CANLI
SKOR
Bülent Timurlenk

Bülent Timurlenk

Okulları açıp futbolu yasaklamak

Fransa'nın aldığı karar futbol dünyasında şaşkınlıkla karşılandı çünkü Avrupa'nın diğer 4 büyük ligi gibi Fransızların da mayısta idmanlara başlayıp kalan 10 haftayı haziran-temmuzda oynaması bekleniyordu. Mayıs ayı ortasında okulları açacağını iki hafta önce duyuran ve yine Avrupa'da şaşkınlık yaratan Fransa'nın eylül ayına kadar antrenman bile yapılamayacağını açıklaması elbette yeni sezonu da tehlikeye atıyor. Şampiyonlar Ligi'nde PSG, çeyrek final maçını başka bir ülkede oynayacak, hazırlığını da başka bir ülkede yapacak. O. Lyon'un Juventus rövanşından alacağı sonuç da onların planlarını belirleyecek. Dün Ahmet Çakar'ın bu sayfalarda manşet olan "Fabrikalar, özel sektör çalışıyor, futbol neden başlamasın?" fikrini İspanya'da La Liga'nın Başkanı Javier Tebas da dillendirdi. Lig oynanmazsa zarar 1 milyar Euro'ya yakın ve Tebas şunu sorguladı: "Futbol sahası bir fabrikadan nasıl daha çok sağlığı tehdit eden bir alan olabilir.. "

İtalya'nın planı Fransızlardan farklı

Fransa'da PSG uzun ara öndeydi, önceki gün oylamadan şampiyon ilan edildiği kararı çıktı. Buna kimsenin itirazı yok. Avrupa Kupası bileti alanlar arasında da puan eşitliği yoktu. Küme düşen takımlardan Toulouse kararı mahkemeye taşıyacağını açıkladı, bu yeni bir kaos demek. İtalyanlar ligi bitirmeye kararlı ama bunu başaramazlarsa Fransızlardan farklı olarak oynanan son haftanın lideri Juventus'u şampiyon ilan etmeyecekler ama iki takım küme düşecek. Hollanda da playoff oynatmadan Ajax-Alkmaar'ı Şampiyonlar Ligi yolcusu yaptı ama bizden ve diğer ülkelerden farkları Hollanda'nın Devler Ligi'ne direkt takım göndermemesi. Hatırlarsınız, iki yıl önce Real Madrid ve Juventus'u eleyen, yarı finalde elenen Ajax, bu sezon Şampiyonlar Ligi gruplarına kalabilmek için iki tur oynamıştı. UEFA, yerel liglerin alacağı kararlara karışamadığından şampiyon ilan etmek ya da etmemek meselesi polemik konusu olmayı sürdürecek.

Michael Robinson'un ardından kalanlar...

Liverpool'un şampiyonluk hasreti bitecek, o da kutlamalara katılacaktı. 1983-84 sezonunda tek sezon formasını giydiği Liverpool ile 3 kupa birden kazanan ve kariyerine İspanya'da son veren Michael Robinson hafta başında hayata veda ettiğinde ülkenin iki büyük spor gazetesi Marca ve AS, ona birinci sayfalarını ayırdılar, AS Gazetesi, 6 sayfa yazdı hakkında. Robinson'un İspanya hikayesi elbette ki iki yıl oynadığı Osasuna günleri değildi. 28 yaşında öğrendiği İspanyolca ile ülkenin en önemli futbol yorumcularından ve programcılarından biri oldu. Avrupa'da üst düzey bir futbolcunun, gazetecilik ve televizyonculukta Robinson gibi başarılı olduğu örneği çok azdır. Geriye saygı duyulan bir hayat, Ertesi Gün serisi başta olmak üzere onlarca belgesel, röportaj ve arşivlerde yorumculuğu yaptığı yüzlerce maç kaldı... Oğluna en büyük mirası da buydu zaten...



Gelecek sezonu dört gözle bekleyen Jorge!

Koronavirüs günlerinin bir 'mağdur'u da İspanya'da manşetlere çıktı. Hikayesi biraz 'yok artık' dedirtecek cinsten. Jorge 26 yaşında ve işi yasal değil. Santiago Bernabeu Stadı çevresinde sezon boyunca karaborsa bilet satıyor. El Pais Gazetesi ona ulaştığında verdiği rakamlar ilginç. Sezon başında 6 kombine satın alan Jorge, Real Madrid'in lig ve Şampiyonlar Ligi maçlarında bu koltukları bir maçlığına yüksek bedelle kiralıyor. Bu elbette yasak ve Jorge sezonda 120 bin Euro kazanıyor. Gazeteye verdiği röportajdan bir cümleyle bitireyim: "Real Madrid, evinde Barça ve Atletico Madrid ile ve Şampiyonlar Ligi grup maçlarını iyi ki salgından önce oynadı da zarar etmedim. Artık gelecek sezona bakıyorum."

