Ömer Üründül

Ömer Üründül

Maximin sakat olmasa Oğuz yedekti!

Dün Kayseri'de çok ilginç bir maç izledik. Fenerbahçe ilk yarıda 3 farklı öne geçti. Aslında devrenin son dakikasında fark 1'e indi. Ancak çok rahat bir ortam olmasına rağmen Kayseri'nin tehlikeli atakları hiç bitmedi. İkinci yarıda daha da tempoyu artırıp hem gol aradılar hem de rekor sayıda korner kazanıyorlardı. Nitekim kornerde Livakovic'in zamanlama hatasıyla fark 1'e indi. İştahlı Kayserispor artık daha da tehlikeli olabilirdi. Ama En-Nesyri güzel bir kontratak ile Kayseri'nin direncini kıran golü attı. Ondan sonra da maç farka gitti. Gelelim genel gözlemlerime; hem yazılarımda hem TRT'deki programımda Mourinho'yu " Geçen sene Alanya'da çok iyi bir sezon geçiren başarılı kanat forveti Oğuz'u neden düşünmüyor?" diye eleştiriyordum. Dün gece Oğuz sahanın yıldızıydı. Eğer Maximin'in sakatlık sorunu olmasa Oğuz yine kulübede olacaktı! Mourinho'nun dün geceki önemli hatalarından biri rakip farkı bire indirmiş ve tüm riskleri alıyor. Bu oyunun santrforu En- Nesyri. Golü atmasa bile En Nesyri'nin çıkmaması lazım. Mert Hakan'ın ciddi maç eksiği olmasına rağmen ilk yarıda çok faydalı oldu. Çapraz koşularla Kayseri savunmasını bir hayli hırpaladı. Kayserispor'un rahat ortam bularak F.Bahçe'nin çok üstüne gelmesinin nedenlerine gelince; Kostic, yapısı itibarıyla kesinlikle sol bek oynayamaz. Bunun dışında Tadic de defansif görevi yerine getiremiyor. Fred'teki fiziki düşüş artarak devam ediyor. Amrabat da milli arada çok dinlenmiş ki ufak bir alanda kendini idare etmeye çalıştı.

Maximin realist futbol oynadı

Ulu Önderimizi 86. ölüm yıl dönümünde bir kere daha minnet ve şükranla anıyorum, ruhu şad olsun. Fenerbahçe, dün gece 90 dakika rakibine üstünlük kurdu. İlk devre atak girişimlerinin odak noktası Osayi, Mert Hakan, Tadic üçlüsüyle sağ kulvarda burada güzel varyasyonlar yapıldı. Tehlikeli ortalar geldi. Kaçan fırsatlar da vardı. İkinci devre de aynı görüntüde başladı. Sürekli gol arayan F.Bahçe, penaltıyla iyice rahatladı. Son 10 dakikaya girilirken de Amrabat'tan müthiş bir füzeyle 3. gol geldi. Sonuçta F.Bahçe kolay bir galibiyetle yarışa devam dedi. Gelelim genel gözlemlerime; Mert Hakan ve Samet ciddi maç eksiklikleriyle ilk defa ilk 11'de yer aldılar. Samet defansif görevini yaparken ilk golü de atan isimdi. Mert Hakan da sahanın en iyisiydi. Mourinho'nun düşünmesi gereken, takımda bazı formsuz isimler varken niye bu iki futbolcu bugüne kadar düşünülmedi. Bana göre En-Nesyri'nin iyice form tutması için oyundan çıkartmamak gerekir. Osayi, Mert Hakan'la birlikte takımın en iyisiydi. Djiku da iyi bir performans gösterdi. Maximin, bu sezon ilk defa realist bir futbol oynadı. Bu da ileriye dönük olumlu bir işaret. İlk defa oyundan çıkmadı, bir de güzel gol attı. İşi bilen usta bir ön libero Amrabat olumlu performansına bir de mükemmel gol ekledi. VAR hakemleri ne yazık ki protokolün bir numaralı ilkesi olan çok net kanıt olayını hâlâ öğrenemediler. Samet'in golünde ne gördüler de hakemi incelemeye çağırdılar?

