CANLI
SKOR
Bülent Timurlenk

Bülent Timurlenk

Sivas’ta son 15’te Rus ruleti!

Şampiyonluk yarışında uzun serilerden bir kaçının kırılacağı 90 dakika var önümüzde. 8 maçtır arka arkaya kazanan G.Saray... Karşısında ev sahibi Sivasspor'un iç sahada yenilgisi yok ve kalesinde gördüğü gol sayısı sadece 7. Ligin ilk yarısından farklı olarak rakip yarı alanda set oyunu oynamaktansa oyunu geride kuran ve hızlı adamlarıyla kontratak arayan G.Saray, Kadıköy'de iş yapan bu oyun planıyla Sivas'a ters gelecek. Yüzde 34 topla oynayıp F.Bahçe'ye 3 gol atan Sivasspor, sahasındaki Rizespor ve Başakşehir, deplasmandaki Antep maçlarında 7 puan kaybederken rakibin hızlı hücumlarına kurban gitmiş ve kapalı savunmaları açmakta zorlanmıştı.
Son 3 deplasmanını kazanan G.Saray'da Seri'nin, Lemina'nın yokluğundaki kritik rolü ve cezası biten Belhanda'nın F.Bahçe derbisinde oynadığı oyunun bir tekrarını göstermesi halinde Çalımbay'ın takımı çok zorlanacak. İki takım da 15-30 dakikalar arası çok gol atarken son 15 dakikaya dikkat... Sivas bu dilimde çok atarken, G.Saray da çok yiyor. Oynadığı her lig maçında golü bulan Sivasspor, evinde öne geçtiği 9 maçı da kazandı. Deplasmanda geriye düşen Terim'in takımı ise 6 maçta 11 puan kayıp yaptı. Zirve yarışında iki tarafın da hedefi elbette galibiyet ama olası bir gollü beraberlik de yarışta iki tarafı da üzmez.

Nwakaeme&Sörloth A.Ş.
Trabzonspor bu sezon deplasmanda tek mağlubiyetini Madrid'deki Getafe maçı sonrasında Sivas'ta almıştı. 8 haftadır yenilgileri yok ve geçen hafta Rize maçının ikinci 45 dakikasında Nwakaeme'nin assolistliğe soyunduğu şov bu hafta için en büyük kozları. Elbette ki kupa yarı finalinin yorgunluğu olacak. Gaziantep geçen hafta 120 dakika Avrupa oynamış Başakşehir karşısında dağıldı gitti. Frikiklerde 6 golle ligin en fazla gol atan takımı olan ve son 4 golün üçünü bu yolla bulan ev sahibi karşısında Fırtına'nın kozu son 4 deplasmanda 3 gol, 2 asist ile oynayan Nwakaeme ve dış sahada 8 golle oynayan Sörloth olacak. Abdülkadir Ömür'ün dönüşü, sallanan sağ kanat için büyük artı. Obi Mikel de ceza sonrasında orta alanı teslim alacak. Onun varlığı Sosa'nın forvet arkasında rahat kalmasını sağlıyor. Trabzon'un hedefi elbette 3 puanı cebine koyup ayaklarını uzatıp Sivas-G.Saray maçından bir beraberlik çıkmasını beklemek olacak.

Bülent Uygun ile farklı rövanş!
Teknik adam değiştiğinde futbolcular hedefte artık sadece kendileri kaldığından bir reaksiyon gösterirler ve göstermek zorundalar. Değişti derken F.Bahçe'nin Denizli maçında teknik direktörünün kim olacağı belli değil, ama kadroyu ve taktiği kimin belirleyeceği belli. Bu işi kaptan Emre Belözoğlu üstlenecek. Türk futbolunda bir teknik adam senede 2-3 takım çalıştırabildiğinden ligin ilk yarısında Kayserispor'da F.Bahçe'yi deviren Bülent Uygun, şimdi Denizlispor ile 3 puanı hedefliyor. Ancak Kadıköy'de 19 maçın 17'sini kaybeden Denizlispor'un, kupada Trabzon karşısında eksik, hocasız ve moralsizken tur umuduyla İstanbul'a dönen ve 5 maçlık kazanamama serisine son vermek isteyen F.Bahçe karşısında şansı olduğuna inanmıyorum. F.Bahçe, bu sezon Süper Lig'e yükselen takımlarla oynadığı 4 maçı kazandı ve 14 gol attı. 5. randevuda da bu seriyi sürdürüp en azından kalan haftalara şampiyonluk olmasa bile Avrupa bileti hedefiyle girer.

