Ömer Üründül

Ömer Üründül

Sistem kazandı

Dünya Kupası finalinde İspanya uzatmada attığı golle şampiyon oldu… Şunu belirtmek gerek ki İspanya çok güçlü bir takım. En önemli özellikleri oturmuş, inanılmaz pas trafikleri. Buna rakipler bir türlü çare üretemiyorlar. İkinci büyük özellikleri de istedikleri gibi top kullanıp kaptırdıkları anda da müthiş bir takım presi uyguluyorlar. Yani hem oynuyorlar, hem oynatmıyorlar. Finalde de bunu gördük. Arjantin takımı kaleye gidemedi. Gole yaklaştıkları an 119 ve 120. dakikalar… Onun dışında kaleyi göremediler. Bu tabi Arjantin açısından çok önemli bir olumsuzluk. Böyle bir takım rakibi ne kadar güçlü olursa olsun hücumda kısır kalmamalıydı. Diyeceksiniz ki bu kadar üstün oyunda İspanya neden golü zor buldu? Çünkü Arjantin'in bu maçtaki tek artısı iyi savunma yapmasıydı. Bunu blok halinde fazla gömülmeden iyi yapınca İspanya'nın pozisyon bulmasını mümkün olduğunda azaltabildiler. Sonuçta İspanya zafere ulaştı. Kutlamak gerek. İspanya hocası Luis de la Fuenta çok pasif bir görüntüde olan Baena'yı çok geç çıkardı. Niko Williams girdikten sonra İspanya'nın hücum gücü daha da şekillendi. Bir önemli notum da şu; her zaman vurguluyorum futbolda sistem çok önemli. Hiçbir zaman büyük bir takım tek bir yıldıza endeksli olamaz. Şampiyonada formsuz bir Yamal'a karşı kazandılar. Bir başka örnek de Messi. Takımı organize olamayınca Messi de sahada kayboldu.

Alman futbolu iflas etti!

🔴 Almanya ve Hollanda'nın elenmesi şok etkisi yarattı. Bu iki ülke futbolunun geriye gittiği yorumlarına katılıyor musunuz?
Almanya 2016'dan beri yavaş yavaş düşüş dönemine girdi. Bu sene de Alman futbolu tam olarak iflas etti. Paraguay'a son 32 turunda elenmesi böyle bir ekol için utanç verici. Üstelik gruplarda da kötülerdi. Hollanda'yı ise Almanya'dan ayırıyorum. Onları aynı kefeye koymamak gerek. Çünkü son Avrupa Şampiyonası'nda yarı final oynadılar. Bu turnuvada elendikleri takım Fas, hiç de yabana atılacak bir takım değil. Üstelik Hollanda, Fas'a penaltılarla elendi.



🔴 Kuzey Afrika'da Fas futbolu realitesi var. Büyük bir yükseliş gösteriyor. Son 16'ya kalmaları şaşılacak bir durum muydu?
Fas son dönemlerde büyük yükselişte. 2026 Afrika Uluslar Kupası'nda final oynadı. Mahkeme kararıyla şampiyon oldu. Son Dünya Kupası'nda yarı final oynadılar. Her sene üstüne koyarak gidiyorlar. Bazı oyuncular yavaş yavaş bırakıyor ama yerine yenileri geliyor. Buna en iyi örnek Saibari. Başarılı teknik direktörleri bıraktıktan sonra da altyapı hocalarını göreve getirerek sisteme devam etmeleri doğru bir tercihti.

39 YAŞINDAKİ MESSİ'Yİ GENÇLER ÖRNEK ALSIN
🔴 Brezilya eskiden turnuvaların doğal favorisiydi. Turu zor geçtiler. Ancelotti kupayı alabilecek mi?
Brezilya her zaman güçlü bir ekiptir. Zamana zaman başarısız turnuvalar da geçiriyorlar. Bu şampiyonada Ancelotti'yi takımın başına getirdiler. Ancelotti'nin iki özelliği var. Deneyimli ve taktisyen. Bunun dışında şansı da olan bir teknik adam. Günümüz futboluna baktığımızda çok çabuk oynanan bir oyun var. Brezilya ağır oynuyor. Ama deneyimli futbolcuları var. Vinicius gibi çok önemli bir kanat forveti var. Bakalım neler olacak!

