CANLI
SKOR
Ömer Üründül

Ömer Üründül

Elinden kaçırdı

Galatasaray, seyircisinin büyük tezahüratıyla maça çok iştahlı ve pres yaparak başladı. Ancak 4. dakikada dezavantaja düştü. Bu çok önemli bir handikaptı. Çünkü oyunu zorladıkça fiziksel problem de çıkacaktı. Mutlaka kısa sürede skoru dengeye getirme mecburiyeti vardı. Rakibin kendi kalesine attığı golle 20. dakikada beraberlik golü geldi. Bundan sonra maç korakor bir mücadeleye döndü. Galatasaray, takım halinde iyi mücadele ediyordu. Barış biraz dikkatli olsa öne de geçebilirlerdi.
İkinci devrede kısa bir bölüm sonra G.Saray, oyuna ağırlığını koymaya başladı. Simeone çok deneyimli bir teknik adam. Son maçını kazanacağını düşünerek 1 puanın altın değerinde olduğunu biliyordu. Takım savunmasına ağırlık verdi, değişiklikleri de bu yöndeydi. Oyunu kendi sahasında kabul ettiler. G.Saray bunu fırsat bilerek bayağı yüklendi ama savunması her zaman güçlü olan rakip karşısında pozisyon çıkmıyordu. İşler son 10 dakikaya kadar yolunda gitti. Ondan sonra Atletico Madrid baskısı geldi. Bunu da Uğurcan'ın 2 kurtarışıyla hasarsız atlatarak maçı beraberlikle bitirmeyi başardılar. Hatta 90. dakikada Sara ile galibiyet golü gelebilirdi. Daha da önemlisi son saniyelerde Sara, maçın en net pozisyonunu kaçırdı.
Sonuçta; G.Saray kendisini ilk 24'ün içine atmış oldu. G.Saray, güçlü bir rakibe karşı çok iyi mücadele edip çok iyi oynadı. Sane zaman zaman kalitesiyle sahne aldı, Lemina ve Torreira müthiş savaştı. Ayrıca dün gece mükemmel bir hakem seyrettik. Galatasaray'ı performansından ve play-off'a kaldığı için kutluyorum.

Takımın en çalışkanı Orkun Kökçü!

Beşiktaş uzatmanın son dakikasında bulduğu golle hem üç puanı aldı hem de önemli bir seyirci sıkıntısından kurtuldu. Baştan sona mücadeleli bir oyun izledik. Beşiktaş kazanma arzusuyla hırslı oynadı. Ama defans bloğu ve Kartal ile Orkun'un gösterdiği müthiş direnci diğer arkadaşlarında göremedik… Abraham en kariyerli oyuncu fakat oyunda çok az görünüyor. Kritik golü atmasına rağmen El Bilal Toure'nin performansı yetersiz. Üstelik de yapısı kanat forvetine uygun değil. Rashica, Abraham ile birlikte çift santrfor gibi oynadı ama etkisizdi. Bu bölgenin en önemli isimlerinden biri olan Cerny de fizik açıdan yetersiz göründü. İkinci devre oyun çok sürat kazandı. Bu yarının ilk 20 dakikasında Kayserispor'un da çok tehlikeli atak girişimleri vardı. Ama son tercihlerde hatalar yaptılar, çok iyi hazırlanmış tek net pozisyonlarında da Mane, bomboş arkadaşına vermek yerine kaleye vurmayı tercih edince Ersin'i geçemedi. Sonra Beşiktaş tek kaleye döndü. Yoğun bir baskı kurdular. Sergen Yalçın hamleler yaptı. Ortadan delemeyince hücum girişimlerinin odak noktası bilhassa Cengiz'in ani ters ayakla yaptığı sert ortalar oldu. Onlardan da golü bulamadılar. Ama takımın en çalışkan ve verimli ismi kaptan Orkun'un ortası golü getirdi. Bu gol de karabulutları şimdilik dağıttı. Uduokhai de iyi görev yaptı. Kayserispor iyi mücadele etti. Son saniyedeki gole kadar iki stoper müthiş oynadı. Belki maç berabere de bitebilirdi ama teknik direktör Djalovic'in yaptığı gereksiz değişiklikler takımı olumsuz etkiledi.

