CANLI
SKOR
Ahmet Çakar

Ahmet Çakar

Sen bizi enayi yerine mi koyuyorsun Zekeriya bey!

🔴 MHK Başkanı Zekeriya Alp ile Başkan Vekili Oğuz Sarvan önceki gün uzun bir toplantı yaptılar. Siz bu toplantıda söylenenlerden tatmin oldunuz mu? Eleştirilere yanıt verebildiler mi?
Türk futbol tarihinin Merkez Hakem Kurulları içinde en başarısız, en sakil, en yetersiz basın toplantısıydı. Cevaplar kaçamak ve tezatlar içeriyordu. İnsanların gözlerine baka baka 'Biz bu işi beceremiyoruz, çaresiziz' der gibiydiler.

🔴 Başkan Alp, Zorlu'daki görüşme için yerinin yanlış olduğunu ama TFF Başkanı Nihat Özdemir varken her kulüp başkanı ile görüşebileceğini söyledi. Sizce de bir tezatlık yok mu? Madem görüşme özel değildi neden kamuoyuna açıklanmadı?
Zorlu görüşmesinin etik olarak doğru olmadığını ama başkan çağırırsa da her yere gidebileceğini söylerken gülünç duruma düştü. Başkan seni eğer biriyle görüşmeye çağırırsa demek ona biat edeceksin. Eee o zaman 'Şu maça da şu hakemi ver' derse yine başkanın dediğini yapacak mısın? Madem bu toplantıda hiçbir problem yok, o halde bunu niye basından gizlediniz. Bu iş basında patlayınca niye sessiz kaldınız? Fırat Aydınus için 'Başarılı bir sezon geçiriyor' dedin ya peki diyelim ki başarılı bir sezon geçiriyor, o halde niye Galatasaray'ın maçlarına veremiyorsunuz? Bir de diyor ki, 'Görüşmede Ali Koç'u ikna ettim'. Senin görevin, kapalı kapılar ardından bir kulüp başkanını ikna etmek değildir. Senin görevin, kapalı kapılar ardında kulüp başkanlarına hesap vermek değildir. Sen hesabı kamuoyuna vereceksin. Ama o günkü gibi komik basın toplantılarıyla değil. Bugün Ali Koç'a hesap veriyorsan yarın aynı mekanda Hakkarispor, Karsspor ya da Keşanspor'un başkanına da aynı hesabı vermek zorundasın. Sonuçta şunu söyleyeyim, insanlığına lafım yok ama acı olan şu, 70 yaşında bir insanın namuslu da olsa şerefli de olsa ki bunlardan asla hiçbir şüphem yok, kendini bu kadar yetersiz, vizyonsuz ve komik duruma düşürdüğünü görmek canımı çok acıttı.

BİRÇOK KONUDA BİLGİSİZ VE YETERSİZ

🔴 VAR hakemlerinin yetersizliği toplantıda kamuoyuna açıklandı. Eski hakem ve futbolcuların VAR'da görev alacakları, bunun için çalışma yapıldığı dile getirildi. Böyle bir şey olabilir mi? Doğru bir hamle olur mu, yoksa yaşanan kaos daha çok artar bı?
Sen bizleri enayi yerine, Türk toplumunu aptal yerine mi koyuyorsun? Neymiş eski futbolculardan VAR hakemi yapacakmış. Yahu nasıl bir zihniyettir bu! Bir eski futbolcunun VAR hakemi olduğunda yaşanabilecekleri düşünemiyor musunuz? Zekeriya Alp'in konuşmasını dinledikten sonra vizyonsuz, çağımızda yaşamayan bir insan gibi tuhaf bir kişilik gördüm. İşin kötüsü şu, birçok konuda o kadar bilgisiz ve yetersiz ki kötü niyetli insanlar onun bu durumundan pekala yararlanabilirler.

VAR KAYITLARINI NASIL DİNLEMEZSİN?