Semih yerinde kendini buldu

İlk iki maçını kaybeden Beşiktaş, Lyon deplasmanında aldığı 3 puana dün de Malmö karşısında bir 3 puan daha ekleyince kendisine play-off için önemli bir şans elde etti. İlk devre Beşiktaş tedbirliydi, Malmö ise tipik bir deplasman stratejisiyle kontrollü anlayışını benimsiyordu. Beşiktaş'tan bu yarıda organize hiçbir atak çıkmadı ama hırslı, korakor bir mücadele görünüyordu. Çok net pozisyonun olmadığı devre golsüz noktalandı. İkinci yarı başladıktan sonra Malmö, Beşiktaş'ı gözüne kestirmiş ki ilk yarıdaki kompakt futbolunu bırakıp ofansif oyuna yönlendi. Bu tabloda karşılıklı orta sahalar kolay geçilip net pozisyonlar gündeme geldi. Onlar çok önemli 3 pozisyon harcadılar. Beşiktaş da 2 tane kaçırdı ama sonunda golü atan taraf oldu. Golle iyice morallendiler, sonra ikinci gol geldi. Malmö farkı 1'e indirmesine rağmen bitime 1 dakika kalmasıyla sıkıntı yaratmadı.
Semih, son derece hırslıydı. Gerçek yerine geçince bunu değerlendirmek istediği her halinden belliydi. Ama takımın ofansif organizasyonunun yetersiz oluşu, ileri 3'lünün uyumlu olmayışı Semih'i de mecburen bireyselliğe itiyordu. Güzel bir golle hem maçı hem de geceyi bitirdi. Gecenin yıldızı Svensson'du. Skorda denge varken %100'lük golü önlerken ilk golün de asistini yaptı. Beşiktaş'ta iki ciddi problem var. Dün 2-3 klas hareket yapsa da Rafa'da ciddi fiziksel düşüş gözüküyordu. Sakatlık geçiren İmmobile de fizik açıdan son derece yetersiz. Semih, dün gece kendisinden son derece çok daha kaliteli bir isim olmasına rağmen İmmobile'ye göre son derece mobil oynuyor.

Agresif oynadı

Dün gece Trabzon'da müthiş mücadele, maça damga vuran hakem ve VAR kararlarıyla ilginç bir maç izledik. Fenerbahçe ilk 15 dakikayı çok sıkıntılı geçirdi. Karşısında beklendiği gibi motive, hırslı ve agresif pres yapan bir rakip vardı. Sonra denge kuruldu ve F.Bahçe, En-Nesyri'nin mükemmel asistinde Fred'le skor avantajı yakaladı. İkinci devre yine Trabzon'un baskısıyla başladı. Sonra skandal bir VAR kararı geldi ve penaltıdan skor eşitlendi. Seyircisiyle birlikte Trabzon hücum girişimlerine devam etti, ardından ikinci penaltı golü geldi. Burada VAR'ın inceleme istemesi doğruydu. Sonra Mourinho hamlelere başladı, girenler doğruydu. Ama yürüyen Tadic'le formsuz Fred'i sahada tutarak ve çift santrfora dönerek rakibe aslında avantajlı bir ortam sundu. Sınırsız enerji harcayan Trabzonlu futbolcuların yorulmasıyla F.Bahçe yoğun bir baskı kurdu. Önce beraberliği buldu, sonra da uzatmanın son dakikasında Amrabat'la çok önemli 3 puanın sahibi oldu. Trabzonspor, sınırsız enerjiyle elinden geleni yaptı. Aynı uzun süre 10 kişi oynadıkları Beşiktaş maçı gibi. Uğurcan yine çok başarılı performans gösterdi. Benim en çok sevindiğim özel bir konu var, o da Trabzon seyircisinin hiçbir şekilde en ufak taşkınlık yapmadan maçı izlemeleriydi. Bütün temennim bu şekilde devam etmeleriydi. Oğuzhan Çakır'ın, Okay'ın kafa vuruşu öncesi çaldığı düdük yanlıştı. İkinci VAR skandalı da Trabzonspor ceza alanındaki pozisyonda incelenme istememesiydi.

