CANLI
SKOR
Bülent Timurlenk

Bülent Timurlenk

Forma 250 TL, giyenler milyon Euro

Son iki sezonda şampiyon olan Galatasaray'ı belki de en iyi anlatan şair adam Murathan Mungan'dı. Usta şöyle der bir şiirinde: "Sen neye benziyorsun biliyor musun? Yazgını hep başkalarının ıstakalarının insafına bırakıyorsun da ondan" bunlar güzel hikâye. Çok rakibin olduğu sezondan şampiyonluk çıkarmak, 8 puan geriden gelip şampiyon olmak. Dünkü maçın skor tabelasından bağımsız bakılması ve sorulması gereken, Galatasaray'ın neden şampiyonluk yarışını forse etmediği. Kadro yapısıyla ve teknik kadrosuyla bu takım, dün sahaya çıkarken son 3 maçında 7 puan kaybetmişti.
Geçen sezon Başakşehir'in şampiyonluğu kaybettiği gibi bir seri bu. Evet taraftar yok ama teknik direktörünüz Fatih Terim ise ve siz Galatasaraysanız İstanbul'da bir Anadolu takımından 3 gol yiyemezsiniz. Muslera, Luyindama ve Marcao'nun olmadığı bir üçgenden galibiyet çıkartabilmenin kolay olduğunu söyleyemem. Ama sahasında 3 gol atan bir ev sahibi takımın yediği penaltı golü dahil son dakikada sahasında baskı görmüş olmasını bir şampiyonluk adayı olarak açıklayabilmek mümkün değil. Bu kadronun en zayıf halkası Ahmet Çalık'tı, atıldı. Mayıs ayında bu kadronun çalışmadığı belli. Bir doymuşlukları var. Nasıl olsa 'Son iki sezonun şampiyonuyuz' havalarında dolanıyorlar. Buna doymayan itiraz eden hocaları bile olsa dün kendi evlerinde Antep'ten 3 gol yiyip berabere kaldılar. Galatasaray dün akşam itibariyle kişisel servetlerine servet katan bütün doymuşları ile yollarını ayırmalı, bu forma 250 lira, bunu üzerlerine giyerken milyon Euro alanların bakacakları ayna 100 lira...

Fener’in teknik direktörü kim?

NORMAL-YENİ normal bir kenara, dün anormal olanları sıralayalım önce. Sörloth'un ilk golünde Ekuban'ın muazzam pası, Deniz'in muhteşem volesi ve Volkan Demirel'in telefonla aldığı direktiften sonra F.Bahçe'deki oyuncu değişiklikleri…
F.Bahçe doğal olarak baskılı başladı. Maça kağıt üzerinde 1-0 önde giren Trabzon, bu baskıyı ya orta sahada oyunu dengeleyerek ya da şok bir golle bozacaktı. İkincisini tercih ettiler.
Nwakaeme'nin sakatlığı Trabzon'un bu sezon Krasnodar dışında 3 gol yememiş olmasının öz güveni, oyunu kendi sahalarında kabul etmelerine neden oldu. F.Bahçe'nin ikinci 45 dakikada bulacağı bir gol, tabelayı eşitleyecekti. Maçın başında yine gereksizce çok konuşup kendini oyundan attıran Emre Belözoğlu'na takımın sahada ihtiyaç olduğu dakikalardı. Bu orta saha Tolga ile ne zaman yürümüştü ki zaten? Maestro Gustavo, yine elinden geleni yaptı ama Serdar Aziz'in sakatlığı, Jailson'u kenardan ancak stopere getirebildi. Abdülkadir Ömür, ne hücumda ne de defansif organizasyonda duracağı yeri biliyor. Onu serbest oynatmak, ondan her şeyi istemek, yapabileceği çok şeyi de yapmamasına neden oluyor. Attığı nefis golün morali ile Deniz, değişiklik tabelası kalktığında doğal olarak isyan etti. İkinci yarıdaki değişiklikler öncesinde Volkan Demirel'in yaptığı telefon görüşmesi F.Bahçe'de teknik adam kim sorusunu elbette ki sordurtuyor. Tahir Karapınar bir basketbol koçu değil. 30 yıldır Türk futbolunun içinde, 9 resmi maçta 90 gol atsa da F.Bahçe'nin başında kalamayacağını biliyor ama 2 maçtır kulübeden sahaya müdahaleler, telefon görüşmeleri, Tahir hocaya büyük ayıp... Trabzonspor maçın favorisiydi. İkinci yarıda da iki kontratakta Sörloth ve Novak ile cezayı kesti. İstediğini aldı.