🔴 Alp, Ali Koç ile olan ticari ilişkisinin etik olduğunu söyledi. Size göre de etik mi?
Zekeriya Alp, "Ali Koç ile ticari ilişkimde bir tuhaflık yok. Bu toplumu neden ilgilendiriyor?" derken de sanki 1700'lü yıllarda yaşıyormuş gibi davrandı. Düşünebiliyor musunuz, Türk futbolunda adalet dağıtan müessesenin başındaki adamla, bu dağıtılan adalet sonucunda şampiyon olup olmayacağı belli olacak çok büyük bir kulübün başkanı maddi çıkar ilişkisi içinde. Pek tabii ki karakter olarak ne Ali Koç ne de Zekeriya Alp'in bu çıkar ilişkisini kötüye kullanabileceklerini düşünmüyorum ama madem iş hayatın Ali Koç'un hammaddesine bağlı ki buna saygı duyuyorum, çünkü Ali Koç Türkiye'nin en önemli sanayi kuruluşlarının başındaki insandır, o halde bırak git, kendi işini yap. Çok yazık ki Türk hakemliği, hakemlik camiasının yanından bile geçmemiş bir insanın, sol bek Zekeriya'nın kontrolünde. Yanında da koskoca Oğuz Sarvan var. Tutturmuş bir bilgisayar. Neymiş efendim bilgisayar verilerine göre hakem atıyorlarmış. O zaman size ne ihtiyaç var? Bir bilgisayar yazılımcısını MHK'nin başına koyun. VAR hakemleriyle hakem arasındaki konuşmaları Zekeriya Bey dinlemiyormuş. Yahu böyle rezillik olur mu! Bu konuşmalar niye mahrem? Bunlar karı-koca mı ki seni ilgilendirmeyecek? Pek tabii ki dinleyeceksin. O konuşmalarda kim kime uyarı yapmış, bir VAR davetinde orta hakem, nasıl cevap vermiş bunların hepsini bileceksin ki yanlışın nerede olduğunu öğreneceksin. Aksi halde tablo sezonun ilk yarısındaki gibi olur.

Mutlak penaltıyı vermediler

Fenerbahçe kazanmayı hak edecek bir futbol oynamadı ama harika goller attı. Aslında Fenerbahçe deplasmanlarda nasıl oynayacağını da tam bilmiyor. Mesela, kontratak oynaması gereken anlar, deplasmanlarda çok oluyor. Peki Fenerbahçe'yi ileri götürecek, çabuk çıkartacak Rodrigues niye oynamaz, anlayamıyorum.
Aslında ilk devre Fenerbahçe derli toplu oynasa da temposu çok düşüktü. Deniz Türüç'ün attığı gol, belki biraz Rizespor kalecisinin hatası ama izlenmesi keyifli bir goldü. Tam Fenerbahçe öne geçmişti ki birkaç dakika sonra sezon başı yediği o komik gollerden birini yedi. Ceza alanı içindeki defans oyuncuları pozisyon alma ve markaj konusunda büyük hatalar yapıyorlar. Bu beraberlik golü maçı eşitledi.
Çaykur Rizespor haklı olarak geride bekleyip rakibe alan vermeyip kontrayı düşündü. İkinci yarıda maç rölantideyken sahneye Jailson çıktı. 35 metreden öyle bir vurdu ki topu ancak filelerde gördük. Yılın en güzel gollerinden biri. Belki de Jailson'un hayatında attığı en güzel gol. Ama şurası mutlak ki Jailson'un bu golü, Fenerbahçe için eğer şampiyonlukta sonuna kadar gidecekse çok önemli bir kilometre taşı. Sonuçta Fenerbahçe şampiyonluk yarışındaki diğer rakipleri gibi puan kaybetmeden haftayı kapattı. İyi oynamasalar da Rize deplasmanları hep zordur. Dolayısıyla da 3 puan ilerisi için çok değerli.
Hakem Halil Umut Meler, oyun genelinde dört dörtlük maç yönetti ama öyle bir pozisyon var ki eğer Fenerbahçe puan kaybetseydi büyük problem olurdu. İlk yarıda Vedat Muriqi'e yapılan mutlak bir penaltı var. Arkadan omuzlarına basılarak açık bir şekilde yere düşürülüyor. Ama hakem çalmadı, VAR daveti de gelmedi