Palut-Buruk düellosu
Hatayspor ile kupada Başakşehir'e 4 gol atmış İlhan Palut, şimdi Göztepe ile geçen hafta Kayseri'de kaybettiklerini telafi etmenin peşinde. İki sezondur 15 ve 14 asist yapan, bu sezon da 9 asisti bulunan Edin Visca önderliğindeki lider Başakşehir, Sporting ve Gaziantep maçlarından alnının akıyla çıktı. Okan Buruk'un 4-2-2-2 dizilişinde Crivelli ve Demba Ba'nın öndeki varlığı rakip için büyük tehdit oluştururken orta sahası güçlü takımlar karşısında Mahmut ve İrfan Can ikilisi zorluk yaşıyor. İlhan Palut'un bunu iyi analiz edeceğini düşünüyorum. Yeni stadyumda, sıkı taraftar desteğiyle Göztepe son 2 sezonda evinde kaybettiği Başakşehir karşısında şansını sonuna kadar zorlayacak. Göztepe'nin 3 puan için yine 'çılgın' bir Beto'ya ihtiyacı var.

Trabzon ‘yeter’ deyince Fenerbahçe umutlandı!

1- LİGDEKİ iki randevuda bize izlettikleri futbol Süper Lig'in kalitesinin çok üzerindeydi ve elbette kupa yarı final ilk maçında da taraftarlar benzer bir beklenti içindeydi. İki lig maçında Trabzonspor- Fenerbahçe toplam 71 hücum gerçekleştirdiler. Dün bu rakam 20'nin altında kaldı. Bunun elbette belirli sebepleri var.
2- TRABZONSPOR kağıt üzerinde elbette iki kupayı da hedefliyor ama kabul edelim lig şampiyonluğu yolunda dün Fenerbahçe karşısında 3 puanlık bir maçın havasında oynamadılar. Bunda yoğun fikstürün de payı var. Ekuban ve Nwakaeme'nin sakatlıktan dönmesi, Sosa'nın yaşı gereği bu kadar yükü kaldıramaması ve Sörloth'un rotasyona girebileceği bir alternatifinin olmaması.
3- VEDA ettiği hocasıyla maça çıkan Fenerbahçe ilk kez Isla-Falette-Jailson- Deniz defans dörtlüsü ile sahaya çıkarken, Falette'in sakatlığı taşları yerinden oynattı. Gustavo yokken G.Saray derbisinde çektikleri sıkıntı ortadaydı, Brezilyalıyı stopere çekmek zorunda kaldılar.
4- YANAL'IN belki de sonunu hazırlayan sol kanatta Tolga tercihi ise bu sakatlık sonrasında bir taş daha oynattı. Tolga oyuna giren Tolgay ile orta sahayı ikiledi, Kruse sol kanada kaydı ve F.Bahçe 4-2-3-1'e döndü.
5- İKI F.Bahçe ve Beşiktaş derbisinin Trabzonspor adına kahramanı Uğurcan'dı. Trabzonspor, yarı finalde rakip Fenerbahçe iken bile kupadaki Erce tercihinden vazgeçmedi. Bu ilkeli karara saygı duymak lazım. Bir örnek vereyim; 2014-15 sezonunda Barcelona kalesinde Bravo vardı. Tek bir lig maçı bile oynamayan Stegen, Şampiyonlar Ligi ve kupa maçlarında forma giyip iki kupa birden kazandı. Bu yüzden yakın bir gelecekte Uğurcan'a astronomik bir teklif geldiğinde Erce de kendisine güvenen bir teknik kadro ve yönetimle kaleye geçtiğine inanacak.
6-RİZESPOR maçında olduğu gibi ilk yarıdaki silik futbolun ardından Trabzonspor soyunma odasında elbette konuşulan final yolunu 2. maça bırakmayacak bir skor alabilmek için tempolu başlamaktı. Öyle de yaptılar... Gustavo ve Jailson'un zincirleme hatasında Sörloth affetmedi. Golden sonraki 20 dakika Trabzonspor adına coşkulu oyundu. 2. golde sol bek Novak'ın ceza sahası yayından içeri sızdığında kendisini takip eden bir tek F.Bahçeli yoktu.
7- F.BAHÇE'DE Sadık sezonu kapattı, Zanka gönderildi, Serdar sakattı, dün de Falette sakatlandı. Defans göbeğinde iki 6 numara Jailson ve Gustavo maçı bitirdi. Ve daha Mart ayındayız. F.Bahçe'nin elinde iki stoper var ama takımın ağabey sayısı üç! Volkan Ballı ağabey, Emre Belözoğlu ağabey, Volkan Demirel ağabey...
8- TRABZONSPOR 2-0'lık skoru yeterli bulup F.Bahçe Zajc ve Ferdi hamlelerini yapınca oyunun momentumu Yanal'ın ekibine kaydı. Baskıdan Vedat ile çıkardıkları gol elbette ki bu kadar eksik, teknik direktörü yolcu ederken ve şampiyonluk yarışında ağır yaralıyken bir golden fazla anlam taşıyor.
9- YARI finalin rövanşı 49 gün sonra. Futbolda böylesine uzun bir süre sonrasına tahmin yapabilmek zor değil gereksiz... Nisan ayının 3. haftasında iki tarafın da eksikleri nelerdir, ligdeki pozisyonu ne olacak ve hangi kafa ile ve F.Bahçe hangi teknik adam ile sahada olacak bilmiyoruz. Ama 2-1'lik skor Kadıköy'e taraftarı getirecek.
10- ABDÜLKADİR Ömür'ün dönmesi sadece Trabzon adına değil Euro 2020 öncesinde Milli Takım için de iyi haber. Çimşir'in takımında Yusuf Sarı ve Guilherme isteneni veremedi. Abdülkadir'in dönüşü ellerini rahatlatacak