Başlama düdüğü insanların umudu

1- Her pazartesi gittiğim semt pazarında esnafla hafta sonunda oynanan maçlara dair kısa sohbetler vazgeçilmezimdi. Hakeme, kaçan gole isyan eder, teknik adamları eleştirirlerdi ve o soru "Kim şampiyon olacak ağabey?.." O soru şimdi yerini "Lig ne zaman başlayacak?"a bıraktı. Biliyorum bu zor günlerde "Futbola ne gerek var" diyenler de var hayatta ama oyuna tutkuyla bağlı olanların bir bildiği de var elbette. Futbol ne zaman dönerse hayat o zaman normalleşmiş olacak. Tedbirler yine olacak ama çocuklar parkta oynamaya başladıkları günden sonra top santra noktasına konacak. Bir maçın başlama düdüğü bugünlerde insanların umudu. Bu yüzden net tarih verilemiyor, planlanan takvim şimdilik temennileri kapsıyor.

Hazırlık döneminde kamp yapılması şart
2- ALTYAPIDAKİ ilk günden son maçına çıktığı güne kadar, 20-25 yıllık hayat diliminde futbolcuların bir yıl içinde tatil süreleri bir ayla kısıtlıdır. Uzun sakatlık dönemleri haricinde hiçbir futbolcu, üç ay topa vurmadan bir sezon geçirmemiştir. Bir sporcu idmansız yapamaz, yapmadığında huzursuz ve mutsuz olur. Şimdi 2 aylık ara tüm futbol dünyası için büyük bir deneyim ve üzerinden atlanması gereken yüksek bir duvar. Fiziksel olarak toparlanmak için önce ufak gruplarla başlayacaklar. Sonra çift kale maçlar. Bunları yapmadan nasıl maça çıkabilirler ki! Ailelerle geçen 2 aydan sonra futbolcu ve teknik adamları ailelerinden uzak iki 2 ay bekliyor. Birçok takım Avrupa'da hazırlık kampı ve maçlar süresince futbolcuların tesislerde kalmasını planlıyor. Doğru olan da bu.

TFF KULÜPLERE İDMAN UYARISI YAPMALI
3- İTALYA'DA futbol takımları için '18 Mayıs'ta idmanlara başlayabilirsiniz' kararına baktığımızda, bizde ufak gruplarla idmanlara başlayan kulüplerin (Beşiktaş ve Göztepe gibi) erken davrandıklarını görüyoruz. Salgını en ağır yaşayan ülkelerden biri olan İtalya'da karantinanın biteceği 4 Mayıs'ta vefat edenlerin sayısında beklenen rakam, bizde bir günde vefat edenlerin iki katı olacak. Futbol Federasyonu'nun Bilim Kurulu ile görüşüp acilen kulüplere bir uyarı yapması gerekiyor. Takım idmanlarının başlangıç tarihi konusunda kulüpler inisiyatif almamalı...

VAR odasında tek hakem olacak
4- BAŞLADIĞI günden bu yana tartışılan ama artık oyunun vazgeçilmezi olan VAR ne olacak? VAR odalarında oturma düzeni sosyal mesafe kuralını karşılamıyor. Avrupa'da birçok ülke kalan haftalarda VAR odasında bir hakemin yeterli olacağını düşünüyor. Teknisyenlerle sosyal mesafeyi sağlayıp görev yapacaklar. Geçici olarak devreye girecek 5 oyuncu değişikliği hakkı da adale sakatlıklarının önüne geçmek için.

MAÇ VARSA GELİR VAR
5- TÜM liglerde sezonu bitirme hedefi elbette ki gelecek sezon Şampiyonlar Ligi ve UEFA Avrupa Ligi'nde oynayacak takımları belirlemek için değil. Liglerde 8 ile 12 arasında değişen kalan haftaların yayın hakkını bugün oynanmandan Avrupa'da ödeyen, ödemeyi düşünen ve ödeyebilecek olan bir yayıncı kuruluş yok. Markalarının görünürlüğü için sponsorluk anlaşmaları imzalayan şirketlerin de kalan haftalar oynandığında tazminat hakkı ortadan kalkacak.

Puan eşitliğinde play-off olur
6- DEVLET kararı ile liglerini devam ettirmeyen ülkelerden UEFA'nın istediği play-off'u bizde yanlış anlayanlar var. Play-off, dörtlü ya da sekizli şampiyonu belirleyecek bir turnuva değil. Puanları eşit olan ve Avrupa kupaları bileti alacak takımların ve küme düşme hattındaki eşitliklerin çözülmesi için UEFA, 'play-off' diyor. Sezonda elde edilen sportif başarı dışında bir kriterle takımları Avrupa'ya göndermek mümkün değil çünkü UEFA'nın kesin uyarısı var, buna oynanmamış kupa finallerinden finalistlerini Avrupa Ligi'ne göndermek de dahil...