Mükemmel yönetti

Galatasaray, önemli sorunlarla uğraşırken rakipleri galibiyetler alıyor ve başta Fatih Terim olmak üzere tüm kadro tartışılıyordu. Terim hedef olarak sürekli Ocak'ı yani devre arasını gösterdi. Ve dün geceki 5 gollü galibiyet takımın hem puantaja tutunmasını sağladı hem de sezonun ikinci yarısına ciddi moral ve umut aşıladı. İlk yarıda mükemmel bir Galatasaray izledik. Bazı oyuncular en iyi maçlarını oynadılar. Örneğin; Mariano... Falcao gollerini attı. Koşmayan, işini yapmayan hiçbir oyuncu yoktu. Pek tabii ki devreye 3 gollü bir galibiyetle girdiler. Bu yarıda Feghouli'nin kaçırdıklarına bakarsak 45 dakika 5-6 farklı bir galibiyet de gelebilirdi. Galatasaray ikinci yarı belli dönemler durdu. Asıl rahatsızlık veren olay bu dakikalarda kalesinde verdiği pozisyonlar. Antalyaspor öyle beceriksiz ve öyle yetersiz bir takımki bu pozisyonları cömertçe harcadılar bile diyemiyorum çünkü ne yaptıkları belli olmadı. Dün gecenin kazananı Taylan Antalyalı... Genç oyuncu golleriyle geldi. Falcao, fizik olarak hazır olmasa da ceza alanı içinde tek vuruşu en iyi yapan oyunculardan biri. Yanlış anlaşılmasın Türkiye'nin değil belki de Avrupa'nın en iyilerinden biri. Sonuçta Galatasaray için sezonun ilk yarısı kötü geçti ama son maçta birçok şey toparlandı. Bazı oyuncular kazanıldı, bazı oyuncular kıpırdamaya başladı. Özellikle Falcao, sezonun ikinci yarısında hazır olursa Galatasaray yine çok iddialı hale gelir.
Antalyaspor'un hali içler acısı... Takviye yapmadıklarında işleri çok zor.
Hakem için kolay maçtı. Fazlaca tartışılan pozisyon yoktu. Abdulkadir Bitigen de bana göre mükemmele yakın bir maç yönetti.

Penaltıyı vermedi!

