Ömer Üründül

Ömer Üründül

Ederson ustalığını konuşturdu

Fenerbahçe dün gece 38. dakikaya kadar pozisyon üretemedi. Tedesco kenardan 'önde pres pres' diye bağırıyordu. Hem Talisca hem Asensio gibi fiziksel sıkıntıları olan yeteneklere bir de İsmail olmayınca nasıl önde baskı yapacaksın. Sonra Fenerbahçe, Asensio ile skor avantajını yakaladı. Kısa süre sonra da çok organize kontratak golü attılar. Bu golün başlangıç ustası kaleci Ederson'du. İkinci devre açılan rakibi, karşısında çok rahat bir oyun sergiledi. Pozisyonlar buldu 2 gol attı ama 2 de gol yedi. Sonuçta 90 dakikayı 3 puanla tamamladılar. Nene gittikçe takıma ısınıyor bu önemli. Kerem ikinci devre çok iyi oynadı. Bilhassa rakip katı savunmayı bırakınca istediği ortam oluştu. Fred'te ciddi bir toparlanma gördüm. Eğer mili arada daha da güçlendirse F.Bahçe için büyük kazanç olur. Nasıl oldu da Tedesco, Mert Müldür'ü son 25 dakikada hatırlayabildi. Tedesco'nun üstünde durması gereken bir önemli konu da Kayseri'nin 2 gol atıp, 4 de net pozisyon bulması. Şimdi gelelim son paragrafa. Tedesco, Talisca ile Asensio'yu birlikte oynatmaya takıntılı. Bu ikiliyle birçok olumsuzluklar yaşandı. En son örnek de Beşiktaş derbisi. Rakip 1 kişi eksik diye ikinci devre Talisca'yı aldı. F.Bahçe, Duran'ın golü dışında hiç pozisyon bulamadı. Okan Buruk, İcardi takıntısıyla en sonunda çekirge sıçramayıp başını ağrıttı. Bakalım Tedesco da aynı tuzağa düşecek mi?

Madalyonun diğer yüzü

Tedesco, Viktoria Plzen'in çok koşan, sert oynayan ve kendine özgü bir düzeni bulunan takım olduğunu işaret etmişti. Ama ben dün gece sahaya sürdüğü takım tertibini ve ondan sonra yaptığı mantığımla bağdaşmayan bazı hamleleri çok yadırgadım. İkinci devrenin ortasına kadar Fenerbahçe rakibinden büyük bir baskı yedi. Rekor sayıda korner ve uzun taç attılar.
İsmail, Alvarez ve Skriniar yönetimindeki geri dörtlü müthiş bir direnç gösterdiler. Kaleci Ederson da ciddi katkılar verdi. Tedesco, hamlelerinde İsmail'i de oyundan çıkardı. Her zaman vurguluyorum, bana göre Talisca ile Asensio birlikte oynamaz. Üstelik her pozisyonda güçsüzlükten yere düşen Talisca'nın 90 dakika oyunda kalması da ayrı bir konu. İnanılmaz koşan, pres yapan rakip biraz yorulunca F.Bahçe atak şansları buldu, oyunu domine etmeye başladı. En net pozisyonu Fred kaçırdı. Bazı kişiler benim eleştirdiğim oyuncu değişikliklerinden sonra oyun gücünün arttığını söyleyebilir. Ama madalyonun öbür yüzüne bakalım. Son 20 dakikada kontrataklardan Plzen 3 net gol pozisyonu yakaladı. Sonuçta maç beraberlikle noktalandı.
Ben Tedesco'yu Oğuz'u oynatmadı diye eleştiriyordum. Dünkü Oğuz felaketini gördükten sonra sözümü geri aldım. Gelelim son saniyeye; Duran'a yapılan çok net bir penaltı var. Rakip net biçimde şortundan sert bir şekilde çekti, VAR çağırdı. Hakem yüzde yüzlük penaltıyı vermeyip Duran'ın aleyhine faul çaldı. Tam bir skandal karar.

