CANLI
SKOR
Ahmet Çakar

Ahmet Çakar

Tek kelimeyle mükemmel

Trabzon'daki maç berabere bitmiş, Galatasaray'ın eline büyük fırsat gelmişti... Ama başaramadılar. Aslında maça baktığımızda Beşiktaş'tan daha iyi oynadılar. Pozisyonları da buldular. Kazansalardı büyük avantaj yakalayacaklardı. Maçın geneli zevksiz. Bunda seyircinin olmaması da belli oranda etkili. Ama ikinci yarı Falcao'nun kafası hele hele sonlara doğru Feghouli'nin boş kaleye vurduğu top gol olsa Galatasaray çok güçlü bir şampiyonluk adayı olurdu.
Beşiktaş hiçbir şey oynamadı desek yeridir. İkinci yarıda N'Koudou ile çaprazdan bir pozisyon bulsalar da futbol adına hiçbir şey ortaya koyamadılar. Hele son yarım saat sadece savundular, gelen topları dan dun vurdular. Galatasaray için söylenecek fazla bir şey yok. Seyirci coşkusuyla özellikle orta sahada seri pas yapıp çok çabuk pozisyona giriyorlardı. En önemli silahları Onyekuru'ya atılan toplar etkili olmadı. Bunda ıslak zeminin de etkisinin olduğunu söylemeliyiz. Son 20 dakika maçı koparabilirlerdi. Sağdan geldiler, soldan geldilar ama yüksek toplarda Beşiktaş defansı başarılı oldu.
Sonuçta lig devam ediyor. Bugün Sivas'ın maçı var. Sivas kazanırsa korkunç bir avantaj elde eder. Zira Fenerbahçe dışındaki bütün büyüklerle maçlarını bitirdiler.
Karşılaşmanın hakemi özellikle çok büyük maçlar için bilinen bir isim değildi. Ama öyle bir maç yönetti ki tek kelimeyle mükemmel. Ufak tefek yoruma açık fauller her maçta yaşanır. Genel olarak baktığımızda gurur duyulacak, objektif ve başarılı bir maç yönetti. Tebrikler Abdulkadir Bitigen.

***

Alp intikam aldı!

Aslında Trabzonspor-Başakşehir maçı 6 puanlık değil 7 puanlıktı. Çünkü kazanan sadece 3 puanla lider olmayacak aynı zamanda ikili averajı da eline geçirecekti. Kaybetmek çok şey kaybetmek demekti, zaten bu anlayış ve taktik de sahaya yansıdı. İki takım da tedbiri elden bırakmadı. Kısır bir ilk yarı, hemen hemen hiç pozisyon yok. İkinci yarıda da pozisyonların biraz daha arttığı ve gollerin geldiği bir 45 dakika oldu. Özellikle Demba Ba sezonun ikinci yarısında fırtına gibi. Vuruş tekniği, şiddeti ve isabeti korkunç. Geçen hafta Göztepe'ye mükemmel bir gol attı, dün akşam da benzeri bir vuruşla Başakşehir'i öne geçirdi. Ama tabi Demba Ba'nın bu kadar boş kalması da Trabzonspor defansının zaafı. Bu golden sonra Skrtel'in kendi kalesine attığı bir gol var ki anlaşılır gibi değil. Kafa hakimiyeti iyi, zamanlaması kusursuz bir stoperin yüksekten gelen topu kendi kalesine atması çok tuhaf. Bir şey ima etmek istediğimden değil ama tablonun kendisi çok tuhaf. Sonuçta kazanan çıkmadı ama VAR'ın çağırmadığı bir pozisyon var. Bir yüksek topta Skrtel, kafa vurmak için yükselmiş Nwakaeme'yi formasından çekip düşürüyor. Karar penaltı olmalıydı ama VAR'dan tık çıkmadı, Fırat'tan da ses gelmedi. MHK Başkanı Zekeriya Alp denen şahıs hakemleri vasıtasıyla Trabzonspor'dan intikamını aldı!