Aslan’ın yolu açık

Geçen hafta derbide skor 2-1 iken Mehmet Ekici'nin frikiğini muhteşem bir plonjon ile kurtaran Muslera 20 yıllık serinin sona ermesinde başroldeki adamlardan biriydi. Uruguaylı dün de kötü Gençlerbirliği'nin 52'nci dakikada Ramos ile farkı 1'e indirip oyuna ortak olma hedefini yine inanılmaz uzayarak önledi.
Ligin ilk yarısında arka arkaya 3 maç kazanamayan Galatasaray, dün zirve yürüyüşünde 8 maçlık seri yakalamış oldu. Bu performansın altında yatan sır ise Terim'in sakat oyuncuların yerine forma verdiği her ismin as oyuncuyu aratmaması. Lemina'nın sakatlık paniğini Seri ile atlattılar. Falcao yokken goller Adem'den geldi. Onyekuru hazır değilken sol kanat Ömer'e emanetti ve dün açılış golünü atan, Luyindama'nın sakatlığı sonrası formayı alan Donk...
Derbinin havası ile dolan tribünler, erken gelen gol Galatasaray için sezonun en kolay 90 dakikasını hazırladı.
Geçen hafta Kadıköy'de 3-1 kazanırken 285 pas yapan Galatasaray dün ilk yarıda 263 isabetli pas yaptı. İsabetli olumlu bir kelime ama futbolda bir gerçek var: Dikine ve hızlı oynadığınızda, rakibi eksik yakaladığınızda golü atmak en kolayı. Önce Mariano'nun sonra Feghouli'nin Falcao'ya nefis asistleri ve ustanın öldürücü vuruşları.
Aksayan var mıydı? Vardı elbette.
Saracchi'nin kuvvetlenmesi gerekiyor.
Ömer kornerden asistlerine devam ediyor ama Taylan ile orta sahadaki top organizasyonunda eksik kalıyorlar. Oyun Seri'nin üzerinden Onyekuru'ya ve Mariano-Feghouli arasında dönüyor.
Lemina döndüğünde Seri'yi öne atıp bu sıkıntıyı da çözecekler gibi görünüyor.
Aslan şimdi en keskin viraja giriyor.
Önce Sivas deplasmanı, sonra Beşiktaş derbisi. Bu hızlı oyun ve defans organizasyonu ile yolları açık.