MASKEYLE FUTBOL OYNANMAZ
7- FUTBOL maskeyle oynanır mı? İspanya'da yapılan bir araştırmaya göre görüş açısını engelleyen, oksijen alımını azaltan ve ilk 10-15 dakikadan sonra nem ve sıcak yüzünden rahatsızlık veren maskelerle futbol oynayabilmek mümkün değil. Maske, saha kenarındaki teknik kadro, top toplayıcılar, yayın ekibi, sağlık çalışanlarında mecburiyet olacak ama idmanlarda düz koşularda bile maskenin futbolcu performansını etkileyeceği ortada.

Rüştü’yü neden istemedi?


Rüştü Reçber, taze bir röportajında "Rijkaard bana karşı ön yargılıydı, forma vermedi" deyip Barça'daki eski hocasının kulaklarını çınlatmış. Hatırlayalım o günleri: R.Madrid'in "Los Galacticos" politikası 3 yıldır sürerken, geride kalan 4 yılda dibe vuran Barcelona, 2003'te yeni başkan Laporta önderliğinde beyaz sayfa açtı. O sayfaya Ronaldinho ile adını yazdıran Rüştü'ydü. Laporta, 2002 Dünya Kupası'nda etkilendiği Rüştü'ye hep destek verdi ama milli kaleci, talihsiz goller yed i ve genç eldiven Valdes, Rijkaard'ın gözdesiydi. Rijkaard, yabancı dil bilmeyen Rüştü'ye mesafeli durdu, defansla uyum için Valdes 1. tercihiydi. La Liga'da "AB dışından 3 futbolcu onbirde forma giyebilir" kuralı da Rüştü'nün önünü kapadı. O sezon Ronaldinho, Marquez ve Saviola bu kontenjanı dolduruyordu. Rüştü F.Bahçe'ye döndü, Rijkaard, Valdes ile 2 şampiyonluk, 1 Şampiyonlar Ligi kazandı

Pep Guardiola'nın misafiri Cristobal
Ne futbola kattığı yeni taktikler ne kazandırdığı yıldızlar ne de kariyerine yazdırdığı kupalar. Guardiola'nın teknik adamlığına başka pencereden bakalım: Barcelona altyapısının çalıştığı ve "Mini" olarak bilinen tesislerde 30 yıldır, bir taraftar her gün gençlere destek veriyordu. İşi olmayan Cristobal, Barcelona idarecileri, teknik adamları ve futbolcuları yardımıyla hayatını idame ettiriyordu. Barça altyapısından yetişen Guardiola, 25 yıldır tanıdığı adamı, Camp Nou'da yedikleri yemeklere davet etti. Cristobal takımla yemek yerken Pep, futbolcuların "başka hayatlar"ı keşfettiklerini söylüyordu. Camp Nou'da 2009'da kazanılan R.Madrid maçı sonrasında soyunma odasındaki sevince Cristobal ortak oldu. Birkaç saat sonra mutlu şekilde hayata veda etti.

Manuel Pellegrini'yi Guti de kurtaramadı
Şilili teknik adam Pellegrini, F.Bahçe'nin gündeminde(ymiş). Onun Real Madrid günlerini hatırlayalım. 10 yıl önce R.Madrid başkanı Perez, Mourinho'yu göreve getirmek için onun görevine son vermişti. Real sezonu kupasız kapatmış, 6 yıldır da Ş.Ligi'nde nisan ayını göremiyordu. Pellegrini, başkan Perez'in çalıştığı 7. teknik adamdı. Sneijder ve Robben'in takımda kalmasını istediği halde iki Hollandalı'nın gidişine de engel olamayan Şilili teknik adam, Kaka'nın sakat olduğu sezonda Ronaldo ile takımı uçurdu ve Real o sezon geriden gelip aldığı maçlarla dikkat çekti. Bir sorun vardı, Perez ona bütün sezon randevu vermemişti. Rekor puana rağmen 2. oldu ve sezon içinde kapışmış olmalarını rağmen Guti, Pellegrini'nin takımın başında kalması gerektiğini söyledi. Son sözü elbette başkan söyledi ve Inter'de o sezon 3 kupa kazanan Mourinho, R.Madrid'in başına geçti, ilk röportajında da "Guti'yi istemiyorum" dedi.

Transferin şifreleri

Kulüp gelirlerinden, bonservis rakamlarına, futbolcuların yıllık ücretlerinden gişe gelirlerine kadar her şeyi vuran Koranavirüs sonrasında transfer piyasası nasıl olacak? Bonservisler ve yıllık ücretler düşerken transferde ne değişecek?
Süper Lig'in bonservis bedeli en değerli oyuncularından oluşan 11'inin değeri 97 milyon Euro. Ancak sadece 5'inin bonservisleri kulüplerimizde: Uğurcan, Abdülkadir Ömür (Trabzonspor), Vida ve Ljajic (Beşiktaş), Luyindama (G.Saray). Kasımpaşa'da Hadergjonaj, G.Saray'da Saracchi, Seri, Lemina, Onyekuru, Trabzon'da Sörloth takımlarında kiralık olarak forma giyiyor. Kadrosunda çok sayıda kiralık oyuncu bulunduran takımlar gelecek sezon transferinde sorun yaşayacak. Şimdi gelelim kaçınılmaz değişime...