İki takım için de çok kritik bir dönemeçti ve bu kritik dönemeci Emre gibi çok önemli bir silahı eksik olmasına rağmen Fenerbahçe dönmeyi bildi. Kesinlikle F.Bahçe maçı hak etti. Her yönüyle Beşiktaş'tan üstün oynadı. Temposu, orta saha direnci ve bulduğu pozisyonlarla özellikle ilk yarıda Beşiktaş'ı sahadan sildiler. Aslında ilk gole kadar oyun kilitlenmiş gibi görünse de Kruse'nin penaltısından sonra Fenerbahçe üstünlüğünü ortaya koydu. Daha sonra da sahanın en iyilerinden biri olan Ozan'ın klasik driplinglerin sonucu gelen muhteşem vuruşunu izledik.
İlk yarıda Beşiktaş yoktu. İki pas yapamadılar, rakip kaleye gidemediler ama ne olduysa ilk yarının uzatma dakikalarında oldu. Atiba'nın golüyle Beşiktaş umutlandı ve devre geldi. 2. yarı çok şeyin farklı olacağını düşünüyorduk ama değişen bir şey olmadı. Kırılma anı, Burak'ın kaçırdığı gol. Jailson'un ayağı kaydı, Burak karşı karşıya kaçırdı, daha doğrusu Altay kurtardı, dönen topta da Isla'nın getirip Vedat'a attırdığı golle hem maç bitti hem de F.Bahçe belki de tekrar hayata döndü.
F.Bahçe kaybetseydi Yanal problem yaşayacaktı. Bu dakikadan sonra Avcı bu problemi yaşar mı bilemiyorum ama Beşiktaş'ta çok şeyin eskisi gibi olmayacağı açık. Hakemlik çok pozisyon var.
Rebocho'nun sahada pek az kimsenin gördüğü ve hakemin göremediği penaltı VAR yardımıyla Cüneyt Çakır tarafından verildi. Karar doğruydu.
F.Bahçe'nin 2. golünden önce Beşiktaş'ın faul itirazı var ama faul yoktu.
İki kritik pozisyon var. İlki kornerde Serdar'ın Vida'yı alenen itmesi. Bence penaltıydı. Ayrıca 2. yarıda N'Koudou ceza alanı içinde çekiliyor, forması yarım metre uzuyor ama ne Cüneyt'ten ne de VAR'dan çıt çıkmıyor. Tuhaf olan şu, hiçbir Beşiktaşlı'nın da gıkı çıkmıyor.

Tek hatası kırmızı kart

Beşiktaş'ta gencecik bir oyuncu var. Adı Umut Nayir. Beşiktaş'ın bu seneki maçlarında kırılma anlarının başrol oyuncusu. Sezon başı Beşiktaş çok kötü gidiyordu. Abdullah Avcı tartışılıyor ve hafta sonu da Galatasaray maçı vardı. Burak sakattı, Umut oynadı ve onun golüyle Beşiktaş, Galatasaray'ı yendi.
Belki Abdullah hoca gidecekti, Beşiktaş karışacaktı ama ne olduysa o maçtan sonra oldu. İyi oynamasa da Beşiktaş art arda maçlar kazanıp Kasımpaşa'ya geldi. Yine mağluptular, üstelik rakip 10 kişiydi ama son 20 dakikada hele hele galibiyet golü son saniyede gelmek üzere maçı alıp Umut Nayir sayesinde şampiyonluğun en önemli adaylarından biri oluverdiler.
Beşiktaş dün gece kaybetseydi tuhaf olurdu.
Kasımpaşa yanlış bir hakem kararıyla yaklaşık 75 dakika 10 kişi oynamak zorunda kalsa da 10 kişiyken hep öne geçti. Önce Mustafa Pektemek attı, Caner'in zor açıdan mükemmel vuruşuyla beraberlik geldi. 10 kişilik Kasımpaşa bu sefer Koita ile öne geçti. Üstelik bu dakikadan sonra Abdullah Avcı tüm riskleri alıp önce Umut Nayir'i sonra Güven'i sahaya sürüp ya herro ya merro dedi. Aslında merro da olabilirdi.
Uzatmanın 4. dakikasında Kasımpaşa yine çok defa yaptığı gibi Beşiktaş'ı kontrada az adamla yakaladı, golü yapsalar Beşiktaş kaybedecekti ama dönen topta bitime saniyeler kala önce Lens sıfıra yakın bir yere indi, Umut Nayir doğru koşu yaptı ve gelen topu tamamlayıverdi.
Sonuçta Beşiktaş sorunlarla başladığı ligde ikinci sıraya yerleşti. Arda Kardeşler'in bana göre tek hatası kırmızı kart. Değerlendirmesi yanlış. Her ne kadar Atiba'ya faul yapıldığı an bariz gol şansı engelleniyormuş gibi görünse de top çok hızlıydı ve yetişme şansı yoktu. Bence kırmızı kart yanlıştı...

