CANLI
SKOR
Ömer Üründül

Ömer Üründül

Trabzonspor istediğini elde etti

Futbol kalitesi düşük bir maç izledik. İlk devre genel beklentinin dışında bir saha içi görüntüsü vardı. Trabzonspor'un geride oyunu kabul edip, geçiş oyunlarını düşüneceği bir plan beklenirken, G.Saray bilhassa iç sahada alışılmış, etkili önde baskıyı uygulamadı. Savunma güvencesini ihmal etmeyince sürekli hücumu düşünen Trabzonspor üretemezken, G.Saray ani çıkışlarla genişlikler yakaladı. Bu yarının bir diğer ilginç yanı da Trabzon'un kornerleri verimsiz, G.Saray'ın da ilk 3 korneri biri kıl payı ofsayta takıldı, biri de direğe çarptı. İkinci devre, dengeler tamamen değişti. G.Saray önde basmaya, tempoyu yükseltmeye ve oyunu domine etmeye başladı. Ama ofansif varyasyonlarda bir planprogram yoktu. Daha çok Sane ağırlıklı sağ kanattan ataklar gelişti. Trabzon'da Muçi, bir iki kontratak yakaladı ama kötü kullandı. Sonuçta Trabzonspor istediğini elde etti. Ayrıca son 6 resmi maçtır Galatasaray'a kaybediyordu ve o tılsımı bozmuş oldu. Trabzonspor ikinci yarıda fizikten düştü. Büyük beklenti olan Onuachu çok verimsizdi. Birkaç kritik top kaybetse de genç yetenek Oulai müthiş bir yıldız olma yolunda.
Okan Buruk, tahmin ettiğim gibi gol gelmeyince İcardi ile çift santrfora döndü. Şansına çok güvendiğinden bir de Ahmed Kutucu hamlesi yapayım dedi. Ahmed de oyuna girer girmez az kalsın gol attırıyordu. Lemina çok iyi oynadı. Aynı Onuachu gibi Osimhen de performansıyla beklentileri karşılayamadı.

Tedesco’nun düşüncesi akılcıydı

Son haftaların formda takımı Gaziantep'in bu maça da özel motive olarak hızlı bir ofansif anlayışla başlaması Fenerbahçe'nin işini çok kolaylaştırdı. Erken skor avantajı yakalandı. 22. dakikada da fark 2'ye çıktı. F.Bahçe bu devre başarılı futbol sergiledi. Önde etkili hücum pres, rakip ataklar olgunlaşırken geride boşluk bırakmamak önemli artılardı. Bu yarıda kale önü tehlikeleri yaşanmazken bazı atak girişimleri iyi değerlendirilebilse fark daha da artabilirdi. İkinci devreye Gaziantep etkili başladı. F.Bahçe'de durgunluk baş gösterdi. Ama Tedesco, akılcı bir düşünüşle fazla beklemedi, hamlelere başladı. Önce iki, daha sonra da iki kişi ve sonunda Talisca'yı alarak 5 değişikliği bitirdi. Son 20 dakikada kontrol tamamen F.Bahçe'deydi. Rakibin hızı kesildi. Tekrar atak girişimleri, gol sinyalleri vermeye başladı ve de Talisca'nın güzel frikiğiyle fark 3'e çıktı. Son dakikada da bu sefer frikikten daha güzel ikinci golünü attı. Gelelim genel gözlemlerime… En-Nesyri çok eleştiriliyordu; ben de dahil… Ama dün gece iki gol attı, bir topu direkten döndü, bir gollük vuruşunu da kaleci çıkardı. Eğer takım iyi oynarsa, En- Nesyri her zaman bir golcüdür. Ederson'un oyunu başlatırken biraz daha dikkatli olması lazım. Çünkü Manchester City'deki alışılmış riskli paslar, F.Bahçe'de sıkıntı yaratır. Dün yine İsmail müthiş oynadı. İki tane önemli eleştirim var. Bu kadar rahat oyunda 5 sarı kart akıl işi değil. Tedesco'ya katılmadığım bir önemli konu da Nene'nin yerine Oğuz Aydın bana göre ön plandadır.