Avrupa’da işi zor

Gaziantep'in sınırlı bir kadrosu var. Böyle bir takımın önemli 5 oyuncusu eksikse yapacakları tek şey var. O da çok koşup, mücadele edip, disiplin içinde direnç göstermek. Bunu da başararak çok önemli puan aldılar. İlk 30 dakikada Galatasaray'ın beklenen hücum presi alışılmış biçimde gündeme gelmiyordu. Çünkü önde presin başlangıç noktası Osimhen yoktu. Orta sahada da takımın iki kişilik pres dinamosu Torreira yoktu. Dün en aklıma yatmayan olay şu oldu; ilk yarım saat Gaziantep hep topla çıkmak istedi. Hep de kaptırdılar. Ama Galatasaray'ın, kaptığı topları hiçbir varyasyonla pozisyona dönüştürememesi gerçekten ilginçti. Kaleye tek isabetli şut yoktu. İkinci yarıda Galatasaray'ı daha zor bir ortam bekliyordu. Artık rakip daha geride garantili pas yoksa uzun oynuyordu. Bu da Galatasaray'ı ciddi bir pozisyon sıkıntısına soktuğu gibi ilk yarının aksine savunma güvencesini de olumsuz etkiledi. Bir de üstelik skor dezavantajına düşüldü. İşler çıkmaza girmişti ama Barış Alper, rakip sol bekin bir hatasını değerlendirip yakaladığı şans topuyla beraberliği getirdi. Sonraki baskı gol getirmediği gibi uzatmanın son dakikasında rakibin net pozisyonu kaçırmasından sonra Galatasaray yenilgiden kurtulmuş oldu. Okan Buruk'un bana göre en büyük hatası, üretkenliğin sıkıntıya düştüğü dönemde çok iyi taç atan Kazımcan'ı maça almamasıydı. Zaten beraberlik de öyle geldi. Takımda büyük fiziksel düşüş var. İlkay, Sane, Yunus güçsüzdü. İcardi'yi zaten saymıyorum. Atletico Madrid maçı bu görüntüde iyice zora girdi. Tabii ki Torreira ile Osimhen takıma girecek. Ama bu yeterli olur mu?

Demek ki ciddi sorunlar vardı

Fenerbahçe, 45-60 arası hariç sahanın tek hakimiydi. Erken skor avantajı yakalandı. Devre sonuna kadar ikinci gol için rakibi oldukça zorladılar. Bu arada takım savunması da hiç arıza göstermedi. İkinci devre başından itibaren Samsunspor biraz hareketliydi. F.Bahçe de bu 15 dakikalık bölümde topu rakibe bırakıp bekleme yaptı. Sonra tekrar hücum girişimleri başladı. İkinci golü de bulup 90 dakikanın sonunu rahatça getirerek G.Saray'ın rakibi oldular. Gelelim genel gözlemlerime; Musaba takıma yeni gelmesine, arkadaşlarını tanımamasına rağmen etkili bir performans sergiledi. Bunun yanında iki golün de asistini yaptı. Kısacası başarılı oldu, taraftarı heyecanlandırdı. Buradan çıkan çok önemli bir sonuç var. Demek ki F.Bahçe'nin dün geceye kadar ileri ucunda ciddi problemler var. Samsun maçına da baktığımızda Duran güzel bir gol atmasına rağmen sahada çok az görünüyor. Günümüz futbolunda bir santrforun çok daha oyunun içinde olması gerekir. Kerem'deki problem net ortada. Hırslı, iyi şeyler yapmak için çabalıyor ama bir türlü çalımlarla rakip eksiltemiyor. Bana göre problemi fiziksel. Asensio kaliteli oyuncu ama o da kopuk kopuk oynuyor. İşte bu yüzden iki ön liberoyla defansa her zaman fazla yük biniyor. Ofansif girişimlerde de devamlılık sağlanamıyor. Samsunspor'a da gelince eğer kadrosu dar bir takımın direkt 5 oyuncusu yoksa yapabilecekleri tek şey sadece mücadele edebilmekti. Onu da yaptılar. Daha fazlasını da yapamazlardı.