1- Bu sezon sonunda serbest kalacak her futbolcu, transfer piyasasının gözdesi olacak. Bonservis bedeli ödemek istemeyen kulüpler sıfır maliyetli bu oyuncuların yıllık ücretleri için adeta açık arttırmaya girecekler.
2- Kadrosunda 40'a yakın futbolcu bulunduran ve birçok oyuncusunu kiralık göndermiş kulüpler, gelirlerin dibe vurduğu ortamda bu oyuncularının performansına bakıp ikinci bir şans verebilirler. Örneğin: Seri, Lemina ve Onyekuru.
3- Kiralık oyuncu borsasında fiyatlar yükselecek. Birçok kulüp bedelsiz olarak kiralık gönderdiği oyunculara gelecek fazla talep yüzünden kiralama bedeli isteyecek.
4- Salgın sonrasında yüzde 30 ile 50 arasında değer kaybetmesi beklenen bonservis rakamlarından, zordaki kulüplerimizin "kârlı alışveriş" ile çıkabilmesi zor. Düşen bonservis rakamları, kulüplerimizin oyuncu satışında da kasasına koyabileceği parayı düşürecek.
5- Yeni sezonda 25 kişilik kadrosunu yıllık ücret maliyetini düşürebilmek için 21'e indirmeyi planlayan çok kulüp var. 2. kaleciler birçok kulüpte altyapıdan gelen isim olacak, santrfor mevkiinde 3. alternatif olacak isim genç takımdan gelecek.

SIFIR BONSERVİS
Avrupa'da birçok yıldız futbolcunun kontratı bu yaz sona eriyor. Bonservisi elinde olacak bu oyuncular için menajerleri şimdiden birçok kulüple pazarlık masasına oturmaya başladı. İşte yıldızlar listesi:

Hayatımızı dolduran günlerin hikâyesi

Başlarken…
Maç yorumlamayı özledim, foto muhabiri arkadaşlarım anı yakalamayı özlediler, editör arkadaşlarım maçı anlatan manşeti bulmayı, detayları sıralamayı, sayfa sekreterleri arkadaşlarım da o içeriği nasıl güzel sayfalarımıza aktarırız diye düşünmeyi özledi. Gazetecilik 365 gün 24 saat, savaşta, salgında, nefes aldığımız sürece yaşadığımız heyecan. Siz Koronavirüs ve spor dünyası hakkındaki tüm haberleri bu sayfalarda elbette bulmaya devam edeceksiniz ama ben bu köşede soluklanmanız için dünya futbol tarihinin sayfalarında bir tura çıkartacağım sizleri. Futbol dolu günler geri gelene kadar futbolun hayatımızı doldurduğu günlerin hikâyesi...

Messi'nin İtalya'ya çıkan SOY AĞACI
HER Güney Amerikalı futbolcu için Avrupa'da futbol oynarken yabancı sınırlamasına takılmamak adına İtalyan ve İspanyol kökenlerini arşivlerden ortaya çıkartıp ikinci pasaport alması çok duyduğumuz hikâyedir. Messi buna ihtiyaç duymayanlardan ama onun da soy ağacına baktığımızda İtalya'dan Arjantin'e bir göç hikâyesi görüyoruz. Maradona'nın köklerine ilerleyen günlerde bakarız ama Arjantin'de Rosario'da doğan ve büyüyen ardından fiziksel olarak gelişim problemi gösterdiği yıllarda hem futbol hem de tedavi için ailesiyle Barselona'ya göç eden Messi'nin soy ağacında İtalya'da Recanati'de 1797 yılında doğan ve 1857'de hayatını kaybeden Pacifico Messi yatıyor. Aile 1893 yılında Arjantin'e göç eden çocuklarla büyürken, bir kısmı da İtalya'da yaşamaya devam ediyor. Lionel Messi'nin büyük büyükbabası işte o göç eden gençlerden biri. Lionel Messi'nin bugün İtalya'da sakin ve elbette şöhretten uzak hayatlarına devam eden Mascia, Luca, Rudy ve Romina adlarında dört yeğeni var. Hatta biri kasabadaki yapı markette satış elemanı olarak çalışıyor ve Lionel Messi'nin bir gün Recanati'ye gelmesini bekliyorlar.