Penaltı doğru

Bence zirve açısından müthiş keyifli ve iyi bir maç oldu... Sivasspor oyuna askerden gelmiş gibi başladı... İlk 10 dakika Galatasaray neye uğradığını şaşırdı, pozisyonlar arka arkaya geldi ve Sivas bu fırtına dakikalarında golü de buluverdi. Ama Galatasaraylı oyuncular çok tecrübeli. 10 dakikalık korkunç baskı sonrası Galatasaray bütün kontrolü ele aldı ve Feghouli-Falcao ortaklığı ile iki gol birden attı... Aslında Galatasaray'ın attığı iki gol Sivasspor defansının ağır hatalarından geldi. İlk golde kaleci çıkmalıydı, çıkamadı... İkincisinde ise Feghouli bomboş kaldı ve Sivasspor defansı çok büyük bir yerleşim hatasıyla golü yedi. İkinci yarı roller değişti. Sivas daha iyi oynamaya başladı ve penaltı ile beraberliği buldu... İşte bu dakikadan sonra maç gitti geldi. Her iki takım da kazanabilirdi. Hele hele Onyekuru karşı karşıya kaldığı pozisyonda topu ayağından açmasa Galatasaray galip gelecekti. Ama sonuca baktığımızda iki takım için de beraberlik kötü sonuç değil. İddialarını görünün o ki son haftaya kadar sürdürecekler.
Maçta çok tartışılacak bir pozisyon var...
Bence Mete Kalkavan mükemmele yakın bir yönetim gösterdi. Maç asla kolay değildi, müthiş ve sert ikili mücadeleler vardı. Sivasspor lehine verilen ve VAR daveti ile gelen penaltı doğru karar. Topa ilk vuran Fernando... Sonra ise Seri'nın müdahalesi var. Olay ceza sahası çizgisinin hemen içinde ve karar doğru. Aslında önceki günkü Gaziantep- Trabzonspor maçındaki pozisyonla çok benzer. Orada da topa ilk vuran Trabzonsporlu Abdülkadir'di. O maçta yanlış karar verildi ama Mete Kalkavan'ın verdiği penaltı kararı doğru.

Golü neden iptal etti? Anlamak mümkün değil!

F.Bahçe'de kan kaybı devam ediyor. Hem kötü oynuyorlar hem de şanssızlıklar art arda geliyor. Karşılaşmanın ilk yarısında önemli pozisyonlar verdikten sonra Ozan Tufan ile bir gol buldular. Ama sonra her şey değişiverdi.
Önce Max Kruse sakatlandı, ardından net bir penaltı ile gelen Tolgay Arslan'ın ikinci sarı karttan kırmızı kartı... İkinci 45 dakikada bir kişi eksik oynayan Fenerbahçe 2. yarıya iyi başlasa da sonrasında tüm kontrolü rakibi Denizlispor'a bıraktı. Şanssızlıklarla başlayan maç son saniyede bir şans golü ile Fenerbahçe'ye bir puanı getirdi. Hakem verdiği kararların bir çoğunda haklı ama ikinci yarıda Serdar Aziz'in attığı golü neden iptal etti anlamak mümkün değil. Sanırım Vedat Muriqi'nin rakibine faul yaptığını düşündü ama ne faul vardı ne de ofsayt!

TRABZONSPOR'UN GALİBİYETİ HALİS ÖZKAHYA'YA TAKILDI
Trabzonspor kötü oynadığı, galibiyeti hiç hak etmediği bir maçta hakem hatasıyla iki puan kaybetti. Topyekun baktığımızda önemli yıldızları sahada yok.
Trabzonspor'un maç kazanması için özellikle Sosa'nın ve Sörloth'un daha etkili olmaları gerekir ama bir durgunluk, bir yorgunluk ve bir isteksizlik görünüyor.
Böyle maçlarda kötü de oynasanız kazanmak zorundasınız.
Aksi halde şampiyonluk zora girer. Ama dün tüm bunlara rağmen Trabzonspor, uzatmalarda bir gol attı. Hakem Halis Özkahya kaleden 60 metre ötede bir tehlikeli hareket nedeniyle golü iptal etti. Karar yanlış.
Abdülkadir ile Gaziantepli futbolcu, ikisi de topa ayağını uzatıyor.
İkisinin de tabanları topa yönelmiş ve topa ilk vuran Abdülkadir Ömür... Sonra da ayaklar temas ediyor.
Faul yok, karar yanlış.