🔴 Kupada hâlâ Messi ve Ronaldo konuşuluyor. Ne dersiniz?
İkisini de takdir etmek gerek. Bana Messi mi Ronaldo mu diye sorduklarında benim tercihim 'Messi' oluyor. Ama Ronaldo da tartışmasız çok iyi bir oyuncu. 41 yaşında hâlâ aynı hırsla takımına katkı veriyor. Messi de çok büyük bir yıldız. O da 39 yaşında ciddi katkı yapıyor. 6 golle turnuvanın en çok gol atan iki isimden biri. Avusturya maçında 2 gol attı ve rekor kırdı. Gollerden daha çok 90 dakikada fizik olarak diri kalması önemli. 39-40 yaşındaki bir yıldıza bıktığımızda bu durumu gençlerin örnek alması gerekiyor.

TEPKİLERİ BIRAK EYLÜL AYINA BAK
🔴 Milli Takımımız evine döndü. Uluslar Ligi'ne az kaldı. Neler yapmalıyız?
Montella göreve geldikten sonra lider olarak Avrupa Şampiyonası'na katıldık ve çeyrek final oynadık. Uluslar B Ligi'nden A'ya çıktık. Dünya Kupası elemelerinde grupta ikincisi olup play-off sonunda 24 sene sonra Dünya Kupası'na katıldık. Buraya kadar olanlar çok önemli. Çok başarılı bir teknik adam performansı var. Ancak Dünya Kupası'ndaki başarısızlık bilhassa 2 maçtaki yenilgi tepkilere yol açtı. Bu da normal. Federasyon başkanı, doğal olarak teknik direktörünün arkasında duruyor. Bu tepkiler, Eylül'de başlayacak zorlu Uluslar Ligi maçlarında güçlü rakiplere karşısında ne gibi sonuçlar alırız, tepkiler devem eder mi, bunu milli takımın performansı gösterecek. Montella'ya tavsiyem, yanlış ısrarlarından vazgeçmeli. Grup maçlarında hatalarını gördük. Bazı gerçeklerimiz üzerinde tedbirlerimizi artırmalıyız. Nedir? Futbol atletizme döndü. Tempomuz uygun değil. Boy durumuna göre kalemize gelen duran toplarda her takım karşısında tepkiler yaşıyoruz. Ders çıkarmamız gerekiyor.

Buradan ders çıkarıp önümüze bakacağız

Bu maçta hiç olmazsa prestijimizi kurtardık. Tabii ki bu galibiyet, hem ilk 2 maçta aldığımız kötü sonuçları hem de Dünya Kupası'nda grup sonuncusu olarak turnuvaya veda ettiğimiz gerçeğini silmez…İddiasız maç, korakor mücadeleye sahne oldu. Karşılıklı ataklar vardı. Yine oyun başı kâbusu yaşadık. İlk 3 dakikada 2 pozisyon üst üste verip 3 pozisyonda golü yedik. Kısa süreli bir şoktan sonra, toparlanma süreci yaşadık. Arda'nın güzel golüyle skora denge getirdik. Daha sonra da Orkun ile öne geçtik. Bu golün yapılışı gerçekten mükemmeldi (FIFA golü Barış Alper'e yazdı). Daha sonra devreyi bitirdik… İkinci devrenin başı yine çok kısa sürede golü yedik. Ondan sonra sıkıntılı bir 20 dakika geçirdik. Ardından tekrar oyuna denge geldi. Montella uzun süre oyuncu değiştirmedi. Sonrasında yaptığı değişiklikler ise benim mantığımla bağdaşmadı. Ama sonuçta son saniyede Kaan'ın golüyle galibiyete ulaştık. Bu Dünya Kupası'ndan mutlaka gerekli dersleri çıkarmalıyız. Öncelikle ben ligimizde ve takımlarımızın Avrupa maçlarında zaman zaman yeri geldikçe vurguluyorum, dünya futbolu atletizme dönmüş durumda. Onun için kesinlikle fizik ve kondisyon olarak güçlü olacaksın ve bunda devamlılık sağlayacaksın. Bir diğer önemli eksiğimiz de kolay pozisyon vermemiz. Bu da günümüz futbolunda handikap teşkil ediyor. Bunlar üzerinde çalışmamız gerekiyor. Ayrıca kalemize gelen duran toplarda her zaman tehlike yaşamamız da ayrı bir sorun. Son maçta en çok Salih ve Ozan'ı beğendim.

