CANLI
SKOR
Ömer Üründül

Ömer Üründül

Tedesco’nun seçimleri yine hatalı

Yine garip bir ilk 11 karşımıza çıktı dün gece. Pres özellikleri yetersiz, devamlılıkları olmayan Talisca ve Asensio ikilisi orta sahada. Bu aslında rakibe "Geride iyi kapan, eğer organize çıkabilirsen çok pozisyon bulursun" mesajıydı. Antalyaspor; alanı iyi daralttı, Fenerbahçe'yi üretkenlik sıkıntısına soktu ama ilk yarıda sadece 1 net pozisyon bulabildi. Onu da Ederson kurtardı. Fenerbahçe hücum girişimlerinde sezonun başından bu yana olduğu gibi yine son derece yetersizdi. Takımı biraz rahatlatan, ikinci yarıda penaltıdan gelen skor avantajıydı. Maçın son dakikalarında belki sıkıntıya düşebilirlerdi ancak 90+2'deki ikinci gol işi bitirdi.

Genel görüşlerime gelince; Tedesco'nun Kasımpaşa, Dinamo Zagreb ve Antalya maçlarında takım tertipleri hatalı. Şunu belirtmek istiyorum; Torreira müthiş dinamizmi ve presiyle Galatasaray'ın orta saha için nasıl vazgeçilmez bir ismi ise İsmail Yüksek de Fenerbahçe için benzer özellikte çok önemli. Ama o da ne yazık ki, Fenerbahçe teknik direktörleri tarafından çok umursanmıyor. Dün gece orta sahada tek savaşçıydı. İsmail'den sonra ön plana çıkanlar Semedo ve Nene'ydi. Kerem Aktürkoğlu'ndaki inanılmaz fiziki düşüş de gerçekten çok ilginç. Fenerbahçe'nin Perşembe gecesi Nice maçı var. Nice bu sene formsuz ama kadro planlamasında bu yanlışlar yapılırsa o maç da çok zora girer. Benden uyarması.

Bitmeyen enerji

Son 3 senenin şampiyonu G.Saray'ın, ligde bu seneyi de tek başına domine edeceği net görülüyor. Geçen sezon sonundan alırsak dün geceyle birlikte son 14 maçta 14 galibiyet… Dile kolay! Aslında iyi oynasalar da kötü oynasalar da hiçbir şey değişmiyor. Dün gece de iyi bir futbol oynamadan kazandılar. Peki neden diyeceksiniz… Cevap basit. Ligimizdeki takımların %90'ının kadroları son derece yetersiz. Düne bakıyoruz; oyun korakor giderken Muleka boş kaleye golü atamıyor. Dönen topta üst üste gelen hatalar zinciriyle G.Saray öne geçiyor. Devre biterken fark 2'ye çıkıyor. Frankfurt'ta 40 dakika süre alıp topa ayağını değemeyen güçsüz İcardi'den bile gol yediler. Okan Buruk üç farktan sonra oyuncu değişikliklerine gitti. Aslında G.Saray'ın takım olarak fizik kondisyona ihtiyacı var. Ne çabuk yoruldular da rotasyon yapıldı anlayamadım. Üstelik de neredeyse maç tehlikeye giriyordu. Her zaman söylüyorum. Şampiyonluklarda en önemli payların ilk sırasında Torreira var. Müthiş enerji, özveri. Dün sahanın her bölgesinde alışılmış biçimde vardı. İlkay tam bir profesyonel, usta bir yönetmen. Barış Alper de kopuk kopuk sahne aldı. Ama ligdeki kullandığı fizik gücü üstünlüğünü Avrupa kulvarında kullanamıyor. Yunus devamlı görünmese de 1 gol ve 1 asistle sahne aldı. Sane'nin fizik gücü vahim. G.Saray ligde hedefine sezon ortasından ulaşabilir. F.Bahçe başta olmak üzere, rakiplerinin genel durumu hiç iç açıcı değil.

