansı maçın kilidiydi. Öyle de oldu. Ebosele her iki yarıda gördüğü sarı kartlarla 56'da soyunma odasına giderken onun yaptığı faulden doğan serbest vuruşa arka direkte Singo, Uzakdoğu stili vurduğunda Başakşehir'in uzun farları kesildi ve sağ şeride çektiler takım aracını... Osimhen'in maç seçmeden süren müthiş futbol aşkı ikinci yarıda ilk yarının kayıp adamı Yunus'un sahne almasıyla birleşince Galatasaray rahat bir oyunla farka koştu. Yunus'un iki asisti, Osimhen ve Nhaga'nın golleri... Liverpool maçının temposunun ardından kazanılan 40 ikili mücadele, 6 pas arası, 19 hücum, 31 ceza sahası içinde topla buluşma, Osimhen'in direkten dönen nefis volesi ve 3 gol... Galatasaray işine bakıyor. Herkes işine bakmalı. Bakmayan da aynaya bakıp kendine şaşmalı... "Asla yalnız yürümeyeceksin" diyenlerin evine "Asla yalnız yürümeyen" bir takım gidiyor Salı günü...

Muhteşem zafer

Yıllarca şunu gördük; bizim takımlarımız maça iyi başladıklarında rakip bir kez gelir, golü bulur… Dün çok şükür ki senaryo tersine döndü. Liverpool müthiş bir ön alan presiyle başlarken ilk 10 dakikada pas hatalarıyla kroke olan Galatasaray'ı Lang'ın kazandırdığı korner uyandırdı. Osimhen atmasa da bu kez asist… Ve Lemina'nın kafası. Okan Buruk, muhtemelen Gakpo'yu karşılaması için Singo'ya sağ bekte şans verirken Arne Slot, bu oyuncuyu kulübede oturtup, Ekitike ile gezgin oynayan Wirtz'e şans verdi. İlk yarıda 8 pas arası Galatasaray'ın Liverpool'u ne kadar bozduğunun göstergesi. Ama bir ismi ön plana çıkartacaksak bu kesinlikle Uğurcan… 90 dakikada net 5 gol fırsatına kalesini kapatırken bir kez daha çok büyük kaleci olduğunu gösterdi. Maçın kilidi orta sahayı yitirmemekti. Mac Allister, Gravenberch ve Szoboszlai üçlüsüne karşı hiç düşmediler. Jakobs kanadında Salah'ı yedi bitirdi. Sara, Lang'a vermediği, ardından veremediği iki topla tabelanın 1-0 kalmasında etkili kaldı! Derbinin sonrasında sona yaklaşırken yorgunluk olacaktı… Buruk'un biraz da geç kaldığını söylemek lazım. Ancak yine derbide olduğu gibi sırasıyla orta sahadaki üç adamını oyundan aldı. Ama bu kez girenler diriydiler ve maçın havası başkaydı. İspanyol hakem, VAR'dakilerle birlikte muhteşem maç yönetti. Premier Lig'in son şampiyonunu İstanbul'da kalesinde hiç gol görmeden iki maçta da mağlup etmek çok ama çok büyük iş. İş bitmedi elbette. Galibiyet kadar önemli olan 7 oyuncu sınırdayken sadece Davinson'un cezalı olması. Tebrikler Okan Buruk, tebrikler Galatasaray.

Şifa niyetine...