Muslera’ya 3 yıllık yeni kontrat

Fatih Terim, maça yarım saat kala yaptığı değerlendirmede, pandemi dönemi öncesindeki iyi performanslarını hatırlatıp, 3 ay aradan sonra takımının sahada ne yapacağı konusundaki bilinmezliğin altını çizdi, 50 yıllık futbol aklından süzülen bir endişe vardı. Galatasaray 11'i de hocasının bu endişesini haklı çıkartan bir oyunla başladı. Sezon başında Falcao'ya topun gitmediği verimsiz, kısır ve güçsüz oyun..
VAR ile birlikte yardımcı hakemlerin ofsaytı görüp pozisyonun sonlamasını beklemeleri bu oyuna gelen en anlamsız kurallardan biri, dün bunun kurbanı Muslera oldu. Uruguaylı kaleci G.Saray için sadece büyük bir kaleci, kupalar kazandıran, kurtarışlar yapan bir tecrübe ve de bir kaptan değil, çok daha fazlası...O ambulansa bindiğinde matematiksel olarak devam etse de G.Saray'ın şampiyonluk yarışı için kimyası bozuldu. 3 ay aranın ardından İtalyan kondisyonerin ülkesinden dönememiş olması da sarı kırmızılı takımı etkilemiş. Muslera'nın kırılan ayağı kimyayı da psikolojiyi de bozdu ama dün oyuna sonradan girenler de dahil hiçbir oyuncunun mart ayı başındaki düzeyinde olmadığı ortadaydı... Rizespor için her maç ölüm kalım mücadelesi. Dün iki önemli eksiklerine rağmen iyi mücadele ederken oyunun kurallarının değil futbol bilmez vasat hakem Uğurlu'nun da müsadesiyle sertlikle rakiplerini sindirdiler.
Muslera ancak Ocak 2021'de dönebilecek. O tarihte 6 aylık kontratı kalacak G.Saray kaptanı 34 yaşına girmiş olacak. Dün ayağı kırılan Muslera'ya yönetim hastaneye çiçek değil yeni kontrat ile gitmeli ve kaptanına üç yıllık yeni kontrat imzalatmalı. Zirvenin 6 puan gerisine düşen, kalecisi ve iki as stoperi olmayan G.Saray'ın Başakşehir ve Trabzon maçlarından alacağı sonuçlar iki rakibinden birine mutlu sonu yaşatacak gibi görünüyor..

Basit bir gelenek

Seyircisiz 8 haftada Başakşehir'in şampiyonluk şansı için ilk argüman, 'Trabzonspor, G.Saray ve Sivas iç sahada taraftar desteği bulamayacak, Okan Buruk'un takımı zaten bu destekten mahrum oynuyor, bu onlara +1 yazardı.' Futbolun basit bir gerçeği var. Siz hazır değilseniz arkanızda 100 bin kişi bile olsa rakip sizi cezalandırır. Uzun aranın ardından Başakşehir'in kaldıkları yerden en azından yüzde 80 ile devam ettiklerini söyleyebiliriz.
Unutmayalım bu kadro Avrupa Ligi'nde yola devam ediyor ve takımın kilit isimlerine bakarsak bu sezon son kurşunlarını atıyorlar. Erol Bulut doğal olarak kupada iddialı. Dün 1-0 kazandığı Antalya maçının rövanşına aslarını saklayabilirdi de. Çünkü o maçın ardından da Trabzonspor ile oynayacak. Ama ideal kadrosu ile sahadaydı. Rakibinin topa sahip olacağını biliyordu. Alanya orta sahası geçiş oyununu oynayabilecek kalitede değil.
İlk yarıda 10 hücum girişiminden büyük karavana ile çıkan Başakşehir sadece bu sezon değil son yılların basit bir geleneğini uyguladı. Denediler ve 18 hücumdan 1 gol, artı 1 penaltı çıkardılar. Okan Buruk'un takımı topla hızlanan bir ekip. Dün Alanya doğru zamanda iyi kesicilik yapıp bunları ani hücumlara çeviremedi ve kaderlerine razı oldular. 3 ay aranın ardından takımların hazırlık dönemindeki performansı önemliydi. Başakşehir dün o ipin üstünden atladı. Kalan haftalarda Ağustos'taki Avrupa mesaisinin de düşünüp vitesi artıracaklar.

