Ömer Üründül

Ömer Üründül

Hocanın yanlışları

Fenerbahçe dün gece ilk 35 dakika sahada yoktu. Kocaelispor taraftarını da arkasına alıp agresif bir oyunla F.Bahçe'yi oynatmıyordu. Onlar oyunu domine ediyorlardı ama üretkenlik sağlayamıyorlardı. Bu yarıda F.Bahçe ilk ciddi atağını 40. dakikadan sonra yaptı. O pozisyon iki kere üst üste heba edildi. Ama hemen sonrasında Asensio'nun mükemmel golü geldi.
İkinci devre yine sıkıntılı başladı. Tedesco 3 değişiklik yaptı. F.Bahçe iyi oynamıyor ama biraz zorlansa da skoru tutabiliyordu. Talisca-Fred değişikliğinden sonra takım rahatladı, kısa sürede de organize bir kontratak sonucu skoru garantiye alarak zor deplasmanı 3 puanla aştılar. Gelelim genel gözlemlerime; Dün geceki maça yine Tedesco'nun yanlışları damga vurdu. Böyle zor bir maça yine baştan Asensio-Talisca ikilisiyle başlıyorsun, bir de üstelik İsmail'in yerine maç eksiği olan Alvarez'i koyuyorsun. İlk çıkması gereken oyuncu Talisca. Bükreş'te 70 dakika oyunda kaldı hiçbir şey yapmadı. Dün gece de aynı görüntüdeydi. Ne zaman ki Talisca- Fred değişikliği yapıldı, takım rahatladı ve ikinci gol de hemen geldi. En-Nesyri çok etkisizdi ama F.Bahçe'nin oyunda kaldığı sürece tek organize hücum girişiminin olmaması da bir gerçekti. Guendouzi yine çok disiplinliydi ama İtalya'daki fizik gücünden biraz düşme olduğu ortadaydı. Sezon başından beri bir görüşümü iddialı vurguluyorum. Bilhassa zorluk derecesi yüksek maçlarda Talisca ile Asensio'nun baştan oynamaları ve uzun süre sahada kalmaları takımda ciddi sıkıntılar yaratıyor. Tabii ki fizik kondisyon açısından. Tedesco da bu konuda ısrarcı. Ben bir kez daha uyarayım dedim.

El Bilal Toure çok abartılıyor

Taraftardan tepki geleceği bilindiği için Beşiktaşlı futbolcular, dün geceye beklediğim gibi çok motive olmuşlardı. İlk dakikadan itibaren önde etkili baskı yaptılar. Belki pozisyon için organizasyon yoktu ama futbolcular, başta kaptan Orkun olmak üzere savaşıyorlardı. Ancak bir anda 50 metre arkada genişlikle ani bir kontratağa yakalanınca skor dezavantajına düşüldü. Ama Cerny, arka direkte boş pozisyonda attığı golle biraz kara bulutları dağıttı. İkinci yarı daha da baskılı oynayan Beşiktaş vardı. Konya gelemiyordu. Ama maçtaki kırılma anı bir hata sonucu Muleka'nın boş pozisyondaki aşırtması kaleyi bulamayışıydı. Sonra Sergen Yalçın'ın hamleleri geldi, baskı artı. Ve Orkun yoktan var eden galibiyet golüyle gemisini kurtardı. Gelelim genel gözlemlerime... Takımın en yetenekli oyuncusu Cerny, ama dün gece gol dışında hiçbir şey yapmadı. Yalçın'ın onu oyundan alması doğruydu. Mustafa, yetenekleri kısıtlı bir santrfor, az görev aldığı için eksiklerini gideremiyor. Ama çalışkanlığı ve presleriyle bana göre faydalı oldu. Salih de yorulana kadar çok iyi pres yaptı, çok çalıştı. Dün gecenin en büyük hayâl kırıklıklarından biri de Bilal Toure idi. Bu oyuncu çok abartılıyor. Ama ben aynı görüşte değilim. Mali'de bile yedek kalıyor. Çağdaş Atan kardeşime bir uyarım var. Takımın gidişatı hiç iç açıcı değil. Bunu sadece dün gece için söylemiyorum. Batuhan Kolak, zaten büyük takımı kolladı. Beklenen bir şey. Ama Asllani'nin yüzde yüzlük kırmızısına gözü önünde düdük çalıp sarı kart bile çıkarmayışı gerçekten kendi adına çok üzücüydü.