Trabzon kayboldu

Galatasaray, Gaziantep'te 90 dakika boyunca yüksek tempoya çıkmadan farklı bir galibiyet aldı. İlk yarıda oyunu tamamen domine ettiler. Rakibi oldukça zorladılar. İki de gol buldular. Galatasaray ikinci yarıya iki farklı skorun da rahatlığı ile biraz durgun başladı. Ve Trabzonspor'un farkı bire indiren golü geldi. Okan Buruk herhangi bir tehlike altına girmeyeyim diye hemen kulübeden Torreira hamlesini yaptı. Daha sonra hamleler geldiği gibi 2 gol daha attılar. Sonuçta Galatasaray istenilen neticeyle sahadan ayrıldı.
Sallai iyi top oynadı, özellikle ilk yarıda çok etkiliydi. Leroy Sane yüksek kalitesiyle zaman zaman etkili biçimde sahne aldı. Zaman zaman da dinlenmeye çekildi. Eren maç eksiğine rağmen başarılıydı. Barış Alper de yine hızıyla lokomotif görevini yaptı. Yunus ise futbolu iyi bildiğini dün de belgeledi. Okan Buruk maçın rahatlığıyla oyuncularını dinlendire dinlendire kullanarak finale hazırlanmış oldu.
Gelelim Trabzonspor'a; öncelikle yeri geldikçe vurguluyorum, eldeki kadro çok sınırlı. Bu tip bir kadroda eğer üç bölgede çok önemli eksiğiniz varsa (Onuachu, Oulai, Mustafa Eskihellaç) işler tabii ki çıkmaza girer. Ama her şeye rağmen bu kadar teslimiyetçi olmamaları gerekir. Üstelik de Galatasaray 90 dakika fizik açıdan güçsüz İcardi ile oynadı. İlk 60 dakikada da takımın iki kişilik pres dinamosu Torreira olmadan mücadele etti. Bu şartlarda Trabzon'un bu kadar sahada kayboluşu da düşündürücü.

Maçı beraberliğe bağlamalıydı!

Dün gece, futbol kalitesi düşük ama mücadele dozu yüksek bir derbi izledik. Tedesco, ilk 11'i bile sahaya çıkarmakta şartlar gereği çok zorlandı. Bunun yanında da oyun içinde de hamle şansı çok yetersizdi. Aslında, Tedesco normalde bir maçta 4-5 oyuncu değiştiren bir teknik adam. Bu şartlarda F.Bahçe bana göre iyi mücadele etti. Bir ara ikinci yarıda kısa bir bölüm sıkıntılar yaşadı, orada da Tarık başarılıydı. Son bölümde 3 genç sahaya girdi. Eleştirilecek en önemli konu, bu kadar eksik varken oyunun uzatma bölümünde önemli bir hata ile maçı beraberliğe bağlayamamaktı. Genç Bartuğ iyi görev yaptı. Asensio beklenen performansı sergileyemedi. Szymanski kendine güvenini kaybetmiş durumda. Bu açıkça görülüyor. Ama bana göre en büyük problem Oğuz Aydın. Böyle meziyetli bir oyuncu nasıl bu kadar kötü oynayabilir! Belli ki kendine bakmıyor. Kerem de milli takımda oynadığı görev yerinde çalışkandı ama üretemedi. Tabii kendisine de yardım gelmedi. F.Bahçe açısından en olumsuz görüntü, penaltı golü dışında rakip kaleye tek şutun gelmemesiydi. Beşiktaş, çok iyi oynamasa da hırslıydı. Bunun da nedeni sahasındaki son derbideki yenilgiydi. İyi mücadele ettiler, pres yaptılar. Sergen Yalçın rakibine göre olan ciddi kulübe artısını yerinde kullandı. Cerny kalitesi ile öne çıkan isimdi. Sergen Yalçın herhalde dün gece anlamıştır ki Cerny'nin yapısı sağ öndür! Orta saha özelliklerine sahip değil. Dün belgelendi.

Duran’ın golü buram buram kalite koktu!

Fenerbahçe iyi bir ilk yarı sergiledi. Belki tempo yüksek değildi ama sahada organize bir futbol vardı. Oyunu 45 dakika boyunca domine ettiler. 2 de güzel gol geldi. İkinci devre ise biraz geçen haftaki Konya maçına benzedi. Durgun bir başlangıç ve rakibin baskısı. Bu bölümde de Eyüpspor biri direkten dönen yüzde 100 pozisyon olmak üzere 3 gol kaçırdı. Tabii ki Tedesco'nun bunun nedenlerini düşünmesi gerekiyor. Sonrasında oyun tekrar dengelendi. Sonra da 3. gol geldi ve bu şekilde Fenerbahçe 3 puanın sahibi oldu. Şimdi gelelim genel gözlemlerime; Levent Mercan, fizik olarak değil ama yetenek ve futbol aklı olarak Archie Brown'dan daha faydalı futbolcu. Talisca'nın yükselişi devam ediyor. Ama sakatlandı. Kerem Aktürkoğlu'nun durumu ise çok ilginç. Maç başında hırsı yüzünden okunuyordu. Önemli bir şeyler yapmak istiyordu ama maçta hiçbir şey yapamadı. Bu sıkıntıyı kendisinin çözmesi lazım. Jhon Duran, oyunda genelde gözükmüyor. Etkili bir hücum presi de yapmıyor. Ama ikinci golün hazırlanışındaki pas organizasyonunda önemli bir katkı verdi. Attığı gol de buram buram kalite koktu. Ama bir santrforun çok daha önemli icraatlar yapması gerekiyor. Eyüpspor'da aslında iyi futbolcular var. Ama onların yönetim problemi dolayısıyla zihinsel olarak rahat olmadıkları görülüyor. Oyuncular gerçek performanslarını gösteremiyorlar.