Atletico tarihinin en iyi santrforu Falcao

BIR kulüp tarihinin en iyi 11'ini yaparken internette anketlerle cevaplar aranır. Çoğu zaman da 40 yaş üstündekiler ortaya çıkan bu en iyi 11'i beğenmezler çünkü genç kuşaklar kendi dönemlerinin yıldızlarına oy verirler. Atletico Madrid tarihinin en iyi 11'i şimdi sayacağım isimler olabilir mi? Bence de hayır ama son 10 yılda kulübü kaybedenler kulübü kimliğinden sıyırıp alanların da hakkını vermek lazım. Teknik direktör koltuğunda elbette ki Simeone var. 19 yıl sonra gelen şampiyonluk, Real Madrid'in stadında kazanılan Kral Kupası, kaybetse de oynadığı iki Şampiyonlar Ligi finali ve 2 Avrupa Ligi kupası. Kalede son yıllarda La Liga'nın en iyi kalecisi Oblak var. Defans hattında son 10 yılın marka üç ismi Juan Fran, Godin ve Filipe Luis'e Luiz Pereira eşlik ediyor eskilerden. Orta sahada büyük kaptanları Gabi ve alt yapıdan yetişen Koke'nin yanında gençler bile Luis Aragones'i unutmamış. İspanya'ya 44 yıl sonra Euro 2008'de kupa kazandıran, Fenerbahçe'den de yolu geçen Atletico Madrid'in efsane futbolcusu ve teknik adamı. Forvet hattında Futre unutulmazdı ama yeri en garanti adam en iyi yıllarını Premier Lig'de geçirse de "Çocuk" Fernando Torres'ti. Beni şaşırtan Atletico tarihinin en uçta en iyi santrforu için zorlu bir oylamadan yüzde 18 oy alarak adını 11'e yazdıran Falcao oldu.

Dukla Prag'ın efsane deplasman forması

BU devirde forma koleksiyoncusu olmak kolay değil, bırakın eski formaları, Avrupa'da kulüp mağazalarında her sezon üç farklı versiyonu çıkan taraftar formalarından birini koleksiyona katmak için 600-900 TL'yi gözden çıkarmanız lazım. Ben kült bir formanın hikâyesini anlatayım. Dukla Prag'ın 1960'larda giydiği deplasman forması, futbol koleksiyoncularının favorilerinden. Futbol tarihinin en kült formalarından biridir Dukla Prag'ın deplasman forması. Sarı zemin üzerine yakası ve kolları kırmızı forma. Peki nedir onu özel yapan? İngiliz grubu Half Man Half Biscuit'in 1986'da çıkardığı ilk single: "All i want for christmas is a Dukla Prague away kit"i (Noel için tek dileğim bir Dukla Prag deplasman forması) duyan formanın peşine düşer. 1993'de Çekoslovakya tarih olur. Yıkılan rejimin kulübü Dukla Prag da çöker gider. Şimdilerde Çek liginde Marila Pribram diye bir takım var Dukla Prag'ın devamı...

Futbolda karantina günleri başladı! Peki sporcular şimdi ne yapacak?

* Liglerin ne zaman biteceği belirsiz! Kontratı 31 Mayıs'ta sona erenlerin durumu için yeni düzenleme yapılacak
* Dönüş için artık tarih yok! Herkes önümüzdeki 3 haftayı 'evinde kal' prensibi ile geçirmek zorunda
* Oyunculara bireysel programlar verilecek, tüm sporcular evlerinde antrenmanlarını devam ettirecek
* Oyunculara bireysel programlar verilecek, tüm sporcular evlerinde antrenmanlarını devam ettirecek Ancak en önemli konu evdeki idman kadar günlük kalorileri hesaplayıp asla kilo almamak!

Liglere dönüş için federasyonlar şu anda net bir tarih vermedi. Vermemeleri de bilimsel olarak doğru. Çünkü Avrupa ligleri de NBA de resmi bir tarih açıklamadı. Önceki gün İngilizler, 'En yakın 30 Nisan'dan önce' Premier Lig'in başlamayacağını açıkladılar. Şimdi ne olacak, madde madde bakalım:
* Bu 1 aylık dönemde futbolcular tatile çıkmıyorlar. Türkiye'deki her insan gibi önümüzdeki 3 haftayı 'Evde kal' prensibi ile yaşayacaklar. Hiçbir kulübün yabancı futbolcularına Türkiye dışına gidiş izni vereceğini sanmıyorum. Sonuçta 3 günlüğüne de gitseler dönüşte 14 gün karantinada kalacak olmaları hiçbir yabancı futbolcuya uçak bileti aldırtmaz.
* Real Madrid bu hataya düştü. Sırp santrforu Jovic, Madrid'de karantinada kalmak yerine Belgrad'a gidip kız arkadaşının doğum günü partisini sokaklarda kutladı. Olay medyada yansıdı ve şimdi ceza alacak.



