CANLI
SKOR
Ahmet Çakar

Ahmet Çakar

İç saha dış saha diye bir şey yok

🔴 12 Haziran'da başlayacak ligin kalanı için nasıl bir öngörünüz var?
TFF'nin aldığı karar yüzde 100 doğru. Avrupa'da Fransa hariç neredeyse tüm ligler başlıyor. Ve tekrar artık kim şampiyon olacak, kimler düşecek tartışılmaya başlandı. Kim ne derse desin 4 takımın da birbirine yakın şampiyonluk şansı var. Ama seyircisiz oynandığında bana göre bu işten en fazla nemalanma ihtimali olan takım Başakşehir. Zira zaten evlerinde çok az seyirci ile oynuyorlar ve buna alışıklar. Ama artık özellikle G.Saray ve Trabzonspor için iç saha maçları avantaj olmaktan çıkıyor. Trabzonspor ve G.Saray iç sahada ortalama 30-40 bin kişi ile hem rakip hem de hakem üzerinde baskı oluştururlarken şimdi bu avantajlarını kaybettiler. Almanya'dan örnek verelim; maçlar seyircisiz oynanmaya başlandı. Birkaç hafta geride kaldı, sayısal olarak baktığımızda deplasman takımlarının başarısı yükseliverdi. Artık bence iç saha dış saha diye bir şey kalmadı.

Hakemlerimizin bahanesi kalmadı

🔴 Hüseyin Çimşir, Fatih Terim, Okan Buruk ve Rıza Çalımbay da kıyasıya bir rekabete girecek…
Bunların içinde en tecrübelisi Fatih Terim. Stresi, şampiyonlukları son düzlük baskılarını yıllar içinde çok yaşadı. Ne Okan Buruk ne de Hüseyin Çimşir bunların onda birini bile yaşamadılar. Rıza Çalımbay ise tam arada. Hoca avantajı mutlak G.Saray ve Terim lehine.
🔴 Hakemleri de 8 haftada zorlu bir süreç bekliyor? Yarışı ne kadar etkiler hakem performansları?
Seyircisiz maçlar sadece deplasman takımları değil hakem için de bir avantaj. Baskı yok, uğultu yok, kötü tezahürat yok. Buna rağmen hakemlerin çok dikkat etmesi lazım. Verilecek bir yanlış karar şampiyonu ve düşeni değiştirebilir.

Yabancıda optimumu bulmak zorundayız

🔴 TFF, küme düşmenin kaldırılmasını isteyen 7 kulübe olumsuz yanıt verdi. Ne düşünüyorsunuz bu konuda?
Komik ve manasız bir istek. Futbolla alakası olmayan bir istek. Düşme niye kalkacakmış? Maçlar oynanmasaydı, lig sonlandırılmış olsaydı bu talebin kendi içinde bir mantığı olabilirdi. TFF pek tabii ki reddetmekle doğruyu yaptı.
🔴 Yabancı oyuncu sayısının düşürülmesi konusunda komisyon çalışmaya başladı. Sizce nasıl bir formül olmalı?
Yabancı sayısını sıfırlamak hem mantıklı değil hem de global futbolda yeri yok. Optimumu bulmak zorundayız. Bir takım sahaya çıktığında hiçbiri Türk Milli Takımı'nda oynayacak seviyede değilse o işte sakat bir şey vardır. Arayı bulmak, optimumu bulmak çok önemli.

