Ömer Üründül

Ömer Üründül

Maçı beraberliğe bağlamalıydı!

Dün gece, futbol kalitesi düşük ama mücadele dozu yüksek bir derbi izledik. Tedesco, ilk 11'i bile sahaya çıkarmakta şartlar gereği çok zorlandı. Bunun yanında da oyun içinde de hamle şansı çok yetersizdi. Aslında, Tedesco normalde bir maçta 4-5 oyuncu değiştiren bir teknik adam. Bu şartlarda F.Bahçe bana göre iyi mücadele etti. Bir ara ikinci yarıda kısa bir bölüm sıkıntılar yaşadı, orada da Tarık başarılıydı. Son bölümde 3 genç sahaya girdi. Eleştirilecek en önemli konu, bu kadar eksik varken oyunun uzatma bölümünde önemli bir hata ile maçı beraberliğe bağlayamamaktı. Genç Bartuğ iyi görev yaptı. Asensio beklenen performansı sergileyemedi. Szymanski kendine güvenini kaybetmiş durumda. Bu açıkça görülüyor. Ama bana göre en büyük problem Oğuz Aydın. Böyle meziyetli bir oyuncu nasıl bu kadar kötü oynayabilir! Belli ki kendine bakmıyor. Kerem de milli takımda oynadığı görev yerinde çalışkandı ama üretemedi. Tabii kendisine de yardım gelmedi. F.Bahçe açısından en olumsuz görüntü, penaltı golü dışında rakip kaleye tek şutun gelmemesiydi. Beşiktaş, çok iyi oynamasa da hırslıydı. Bunun da nedeni sahasındaki son derbideki yenilgiydi. İyi mücadele ettiler, pres yaptılar. Sergen Yalçın rakibine göre olan ciddi kulübe artısını yerinde kullandı. Cerny kalitesi ile öne çıkan isimdi. Sergen Yalçın herhalde dün gece anlamıştır ki Cerny'nin yapısı sağ öndür! Orta saha özelliklerine sahip değil. Dün belgelendi.

Duran’ın golü buram buram kalite koktu!

Fenerbahçe iyi bir ilk yarı sergiledi. Belki tempo yüksek değildi ama sahada organize bir futbol vardı. Oyunu 45 dakika boyunca domine ettiler. 2 de güzel gol geldi. İkinci devre ise biraz geçen haftaki Konya maçına benzedi. Durgun bir başlangıç ve rakibin baskısı. Bu bölümde de Eyüpspor biri direkten dönen yüzde 100 pozisyon olmak üzere 3 gol kaçırdı. Tabii ki Tedesco'nun bunun nedenlerini düşünmesi gerekiyor. Sonrasında oyun tekrar dengelendi. Sonra da 3. gol geldi ve bu şekilde Fenerbahçe 3 puanın sahibi oldu. Şimdi gelelim genel gözlemlerime; Levent Mercan, fizik olarak değil ama yetenek ve futbol aklı olarak Archie Brown'dan daha faydalı futbolcu. Talisca'nın yükselişi devam ediyor. Ama sakatlandı. Kerem Aktürkoğlu'nun durumu ise çok ilginç. Maç başında hırsı yüzünden okunuyordu. Önemli bir şeyler yapmak istiyordu ama maçta hiçbir şey yapamadı. Bu sıkıntıyı kendisinin çözmesi lazım. Jhon Duran, oyunda genelde gözükmüyor. Etkili bir hücum presi de yapmıyor. Ama ikinci golün hazırlanışındaki pas organizasyonunda önemli bir katkı verdi. Attığı gol de buram buram kalite koktu. Ama bir santrforun çok daha önemli icraatlar yapması gerekiyor. Eyüpspor'da aslında iyi futbolcular var. Ama onların yönetim problemi dolayısıyla zihinsel olarak rahat olmadıkları görülüyor. Oyuncular gerçek performanslarını gösteremiyorlar.

Montella gibi düşünmeli!