Sosyal medyaya bakmayın

🔴 Avustralya karşısında büyük bir hayal kırıklığı yaşandı. Yoğun eleştiriler oldu, TFF başkanından da yanıt geldi. Ortalık bayağı karıştı. Bu durum takımı nasıl etkiler?

Bu tip olaylar doğal olarak duygusal olarak bizde fazla yansıyor. Çünkü bizim iki kötü alışkanlığımız var. İyi bir olayı çok abartmak... Olumsuz neticede ise tam tersi ağır eleştirilerde bulunmak. Tabii ki üzücü sonuç aldık ama Dünya Kupası'nda her zaman sürpriz sonuçlar çıkar. Diğer müsabakalara da baktığımızda çok inanılmaz sürprizlere sahne olan bir turnuva izliyoruz. Bütün bunları bir kenara bırakıp Paraguay maçına odaklanmalıyız. Her şey bu maça bağlı. Paraguay maçında yüksek motivasyon ve hırslı bir mücadeleyle en iyi sonucu almaya çalışmamız gerekiyor. Oyuncularımızın ve teknik heyetin sosyal medyadan uzak kalması, kulaklarını kapatması lazım.


🔴 Paraguay maçında nasıl oynamalıyız, takımın 11'i değişmeli mi?

Ben futbolcularımızın bu maçta her şeylerini verecekleri kanaatindeyim. Rakip de aynı düşüncede. O açıdan işin zorluk derecesi ortada. Takım tertibine gelince, Kenan'la başlayacağımız için Arda Güler'in forvet arkasında görev alması gerekiyor. Sağ bek konusunda tartışmalar var. Ama Avustralya maçında Zeki'nin performansının düşük olmasının nedeni oyun sisteminden kaynaklandı. Arda sağ önde oynayıp oradan merkeze girdiği için bu kulvar çoğu kez Zeki'ye kaldı. O yüzden de o bölgede sıkıntılar yaşadık. Zeki'nin önünde Barış veya Yunus oynadığı takdirde bu zaaf giderilir. Orta sahada da tahminimce Hakan'ın yanında İsmail veya Orkun'dan biri tercih edilecek.

🔴 Şu ana kadar Dünya Kupası'ndaki sonuçları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Her takım zorluyor. Net favoriler puanlar kaybediyorlar. Büyük takımlar zorluk yaşıyorlar. İspanya ve Portekiz'in neticeleri ortada. Diğer favori kazanan takımlar da çok zorlandılar. Örneğin Gana, Panama maçında öldü öldü dirildi. Büyük ihtimalle kaybedeceği maçı son saniyedeki kontratak golüyle kazandı. Böyle çok örnek var. Ama Dünya Kupası böyledir. Çünkü oraya gelen her takım, zayıf görünen takımlara bile kaybedecekleri bir şey olmadığı için sahaya bütün hırslarını mücadelelerini yansıtırlar zaten şu güne kadar da bunları gördük. Favori takımlardan bir tek İngiltere, Hırvatistan karşısında başarılı bir futbol oynadı. Benim 1 numaralı favorim Fransa, Senegal karşısında ilk yarıda kötü oynamasına rağmen ikinci yarıda gerçek kimliğine büründü. Messi'nin sürüklelidği Arjantin bildiğimiz gibi her zaman güçlü takım.

Göle’nin tertibi ve hamleleri doğruydu!