Fenerbahçe sönük kaldı Galatasaray tarih yazdı

1- Yanal 11'ini yaparken kendini sağlama almıştı. Gustavo yok, Jailson'u o bölgeye çekmek aklından geçmedi. O bölgenin yedeği Tolgay hazır mı değil mi hiç mühim değil, başının çaresine bakmalıydı ve Aralık'tan beri oynayamayan Hasan Ali sol bekte. Yanal'ın planı basitti, ben sahaya bir takım süreyim nasıl olsa tribünler bu maçı alır...
2- Terim, Saracchi dönünce 3 soruya cevap buldu. Takımın 1. santrforu kim? Falcao... En hızlı oyuncusu kim? Onyekuru... En çok mücadele edeni kim? Ömer Bayram. Hepsini oynattı.
3- Gustavo'nun F.Bahçe'ye kattığı ne varsa dün arandı. Tolgay ve Ozan'lı ortanın top becerisinin kısıtlı kalacağını Yanal da biliyordu.
4- G.Saray Lemina'dan yoksundu ama F.Bahçe kadar o bölgede sıkıntıya düşmediler çünkü üç 8 numaralı oyunda Belhanda ve Ömer, Seri'nin sürekli pas üçgenindeydi.
5- İki takımın da hazır olmayan oyuncuları bekleneni veremedi. Hasan Ali oyuna giremedi, Saracchi hücumda eksik kaldı. F.Bahçe'de 'gözden çıkartılmış' Mehmet Ekici'nin frikiğini Muslera nefis kurtardı, sonra Mehmet cepheden müsait pozisyonda kaçırdı.
6- F.Bahçe bu sezon büyük maçları iyi oynamıştı. Çok pas yapan, çok orta yapan, rakibi boğan F.Bahçe dün 20 yılın baskısına da yenildi. Oyunu rakip sahaya yıkamayan Yanal'ın takımında, Dirar eski bir sağ açık, Tolga hiçbir zaman bir sol açık değil.
7- G.Saray bu sezon büyük maç kazanamamıştı. Şampiyonlar Ligi, Beşiktaş ve F.Bahçe derbisi. Trabzon maçının ikinci yarısı ve Alanya kupa maçının oyun referansıyla gittiler Kadıköy'e. 0-0'da kaçırdıkları iki pozisyon arkasından gelen F.Bahçe'nin golü yine bu sahada bir derbi klasiği mi derken, oyununun hakkı olan golü Donk ile buldular...
8- İlk yarı bittiğinde G.Saray istatistiklerde üstünlük sağlamış ama tabela 1-1 idi. İkinci yarının ilk 15 dakikasında baskı yeseler de doğru defans organizasyonla F.Bahçe'ye net pozisyon vermediler. Sarı kartlı oynayan Seri ve Belhanda'nın oyunda kalması mühimdi ama Belhanda yine şaşırtmadı... Oyundan çıkarken Deniz'i itmesi sarı kart, Deniz'in futbol oynamak için girdiği sahadan G.Saray yedek kulübesinde Belhanda'yı ararken yarattığı kaos ise kırmızı kart. Hakem bu iki kartında da haklı...
9- G.Saray'ın benzer oyunlarla Kadıköy'de kaybettiği yıllar da oldu ama F.Bahçe'nin mutlak 3 puana ihtiyacı olduğu bir derbide bu kadar rakibinden sönük kaldığı bir derbiyi ne zaman izledik, hatırlamıyorum... F.Bahçe bu derbiyi "20 yıldır kaybetmiyorum" diye değil "son iki yılda kazanmıyorum" diye oynamalıydı...
10- F.Bahçe adına maçın adamını bulmak zor ama Kruse ve Ozan'ın mücadelesine alkış. G.Saray'da 20 yıllık seriye son veren Falcao, Onyekuru ve Donk üçlüsü ile Muslera derbinin kahramanı oldular. Hakem Halil Umut Meler, her düdüğünde etrafını saran 5-6 futbolcunun arasında adeta topaca döndü. Türkiye'de hakem olmak çok zor, gençlere tavsiyemdir, hakem olmayın...

Fazlası eksiğine yetmezken!