Yüzde 70 pay Sörloth’un!

DÜN gece Trabzon'da çok tuhaf bir maç izledik. Maçın adı çok büyük. Üstelik Türkiye Kupası yarı finali. Ama maça bakıyoruz, oyuncular isteksiz desem, değiller. Tempoları yok, hele hele bir ilk devre gördük ki sanki iki takım da formalite icabı oynuyorlar. Trabzon önde baskı yapayım diyor, ama orta sahadan yardım gelmeyince Sörloth boşa efor sarf etmiş oluyor. Aslında ilk yarı F.Bahçe daha iyi oynadı. Oyunu kontrol ettiler ama pozisyonları yoktu.
İkinci yarıda Trabzonspor golle başladı.
Jailson-Gustavo ortak hatayı yapıverdiler ve tabii Sörloth panzer gibi girdi araya, gitti golünü attı. Özellikle bu Jailson denen oyuncunun kaçıncı hatası! İkinci golde de sağdan Ekuban kaçtı, Novak ki Türkiye'nin en çok gol atan sol beki, iyi vurdu ve gol geldi.
Rövanşlı maçlarda 2-0 mükemmel bir sonuçtur. Ama 2-1 özellikle o deplasman golünü atan takım için harika sonuç. İşte Trabzonspor, son 15 dakika durdu. Fenerbahçe gelmeye başladı.
Trabzonspor'un en büyük sıkıntısı defanstaki yerleşim hataları.
İşte bunlardan birinde sağdan Mehmet Ekici ortaladı, Vedat Muriqi gibi adamı bomboş bırakırsanız o da golü yapar.
Aslında bu golden sonra bitime çok az dakika kala Ferdi Kadıoğlu öyle bir gol kaçırdı ki inanılır gibi değil. O gol gelse Fenerbahçe büyük avantaj ile İstanbul'a dönecek. Vedat Muriqi atamasa Trabzonspor müthiş bir avantajla İstanbul'a gidecekti ama şimdi rövanş için kritik bir skor var. Trabzon için şunu söyleyelim, ligde liderler belki de şampiyon olacaklar ama bu şampiyonlukta yüzde 70 rol tek oyuncunun. Bu takımdan Sörloth'u al, asla buralarda olamazdı.
Bu arada Nwakaeme'nin attığı golün ofsayt olarak iptal edilmesi doğru karar.
Zaten VAR'dan da çekilen çizgide Nijeryalı oyuncunun önde olduğu görülüyor.

Başroldeki yıldızlar

Galatasaray doludizgin gidiyor. Öyle mükemmel, harika oyun da yok ama özellikle kendi evinde birden maçı kopartıveriyorlar.
Galatasaray'da bazı oyuncular inanılmaz kritik. Onlar iyiyken Türkiye'de sarı-kırmızılı ekibin yenemeyeceği takım yok.
Öncelikle pek tabii ki kaleci Muslera...
Her yönüyle Türkiye'nin en iyisi. Sonra isimsiz kahraman Donk. Defans oyuncusu ama geçen hafta Kadıköy'de beraberliği getiren golü attı. Dün gece de kornerden gelen golle perdeyi açtı. Ve şimdi başrol oyuncularına gelelim... Falcao iyidir- kötüdür demek ona saygısızlık.
Kariyeri, geçmişi belli. Fizik olarak yarım hazır da olsa ceza alanı içinde tek vuruşu en iyi yapan, dünya çapında oyunculardan biri. Dün gece de iki gol attı. Hele attığı son gol müthiş. Feghouli çalım atayım derken rakipten seken top Falcao'nun önüne düştü. Topu alışı, belli bir açıyla yaklaşımı ve vuruşu mükemmel.
Onyekuru... Türkiye'nin en çabuk, en tehlikeli forveti. Defansın üç metre arkasından başlıyor, 10. metrede yakalayıp 15. metrede önüne geçebiliyor.
Tamam, gol kaçırıyor, bazen pas zamanlamasında da hata yapıyor ama Galatasaray'ın bu hale gelmesinde büyük etkisi var.
Mariano ve Feghouli de sağ tarafı çok iyi kullanıyorlar. Sonuçta Galatasaray, sıkmadan, zorlanmadan 3 puan daha alıverdi.
Haftalar önce 7. sıradayken art arda kazanarak şampiyonluğun en önemli ortaklarından biri oldular. Düşünebiliyor musunuz, 'İlk 3'e girer mi, giremez mi' diye tartışırken 'Şampiyon olacak galiba' dediğimiz durumlara geldik.
Maç hakemsiz de oynanırdı, kritik fazla pozisyon olmadı. Gençlerbirliği de fazla sıkmadı. O halde Arda Kardeşler için de çok iyi maç yönetti demek zorundayız.