Tedesco galibiyeti kendine yazmasın

Beşiktaş'ın bilhassa prestij mücadelesi için dün geceki maça üst düzeyde motivasyonla çıkıp sahaya sınırsız enerji yansıtacağını tahmin etmek kolaydı. Ama bunu göz önüne almayan bir F.Bahçe vardı. 26. dakikaya kadar oyunu domine eden Beşiktaş ve de iki gol… Artık saha içi dengeler ev sahibi lehineydi. Ve o andaki görüntü, farkın da artab-i leceğiydi. Ama sahneye Orkun çıktı. Tam bir harakiri! Beşiktaş iki farklı skor avantajına sahipti, ilk yarı skoru tutabilse direnci de artacaktı. Ama F.Bahçe iki gol buldu. Artık 2 . yarıda her şey F.Bahçe lehineydi. Ama F.Bahçe'nin bu yar-ı da sergilediği futbola olumlu bir yorum getirmek mümkün değil. Hiçbir adam eksiltme, kanat ortaları, verkaç yok. 20-25 rölanti pasla topa sahip olup üretemeyen bir takım. Hatta 1-2 de tehlike atlatmazlar mı… Artık maç böyle bitecek zannedilirken sahneye Duran çıktı. Sırf kendi emeği ile fantastik bir gole imza atıp takımını zafere taşıdı. Benim son haftalarda methettiğim Tedesco bu galibiyeti sakın kendine yazmasın. Orkun'a teşekkür etsin! Dün gece niye son derece maç eksiği olan Levent oynadı? Nene ne yapıyor bilinmez! Oğuz bu takımın önemli oyuncusudur, son bölümler hariç kulübeye mahkum. İsmail ise her zamanki gibi müthiş oynadı. Kerem Aktürkoğlu çok verimsizdi. Defalarca Ederson'a ikazda bulundum; 'Geriden riskli top atma, bu takım M.City değil' diye. Beşiktaş dün lige havlu attı, fazla eleştirmek istemiyorum ama Sergen Yalçın haklı bir kırmızı karttan sonra niye kart gördü? Takım-ı nın başında bulunamadı, tribüne çıktı! İki kere TV'deki programlarımda eleştirmiştim 'Neden Mert Günok'tan kaptanlık alınıp Orkun'a verildi' diye.. Bu konuda da haklı çıktım.

Trabzonspor istediğini elde etti

Futbol kalitesi düşük bir maç izledik. İlk devre genel beklentinin dışında bir saha içi görüntüsü vardı. Trabzonspor'un geride oyunu kabul edip, geçiş oyunlarını düşüneceği bir plan beklenirken, G.Saray bilhassa iç sahada alışılmış, etkili önde baskıyı uygulamadı. Savunma güvencesini ihmal etmeyince sürekli hücumu düşünen Trabzonspor üretemezken, G.Saray ani çıkışlarla genişlikler yakaladı. Bu yarının bir diğer ilginç yanı da Trabzon'un kornerleri verimsiz, G.Saray'ın da ilk 3 korneri biri kıl payı ofsayta takıldı, biri de direğe çarptı. İkinci devre, dengeler tamamen değişti. G.Saray önde basmaya, tempoyu yükseltmeye ve oyunu domine etmeye başladı. Ama ofansif varyasyonlarda bir planprogram yoktu. Daha çok Sane ağırlıklı sağ kanattan ataklar gelişti. Trabzon'da Muçi, bir iki kontratak yakaladı ama kötü kullandı. Sonuçta Trabzonspor istediğini elde etti. Ayrıca son 6 resmi maçtır Galatasaray'a kaybediyordu ve o tılsımı bozmuş oldu. Trabzonspor ikinci yarıda fizikten düştü. Büyük beklenti olan Onuachu çok verimsizdi. Birkaç kritik top kaybetse de genç yetenek Oulai müthiş bir yıldız olma yolunda.
Okan Buruk, tahmin ettiğim gibi gol gelmeyince İcardi ile çift santrfora döndü. Şansına çok güvendiğinden bir de Ahmed Kutucu hamlesi yapayım dedi. Ahmed de oyuna girer girmez az kalsın gol attırıyordu. Lemina çok iyi oynadı. Aynı Onuachu gibi Osimhen de performansıyla beklentileri karşılayamadı.