Montella gibi düşünmeli!

Fenerbahçe ilk yarıda organize bir futbol sergiledi. Bunun yanında da 3 gol atıp, 4 de net gol kaçırdı. Bu arada Kerem Aktürkoğlu ilk defa sahneye 40. dakikada çıktı. Duran da kazandırdığı ucuz penaltı dışında sahada yoktu. Peki bu şartlarda nasıl böyle bir etkinlik oldu? Çünkü Konyaspor, takım olarak sahada yoktu. İkinci yarıda ise Fenerbahçe tamamen durdu. Bundan faydalanan Konyaspor da prestij mücadelesine geçti. Bazı tehlikeli pozisyon da buldular. Skriniar ve Ederson bayağı ter attılar. Maçın sonlarına doğru ise F.Bahçe 4. golü de bulup 3 puanı kazandı. Talisca'nın ikinci golü gerçekten mükemmeldi. Gelelim genel gözlemlerime... Niye iki çok farklı devre sergilendi? Çünkü Asensio ile Talisca birlikte uzun süre oynadıklarında yüksek tempolu ve etkili bir oyun oynamak mümkün değil. Bu dün gece de görüldü. Mert Müldür uzun zaman sonra forma buldu, yine görevini başarıyla yaptı. Çünkü istikrarlı bir oyuncudur. Tedesco niye Oğuz'a az şans veriyor anlamadım, onu mutlaka kazanması lazım. Fred'de gelişim açıkça gözüküyor, bu iyi haber. Duran'ın ise ne yaptığını ben anlayamıyorum. Bilhassa arkadaşlarıyla hiçbir bağlantısı yok. Üstelik yine bir sakatlık geçirdi.
Benim Tedesco'ya bir tavsiyem var. İki santrfordan istediği verimi alamıyor. Bana göre Talisca'nın yapısı santrfora hiç uygun değil. Bir de Montella modelini denese. Milli Takım'da Kerem santrforu başarılı oynuyor, çok da iyi hücum pres yapıyor. Ayrıca Oğuz Aydın'la da Milli formada iyi bağlantı kurabiliyor.

Trabzon’da odak noktası Zubkov

Dün gece Papara Park'ta heyecanlı, 6 gollü bir maç izledik. Trabzonspor, karşılaşmaya hızlı, atak ama çok dağınık başladı. Bunun sonucunda da Beşiktaş, ilk devrede 3 güzel gol buldu. Maçın görüntüsü, Beşiktaş'ın farkı daha da artıracağı şeklindeydi ama kırmızı karttan sonra saha içi dengeler tamamen değişti. Trabzonspor 2. yarıda çok yoğun bir baskı kurdu. Ancak Beşiktaş için iki çok önemli an vardı. Bir i ikinci yarının başında Onana'nın kurtarışı ve de maçın kırılma anı sayılacak Jurasek'in tek farklı skor avantajı varken boş kaleye atacak arkadaşına pas vermeyerek topu auta atmasıydı. Bunların dışında Trabzonspor, alan daraltan 9 kişilik savunmaya karşı birçok şeyi denedi. Aslında bu tek kalede en çok aranan isim Onuachu'ydu. Bastırıyorlar ve üretemiyorlar. Hücum girişimlerinin odak noktası Zubkov'du. Zaten onun gayretleri ve golüyle beraberliği kurtardılar. Trabzon'daki sorun şu; kadro derinliği yok. Üstelik Onuachu ile Pina'nın da benzer alternatifleri yok. Beşiktaş'a gelince en büyük problem; gereksiz kart görmeleri. Orkun işin vahametimi anlamış değil. Maç başında yaptığı harekete kırmızı çıksa kimse bir şey diyemezdi. Rashica'yı yorulana kadar çok beğendim. Üç golün hepsi güzeldi. Bana göre takımın en iyisi , Ndidi'ydi. Tabii Ersin'i de 3 gol yemesine rağmen başar-ı lı buldum. Sergen Yalçın, F.Bahçe maçındaki hataya düşmedi ve kulübede sağlam durdu. Deplasmanda 1 kişi eksik maçı kaybetmedi, kazanabilirdi de.