Fenerbahçe ilk yarıda organize bir futbol sergiledi. Bunun yanında da 3 gol atıp, 4 de net gol kaçırdı. Bu arada Kerem Aktürkoğlu ilk defa sahneye 40. dakikada çıktı. Duran da kazandırdığı ucuz penaltı dışında sahada yoktu. Peki bu şartlarda nasıl böyle bir etkinlik oldu? Çünkü Konyaspor, takım olarak sahada yoktu. İkinci yarıda ise Fenerbahçe tamamen durdu. Bundan faydalanan Konyaspor da prestij mücadelesine geçti. Bazı tehlikeli pozisyon da buldular. Skriniar ve Ederson bayağı ter attılar. Maçın sonlarına doğru ise F.Bahçe 4. golü de bulup 3 puanı kazandı. Talisca'nın ikinci golü gerçekten mükemmeldi. Gelelim genel gözlemlerime... Niye iki çok farklı devre sergilendi? Çünkü Asensio ile Talisca birlikte uzun süre oynadıklarında yüksek tempolu ve etkili bir oyun oynamak mümkün değil. Bu dün gece de görüldü. Mert Müldür uzun zaman sonra forma buldu, yine görevini başarıyla yaptı. Çünkü istikrarlı bir oyuncudur. Tedesco niye Oğuz'a az şans veriyor anlamadım, onu mutlaka kazanması lazım. Fred'de gelişim açıkça gözüküyor, bu iyi haber. Duran'ın ise ne yaptığını ben anlayamıyorum. Bilhassa arkadaşlarıyla hiçbir bağlantısı yok. Üstelik yine bir sakatlık geçirdi.
Benim Tedesco'ya bir tavsiyem var. İki santrfordan istediği verimi alamıyor. Bana göre Talisca'nın yapısı santrfora hiç uygun değil. Bir de Montella modelini denese. Milli Takım'da Kerem santrforu başarılı oynuyor, çok da iyi hücum pres yapıyor. Ayrıca Oğuz Aydın'la da Milli formada iyi bağlantı kurabiliyor.

Trabzon’da odak noktası Zubkov

Dün gece Papara Park'ta heyecanlı, 6 gollü bir maç izledik. Trabzonspor, karşılaşmaya hızlı, atak ama çok dağınık başladı. Bunun sonucunda da Beşiktaş, ilk devrede 3 güzel gol buldu. Maçın görüntüsü, Beşiktaş'ın farkı daha da artıracağı şeklindeydi ama kırmızı karttan sonra saha içi dengeler tamamen değişti. Trabzonspor 2. yarıda çok yoğun bir baskı kurdu. Ancak Beşiktaş için iki çok önemli an vardı. Bir i ikinci yarının başında Onana'nın kurtarışı ve de maçın kırılma anı sayılacak Jurasek'in tek farklı skor avantajı varken boş kaleye atacak arkadaşına pas vermeyerek topu auta atmasıydı. Bunların dışında Trabzonspor, alan daraltan 9 kişilik savunmaya karşı birçok şeyi denedi. Aslında bu tek kalede en çok aranan isim Onuachu'ydu. Bastırıyorlar ve üretemiyorlar. Hücum girişimlerinin odak noktası Zubkov'du. Zaten onun gayretleri ve golüyle beraberliği kurtardılar. Trabzon'daki sorun şu; kadro derinliği yok. Üstelik Onuachu ile Pina'nın da benzer alternatifleri yok. Beşiktaş'a gelince en büyük problem; gereksiz kart görmeleri. Orkun işin vahametimi anlamış değil. Maç başında yaptığı harekete kırmızı çıksa kimse bir şey diyemezdi. Rashica'yı yorulana kadar çok beğendim. Üç golün hepsi güzeldi. Bana göre takımın en iyisi , Ndidi'ydi. Tabii Ersin'i de 3 gol yemesine rağmen başar-ı lı buldum. Sergen Yalçın, F.Bahçe maçındaki hataya düşmedi ve kulübede sağlam durdu. Deplasmanda 1 kişi eksik maçı kaybetmedi, kazanabilirdi de.

