CANLI
SKOR
Bülent Timurlenk

Bülent Timurlenk

Tabelayı bir türlü tutamıyor

Orkun, kaleci Jankat'ın hatasını değerlendirip uzaktan nefis plaseyle Beşiktaş'ı 1-0 öne geçirdiğinde dakika 6'ydı. Kartal bu sezon ilk 15 dakikalık dilimde 8. golünü bulmuş ve karşısında 18 haftada 3 maç kazanabilen, bunları kazanırken de 2 gol atan Eyüpspor vardı.
Kaleci tercihi başta olmak üzere kaostaki bir kulüpte tercihleri teknik adama bırakalım, ilk yarıdaki oyuna bakalım. Boş tribünler önünde, pandemi dönemi maçlarını hatırlatan bir ambiyansta Sergen Yalçın'ın takımı önde olduğu maçta üretmekte zorlanırken, ofsayt olmasa Ersin'in hatasıyla beraberlik golünü de kalesinde görecekti. Galatasaray derbisi, Gençlerbirliği, Fenerbahçe mağlubiyetleri, Samsun, Kasımpaşa ve Trabzonspor beraberlikleri… Hepsinde ilk golü atan ve hatta evindeki derbi ve Trabzon deplasmanında iki farkla öne geçen Beşiktaş'tı. Bu hatayı bir kez daha yaptılar. Eyüp'te Emre Akbaba oyuna girdi ve ikinci yarıda tempo yükseldi. Umut Bozok'un golü öncesinde pozisyonlarla gol geliyorum derken bir de üstüne acemice yapılan bir penaltı... Sergen Yalçın, 1-1 iken 3 değişiklik yapsa da ev sahibi iştahını kaybetmemiş 3 dakika sonra gelen penaltı golüyle de açık oynamaya devam ediyordu. Sergen Yalçın'ın masaya koydukları, dillendirdikleri bir hedef varsa -mutlaka olmalı- ondan fena halde uzaklar. Cengiz'in sayısı bir puanı getirdi de buna hangi Beşiktaşlı sevinir ki!.. Maçın en güzel anı, Rıdvan'ın nefis falso alan ve üst direkte patlayan şutu. Gol olsa; muhteşem şutu...

O olmadı bu oldu!

Çarşamba günü kozlarını paylaşacak olan Manchester City ve Galatasaray, dün liglerinin son sırasındaki takımlarla mücadele ederken, İngilizlerin maçı yerel saatle 15.00'te başladı. Galatasaray'ın sınavı ise malumunuz 20.00'de. Sezon başında sıcak hava yüzünden maçları mantıklı olarak geç vakitte oynatan TFF, kış saatlerinde maçları erkene çekmeyi akıl etmiyor. Boş tribünler, bozuk bir zemin, soğuk hava ve toplama kadrosuyla Karagümrük... Galatasaray da Manchester City de doğal olarak rotasyon yaptılar 11'lerinde. Atletico maçının son dakikasında kaçıran adamın dün 30. saniyede "O olmadı bu oldu" golüyle Buruk'un takımı favorisi olduğu 90 dakikada 3 puanı çok erken cebine koymaya kalktı.
Karagümrük'ün golüne kadar oynadıkları futbol 3-0 önde olanın belki oynayacağı futbol. Düşük tempo, pas hataları ve devreye fırça yemeye giden bir 11.
Lucas Torreira gününde değildi, çıktı. İlkay'ın 6'dan ön tarafta 8-10'a kayması oyunu değiştirdi. Oyunu iki asistle tamamlayan İlkay'ın iki net fırsatı da harcadığının altını çizmek lazım. Transferler daha önce yapılmış olsa dün Barış da dinlenirdi mecali olmayan ve kaç maçtır kötü oynayan Yunus da… İcardi girdiğinde Osimhen neden çıkmadı da sorulabilir elbette Buruk'a...
Şampiyonlar Ligi'ndeki son maçı düşünmek ve Atletico Madrid maçının yorgunluğunu hissetmek, bunların hepsi doğal ama her hafta karşınızda Süleyman Hurma'nın ticari girişimi olan aynı zamanda tarihi bir kulübü, Karagümrük'ü bulamazsınız. Tarihe "Galatasaray 3 puan aldı" diye geçecek bir maçtı, daha fazlası değil...