Artık pırıl pırıl gençler var

Çok uzun yıllar sonra işi son maça bırakmadan Avrupa Futbol Şampiyonası'na katılmayı hak ettik. Tabii ki bu gurur tüm Türkiye'nin... Ama futbolu yöneten federasyondan tutun da Şenol Hoca'ya tüm oyuncularımıza kadar herkese teşekkür ediyoruz.
Dün gece şöyle oynadık, böyle oynadık, şunu kaçırdık bunu kaçırdık diye hayıflanmaya hiç gerek yok. Kazansak grup birincisi olma şansımız yüzde 90'ların üstündeydi ama şimdi büyük bir ihtimalle ikinci olacağız. Yepyeni gencecik bir kadromuz var. Oyuncularımızın büyük bir çoğunluğu Avrupa'nın önemli takımlarında oynuyor. Bu takımın en büyük özelliği tekrar Türk Milli Takımı özelliğine bürünmüş olması. Prim peşinde koşan, sürekli hiziplerin yaşandığı oyuncuların yerini pırıl pırıl futbolcularımız aldı. Üstelik genç olmalarına rağmen içlerinde liderlik vasfına sahip olanla da var; örneğin Merih... Juventus'ta pek forma bulmasa da liderlik açısından çok önemli oyuncu. Üstelik Almanya'da başarılı bir performans gösteren Ozan Kabak bile bu takımda yedek. Cengiz'i, Zeki'si, Yusuf Yazıcı'sıyla Türk Milleti'nin güvendiği milli takım Avrupa Şampiyonası'nda da önemli işlere imza atacak güçte.
Dün geceye bakıyoruz, kazanabilirdik ama buna mukabil rakibimiz İzlanda'nın da birkaç önemli pozisyonu var. Hele hele son dakikalarda 5'e 1 yakaladığımız pozisyonda Zeki golü yapsa belki de lider olarak bileti alacaktık. Sonuç olarak; bizi çok mutlu ettiniz çocuklar EURO 2020'de de Allah yardımcınız olsun.

Yankaya kırmızıyı atladı

Beşiktaş daha 3 hafta önce ağır şekilde tartışılıyordu.
Abdullah Avcı, 'tutma, bugün mü gidecek, yarın mı gidecek' denirken Beşiktaş art arda 3 maç kazanıp zirve ortaklarından biri oldu. Aslında Beşiktaş'a baktığımız vakit kadro kalitesi asla diğer takımlardan aşağı değil.
Dün gece de çıkan 11'e baktığımızda iyi bir kadroydu.
Çok mu iyi oynadılar, hayır. Ama coşku, istek ve kendine güven geri gelmiş.
Maç boyu Denizlispor iyi savunma yaptı. Pozisyon bulmakta, araya oynamakta zorlanan Beşiktaş, bazı şanslar yakalasa da özellikle Burak'ı iyi kullanamadı.
İlk 11'e baktığımızda yılların sol beki Caner sağ önde ve yine yılların oyun kurucusu Ljajic de solda başladı. Tabii maç içinde pozisyonlar değişti. Ama bazı oyuncular takıma alıştığında Beşiktaş daha da iyi olacak. Örneğin Diaby, iyi oyuncu. Örneğin Elneny... Zaten Arsenal'den gelerek kalitesini ispat etti. Üstelik bence bireysel kalitede en başarılı defans da Beşiktaş'ta.
İlk yarıda bazı pozisyonlar var ama sıkışıklık devam etti. İkinci yarı Denizlispor daha kendine güvenli geldi aslında Rodallega'nın ilk yarıda vurduğu frikik gol olsa sonuç çok farklı olurdu.
N'Koudou gerçekten kaliteli bir oyuncu. Kalitesini de attığı golde gösterdi. Çapraz, sıkışık bir yerden iyi bir vuruşla Beşiktaş'ı öne geçiriverdi. Ve son dakikadaki pozisyonda Denizlisporlu oyuncu eliyle almasa belki de maç berabere bitmişti.
Ligde zirve çok karıştı. Tam 8 takım 3 puan içinde sıkışıverdiler.
Bu da beraberinde heyecan, gerilim ve zorluklar getirir.
Gelelim hakem Özgür Yankaya'ya... Kapasitesi belli. Uzun zamandır ilk defa böyle bir maç yönetiyor. Sackey'nin Diaby'ye yaptığı hareket kırmızı kart.
Çünkü düşüncede top yok ve geriden gelip savunmasız Diaby'nin bileğine çok sert şekilde atlıyor.
Mutlak kırmızı olmalıydı.