Fenerbahçe dün gece sezonun en hareketli ve en üretken maçlarından birini sergiledi. Bunun bana göre iki nedeni vardı. Birincisi; Başakşehir'in kötü oyunu ve bilhassa da alışılmış dışı takım savunmasındaki rahatsızlıklardı. İkinci nedeni Zeki Murat Göle'nin sahaya doğru takım tertibi sürmesi, oyun içinde de yerinde ve zamanında hamleler yapmasıydı. Ben sezon başından beri Fenerbahçe'nin mutlaka 3 koşan orta saha ile oynaması gerektiğini söylüyorum. Zaten ileri uçta gerek kanatlarda gerekse santrforda sorunlar var. Bu zaafı en aza indirmenin tek yolu koşan orta sahalardır. Guendouzi yoktu ama Kante, İsmail, Fred üçlüsü başarılıydı. Fred sahanın en iyisiydi. Takım hırslı olunca, orta saha da iyi çalışınca Talisca kalitesiyle hat-trick yaptı. Trabzonspor'un da beraberliğinden sonra Fenerbahçe ikinciliği büyük ölçüde garanti altına aldı. Sakatlıktan sonra Semedo'nun performansı çok düşük. Dün gece de bilhassa ilk devrede bu kulvar çok aksadı. Tedesco cephesinde kimsenin pek düşünmediği bir konu var. Çok mecbur kalmadıkça takımdaki 4 oyuncuya bakış açısı olumsuz. İsmail, Fred, Mert Müldür. Oğuz Aydın... 4 futbolcu da kesinlikle harcanacak isimler değildi. Başakşehir, tanınmayacak kadar kötü oynadı. Ne motivasyon ne taktik ne oyun disiplini yeterli değildi. Hakem Oğuzhan Aksu'yu takip ediyorum. Kumaşı iyi, aman bozulmasın.

İflasın resmidir!

Haftalardır çok kötü futbol oynayan ve çok yetersiz teknik adama sahip Fenerbahçe'nin dün gece istediği neticeye alabilmesi bana göre çok büyük tesadüflerin bir arada oluşmasıyla mümkün olabilirdi. Örneğin; penaltı gol olsa, G.Saray strese girse F.Bahçe o şekilde oyunu tutabilse, 1-2 sürpriz pozisyon bulabilirdi. Bana göre o penaltıdan sonra maç tamamen bitti. Çünkü iki takım arasında Tedesco yüzünde çok büyük fark var. İsmail gibi milli takımda mükemmel oynayan bir futbolcu, bu tip zor bir maçta yedek kulübesinde. Talisca'nın yürüyecek hali yok. Kante zaten normal tempoda kendini idare etmeye çalışıyor. Bir Guendouzi daha ne yapabilir ki. Sonuçta da farklı bir yenilgi göz göre göre geldi. Ederson herhalde Türkiye'den gitmek istiyor o belli. Ama bu yenilgi o kırmızıya bağlanmasın çünkü zaten F.Bahçe, Talisca ile 10 kişi oynuyordu. Yönetimin en büyük affedilmeyecek hatası, Karagümrük maçının gecesi Tedesco'nun biletini kesmemekti. Şimdi ikincilik de büyük ölçüde tehlikede. Artık G.Saray şampiyondur. Takımı da herkesin eleştirdiği Okan Buruk'u da 4. kez bu başarıyı elde ettiği için kutluyorum. G.Saray cephesinden maça baktığımda, sahanın yıldızı Sane'ydi. Torreira-Lemina her zamanki gibi preste başarılıydı. Torreira bir de gol attı. Takımın en önemli, oyuncusu Osimhen ciddi maç eksikliğine ve fizik kaybına rağmen yine de kilidi açan isim oldu. Okan Buruk'un en önemli taktik stratejisi F.Bahçe'nin de bu konudaki rahatsızlığını bildiğinden gol şansını öncelikle duran toplara bağlamıştı. Kornerler ve taçlar… Zaten ilk gol böyle geldi.

Kalite farkıyla!