Tiyatro kadim bir sanattır ve sahnedekiler ne kadar tecrübeli ve usta olurlarsa olsunlar oyun sahneye konmadan onlarca prova ister, replikler disiplinle ezberlenir, ustalar bazen doğaçlama yapar mı yapar. Bir film bu kadar provayı kaldırmaz ama eninde sonunda tiyatro canlıdır, performans sanatıdır. Takım oyunlarında, futbolda olduğu gibi. Rolüne iyi çalışmaz, ne yapacağını bilmezsen o büyük, sana iki katı büyük görünür. Tedesco sürekli rolleri değiştiren, replikleri de yeniden yazan bir teknik adam. Dün üçlü defansla başlayan Fenerbahçe ilk yarıda kalesinde iki gol görürken, ev sahibinin 4 hücumu, iki isabetli şutu, bir golü bir de tartışılan bir forvet hattı vardı. Samsunspor'un ilk yarıda hava toplarında 8/2, ikili mücadelelerde 34/28 önde olduğunun altını çizmek lazım… Samsunspor orta saha ve en önde oyunu 60 dakika iyi kontrol etti. Buna itiraz eden tek adam Guendouzi idi. Tedesco onu 6 numaraya kementle bağlamaktan vazgeçmedi ama Fransız kabına sığmayan oyunuyla takımı öne taşıdı. İsmail değişikliğiyle oyunu rakip sahaya yıkan Fenerbahçe'de Talisca yokken Asensio da en etkisiz 90 dakikasını oynarken, Cherif, Cherif'in olması gerektiği ceza sahası içine 5 orta yaptı, vuran yoktu. Samsunspor, üçlü oynarken Mert, dörtlüye döndüğünde Levent varken Fenerbahçe'nin sağ kanadını maç boyu yıkarken, ev sahibi de beraberliği aynı kanadı delince buldu ve ardından Cherif'in galibiyeti getiren golü… Tedesco denemeye devam ediyor, dün şanslıydı. Ağır rahatsızlığı sonrası şifa bulacağı bir galibiyet...

Okan Buruk ve Sane’ye rağmen…

Bu sezon hiç derbi kazananamış çalışkan öğrenci Okan Buruk ve son 4 sezonda yarıştan erken kopup iki vizeyi de boş geçip finalde bir Galatasaray galibiyetiyle sınıfı geçerim diyen Beşiktaş. Kartal bunu son 3 sezonda iki kez yapmıştı ve üçüncü için de gerisindeki galibiyet serisi iyi referanstı. 22 adamın da kim olacağının tahmini zor değilse muhtemel 11'ler, ideal 11 ise iki adım önde olan G.Saray'dır. Bir, daha kaliteli kadro, iki ise daha uzun zamandır birlikte oynanan bir 11. İlk 10 dakikadan sonra da bunu hissetirdiler rakibe ve tribünlere. 15-30 arası yüzde 60+ dominasyon, 8 pas arasıyla rakibin oyununu kırma ve devreye önde götüren gol... Sane'nin kırmızı kokan pozisyon sonrası kötü oyununu asistle süslediği ilk yarı sonunda yerini Lang'a bırakması gerekiyordu. Buruk, bağıra bağıra gelen kırmızı kartı önleyemedi. Beşiktaş, ikinci yarıya iyi başlamışken 10 kişi kalan takımında merkezde oyunu soğutan Sara da kenara gelince ev sahibi maçı rakip sahaya yıktı. Beşiktaş'ın iki kanadındaki 4 adamın hücumda "derbi seviyesi"ne çıkamadığı maçta Buruk, her değişikle takımını biraz daha kalesine yasladı. Sadece ikinci yarıda 19 uzaklaştırma, Kartal'ın 23 orta denemesi... Sergen Yalçın, kulübeden gelenlerden verim alamazken Galatasaray sezonun ilk derbi galibiyetine koşuyordu. Osimhen elbette ki sadece golüyle değil mücadelesi ve fark yaratan oyunuyla, Uğurcan da nefis iki tokatlaması, altı pas hakimiyeti ve isabetli paslarıyla, Abdülkerim müthiş defansıyla G.Saray'ı zafere taşıdı. Buruk ve Sane'ye rağmen kazanılmış bir derbi oldu.