Genel görüntü hiç iç açıcı değil

Dün gece futbol kalitesi vasatı geçmeyen gelgitli bir oyun izledik. Beşiktaş genel olarak istediği etkili baskıyı kuramadı ama Kasımpaşa'ya oranla çok fazla pozisyon bulup değerlendiremedi. İlginçtir ki, kaçan pozisyonların büyük çoğunluğu aynı Cengiz'in attığı gol gibi akan oyunda arka direk varyasyonlardan geldi. Maçın kırılma anı kaçan penaltıydı. Sadece farkın ikiye çıkacak olmasından değil, başka yönden de bunu önemsiyorum. Genelde her kaleci penaltı kurtarınca arkadaşları tarafından tebrik edilir, onlar da keyiflenir ancak Gianniotis hiç havaya girmeden kurtardığı toptan sonra birden oyunu başlatınca aynı dakika içinde skora denge geldi. İkinci yarıda daha çok Beşiktaş pozisyon buldu, Kasımpaşa'nın da Mamadou Fall'un kaçırdığı net fırsat dışında iki pozisyon var. Genel gözlemlerime gelince; kaptan Orkun çok etkili olmasa da çok çalışkandı. Ndidi vasatı aşamadı. Cerny futbolu iyi bilen bir isim ama bana göre kesinlikle orta saha oyuncusu değil. Hem çabuk değil, hem de hiç defansif görev yapmıyor. Ben en çok Rıdvan'ı beğendim, gittikçe form tutuyor. En büyük hayal kırıklığı da Abraham. Bu sonuçla bana göre ışık vermeyen Beşiktaş artık şampiyonluk hedefinden tamamen uzaklaşmıştır. Kasımpaşa da mücadele etmeye çalıştı ama genel görüntüleri iç açıcı değil. Ön bölge çok kötü. Takımı ayakta tutanlar kaleci Gianniotis ve Szalai'ydi.

Tedesco'ya tam not

Maç öncesi yaptığım ikili karşılaştırmada ortaya şöyle bir tablo çıktı; sistemi oturmuş olan takım Stuttgart. Fizik kondisyon olan takım Stuttgart ve topa sahip olma üstünlüğü olarak Stuttgart. Kısacası günümüz futbolunun istediği önemli ilkelerin birçoğunda rakip önde. F.Bahçe ne yapmalı? Önce doğru takım tertibi, ondan sonra doğru bir taktik plan, bilhassa savunma güvencesini hiç ihmal etmeden… Ve de takım ruhu ile mücadele. Öncelikle Tedesco dün ilk defa benden tam puan aldı. Nihayet Talisca'yı kulübeye çekti, şart olan sağlam Alvarezİsmail ikilisini orta sahada görevlendirdi. Taktik olarak da rakibe boşluk bırakmayan, alan daraltan savunma fırsat buldukça da hücum girişimlerinin işlerlik kazanması. Bir de skor avantajı yakalanınca daha elverişli bir ortam oluştu. İkinci yarıda rakibin daha yüksek tempo ile baskı uygulayacağı belliydi. Ama seyircinin de itici gücü ile futbolcular sınırsız enerjileri gündeme getirerek alışılmış fizik gücü eksikliklerini en aza indirdiler. Ve sonuçta da çok önemli ve takıma öz güven kazandıracak 3 puan geldi. İsmail ve Alvarez inanılmaz mücadele ettiler. İsmail için en önemli sorun hiç kendisine sakatlık problemi yaşanacak pozisyonlardan sakınmaması. Biraz daha hırsını rölantiye almalı. Skriniar hakikaten büyük deneyim, Tedesco'nun değişiklikleri de yerindeydi. Girenler de zaten son bölümde faydalı oldular.
Uzun yıllardır Avrupa'da bu kadar kötü bir hakem yönetimi görmedim.

