CANLI
SKOR
Ömer Üründül

Ömer Üründül

İflasın resmidir!

Haftalardır çok kötü futbol oynayan ve çok yetersiz teknik adama sahip Fenerbahçe'nin dün gece istediği neticeye alabilmesi bana göre çok büyük tesadüflerin bir arada oluşmasıyla mümkün olabilirdi. Örneğin; penaltı gol olsa, G.Saray strese girse F.Bahçe o şekilde oyunu tutabilse, 1-2 sürpriz pozisyon bulabilirdi. Bana göre o penaltıdan sonra maç tamamen bitti. Çünkü iki takım arasında Tedesco yüzünde çok büyük fark var. İsmail gibi milli takımda mükemmel oynayan bir futbolcu, bu tip zor bir maçta yedek kulübesinde. Talisca'nın yürüyecek hali yok. Kante zaten normal tempoda kendini idare etmeye çalışıyor. Bir Guendouzi daha ne yapabilir ki. Sonuçta da farklı bir yenilgi göz göre göre geldi. Ederson herhalde Türkiye'den gitmek istiyor o belli. Ama bu yenilgi o kırmızıya bağlanmasın çünkü zaten F.Bahçe, Talisca ile 10 kişi oynuyordu. Yönetimin en büyük affedilmeyecek hatası, Karagümrük maçının gecesi Tedesco'nun biletini kesmemekti. Şimdi ikincilik de büyük ölçüde tehlikede. Artık G.Saray şampiyondur. Takımı da herkesin eleştirdiği Okan Buruk'u da 4. kez bu başarıyı elde ettiği için kutluyorum. G.Saray cephesinden maça baktığımda, sahanın yıldızı Sane'ydi. Torreira-Lemina her zamanki gibi preste başarılıydı. Torreira bir de gol attı. Takımın en önemli, oyuncusu Osimhen ciddi maç eksikliğine ve fizik kaybına rağmen yine de kilidi açan isim oldu. Okan Buruk'un en önemli taktik stratejisi F.Bahçe'nin de bu konudaki rahatsızlığını bildiğinden gol şansını öncelikle duran toplara bağlamıştı. Kornerler ve taçlar… Zaten ilk gol böyle geldi.

Kalite farkıyla!

Fenerbahçe'nin puan kaybından sonra çok rahatlayan Galatasaray, 2. dakikada İcardi'nin golüyle de tam bir moral buldu. Devre boyunca oyunu kontrolde tuttu. Bölüm bölüm ataklar geliştirdi. Takım savunmasını riske atmadı. Bu yarıda hiç kale önü tehlikesi yaşamadı Galatasaray. Devrenin son 10 dakikasında da farkı 2'ye çıkardı. İkinci devrede karşılaşma adeta idman havasında başladı. Çünkü Gençlerbirliği koşuyor, mücadele ediyor ama ofansif düşüncelerinde en ufak bir etkinlik sağlayamıyorlardı. Galatasaray'ın attığı 3. gol, VAR incelemesinden sonra ofsayta takıldı. Bundan hemen sonra da Gençlerbirliği kaleyi bulan ilk şutunda farkı indirdi. Bu gol, Başkent ekibini ateşlerken Galatasaray'da da ani bir sıkıntıya neden oldu. Bu arada teknik direktör Okan Buruk, tam zamanında iki hamle yaptı. Tabii Mauro İcardi'yi de çıkarınca daha dirençli bir takım oluştu ve Gençlerbirliği'nin hırsına pozisyon vermeyerek karşılık verdiler. Sonuçta da istedikleri neticeyi aldılar. Takımın genel görüntüsüne baktığımızda, fizik açıdan son derece güçsüz olan İcardi, erken bir gole imza attı. Vuruş kaliteliydi ama onu takip eden Gençlerbirliğili oyuncu adeta refakatçiydi. Leroy Sane yine bölüm bölüm kalitesini gösterdi. Zaten bu ligde de bunları yapması gereken bir oyuncu. Yunus güçlü değil ama futbolu bildiğinden 1 gol-1 asistle maça damgasını vurdu. Barış Alper Yılmaz, sadece ter attı. Takım savunması ise Gençlerbirliği'nin güzel golü dışında sıkıntı yaşamadı.