En büyük hayal kırıklığı Osimhen

Monaco'nun atletizm açısından Galatasaray'dan çok üstün olduğu bilinen bir gerçek. Bu durumda benim görüşüm fizik gücü, ekonomik kullanacak bir taktik anlayışla oynamaktı. Ama Galatasaray ilk devreyi sanki RAMS Park'ta oynuyor gibiydi. Oyunu domine ettiler, alışılmış takım presiyle Monaco'yu büyük ölçüde oynatmadılar. Hücum girişimlerinde de iki tane çok önemli pozisyon kaçtı. Hele İlkay'ınki çok netti. Ama ikinci yarıda işler terse döndü. Galatasaray oyundan düştü. Arka arkaya tehlikeli rakip ataklar gelişmeye başladı. Biri penaltı olmak üzere çok net de pozisyonlar buldular. Gecenin başarılı ismi Uğurcan sakatlanıp çıktı. Sahaya girerken önce rakip teknik direktörün yaptığı Fair-Play dışı harekete sinirlenen Günay, oyuna konsantre olamayınca kornerden basit bir gol yendi. Rakip o moralle iki net pozisyon daha kaçırdı. Sonra Monaco'nun çok fazla değişikliklerle oyun düzeni bozulunca Galatasaray son bölümde yoğun bir baskı kurdu ama skoru değiştiremeyince iş Atletico Madrid maçına kaldı. Torreira her zamanki gibi başarılıydı. Barış Alper, çok mücadele etti, çok faydalı oldu. En büyük hayal kırıklığı çok iyi marke edilen Osimhen'in düşük performansta kalmasıydı. İlkay ilk devre genelde iyi oynadı ama öyle bir gol kaçırdı ki bu da takıma çok pahalıya mal oldu. Leroy Sane de gücü yetene kadar hem top saklayarak hem de dribblinglerle rakibi oldukça zorlayan isimdi.

Hocanın hataları

Tedesco'nun efendiliği, sadece oyunla ilgilenmesi ve sahadaki duruşuyla Fenerbahçe'ye yakıştığını belirtmiştim. Ancak ne yazık ki ciddi teknik hatalarda ısrar ediyor. Sezon başından beri yeri geldikçe vurguladığım gibi fizik güçleri yetersiz, devamlılıkları olmayan, defansif yönleri zayıf futbolcular yetenekli de olsalar günümüz futbolunda birlikte oynamaları eşyanın tabiatına aykırıdır. Böyle birçok uygulamanın işe yaramadığını gördüğü halde Tedesco ısrar ediyor.
İlk yarıda 10 dakikalık bir parlamadan sonra Fenerbahçe oyunu rakibine teslim etti. Kalesinde çok tehlikeli ataklarla karşılaştı. İkinci yarıda da değişiklikler kadar gidişat böyleydi. Sonra hamleler başladı. Fenerbahçe duran topta gol buldu. Ama sonra ilginç bir golle 3 puanı kaçırdı. Tedesco'nun Talisca-Asensio ikilisini oynatma yanlışının dışında diğer hatalarına gelecek olursak; madem bu ikiliyle risk alıyorsun, en önemli savaşçın İsmail niye yedekte? Semedo sakatlanıyor. Milli takımda oynayan Mert Müldür kulübede. Galatasaray derbisinden sonra herkes 'İlk 11'de Jhon Duran oynar' diyordu. Fakat dün de gördük ki performansı 11 için yetersiz. İleriye dönük bir önemli problemse Kerem'in durumu. Böyle bir oyuncu nasıl bu kadar düşüş yaşar? Nuri Şahin, Başakşehir'i futbol olarak çıkışa geçirmiş. Dün bana göre iki takım adına da sahanın yıldızı Kemen'di.

Galatasaray için 1 puan kazanç!