Bu transferleri babam mı yaptı!

Sezon bitti! F.Bahçe aslında geçen hafta G.Saray maçında çok şey kaybetmişti; ama dün geceki beraberlikle de bence lige veda etti. Aslında dün gece yine kaybediyorlardı ama son saniye golü beraberliği getirdi. F.Bahçe oyunun hiçbir bölümünde iyi oynamadı. Belki son 10-15 dakika yoğun bir baskı kursalar da yediği gollere baktığımızda sezon başından beri gelen hatalar yine gündemdeydi. Aslında F.Bahçe geçen haftaki gibi ilk golü bulan takım oldu. Mehmet Ekici sonrasında Ozan ve onun güzel pası ile Muriqi klasik gollerinden birini attı. Ama ne olduysa 2. yarı oldu. Antalyaspor kısa sürede goller bulup öne geçti. Aslında teknik anlamda söylenecek çok şey var. Sağ bekte Dirar yol geçen hanı gibi… Gol yedirtmek için her şeyi yaptı. Ekici kurtarıcı olarak sahada ama sezonun ilk yarısında lisansı bile çıkarılmamış! Zajc aylardır oynamıyor. Allah'tan girdi de son saniyede 1 puanı kurtardı. Sonuçta F.Bahçe 1 puan aldı ama bence bu bir puan çok da önemli değil… Rakipler kazanıyor ve Fenerbahçe kötü oynuyor. F.Bahçe bir stoper almış asla F.Bahçe'nin oyuncusu değil. Falette sıradan, normal, çok fazla vasıfları olmayan bir stoper. Ondan sonra Ersun Yanal 'Bu takımı ben kurmadım' diyor! Rami, Zanka, Falette… Bunları babam mı aldı? Tolgay Arslan'ı babam mı aldı? Ama ortada bir gerçek var; F.Bahçe şampiyonluğu kaybetti, ikinciliği kaybetti ve hatta üçüncülüğü bile kaybetti. Antalyaspor'u anlayamıyorum. Son saniyede hatalı bir gol yediler, hakeme çullandılar sonra da kırmızı kartlar geldi. Oysa ki hakem bence çok ufak tefek detaylar dışında oldukça başarılı maç yönetti.

Meler için ‘Asla kötü’ diyemem!

Neredeyse çeyrek asır olmuştu ki Galatasaray'ın Kadıköy'de galibiyeti yoktu. Ama dün gece G.Saray, kötü oynayan Fenerbahçe karşısında müthiş ve haklı bir galibiyet aldı. Kimsenin söyleyecek hiçbir şeyi yok. Hakemmiş, şuymuş buymuş, hiçbir şey söylenemez. İlk dakikadan son dakikaya kadar Galatasaray sahada istediklerini yaptı. Üstelik ilk golü F.Bahçe attı. Tartışılabilir bir penaltı verildi. Vedat Muriqi'e yapılan ilk hareket topaydı ama sonra rakibe gibiydi. Tartışılır ama sonuç olarak hakem verdiyse penaltıdır.
F.Bahçe öne geçti ama oyunun ilk yarısında oynayan sadece G.Saray. İkinci yarıda bir duran top ve Donk'un kafasıyla gelen beraberlik golü. İkinci yarı yine bütün kozlar, bütün inisiyatif G.Saray'daydı. İstedikleri her şeyi yaptılar. İyi kapandılar, çabuk çıktılar. İşte bunlardan birinde de sahanın en iyilerinden biri Onyekuru, soldan rakibi bire bir yakaladı ve Jailson, bu sene sürekli penaltı yaptıran, hata yapan, orta sahadan stoperliğe yamanmış bir oyuncu. Onyekuru'ya penaltıyı yaptırdı. Falcao da tarihin yazıldığı o son 15 dakikada G.Saray'ı öne geçiren golü attı.