Avrupa'da cezayı böyle keserler

Galatasaray dün gece ilk 35 dakikada tahminlerimin dışında olumlu bir futbol ortaya koydu. Erken skor avantajı yakaladı. Sonra kontrolü eline aldı. Rakibi bir iki defa geniş alanda yakaladı ama pas tercihlerini yanlış kullandı. Başarılı bir frikik organizasyonunda da rakip gafil avlandı ama Barış net pozisyonu değerlendiremedi. Derken 37. dakika kâbus gibi geldi… Yunus'un büyük hatasıyla çok basit bir beraberlik golü yendi. Kısa sürede genel bir çözülme ve arka arkaya gollerle soyunma odasına iki farklı yenik girildi. Artık işelr çok zordu. Rakip doğal olarak oyunu geride kabul edip ani çıkışlarla farkı artırma düşüncesindeydi. Bunu da iki gol daha başardılar. Çok sevdiğim Okan Buruk kardeşime birçok defa yeri geldikçe vurguladığım ciddi eleştirimi tekrarlamak istiyorum. Rakip, kondisyonu yüksek bir Avrupa takımı. İkinci yarıya risk alarak başlıyorsun ve hazır olmayan İcardi'yi sokuyorsun. Üstelik de bir orta saha çıkarıyorsun. Buna bizim ligde ceza kesemiyorlar ama Avrupa takımları hiç affetmez. Dün geceki gibi... G.Saray'dan kimi beğendin diye sorarsanız Singo derim. Sane ilk golün hazırlayıcısıydı ama fizik gücü çok yetersiz. Sonra da yok oldu gitti! Sonuç olarak benim şöyle bir genel görüşüm var; bizim ligimizin kalitesi çok düşük. Takımların yüzde 80'i çok yetersiz. Galatasaray bu takımlara karşı güle oynaya kazanıyor. Hiçbir direnç ve zorlanmayla karşılaşmıyor. Yürüyen İcardi bile bu haliyle gol atabiliyor. Ama Avrupa kulvarı özellikle Şampiyonlar Ligi işin içere girince cezayı kesiyorlar.

Skandal karar!

F.Bahçe, dün geceki 90 dakikada yeni teknik direktörüyle çalkantılı bir futbol sergiledi. Pres vardı, yüksek tempoya özen gösteriliyordu ama 20. dakikadan itibaren 10 kişi oynayan rakip önünde ciddi üretkenlik sıkıntısı yaşandı. Uzun süreli yoğun baskıda bu kadar pozisyona girmekte kısır kalmak gerçekten çok ilginçti. Nerede Talisca'nın beklenen yetenekleri? Nerede oynar gibi gözüken medyanın olmazsa olması Fred? Hırslı bir geri dörtlü vardı artı İsmail ve de ilk maç ı olmasına ve arkasındaki Brown'u yeterince tanımamasına rağmen Kerem Aktürkoğlu. Tedesco'nun oyun felsefesi belli oldu. ön alanda tempolu bir baskı, bir pres ve de nispeten fizik gücü yüksek oyunculara kadroda yer vermek. O da Szymanski'den vazgeçmedi hem de değişik bir görev yeri sağ önde. Ve İsmail'in çıkıp, yerine Bartuğ'un girmesi… Sonuç olarak Fenerbahçe üç puanı kazandı ama futbol tatmin edici değil. Tabii ki Tedesco'nun zamana ihtiyacı var. Ama doğru dokunuşlar yapması da şart. Örneğin tek kale oyunda ikinci gol atılamamışken Asensio ve Cenk'in birlikte oyuna girmeleri çok yanlış bir hamleydi. Az kalsın Trabzonspor cezayı kesiyordu. Eğer güçlü bir rakip karşısında deplasmanda oynuyorsanız 20. dakikada 10 kişi kalmak çok zor bir iştir. Trabzonspor buna rağmen son dakikaya kadar mücadele etti. Maçın sonunda mutlaka VAR ve hakem ağır şekilde sorumlu tutulacak. Bana göre Okay'ın sorumsuzluğu da göz ardı edilmemeli. Trabzonspor'un Onuachu ile attığı golün iptali için VAR'ın hakemi çağırması skandal bir karardır. Hakem de ülkemizdeki baskı yüzünden bu karara uydu. Eğer cesur olsaydı bence hakem olurdu.

