CANLI
SKOR
Bülent Timurlenk

Bülent Timurlenk

Celladına aşıksan!

Galatasaray için durum "bıçak kemiğe dayandı"dan öteydi santra noktasına gelirken. Bunun oyuna tezahürü büyük baskı oldu. Trabzonspor'un öndeki dörtlüsüyle bağlantısı kopmuş, Hamsik'in yokluğunun açtığı kraterde Avcı'nın takımı top tutamıyordu. Emre Kılınç'ı kanattan sağ içe çeken Torrent oyuncusundan istediğini aldı, ilk maçta iki gol atan Emre'nin yönettiği pas trafiği net pozisyonlar olmasa bile tek taraflı oyunu getirdi. VAR'ın görmediği penaltı, sonra gördüğü ikinci penaltı. Uğurcan havada yön değiştirmese ev sahibi çok rahat 2-0 önde gidecekti ilk 45'te soyunma odasına…
Avcı'nın eli dardaydı, Siopis hamlesiyle orta sahayı almayı başarırken elbette bunda yetenek fakiri Berkan'ın çok koşan ama pas atamayan oyunu da yardımcı oldu. Oyun artık Trabzon'daydı. Puchacz, Novak'ın iyi zamanlardaki bir performansla Nwakaeme'nin oyununu rahatlatırken, 3 pası bir arada yapamayan Galatasaray'a Torrent'in müdahalesi geldi. Halil-Babel değişikliğine diyecek bir şey yok ama bitik Feghouli orta sahaya gelip Emre Kılınç kanada gidince, ters kanatta da 3 maçın yorgunu Kerem'in pili bitince takım, celladına aşık olduğu sezonun bir devam maçını oynadı. Ömer ve Marcao'nun hatası ardından Taylan'ın artık klasikleşen kaptırdığı top. Trabzonspor ilk yarıda belki de sürklase olduğu 90 dakikadan, forveti son 20'de ayakta kaldığı ve ligin en iyi kalecisine sahip olduğu için 3 puanla çıktı. Galatasaray 10 gün ya da aylardır bitiremediği Gedson, kaleci ve hatta santrfor transferi yüzünden kaybetmeye devam ediyor. Bu takımda neyin eksik olduğunu görmek için Luis Campos olmaya gerek yok.

Pereira mı daha iyi, taraftar mı!

4'lü defans çıkıp Sosa, Crespo, Mert Hakan'lı orta saha ile oynayıp İrfan Can'ı 11'de başlatsaydı, kağıt üzerinde Beşiktaş'ın orta sahasına üstün olan Fenerbahçe, bunu 90 dakikaya yığardı. İrfan'ı skor yapmak için mi yoksa skoru tutmak için mi oynatırsınız? Aynı soru Beşiktaş'ta Oğuzhan için de geçerli. İşte maçın kilidi de budur. Fenerbahçe, penaltı golünden sonra orta sahada kurduğu üstünlüğü pozisyonlara çevirmek varken Josef'in golünde 3 kişi şuta hazırlanan Brezilyalı'yı seyretti. Fenerbahçe'yi öne geçiren gol yine Vida kaynaklı basit hataydı. Önder Karaveli derbinin atmosferinde ezilen Can'ın yerine Oğuzhan'ı alıp orta sahada oyun üstünlüğünü ele geçirdi. Tribünlerden İrfan Can tezahüratı yükselirken, sahanın yıldızı Josef tabelayı 2-2 yaptı. Taraftar mı daha iyi okuyor bu oyunu yoksa Vitor Pereira mı?
Fenerbahçe, değişikliklere ve arkasındaki müthiş tribün desteğine rağmen enerjisini son yarım saate yayamadı. İki cephe de son çeyrekte tüm cephanesini sahaya boşalttı. Sonuçta beraberlik kimseye yaramıyordu. Dün Kadıköy'de, önceki gün Nef Stadı'ndaki futbol, Trabzon'un neden bu kadar önde olduğunun da göstergesi.
Karaveli, iki maçta da iyi sınav verdi. Oyunu iyi okudu. Pereira için ise bu cümleleri kurmak zor. Teknik adam arayan Beşiktaş gibi duruyor ama galiba gerçekten araması gereken takım Fenerbahçe.