Almanya başlıyor biz de başlamalıyız

TFF, liglerin başlangıç tarihi olarak 12 Haziran'ı açıkladı. Fakat büyük tartışmalar var. Kararı beğenen de var eleştiren de. Özellikle oyuncular tedirgin. Sağlık Bakanı Sn. Fahrettin Koca, "Sorumluluk TFF'nin" dedi. Bu konuda siz neler düşünüyorsunuz?
Karar kesinlikle doğrudur. Bu ülkede bankalar çalışıyor, AVM'lere girilebiliyor, resmi daireler belli ölçekte işlem yapabiliyorsa pek tabii ki futbol da oynanabilir. Yeter ki Sağlık Bakanlığı ya da Bilim Kurulu'nun talimatlarına harfiyen uyulsun. Futbolun oynanması bu ülke için asla sadece futbol değildir. Daha önceki yazılarımda da belirttiğim üzere futbol, Türkiye'de bir sosyal olgudur, eğlence, vakit geçirme aracıdır. Üstelik restoranların, kafelerin kapalı olduğu bu dönemde genç nüfusumuzun futbolla stres de atacağına inanıyorum. Kaldı ki Bundesliga haftaya başlıyor. Almanlar bizden daha mı risk almayı seven bir millet! Bilakis Alman disiplini ve koruyucu önlemleri dünyanın en iyilerinden biridir.

AMATÖRLERDE KURALLARA UYULMAZ
Özellikle amatör liglerin de oynatılacağı açıklandı. Amatörler devam etmeli mi?
Bence öncelikle Süper Lig ve TFF 1. Lig'in başlaması ve bitirilmesi gerek. Amatör küme ya da alt ligleri başlatırsak oralarda koruyucu önlemlere ne derece uyulacağını kestiremiyorum.



12 HAZİRAN DOĞRU KARARDIR
Fenerbahçe, "Lig için alınacak her karara
saygılıyız" diye açıklama yaptı.. Buna ligin iptali ve tescili de dahil. Bu büyük ilgi gördü. Özellikle 'tescil' ifadesi. Ne diyeceksiniz?
Muhtemelen bu bildirinin altında Fenerbahçe Yönetim Kurulu ve özellikle Başkan Sayın Ali Koç'un imzası var. Peki Sayın Ali Koç'a soruyorum, fabrikalarınızda işçileriniz çalışmıyor mu? Üretim devam etmiyor mu? Mutlaka tıbbi koruma şartlarına riayet etseniz de işlerinizde bazı çalışanlarda Koronavirüs çıkarsa ve kalıcı hasar bırakırsa bunun tedbirini siz şirket olarak mı alacaksınız, yoksa 'Olan oldu, gitsin SGK hastanelerinde tedavisini yaptırsın' mı diyeceksiniz? Dolayısıyla liglerin başlaması kesinlikle doğrudur. Yanlış diyenler o zaman iş yerlerinin de kapatılmasını talep etmek durumundadır. Bu ülkede her gün yüz binlerce insan ulaşım vasıtalarıyla işlerine gidiyor ve dönüyor. Dolayısıyla özellikle kulüplere sesleniyorum, 'ligler başlamasın' diyen sadece insan sağlığını değil, kulüp olarak kendi kurnazca menfaatini düşünenlerdir.

MUSTAFA CENGİZ SAYGI DUYULACAK BİR İNSAN
Galatasaray moralsiz bir dönem yaşıyor. Sayın Mustafa Cengiz önemli bir beyin ameliyatı geçirdi. Onun için neler söylersiniz?
Mustafa Cengiz'i hiç tanımadığım halde hep saygı ve sevgi duydum. Allah şifasını versin. Şayet başkanlığı bırakmak zorunda kalırsa Türk futbolu çok önemli bir beyefendi ve yöneticisini kaybetmiş olur.

MAÇ YÖNETİRDİM
Hakemliğe devam etseydiniz 12 Haziran'da maça çıkmak ister miydiniz?

Pek tabii ki! Korkunun ecele faydası yok. Bu demek değil ki tedbirleri bırakalım, gezelim, herkesle sarılıp öpüşelim. Ama bu ülkede asker, polis, memur ve işçi çalışıyorsa, hakem de futbolcu da görevini yapacak.