Atletico Madrid kadar atletik!

Diego Simeone'ye hangi Galatasaray daha tehlikeli, set hücum yapan mı geçiş oynayan mı diye sorsanız kuvvetle muhtemel ikincisi der. İspanya Süper Kupa yarı finalinin ikinci yarısında Real Madrid'e karşı yüzde 61 topa sahip olan Atletico Madrid, dün ilk yarıda derinde bekleyerek başladı.
Osimhen'in varlığı yemeğin acı biberi gibi. Onun savaşçı ruhu 2026'da sahada, transfer piyasasında ve yönetim katında kaos yaşayan Galatasaray'ın ilacıydı. Ava giderken avlanmak... Kalede görülen golün devamında gördük ki Simeone, ev sahibinin baskısını hep sağ kanadından kırmaya çalışıyor.
Okan Buruk'un takımında işleyen kanat sağdı. Sallai'nin müthiş mücadelesine, savunmaya verdiği yardımla da Sane destek verince beraberlik golü geldi. Diğer kanatta net bir fırsatı harcayan Barış, oyun boyunca vasatın altında kalırken özellikle ilk yarıda Eren, Simeone'nin oğlu ele avuca sığmaz Giuliano yüzünden ileri çıkmaktan imtina etti. Liverpool maçındaki ruh sahadaydı, oyunun gidişatında Galatasaray, 'kaybederse yazık olur' futbolu oynadı. Bol temaslı, yüksek tempolu maçın son düdüğüne kadar Atletico gibi pili her zaman dolu takım karşısında ayakta kalmak zor. Zorlandılar da büyük baskı da yediler ama Gabriel Sara'nın iki pozisyonundan biri gol olsa Galatasaray 3 puanı da cebine koyardı. Bazen bir beraberlik, galibiyet kadar değerlidir. 10 puana yükselmek, taraftarın özlediği futbolu oynamak… Başta Okan Buruk olmak üzere önlerine bakmak zorundalar hem bu kupada hem de ligde… Maçın adamı Roland Sallai.

Rakibi yiyip bitirir!

Sonda söyleyeceğimi en başta söyleyeyim, Kante çok büyük futbolcu, çok büyük bir tecrübe. Elinde Alvarez, İsmail ve Fred varken geçen hafta Guendouzi'yi almış Tedesco, bir taraftan marka bir santrfor arayışı sürerken neden Kante transferini istemiş olabilir, bunu bir sorgulayalım... Guendouzi, Fred kadar teknik değil ama ondan çok daha büyük savaşçı ve yaşı itibarıyla da dinamizme sahip bir oyuncu. Bu, Fred ara transferde olmasa bile sezon sonunda yolcu demek. Tedesco, orta sahada oyunun iki yönünü de oynayabilen adamlar istiyor. Çünkü işin teknik ve bitiricilik tarafında bölgenin üçüncü adamı Marco Asensio. Peki İsmail ve Alvarez bu tarife uyuyor mu? Özelikle İsmail, rakibi boğan ama oyun kurarken ve dikine oynarken basit hatalar yapan bir oyuncu. Alvarez de İsmail'den daha ağır ve savunma temelli bir orta saha oyuncusu. İşte Kante, tüm özellikleriyle elbette bu iki oyuncudan çok daha fazlası. Tek sezon oynadığı Leicester'ın mucize kabul edilen şampiyonluğunun iki başaktöründen biriydi. Onu daha önde kullanan teknik adamlar da oldu. Sarri ile beraber tekrar 6'ya dönmüştü Chelsea'de.