Verimsizliği taşıyamadı

UEFA'dan gelecek galibiyet primi, ülke puanı da önemli elbette ama dün gece Beşiktaş için kazanmak bir tünelin ucunda ışığı görmek demek olacaktı. A Milli Takım'ın eylül ayında Karadağ-Hollanda maçları günlerindeki oyuncu kalitesini konuşturmayacak kadar dibe vuran psikolojisi bugünlerde Beşiktaş'ın sıkıntısı. Son şampiyon kolay kaybeden bir takım haline geldi ve buna ligde de çare bulamıyor. Dortmund ve Sporting maçlarının ilk 20 dakikalarını iyi oynayan ama evinde iki maçın da ilk yarısını geride kapatan Sergen Yalçın'ın takımı dün öne geçtiği ilk 45'te iki farkı bulacak fırsatları tepince filmin sonu yine hüsran oldu. De Souza'nın yokluğunda Mehmet Topal'lı orta saha, Teixeira'nın verimsizliğini bir kez daha taşıyamadı.
12 puanla İstanbul'a gelen ve gruptaki 4 maçta da gol atan Haller'i kulübede başlatan Hollanda ekibi, ilk yarıda defansında verdiği açıkları Beşiktaş değerlendiremeyince ikinci yarıda Fildişi Sahilli oyuncuyu sahaya sürüp tabelayı çevirmesini bildi. Dün Ajax favori, Beşiktaş ise beyaz sayfa açması gereken takımdı. Ne enerjisi ne de psikolojisi yetti Sergen Yalçın'ın takımının... Son şampiyonun bu kulvarda 5 mağlubiyet alması ülke futbolu için düşündürücü ama Beşiktaş camiası için asıl endişe kasım ayı bitmeden liderin 13 puan gerisine düşen takımın son 6 lig maçında 4 kez kaybettikten sonra sürüklendiği tükenmişlik sendromundan kurtulup nasıl ayağa kalkacağı... Santrfor transferi şart demek kolay ama zor olan Sergen Yalçın'ın yapacakları... Eğer o kafasını kaldırmazsa takımı nasıl kaldırsın..

Biz zoru severiz

İddiası kalmamış Kuzey İrlanda'nın İtalya'nın önünü nasıl kestiğini gördükten sonra Karadağ'ın da milli forma aşkına oynayacağı ortadaydı. Norveç'in Letonya beraberliği sonrasında bizim için 'kazan ve arkana bakma' gerçeği en büyük motivasyon kaynağıydı. Doğru bir 11 ve dizilişle çıktı Kuntz sahaya ama duran toplardan sonra atağa çıkarken de topu kaptırmak bizim büyük çaresizliğimiz olmuş hem kulüplerde hem de milli takımlarda. Berat ikinci kötü pasında Burak topa duvar olamayınca Karadağ erken buldu golü. Seviyoruz zor olanı! İki bekten özellikle Zeki arkasına çok adam kaçırıyor, Berat'ın önündeki Hakan, Halil derine gelmediğinde 50 metre top taşımak zorunda kalıyordu. Çağlar ile uzun toplar denedik ama oyunda "Karadağ geçiş hücumunda ikiyi bulursa kepenkleri indiririz" havası vardı. Abdülkadir nefis pasla bozdu bu havayı, Kerem güzel bitirdi…
2. yarıda Orkun'un oyuna girmesi Hakan'a mentol etkisi yaptı. Temiz paslarla oyunu yıktığımızda eksik olan şuttu. Onu da Orkun yaptı. Kuntz değişikliklerde daha sağlam bir orta saha yapabilir, Burak'ı oyundan alabilir miydi? Bunların pek de önemi yok. Çizgiden top çıkartan Çağlar, çok çalışan Hakan'a da gol atanlar kadar büyük alkış… Evimizde berabere kaldığımız Letonya, Norveç ve Karadağ'ı deplasmanda devirip play-off biletini aldık. 4 günde 2 maç mart ayında, Final Four'dan şampiyon çıkmak zorundayız. Zor mu, evet zor ama biz zoru seviyoruz.

Yine aksiyon filmi

İlk yarı bittiğinde Trabzonspor 10, Kayseri 8 hücum girişiminde bulunmuş 3 direk arasına toplam 6 şut isabet etmişti. Konya ve Alanya maçlarından sonra Trabzonspor'un dünkü 90 dakikası da aksiyon filmi gibiydi. Kazandığınız zaman elbette güzel ama Alanya'dan evinde 19 hücum yiyen Abdullah Avcı'nın dün de kalesinde 18 hücum girişimiyle karşı karşıya kalması, teknik adamın canını sıkacak bir istatistik… Mensah'ın yokluğunda kontrataklarda kan kaybedeceği belli olan Kayseri'de Barça'ya imza atan ve pişsin diye kulübünde bırakılan 17 yaşındaki Emre Demir 87'de oyuna girerken, 35 yaşındaki Manuel Fernandes ilk 11'deydi. Hikmet Karaman'ın takımı, ilk yarıyı en az 3 farklı geride kapamadıysa bunu Cornelius'un ağırlığı ve Nwakaeme'nin uzak direk dibinden auta giden iki şutuna borçlu… Bakasetas yine kalitesini nefis füzesinde gösterdi. Hugo'nun yokluğunda genç Ahmetcan'a forma veren Avcı'nın sol bek problemi bitecek gibi değil. İkinci yarıda maçı alacak hamleler Abdullah Avcı'dan geldi. Yorgun Gervinho ile Siopis'i kenara alıp, Abdülkadir Ömür'ü forvet arkasına, Yusuf'u sağ kanada attı. Bakasetas 8 numaraya geçerken penaltıyı getiren pozisyon da Ömür'ün indirdiği kafa ile geldi. İki beraberliğin ardından dün de Gavranovic zoru başarıp topu 90+'da auta atmasa konuşulan Kayseri'nin 18 hücumu olacaktı. Kimse konuşmasa da Abdullah Avcı'nın üzerine kafa patlatacağı bir problem bu…