Tek kelimeyle mükemmel

Trabzon'daki maç berabere bitmiş, Galatasaray'ın eline büyük fırsat gelmişti... Ama başaramadılar. Aslında maça baktığımızda Beşiktaş'tan daha iyi oynadılar. Pozisyonları da buldular. Kazansalardı büyük avantaj yakalayacaklardı. Maçın geneli zevksiz. Bunda seyircinin olmaması da belli oranda etkili. Ama ikinci yarı Falcao'nun kafası hele hele sonlara doğru Feghouli'nin boş kaleye vurduğu top gol olsa Galatasaray çok güçlü bir şampiyonluk adayı olurdu.
Beşiktaş hiçbir şey oynamadı desek yeridir. İkinci yarıda N'Koudou ile çaprazdan bir pozisyon bulsalar da futbol adına hiçbir şey ortaya koyamadılar. Hele son yarım saat sadece savundular, gelen topları dan dun vurdular. Galatasaray için söylenecek fazla bir şey yok. Seyirci coşkusuyla özellikle orta sahada seri pas yapıp çok çabuk pozisyona giriyorlardı. En önemli silahları Onyekuru'ya atılan toplar etkili olmadı. Bunda ıslak zeminin de etkisinin olduğunu söylemeliyiz. Son 20 dakika maçı koparabilirlerdi. Sağdan geldiler, soldan geldilar ama yüksek toplarda Beşiktaş defansı başarılı oldu.
Sonuçta lig devam ediyor. Bugün Sivas'ın maçı var. Sivas kazanırsa korkunç bir avantaj elde eder. Zira Fenerbahçe dışındaki bütün büyüklerle maçlarını bitirdiler.
Karşılaşmanın hakemi özellikle çok büyük maçlar için bilinen bir isim değildi. Ama öyle bir maç yönetti ki tek kelimeyle mükemmel. Ufak tefek yoruma açık fauller her maçta yaşanır. Genel olarak baktığımızda gurur duyulacak, objektif ve başarılı bir maç yönetti. Tebrikler Abdulkadir Bitigen.

***

Alp intikam aldı!

Aslında Trabzonspor-Başakşehir maçı 6 puanlık değil 7 puanlıktı. Çünkü kazanan sadece 3 puanla lider olmayacak aynı zamanda ikili averajı da eline geçirecekti. Kaybetmek çok şey kaybetmek demekti, zaten bu anlayış ve taktik de sahaya yansıdı. İki takım da tedbiri elden bırakmadı. Kısır bir ilk yarı, hemen hemen hiç pozisyon yok. İkinci yarıda da pozisyonların biraz daha arttığı ve gollerin geldiği bir 45 dakika oldu. Özellikle Demba Ba sezonun ikinci yarısında fırtına gibi. Vuruş tekniği, şiddeti ve isabeti korkunç. Geçen hafta Göztepe'ye mükemmel bir gol attı, dün akşam da benzeri bir vuruşla Başakşehir'i öne geçirdi. Ama tabi Demba Ba'nın bu kadar boş kalması da Trabzonspor defansının zaafı. Bu golden sonra Skrtel'in kendi kalesine attığı bir gol var ki anlaşılır gibi değil. Kafa hakimiyeti iyi, zamanlaması kusursuz bir stoperin yüksekten gelen topu kendi kalesine atması çok tuhaf. Bir şey ima etmek istediğimden değil ama tablonun kendisi çok tuhaf. Sonuçta kazanan çıkmadı ama VAR'ın çağırmadığı bir pozisyon var. Bir yüksek topta Skrtel, kafa vurmak için yükselmiş Nwakaeme'yi formasından çekip düşürüyor. Karar penaltı olmalıydı ama VAR'dan tık çıkmadı, Fırat'tan da ses gelmedi. MHK Başkanı Zekeriya Alp denen şahıs hakemleri vasıtasıyla Trabzonspor'dan intikamını aldı!