* Avrupa'da ligleri tatil edilen her futbolcu gibi bizimkiler de evlerindeki fitness aletleri ile çalışmalarını sürdürecekler. Her futbolcuya bireysel program verilecektir. Evinde koşu bandı vs. olmayan futbolcu varsa onlar da 1-2 gün içinde buna sahip olurlar. Önemli bir mesele de haftanın 6 günü takım doktoru ve diyetisyenin kontrolünde olan futbolcuların şimdi evlerinde beslenmeleri. Sahada idman yapamayacak olmalarından dolayı aldıkları toplam kaloriyi düşürmeleri gerekiyor. Bunu da kulüp profesyonelleri kontrol altında tutar. Sonuçta herkes kendine iyi bakmak zorunda.
* Lig Haziran ayına sarkacağından 31 Mayıs'ta kontratı bitecek futbolcular için FIFA'dan tüm dünya genelinde bir karar çıkması bekleniyor. Bu kontratlar 'sezon sonu olarak' kabul edilecek.
* Avrupa'nın birçok ülkesinde futbolculardan yıllık ücretlerinde fedakârlık bekleniyor. Sonuçta kulüplerin 1.5-2 aylık süreçte önemli gelir kayıpları var. Bu sezon var olan kontratlarında indirime gitmeseler bile gelecek sezon karşılıklı fedakârlıklar gerekiyor.

İki taraf da kötüydü, Ligler 3 hafta ertelenir

1- Her taraftar yaşı kadar derbi anısı biriktirdi. Bizler hikâyelerini yazdık. Harika goller, şampiyonluğu getiren derbiler, ezeli rakibini boğan tribünler… Kimse bir gün derbide yağmurun sesinin her şeyi bastıracağını tahmin edemezdi.
2- Eksik ve yorgun Başakşehir'i deviremeyen Trabzonspor'un aldığı sonuç derbide santraya yürürken Galatasaray için +1 motivasyon kaynağı olmalıydı ancak bunu sadece ilk 15 dakikada gösterdiler. Beşiktaş boş tribünler önünde 20. dakikadan sonra oyunu dengeye getirdi.
3- Geçen hafta Sivas'ta duran toplar dışında orta sahada Ömer evet aksamıştı ama onun ölüsü bu sezon Belhanda'ya formayı kaptırmaz. Faslı oyuncunun Galatasaray kariyerindeki derbilerden geriye hatırlanacak olan sadece gördüğü kırmızı kartlar olacak. Takımı 10 kişi oynattı.
4- Sergen Yalçın rakip analizde memleketin en akıllı hocalarından. Dün oyunu sahasında kabul edip özellikle Gökhan ve Boyd'u Onyekuru'ya yakın oynatıp Galatasaray'ın son haftalardaki favori hücum aksiyonlarını kırdı.
Maçın tamamında değil ama ara ara önde çok adamla yaptıkları presle de rakibi birinci bölgesinde hataya zorlayıp pozisyon bulmaya çalıştılar.
5- Beşiktaş maçın ilk yarısını önceki gün Fenerbahçe'nin 90 dakikada yaptığı gibi sıfır şutla tamamladıktan sonra G.Saray'ın 2. yarıda daha cesur olması gerekiyordu. Böyle bir atmosferde 'neden kötülerdi' diye sormanın manası yok. Bugünlerde herkesin derdi Koronavirüs'ken dünyada kim iyi ki!
6- Gökhan'ın sakatlığı sonrasında oyuna giren Lens kalan dakikaları taşıdı. Boyd da hücumda elinden geleni yaptı. Boateng ve Burak arasında iletişim yok. Adem Ljajic ise buz gibi derbide oyuna ısınmadan son düdüğü duydu.
7- G.Saray, F.Bahçe ve Sivas maçlarındaki referansı ile gelmişti derbiye. Ama sezonun ilk yarısında rakipleri çözemedikleri ve çoğu zaman top şişirdikleri renksiz futbola döndüler.
8- Terim, 2. yarıya Ömer'le başladı. Ama iki değişiklik için 89'a kadar bekledi. Kulübedekilere mi inanmıyordu yoksa sahadakilere mi çok güveniyordu...
9- Taraftar olmayınca dün iki büyük maçın nasıl küçüldüğünü izledik. TFF 3 haftalık ertelemeyi yarın UEFA'nın EURO 2020'yi 1 yıl ötelemesi sonrası alacaktır.

