CANLI
SKOR
Ömer Üründül

Ömer Üründül

Fred’te ciddi bir düşüş var!

Fenerbahçe ilk 20 dakikada Saint Gilloise fırtınasına tutuldu. Müthiş bir tempo ve hızlı hücumlarla bu bölümde sürekli F.Bahçe'nin üstüne gittiler. Hatta ilk dakika dolmadan az kalsın gol atıyorlardı. F.Bahçe pas yapamıyor, rakibi karşılayamıyor, ileri çıkamıyordu. Oyunu 2 kurtarışla Livakovic tuttu. Sonra takım kendine geldi. Futbolcular anladı ki fizik olarak sahaya bir enerji yansıtmazsak iş kötüye gidiyor. Çağlar'ın attığı gol de moral getirdi. Bu şekilde devre tamamlandı. İkinci yarı da kontrol F.Bahçe'deydi. Rakip 10 kişi kaldıktan kısa süre sonra ikinci gol de gelince F.Bahçe çok rahatladı. Maç o dakikada bitmişti. Ama konsantrasyonunu kaybederseniz hiç beklenmedik anda sürprizlerle karşılaşırsınız. Osayi gereksiz bir penaltıya sebep olunca ikinci sarıdan, kırmızı kart gördü. Livakovic penaltıyı kurtardı. Ama F.Bahçe o morale rağmen gol yedi. Neyse ki maç 3 puanla tamamlandı.
Gelelim genel gözlemlerime; Amrabat, iyi tanıdığım bir oyuncu. Çok deneyimli, yer tutmasını bilen, iyi top kullanan önemli bir ön liberodur. Dün takıma da yavaş yavaş ısındığını göndüm. Oosterwolde belli bir istikrarı olan bir oyuncu. Ancak Fred'de ciddi bir düşüş var. En-Nesyri, F.Bahçe için çok önemli bir santrafor. Fizik olarak hazır olmamasına rağmen bütün pozisyonların içindeydi. Rakibine kırmızı kart görmesini sağlayarak görevini tamamladı. Mourinho, En-Nesyri'de ısrar etmeli...

Günay’ın büyük katkısı oldu

Dün gece 90 dakika kıran kırana bir maç izledik. G.Saray, ilk yarıda oyunun tek hakimiydi. Çok etkili atak geliştirdi ancak PAOK, iyi yerleşimli alan savunması uyguluyor, yüksek toplarda da geçit vermiyor. Buna rağmen gole yakın birçok atak oldu ve soyunma odasına beraberlikle gidildi. İkinci yarıya G.Saray golle başladı. Ancak golden kısa süre sonra oyunun kontrolü PAOK'a geçti. Arka arkaya tehlikeli atak girişimlerine başladılar. Bu arada Okan Buruk'un mutlaka hamle yapması gerekiyordu ama yapmadı, sonunda da skoru eşitlediler. Maçın artık zorluk derecesi artmıştı. Rakip de morallenmişti. Bu arada Okan Buruk bütün riskleri göze alıp İcardi ile çift santrfora dönecek, Kerem Demirbay ile de Mertens'i değiştirecekti. Bu rakibe ciddi avantaj sağlayacak bir hamle olurdu. O anda G.Saray çok organize bir şekilde Yunus Akgün ile güzel bir ikinci gole imza attı. Doğal olarak Okan Buruk da o değişiklikten vazgeçip Osimhen'i çıkarıp İcardi'yi oyuna aldı. Son saniyelerde de İcardi, maçı bitiren golü attı. Heyecan dolu maç son dakikaya kadar devam etti. Sonuçta G.Saray, çok önemli bir 3 puanı iyi oynayarak kazandı. Bütün takım iyi niyetle mücadele etti. Ben Jakobs'u çok beğendim. Yalnız bu galibiyette kaleci Günay'ın da büyük katkısı olduğunu göz ardı etmeyelim. Çünkü ilk devre biterken PAOK maçın belki de en net pozisyonunu buldu ve Günay başarılı refleksle kurtardı.