Fenerbahçe'nin puan kaybından sonra çok rahatlayan Galatasaray, 2. dakikada İcardi'nin golüyle de tam bir moral buldu. Devre boyunca oyunu kontrolde tuttu. Bölüm bölüm ataklar geliştirdi. Takım savunmasını riske atmadı. Bu yarıda hiç kale önü tehlikesi yaşamadı Galatasaray. Devrenin son 10 dakikasında da farkı 2'ye çıkardı. İkinci devrede karşılaşma adeta idman havasında başladı. Çünkü Gençlerbirliği koşuyor, mücadele ediyor ama ofansif düşüncelerinde en ufak bir etkinlik sağlayamıyorlardı. Galatasaray'ın attığı 3. gol, VAR incelemesinden sonra ofsayta takıldı. Bundan hemen sonra da Gençlerbirliği kaleyi bulan ilk şutunda farkı indirdi. Bu gol, Başkent ekibini ateşlerken Galatasaray'da da ani bir sıkıntıya neden oldu. Bu arada teknik direktör Okan Buruk, tam zamanında iki hamle yaptı. Tabii Mauro İcardi'yi de çıkarınca daha dirençli bir takım oluştu ve Gençlerbirliği'nin hırsına pozisyon vermeyerek karşılık verdiler. Sonuçta da istedikleri neticeyi aldılar. Takımın genel görüntüsüne baktığımızda, fizik açıdan son derece güçsüz olan İcardi, erken bir gole imza attı. Vuruş kaliteliydi ama onu takip eden Gençlerbirliğili oyuncu adeta refakatçiydi. Leroy Sane yine bölüm bölüm kalitesini gösterdi. Zaten bu ligde de bunları yapması gereken bir oyuncu. Yunus güçlü değil ama futbolu bildiğinden 1 gol-1 asistle maça damgasını vurdu. Barış Alper Yılmaz, sadece ter attı. Takım savunması ise Gençlerbirliği'nin güzel golü dışında sıkıntı yaşamadı.

Affedilmez!

Fenerbahçe, 10 kişilik Kasımpaşa karşısında son saniyede yediği beraberlik golünden sonra dün gece de 10 kişilik Rizespor'dan aynı şekilde yine son saniyede gelen beraberlik golüyle makus talihini yenemedi. Oyunun geneline baktığımız zaman Fenerbahçe'nin böyle kritik maçta ortaya koyduğu futbol tam bir felaketti. 80. dakikadaki penaltıyla kadar Fenerbahçe'nin akılda kalan tek pozisyonu devre sonunda Kerem'in çaprazdan şutunu kalecinin kurtarışıydı. Neden Fenerbahçe böylesine kötü oynadı? Bunun en önemli nedeni tabi ki Tedesco… Senin santrforunda oynayan Cherif iyi niyetli olup koşsa da çok önemli temel eksikleri var. Eldeki kanat forvetleri de rakip alan geride kapanıp daralttığı zaman oyuna etki edemiyorlar. Çok şeyler beklenen Talisca da fiziki yetersizlikten ne çalım atabiliyor ne de defans yapıyor. Tedesco kötü oyunda ikinci yarıda değişikliğe gidiyor, takım mağlup durumda, iki değişiklikten biri bek Levent. Ondan sonra İsmail gibi hırslı ve savaşçıyı 70. dakikada düşünüyor. Bu şartlarda Fenerbahçe pozisyonsuz maçta penaltıdan beraberliği buluyor. Sonra da Fenerbahçe tek organize atakta arka direkte Kerem ile öne geçiyor. Takımın ne kadar önemli saha içi sıkıntılarını olduğuna bir örnek de uzatma bölümü. Orada topa sahip olarak kendi kontrolünde maçı bitiremiyorsun. Son saniyedeki şok golde ise Ederson gibi bir kalecinin yaptığı hata affedilecek gibi değildi. Sonuçta eline geçen her fırsatı değerlendiremeyen Fenerbahçe, bütün ümitlerini kaybetti.

Çalışkan ikili!

