Ömer Üründül

Ömer Üründül

İki dişli rakipten 6 puan almak başarıdır

Kocaeli'de oyun olarak 52. dakikaya kadar tam bir kısır döngü izledik. İki takım da öncelikle birbirlerini oynatmama stratejisini uyguluyorlardı. Bu tarz anlayıştan dolayı hazırlanmış tek pozisyon dahi görmüyorduk. Biraz daha Beşiktaş oyuna hükmediyor, Kocaelispor ise sadece savunuyordu. Böyle bir tabloda duran toplar, gol için önemliydi. Ama karşılıklı etkili ataklar olmadığından kornerler de gündeme az geliyordu. Ancak Beşiktaş kornerden skor avantajını yakaladı. Sonra doğal olarak oyun biraz hareketlendi. Kocaelispor risk almaya başladı. Beşiktaş'a daha geniş alanlar ortaya çıktı. Cerny ve Olaitan iki gol kaçırdılar. Ama Kocaeli'nin atakları karşısında pozisyon vermeden 90 dakikayı bitirdiler. Dün yine Beşiktaş'ın en büyük artısı takım halinde mücadeleydi. Belki hücumda kısır kaldılar ama rakibe hiç pozisyon vermediler. Sonuçta yeni transferlerin zamana ihtiyacı varken 2 haftada, 2 dişli rakip karşısında 6 puan almak başarıdır. Ndidi ve Asllani çok iyi oynadılar. 4'lü defans kusursuzdu. Bütün hırsına rağmen Oh, hiç etkili olamadı.
İki önemli eleştirim var. Cerny kesinlikle orta saha oyuncusu değil. En ideal yeri sağ ön. Nedense Sergen Yalçın onu orta sahada oynatma takıntısından vazgeçemiyor. Rıdvan Yılmaz yavaş yavaş eski formuna kavuşuyor. Takımı galip durumdayken rakip tribünle çatışmaya girmenin ne anlamı var.!

Milli Takımımızın santrforu kim!

Fenerbahçe dün gece son anlarda eline geçirdiği çok önemli galibiyet fırsatını koruyamayarak ligde bir beraberliğe daha imza attı. Ama bu beraberlik çok önemli bir kayıptı. İlk yarı zaten boşa geçti. Sadece bir korner atılmış, bir yarım pozisyon var. Üstelik de Ederson'un kurtardığı çok net bir tehlike. İkinci devre hemen hemen tek kale oynandı. Yine de üretkenlik yeterince yoktu. Sonra uzatma dakikalarında tam skor avantajı yakalanmışken, 10 kişilik takımdan yenen gol şok etkisi yarattı. Şimdi gelelim genel gözlemlerime; Tedesco, o kadar büyük yanlışlar yapıyor ki inanılır gibi değil… Nottingham maçından sonra TRT'deki programımda kendisini yoğun bir şekilde eleştirdim. "Eğer Talisca, Asensio ve Kante birlikte oynarlarsa Kasımpaşa karşılaşması da çok zor geçer, puan kaybı olur" dedim. Çok önemli bir yanlış var. Talisca'dan santrfor olmaz. Bunu ben değil herkes söylüyor. Dün yine hiçbir şey yapmadı. Eğer genç santrforuna güvenmiyorsan ki olabilir, kendisine sorulması lazım, "Milli takımımızın santrforu kim!" Tamam nokta santrfor değil ama Kerem Aktürkoğlu oynar. İkinci stoper sakatlanıyor, Mert Müldür'ün girmesi gerekirken oyuna Kante'yi alıyor. Aslında Mert'in orjininde stoperlik de var. Mourinho'nun zamanında bile çok defa bu bölgede oynadı. Sonra bana göre takımın en iyisi Levent'i oyundan çıkardı. Bu da büyük hata… Bir son sözüm de Musaba'ya; 1.5 ay içinde İstanbul'da, Samsun'daki Musaba'nın dublörü oynuyor! Bu gidişatla Fenerbahçe'nin Avrupa kulvarından sonra ligde de işini hiç kolay görmüyorum. Tedesco'nun büyük yanlışları ve sakatlıklar da cabası.

Atletik oyuncuların önemi!