Gecenin adamı kaleci Ederson!

Fenerbahçe, dün gece 2 puan kaybettiği maçta genel görüntüsüyle çok kötü bir sınav verdi. Kapasitesi sınırlı FCSB, topu F.Bahçe'ye bırakarak oynadı. İlk 25 dakika oyunun tek hâkimiydi. Yüzde 66'lık topa sahip olma oranı vardı ama ciddi bir üretkenlik yoktu. Korner atışında İsmail Yüksek güzel bir kafa golüne imza attı. Ancak 25 ila 50. dakikalar arasında Fenerbahçe geçiş oyunlarından rakibe 6 pozisyon verdi. 5'ini Ederson kurtardı. 50'den sonra yine F.Bahçe oyunu domine ediyor ama net pozisyonlara yine FCSB giriyordu. Ederson 6. kurtarışını da yaptı ama 7'inci de pes etti. Buna rağmen son dakikada 1 gole daha engel oldu. Sonuçta F.Bahçe, kaybettiği 2 puanla daha zor rakiplerle eşleşti. Gelelim genel gözlemlerime… Kerem, 2 pozisyona girdi ve kaçırdı, onun dışında sahada yok. Bir tane çalım atamayan kanat forveti olur mu? Soldan kanat bindirmelerini ters ayaklı Mert Müldür yaptı. Semedo fizik olarak çok yetersiz. Nene ikinci sınıf bir kanat forveti. En-Nesyri çok istekliydi, çapraz koşular da yaptı. Bir tane geldi, vurdu ancak kaleci kurtardı. Fred idare ediyor, sorumluluk alacak güce sahip değil. İsmail çok takdir ettiğim bir oyuncu ama hala profesyonelliği öğrenemedi. Takım önde, güzel bir gol atmışsın, gereksiz bir sarı kart gördü. Devre sonunda da net ikinci sarı kartlık hareketi yaptı, hakem atladı. Talisca oynadığı sürece yürüdü. Tedesco'nun, İsmail çıktıktan sonra niye üçlü defansa döndüğüne anlam veremedim. Sonuç; F.Bahçe'yi gelecek için hiç iyi bulmadım.

Kıpırdayacak fırsat bulamadı!

Galatasaray'ın karşısında zor bir rakip vardı. Manchester City'nin belki direkt oynayan çok önemli 4 oyuncusu eksikti ama şiddetle 3 puana ihtiyaçları vardı. Bu tip maçlarda kolay gol yemeyeceksin, oyunu tutacaksın. Önce Haaland'a çok net bir pozisyon verildi, o değerlendiremedi. Sonra ise defans bloğu çizgi halinde önde yakalandı. Rakibin hem ilerde sprinter oyuncuları var hem da araya top atacak usta ayakları. Abdülkerim dönüp hareketlenene kadar Haaland üç metre fark atarak golü yaptı. Sonra ikinci gol de geldi. Galatasaray için artık işin daha zor olacağı görünüyordu. Neyse ki Doku sakatlanıp çıktı. İkinci yarı Galatasaray daha fazla rakip alanda gözüktü. Etkili atak girişimleri de oldu. Ancak sadece bir pozisyon bulabildiler. Buna karşılık Manchester'ın ani ataklarında dört ciddi tehlike yaşandı. Uğurcan kalesinde çok başarılıydı. Sonuçta Galatasaray sahadan yenilgiyle ayrıldı. Nasıl oynadılar dersek, kesinlikle ezilmediler. Ama şöyle bir gerçek var; yenilen iki gol dışında kalede yaşanan beş gol pozisyonu var. Bu tablo günümüzde kabul görmüyor. Bu maç bize gösterdi ki böyle güçlü sahneleri Türkiye ligiyle mukayese etmemek lazım. Ligimizin lokomotifi Barış, çıkana kadar kıpırdayacak fırsat dahi bulamadı. Yine en çok kafama takılan bir konu var. Takımın vazgeçilmez dinamosu Torreira bir problemi olduğu için ilk 11'de yok. Peki neden riske edilip iki farklı skor dezavanajı varken son 20 dakika oyuna giriyor? Mantıkla kesinlikle bağdaşmıyor. Galatasaray hedefi artık play-off'tan çıkabilmek.