Fenerbahçe’yi İsmail ve Tarık kurtardı

Fenerbahçe'deki gidişat hiç iç açıcı değil. Dün geceki maçı izledikten sonra bende şöyle bir kanaat oluştu: Bu takımın ligde hiçbir maçı garanti değil. Tedesco adeta ateşle oynuyor. Kasımpaşa maçından beri yazıyorum. Yüksek kaliteli Asensio fizik olarak tam hazır değil. Talisca ise fizik olarak tam bitik. Bu iki oyuncuyu bir arada oynatmak atletizme dönen günümüz futbolunun en önemli ilkesine ters düşüyor. Dün geceye bakıyorum. Bir de Talisca santrfor! F.Bahçe, bu modeli Kasımpaşa karşısında da denemiş, galip durumdayken 10 kişilik rakipten gol yiyip berabere kalmıştı. Eğer En-Nesyri'yi oynatmayacaksan işin kolayı var. Kerem'i koyarsın santrfora, Oğuz'u da sol açığa. Bu ikili bu şekilde milli maçlarda birçok defa birlikte süre aldı. Bu riskleri alıyorsun bir de üstüne sol bekte iyi futbolcu ama ciddi maç eksiği olan ve arkadaşlarını tanımayan Levent'i koyuyorsun. Skriniar cezalı olunca arızalı bir dörtlü defans ortaya çıkıyor. İşte bu şartlarda 2-0'lık skor avantajına rağmen ikinci yarıda az kalsın 2 puan uçuyordu. Bunu kurtaran iki kişi vardı. Biri yorgunluktan canı çıkan İsmail, diğeri de aynı Samsun maçı gibi çok zor bir vuruşu kurtaran kaleci Tarık. Tedesco'ya bir eleştirim daha var. Mert Müldür, kulübeye mahkum edilecek bir oyuncu değil. Üstelik Semedo da çok iyi oynamıyor. Eğer Tedesco, ciddi önlemler almazsa üst üste gelen Gaziantep ve Beşiktaş deplasmanları hayal kırıklığı olabilir.

Galatasaray bu lige fazla geliyor!

Galatasaray 3 puanlık müthiş deplasman serisine dün gece bir yenisini daha ekledi. Rotasyon da yapsalar düşük vitesle de oynasalar hiçbir şey değişmiyor. Çünkü ligimizin düşük kalitesine bu kadro fazla geliyor. İlk devreye bakıyorum; Galatasaray etkili bir takım presi yapmıyor. Tempo da yüksek değil. Ama bölüm bölüm pozisyonlar buluyor ve devre sonunda skor avantajını sağlıyor. Bu yarıdaki Başakşehir'in hali tam bir felaket! İkinci devrede Başakşehir gol attı ama VAR kararıyla kritik ofsayta takıldı. Biraz hareketlendiler ve beraberlik golünü buldular. Ama 2 dakika geçmeden Galatasaray tekrar öne geçti. Sonuçta Okan Buruk'un oyuncu değişikliğiyle devam eden dakikalar yine Galatasaray'ın kaçırdıklarına sahne oldu. Gelelim genel görüşlerime; milli maç arasında Sane'nin çalışmış olduğu belliydi. Fizik gücü tam istenen düzeyde olmasa da biraz hareketlenmesi bizim ligimizde iş bitirmeye yeterli oldu. Kaliteli 2 gole imza attı. Ben Sara'yı beğendim. Ayrıca uzun süre yedekliğine rağmen görev alan Kaan Ayhan'ın her zaman profesyonelliğini takdir ederim. Torreira dün gece alıştığımız eforu sarf etmedi. İlkay zaten iyi bir organizatör. Barış Alper her zamanki gibi dağınık ama yıpratıcı lokomotif özelliğini göz ardı etmemek lazım. Başakşehir'in uzun senelerdir en büyük özelliği kolektif yapısıydı. Bu tamamen elden gitmiş durumda. Kısacası alışılmış önemli klaslığını artık kaybetmişler!

İlk 11 hatalıydı!