Beşiktaş dün gece dişli rakibi Göztepe'yi adeta sahadan sildi. Yeri geldikçe vurguladığım bir konu var. Günümüz futbolu artık atletizme dönüşmüş durumda. Siz de buna uymak zorundasınız. Beşiktaş takım halinde atletik futbol sergiledi. Üç orta saha da pres yapıyor, ikili mücadeleye giriyor ve devamlılıkları var. Olaitan sol önde oynadı. Son derece diri, ofansif etkinliğinin yanında defansif görevini de ihmal etmiyor. Oh birinci sınıf santrfor değil ama çok özverili. Sürekli rakip defansa baskı uyguluyor, onları rahatsız ediyor, çapraz koşular yapıyor. Bir de bunlara müthiş bir füzeyle dördüncü golü de ekledi. Cerny ise takımdaki en yetenekli, yaratıcı bir oyuncu. O da alanları aklını kullanarak iyi kapatıyor ve de hücumda kalitesini gösteriyor.
Orta saha ve forvette bu yazdıklarıma baktığımızda defans bloğunun kötü oynama şansı yok. Zaten bu sayede Beşiktaş çok az pozisyon vererek farka gitti. 90 dakika içinde sergilenen diğer özellikler de şöyleydi; ligin duran topta en zor gol yiyen takımına kornerden Ndidi kafa golü attı. Onun zaman zaman böyle golleri var. Geçen haftaki yazımda Murillo'nun Marsilya'da birçok maçını izlediğimden faydalı olacağını yazmıştım. Dün gece de hem iyi oynadı hem de jeneriklik bir gol attı. Gelelim bu kadar güzel futbol içindeki olumsuzluklara… Takım 3-0 galip, seyirci coşmuş. Form tutarak oldukça güçlenmesine rağmen Orkun sarı kartla Kocaeli deplasmanında cezalı duruma düşüyor. Aynı dakikalarda Sergen Yalçın ikinci sarıyı görmek için uğraşıyor... Nedeni bilinmez! Sonra da çok da iyi oynayan Emirhan rakibi düşüreyim diye uğraşıp taç çizgisinin dışına yuvarlanıp lifini attır-ı yor. Bunların hepsi 3 dakika içinde oluyor...

Ne oldu büyük hoca Tedesco’ya!

Medyanın büyük çoğunluğunun öve öve bitiremediği, göklere çıkardığı Tedesco dün gece öyle bir harakiri yaptı ki, Fenerbahçe'yi Avrupa kulvarının dışına attı. Mühim olan takım maç kazandığı zaman eksikleri görmek. Trabzonspor maçı çok önemli bir galibiyetle bitti ama benden başka Tedesco'nun yaptığı hataları söyleyen bir kişi yok. Dün geceye bakıyorum; kadroyu görünce gözlerime inanamadım. Atletizme dönen dünya futbolunda kümede kalma mücadelesi verse de bir Premier Lig takımı ile oynuyorsun, orta sahada yürüyen Kante ile defansif özelliği ve temposu sıfır Talisca bir arada. Buna bir de devamlılığı olmayan, defansif yönü zayıf Asensio'yu ekleyince 10 kişisi koşan, basan bir rakibe karşı 3 kişi eksik oynuyorsun. Benim dün en üzüldüğüm futbolcu Guendouzi oldu. Yalnızlıktan, çaresizlikten canı çıktı. Sonuçta büyük teknik adam hatalarıyla Fenerbahçe, Avrupa'ya veda etti. Aslında 50. dakikadan sonra bu hafta oynayacakları Liverpool maçını düşünüp, frene basmasalar, Pereira da bol bol oyuncu değiştirmese maç tarihi bir hezimete giderdi. Ayrıca Tedesco'nun dün gece iyice anladım ki, İsmail ve Mert'e bir takıntısı var. Göreve geldiğinde uzun süre Mert'e hiç şans vermedi.Semedo, sakatlanınca oynamaya başladı, çok da iyi oynadı. Dün gece devrede günah keçisi onu ilan etti. İsmail de aklına 60. dakikada geldi.

Aslan payı Ersin’in

Futbol kalitesi vasat ama heyecanlı, pozisyonlu, gollü bir maç izledik. İlk yarı denk bir mücadele vardı. İki takım da kontrolü elden bırakmıyordu. İlk bölümde Başakşehir, biri direkten dönen 2 fırsat kaçırdı. Sonra Beşiktaş'ın, Cerny ile 2 tehlikesi vardı. Üretkenliğin sınırlı olduğu ilk 45 dakikada 2 büyük hatayla karşılıklı 1'er gol geldi. İkinci devre tempo yükseldi. Orta sahalar koptu. Başakşehir oyunu domine eden taraftı. Sayısız pozisyonlara girdiler. Ya kaçırdılar ya da Ersin'i geçemediler. Sonra Orkun'un hazırlanışı güzel golüyle Beşiktaş, skor dezavantajına düştü. Son dakikalarda Bertuğ ile beraberlik geldi ama uzatmanın son dakikasında Yusuf Sarı'nın hediyesiyle Beşiktaş çok zorlandığı maçta galibiyeti elde etti.
Beşiktaş'ın dün geceki galibiyeti çok iyi oynamasa da önemli. Çünkü zor bir rakibe karşı oynadılar. Yeni transferlerin hepsi görev aldı. Böyle bir tabloda maç içinde kale önü tehlikeleri yaşasa da kazanmak hiç kolay değildi. Oh, birinci sınıf bir santrfor değil ama faydalı. 1 gol attı, 2'inci golün de asistini yaptı. Olaitan mücadeleci, oyundan düşmüyor. Uzun taç atışları da bir silah. Bana göre 2-3 hafta içinde Murillo'dan önemli katkılar alınır. Dün geceki galibiyette aslan payı Ersin'indi. Başakşehir'in en şanssız ismi önemli golcüsü Shomurodov'du. Çok önemli pozisyonlara girdi ama maçtan gol atamadan ayrıldı. Başakşehir, iyi mücadele etti ama bu kadar çok fırsat kaçırırsan bu sonuca da katlanmak zorunda kalırsın.