PERFORMANSI GERİLEMEDİ
Makelele ile başlayan rakibi yiyip bitiren orta saha oyuncusu tarifinin son 10 yıldaki poster adamıdır Kante. Peki Suudi Arabistan onu etkiledi mi? EURO 2024'te Fransa gibi geniş kadroya sahip bir milli takımda orta sahanın vazgeçilmeziyken biz izleyenlere Arabistan'dan gelen en hazır oyuncu izlenimi vermişti. Tedesco, hızlı kanat oyuncularına topu seri bir şekilde aktaracak orta saha oyuncularına ihtiyaç duyuyor. Guendouzi gibi Kante de bu tarife uyuyor. Didier Deschamps'ın da Kante'yi iki 6 olarak oynattığı maçlar var. F.Bahçe, Ederson, Skriniar, Guendouzi ve Asensio ile çok iyi bir omurgaya sahip oldu. Santrfor transferi bekleniyor. Bu omurgaya Kante'yi de monte ettiğinizde rakip orta sahalara çok büyük üstünlük sağlarsınız. Galatasaray'da teknik direktör Okan Buruk bunu başta Torreira'lı, Sara'lı, Lemina'lı orta sahasıyla üç yıldır başarıyor. 'Atanın da tutanın da mühimdir' derler, yanlış değildir ama futbolun kalbi orta sahada atar. Bakınız, Casemiro, Toni Kroos ve Modric gittikten sonra Real Madrid'in hali!

G.Saray finale gelmemiş!

Geçen sezonun başında Galatasaray gerekli takviyeleri yapmadan Süper Kupa maçına yine bu stadyumda 'favoriyim' diye çıkmış, başta Ciro olmak üzere yeni transferleriyle Beşiktaş'a karşı ağır bir hezimete uğramıştı. Dün de Süper Kupa finaline bu kafayla gelmişler ya da stada gelmişler de finale gelmemişler. Fenerbahçe'nin ön alan presi yapmadığı, hatlar arasını sıkı tuttuğu ilk yarıda ne Yunus ne de Sane ortalıkta görünmeyince tehlikeli hücumlar geçiş oyununda Fenerbahçe'den geldi. Lemina'nın ağırlığı Galatasaray'ın oyununu yavaşlatırken, Guendouzi'nin Fenerbahçe orta sahasına getirdiği dinamizm ilk yarıda fark yarattı. Yarı finali birinci kalecisi ile oynayan Okan Buruk'un, finalde Uğurcan yerine neden Günay ile çıktığı büyük soru işareti. Galatasaray iki aydır ikinci yarıların ilk çeyreğini hayalet gibi oynuyor. Arka arkaya iki korner ve rakibin ikinci golü, sert rüzgâr altında bir de yağmur eklendiğinde iyice zorlaşan zeminde geri dönüş ihtimalini çok zorlaştırdı. Davinson sakatlanmadıysa Lemina'nın stopere geçmesi yanlıştı. Çıkması gereken adam Lemina idi. Merkezdeki Guendouzi - İsmail ikilisi, kanatlarını etkili kullanamayan rakibin merkezde de işini zorlaştırınca Galatasaray'ın hücum istatistikleri çok ama çok geride kaldı. Fenerbahçe bu kupa zaferiyle dünkü rüzgârdan çok daha fazlasını arkasına aldı. Galatasaray ise bakalım Atletico Madrid maçına kadar bu mağlubiyetten gerekli dersleri çıkaracak mı?