Tedesco’ya yazar!

Tedesco, hem takım tertibinde hem de sonrasında yaptığı büyük yanlışlarla takımına çok önemli iki puan kaybettirdi. Öğrenmek istiyorum; nasıl bir geri dörtlü? Son haftaların başarılı ismi Mert Müldür kulübede, Yiğit Efe sağ bek. Semedo da ters ayaklı sol bek. Mert Müldür'e görev vermeyeceksin, o zaman bu dörtlü savunmada görev değişiklikleriyle doğruyu yaparsın. Semedo sağ bek, Oosterwolde sol bek, Yiğit Efe stoper. Bu şekilde en azından beklerden hücuma katkı alırsın. Fenerbahçe'de ilk defa kanatlar çalışıyordu ama beklerden ofansif katkı gelmiyordu. 90 dakikanın geneline baktığımız zaman Fenerbahçe rakibine göre topa sahip olmada rekora yakın bir oran tutturdu ancak üretkenlik çok sınırlıydı. Musaba, kenarlardan driplinglerle adam eksiltip top kesiyor ama pozisyon alan yok. Sonradan oyuna giren Duran'ın ne yaptığı her zamanki gibi belli değil. Her zaman vurguluyorum; Talisca'nın yapısı kesinlikle santrfora uygun değil. Fenerbahçe'de öyle bir santrfor sıkıntısı var ki, son bölümdeki yoğun baskıda iki kere gole yaklaşan Mert Müldür'dü. Tedesco'nun hamlede yine büyük hatası vardı. Kerem'i alıyorsun tamam, Musaba çıkar mı? Adam geçerek, sıfıra inen tek oyuncun. Sezon başından beri söylediğim bir önemli görüşüm daha var; Dün geceki gibi zorluk derecesi yüksek maçlarda Talisca ile Asensio'nun baştan başlayıp, sürekli birlikte oynamasına kesinlikle karşıyım. Dün gece gördük, ikisi de hiçbir şey yapmadı. Geçen haftaki yoktan var edilen 3 puanlık Alanya maçı da bu konudaki görüşüme bir başka canlı örnek. Bu arada Guendouzi, Göztepe karşısında en gayretli oyunculardan biriydi. Sonuçta çok önemli bir iki puan kaybedildi. Keşke her hakem büyüklerin maçında Cihan Aydın gibi objektif maç yönetebilse. Nerede o günler!

Jhon Duran zaten hep yerlerde

Tedesco'nun 56. dakikada yaptığı 2 değişikliğe kadar Fenerbahçe adeta sahada hiçbir varlık gösteremedi. Tabi ki Aston Villa güçlü bir Premier Lig takımı. Maçın da doğal olarak favorisiydi. Ama F.Bahçe'nin de kendi seyircisi önünde bir reaksiyon göstermesi lazım. Neden toplam 55 dakika maç kötü gitti? Öncelikli nedenler; sakatlıktan sonra hazır olmayan Semedo'nun bir de ters ayakla sol bek oynayınca pasif kalması ve Nene'nin sahada yokları oynamasıydı. Tabi ki rakip maçı domine ediyordu, skor avantajını da buldular. Talisca oyuna girdikten hemen sonra çok net bir pozisyon buldu ama ısınmadığından etkili vuramayıp kaleciyi geçemedi. Talisca arka arkaya 3 defa topla buluşup pas yerine gereksiz şutlar atmayı tercih etti. 3 şutu da adeta geri pas gibiydi. Bir tane de Kerem kaçırdı. Filelere giden bir top da ofsayt kararıyla iptal edildi. Rakibin değerlendiremediği 2 fırsat ve kaleci Ederson'un bir önemli kurtarışı vardı. F.Bahçe'de esas sorun şu; günümüz futbolunda üretkenlik için kanat forvetlerinin adam eksiltmesi ve devamlılığı lazım. Nene ile Kerem çalım atarak bir kişi dahi eksiltemediler. Bu durumda santrforlardan da fazla bir şey beklemek mümkün olmuyor. Duran zaten dengesiz girişlerle hep yerde. Takımın en iyisi İsmail'di. Zor maçlarda hırsı ve gücü ile ön plana o çıkıyor. Skriniar kalitesiyle bağdaşmayan gereksiz kart görerek cezalı duruma düştü. İyi ki VAR devreye girmedi!