Affedilmez!

Fenerbahçe, 10 kişilik Kasımpaşa karşısında son saniyede yediği beraberlik golünden sonra dün gece de 10 kişilik Rizespor'dan aynı şekilde yine son saniyede gelen beraberlik golüyle makus talihini yenemedi. Oyunun geneline baktığımız zaman Fenerbahçe'nin böyle kritik maçta ortaya koyduğu futbol tam bir felaketti. 80. dakikadaki penaltıyla kadar Fenerbahçe'nin akılda kalan tek pozisyonu devre sonunda Kerem'in çaprazdan şutunu kalecinin kurtarışıydı. Neden Fenerbahçe böylesine kötü oynadı? Bunun en önemli nedeni tabi ki Tedesco… Senin santrforunda oynayan Cherif iyi niyetli olup koşsa da çok önemli temel eksikleri var. Eldeki kanat forvetleri de rakip alan geride kapanıp daralttığı zaman oyuna etki edemiyorlar. Çok şeyler beklenen Talisca da fiziki yetersizlikten ne çalım atabiliyor ne de defans yapıyor. Tedesco kötü oyunda ikinci yarıda değişikliğe gidiyor, takım mağlup durumda, iki değişiklikten biri bek Levent. Ondan sonra İsmail gibi hırslı ve savaşçıyı 70. dakikada düşünüyor. Bu şartlarda Fenerbahçe pozisyonsuz maçta penaltıdan beraberliği buluyor. Sonra da Fenerbahçe tek organize atakta arka direkte Kerem ile öne geçiyor. Takımın ne kadar önemli saha içi sıkıntılarını olduğuna bir örnek de uzatma bölümü. Orada topa sahip olarak kendi kontrolünde maçı bitiremiyorsun. Son saniyedeki şok golde ise Ederson gibi bir kalecinin yaptığı hata affedilecek gibi değildi. Sonuçta eline geçen her fırsatı değerlendiremeyen Fenerbahçe, bütün ümitlerini kaybetti.

Çalışkan ikili!

Fenerbahçe deplasmanda Kayseri engelini kolay geçti. İlk 45 dakika 10 kişiyle kapanan rakip karşısında top sürekli Fenerbahçe'deydi. Ama pas trafiğinin yavaş olması nedeniyle etkili değildi. İkinci yarının ortalarında oyundan çıkana kadar Cherif, hareketli olmasına rağmen hiçbir olumlu hareket yapamadı. Nene'nin dar alanda istediği varyasyonları yapmak, yapısına uygun değil. Bir diğer sorun da sakatlıktan çıktıktan sonra fizik açıdan düşüş yaşayan Semedo'nun ofansif girişimlerine hiç başvuramayışıydı. Devre sonuna kadar Talisca'nın 2 şut denemesi var. Biri direkten döndü. Devre sonunda ise Kante'den gelen güzel bir gol... İkinci yarı Kayseri katı savunmayı bırakınca 1-2 tehlike yarattılar ama üst üste iki golle Fenerbahçe maçı bitirdi. Yine Kante ile Guendouzi en çalışkan oyunculardı. Talisca az koşarak iş yapma peşindeydi, 3'üncü denemesinde golü buldu. Tabii bir görüşüm de Fred ile ilgili; geçen hafta Asensio'nun sakatlığıyla derbide oyuna giren Fred, iyi de görev yapmıştı. Ancak Tedesco onu çok geç oyuna aldı. Tedesco'nun dün gece yaptığı en ilginç olay da şuydu: Son değişiklikle Talisca santrfor, Milli Takım'da santrfor oynayan Kerem ise 10 numara pozisyonundaydı. Dün gece yine bir hakem skandalı yaşandı. Ali Yılmaz ve VAR'daki Sarper Barış Saka, müştereken rakibine kafa atan oyuncuyu sahada tuttular. Sonra bu hakemlere nasıl güveneceksin?