Fenerbahçe deplasmanda Kayseri engelini kolay geçti. İlk 45 dakika 10 kişiyle kapanan rakip karşısında top sürekli Fenerbahçe'deydi. Ama pas trafiğinin yavaş olması nedeniyle etkili değildi. İkinci yarının ortalarında oyundan çıkana kadar Cherif, hareketli olmasına rağmen hiçbir olumlu hareket yapamadı. Nene'nin dar alanda istediği varyasyonları yapmak, yapısına uygun değil. Bir diğer sorun da sakatlıktan çıktıktan sonra fizik açıdan düşüş yaşayan Semedo'nun ofansif girişimlerine hiç başvuramayışıydı. Devre sonuna kadar Talisca'nın 2 şut denemesi var. Biri direkten döndü. Devre sonunda ise Kante'den gelen güzel bir gol... İkinci yarı Kayseri katı savunmayı bırakınca 1-2 tehlike yarattılar ama üst üste iki golle Fenerbahçe maçı bitirdi. Yine Kante ile Guendouzi en çalışkan oyunculardı. Talisca az koşarak iş yapma peşindeydi, 3'üncü denemesinde golü buldu. Tabii bir görüşüm de Fred ile ilgili; geçen hafta Asensio'nun sakatlığıyla derbide oyuna giren Fred, iyi de görev yapmıştı. Ancak Tedesco onu çok geç oyuna aldı. Tedesco'nun dün gece yaptığı en ilginç olay da şuydu: Son değişiklikle Talisca santrfor, Milli Takım'da santrfor oynayan Kerem ise 10 numara pozisyonundaydı. Dün gece yine bir hakem skandalı yaşandı. Ali Yılmaz ve VAR'daki Sarper Barış Saka, müştereken rakibine kafa atan oyuncuyu sahada tuttular. Sonra bu hakemlere nasıl güveneceksin?

Tempo artınca…

F.Bahçe dün gece uzatma bölümünün son dakikasında attığı penaltı golü ile lige tutundu. Maçın geneline baktığımız zaman, futbol kalitesi vasat ama mücadeleli zaman zaman da tempolu bir maç izledik. Genel olarak pozisyon üstünlüğü F.Bahçe'deydi. Üstelik 20. saniyede Nene'nin kaçırdığı gol, penaltıdan çok daha kolaydı. Beşiktaş daha çok kontrollü bir anlayışa önem verdi. İki teknik adamın da önemli hatalarına şahit olduk. Murillo'nun devrede sakatlanıp çıkmasından sonra bu bölgeye maç eksiği olan Gökhan'ın gelmesi, sonrasında da Sergen Yalçın'ın büyük hatası gündeme geldi.. Cerny arada kendine bakmamış, güçsüzdü. Sergen Yalçın'ın da Gökhan'ın önüne Cengiz'i alması F.Bahçe'ye çok elverişli bir ortam hazırladı. Sağ kulvarı hiç işletemeyen F.Bahçe ikinci yarıda solu etkili kullandı. Cengiz'in iki defa üst üste yaptığı top kaybı yanlışları ile Kerem'e istediği genişlikte iki önemli pozisyon çıktı. Birinde Ersin'i geçemedi, ikincide de çok iyi pas verdi ama Cherif, Ersin'i geçemedi. Tabii bu iki kurtarışta da Ersin'in başarısı büyüktü. Sonunda da maçı bırakmayan F.Bahçe bir penaltı golü ile kazandı. Gelelim Tedesco'ya… İki milli maçın yıldızlarından biri olan İsmail Yüksek kulübede, yine moralli dönmüş Kerem kulübede ve de sakatlıktan yeni çıkmış hazır olmayan Semedo ilk 11'de. Yine milli oyuncu Mert kulübede. Hele hele Asensio sakatlandıktan sonra İsmail yerine bütün sezon az süre verdiği Fred'i oyuna alması da ayrı bir eleştiri konusu. Benim sezon başından beri üstünde durduğum konu var.. Zorluk derecesi yüksek maçlarda devamlılığı ve defansif yönleri olmayan Talisca ve Asensio'nun birlikte oynamaları kesinlikle yanlış. Talisca da çıktıktan sonra F.Bahçe'nin temposunu gördük! Takımın en iyisi Kante'ydi.