GENEL KURULA GİDECEKTİR...
Herkes 'acaba' diyordu. Ne de olsa 'Yusuf Fahir Baba, mistik devinin çeyrek asra yakın gelenek devam edecek miydi' derken, son dakikada bir Afrikalı yine sahaya çıktı. Adı Onyekuru... Belki de F.Bahçe ile G.Saray arasındaki o anlaşılmaz geleneği bitiren adam. 60 metre top sürdü, kaleci Altay'ı geçti ve her şeyi bitirdi. Bundan sonra F.Bahçe'yi çok ama çok zor günler bekliyor. Belki de siz bu satırları okurken Ersun Yanal görevden uzaklaştırılmış ya da istifa etmiş olacak. Ve yine siz bu satırları okurken belki de Ali Koç genel kurul kararı alacak. Ama dün gecenin özeti şu; G.Saray şampiyonluğa diğer 3-4 rakibi kadar ortak, ama maalesef F.Bahçe için şampiyonluk çok büyük sürpriz olmazsa dün gece bitti. Sonuç olarak hakeme kötü diyemem hatta pozitif şeyler yaptı. F.Bahçe'nin lehine verilen penaltıyı tartışırım ama Jalison'un Onyekuru'ya yaptığı penaltıyı hiç tartışmam çok net.

Teşekkürler Fırat

Trabzonspor, fark yiyeceği bir maçta 2 oyuncusunun muhteşem performansıyla bir puanı kurtardı. Çok kötü oynarken kazanılan puanlar, bir takım için hayati derecede önemlidir. Eğer dün gece Uğurcan vasat oynasa Trabzonspor en az dörtlük-beşlik olmuştu.
Trabzonspor iki pas yapamadı ama Sörloth gibi Türkiye'nin en büyük golcüsü sayesinde üç defa geldiği Beşiktaş kalesinde iki gol buldu.
Aslında Trabzonspor maça golle başladı.
Sörloth çarprazdan ceza sahasına girdi, çok zor bir durumda Vida'nın bacak arasından şutunu çekti, gol oldu. İşte bu dakikadan sonra sahada sadece Beşiktaş vardı. Neler kaçtı neler...
Neredeyse maçın tümü Beşiktaş'la Trabzonspor kalecisi Uğurcan arasında oynandı. İkinci yarıda yine Beşiktaş sahadaydı.
Trabzonspor'u sahadan sildiler.
Önce Boateng'le beraberliği yakaladılar, sonra da Vida ile öne geçtiler.
Burak soldan çok iyi getirdi, Boateng ayaküstü ile tamamladı. İkincisinde de kornerden gelen top direkten döndü, tekrar vuruldu, Uğurcan'dan döndü ve Vida tamamladı. Özellikle son yarım saat Beşiktaş önemli fırsatlar yakaladı. Ama Uğurcan mucizeye imza attı. Maç 3 mü, 4 mü olur diye düşünürken bitime dakikalar kala Beşiktaş çıkarken kaptırdı, sağdan yapılan ortayı da doğru yere koşu yapan Sörloth tamamladı. Dün gecenin kazananı Trabzonspor...
Şampiyonluğa giderken, çok kötü oynadıkları maçta İstanbul'da Beşiktaş'tan bir puan almak büyük başarı. Yatsınlar kalksınlar Uğurcan'la Sörloth'a dua etsinler.
Eski bir hakem olarak mükemmel yönetim gösteren Fırat Aydınus'a teşekkür ediyorum.
Trabzonspor'un attığı ilk golden önce de Atiba'ya faul yapıldığı itirazları vardı ama karar doğruydu.

Hakemlere sorularım var!