Doğru formül

GEÇEN sezon Malatya'da ev sahibi 5 golle kazanmış ve Trabzonspor yönetimi o maçın ardından teknik adamını takımın başında tutup radikal kararlar almıştı. Biz o kararlar sayesinde Uğurcan gibi harika bir kaleciyle tanıştık. Bu yetmez elbette. Dün akşam Hüseyin Çimşir'in sahaya sürdüğü 5 yerli futbolcu da 25 yaşın altındaydı ve Trabzonspor altyapısından yetişmişti. Doğru formül bu işte... Kaliteli yabancılarla, maliyeti 0 olan ve forma-arma aidiyeti yüksek yerli oyuncuları bir araya getirmek... Malatya'daki o 5 gollü mağlubiyetin ardından Trabzonspor çıktığı 22 deplasmanda da gol attı. Dün, 43. dakikada tabelanın fişini çekebilirlerdi. Geçen hafta Fenerbahçe maçında olduğu gibi Novak'ın çerçeveyi karşıdan gördüğü pozisyondaki şutu rakip defansta kaldı. Dönen top, Malatya'nın farkı 1'e indirmesini sağladı. Soyunma odasına giderken Hüseyin Çimşir, elbette ki öne geçtiği maçlarda 18 puan kayıp yapan takımının, ikinci yarıda bir an önce rakibin maça ortak olmasına engel olacak golü bulmasını istiyordu. Pirlo zamanında Juventus'ta ne oynuyorsa, Sosa da onu oynuyor Trabzonspor'da... Dün ilk goldeki nefis ortası, 2'nci golde üstat işi frikiği, oyun organizasyonu kadar rakibi karşılarken kritik noktalara koşacak kadar da emekçi...
Novak bu ligin en ilginç oyuncularından bir tanesi. Bir sol bekin hücumda katkısını asistlerle beklersiniz.
O bir haftada 2 golle, 2 kulvarda takımını ayakta tuttu.
Yeni Malatyaspor ise Sergen Yalçın sonrası ayağa kalkmaya çalışıyor.
Dünkü Trabzonspor ile 10 maç yapsalar 1'ini bile kazanamazlardı.
Trabzonspor için tek sıkıntı, Başakşehir'de Epureanu yokken, dün Sörloth'un sakatlanıp çıkmış olması...

Bıçak sırtı gibi maç

İlk yarı bittiğinde iki takım berbat bir zeminde 10 şut atmış, çerçeveye 8 top isabet etmişti. Bu yüksek yüzdeyi hiçbir yerde bulamazsınız. Sivasspor fırtına gibi başladı. Muslera, Mert Hakan'ın topunu çıkardı ama Hakan Arslan'ın dizi ile yaptığı o garip vuruş ev sahibi ekibi öne geçirdi. Rıza Çalımbay, F.Bahçe derbisinden gerekli dersleri çıkarmış. Goiano'yu Onyekuru'ya yakın oynattı ve depar fırsatı verdirmedi. Mariano ise Fernando tehdidi yüzünden hücuma çıkmakta tedirgindi. İlk 15 dakikadan sonra Galatasaray oyunun hakimiyetini aldı ve belki de sezonun en kuvvetli oyununu ortaya koydu. Önce Feghouli Falcao'ya daha sonra Falcao Feghouli'ye. Sivasspor'a ilk 45 dakikada kimse iki gol atamamıştı. Feghouli karşı karşıya kaçırdığı pozisyonu atsa Galatasaray ilk yarı maçı kopartırdı da. Lemina'nın dönüşü sonrasında Seri ve Ömer ile orta sahayı kuran Terim, ikinci yarıda özellikle Ömer'in top kayıplarıyla eksik yakalanınca oyununun momentumu Sivas'a geçti. Penaltı kararı VAR'dan geldi. Sivasspor evinde kazandığı Trabzonspor, Beşiktaş ve Fenerbahçe maçlarının benzeri bir oyunu Galatasaray'a karşı ortaya koyarken Emre Kılınç'ın girmesiyle beraber daha tehdit eder bir takım haline geldi. Trabzonspor puan kaybettiği haftada hafta sonu analizinde de altını çizdiğim üzere gollü bir beraberlik, yarışta iki tarafı da çok fazla üzmezdi. Ancak Fatih Terim'in çok daha fazlasını istediği belliydi. Onyekuru gününde değildi, Seri cebinde sarı kartı ile oynuyor, Lemina'nın ise sakatlık dönüşü kondisyon problemi vardı. Galatasaray fazla hücumcu ile maç kazanırım derken iki değişiklikle oyunu bıçak sırtına getirdi. Ömer sola geçebilir Belhanda girebilir, Falcao çıkabilir Adem girebilir hatta Taylan ile rakibin geçiş oyunu engellenebilirdi. Terim büyük risk aldı. Çünkü yarışta işi lider Başakşehir ile Trabzon maçlarına bırakmak istiyordu. Falcao, Emre, Adem, Feghouli, Onyekuru... 5 hücumcu ile üçüncü golü aradı. Falcao'nun vurduğu kafa çerçeveyi bulsa Galatasaray kazanırdı da. Ama bu iki değişiklik maçı kaybettirebilirdi de.

Sivas’ta son 15’te Rus ruleti!