Tempo artınca…

F.Bahçe dün gece uzatma bölümünün son dakikasında attığı penaltı golü ile lige tutundu. Maçın geneline baktığımız zaman, futbol kalitesi vasat ama mücadeleli zaman zaman da tempolu bir maç izledik. Genel olarak pozisyon üstünlüğü F.Bahçe'deydi. Üstelik 20. saniyede Nene'nin kaçırdığı gol, penaltıdan çok daha kolaydı. Beşiktaş daha çok kontrollü bir anlayışa önem verdi. İki teknik adamın da önemli hatalarına şahit olduk. Murillo'nun devrede sakatlanıp çıkmasından sonra bu bölgeye maç eksiği olan Gökhan'ın gelmesi, sonrasında da Sergen Yalçın'ın büyük hatası gündeme geldi.. Cerny arada kendine bakmamış, güçsüzdü. Sergen Yalçın'ın da Gökhan'ın önüne Cengiz'i alması F.Bahçe'ye çok elverişli bir ortam hazırladı. Sağ kulvarı hiç işletemeyen F.Bahçe ikinci yarıda solu etkili kullandı. Cengiz'in iki defa üst üste yaptığı top kaybı yanlışları ile Kerem'e istediği genişlikte iki önemli pozisyon çıktı. Birinde Ersin'i geçemedi, ikincide de çok iyi pas verdi ama Cherif, Ersin'i geçemedi. Tabii bu iki kurtarışta da Ersin'in başarısı büyüktü. Sonunda da maçı bırakmayan F.Bahçe bir penaltı golü ile kazandı. Gelelim Tedesco'ya… İki milli maçın yıldızlarından biri olan İsmail Yüksek kulübede, yine moralli dönmüş Kerem kulübede ve de sakatlıktan yeni çıkmış hazır olmayan Semedo ilk 11'de. Yine milli oyuncu Mert kulübede. Hele hele Asensio sakatlandıktan sonra İsmail yerine bütün sezon az süre verdiği Fred'i oyuna alması da ayrı bir eleştiri konusu. Benim sezon başından beri üstünde durduğum konu var.. Zorluk derecesi yüksek maçlarda devamlılığı ve defansif yönleri olmayan Talisca ve Asensio'nun birlikte oynamaları kesinlikle yanlış. Talisca da çıktıktan sonra F.Bahçe'nin temposunu gördük! Takımın en iyisi Kante'ydi.

Trabzonspor çok dirençliydi!

Dün gece Trabzon'da futbol seviyesi vasatı aşmayan ama mücadele ve heyecan dolu yüksek bir maç izledik. Galatasaray maça erken yediği golle adete yenik başladı. Ondan sonra da devre sonuna kadar da oyunu bir türlü kontrol altına alamadı. Bunun en önemli nedeni Trabzon savunmasını çıkışlarda hataya zorlayacak alışılmış ön alan baskılarını uygulayamayışıydı. Bunun 2 nedeni vardı. İcardi'nin ayakta duracak hali yok. Tabi ki Osimhen'in öndeki pres gücü aranıyordu. İkincisi de son senelerde izlediğim en kötü Torreira performansıydı. Trabzonspor, bu yarıda istediğini yaptı. Bilhassa sağ kanat bindirmeleri zaman zaman etkili oldu. Jakobs kötü günündeydi ama önündeki Lang'dan hiç yardım almayışı da ciddi bir sorundu. Okan Buruk, iki hamleyle ikinci devreye başladı. Ve takımın en çalışkan ismi Barış Alper'in arka direğe yaptığı mükemmel ortasıyla Singo skora denge getirdi. Golden sonra G.Saray kontrolü ele aldı. Trabzon da dirençli mücadelesine devam ediyordu. Sonra duran toptan Nwaiwu, mükemmel kafa golüyle Trabzon'u tekrar öne geçirdi. Ondan sonra maçın heyecan dozu yükseldi. Galatasaray yoğun baskı kurdu ama beraberliği bulamayınca önemli bir 3 puan kaybetti. Galatasaray'da İcardi sahada yok. Okan Buruk bu konuda kendini sorgulamalı. Çünkü Galatasaray, zor deplasmanda 10 kişiyle oynadı. Trabzonspor'da Onuachu inanılmaz bir performans gösterdi. Galatasaray fizik olarak güçlü oyuncularına her pozisyonda üstünlük sağladı, defansa da yardım etti. Kısacası her şeyi yaptı. En başarılı isimler de Ozan ile Folcarelli'ydi. Bu kadar eksikle güçlü rakipten 3 puan almaları takdir edilmeli. Hakemin her düdüğü eyyamdı. Tek artısı, VAR'ın rezalet davetine giderek itibar etmeyişiydi.