G.Saray pilini doldurmuş…

Yıl biterken Galatasaray, bataryası yüzde 10'a düşmüş, gözleri ilk istasyonda olan elektrikli otomobil gibiydi. Zorlu fikstür ve sakatlıklar, kulübeden yeterli verim alınamaması derken Süper Kupa öncesi tatil çok şeye çareydi, öyle de olmuş. Dün eksik ve kulübesi gençlerden kurulu Trabzonspor karşısında iyi başladılar ve niyetleri rakibin fişini ilk yarıda çekmekti. Set hücumlarında yine sabırlıydılar, oyunu ivmelendiren Sane ve Barış'tı. Onuachu ve Oulai'nin yokluğunda Beşiktaş beraberliği, kupada Alanya mağlubiyeti ligde Gençlerbirliği. Afrika Kupası, Trabzonspor'un elini kolunu bağladı. Dün farkı 1'e indirdiklerinde Buruk'un kenardan Torreira ve Lemina'yı getirmesi çok şeyi anlatıyor zaten. Gününde olmayan Yunus'un golü, İcardi'nin golü... Arjantinli forvetin kontrat meselesinin mümkünse final maçı öncesi çözülmesi gerekiyor. Dün G.Saray'ın set hücumlarında Torreira'nın sezon boyunca yaptıklarının önemi bir kez daha ortaya çıktı. O artık bu takımın 6 değil 8 numarası. Buruk'un da Frattesi gibi bir hücumcu orta saha yerine sert bir 6 numara arayışında olduğu ortada. Sakatlıktan dönen Uğurcan'ın iki yarıda da birer çok net kurtarışının olduğunun da altını çizmek lazım. Cumartesi, Aslan'ın rakibi kim olacak, muhtemelen Fenerbahçe. Ardından kupada Fethiye ve ligde Antep sınavları. A. Madrid maçına kadar vitesi yükseltmek için Okan Buruk ve öğrencilerinin önünde güzel bir otoban var. Bu kez pilin yüzde 10'da olmadığı kesin.


0 Trabzonspor, teknik direktör Fatih Tekke yönetiminde Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş karşısında galibiyet alamadı. Bordo-mavililer, Tekke ile söz konusu rakipleri ile ligde 5, Türkiye Kupası'nda 1, Süper Kupa'da 1 olmak üzere oynadığı 7 maçı kazanamadı.

Süper Kupa öncesi İcardi’ye kontrat!

1- Mauro İcardi'ye yeni sözleşme için Galatasaray yönetimi resmi adım atmalı mı? Strateji ne olmalı?
İcardi için, yönetim ve teknik kadroda olumsuz cümle kuran yok. Arjantinli, elbette ki eski günlerini arıyor. Bu bulmayacak anlamına gelmiyor. Osimhen bu yaz, transfer piyasasında fırtınalar kopartabilir. Bugün, Osimhen'in arkasında, İcardi kalitesinde yedek kulübesinde bekleyecek santrfor bulamazsınız. Elbette yeni kontratın 10 milyon Euro'nun çok daha altında ve mümkünse 1+1 yıllık olması lazım.



İcardi'nin kızları yüzünden Arjantin'e döneceğini düşünüyordum. Ancak Osimhen'in yokluğunda tribünlerin sevgisi ve buna verdiği karşılık, onun G.Saray'da kalmak istediğini işaret ediyor. Süper Kupa'da Osimhen yok. Trabzon maçı, kazanılırsa finalde İcardi imzası olduğunda yönetim de kontratı önüne koyar. Ben olsam o imzayı Arjantin'den döndüğü gün Süper Kupa'dan önce attırırım.

G.SARAY KARİYERİ
110 MAÇ
70 GOL
22 ASİST



PANİK TRANSFERİ BÜYÜK HATA OLUR
2-Galatasaray'ın transfer yapmasına gerçekten ihtiyaç var mı? Acil ihtiyaç görülüyorsa nerelere takviye yapılmalı?
Kasım ayındaki milli aradan sonra arka arkaya gelen sakatlıklar G.Saray'da var olan transfer ihtiyacı neyse biraz da panikle bunu 2-3 katına çıkardı. Gelecek sezon 10+4 yabancı kuralı var. Elbette bunu bugünden düşünüyor olmalılar. Berkan ve Yusuf'un gittiği orta sahaya bir oyuncu, Lemina ve Singo'nun devamlılık problemini de düşününce bir stoper yeterli. Elbette kanat rotasyonunda da bir oyuncu ihtiyaç var denilebilir. Ancak ara transferde kimse kolay kolay size iş yapan iyi adamını vermez. Şampiyonlar Ligi'nde kalan 2 maç çok zorlu. İkisi de kaybedilse bile gruptan çıkma ihtimali var. Ancak oradan gelecek paraya güvenip ocakta büyük transfer yapmak mantıklı değil. Yazın Dünya Kupası var ve onun ertesinde transfer piyasasında hareketli günler olacak.