Elinden kaçırdı

Galatasaray, seyircisinin büyük tezahüratıyla maça çok iştahlı ve pres yaparak başladı. Ancak 4. dakikada dezavantaja düştü. Bu çok önemli bir handikaptı. Çünkü oyunu zorladıkça fiziksel problem de çıkacaktı. Mutlaka kısa sürede skoru dengeye getirme mecburiyeti vardı. Rakibin kendi kalesine attığı golle 20. dakikada beraberlik golü geldi. Bundan sonra maç korakor bir mücadeleye döndü. Galatasaray, takım halinde iyi mücadele ediyordu. Barış biraz dikkatli olsa öne de geçebilirlerdi.
İkinci devrede kısa bir bölüm sonra G.Saray, oyuna ağırlığını koymaya başladı. Simeone çok deneyimli bir teknik adam. Son maçını kazanacağını düşünerek 1 puanın altın değerinde olduğunu biliyordu. Takım savunmasına ağırlık verdi, değişiklikleri de bu yöndeydi. Oyunu kendi sahasında kabul ettiler. G.Saray bunu fırsat bilerek bayağı yüklendi ama savunması her zaman güçlü olan rakip karşısında pozisyon çıkmıyordu. İşler son 10 dakikaya kadar yolunda gitti. Ondan sonra Atletico Madrid baskısı geldi. Bunu da Uğurcan'ın 2 kurtarışıyla hasarsız atlatarak maçı beraberlikle bitirmeyi başardılar. Hatta 90. dakikada Sara ile galibiyet golü gelebilirdi. Daha da önemlisi son saniyelerde Sara, maçın en net pozisyonunu kaçırdı.
Sonuçta; G.Saray kendisini ilk 24'ün içine atmış oldu. G.Saray, güçlü bir rakibe karşı çok iyi mücadele edip çok iyi oynadı. Sane zaman zaman kalitesiyle sahne aldı, Lemina ve Torreira müthiş savaştı. Ayrıca dün gece mükemmel bir hakem seyrettik. Galatasaray'ı performansından ve play-off'a kaldığı için kutluyorum.

Takımın en çalışkanı Orkun Kökçü!

Beşiktaş uzatmanın son dakikasında bulduğu golle hem üç puanı aldı hem de önemli bir seyirci sıkıntısından kurtuldu. Baştan sona mücadeleli bir oyun izledik. Beşiktaş kazanma arzusuyla hırslı oynadı. Ama defans bloğu ve Kartal ile Orkun'un gösterdiği müthiş direnci diğer arkadaşlarında göremedik… Abraham en kariyerli oyuncu fakat oyunda çok az görünüyor. Kritik golü atmasına rağmen El Bilal Toure'nin performansı yetersiz. Üstelik de yapısı kanat forvetine uygun değil. Rashica, Abraham ile birlikte çift santrfor gibi oynadı ama etkisizdi. Bu bölgenin en önemli isimlerinden biri olan Cerny de fizik açıdan yetersiz göründü. İkinci devre oyun çok sürat kazandı. Bu yarının ilk 20 dakikasında Kayserispor'un da çok tehlikeli atak girişimleri vardı. Ama son tercihlerde hatalar yaptılar, çok iyi hazırlanmış tek net pozisyonlarında da Mane, bomboş arkadaşına vermek yerine kaleye vurmayı tercih edince Ersin'i geçemedi. Sonra Beşiktaş tek kaleye döndü. Yoğun bir baskı kurdular. Sergen Yalçın hamleler yaptı. Ortadan delemeyince hücum girişimlerinin odak noktası bilhassa Cengiz'in ani ters ayakla yaptığı sert ortalar oldu. Onlardan da golü bulamadılar. Ama takımın en çalışkan ve verimli ismi kaptan Orkun'un ortası golü getirdi. Bu gol de karabulutları şimdilik dağıttı. Uduokhai de iyi görev yaptı. Kayserispor iyi mücadele etti. Son saniyedeki gole kadar iki stoper müthiş oynadı. Belki maç berabere de bitebilirdi ama teknik direktör Djalovic'in yaptığı gereksiz değişiklikler takımı olumsuz etkiledi.