Tedesco’nun düşüncesi akılcıydı

Son haftaların formda takımı Gaziantep'in bu maça da özel motive olarak hızlı bir ofansif anlayışla başlaması Fenerbahçe'nin işini çok kolaylaştırdı. Erken skor avantajı yakalandı. 22. dakikada da fark 2'ye çıktı. F.Bahçe bu devre başarılı futbol sergiledi. Önde etkili hücum pres, rakip ataklar olgunlaşırken geride boşluk bırakmamak önemli artılardı. Bu yarıda kale önü tehlikeleri yaşanmazken bazı atak girişimleri iyi değerlendirilebilse fark daha da artabilirdi. İkinci devreye Gaziantep etkili başladı. F.Bahçe'de durgunluk baş gösterdi. Ama Tedesco, akılcı bir düşünüşle fazla beklemedi, hamlelere başladı. Önce iki, daha sonra da iki kişi ve sonunda Talisca'yı alarak 5 değişikliği bitirdi. Son 20 dakikada kontrol tamamen F.Bahçe'deydi. Rakibin hızı kesildi. Tekrar atak girişimleri, gol sinyalleri vermeye başladı ve de Talisca'nın güzel frikiğiyle fark 3'e çıktı. Son dakikada da bu sefer frikikten daha güzel ikinci golünü attı. Gelelim genel gözlemlerime… En-Nesyri çok eleştiriliyordu; ben de dahil… Ama dün gece iki gol attı, bir topu direkten döndü, bir gollük vuruşunu da kaleci çıkardı. Eğer takım iyi oynarsa, En- Nesyri her zaman bir golcüdür. Ederson'un oyunu başlatırken biraz daha dikkatli olması lazım. Çünkü Manchester City'deki alışılmış riskli paslar, F.Bahçe'de sıkıntı yaratır. Dün yine İsmail müthiş oynadı. İki tane önemli eleştirim var. Bu kadar rahat oyunda 5 sarı kart akıl işi değil. Tedesco'ya katılmadığım bir önemli konu da Nene'nin yerine Oğuz Aydın bana göre ön plandadır.

Genel görüntü hiç iç açıcı değil

Dün gece futbol kalitesi vasatı geçmeyen gelgitli bir oyun izledik. Beşiktaş genel olarak istediği etkili baskıyı kuramadı ama Kasımpaşa'ya oranla çok fazla pozisyon bulup değerlendiremedi. İlginçtir ki, kaçan pozisyonların büyük çoğunluğu aynı Cengiz'in attığı gol gibi akan oyunda arka direk varyasyonlardan geldi. Maçın kırılma anı kaçan penaltıydı. Sadece farkın ikiye çıkacak olmasından değil, başka yönden de bunu önemsiyorum. Genelde her kaleci penaltı kurtarınca arkadaşları tarafından tebrik edilir, onlar da keyiflenir ancak Gianniotis hiç havaya girmeden kurtardığı toptan sonra birden oyunu başlatınca aynı dakika içinde skora denge geldi. İkinci yarıda daha çok Beşiktaş pozisyon buldu, Kasımpaşa'nın da Mamadou Fall'un kaçırdığı net fırsat dışında iki pozisyon var. Genel gözlemlerime gelince; kaptan Orkun çok etkili olmasa da çok çalışkandı. Ndidi vasatı aşamadı. Cerny futbolu iyi bilen bir isim ama bana göre kesinlikle orta saha oyuncusu değil. Hem çabuk değil, hem de hiç defansif görev yapmıyor. Ben en çok Rıdvan'ı beğendim, gittikçe form tutuyor. En büyük hayal kırıklığı da Abraham. Bu sonuçla bana göre ışık vermeyen Beşiktaş artık şampiyonluk hedefinden tamamen uzaklaşmıştır. Kasımpaşa da mücadele etmeye çalıştı ama genel görüntüleri iç açıcı değil. Ön bölge çok kötü. Takımı ayakta tutanlar kaleci Gianniotis ve Szalai'ydi.