Mecbur musun yürüyen Kante’ye!

Tedesco büyük yanlışlarına devam edince Fenerbahçe, hediye puanlarla lig yarışından uzaklaşıyor. Bir maçın planlamasını önceden doğru yapmak lazım. Takım zaten yorgun. Mutlak kazanılması gereken bir deplasman maçı oynayacaksın. Mecbur musun yürüyen Kante'ye görev verip 90 dakika sahada tutmaya. Önemli olan bu maçı hasarsız geçmek mi yoksa Kante'yi kazanmak mı? Zaten genç santrfor Cherif arkadaşlarını yeterince tanımıyor, zamana ihtiyacı var. Bir de bunlara Asensio'nun ikinci yarıdaki ikinci Antalya golüne kadar hiçbir şey yapmaması eklenince olanlar oldu. Bu bölüme kadar bir başka yanlış da üçlü defans yüzünden Guendouzi'den de orta sahada katkı alamamaktı. Fenerbahçe, ikinci yarıda 2-0'dan döndü, maçı da kazanabilirdi. Tedesco'nun bu devrede de yine yanlışı vardı. Kerem niye çıktı, 87'de giren 2 oyuncu ne katkı verecek, anlamak mümkün değil. İlk devredeki felaket oyunda tek aktif olan o vardı. Sezon başından beri yeri geldikçe vurguladım. 'Tedesco'nun Mert Müldür'e takıntısı var' diye. Dün gece Semedo sakatlanınca oyuna giren Mert'i ikinci devre çıkararak milli takım futbolcusunun onuruyla oynadı. Fenerbahçe'nin karşısına uzatma bölümünde bu defa şanssızlık çıktı. Asensio'nun çok müsait kafa vuruşu çerçeveyi bulamazken son saniyede karambolde Nene'nin vuruşu direkte patladı. Tedesco'ya son cümlem de şu: "Günümüz futbolunda yürüyen bir futbolcu 90 dakika sahada kalıyorsa bu eşyanın tabiatına aykırı bir durum."

İki dişli rakipten 6 puan almak başarıdır

Kocaeli'de oyun olarak 52. dakikaya kadar tam bir kısır döngü izledik. İki takım da öncelikle birbirlerini oynatmama stratejisini uyguluyorlardı. Bu tarz anlayıştan dolayı hazırlanmış tek pozisyon dahi görmüyorduk. Biraz daha Beşiktaş oyuna hükmediyor, Kocaelispor ise sadece savunuyordu. Böyle bir tabloda duran toplar, gol için önemliydi. Ama karşılıklı etkili ataklar olmadığından kornerler de gündeme az geliyordu. Ancak Beşiktaş kornerden skor avantajını yakaladı. Sonra doğal olarak oyun biraz hareketlendi. Kocaelispor risk almaya başladı. Beşiktaş'a daha geniş alanlar ortaya çıktı. Cerny ve Olaitan iki gol kaçırdılar. Ama Kocaeli'nin atakları karşısında pozisyon vermeden 90 dakikayı bitirdiler. Dün yine Beşiktaş'ın en büyük artısı takım halinde mücadeleydi. Belki hücumda kısır kaldılar ama rakibe hiç pozisyon vermediler. Sonuçta yeni transferlerin zamana ihtiyacı varken 2 haftada, 2 dişli rakip karşısında 6 puan almak başarıdır. Ndidi ve Asllani çok iyi oynadılar. 4'lü defans kusursuzdu. Bütün hırsına rağmen Oh, hiç etkili olamadı.
İki önemli eleştirim var. Cerny kesinlikle orta saha oyuncusu değil. En ideal yeri sağ ön. Nedense Sergen Yalçın onu orta sahada oynatma takıntısından vazgeçemiyor. Rıdvan Yılmaz yavaş yavaş eski formuna kavuşuyor. Takımı galip durumdayken rakip tribünle çatışmaya girmenin ne anlamı var.!

Milli Takımımızın santrforu kim!