OSİMHEN'E TEKLİFLER GELİR
3-Victor Osimhen ve Mauro İcardi varken 3. santrfor alınmalı mı?
Singo iyileştiğinde ve sahalara tam olarak döndüğünde Sallai, Leroy Sane ve Barış Alper Yılmaz için iyi bir alternatif olacak. Aynı zamanda Lemina döndüğünde Lucas ve İlkay'lı orta sahada Yunus da kanatta şans bulabilir. Adı çok geçen Lookman'ın Okan Buruk'un listesinde olmadığını duydum. Onun önceliği orta sahaya sertlik getirecek, 6-8 oynayabilecek bir orta saha. Üçüncü santrfor meselesine gelirsek; bütün bunlar bence 2026 yazının hikâyesi. Tekrar altını çiziyorum, Osimhen kalibresinde bir santrfor için, Nijerya Dünya Kupası'nda olmasa da bu yaz birden fazla teklif gelir.

İcardi cevabı sahada veriyor!

Geçen sezonun Galatasaray adına travmatik iki maçıydı Kasımpaşa ile oynadıkları. Futbolda bir rakiple aynı sezonda iki kez berabere kalırsanız kutu haber, iki kez 3-3 berabere kalırsanız 9 sütuna manşet olur.. Bu kez manşetlere "Son şampiyon, 2026'ya lider girdi" yazdırmak için çıktı sahaya Okan Buruk ve ekibi. Osimhen ve Lemina'nın yokluğunda İlkay ile oynamaya öğrenen Lucas ve Yunus. Sol bekte ise tek alternatif Kazımcan elbette. Futbolda güzel gollerden daha da güzel asistler vardır. Barış'ın müthiş bir deparla topu Yunus'a akıttığında olduğu gibi. Kafası transferde vs.'de olmadığında nasıl büyük ve büyüyecek bir futbolcu olduğunun tezahürüdür bu. Buruk, geçiş hücumu yememek için bol paslı, set oyununda garantiyi istemişti takımından. Bunu yaparken tempo düştü mü düştü… Leroy Sane düşen tempoyu içeri toplu koşularıyla yükselten adam. Onun takımın hücuma kattığı kalite dün İlkay'ın iki son vuruşuyla taçlanabilirdi ama olmadı. Oyunu iki ayrı dilimde Kasımpaşa'ya verdiler ikinci yarıda. Tek farkın tedirginliği tribünlerde yaşanırken yine bir ön alan presi ve Sara'nın şık plasesi. Icardi sahada cevap vermeyi seviyor. Dün o plaseyi Kasımpaşa kadar "Icardi gitsin" Derneği üyelerine de attı. Şampiyonlar Ligi'ndeki 6 maçın ağır temposu elbette omuzlarındaydı, son şampiyon yeni yıla o yüke rağmen 3 puan önde giriyor. Tebrikler Okan Buruk ve öğrencileri. "Tersine iletişim" uzmanı Genel Sekreter Eray Yazgan, gitsin bu başarıyı ve emeği anlatsın onlara sofralarda…