Pedro Martins gol düellosundan kaçar

F.Bahçe'nin Frankfurt ve Hatay deplasmanlarındaki oyunu bugün galibiyet için referans noktası. Sarı-lacivertliler, Hatay karşısında oynayan F.Bahçe gibi bir Olympiakos bulacak. F.Bahçe'nin eski yıldızı Valbuena, 37 yaşında. Son maçında da kulübeden son dakikalarda oyuna girdi ve bugün de yedek oturması bekleniyor. Sahaya 4-3-3 dizilen komşunun takımı, Şampiyonlar Ligi'nde uzun yıllar oynamanın verdiği tecrübe ile fark yaratıyor. Dün konuştuğum Yunan meslektaşım, Olympiakos'un orta sahayı kalabalık tutup Onyekuru'yu uzun toplarla kaçırmaya çalışacağı ve teknik direktör Martins'in gol düellosuna girecek bir oyundan daha çok, maçı düşük skorda tutup 1-0, 0-0, 0-1 gibi bir tabelayı beklediğini söyledi

VALENCİA, SOKRATİS'E KARŞI
F.Bahçe, Hatay'ı karşılarken savunmasını beşli düzen haline getirip topun arkasında kalmayı başarmıştı. Bugün ev sahibi olmanın da verdiği duygu ile daha önde oynayacak. İşte maçın kilit noktası bu. F.Bahçe'nin bitiremediği hücumlarda özellikle Ferdi'nin ve Osayi-Samuel'in kanatlardan gelecek Olympiakos'a karşı sol ve sağ stoperini teke tekte bırakmaması gerekiyor. F.Bahçe'nin en önemli silahı Valencia, karşısında Sokratis'i bulacak. F.Bahçe için maçın kader adamları Mesut (oynarsa) ve Valencia.

MARSİLYA'DA ORTADAKİ DİKDÖRTGENE DİKKAT!
Pazar günü evinde ligdeki ilk mağlubiyetini alan Marsilya, farklı dizilişi ile artıları olduğu kadar eksileri de olan bir takım. Sampaoli, takımını sahaya 3-2-2-3 şeklinde diziyor. Üçlü defansın önünde Gueye ve Lirola'nın önünde Gerson ve Guendouzi'nin bir dikdörtgen oluşturduğunu ve öndeki ikili dikine hücuma giderken arkadaki ikilinin üçlü defans ve kanat oyuncularının kademesi için oyunu enlemesine kontrol ettikleri bir diziliş bu. Santrforları Milik sakatlıktan yeni döndü. Bu yüzden de takım kaptanı Payet bugün yine sahte 9 pozisyonunda oynayacak. Frikik ve penaltıları da atan Payet, orta saha derinliğine geldiğinde bölgenin öndeki ikilisi dikine hücumlarla kanatlarda oynayan De La Fuente ve Cengiz'i pozisyona sokmayı hedefliyor. G.Saray, ortanın sağ ve solunda geniş boşluklar bırakan Marsilya karşısında ancak topu Kerem ve Morutan'ın koşu kulvarlarına attığı takdirde hücum zenginliğine kavuşabilir.

115 KM'DEN AZ KOŞMAYACAK
Fransızlar öndeki üçlüyle G.Saray'a pres uygulayacak. Bu oyunda kilit adam, Marsilya'nın orta saha dikdörtgeninden topla çıkması gereken Cicaldau. G.Saray için birinci şart 115 km koşu mesafesinin üzerine çıkması gerek. Sampaoli'nin oyunu Rus ruleti gibidir. Bunun en son örneği, kaybettikleri son Lens maçı. Önce iyi mücadele sonra rakibin yumuşak karnını delme mecburiyeti