Tadic-Dzeko ile başarılı olunmaz

G.Saray çok önemli bir deplasman derbisinde nasıl oynanması gerekiyorsa öyle oynayarak 3 puanı kazandı. Disiplinli ve hırslıydılar. İyi yardımlaşma yaptılar. Maçın ilk 15 dakikası hariç kontrol hep ellerindeydi. Takım oyunu oynadılar. Bütün futbolcular görevlerini yaptı. Ben en çok Yunus'u beğendim. Bu kadar olumlu performans göstereceğini herhalde kimse beklemiyordu.
Okan Buruk tabi ki takımını başarıyla yönetti. Bu kadar oyuncu değiştirmişken, maç güvenli bir skor ile devam ederken Batshuayi'yi hiç düşünmeyişini çok yadırgadım. F.Bahçe'nin bu kadar olumsuz bir saha içi performansı göstereceğini kimse tahmin etmiyordu. Ama unutmamak lazım ki bu tip zorlu maçlarda Tadic-Dzeko ikilisiyle oynarsanız, başarılı olmanız tesadüflere kalır. Diğer oyunculara baktığımız zaman Szymanski bal yapmayan arıydı. Medyanın yüzde 95'inin olmazsa olması Fred son derece kötü oynadı. Eğer Maximin kişisel dribblinglerle sahne almasa F.Bahçe'nin karşı kaleyi zorlaması da hiç mümkün olmazdı.
Ferdi ve Osayi-Samuel hücumlara sürekli kuvvetli fulelerle destek veren iki bekti. İkisi birden olmayınca hücum gücü iyice arızaya uğradı. Tekrar En-Nesyri üzerinde duruyorum. Mourinho'nun çok istediği bu santrforu neden hazırlayamadığını anlayamıyorum. Hazır olmasa bile maça girdiği kısa sürede rakip kaleyi zorladı. Ama zihinsel olarak hazır olmadığından gol katkısı sağlayamadı.

En-Nesyri hazır değil

Fenerbahçe, ilk yarıda oyunun kontrolünü elinde tutan taraftı ama ciddi üretkenlik sıkıntısı vardı. Çünkü tempo düşüktü. Ağır gelişen ofansif girişimlere hareketlilik kazandıran tek isim vardı: Maximin… Çabukluğu ve dribbling yeteneğiyle iki kere sahne aldı. Önce çok güzel bir gol attı sonra da sıfıra inerek penaltı kazandırdı ve takımı rahatlatan isim oldu. Bu devrenin en ilgimi çeken tarafı, 2-0'dan sonraki kısa bölümde Fenerbahçe'nin kalesinde çok net iki tehlike yaşamasıydı. İkinci yarıda oyunun kontrolü Kasımpaşa'ya geçti. Fenerbahçe, rakibini önde ve orta sahada karşılayamadığından ataklar, hep 18 civarına geliyordu. Maximin çıktıktan sonra da geniş alan sprinteri kalmadığından Fenerbahçe kontrataklarda da istediği pozisyonları çok az bulabildi. Sonuçta G.Saray derbisi öncesi, iyi bir takımdan 3 puan alındı. Gelelim genel gözlemlerime; Fenerbahçe takım savunmasında sıkıntılar yaşadı. Bunun nedenleri, Tadic alışılmış biçimde fizik açıdan güçsüz. Maximin'in defansif katkısı zayıf. En- Nesyri hazır değil. Takımın önemli yıldız oyuncularından Fred de pasif bir görüntü çizince sahanın en iyisi İsmail ve geri dörtlü ağır yük taşıdı. İşte bu yüzden de Kasımpaşa, umduğundan daha fazla tehlikeli atak şansı yakaladı. En-Nesyri, F.Bahçe için çok önemli bir santrfor. Onun kondisyon idmanları yapması ve maç oynaması gerekiyor.