UEFA’nın sportif ceza saçmalığı

BİR yıl öncesine dönelim; Trabzonspor sezonu şampiyon Galatasaray'ın 6 puan gerisinde kapatırken oynadığı futbolla bir sonraki sezon için şampiyon adaylığının altını ziyadesiyle doldurmuş 'Bu takım doğru takviyelerle zirveye oynar' dedirtmişti. Başkan Ağaoğlu'nun önündeki iki yolu iki deyimle anlatayım. Ağaoğlu, "Battı balık yan gider" diyerek yüksek maliyetli transferler yapabilirdi. Ama o bir başka deyimi kullanmayı tercih etti, ayağını yorganına göre uzattı. Bugüne dönelim. Trabzonspor lider. Bekleri, orta sahası ve forvet hattındaki yabancılarından maksimum verim alan, Uğurcan ve Abdülkadir'den de en az Yusuf Yazıcı'dan kazandığı kadar para kazanmayı hedefleyen bir kulüp. FFP elbetteki uçurumun kenarında gezinen kulüpler için doğru uygulama ama ya yaptırımları? UEFA, borçlarını ödemek için Avrupa Kupası gelirlerine ihtiyaç duyan kulüplere "Sen Avrupa'ya gelme" diyerek onları düştükleri çukurdan çıkarmak yerine "Ne halin varsa gör" diyor bu cezalarla. Bu cezayı alan ilk kulübün Trabzonspor olmadığının farkındayım ama Şampiyonlar Ligi'nden bir sezonda kazanılan 30-40 milyon Euro'nun değeri de Trabzonspor ve Real Madrid için aynı şey değil.. Bu ceza sadece Avrupa Kupası'na gitmeyip o gelirlerden mahrum kalmakla da sınırlı değil. Burak Yılmaz, Cenk Tosun, Ozan Kabak Şampiyonlar Ligi vitrini sayesinde transfer yaptılar. Trabzonspor'un da Uğurcan ve Abdülkadir için bu vitrine ihtiyacı var. Şampiyon elbette belli değil ama benim gözümde bu cezanın karşılığı en az 80 milyon Euro... Sportif başarıyla elde edilen Avrupa biletini finansal sebepler yüzünden yırtıp atan UEFA'nın sadece CAS kararlarına değil aynı zamanda yeni bir yönetmeliğe de ihtiyacı var...

Kendine inanacaksın ki hocan da sana inansın!

GEÇEN sezon şampiyonluk yarışını stoperler üzerinden okumamız gerekirse kurmam gereken cümle uzun değil: Sakat Epureanu ve sattığı Da Costa'nın yerini doldurmayan Başakşehir, aynı bölgeye Luyindama- Marcao takviyesi yapan Galatasaray'a 8 puan önde olduğu zirveyi ligin sonunda teslim etti. Galatasaray şimdi ligin kalan 8 haftasına benzer bir handikapla giriyor. Sakatlığı yüzünden ismi listeden çıkartılan Luyindama ve diz bağlarından sakatlanan Marcao'yu kalan haftalarda kullanmayacaklar. Futbolda orta saha ve forvet hattındaki ikili ya da üçlülerin uyumu, iki stoperin uyumundan sonra gelir. Her teknik adam bu bölgede doğru ikiliyle oynamak ister. Peki G.Saray nasıl bir çözüm üretecek? Geçen sezon Ozan Kabak'ı sahaya süren Terim bu sezon da Emin Bayram ile Donk'u birlikte mi oynatacak, yoksa G.Saray kariyerinde bir basamak bile çıkamayan Ahmet Çalık mı forma giyecek? Herkesin aklına gelen 3. alternatif ise Lemina.. Genç Emin sezon finalinde tribünlerin baskısına kurban gidebilirdi ama şimdi tribünler de boş... Fatih Terim ona formayı vermez, her futbolcu gibi çalışarak Emin, Terim'den formayı almalı... Önce kendin inanacaksın ki, hocan da sana inansın...