Şampiyonluk yarışında uzun serilerden bir kaçının kırılacağı 90 dakika var önümüzde. 8 maçtır arka arkaya kazanan G.Saray... Karşısında ev sahibi Sivasspor'un iç sahada yenilgisi yok ve kalesinde gördüğü gol sayısı sadece 7. Ligin ilk yarısından farklı olarak rakip yarı alanda set oyunu oynamaktansa oyunu geride kuran ve hızlı adamlarıyla kontratak arayan G.Saray, Kadıköy'de iş yapan bu oyun planıyla Sivas'a ters gelecek. Yüzde 34 topla oynayıp F.Bahçe'ye 3 gol atan Sivasspor, sahasındaki Rizespor ve Başakşehir, deplasmandaki Antep maçlarında 7 puan kaybederken rakibin hızlı hücumlarına kurban gitmiş ve kapalı savunmaları açmakta zorlanmıştı.
Son 3 deplasmanını kazanan G.Saray'da Seri'nin, Lemina'nın yokluğundaki kritik rolü ve cezası biten Belhanda'nın F.Bahçe derbisinde oynadığı oyunun bir tekrarını göstermesi halinde Çalımbay'ın takımı çok zorlanacak. İki takım da 15-30 dakikalar arası çok gol atarken son 15 dakikaya dikkat... Sivas bu dilimde çok atarken, G.Saray da çok yiyor. Oynadığı her lig maçında golü bulan Sivasspor, evinde öne geçtiği 9 maçı da kazandı. Deplasmanda geriye düşen Terim'in takımı ise 6 maçta 11 puan kayıp yaptı. Zirve yarışında iki tarafın da hedefi elbette galibiyet ama olası bir gollü beraberlik de yarışta iki tarafı da üzmez.

Nwakaeme&Sörloth A.Ş.
Trabzonspor bu sezon deplasmanda tek mağlubiyetini Madrid'deki Getafe maçı sonrasında Sivas'ta almıştı. 8 haftadır yenilgileri yok ve geçen hafta Rize maçının ikinci 45 dakikasında Nwakaeme'nin assolistliğe soyunduğu şov bu hafta için en büyük kozları. Elbette ki kupa yarı finalinin yorgunluğu olacak. Gaziantep geçen hafta 120 dakika Avrupa oynamış Başakşehir karşısında dağıldı gitti. Frikiklerde 6 golle ligin en fazla gol atan takımı olan ve son 4 golün üçünü bu yolla bulan ev sahibi karşısında Fırtına'nın kozu son 4 deplasmanda 3 gol, 2 asist ile oynayan Nwakaeme ve dış sahada 8 golle oynayan Sörloth olacak. Abdülkadir Ömür'ün dönüşü, sallanan sağ kanat için büyük artı. Obi Mikel de ceza sonrasında orta alanı teslim alacak. Onun varlığı Sosa'nın forvet arkasında rahat kalmasını sağlıyor. Trabzon'un hedefi elbette 3 puanı cebine koyup ayaklarını uzatıp Sivas-G.Saray maçından bir beraberlik çıkmasını beklemek olacak.

Bülent Uygun ile farklı rövanş!
Teknik adam değiştiğinde futbolcular hedefte artık sadece kendileri kaldığından bir reaksiyon gösterirler ve göstermek zorundalar. Değişti derken F.Bahçe'nin Denizli maçında teknik direktörünün kim olacağı belli değil, ama kadroyu ve taktiği kimin belirleyeceği belli. Bu işi kaptan Emre Belözoğlu üstlenecek. Türk futbolunda bir teknik adam senede 2-3 takım çalıştırabildiğinden ligin ilk yarısında Kayserispor'da F.Bahçe'yi deviren Bülent Uygun, şimdi Denizlispor ile 3 puanı hedefliyor. Ancak Kadıköy'de 19 maçın 17'sini kaybeden Denizlispor'un, kupada Trabzon karşısında eksik, hocasız ve moralsizken tur umuduyla İstanbul'a dönen ve 5 maçlık kazanamama serisine son vermek isteyen F.Bahçe karşısında şansı olduğuna inanmıyorum. F.Bahçe, bu sezon Süper Lig'e yükselen takımlarla oynadığı 4 maçı kazandı ve 14 gol attı. 5. randevuda da bu seriyi sürdürüp en azından kalan haftalara şampiyonluk olmasa bile Avrupa bileti hedefiyle girer.

Palut-Buruk düellosu
Hatayspor ile kupada Başakşehir'e 4 gol atmış İlhan Palut, şimdi Göztepe ile geçen hafta Kayseri'de kaybettiklerini telafi etmenin peşinde. İki sezondur 15 ve 14 asist yapan, bu sezon da 9 asisti bulunan Edin Visca önderliğindeki lider Başakşehir, Sporting ve Gaziantep maçlarından alnının akıyla çıktı. Okan Buruk'un 4-2-2-2 dizilişinde Crivelli ve Demba Ba'nın öndeki varlığı rakip için büyük tehdit oluştururken orta sahası güçlü takımlar karşısında Mahmut ve İrfan Can ikilisi zorluk yaşıyor. İlhan Palut'un bunu iyi analiz edeceğini düşünüyorum. Yeni stadyumda, sıkı taraftar desteğiyle Göztepe son 2 sezonda evinde kaybettiği Başakşehir karşısında şansını sonuna kadar zorlayacak. Göztepe'nin 3 puan için yine 'çılgın' bir Beto'ya ihtiyacı var.