Penaltı doğru

Bence zirve açısından müthiş keyifli ve iyi bir maç oldu... Sivasspor oyuna askerden gelmiş gibi başladı... İlk 10 dakika Galatasaray neye uğradığını şaşırdı, pozisyonlar arka arkaya geldi ve Sivas bu fırtına dakikalarında golü de buluverdi. Ama Galatasaraylı oyuncular çok tecrübeli. 10 dakikalık korkunç baskı sonrası Galatasaray bütün kontrolü ele aldı ve Feghouli-Falcao ortaklığı ile iki gol birden attı... Aslında Galatasaray'ın attığı iki gol Sivasspor defansının ağır hatalarından geldi. İlk golde kaleci çıkmalıydı, çıkamadı... İkincisinde ise Feghouli bomboş kaldı ve Sivasspor defansı çok büyük bir yerleşim hatasıyla golü yedi. İkinci yarı roller değişti. Sivas daha iyi oynamaya başladı ve penaltı ile beraberliği buldu... İşte bu dakikadan sonra maç gitti geldi. Her iki takım da kazanabilirdi. Hele hele Onyekuru karşı karşıya kaldığı pozisyonda topu ayağından açmasa Galatasaray galip gelecekti. Ama sonuca baktığımızda iki takım için de beraberlik kötü sonuç değil. İddialarını görünün o ki son haftaya kadar sürdürecekler.
Maçta çok tartışılacak bir pozisyon var...
Bence Mete Kalkavan mükemmele yakın bir yönetim gösterdi. Maç asla kolay değildi, müthiş ve sert ikili mücadeleler vardı. Sivasspor lehine verilen ve VAR daveti ile gelen penaltı doğru karar. Topa ilk vuran Fernando... Sonra ise Seri'nın müdahalesi var. Olay ceza sahası çizgisinin hemen içinde ve karar doğru. Aslında önceki günkü Gaziantep- Trabzonspor maçındaki pozisyonla çok benzer. Orada da topa ilk vuran Trabzonsporlu Abdülkadir'di. O maçta yanlış karar verildi ama Mete Kalkavan'ın verdiği penaltı kararı doğru.

Golü neden iptal etti? Anlamak mümkün değil!

F.Bahçe'de kan kaybı devam ediyor. Hem kötü oynuyorlar hem de şanssızlıklar art arda geliyor. Karşılaşmanın ilk yarısında önemli pozisyonlar verdikten sonra Ozan Tufan ile bir gol buldular. Ama sonra her şey değişiverdi.
Önce Max Kruse sakatlandı, ardından net bir penaltı ile gelen Tolgay Arslan'ın ikinci sarı karttan kırmızı kartı... İkinci 45 dakikada bir kişi eksik oynayan Fenerbahçe 2. yarıya iyi başlasa da sonrasında tüm kontrolü rakibi Denizlispor'a bıraktı. Şanssızlıklarla başlayan maç son saniyede bir şans golü ile Fenerbahçe'ye bir puanı getirdi. Hakem verdiği kararların bir çoğunda haklı ama ikinci yarıda Serdar Aziz'in attığı golü neden iptal etti anlamak mümkün değil. Sanırım Vedat Muriqi'nin rakibine faul yaptığını düşündü ama ne faul vardı ne de ofsayt!

TRABZONSPOR'UN GALİBİYETİ HALİS ÖZKAHYA'YA TAKILDI
Trabzonspor kötü oynadığı, galibiyeti hiç hak etmediği bir maçta hakem hatasıyla iki puan kaybetti. Topyekun baktığımızda önemli yıldızları sahada yok.
Trabzonspor'un maç kazanması için özellikle Sosa'nın ve Sörloth'un daha etkili olmaları gerekir ama bir durgunluk, bir yorgunluk ve bir isteksizlik görünüyor.
Böyle maçlarda kötü de oynasanız kazanmak zorundasınız.
Aksi halde şampiyonluk zora girer. Ama dün tüm bunlara rağmen Trabzonspor, uzatmalarda bir gol attı. Hakem Halis Özkahya kaleden 60 metre ötede bir tehlikeli hareket nedeniyle golü iptal etti. Karar yanlış.
Abdülkadir ile Gaziantepli futbolcu, ikisi de topa ayağını uzatıyor.
İkisinin de tabanları topa yönelmiş ve topa ilk vuran Abdülkadir Ömür... Sonra da ayaklar temas ediyor.
Faul yok, karar yanlış.

Yüzde 70 pay Sörloth’un!