F.Bahçe, bu sezon Kasımpaşa maçından sonraki en kötü futbolunu dün gece sergiledi. Oyuncuların tamamına yakını fizik olarak yetersizdi. Sanki F.Bahçe, Nice maçını oynamış da Samsun haftayı boş geçirmişti. 90 dakikaya baktığımızda F.Bahçe'nin kaleyi bulan tek şutu var. Belki tek pozisyonuydu ama onu da En-Nesyri, bomboş arkadaşına pas vermek yerine geri pası gibi vuruş yaptı. Geçen haftaki Antalya maçı kazanıldı ama bir noktaya dikkat çekmiştim: 'Devamlılıkları ve pres özelliği olmayan Talisca ve Asensio'nun birlikte oynamaları büyük yanlış. Bu yüzden başarılı oynayan İsmail'in canı çıktı.' Zorlu bir deplasmana çıkıyorsun yine bu ikili bir arada. Üstelik de İsmail yok, 1 aydır sakatlıktan yeni çıkan Alvarez var. İlk 10-15 dakika Samsun geride bekledi. Baktı ki F.Bahçe ağır çekimde bir şey yapacağı yok başladılar hücum etmeye. İlk devrenin golsüz bitmesi şanstı. İkinci devreye Tedesco 3 değişiklikle başladı. Bu zaten ilk 11'inin hatalı olduğunun göstergesiydi. Maç berabereyken 3 oyuncu birden almak eşyanın tabiatına aykırı. Sonra da uzatmalarla birlikte 30 dakika varken 5. hakkını da kullandı. Kötü oyunda Tedesco'nun artık kontrolü kaybettiği ortadaydı. Bir önemli hatası da iyi oynamasa da Kerem'i tutmalıydı, Nene'den hiçbir katkı gelmiyor. Genel görüşlerime gelince… Takımın en iyisi kaleci Tarık'tı. Biraz Skriniar ayakta kalmaya çalıştı. En-Nesyri istediği topları alamıyor. Ama kendisinin de bireysel de olsa bir şeyler yapması lazım. Tek pozisyonu bencil davranarak heba etti. Samsunspor başarılı oynadı. Belki de en az 3-4 atacağı maçı gol atamadan bitirdi!

Altın gibi 1 puan

G.Saray yorgunluğuna rağmen alışılmış iç saha başlangıcını dün gece de yaptı. Önde baskı ile sürekli hücum varyasyonları denemek istediler. Beşiktaş, alanı iyi daralttı. Bire bir markajlarda başarıydılar. Oyunu geride kabul ettiler. Ama 3 kere de karşı kaleyi tehdit etmeyi göz ardı etmediler. Kritik bir anda skor avantajı yakaladılar. Ardından da saha içi ortamını tamamen Beşiktaş lehine çeviren kırmızı kart gerçekleşti. Organize bir atak sonucu bulduğu boşluğa geriden iyi hareketlenen Rafa Silva'yı, Sanhchez düşürünce oyundan ihraç edildi.
Bu durumda ikinci yarının ilk başları çok önemliydi. Fakat Beşiktaş bu yarıda her yönüyle çok kötü bir 10 dakika sergiledi. Tamamen geriye mahkum oldular. Hiç pas yapamadılar, hiç öne çıkamadılar. Bir de üstelik 1 gol hediye ettiler. Galatasaray için bu şartlarda maçı berabere bitirmek çok önemliydi. Doğal olarak son yarım saatte topu Beşiktaş'a bırakıp geriyi kapattılar. Beşiktaş'ın set oyunu zayıf, o yüzden üretemediler. Çok net gol pozisyonu gündeme geldi. Onu da Rafa gibi kaliteli bir isim boş kale varken havaya dikti. Sonuçta puanlar paylaşıldı.
Torreira mucizesini hakikaten ayrı incelemek lazım. Sakatlanıyor, adalesi çekiyor, devam ediyor. Hafta içi yorgunluğuna rağmen yine her yere bastı. Bir de üstelik hücum presle kaptığı topla beraberlik golünü yarattı. Lemina da çok iyi stoper görevi yaptı.
G.Saray'ın, Liverpool maçı yorgunluğunun üstüne yenik durumdayken 10 kişi kalmasına rağmen aldığı bu puan altındır. Cerny iyi futbolcu ama fizik gücü yetersiz. Toure, varlık gösteremedi. Sergen Yalçın'ın çok zamana ihtiyacı var.