Büyük kaptan

Rotasyon şarttı ama tercihler taşları yerinden oynattığında Galatasaray ne yapacaktı? Taşlar derken: Davinson hiç rahat etmediği sol stoperde, bütün sezon 8 numarada nefis top dağıtan Torreira 6 numarada ve form grafiği soru işareti olan Leroy Sane, Osimhen'in arkasında... İlk 10 dakika bunun bocalamasıyla geçerken Alanya iyi top yapıyor ve oyunu genişletip ak-ı yordu ev sahibinin kalesine. Barış Alper, 15'ten sonra Osimhen'in yanına geldiğinde Okan Buruk'un takımı, 4-4-2'ye döndü ama oyuncu karakterleri bunu 4-2-4 okuttu sahada. Lang ve Sane ikisi de çizgide kalınca iş Boey'e kaldı. İç kulvarı ilk yarıda nefis kullandı Fransız sağ bek. Bir golü iptal bir de nefis plase... Juventus sonrası zor geçeceği belli maçta ilk 45'te sadece 6 hücumda kalıp, ikili mücadelelerde geride kalan Galatasaray için 1-0 tabela ziyadesiyle iyiydi. Alanya beraberlik golünü bulduğunda oyun Lemina'yı çağırıyordu. Maestro'nun yokluğuna rağmen Makouta, Janvier ile birlikte merkezi iyi kullanıyor ve ligin ilk yarısında kaybetse de G.Saray'a ecel terleri (Uğurcan 8 kurtarış) döktüren Alanya kendi yarı sahasından kolay çıkıyordu. Kaptan Torreira asistin yanına golünü de yazdırdığında Okan Buruk, performansa değil yorgunluğa bağlı değişikliği tercih etti. Sane çıkmalıydı, Barış çıktı. Ardından İlkay girdiğinde de Sara kenara gelebilirdi ama Torreira daha yorgun olandı. Osimhen yine ekmeğini taştan çıkardı. Son 10 dakika bir farkla geçmek bilmezdi Galatasaray için. Yine çaldı, bu kez kendi attı. 120 dakikalık bir savaştan çıkıp iyi bir Alanya'yı 3 golle devirip 3 puanı almak derbi öncesi mühim..

İlk yarı kaçanlar

İyi futbol oynayıp, teknik adamınızın da fark yarattığı zor bir deplasmanda kazanmak, bir sonraki maçın yolunu aydınlatır, öyle değil mi? Fenerbahçe, Trabzon'dan aldığı 3 puandan sonra geçen hafta evinde Nottingham maçına elle tutulur bir iddiayla geldi. Tedesco'nun orta sahayı hafife aldığı, İsmail'i yedek soyundurduğu maçı İngilizler 3-0 kazanırken, Fenerbahçe'nin tartışılanı bitirici santrfordan çok üretkenlikti. İtalyan teknik adam, Kasımpaşa karşılaşmasının ikinci yarısında nedense hiç düşünmediği Kerem'i, sahaya sürerken eksikler-cezalılarla atanı-tutanı noktasında taraftarına güven vermeyen Fenerbahçe için geçer yorum, "Antalya maçına bakalım" idi… Nottingham'da 5 as oyuncu yedek soyunurken, İsmail'in yine büyük oynadığı maçta orta sahada gözden çıkartılmış Oğuz da parlayınca hesapların ötesinde bir ilk yarı izledik. İngilizler geriye düştükten sonra 10 dakikalık bölümde 4 net pozisyon verdiler. Cherif ile Kerem'in yakaladıkları filelerle buluşsa Başkan Marinakis, Pereira'yı devre ortasında kovardı. Portekizli hoca baktı ki pabuç pahalı ikinci yarıya 4 değişiklikle başladı. Kerem'in penaltısı sonrası uzatmaya götürecek sadece bir gole ihtiyaç varken, maç eksiğinden dolayı oyundan düşen kadro karşısında Nottingham 20 dakikalık dilimde momentumu aldı ve suskun tribünlerine adeta "Ohh" çektirdi. İki travmatik maçın ardından Ali Koç'un özel nefretini kazanmış 3'lü defansla bir İngiliz takımının evinde kazanmak önemli. Ama camianın "Önemli olan şampiyonluk" baskısının Tedesco'yu da bu 180 dakikada etkilediği kesin. Ve elbette dün cezalı ve sakatların…