DÜN gece Trabzon'da çok tuhaf bir maç izledik. Maçın adı çok büyük. Üstelik Türkiye Kupası yarı finali. Ama maça bakıyoruz, oyuncular isteksiz desem, değiller. Tempoları yok, hele hele bir ilk devre gördük ki sanki iki takım da formalite icabı oynuyorlar. Trabzon önde baskı yapayım diyor, ama orta sahadan yardım gelmeyince Sörloth boşa efor sarf etmiş oluyor. Aslında ilk yarı F.Bahçe daha iyi oynadı. Oyunu kontrol ettiler ama pozisyonları yoktu.
İkinci yarıda Trabzonspor golle başladı.
Jailson-Gustavo ortak hatayı yapıverdiler ve tabii Sörloth panzer gibi girdi araya, gitti golünü attı. Özellikle bu Jailson denen oyuncunun kaçıncı hatası! İkinci golde de sağdan Ekuban kaçtı, Novak ki Türkiye'nin en çok gol atan sol beki, iyi vurdu ve gol geldi.
Rövanşlı maçlarda 2-0 mükemmel bir sonuçtur. Ama 2-1 özellikle o deplasman golünü atan takım için harika sonuç. İşte Trabzonspor, son 15 dakika durdu. Fenerbahçe gelmeye başladı.
Trabzonspor'un en büyük sıkıntısı defanstaki yerleşim hataları.
İşte bunlardan birinde sağdan Mehmet Ekici ortaladı, Vedat Muriqi gibi adamı bomboş bırakırsanız o da golü yapar.
Aslında bu golden sonra bitime çok az dakika kala Ferdi Kadıoğlu öyle bir gol kaçırdı ki inanılır gibi değil. O gol gelse Fenerbahçe büyük avantaj ile İstanbul'a dönecek. Vedat Muriqi atamasa Trabzonspor müthiş bir avantajla İstanbul'a gidecekti ama şimdi rövanş için kritik bir skor var. Trabzon için şunu söyleyelim, ligde liderler belki de şampiyon olacaklar ama bu şampiyonlukta yüzde 70 rol tek oyuncunun. Bu takımdan Sörloth'u al, asla buralarda olamazdı.
Bu arada Nwakaeme'nin attığı golün ofsayt olarak iptal edilmesi doğru karar.
Zaten VAR'dan da çekilen çizgide Nijeryalı oyuncunun önde olduğu görülüyor.

Başroldeki yıldızlar

Galatasaray doludizgin gidiyor. Öyle mükemmel, harika oyun da yok ama özellikle kendi evinde birden maçı kopartıveriyorlar.
Galatasaray'da bazı oyuncular inanılmaz kritik. Onlar iyiyken Türkiye'de sarı-kırmızılı ekibin yenemeyeceği takım yok.
Öncelikle pek tabii ki kaleci Muslera...
Her yönüyle Türkiye'nin en iyisi. Sonra isimsiz kahraman Donk. Defans oyuncusu ama geçen hafta Kadıköy'de beraberliği getiren golü attı. Dün gece de kornerden gelen golle perdeyi açtı. Ve şimdi başrol oyuncularına gelelim... Falcao iyidir- kötüdür demek ona saygısızlık.
Kariyeri, geçmişi belli. Fizik olarak yarım hazır da olsa ceza alanı içinde tek vuruşu en iyi yapan, dünya çapında oyunculardan biri. Dün gece de iki gol attı. Hele attığı son gol müthiş. Feghouli çalım atayım derken rakipten seken top Falcao'nun önüne düştü. Topu alışı, belli bir açıyla yaklaşımı ve vuruşu mükemmel.
Onyekuru... Türkiye'nin en çabuk, en tehlikeli forveti. Defansın üç metre arkasından başlıyor, 10. metrede yakalayıp 15. metrede önüne geçebiliyor.
Tamam, gol kaçırıyor, bazen pas zamanlamasında da hata yapıyor ama Galatasaray'ın bu hale gelmesinde büyük etkisi var.
Mariano ve Feghouli de sağ tarafı çok iyi kullanıyorlar. Sonuçta Galatasaray, sıkmadan, zorlanmadan 3 puan daha alıverdi.
Haftalar önce 7. sıradayken art arda kazanarak şampiyonluğun en önemli ortaklarından biri oldular. Düşünebiliyor musunuz, 'İlk 3'e girer mi, giremez mi' diye tartışırken 'Şampiyon olacak galiba' dediğimiz durumlara geldik.
Maç hakemsiz de oynanırdı, kritik fazla pozisyon olmadı. Gençlerbirliği de fazla sıkmadı. O halde Arda Kardeşler için de çok iyi maç yönetti demek zorundayız.