Guendouzi tam bir profesyonel

Gençlerbirliği zor deplasmanda 'Açık oynayayım, önde pres yapayım' felsefesiyle maça başlayınca Fenerbahçe'ye elverişli bir ortam doğdu. Biraz hareketlendiler ve 17 dakikaya 3 gol sığdırdılar. Devre bu şekilde bitti. İkinci yarıda Gençlerbirliği tempolu ve atak başladı. Farkı da 2'ye indirdiler. Ondan sonra da arka arkaya tehlikeli hücum girişimleri gündeme geldi. Çünkü Asensio defans yapmıyor, Kante fizik olarak hiç hazır değil, Talisca da pres yapmıyor… Bütün iş takımın en başarılı ismi Guendouzi'nin üzerine bindi. Nihayet Tedesco uyandı, İsmail-Kante değişikliğini yaptı. Sonra Asensio ve Talisca'yı çıkarıp Fred'i de alınca, orta sahada Fredİsmail- Guendouzi üçlüsü hem takım savunmasını güvence altına aldı hem de tekrar Fenerbahçe'nin etkili atakları başlamış oldu. Sonuçta Fenerbahçe geceyi üç puanla kapattı. Şimdi gelelim genel gözlemlerime… Kante adeta yürüyerek oynadı. Herhalde ısınma döneminde. Çünkü çok kariyerli ve önemli oyuncu. Kısa sürede gerçek gücünü gösterecektir. Mert Müldür iyi çalıştı, Guendouzi gerçek bir profesyonel. Kerem attığı 2 golle moral kazandı. Oosterwolde genel olarak potansiyel bir kırmızı kart futbolcusu… Tedesco iyi düşünmeli. Oynarsa Trabzon'da maçı tamamlayamaz. Üstüne basa basa bir daha iddia ediyorum; Talisca'dan santrfor olmaz. Cherif için kısa sürede bir görüş veremem. Asensio'nun mükemmel asisti ve Oğulcan'ın fair-play'i takdir edilecek cinstendi. Dün gece verilen penaltı pozisyonunda dünyanın hiçbir yerinde VAR devreye girmez.

Hocanın yanlışları

Fenerbahçe dün gece ilk 35 dakika sahada yoktu. Kocaelispor taraftarını da arkasına alıp agresif bir oyunla F.Bahçe'yi oynatmıyordu. Onlar oyunu domine ediyorlardı ama üretkenlik sağlayamıyorlardı. Bu yarıda F.Bahçe ilk ciddi atağını 40. dakikadan sonra yaptı. O pozisyon iki kere üst üste heba edildi. Ama hemen sonrasında Asensio'nun mükemmel golü geldi.
İkinci devre yine sıkıntılı başladı. Tedesco 3 değişiklik yaptı. F.Bahçe iyi oynamıyor ama biraz zorlansa da skoru tutabiliyordu. Talisca-Fred değişikliğinden sonra takım rahatladı, kısa sürede de organize bir kontratak sonucu skoru garantiye alarak zor deplasmanı 3 puanla aştılar. Gelelim genel gözlemlerime; Dün geceki maça yine Tedesco'nun yanlışları damga vurdu. Böyle zor bir maça yine baştan Asensio-Talisca ikilisiyle başlıyorsun, bir de üstelik İsmail'in yerine maç eksiği olan Alvarez'i koyuyorsun. İlk çıkması gereken oyuncu Talisca. Bükreş'te 70 dakika oyunda kaldı hiçbir şey yapmadı. Dün gece de aynı görüntüdeydi. Ne zaman ki Talisca- Fred değişikliği yapıldı, takım rahatladı ve ikinci gol de hemen geldi. En-Nesyri çok etkisizdi ama F.Bahçe'nin oyunda kaldığı sürece tek organize hücum girişiminin olmaması da bir gerçekti. Guendouzi yine çok disiplinliydi ama İtalya'daki fizik gücünden biraz düşme olduğu ortadaydı. Sezon başından beri bir görüşümü iddialı vurguluyorum. Bilhassa zorluk derecesi yüksek maçlarda Talisca ile Asensio'nun baştan oynamaları ve uzun süre sahada kalmaları takımda ciddi sıkıntılar yaratıyor. Tabii ki fizik kondisyon açısından. Tedesco da bu konuda ısrarcı. Ben bir kez daha uyarayım dedim.