Fenerbahçe dün gece son anlarda eline geçirdiği çok önemli galibiyet fırsatını koruyamayarak ligde bir beraberliğe daha imza attı. Ama bu beraberlik çok önemli bir kayıptı. İlk yarı zaten boşa geçti. Sadece bir korner atılmış, bir yarım pozisyon var. Üstelik de Ederson'un kurtardığı çok net bir tehlike. İkinci devre hemen hemen tek kale oynandı. Yine de üretkenlik yeterince yoktu. Sonra uzatma dakikalarında tam skor avantajı yakalanmışken, 10 kişilik takımdan yenen gol şok etkisi yarattı. Şimdi gelelim genel gözlemlerime; Tedesco, o kadar büyük yanlışlar yapıyor ki inanılır gibi değil… Nottingham maçından sonra TRT'deki programımda kendisini yoğun bir şekilde eleştirdim. "Eğer Talisca, Asensio ve Kante birlikte oynarlarsa Kasımpaşa karşılaşması da çok zor geçer, puan kaybı olur" dedim. Çok önemli bir yanlış var. Talisca'dan santrfor olmaz. Bunu ben değil herkes söylüyor. Dün yine hiçbir şey yapmadı. Eğer genç santrforuna güvenmiyorsan ki olabilir, kendisine sorulması lazım, "Milli takımımızın santrforu kim!" Tamam nokta santrfor değil ama Kerem Aktürkoğlu oynar. İkinci stoper sakatlanıyor, Mert Müldür'ün girmesi gerekirken oyuna Kante'yi alıyor. Aslında Mert'in orjininde stoperlik de var. Mourinho'nun zamanında bile çok defa bu bölgede oynadı. Sonra bana göre takımın en iyisi Levent'i oyundan çıkardı. Bu da büyük hata… Bir son sözüm de Musaba'ya; 1.5 ay içinde İstanbul'da, Samsun'daki Musaba'nın dublörü oynuyor! Bu gidişatla Fenerbahçe'nin Avrupa kulvarından sonra ligde de işini hiç kolay görmüyorum. Tedesco'nun büyük yanlışları ve sakatlıklar da cabası.

Atletik oyuncuların önemi!

Beşiktaş dün gece dişli rakibi Göztepe'yi adeta sahadan sildi. Yeri geldikçe vurguladığım bir konu var. Günümüz futbolu artık atletizme dönüşmüş durumda. Siz de buna uymak zorundasınız. Beşiktaş takım halinde atletik futbol sergiledi. Üç orta saha da pres yapıyor, ikili mücadeleye giriyor ve devamlılıkları var. Olaitan sol önde oynadı. Son derece diri, ofansif etkinliğinin yanında defansif görevini de ihmal etmiyor. Oh birinci sınıf santrfor değil ama çok özverili. Sürekli rakip defansa baskı uyguluyor, onları rahatsız ediyor, çapraz koşular yapıyor. Bir de bunlara müthiş bir füzeyle dördüncü golü de ekledi. Cerny ise takımdaki en yetenekli, yaratıcı bir oyuncu. O da alanları aklını kullanarak iyi kapatıyor ve de hücumda kalitesini gösteriyor.
Orta saha ve forvette bu yazdıklarıma baktığımızda defans bloğunun kötü oynama şansı yok. Zaten bu sayede Beşiktaş çok az pozisyon vererek farka gitti. 90 dakika içinde sergilenen diğer özellikler de şöyleydi; ligin duran topta en zor gol yiyen takımına kornerden Ndidi kafa golü attı. Onun zaman zaman böyle golleri var. Geçen haftaki yazımda Murillo'nun Marsilya'da birçok maçını izlediğimden faydalı olacağını yazmıştım. Dün gece de hem iyi oynadı hem de jeneriklik bir gol attı. Gelelim bu kadar güzel futbol içindeki olumsuzluklara… Takım 3-0 galip, seyirci coşmuş. Form tutarak oldukça güçlenmesine rağmen Orkun sarı kartla Kocaeli deplasmanında cezalı duruma düşüyor. Aynı dakikalarda Sergen Yalçın ikinci sarıyı görmek için uğraşıyor... Nedeni bilinmez! Sonra da çok da iyi oynayan Emirhan rakibi düşüreyim diye uğraşıp taç çizgisinin dışına yuvarlanıp lifini attır-ı yor. Bunların hepsi 3 dakika içinde oluyor...