Satranç gibi

İsmail Köybaşı tek olumlu hareketini yapıp Gervinho'ya ara pasını attığında usta forvet son vuruşu yapsa ya da asist yerini bulsa Trabzonspor öne geçecek, İsmail de belki üzerindeki baskıyı atacaktı. Dönen topu ayağından kaptırdı ve Alanya kontratağında Hüseyin ikinci sarıdan oyundan atılınca son çeyrekte Cornelius'u dışarı alan Avcı bir silahından oldu.
Trabzonspor için Alanya'nın G.Saray sınavı yeterli analizi veriyordu. İlk 10 dakikada rakibini boğan Trabzonspor, pozisyonları bitiremediğinden Emre Akbaba'nın kaçırdığı pozisyon sonrasında oyunun "top bir bu kalede bir o kalede" olmasını engelleyemedi. Alanya 11 kişi ile topun arkasında kalıyor ve Trabzonspor net pozisyon bulmakta zorlanıyordu. Uğurcan kapalı köşeden golü yediğinde Trabzonspor ilk yarıyı serbest vuruştan gol opsiyonu ile çözdü. Avcı'nın beklerinin hücuma katkısı az ve Nwakaeme rakibi karşısına alıp çalımla eksiltmeden basit oynamayı sevmeyen bir oyuncu. Djaniny öteki kanatta yüklenirken kanat oyuncularını beklerinin kademesine getiren ve Bakasetas'a vurdurtmayan Bülent Korkmaz'ın takımı son haftaların en iyi kalecisi Serkan ile üç direk arasını kapatıp, hücumu da eksik etmedi. Nefis bir 90 dakika izledik. Uğurcan ve Serkan'ın nefis kurtarışları tabelayı 1-1'de tutmuş olabilir ama iki takımın da 19 hücum gerçekleştirdiği ve 13 topun isabetli olduğu bir oyunda satranç gibi taktik mücadele "Pat" ile bitti. Satranç diliyle iki tarafın da oynayacağı hamle yoktu artık... Avcı'nın iki maçta kaybedilen 4 puan kadar maçları 11'e 11 bitiremeyen takımına da söyleyeceği çok şey vardır elbette.. Bülent Korkmaz ise 9 hücumla devirdiği G.Saray'dan sonra çok daha usta bir forvet hattına sahip Trabzon'dan beraberliği 19 hücumla aldı...

G.Saray ve Barça

İlk yarı bittiğinde G.Saray hücumunda Kerem (11), Feghouli (10), Morutan (9) top kaybıyla oynuyordu ve soyunma odasına giderken kalelerinde gördükleri gol de Luyindama'nın top kaybı ve Muslera'nın pek anlamlı olmayan çıkışı sonrasında gelmişti. 4 maçlık galibiyet hasreti kadroyu fabrika ayarlarına döndürürken, Kayseri'deki farklı mağlubiyetin ardından taraftar önünde gevşeyen vidaları sıkılmış bir Terim takımı vardı sahada. Lazio maçı sonrasında unuttukları önde baskıyı yaparken Göztepe ilk 10 dakikada rakip yarı sahayı göremedi. İştahlı oyun kilit ya da asist pasların isabetsizliğiyle birleşince yine pozisyon yaratamayan bir G.Saray karşısında Göztepe geçişleri ziyadesiyle iyi yaptı. İlk 45'te Berkan ile oyun kurarken oyuncunun yetersizliğine Cicaldau'nun hayalet oyunu da eklenince tek net pozisyon İrfan Can'ın hatasından geldi. Halil, "santrforlar bencil olur ama o kadar da değil" pozisyonunda Feghouli'ye pas atmayıp kendisi dışarı vurdu. 8+3'te Marcao yokken G.Saray'ın, Alpaslan'ı ilk 11'de oynatması lazım. Halil'in bozuk olduğu bir günde iki yabancı golcüden biri oyuna girdiğinde bunu yapmazsanız iki oyuncu değiştirmek zorundasınız. Dün de öyle oldu. İrfan Can geleceği parlak bir kaleci ama dün Halil'in topu ellerinden kayıp giderken G.Saray'ı adeta komadan çıkardı… Ardından Morutan'ın solo performansı ve Nestor El Maestro'nun yerinde değişiklikleriyle son saniyeye kadar oyundan kopmayan ve beraberliği arayan Göztepe… G.Saray ve Barcelona'nın hikâyesi benzer. Ağır maliyetli oyuncularla yollarını ayıran, gençlerle yola çıkarken ayakları dolanan ve galibiyete hasret kalan takımlar(dı). Dün Barça o seriyi kırdığında G.Saray sahaya çıktı. Sezonun devamında bu hikâye değişmeyecek gibi. Geçen sezona başlayan ideal 11'inden 9 farklı oyuncuyla yola çıkan G.Saray'ın emeklerken dizi çok kanayacak bu ligde.