Galatasaray yukarıya iyice sokuldu... İyi de oynasa, kötü de oynasa özellikle sezonun ikinci yarısında kazanması gereken maçları kazanıyorlar.
Bu da onları sakatlarına, problemlerine rağmen zirveye taşıdı.
Falcao bir var bir yok ama yine Adem onun yerini tutuyor. Aslında dün birkaç pozisyonda o seviyede bir santrforun yapmaması gereken pas yerine şut tercihini kullandı. Şener ilk yarı çok aksadı... Kim ne derse desin Marcao ve Donk el bombası gibiler. Fedakâr ve istekli oynuyor görünüyorlar ama bir an öyle bir hata yapıyorlar ki sonucu ağır olabilir. Mesela dün gece...
VAR tarafından ofsayt diye iptal edilen Donk'un hareketi çok manasız... Göstere göstere penaltıyı yaptırıyor. VAR ofsaytı tespit etmese maç belki de 1-1 olacak ve Galatasaray kazanamayacaktı.
Galatasaray'ın zirvede devam edip, önemli maçlar kazanabilmesi için özellikle Onyekuru ve Feghouli'nin geçen yılki formlarını yakalamaları şart. Bu formlarıyla zirvedeki rakiplerine karşı etkili oynaması çok zor.
Sonuçta; Galatasaray zirvede...
Ya da diğer bir değişle zirve ortaklarından biri ve haftaya Kadıköy'e, Fenerbahçe'nin puan olarak önünde gidiyorlar. Maçta hakemlik yönünden çok kritik pozisyonlar vardı. Alper Ulusoy'a sormak gerek; neden Gökhan Töre'yi ilk yarının sonlarına doğru ikinci sarıdan oyundan atmadı? Yine VAR hakemine sormam lazım;
Galatasaray'ın Adem'le attığı ofsaytta top rakipten çarpma olarak değil oynama olarak geliyor. Dolayısıyla bence gol verilmeliydi. Hele hele ilk yarının son anlarında bir pozisyon var ki ya ben yanılıyorum ya da VAR hakemi ağır gaflet içinde...
Kaleye çekilen şutta Seri'nin eli topu kesiyor. Penaltı ama ne hakem ne VAR farketmiyor.
Düdüğü çalıp soyunma odasına gidiyorlar.

Hakemler de takımlar gibi iyi başladı

Galatasaray sezonun ilk yarısını sıkıntılı geçirmişti. Fatih Terim hep "Ocak ayını bekleyin" diyordu. Ama dün gece gördük ki özellikle ilk yarı Galatasaray iyi oynadı. Sezonun ilk yarısında en önemli fark çok daha çabuk oynamaları.
Hem çabuk oynuyorlar hem de çabuk düşünüyorlar. Sezonun ilk yarısı Belhanda çok şey yapması gerekirken az şey yaptı. Emre Akbaba yorulana kadar iyi işler yaptı. Golünü de attı. Lemina ve Seri'nin Nzonzi'den farkı çok daha çabuk, çok daha sert oynamaları.
Saracchi iyi transfer. Hem çabuk, defansif ve ofansif özelliği de iyi. Zaten atılan ilk golde de onun ortası var. İlk yarı dediğimiz gibi çok iyi bir Galatasaray, ikinci 45 dakikada da Falcao ile golü bulan bir Galatasaray vardı. Bu dakikadan sonra farka gitmesi beklenirken golü yediler. Bu da Galatasaray'ın sıkça yaptığı bir hata.
Denizlispor kornerden beş kişinin arasından golü buldu. Farka gidecek maç 2-1'e gelince de pek tabii telaş başladı.
Ama Galatasaray sezonun ilk yarısında yaptığı gibi son dakikalarda golü yiyip puan kaybetme hatasına düşmedi ve ikinci yarıya iyi başladı. Galatasaray şampiyonluk iddiasını devam ettirmek istiyorsa, çabuk oynamalı, Falcao için sakatlanmasın diye dua etmelidir. Yaşar Kemal Uğurlu yetenekli ve iyi bir hakem. Soğukkanlı, objektif ve iyi bir maç yönetti. Hakemler de galiba sezonun ikinci yarısına tıpkı takımlar gibi iyi başlamış oldular.