Avrupa’da işi zor

Gaziantep'in sınırlı bir kadrosu var. Böyle bir takımın önemli 5 oyuncusu eksikse yapacakları tek şey var. O da çok koşup, mücadele edip, disiplin içinde direnç göstermek. Bunu da başararak çok önemli puan aldılar. İlk 30 dakikada Galatasaray'ın beklenen hücum presi alışılmış biçimde gündeme gelmiyordu. Çünkü önde presin başlangıç noktası Osimhen yoktu. Orta sahada da takımın iki kişilik pres dinamosu Torreira yoktu. Dün en aklıma yatmayan olay şu oldu; ilk yarım saat Gaziantep hep topla çıkmak istedi. Hep de kaptırdılar. Ama Galatasaray'ın, kaptığı topları hiçbir varyasyonla pozisyona dönüştürememesi gerçekten ilginçti. Kaleye tek isabetli şut yoktu. İkinci yarıda Galatasaray'ı daha zor bir ortam bekliyordu. Artık rakip daha geride garantili pas yoksa uzun oynuyordu. Bu da Galatasaray'ı ciddi bir pozisyon sıkıntısına soktuğu gibi ilk yarının aksine savunma güvencesini de olumsuz etkiledi. Bir de üstelik skor dezavantajına düşüldü. İşler çıkmaza girmişti ama Barış Alper, rakip sol bekin bir hatasını değerlendirip yakaladığı şans topuyla beraberliği getirdi. Sonraki baskı gol getirmediği gibi uzatmanın son dakikasında rakibin net pozisyonu kaçırmasından sonra Galatasaray yenilgiden kurtulmuş oldu. Okan Buruk'un bana göre en büyük hatası, üretkenliğin sıkıntıya düştüğü dönemde çok iyi taç atan Kazımcan'ı maça almamasıydı. Zaten beraberlik de öyle geldi. Takımda büyük fiziksel düşüş var. İlkay, Sane, Yunus güçsüzdü. İcardi'yi zaten saymıyorum. Atletico Madrid maçı bu görüntüde iyice zora girdi. Tabii ki Torreira ile Osimhen takıma girecek. Ama bu yeterli olur mu?

Demek ki ciddi sorunlar vardı

Fenerbahçe, 45-60 arası hariç sahanın tek hakimiydi. Erken skor avantajı yakalandı. Devre sonuna kadar ikinci gol için rakibi oldukça zorladılar. Bu arada takım savunması da hiç arıza göstermedi. İkinci devre başından itibaren Samsunspor biraz hareketliydi. F.Bahçe de bu 15 dakikalık bölümde topu rakibe bırakıp bekleme yaptı. Sonra tekrar hücum girişimleri başladı. İkinci golü de bulup 90 dakikanın sonunu rahatça getirerek G.Saray'ın rakibi oldular. Gelelim genel gözlemlerime; Musaba takıma yeni gelmesine, arkadaşlarını tanımamasına rağmen etkili bir performans sergiledi. Bunun yanında iki golün de asistini yaptı. Kısacası başarılı oldu, taraftarı heyecanlandırdı. Buradan çıkan çok önemli bir sonuç var. Demek ki F.Bahçe'nin dün geceye kadar ileri ucunda ciddi problemler var. Samsun maçına da baktığımızda Duran güzel bir gol atmasına rağmen sahada çok az görünüyor. Günümüz futbolunda bir santrforun çok daha oyunun içinde olması gerekir. Kerem'deki problem net ortada. Hırslı, iyi şeyler yapmak için çabalıyor ama bir türlü çalımlarla rakip eksiltemiyor. Bana göre problemi fiziksel. Asensio kaliteli oyuncu ama o da kopuk kopuk oynuyor. İşte bu yüzden iki ön liberoyla defansa her zaman fazla yük biniyor. Ofansif girişimlerde de devamlılık sağlanamıyor. Samsunspor'a da gelince eğer kadrosu dar bir takımın direkt 5 oyuncusu yoksa yapabilecekleri tek şey sadece mücadele edebilmekti. Onu da yaptılar. Daha fazlasını da yapamazlardı.