Dün gece her yönüyle çok kötü futbol sergileyen F.Bahçe, uzatma bölümünde beraberliği kurtardı. İlk devreye bakıyorum; 40 dakika boyunca bütün kontrol G.Saray'da. İyi bir saha parsellemesi ile F.Bahçe'yi oynatmıyorlar, kalelerine yaklaştırmıyorlar ve de fırsat buldukça pozisyon kokluyorlar. F.Bahçe 2-3 pas yapamıyor, hücumda adeta sıfır, sürekli her sıkışan Ederson'a geri pası yapıyor. Adeta bir devrede rekor kırdılar. 2. yarıda G.Saray, biraz daha savunma ağırlıklı oynamaya başladı. Buna rağmen F.Bahçe'den organize bir atak yok. Tabii eksik G.Saray yorulunca F.Bahçe'nin baskısı arttı. Ama ne ilginçtir ki kaleyi bulan ilk şut Alvarez'den adeta geri pası gibi, dakika 87'de. En sonunda Levent'in ortasında Duran beraberliği kurtaran golü attı. G.Saray son saniyede yediği gole üzülecek ama deplasmanda 1 puan da onlar için önemli bir kazanç. Öne çıkan isimler; Torreira, Lemina ve Sara… Bir de en çok takdir edilmesi gereken de çok uzun süre sonra şans bulan ve böyle bir derbide sahaya çıkan Kazımcan'dı. F.Bahçe'de Kerem çok kötüydü, adeta hiçbir şey yapmadı. Nene'nin performansı düşüktü. En-Nesyri çıkarken protestolara uğradı ama taraftar şunu düşünmeli, En-Nesyri oynadığı sürece F.Bahçe ne duran top kullanabildi ne de kanattan orta geldi. Asensio 60 dakika sahada yoktu. G.Saray yorulunca biraz kendini gösterdi. Bir takımın eğer defans bloğu çeşitli nedenlerle değişirse bu ciddi problemdir. Buna ilaveten Osimhen ve İlkay'ın fizik olarak hazır olmadığını göz önüne aldığımızda G.Saray'ın dünkü futbolunu başarılı buldum.

Asensio-Talisca birlikte olmazzz

Bütün dünyada bazı teknik direktörlerin özel takıntıları var. Bu takıntılar işe yaramasa da ısrar ederler. Bir örnek de Tedesco... Sezon başından beri vurguluyorum; çok yetenekli de olsalar fizik güçleri yeterli olmayan, devamlılıkları olmayan, pres özellikleri yetersiz kalan iki oyuncuya birden orta sahada görev vermek atletizme dönen günümüz futbolunun istediği ilkeye zıt kutup teşkil ediyor. Dün geceki Asensio-Talisca birlikteliği… Tabii ki, 15-20 dakikalık sürelerde birlikte oynayabilirler. Fenerbahçe, ilk değişikliklere kadar sahada son derece pasif bir görüntüdeydi. Hücum gücü çok sıkıntılı, tempo çok düşük, takım savunması arızalı. Tedesco, arkadan hamlelere başladı. Önce üç değişiklik birden yaptı, bunlardan bir tanesi Asensio'ydu. Sonrasında ilginç bir takım tertibi oluştu. Oğuz orta sahada, Brown sol açık… Genç Yiğit Efe sakatlandıktan sonra bu kez orta saha; Semedo, Oğuz, Talisca oldu. İlk değişikliklerden sonra Fenerbahçe skor dezavantajına düştü. Buna rağmen beraberliği bulduğu gibi, son bölümde görev yerleri tamamen değişik futbolculara rağmen tek kale oynadı. Tedesco'nun yaptığı ilk 11 tercihi neyse ki üç puan kayıpla bitmedi. Bir önemli görüşüm daha var; Duran'ın ne yaptığını anlamak mümkün değil. Güçsüz bir Duran'ın her zaman kırmızı kart potansiyeli olduğunu söyledim. Dün o da gerçekleşti. Dünkü maç bence eğer Tedesco'yu ders niteliğinde olmazsa, derbi rakibinin eksiklerine rağmen çok zor geçer. Ferencvaros teknik direktörünün takımının en başarılı oyuncusu Yusuf'u oyundan alması da doğrusu çok ilginçti.