Sergen Yalçın kazançlı çıktı

Dolmabahçe'de tempolu, bol aksiyonlu, zaman zaman gergin atmosferde geçen, zevkli bir 90 dakika izledik. Beşiktaş 90+1'de attığı golle çok önemli 3 puanı kazandı. Genelde hırslı, presli bir futbol sergilediler. Rakibi de hücum girişimlerinde oldukça zorladılar. Buna karşılık Başakşehir'in de çıkışları zaman zaman tehlikeler yarattı. Eğer Beşiktaş son bölümde skor dezavantajına düştükten çok kısa süre sonra beraberliği bulmasa çok ciddi bir yara almış olacaktı. Sergen Yalçın dün Cengiz olayında kazançlı çıktı. Onu istedi, aldı ve o da gal-i biyet golünü attı. Bundan sonrası Cengiz'e düşüyor. Çünkü kalitesi tartışılmaz ama özel yaşam önemli. Cerny çok iyi transfer. Her şeyden önce futbolu biliyor. Fizik olarak da hazır sayılır. Toure kuvvetli, adam eksiltebiliyor, fiziğini iyi kullanıyor. En büyük eksikliği, çok dağınık olması ama çok güzel bir gol attı.
Sergen Yalçın'ın iki ciddi problemi var. Abraham ve Rafa Silva fizik olarak bitik. Yapacağı en önemli şey, bir an evvel onları toparlayabilmektir. Zaten Rafa'yı oyundan çıkarması doğru bir teknik adam görüşüydü.
Sezona kötü başlayan Başakşehir, dün bir nebze daha iyi bir görüntüdeydi. Dün takımın başında olan Pezzaiuoli, başta Shomurodov olmak üzere Crespo ve Yusuf'u gereksiz oyundan alarak harakiri yaptı! Alper Akarsu'nun genel yönetimi çok başarılıyken son dakikada bir çuval inciri berbat etti. Dünyanın hiçbir yerinde Ba'nın pozisyonunda ikinci sarı gösterilmezdi.

Haksızlığa uğrayacak oyuncu değilim!

Zeki Murat Göle, kafasında Mourinho'ya teknik açıdan öyle bilenmiş ki, dün gece kadro seçimiyle bunu net bir şekilde gösterdi. Mourinho'nun kulübeye mahkum ettiği İrfan Can ilk 11'de, ayrıca yeni transferler Nene ve Alvarez'in ikisi de ilk 11'de. 3'lü defanstan 4'lüye dönüş, Oğuz da sağ bek. Fenerbahçe tempolu ve etkili ilk 45 dakika sergiledi. Bu baskı da 3 de gol bularak maçı orada bitirdi. Ancak unutulmaması gereken bir nokta var ki rakibi ligimizdeki birçok takım gibi kadro yetersizliği içinde. İkinci devre, Fenerbahçe ciddiyeti elden bıraktı. Fantezi oynamaya çalıştılar. Çıkmaya başlayan rakip karşısında 4 kişi defansif görevini yapmadı. Sonunda da 1 gol yediler. Ondan sonra tekrar kontrol Fenerbahçe'ye geçti. Oyuncu değişiklikleri ve de 3 puanla sonuçlanan skor.
Gelelim genel gözlemlerime; İrfan Can, 'ben haksızlığa uğrayacak oyuncu değilim' mesajını verdi. Oğuz, geçen maçlara göre daha olumluydu. Nene, bilekleri çabuk, kendine özgü yetenekleri olan bir sprinter. Ama pişmesi için daha çok zamana ihtiyaç var. Alvarez çok deneyimli bir ön liberodur. Fizik olarak hazır değil. O eksikliğini giderirse önemli bir oyuncu. Eğer kanatlar işler ve de takım iyi oynarsa En-Nesyri her zaman iyi bir golcüdür. Dün 1 tane çok net fırsatı kaçırdı ama2 gol attı. İlk gol çok kaliteliydi. Yönetime ivedilikle tavsiyem; zor olduğunu biliyorum ama çok disiplinli ve çok iyi bir hocaya ihtiyaç var.