Tedesco'ya tam not

Maç öncesi yaptığım ikili karşılaştırmada ortaya şöyle bir tablo çıktı; sistemi oturmuş olan takım Stuttgart. Fizik kondisyon olan takım Stuttgart ve topa sahip olma üstünlüğü olarak Stuttgart. Kısacası günümüz futbolunun istediği önemli ilkelerin birçoğunda rakip önde. F.Bahçe ne yapmalı? Önce doğru takım tertibi, ondan sonra doğru bir taktik plan, bilhassa savunma güvencesini hiç ihmal etmeden… Ve de takım ruhu ile mücadele. Öncelikle Tedesco dün ilk defa benden tam puan aldı. Nihayet Talisca'yı kulübeye çekti, şart olan sağlam Alvarezİsmail ikilisini orta sahada görevlendirdi. Taktik olarak da rakibe boşluk bırakmayan, alan daraltan savunma fırsat buldukça da hücum girişimlerinin işlerlik kazanması. Bir de skor avantajı yakalanınca daha elverişli bir ortam oluştu. İkinci yarıda rakibin daha yüksek tempo ile baskı uygulayacağı belliydi. Ama seyircinin de itici gücü ile futbolcular sınırsız enerjileri gündeme getirerek alışılmış fizik gücü eksikliklerini en aza indirdiler. Ve sonuçta da çok önemli ve takıma öz güven kazandıracak 3 puan geldi. İsmail ve Alvarez inanılmaz mücadele ettiler. İsmail için en önemli sorun hiç kendisine sakatlık problemi yaşanacak pozisyonlardan sakınmaması. Biraz daha hırsını rölantiye almalı. Skriniar hakikaten büyük deneyim, Tedesco'nun değişiklikleri de yerindeydi. Girenler de zaten son bölümde faydalı oldular.
Uzun yıllardır Avrupa'da bu kadar kötü bir hakem yönetimi görmedim.

Fenerbahçe’yi İsmail ve Tarık kurtardı

Fenerbahçe'deki gidişat hiç iç açıcı değil. Dün geceki maçı izledikten sonra bende şöyle bir kanaat oluştu: Bu takımın ligde hiçbir maçı garanti değil. Tedesco adeta ateşle oynuyor. Kasımpaşa maçından beri yazıyorum. Yüksek kaliteli Asensio fizik olarak tam hazır değil. Talisca ise fizik olarak tam bitik. Bu iki oyuncuyu bir arada oynatmak atletizme dönen günümüz futbolunun en önemli ilkesine ters düşüyor. Dün geceye bakıyorum. Bir de Talisca santrfor! F.Bahçe, bu modeli Kasımpaşa karşısında da denemiş, galip durumdayken 10 kişilik rakipten gol yiyip berabere kalmıştı. Eğer En-Nesyri'yi oynatmayacaksan işin kolayı var. Kerem'i koyarsın santrfora, Oğuz'u da sol açığa. Bu ikili bu şekilde milli maçlarda birçok defa birlikte süre aldı. Bu riskleri alıyorsun bir de üstüne sol bekte iyi futbolcu ama ciddi maç eksiği olan ve arkadaşlarını tanımayan Levent'i koyuyorsun. Skriniar cezalı olunca arızalı bir dörtlü defans ortaya çıkıyor. İşte bu şartlarda 2-0'lık skor avantajına rağmen ikinci yarıda az kalsın 2 puan uçuyordu. Bunu kurtaran iki kişi vardı. Biri yorgunluktan canı çıkan İsmail, diğeri de aynı Samsun maçı gibi çok zor bir vuruşu kurtaran kaleci Tarık. Tedesco'ya bir eleştirim daha var. Mert Müldür, kulübeye mahkum edilecek bir oyuncu değil. Üstelik Semedo da çok iyi oynamıyor. Eğer Tedesco, ciddi önlemler almazsa üst üste gelen Gaziantep ve Beşiktaş deplasmanları hayal kırıklığı olabilir.