İsmail çok ağır yükü başarıyla taşıdı

Fenerbahçe için mutlak üç puan gerektiren bir karşılaşmaydı. 90 dakikanın geneline baktığımızda kolay kazanılabilecek bir maç zora girdi. İlk devrede erken gol takıma moral de getirdi. Sonra fark ikiye çıktı. Rakip orta sahayı rahat geçiyor ama üçüncü bölgede üretkenlik sağlayamıyordu. Bu arada Skriniar deneyimine yakışmayan gereksiz bir penaltıya neden oldu, fark bire indi. 2. devrenin ilk 10 dakikasından sonra gelgitli bir maç olmaya başladı. Tedesco biraz geç kalsa da Talisca ve Asensio'yu çıkarıp iki takviye yaptı, ardından yorulan ve sinirlenen Kerem'i çıkarmakta geç kaldı. Onun yerine giren Oğuz da sıkıntılı son bölümü rahatlatan isim oldu. Sonunda maç önemli üç puanla noktalandı. Gelelim genel gözlemlerime; Bana göre günümüz futbolunda yüksek kalitede de olsalar devamlılıkları ve pres özellikleri olmayan iki oyuncu birlikte orta sahada oynamaz (Talisca, Asensio). Bu yüzden İsmail çok ağır yükü başarıyla taşıdı ama canı çıktı. Takımın genel yapısı En-Nesyri'ye ters geliyor. Kerem Aktürk, sıfıra inip, orta yapan yapıda bir kanat forveti değil. Nene de çalışkan, istekli ama dağınık ve son hareketler yetersiz. Eğer rakipler bekleri de keserlerse En-Nesyri beslenemiyor. Konsantrasyonu bozulunca da o son pozisyonu harcadı. Tedesco, Oğuz'u sağ kanat için göz ardı etmemeli. Mutlaka iyi bir ön libero olan Alvarez'i güçlendirip, İsmail'le birlikte oynatmalı. Tedesco'nun bana göre yaptığı en doğru işlerden bir tanesi 1.5 senedir oynarmış gibi yapan, hiçbir katkı veremeyen medyanın olmazsa olmazı Fred'i ilk 11'den almasıydı.

Enerji patlaması

Galatasaray tarihi bir galibiyete imza attı. Son senelerde G.Saray'ın güçlü bir takıma karşı 75 dakika müthiş bir takım presi yapmasına ilk defa şahit oluyorum. Adeta Liverpool'u oynatmadılar. 16. dakikadaki penaltı golünden sonra öz güven daha da arttı. İnanılmaz bir seyirci desteği gündeme geldi. Yeri geldikçe vurguladığım bir konu var; böyle zamanlarda futbolcular iyice havaya girip sınırsız enerji sergilerler. Dün bu enerji bana göre sınırsızı da geçti. Başta Torreira olmak üzere birçok oyuncunun fiziki direnç göstermeleri doğal karşılanır. Ama sakatlıktan yeni çıkan, hazır olmayan Osimhen'in 2-3 kere hücum preste top kapması, Yunus'un çıkana kadar alışılmışın dışında savunma yapması ilginç gelişmelerdi. İlkay zekâsı ve futbol bilgisiyle çok başarılıydı. Lemina, Torreira, Singo ve Davinson müthiş savaştılar. Gecenin bana göre sürpriz öne çıkan isimlerinden biri de Jakobs'tu. Uğurcan da her geçen gün daha öz güven kazanıyor.
Okan Buruk'un iki büyük doğrusu vardı. İlki; fizik açıdan bitik olan İcardi ve Sane'yi kulübede oturttu. İkincisi de geriden hiç pasla çıkmayı düşünmeyip hep uzun oynayarak rakip prese takılmamak taktik anlayışıydı. Bana göre tek yanlışı, son bölümde takım iyice yorulmuşken İcardi'yi oyuna almasıydı. Liverpool Teknik Direktörü Slot, rotasyonlu bir kadro ile sahaya çıktı. Güçlü kadroda bunu yapması son derece doğaldı. Ama Szoboszlai'yi sağ bek oynatması hiç mantıkla bağdaşan bir düşünce değildi.