İspanya’daki gibi rezerv lig olmalı

REZERV lig projesi yıllardır gündemde, TFF de bu sezon için kesin adım atacağını açıkladı ve genç oyuncuların yetişmesine büyük katkı verecek organizasyona itirazlar yükseldi. Alt liglerde, Süper Lig takımlarının B kadrolarının rekabeti bozacağını savunup, 'Federasyona dava açarız' diyen başkan bile çıktı. İspanya örneği sanırım bize yol gösterebilir. İspanya'nın Süper Lig'inin bir altında dönem dönem B takımları yarıştı ama bu sezon baktığımızda ülkenin en üst iki liginden 40 takımın sadece 19'unun bölgesel 2. ligde mücadele ettiğini görüyoruz. Barça B, Real Madrid B dönem dönem birinci lige çıktılar. Kuralı herkes biliyor, A takımın olduğu lige yükselemezsin. Ancak bir gerçek de var, Barça ve Madrid'in B takımları birinci ligde tutunamadılar. Elbette her takım kazanmak için sahaya çıkıyor ama burada hedef ağırlıklı olarak gençlerin oynadığı 11'lerde sakatlıktan dönmüş A takımı oyuncularına da hazırlanma fırsatı yaratmak. Kiralık yollanan birçok genç bu ülkede gittiği takımın yedek kulübesine çakılıp kalıyor, camiasından ayrı düştüğü için motivasyonunu yitiriyor. İkinci ligi üçten dört gruba çıkartıp, deplasman maliyetlerini de düşürecek bölgesel lig projesinden çok genç çıkar. İspanyollar yapıyorsa biz de yaparız...

Stadyumlarda 1/3 oranında taraftar
LIGLERIN devam tarihleri belli olduğuna göre şimdi cevabı aranan sorulardan biri, tribünlerde taraftarları ne zaman göreceğimiz. Bu sezonun seyircisiz biteceği kesin ama 2020-21 sezonunun tamamının seyircisiz oynanmayacağının sinyalleri Avrupa'dan gelmeye başladı. Rusya'da sosyal mesafe korunarak yüzde 10 kapasiteyle tribüne taraftar alınacak bu yaz. Gelecek sezon için başta İtalya olmak üzere plan şu: Stadyum kapasitesinin yüzde 30'u ile sezonu açıp, Kasım ayında bu oranı yüzde 50'ye çıkartmak ve ligin ikinci yarısında ocak ayından itibaren tam kapasite ile oynamak. Kombine satışı için hükümetlerinden haber bekleyen kulüpler var. Sezonun ilk yarısında önce yüzde 30 sonra yüzde 50 kapasite ile oynanacak maçlar için tek bilet satışı, ligin ikinci yarısı için yarım sezonluk kombine satışı planlanıyor. İnşallah biz de sonbahar aylarında üçte bir kontenjan da olsa sosyal mesafesini koruyan, maskeli taraftarları tribünde görürüz.

Yeni formaların fiyatını düşürün
VIRÜSÜN vurduğu futbol ekonomisinde ayağa kalkabilmek için her kulüp yeni projeler peşinde. Logolu maske tasarlatanlar, tribünlere ücreti karşılığında taraftarın fotoğrafını koyanlar. Bir tarafta da İspanya'da Getafe örneğinde olduğu gibi bu sezon kombinesi olan taraftarlara gelecek sezon kombinelerinin bedava olduğunu açıklayan ya da yıllık üyelik ücretini almayan kulüpler var. Haziran ayında bilirsiniz bir sonraki sezonun formaları tanıtılır ve 3 yeni forma satışa çıkar. Bu yaz bu lansmanlar gecikecek ama kimse de eski formayla yola devam etmeyecek. Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray yönetimleri bu sezon yeni formaların fiyatında malzeme sponsoruyla da görüşüp indirime gitmeli ve sattığının 2-3 katı forma satmayı hedeflemeli. Son yıllarda gerek kombine gerekse de forma fiyatlarının geldiği noktayı elbette ki yöneticiler biliyor ama zaman artık taraftarın özellikle de lise-üniversitedeki gençlerin halinden anlama zamanı...

Londra-Amsterdam-Kopenhag endişesi!

12 EV SAHİBİ ŞEHİRDEN 3'Ü ŞU ANDA BELİRSİZ
UEFA'nın toplantı tarihini 17 Haziran'a atması öncelikle liglerini oynatmayı planlayan ancak devlet tarafında onay almamış federasyonlar için takvim kolaylığı olarak algılandı ama Avrupa futbolunun kağıt üzerinde daha büyük bir problemi daha var. O da gelecek Haziran'a ertelenen EURO 2020'de ev sahibi olan 3 şehrin çekilecekleri yönünde UEFA'ya görüş belirtmeleri. 12 şehirde düzenlenecek EURO 2020'nin 11 Haziran-11 Temmuz tarihleri arasında oynanacak olması üç ev sahibi şehrin hesaplarını bozdu. O tarihler için uzun vadeli imzalanan konser, fuar ve organizasyonlar yüzünden başta finale ev sahipliği yapacak olan Londra olmak üzere 3 şehir, UEFA'ya garanti veremedi. Amsterdam ve Kopenhag şehirleri de gelecek yıl turnuvaya ev sahipliği yapmak üzere yerel yönetimlerinden izin alamadılar. UEFA, 17 Haziran'da bu 3 şehirden "çekiliyoruz" kararını duyarsa, Başkan Ceferin'in söylediği gibi EURO 2020 yola 9 şehirle devam edebilir. A Milli Takım'ın maçlarını oynayacağı Roma ve Bakü'den ise bugüne kadar UEFA'ya gelen olumsuz bir haber yok.