Beşiktaş soyunma odasından geri döndüğünde kâbus gibi çöktü rakibinin üzerine... Trabzonspor skoru bulmuş ama ilk yarı Uğurcan'nın ellerinin büyüsüne bakmıştı. Gökhan Gönül, dalga dalga geliyordu. Yıllar Hüseyin Çimşir'e çok şey öğretecek, sahada gezinen Sturridge yerine Ekuban'ı alacağına Kamil Ahmet'i yolladı sahaya. Mourinho'nun dediği gibi duygusal zekan baskı altındayken sizi zorlar ve geride olduğunuz maçta onbinlerin baskısı altında karar vermek zordur. Kamil Ahmet girdi ve sonrasındaki 10 dakikada Beşiktaş tabelayı lehine çevirmiş, atacağı bir golle maçı kopartmanın peşine düşmüştü. Sturridge ve Doğan, Nwakaeme ve Mikel'in yokluğunda oynadılar, yerlerini hakkını vererek doldurmaları mümkün değildi. Trabzonspor'un fazlası, Fenerbahçe maçında olduğu gibi kalesinde devleşen Uğurcan ve ilk golde presle topu çalıp sonra bir deparın ardından ald-ı ğı pası köşeye nefis mıhlayan Sörloth'tu... Bu fazlalık ikinci yarıda o eksikliğine yetmez görünüyordu Trabzonspor'un. Sergen Yalçın, 10 numarasız oyunda Boateng'i ikinci santrfor olarak oynatıp Trabzon stoperlerinin dengesini bozdu. Ganalı yaya çıktığında iki frikik kazandırdı, bir gol attı, ikinci go l öncesinde direkten dönen kafayı vurdu. Beşiktaşlı oyuncular, 45-65 arası oyunu tabelada fişi çekecek 3. golün fırsatlarını hoyratça harcadı, Burak atamadı ama çok çalıştı. Sonra ilk golde olduğu gibi yine orta sahada bir top kaybı ve Ekuban'ın arka direğe ortasında yine Sörloth... İki yıl önce G.Saray'ın atanı Gomis ve tutanı Muslera ile yakaladığı seviyeyi Uğurcan ve Sörloth ile Trabzonspor yakaladı. Tribün baskısı ile 2-1 geriye düştükten sonra krallığa koşan santrforlarıyla -şampiyonluk yarışında iki puan kaybetseler de- sağlam karakterlerini sahaya koydular...

İyi futbolla değil Adem’le

Galatasaray 6 maç arka arkaya kazanırken, Sivas ve Fenerbahçe'nin bu kadar puan kaybı yapacağını bilebilir miydi? Elbette hayır... Yarıştaki iki rakibi kaybetmişken, Alanya'ya elense de belki de sezonun en iyi futbolunu oynayan Galatasaray, son galibiyetini İstanbul'da Sergen Yalçın ile Beşiktaş karşısında alan, sonra yönetiminin garip kararları ile düştüğü çukurdan çıkmaya çalışan Malatya karşısında son dakikalara 1-0 önde girip, taraftarına ecel terleri döktürür müydü derseniz? Bunun cevabı da hayır. Futbol böyle bir oyun. Her 90 dakika ayrı bir roman. Ara transferde yabancı kontenjanını açsın diye gönderilmesi düşünülen Mariano'nun dün cezalı olduğu maçta önce Şener sonra Linnes'in Brezilyalı'nın yarısı kadar etmediğini gördük. Futbolda rakip kaleye karşı geliştirdiğiniz hücum sayısı kadar rakip kalenin 3 direğini bulduğunuz şut sayısı sizin kalitenizi belirler. Bunun muteber olanı yüzde 35-50 arasındadır. Dün Galatasaray'ın temel problemi maçı penaltıyla kazandığına göre çerçeveyi bulamamaktı. 14 maçtır kazanamayan A.Gücü'ne geçen hafta mağlup olan Malatya dün bir karakter koymaya çalıştı sahada. En iyi iki oyuncusunu gönderen takımın 1 puan ihtimali ile son düdüğe kadar mücadele etmesi onlar için artı puan ama Galatasaray açısından baktığınız zaman bu şampiyonluk yarışında iyi futbolla değil taraftarla ve Adem'in sırtından kazanılan 3 puan... Galatasaray son 20 yıldır Kadıköy'de kazanamıyor ama iki sezonda da kaybetmeyip şampiyon oluyor. Fenerbahçe deplasmanına yine iki ihtimali cebine koyup önde giden bir Terim takımı var.