MHK iflas etti

Kim ne derse desin, Türkiye'de bana tezgah dönmüyor demesin. Cumartesi gecesi Trabzonspor maçının bittiği andan Fenerbahçe maçının başladığı ana kadar çok tuhaf şeyler olmuş. Bu ahlaksızlığı kim, nasıl, hangi kanallarla yaptı bilmiyorum. Ama birisi dün 'Fenerbahçe kazanmasın' der gibi talimat vermiş.
Önceki gün Trabzonspor'un hakkı yendi. Fırat ve VAR'daki hakem, puanları çaldılar. Ve bundan çok rahatsız olan MHK ve federasyon korktular, hem de ağır korktular ve birileri mutlaka Arda Kardeşler'e, 'Aman Arda, canım kardeşim!" dedi ve dün geceki rezillikler yaşandı.
Fenerbahçe çok kaçırdı, gol yediler, kaybettiler ama dün gece Zekeriya ve VAR'ın sonu olmuştur. Fenerbahçe'nin lehine verilmesi gereken en az 2 penaltı var. İlki Vedat Muriqi kafayla vuruyor, bir metre önündeki kolu normal yende olmayan oyuncunun koluna çarpıyor. Diğeri ise Vedat Muriqi topa vururken arkadan dizine darbe alıyor. İkisi de penaltı. Hakem uyuyor, pek tabii ki VAR hakemi de narkoz altında.
Ve kötü niyetin en önemli ispatı nedir biliyor musunuz, bu iki penaltıyı da es geçen hakem ve VAR'daki şahıs, Altay'ın rakibinin kasıklarına attığı dizi de bilerek, isteyerek görmezden geldiler. Şimdi Zekeriya'ya soruyorum, Oğuz Sarvan'a da... Utanıyor musunuz? Vicdan azabı çekmiyor musunuz?
Kayseri'de ve Trabzon'daki rezillikleri nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu işte kasıt var mıdır, yoksa yine mezara girmişçesine sessiz mi kalacaksınız? 70 yaşına geldiniz, neyi kovalıyorsunuz? Hadi bu dünyayı düşünmüyorsunuz, ahirete de mi inanmıyorsunuz be adamlar!

What can I do sometimes?