YAYIN GELİRLERİ VE AVRUPA ULUSLAR LİGİ
Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek ve yarı finallerin tek maça düşürülmesi halinde 6 maçın eksilecek olmasına tüm dünyada Devler Ligi'nin yayıncı kuruluşlarının vereceği yanıt, liglerin ekim ayında başlayacak olması nedeniyle sıkışacak takvimde Avrupa Uluslar Ligi'nin geleceği ve UEFA'nın bu turnuvadan elde ettiği gelir... Bütün bu sorular, 17 Haziran'da yapılacak toplantıda yanıtını bulacak.

SEYİRCİSİZ OYNAYAN İTİRAZ EDERSE...
17 Haziran'daki bir diğer gündem maddesi dün SABAH Spor'un manşetindeydi. Avrupa'da yurtdışından gelenlere 14 gün karantina uygulaması ağustos ayına kadar sürdüğü takdirde UEFA'nın İstanbul'da Final 8 projesi devreye girecek. Gündemdeki bir diğer önemli konu ise gelecek sezon Avrupa Kupaları'nda maçlarını seyircili oynayacak takımlarla, seyircisiz kararı devam eden ülkeler arasındaki eşitsizlik olacak. Şampiyonlar Ligi'nde Dortmund deplasmanında seyircili maça çıkan ancak Paris'te boş tribünler önünde oynayan PSG'nin bu konudaki itirazı, gelecek sezonun çözülmesi gereken meselelerinden. Bütün sezon seyircisiz mi oynanacak? Seyircisiz oynayan rövanşta da maçın seyircisiz oynanmasını isterse UEFA ne cevap verecek?

Nasıl divan başkanı olunmaz dersleri!



Ali Koç'un başkanlık döneminde ezeli rekabette tansiyonun arttığı günler oldu ama Koç, Mustafa Cengiz iki ameliyat olurken hastaneye ilk koşanlardan biriydi. Olması gerekeni, kalbinden geçeni yaptı Ali Koç. Diğer tarafta Galatasaray Divan Kurulu Başkanı Eşref Hamamcıoğlu, kulübünün başkanı 10 saat süren hayati bir beyin ameliyatı geçirirken, ligin oynanmaması gerektiğini söyleyip, play-off oynansın gibi "Çok değerli" fikirlerini paylaştı. Divan Kurulu, G.Saray'da icraat makamı değil ancak Hamamcıoğlu o koltuğu oturduğundan beri kendisini "Onursal başkan" sanıyor. Elbette herkesin ifade özgürlüğü var ama onun sözlerinin haber olması kendisiyle değil ünvanıyla alakalı. Divan Başkanı olmasa kimse ona mikrofon uzatmaz, uzatıldığında da G.Saray adına alınacak kararlar hakkında görüşleri kulübü bağlamaz. Bu görev yönetimin... Hamamcıoğlu ilginç bir karakter, egosu anlamsız yere tavan yapmış, uzun zamandır da Mustafa Cengiz'e karşı söylem ve tavırlarıyla hep haber oldu. Elbette genel kurul üyeleri arasında kendisini seven eski sınıf arkadaşları vardır ama milyonlarca G.Saray taraftarı karşısında nasıl bu kadar antipatik, sevilmeyen ve dışlanan bir Divan Kurulu Başkanı oldu, bunu da aynaya bakıp cevaplaması lazım.