Kalitesiz bir karşılaşma izledik

Dün gece RAMS Park'ta ligimizin düşük seviyesini belgeleyen kalitesiz bir derbi izledik… Galatasaray, rahatlıkla 3 puanı kazanırken, belki erken olacak ama yarışta çok da önemli bir avantaj elde etti. Okan Buruk, Beşiktaş'ı iyi analiz etmiş. Onların duran top ve yüksek toplardaki ciddi rahatsızlığını göz önüne alarak, sahanın uzak bölgelerinde dahi kazanılan duran toplardan sürekli ortalarla gol aramayı düşündüler. Nitekim ilk gol böyle bir pozisyonda geldi. İkinci gol de benzer şekildeydi. Asisti veren de aynı kişiydi, sadece golü atanlar farklı isimlerdi. Çok iyi futbol mu oynadı, 'hayır' ama Galatasaray'ı zorlayacak bir rakip yoktu. Sahanın yıldızı Sanchez'di. Torreira bildiğimiz Torreira'ydı. Sallai'yi, en çok da Sara'yı beğendim. Beşiktaş'a gelince sergiledikleri futbol tam bir hayal kırıklığıydı. Okan Buruk, İcardi'den vazgeçemediği için çift santrforlu, üçlü defans uygulatmaya başladı. Bu düzene karşı pozisyon olarak zorlamanız için önde kenarlarda hızlı oyuncularınız olacak. Ne Semih ne Rafa Silva bu tipte oyuncular değil. Rashica sakat olduğundan elinde bu tarzda sadece Muçi vardı. Çoğu maç oynattığın Muçi'yi niye 11'de oynatmadın? Sıradan bir İsveç takımı bu düzendeki Galatasaray'a bir devrede 3 gol attı. Son saniyede de dördüncüyü kaçırdı. Ben sezon başladıktan sonra 'İmmobile ile Rafa Silva çok önemli oyuncular ama fiziki düşüş başladı' dedim. Dün ikisi de sahada yok gibiydi. Birçok takımda bu tip yabancılar var. Bunları fazla göklere çıkarmayacaksın. Derbiyi anlatan kardeşim maç başında İmmobile'yi methetti. '8 golle gol kralı' dedi ama bunların 5'inin penaltıdan olduğunu belirtmedi.

Sanchez ve Yunus maçın en iyileriydi

Dün gece futbol kalitesi vasatı aşmayan ama Sloven hakemin (Matej Jug) üst düzey temaslı futbola müsaade etmesiyle seyir zevki güzel bir 90 dakika izledik. Elfsborg, atletik ve çok koşan ama teknik kapasitesi zayıf ve takım savunması arızalı bir ekip. G.Saray, ilk yarıda göze hoş gelen bir oyunla etkili ataklar yaptı, pozisyonlarla 3 gol buldu. Bu arada rakibin de kalesinden başlayan uzun toplarla G.Saray'ı hücumda zorladığını gördük. İkinci devrenin başında Osimhen ile çok net bir gol kaçtı. Ondan sonra rakibin golü geldi. Ben günümüz futbolunda her zaman çift santrforlu oyun düzenine karşıyım. Okan Buruk, madem böyle düşünüyor saygı duymak lazım. İş sıkıştığında da gerekli hamleyi yapmak gerekiyor. Fark ikiye indiğinde bence bir forveti ve Mertens'i çıkarıp işi garantiye almak gerekirdi. Çünkü Avrupa'nın en vasat takımları bile fizik olarak senden daha iyi durumda. Sonra bir penaltı golüyle fark 1'e indi. Kısa süre sonra da rakip çok net bir beraberlik fırsatını değerlendiremedi. Sonra iki değişiklik yaptı. İş hiç iyi gitmiyordu ama Yunus, müthiş inatçılığıyla iki kere kaybedilen pozisyonun devamında mükemmel bir gole imza attı ve takımını rahatlattı. Buna rağmen uzatmada G.Saray, 1 gol daha yedi. Son saniyede neredeyse hüsran yaratacak bir 4. golü Günay kurtardı. G.Saray, pozisyonlar verip 3 gol yemesine rağmen savunmada Sanchez'i beğendim ama bana göre maçın ismi Yunus Akgün'dü.