Kupaya, rakibe tribüne, saygı

Ahmed Kutucu, Kemerburgaz'da valizini hazırlamış, kapının eşiğinde duran futbolculardan Galatasaray'da. Forma mı ağır geldi, heyecanına mı yenik düştü bilinmez onu bu takıma getiren ne özellikleri varsa unuttuğu günler var geride. Dün en iyi yaptığı iş şut atmayı hatırlayıp golü attığında başta İlkay ve Sane olmak üzere takım arkadaşlarının ona nasıl sarıldığını ve moral verdikleri 90 dakikanın önemli anlarından biri. Okan Buruk'un hedefinde en azından iki kupa varken, dün rakibe ve elbette tribüne gelen ekranlar başındaki milyonlara saygı göstergesi sahaya sürdüğü 11 idi. Zaman yönetimini tabelada bağımsız yapmıştı. İlkay, Sane ve Abdülkerim 45 dakika oynayacak, ikinci yarıda diğer aslar sahne alacaktı. Gökdeniz ilk kez şans bulduğu 11'de 19 yaşında bir genç olarak sırıttı mı, bazen evet ama onun bir sezon kiralık gidip düzenli oynamaya ihtiyacı var aynı Arda gibi. İlk yarıda çok daha coşkulu olan Galatasaray'ın golü de bulduktan sonra Barış-Yunus- Lucas'lı dakikalarda oyunu Başakşehir'e vermesi çokça 3 gün sonra oynayacak olan Kasımpaşa maçını düşünmekten. Günay 3 temiz kurtarışla ikinci yarıdaki düşüşü en azından tabelaya yansıtmadı. Nuri Şahin'in ayağa pas yapan takımına büyük emek verdiği kesin. Ucuz bir kadrosu da yok Başakşehir'in. Rams Park'ta Galatasaray'ın yakın zamanda kupa dışına itmiş bir takım olarak dün ikinci yarıda eksikleri goldü. Buruk, kazandıkça kazanası gelen bir teknik adam. 2025'i de Kasımpaşa galibiyetiyle uğurlama peşinde. Dün kazanırken doğru adımlarla yürüyor bu maça…

Bu maç lig tarihine geçer

En sonda söyleyeceğimi en başta söyleyeyim; sezonun en iyi, lig tarihine geçecek nefis bir 90 dakika izledik. İzlerken yorulur mu insan! İki hocaya da ter döken futbolculara da tebrikler.
6. dakikada Beşiktaş'tan Emirhan'ın ardından Orkun da sarı kart gördüğünde Beşiktaş bu maçı 11 kişiyle nasıl tamamlar sorusunun cevabı başkaymış. 38'de atılan Toure. Ev sahibinin baskıyla ama her pozisyonda cezalı Onuachu'yu aradığı maçta Sergen Yalçın'in birinci döneminde olduğu gibi geçiş ile bulduğu gol, iki dakika sonra Cerny'nin golü. Trabzonspor'un savunma göbeğinin Savic'in yokluğunda yaşadığı panik ve 3 dakika sonra Muçi'nin sayısıyla tabelaya tutunan Trabzonspor... İkinci yarıda Beşiktaş'ın çok daha derinde bekleyeceği muhtemeldi ama önce iki farkı bulup bir de 10 kişi kalınca kaçınılmaz oldu bu tercih. Trabzonspor ikinci yarıda 26 hücum geliştirdi, 11 isabetli şut attı, iki topu direkten döndü, 31 kez rakip ceza sahasında buluştu, Zubkov bütün maç boyunca kanattan içeri deplase olup denediği şutlarından (biri takım arkadaşına çarpıp) iki gol buldu.
10 kurtarış yapan Ersin, hem hücum hem de savunmada büyük mücadele ortaya koyan Rashica ve Cerny defans göbeğiyle birlikte Beşiktaş'ı sırtladılar. Trabzon yedek kulübesinden gelenler yemeğe tuz bile katamayınca ev sahibi ancak 1-3'den 3-3'e tutundu. Bir derbide yüzde 82 topa sahip olan Fatih Tekke iki puan kaybetti ama kariyerinde dün akşam çok şey kazandığı kesin.