Bu transferleri babam mı yaptı!

Sezon bitti! F.Bahçe aslında geçen hafta G.Saray maçında çok şey kaybetmişti; ama dün geceki beraberlikle de bence lige veda etti. Aslında dün gece yine kaybediyorlardı ama son saniye golü beraberliği getirdi. F.Bahçe oyunun hiçbir bölümünde iyi oynamadı. Belki son 10-15 dakika yoğun bir baskı kursalar da yediği gollere baktığımızda sezon başından beri gelen hatalar yine gündemdeydi. Aslında F.Bahçe geçen haftaki gibi ilk golü bulan takım oldu. Mehmet Ekici sonrasında Ozan ve onun güzel pası ile Muriqi klasik gollerinden birini attı. Ama ne olduysa 2. yarı oldu. Antalyaspor kısa sürede goller bulup öne geçti. Aslında teknik anlamda söylenecek çok şey var. Sağ bekte Dirar yol geçen hanı gibi… Gol yedirtmek için her şeyi yaptı. Ekici kurtarıcı olarak sahada ama sezonun ilk yarısında lisansı bile çıkarılmamış! Zajc aylardır oynamıyor. Allah'tan girdi de son saniyede 1 puanı kurtardı. Sonuçta F.Bahçe 1 puan aldı ama bence bu bir puan çok da önemli değil… Rakipler kazanıyor ve Fenerbahçe kötü oynuyor. F.Bahçe bir stoper almış asla F.Bahçe'nin oyuncusu değil. Falette sıradan, normal, çok fazla vasıfları olmayan bir stoper. Ondan sonra Ersun Yanal 'Bu takımı ben kurmadım' diyor! Rami, Zanka, Falette… Bunları babam mı aldı? Tolgay Arslan'ı babam mı aldı? Ama ortada bir gerçek var; F.Bahçe şampiyonluğu kaybetti, ikinciliği kaybetti ve hatta üçüncülüğü bile kaybetti. Antalyaspor'u anlayamıyorum. Son saniyede hatalı bir gol yediler, hakeme çullandılar sonra da kırmızı kartlar geldi. Oysa ki hakem bence çok ufak tefek detaylar dışında oldukça başarılı maç yönetti.

Meler için ‘Asla kötü’ diyemem!

Neredeyse çeyrek asır olmuştu ki Galatasaray'ın Kadıköy'de galibiyeti yoktu. Ama dün gece G.Saray, kötü oynayan Fenerbahçe karşısında müthiş ve haklı bir galibiyet aldı. Kimsenin söyleyecek hiçbir şeyi yok. Hakemmiş, şuymuş buymuş, hiçbir şey söylenemez. İlk dakikadan son dakikaya kadar Galatasaray sahada istediklerini yaptı. Üstelik ilk golü F.Bahçe attı. Tartışılabilir bir penaltı verildi. Vedat Muriqi'e yapılan ilk hareket topaydı ama sonra rakibe gibiydi. Tartışılır ama sonuç olarak hakem verdiyse penaltıdır.
F.Bahçe öne geçti ama oyunun ilk yarısında oynayan sadece G.Saray. İkinci yarıda bir duran top ve Donk'un kafasıyla gelen beraberlik golü. İkinci yarı yine bütün kozlar, bütün inisiyatif G.Saray'daydı. İstedikleri her şeyi yaptılar. İyi kapandılar, çabuk çıktılar. İşte bunlardan birinde de sahanın en iyilerinden biri Onyekuru, soldan rakibi bire bir yakaladı ve Jailson, bu sene sürekli penaltı yaptıran, hata yapan, orta sahadan stoperliğe yamanmış bir oyuncu. Onyekuru'ya penaltıyı yaptırdı. Falcao da tarihin yazıldığı o son 15 dakikada G.Saray'ı öne geçiren golü attı.