Ersun Yanal’ın yapboz tahtası

Hiçbir kuş gibi, kanarya da kafes kuşu değil aslında. Onun uçmasını engelleyen biz insanoğlu. Sarı Kanarya'nın kanatlarını kıran ise hocası Ersun Yanal. Kazanan takım bozulmaz derler ama Fenerbahçe son iki haftada 5 puan kayıp yaşamış.
Tabela yükü sadece iki adamın üzerinde. Yanal'ın sol kanatta sağ ayaklı Tolga ve Dirar ısrarı ve sağda da sol ayaklı Deniz tercihi dün yine koca 45 dakikayı aldı götürdü. Yüzde 80 topa sahip olup Ozan'ın 18 dışından iki şutu dışında pozisyon yaratamazken, A.Gücü'ne üç net pozisyon verip kalesinde bir gol gören Fenerbahçe'ye bu oyun modelini ilk kez Mustafa Reşit Akçay oynamıyor. Hücuma kalabalık gidebilirsiniz ama Fenerbahçe'de kanatlardaki oyuncular, her seferinde topu alıp düzeltip orta yapmak zorunda olduklarından rakip defanslara 'Buyurun ortalayın hazırız' fotoğrafı verdirtiyorlar.
Akan oyunda ortası yok F.Bahçe'nin. Son 15 maçında sadece Malatya'yı mağlup etmiş Başkent ekibinde, Lobzhanidze ve Gerson Rodrigues kontratağı iyi oynadı. İkili mücadelelerde gölge pres yerine sürekli temaslı oyunu tercih ettiler. Yanal'ın taktik tabelası yapboz tahtası gibi. Evet, ikinci yarı müdahale gerekliydi ama önce girip 20 dakikada sakatlanan forvet arkasına Emre, Kruse sol kanada, Dirar sağ açığa, Deniz sol beke, sonra Ferdi sağ kanada, Dirar yine sağ beke ve Mevlüt çift santrforlu oyuna. Taşlarla bu kadar oynarsanız rakibin mi başı döner yoksa kendinizin mi? Trabzon'da kaybetse bile çok iyi futbol oynayan F.Bahçe, dün Kayseri mağlubiyetinin benzerini aldı. Bunun tek sorumlusu elbette ki Ersun Yanal'dır.

Başkent’te mutlak favori Fenerbahçe

Başakşehir'e 29, Trabzonspor'a 20 ve Alanyaspor'a karşı 15 hücum girişiminden toplam 4 gol çıkarabilen F.Bahçe, yaşadığı 5 puan kaybının ardından şimdi ligin en az gol atan ikinci takımına konuk oluyor. Son 15 maçının sadece birini, o da geçen hafta Malatyaspor'u yenerek kazanan A.Gücü, 28 net gol pozisyonu ile ligde son sırada. F.Bahçe ise 74 net gol pozisyonu ile ilk sırada. Bu iki rakam bize çok şeyi anlatır ama her şeyi anlatıyor mu? Trabzonspor- Sivas'ın ve Başakşehir-Beşiktaş'ın oynadığı haftada derbi öncesinde F.Bahçe kağıt üzerinde kolay bir deplasmana çıkıyor. Hasan Ali'nin dönüşü, Rodrigues'in sakatlığı sonrasında Dirar'ın sağ açığı teslim alması büyük ihtimal. Onun da gol katkısının az olduğunu düşünürsek F.Bahçe yine 16 golünü atan Kruse (4) ve Vedat'ın (12) ayağına ve kafasına bakacak. Ligin en fazla kafa golü yiyen takımı, karşısında kaleye en fazla isabetli kafa şutu gönderen ikinci takımı F.Bahçe'yi bulacak. Mustafa Reşit Akçay, nevi şahsına münhasır bir insan. F.Bahçe karşısında da Ankaragücü'nün en büyük kozu ama bu kadro son 3 haftada iyi futbol oynamasına rağmen 5 puan kayıp yaşayan Fenerbahçe karşısında tutunabilir mi? Sorunun yine kağıt üzerindeki cevabı 'hayır'.

***

Trabzon'da poyraz Sivas'ta lodos var!

Zirvede Sivasspor, baskıyı mı kaldıramadı yoksa sakat oyuncular yüzünden Rıza Çalımbay'ın eli kolu mu bağlandı? G.Antep deplasmanı ve geçen hafta Başakşehir karşısında kontratağı iyi oynayan takımlara karşı Sivas'ın yaşadığı zafiyeti fazlasıyla gördük. Kupaya da veda eden Sivas, moralsiz gideceği Trabzon'da yüksekten uçan bir Trabzon bulacak karşısında. Ligin ilk yarısında Getafe deplasmanı dönüşünde yorgun Trabzon, Sivas'ta mağlup olmuştu. Şimdi şartlar değişik. Gol krallığının zirvesindeki Sörloth'un oynayacak olması moralleri yükseltti. Ayrıca Trabzonspor'un gol yollarında evinde Nwakaeme ve yeni transfer Guilherme olmak üzere çok iyi hücum silahları var. Trabzon, 29 golle iç sahada en fazla gol atan takım. Sivas ise deplasmanda 19 golle ligin en iyisi. Bu bize bol gollü bir maç vadediyor. Ara transferde gelip takıma katkı veren Yasin Öztekin'in Trabzon deplasmanlarında farklı formalarla 4 golü var. Trabzon kazanırsa 9 yıl önce yakaladığı 6 maçlık galibiyet serisini egale edecek. Ev sahibinin arkasında poyraz eserken son 3 maçında 7 puan kaybeden Sivas, lodos yemiş gibi.