Vedat ve Abdülkadir'in geleceği nasıl olacak?
BORUSSIA Dortmund'a geleli daha 4 ay olan Haaland'ı İspanyol gazeteleri her gün Real Madrid'e transfer olacak diye manşete taşırken aslında bir gerçeğin de altını çiziyorlar: Real'e kalite santrfor lazım ama Haaland dışında kim var ki? Son dönemde kaliteli santrfor ihtiyacı Avrupa'nın devlerinde tavan yaptı, herkes yana yakıla golcü arıyor. Vedat Muriqi bu seviyede başarılı olur mu, bunu bilemeyiz ama Fenerbahçe'nin geçen sezon önemli bir yatırım yaptığı ortada. Vedat'ın oyun tarzı ve yaşı birçok teknik adamın aradığı profil. Napoli de Tottenham da bu tarzda santrfor arıyor. Cengiz Ünder için Roma ve Manchester City kapışmasıyla 15 milyon Euro rakamına ulaşıldı. Vedat'tan 20 milyon Euro kazanmak için de böyle bir kapışmaya ihtiyacı var F.Bahçe'nin. Vedat'ın menajeri geçen sezon G.Saray-Fenerbahçe arasındaki kapışmadan tecrübeli, iş biraz da onda bitiyor. Nice'in Abdülkadir Ömür için teklifine gelince; İtalyan kulüplerinin başkanları bazı oyuncuları için "Masaya bile oturmam. Pazarlık dışı" tanımını yapar. Trabzonspor Başkanı Ağaoğlu'nun da Abdülkadir için aynı fikre sahip olduğunu düşünüyorum. Abdülkadir'in önünde Avrupa vitrinine çıkacağı iki kulvar var: Kulübüyle Avrupa Kupaları ve A Milli Takım ile gelecek yaz Euro 2020... Bu iki sahnede assolist olursa, albüm yapalım diyen çok çıkar Avrupa'da..

Totti'nin hayali gerçek oldu
ROMA'NIN efsane kaptanı Francesco Totti yıllar önce bir röportajında hayatındaki bir eksikten yakınmış ve "25 yıldır Roma'nın merkezine inemedim. Gidersem 10 dakikada ortalık karışır" demişti. Hayat işte, pandemi günleri Totti'nin parayla satın alınamayacak bu hayalini gerçekleştirmesini sağladı. Milyonlar verseniz, Roma'nın tarihi eserlerini, meydanlarını insan trafiğine kapatamazsınız ama karantina günlerinde eski parke taşlarının arasında çim biten Roma meydanlarında, Aşk Çeşmesi'nde, İspanyol Merdivenleri'nde ve Kolezyum'da eşiyle birlikte özgürce yürüyen ve kimsenin imza-fotoğraf istemediği bir Francesco Totti vardı..

Manşetleri süsledi

Dünyanın futbol özlemini Almanya Ligi bitirdi… Karşılaşmalar Avrupa'nın diğer ülkelerinde nasıl yankı buldu?
211 ülkede naklen yayınlanan Bundesliga, futbol özlemini giderdi ve Avrupa spor medyasının birinci sayfalarında doğal olarak manşetlerdeydi. Herkesin oyundan daha çok merak ettiği, Almanlar'ın stat içi ve dışında uyguladıkları protokollerdi. Gazetelerin iç sayfalarında basın tribünü, top toplayıcılar, yedekler, yasağı delen gol sevinci fotoğraflarla ve grafiklerle belgelendi. Şimdi maçların ardından çıkacak test sonuçları bir tehlikenin olmadığına işaret ederse, diğer ülkeler de devam kararları için yüreklenecekler. İspanyol AS gazetesinin manşeti güzeldi: Haaland'a karşı aşı yok… Marca, boş tribünlere dikkat çekip, "Sessizliğin kahramanı" diyerek yine Borussia Dortmund'un yıldızını öne çıkardı. İtalyan La Gazzetta dello Sport "Antivirüs Haaland" dedi. Corriere dello Sport ise Almanya'nın futbolu cesaretlendirdiğini söyledi.



Avrupa'nın diğer ligleri ile ilgili geri dönüş hazırlıkları nasıl gidiyor?
Bizim gibi İtalya, İngiltere ve İspanya da haziranın ikinci haftasında dönüşü planlıyor. Ancak her ülkede konuşulan; yeterli idman yapılamadığından dolayı bu tarihin iki hafta ötelenip temmuz başına alınacağı… UEFA'nın 27 Mayıs'taki toplantısında 4 Ağustos'ta bitirin kararının Başkan Ceferin tarafından geri çekileceğini tahmin ediyorum. UEFA ısrarla 'Ligler oynansın' diyor ve kalan haftaların temmuz ayında bitebilmesi mümkün değil. Özellikle İngiliz ve İtalyanların baskısıyla UEFA 'Ağustos ayında da lig maçları oynanabilir' kararı alırsa ligler temmuz başında başlar.