GENEL KURULA GİDECEKTİR...
Herkes 'acaba' diyordu. Ne de olsa 'Yusuf Fahir Baba, mistik devinin çeyrek asra yakın gelenek devam edecek miydi' derken, son dakikada bir Afrikalı yine sahaya çıktı. Adı Onyekuru... Belki de F.Bahçe ile G.Saray arasındaki o anlaşılmaz geleneği bitiren adam. 60 metre top sürdü, kaleci Altay'ı geçti ve her şeyi bitirdi. Bundan sonra F.Bahçe'yi çok ama çok zor günler bekliyor. Belki de siz bu satırları okurken Ersun Yanal görevden uzaklaştırılmış ya da istifa etmiş olacak. Ve yine siz bu satırları okurken belki de Ali Koç genel kurul kararı alacak. Ama dün gecenin özeti şu; G.Saray şampiyonluğa diğer 3-4 rakibi kadar ortak, ama maalesef F.Bahçe için şampiyonluk çok büyük sürpriz olmazsa dün gece bitti. Sonuç olarak hakeme kötü diyemem hatta pozitif şeyler yaptı. F.Bahçe'nin lehine verilen penaltıyı tartışırım ama Jalison'un Onyekuru'ya yaptığı penaltıyı hiç tartışmam çok net.

Teşekkürler Fırat

Trabzonspor, fark yiyeceği bir maçta 2 oyuncusunun muhteşem performansıyla bir puanı kurtardı. Çok kötü oynarken kazanılan puanlar, bir takım için hayati derecede önemlidir. Eğer dün gece Uğurcan vasat oynasa Trabzonspor en az dörtlük-beşlik olmuştu.
Trabzonspor iki pas yapamadı ama Sörloth gibi Türkiye'nin en büyük golcüsü sayesinde üç defa geldiği Beşiktaş kalesinde iki gol buldu.
Aslında Trabzonspor maça golle başladı.
Sörloth çarprazdan ceza sahasına girdi, çok zor bir durumda Vida'nın bacak arasından şutunu çekti, gol oldu. İşte bu dakikadan sonra sahada sadece Beşiktaş vardı. Neler kaçtı neler...
Neredeyse maçın tümü Beşiktaş'la Trabzonspor kalecisi Uğurcan arasında oynandı. İkinci yarıda yine Beşiktaş sahadaydı.
Trabzonspor'u sahadan sildiler.
Önce Boateng'le beraberliği yakaladılar, sonra da Vida ile öne geçtiler.
Burak soldan çok iyi getirdi, Boateng ayaküstü ile tamamladı. İkincisinde de kornerden gelen top direkten döndü, tekrar vuruldu, Uğurcan'dan döndü ve Vida tamamladı. Özellikle son yarım saat Beşiktaş önemli fırsatlar yakaladı. Ama Uğurcan mucizeye imza attı. Maç 3 mü, 4 mü olur diye düşünürken bitime dakikalar kala Beşiktaş çıkarken kaptırdı, sağdan yapılan ortayı da doğru yere koşu yapan Sörloth tamamladı. Dün gecenin kazananı Trabzonspor...
Şampiyonluğa giderken, çok kötü oynadıkları maçta İstanbul'da Beşiktaş'tan bir puan almak büyük başarı. Yatsınlar kalksınlar Uğurcan'la Sörloth'a dua etsinler.
Eski bir hakem olarak mükemmel yönetim gösteren Fırat Aydınus'a teşekkür ediyorum.
Trabzonspor'un attığı ilk golden önce de Atiba'ya faul yapıldığı itirazları vardı ama karar doğruydu.