***

Onyekuru için ilk 11 zamanı geldi

G.Saray'ın Alanya'ya elenirken oynadığı iyi futbol, Almadovar'ın son filminin ismini hatırlatıyor: 'Acı ve zafer!' Kolay bir seriden 5 galibiyetle 'Yarışta ben varım' demek kadar, Alanya karşısında oynanan iyi futbolla da önündeki zorlu seriye ışık tutan Fatih Terim'in takımı, rakiplerin birbirleriyle oynadığı haftada derbi öncesinde elbette ki büyük favori. Mariano yok, sağ beki Linnes teslim alır. Ömer'in sol beke çekilip Onyekuru'nun artık ilk 11 başlama vakti geldi. Adem, formanın hakkını verirken, Falcao'nun derbi öncesinde ikinci yarı kendini test etmesi de muhtemel. Sergen Yalçın ile Beşiktaş deplasmanında kazandıktan sonra 5 maçtır galibiyet hasreti çeken Malatya, hem ara transferde kaybettiği oyuncular hem de teknik adam değişikliği ile yönetim zafiyetinin futbolda ne kadar önemli olduğunu ortaya serdi. Son 5 maçında 17 gol atan ve sadece 2 gol yiyen G.Saray, yeni Malatyaspor'u konuk ettiği 2 maçı da (2-0, 3-0) gol yemeden kazanmıştı. Alanya maçındaki oyun iştahını gören taraftar artık bundan daha azına ikna olmaz. Kadıköy deplasmanı öncesinde G.Saray, bol gollü bir üç puanın peşinde.

Okuyanlar/ yazamayanlar

F.Bahçe sanki Başakşehir maçının son düdüğünden tünel kazıp bu maça çıkmış gibi 45. saniyede golü buldu. Trabzon 18 maçta ilk 15 dakikada kalesinde gol görmemiş ve sahasında ilk golü yediği 2 maçı da kaybetmiş. Hepimiz biliriz büyük maçlarda Trabzon taraftarı takım geriye düştüğünde oyuncuları etkiler. Kruse ikiyi bulsa başka bir maç olurdu. Yanal'ın öne geçtikten sonra Trabzon'un üstüne gitmesi beraberlik golünü getirdi. Nwakaeme büyük eksikti ama Ekuban onu aratmayan sadece pas desek ayıp olacak bir top attı Sörloth'a. Sırtı dönük top alan rakip 9 numaraya vurduran F.Bahçe defansı bildiğiniz gibi.
2. golde sol bek Novak'ın kalenin sağ tarafına kafa vurması ise Jailson ve Serdar'ın o andaki iflasıydı. F.Bahçe ilk yarıda müthiş pas oyunu oynadı.
Başakşehir maçında olduğu gibi Tolga başta olmak üzere üç net fırsatı değerlendiremediler.
İlk yarıdaki müthiş tempodan sonra oyunu soğutmak için Guilherme doğru tercihti. Yanal da iki sağ ayaklı sol kanadını değiştirdi ve Emre takviyesi ile Ozan'ı öne itti. Kenardan gelen ne Emre, ne Deniz ne Ferdi ne Sturridge sahaya adımlarını attılar ama oyunun ruhunu hissedemediler.
Trabzon orta sahasının oyundan düştüğü son 25'te Sturridge yerine Doğan ya da A.Parmak girse Sörloth'un arkasında Sosa ile Trabzon daha dirençli olabilirdi.
Ama yine de Çimşir sarı kartlı Ndiaye'yi alıp yerine koyduğu Doğan ile Ozan'ın bir pozisyonunu önlemiş oldu.
F.Bahçe deplasmanda geriye düştüğü 5 maçta 4 puan alabilmişti. Dün ilk golü bulmuş olmalarına ve oyunu iyi okuyan hocalarına rağmen tabelaya yazmayı bilemediler.