Adam eksiltemeyen kanatlarla olmaz!

F.Bahçe aynı Göztepe deplasmanı gibi son dakikada yediği golle bir puana razı oldu. Mourinho'nun düşündüğü ilerideki üç forvetle tempolu, etkili ve pozisyon açısından zengin bir futbol oynaması mümkün değil. Tadic, adam geçemiyor. Devamlılığı yok. Dzeko gittikçe ağırlaştı, adam geçemez, Kostic de öyle. Bu tabloda F.Bahçe rakip defansın hatası ile skor avantajı yakaladı. Sonra geride takım savunmasına ağırlık vererek alan daralttılar. İki stoper, tehlikeli santrforu tesirsiz hale getirdi. Bu bölümde F.Bahçe, Mert ile 90 dakikadaki en organize atağında ikinci golü kaçırdı, bir de Livakovic'in kurtarışı vardı. İkinci devre başında skora denge geldi. Bu Samsun'a moral oldu. İşler kötüye giderken Mourinho 3 hamle birden yaptı. Maximin girer girmez ikinci girişimde golü attı. Sonra oyun F.Bahçe'nin kontrolüne girmiş görünüyordu ama Oosterwolde'nin sakatlanmasından sonra saha içi dengeleri tamamen Samsun lehine geçti. Bu baskıdan bir türlü kurtulamadılar. Bir pozisyon En Nesyri ile var... Topu iyi aldı ama aşırtma vuruşu çerçeveyi bulmadı. Son dakikada da beraberlik golü yendi. Bana göre bu golün öncesinde Djiku'ya faul vardı. Sonuçta önemli 2 puan kaybedildi. Genel olarak baktığımızda yazının başlığında da söylediğim gibi forvet hattındaki bu kadro yapısı etkili ofansif futbola imkân vermez. Günümüz futbolunda adam eksiltme özellikleri olmayan, kanat forvetleri ile oynayan bir takım yok. Amrabat uzun arada fizik açıdan gerilemiş, Fred ise gün geçtikçe fiziksel olarak geri gidiyor. Önemli santrfor En- Nesyri son 10 dakikada beşinci değişiklik olarak oyuna giriyorsa bunun bir nedeni olmalı.

Sallai’yi kazandı

Galatasaray karşısında öyle bir takım buldu ki kazanmak için çok fazla şeyler yapmasına gerek yoktu. Antalyaspor kolay top kaybediyor, hücumda etkili olamıyor. Top rakipteyken pres yapamıyor ve geride doğru yerleşemiyordu. Bu önemli ilkeleri yerine getiremeyen bir takımın yapabileceği fazla bir şey yoktu. Galatasaray çok fazla zorlanmadan güle oynaya kazandı. Okan Buruk dün gece Sallai'yi kazandı. Berkan, ihtiyaç duyduğunda hangi bölge olursa olsun 'Ben görev yerimde sırıtmam' mesajını verdi. İcardi de yine koşmadan 2 gol atarak moral depoladı! Mertens de ilk yarıda kalitesini yine açıkça gösterdi.
Okan Buruk, şansına da güvendiğinden gereksiz maceraları çok seviyor. Daha süre varken iki farklı önde olduğuna güvenerek mi çift santrfora dönüyorsun. Sakatlıkları olan Osimhen ve Barış Alper'i bozulan zeminde 15 dakika için niye riske ediyorsun? Osimhen jeneriklik bir gol attı ama ya sakatlığı nüksetseydi! Türkiye Ligi'nde İstanbul'un 3 büyüklerini biraz zorlayacak 3 takım var. Diğerleri karşısında puan kaybetmezler. Ancak hediye ederler. Sizlere iki çarpıcı örnek. Birincisi; Göztepe karşında 2 farkı koruyamayan F.Bahçe ve Kasımpaşa karşında 3 farkı koruyamayan G.Saray.
Son olarak Okan Buruk'a çok önemli bir tavsiyem var. Bu maça aldanıp sakın çarşamba günü Avrupa Lig'inde oynayacağı İsveç takımının karşısına da çift santrfor çıkma. Unutma o takım son maçta Roma'yı mağlup etti!