El Bilal Toure çok abartılıyor

Taraftardan tepki geleceği bilindiği için Beşiktaşlı futbolcular, dün geceye beklediğim gibi çok motive olmuşlardı. İlk dakikadan itibaren önde etkili baskı yaptılar. Belki pozisyon için organizasyon yoktu ama futbolcular, başta kaptan Orkun olmak üzere savaşıyorlardı. Ancak bir anda 50 metre arkada genişlikle ani bir kontratağa yakalanınca skor dezavantajına düşüldü. Ama Cerny, arka direkte boş pozisyonda attığı golle biraz kara bulutları dağıttı. İkinci yarı daha da baskılı oynayan Beşiktaş vardı. Konya gelemiyordu. Ama maçtaki kırılma anı bir hata sonucu Muleka'nın boş pozisyondaki aşırtması kaleyi bulamayışıydı. Sonra Sergen Yalçın'ın hamleleri geldi, baskı artı. Ve Orkun yoktan var eden galibiyet golüyle gemisini kurtardı. Gelelim genel gözlemlerime... Takımın en yetenekli oyuncusu Cerny, ama dün gece gol dışında hiçbir şey yapmadı. Yalçın'ın onu oyundan alması doğruydu. Mustafa, yetenekleri kısıtlı bir santrfor, az görev aldığı için eksiklerini gideremiyor. Ama çalışkanlığı ve presleriyle bana göre faydalı oldu. Salih de yorulana kadar çok iyi pres yaptı, çok çalıştı. Dün gecenin en büyük hayâl kırıklıklarından biri de Bilal Toure idi. Bu oyuncu çok abartılıyor. Ama ben aynı görüşte değilim. Mali'de bile yedek kalıyor. Çağdaş Atan kardeşime bir uyarım var. Takımın gidişatı hiç iç açıcı değil. Bunu sadece dün gece için söylemiyorum. Batuhan Kolak, zaten büyük takımı kolladı. Beklenen bir şey. Ama Asllani'nin yüzde yüzlük kırmızısına gözü önünde düdük çalıp sarı kart bile çıkarmayışı gerçekten kendi adına çok üzücüydü.

Gecenin adamı kaleci Ederson!

Fenerbahçe, dün gece 2 puan kaybettiği maçta genel görüntüsüyle çok kötü bir sınav verdi. Kapasitesi sınırlı FCSB, topu F.Bahçe'ye bırakarak oynadı. İlk 25 dakika oyunun tek hâkimiydi. Yüzde 66'lık topa sahip olma oranı vardı ama ciddi bir üretkenlik yoktu. Korner atışında İsmail Yüksek güzel bir kafa golüne imza attı. Ancak 25 ila 50. dakikalar arasında Fenerbahçe geçiş oyunlarından rakibe 6 pozisyon verdi. 5'ini Ederson kurtardı. 50'den sonra yine F.Bahçe oyunu domine ediyor ama net pozisyonlara yine FCSB giriyordu. Ederson 6. kurtarışını da yaptı ama 7'inci de pes etti. Buna rağmen son dakikada 1 gole daha engel oldu. Sonuçta F.Bahçe, kaybettiği 2 puanla daha zor rakiplerle eşleşti. Gelelim genel gözlemlerime… Kerem, 2 pozisyona girdi ve kaçırdı, onun dışında sahada yok. Bir tane çalım atamayan kanat forveti olur mu? Soldan kanat bindirmelerini ters ayaklı Mert Müldür yaptı. Semedo fizik olarak çok yetersiz. Nene ikinci sınıf bir kanat forveti. En-Nesyri çok istekliydi, çapraz koşular da yaptı. Bir tane geldi, vurdu ancak kaleci kurtardı. Fred idare ediyor, sorumluluk alacak güce sahip değil. İsmail çok takdir ettiğim bir oyuncu ama hala profesyonelliği öğrenemedi. Takım önde, güzel bir gol atmışsın, gereksiz bir sarı kart gördü. Devre sonunda da net ikinci sarı kartlık hareketi yaptı, hakem atladı. Talisca oynadığı sürece yürüdü. Tedesco'nun, İsmail çıktıktan sonra niye üçlü defansa döndüğüne anlam veremedim. Sonuç; F.Bahçe'yi gelecek için hiç iyi bulmadım.