Mourinho’nun tek olumlu katkısı yok

Yeri geldikçe vurguluyorum, bizim vasat takımlar karşısındaki maçlarımızda dahi favori rakiplerdir. F.Bahçe ile Benfica'nın bir incelemesini yapalım… Oturmuş saha düzeninde ve sistemde Benfica uzak ara önde. Fizik olarak da aynı şekilde. Doğal olarak zor bir maç. Ama futbolda çareler tükenmez. Doğru bir takım tertibi yapacaksın, iyi bir taktik plan uygulayacaksın ancak dün geceye baktığımızda F.Bahçe'nin hiçbir şekilde planı yok. Doğal olarak kontrollü ve savunma ağırlıklı oynayacaksın, ne kontratak yapabiliyorsun, rakibi karşılamada da sürekli alan bırakıp pozisyonlar veriyorsun. Duran toplarda F.Bahçe kullanıyor etki yok, Benfica'nın duran topta gol atabilecek sadece 3 oyuncusu var: Pavlidis, Otamendi ve Silva, her duran topta F.Bahçe defansı değil bu üç oyuncu topla buluşup vuruyor. İki rakip arasında her yönden bu kadar büyük fark olursa, rakibin kaçırdıklarını da göz önüne alırsak, tek farklı yenilgi bu şartlarda su götürür.
Oyuncuların performanslarına şöyle bir göz atarsak; ilk 45 dakika oynayan Amrabat sıfır, Fred oynarmış gibi yapıyor ama bir şey yok. Szymanski de kazandığı topların yüzde 90'ını kolayca kaybediyor. Semedo sakatlandıktan sonra Mert üçlü defans sisteminde sağ önde başarılı olacak bir oyuncu değil. Brown, Aursnes'in kulvarını kapatmasıyla hiçbir şey yapamadı. Bana göre uzun ayrılıktan sonra Livakovic, görevini yaptı. Son olarak şunu söylüyorum, bu Mourinho'nun Fenerbahçe'ye hiçbir olumlu katkısı yok. Beni kariyer ilgilendirmiyor. Tabii bu eşleşmenin en ilginç yönü, toplamda atılan tek golün Kerem'den gelmesi.

Okan Buruk çok şanslı bir hoca!

Galatasaray uzun zamandır alışılmış deplasman galibiyetlerine bir yenisini daha ekledi. İlk yarıda kontrol, tamamıyla Galatasaray'ın elindeydi. Hücum girişimleri tempolu değildi. Ama bir tarafta kaliteli ayaklar olursa karşıda da kısıtlı kadro varsa o zaman bütün avantaj senin lehine oluyor. Galatasaray ilk devrede skor avantajını da buldu. İkinci yarı başlar başlamaz hakem Alper Akarsu, Sane'nin yaptığı net faulüne 'devam' deyince Kayserili oyuncular durakladı ve Galatasaray'ı rahatlatan ikinci gol geldi. Ondan sonraki uzunca bölüm karşılıklı ataklarla geçti. Galatasaray farkı artırabilirdi ama Kayseri de çok önemli üç fırsattan birini değerlendirebilse belki de kolay maç zora girebilirdi. Son dakikada Osimhen farkı 3'e çıkardı. Sonuçta Galatasaray, bir 3 puanı daha hanesine yazdırdı. Torreira her zamanki gibi dinamo görevini kusursuz yaptı. Yunus ilk yarıda yüksek kalitesi ve oyun görüşüyle liderlik yaptı. Sane ve Osimhen çok önemli oyuncular ama fizik olarak hazır değiller. Tabi bu kadar kalitesi zayıf ligde güçlü oyuncuların olursa genelde istediğin sonuçları alıyorsun. Örneğin; dün gece takımın lokomotifi Barış Alper yoktu. Orta sahanın savaşçısı Lemina yoktu. Değişen bir şey olmadı. Gelelim Okan Buruk'a… Bir teknik adam deplasmanda iki farklı öndeyken çift santrfora dönmez. Eğer Cardoso net pozisyonu değerlendirse sonuç kestirilemezdi. Eren'in yapısı, kesinlikle kanat forveti görevine uygun değil ama ilk 2 golü attı. Okan hoca çok şanslı bir teknik adam.