Hakemler maçlara sağlıklı çıkamıyor

🔴 Kulüplerimiz özellikle hakemlerden çok şikâyetçi, Türkiye Futbol Federasyonu ise 'bu sorunu çözeceğiz' diyor. Sizce umut var mı? Federasyon, son derece iyi niyetli bakış açısı içinde. Ama unuttukları bir şey var. Bizim içinde bulunduğumuz futbol iklimimiz, olumlu değişikliklere asla imkân tanımıyor. Bunun da en büyük nedeni, dünyada benzeri olmayan büyük takımlar olayıdır. Bu takımlar arasındaki rekabetle birlikte başkan, yönetici, taraftar, teknik adam ve futbolcu baskıları yüzünden hakemler maçlara zihinsel olarak sağlıklı çıkamıyorlar. Bu nedenle de ortadan kalkması mümkün gözükmüyor. Bu tablo 30-40 senedir de böyle.




YABANCI HAKEM İÇİN BEN DE PES ETTİM!

🔴 Sizin yabancı hakemlere bakış açınız nasıl? Özellikle VAR odasına yabancı hakem gelmeli mi? Geçen sezon yaşanan bir dizi tatsız olaydan sonra TRT'deki programımda bir yorum yapmıştım. O gün ne dediysem hâlâ arkasındayım. O programda şunları söylemiştim: "Bugüne kadar, yabancı hakemin gündeme geldiği zamanlarda ilk ciddiyetle karşı çıkan bendim. Ama artık ben de pes ediyorum. Yabancı hakem şart oldu." Bugün geri dönüp baktığım zaman ocak ayında söylediğim sözlerin tamamen arkasındayım. Aynı görüşteyim. Evet artık yabancı hakem şart. Bana sorarsanız çok geç bile kalındı.

GÖKLERE ÇIKARIP YERE BIRAKIYORUZ

🔴 Galatasaray'da Okan Buruk hem çok eleştiriliyor hem övülüyor. Gördüğümüz kadarıyla bu işin ortası yok. Siz Buruk'u başarılı buluyor musunuz? Yapılanlar haksızlık mı? Bizde bir özel olay var. Kazanıldığı zaman teknik adamlar göklere çıkartılıyor. İşler biraz ters gittiği zaman da yerden yere vuruluyor. Okan Buruk'u bazı maçlarda yaptığı teknik hatalardan dolayı ben de eleştiriyorum. Ama 2 sene şampiyon olmuş bir takımın hocasından bahsediyoruz. Bu sene de lider durumda olduğunu unutmayalım. Kesinlikle başarısız demem. Genel bir eleştirim yok. Ama maçtan maça kritiklerim oluyor.

MİLLİ ARA BÜYÜKLERİN RİTİMLERİNİ BOZUYOR

🔴 Milli maçlar için verilen araların ardından takımlar zaman zaman sorun yaşıyor. Siz bu kez sürprizler bekliyor musunuz? Her zaman milli maçlar için verilen aralardan sonra özellikle büyük takımlar Süper Lig maçlarında değişken performans gösterdiler. Bu yüzden de bu hafta ile birlikte aynı şeyin devamını görebiliriz. Bunun nedeni de şöyle; her 3 günde bir maç oynayan takım ona alışmışken ara giriyor ve ritimlerinde uzaklaşıyorlar. Milli takımlarına giden oyuncular yüzünden de teknik adamlar istedikleri ortamı bulamıyor. Kafalarındaki taktik çalışmaları yaptıramıyorlar.




PRİM VERMEK NORMAL VİLLA YORUMA AÇIK!

🔴 Türkiye Futbol Federasyonu'nun 2024 Dünya Kupası'na katılmak için milli yıldızlara villa hediye edecek olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? 1954'te katıldığımız organizasyonu saymazsak tarihimizde sadece bir kez Dünya Kupası'na katıldık. 2002'de Japonya-Güney Kore ortaklığında yapılan turnuvada üçüncü olduk. ABD-Kanada-Meksika ortaklığında düzenlenecek 2026 Dünya Kupasına katılmak artık ihtiyaç oldu. Bunun için futbolculara yüksek prim vadedilmesi normal. Ama bu para mı olmalı villa mı olmalı yoruma açık.