Dün gece yarım Beşiktaş, Şampiyonlar Ligi takımı Galatasaray'ı yendi. Rahat mı yendi, tabii ki hayır ama yenip hayata döndü diyebiliriz. Derbide asıl tartışılması gereken Galatasaray. Ne oynadıkları belli değil. Büyük umutlarla, büyük masrafla kurulmuş bir takım ama maç boyu neredeyse tek bir pozisyon yok. Bu kadroyu kuran Fatih Terim. Şampiyonlar Ligi'nde birçok şey kötü giderken Süper Lig de kötü gitmeye başladı.
Beşiktaş'ın Galatasaray'ı yenmesi anormal değil lakin Galatasaray'ın ortaya koyduğu futbol, çok anormal. Oyuna Beşiktaş iyi başladı. Fazla bir pozisyon bulamasalar da son vuruşları kötü yapsalar da baskı ev sahibi Beşiktaş'taydı. Devrenin sonuna doğru Galatasaray dengeyi sağlasa da ne yaptıkları belli değildi. Ne taktik olarak ne baskı olarak ortada hiçbir şey yok. İkinci yarı Beşiktaş çok iyi başladı. Art arda pozisyonlar buldu ve bunlardan birinde de genç, Süper Lig tecrübesi çok az Umut Nayir, tam bir santrfor görevi yaptı. Kolay değil. Soldan gelen ortaya ön direkte markaj altındayken o köşeye vurabilmek asla kolay değil.
Dün gecenin asıl özeti Galatasaray'ın düştüğü durumdur. Beşiktaş kaybetse 'Eksik Beşiktaş niye kaybetti' pek denmeyecekti ama görünen o ki Galatasaray'da hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Falcao denen bir oyuncu aldılar. Derbilerde yoksa, Şampiyonlar Ligi'nde yoksa bu futbolcu niye alındı? Derbinin en çok tartışılması gereken ismi Galatasaray Teknik Direktörü Fatih Terim'dir. Yarım Beşiktaş'a karşı futbol adına hiçbir şey ortaya koyamadan yenildiler. Söylenecek tek söz bu.
Hakem Mete Kalkavan'a gelirsek... Biraz hata yaptı ama genelde iyi bir maç yönetti diyebiliriz fakat Galatasaray'ın çektiği bir şutta Vida'nın elle müdahalesi var gibi görünüyor. Kasıt var mı, yok mu bilemiyorum.

Suçlu aranacaksa hatalı Abdullah Avcı’dır

Kan kaybı devam ediyor. Beşiktaş hem çok kötü oynuyor hem de sakatlıklarda kadro derinliği fazla olmadığı gün gibi aşikâr. Üstelik tam olarak ne oynadıkları da belli değil. Bazı oyuncular asla bu takımda oynayabilecek yetenekte değiller. Bütün organizasyonu Ljajic gibi Beşiktaş'ın en yaratıcı oyuncusu yapması gerekirken ilk 11'de başlayamıyor. Lens ve diğer kanat oyuncuları hatta kanat bekleri oyunda yoklar. Peki o zaman Beşiktaş nasıl gol atacak? Burak gibi Türkiye'nin en etkili forvetlerinden biri Beşiktaş'ta ama hem istediği topları alamıyor hem kanatlara inemiyor hem de formsuz bir dönem geçirdiğinden etkisiz kalıyor. Tabii hatalı ya da suçlu aranacaksa bunun başında da Abdullah Avcı gelmeli. Takım asla iyi gitmiyor. Yeni hoca yeni sistem dedik ama maalesef haftalar geçiyor Beşiktaş toparlanacağına daha da kötü bir görünüm içerisinde. Aslında bütün bunlara rağmen Beşiktaş kazanabilirdi de. Son beş dakikada yakalanan iki mutlak gol pozisyonu var ki atmak kaçırmaktan daha kolay. Diaby'nin kaçırdığı gol inanılır cinsten değil. Köşeye bırakacağına kalenin ortasına vuruyor. Ankaragücülü oyuncu da ayağıyla golü çıkarabiliyor. Hemen ardından da Umut Nayir'ın hem acemiliği hem de belki tecrübesizliği ortaya çıktı. Kaleci ile karşı karşıyayken hem erken vurdu hem de kötü vurdu. Normal bir golcü biraz daha topla ilerler öyle vurur. Sonuçta Beşiktaş her geçen hafta kan kaybediyor. Ve ilerisi için asla ışık vermiyor. Ali Şansalan'a kim ne derse desin ben çok beğendim. İlk yarıda Elneny'nin kalecinin suratına ayakla müdahalesi var. Pozisyonu defalarca inceledim. Ve kasıt unsuru taşımadığını düşünüyorum. Topa hamlesini yapıyor. Ayak topun üzerinden sıyırıyor ve o ayak istemeden kalecinin suratına geliyor. Burada bu olayı kasıt var diye değerlendirmek futbolun mantığına uygun değil.