CANLI
SKOR
Murat Özbostan

Murat Özbostan

Abdülkadir’le başlayabilirdik

Dünya Kupası'nın son sahibini yendikten sonra İzlanda deplasmanında elbette galibiyet bekliyorduk... Mağlubiyet için bahane değil ama birkaç sorunu sıralamak lazım.
İzlanda iki maçını arka arkaya evinde oynarken, biz 6.5 saat yolculuk ve terbiyesizce bir karşılama ile İzlanda'ya vardık. Bizim saatimizle 21.45'teki bir maçın oyuncularımızın biyolojik saatine uymadığı ortada idi. Sanki bir 16.00 maçı gibiydi. Fransa karşılaşmasının en iyilerinden Mahmut ve Cengiz'in yokluğunda Ozan ve Hakan Çalhanoğlu ilk yarıda çok sırıttı.
Orta sahada top yapamadık.
Ve rakip bir türlü çaresini bulamadığımız duran top zafiyetimizi iki golle cezalandırdı. Yeteneği kısıtlı, çok koşan ve ikili mücadelelerde fizik avantajlarını iyi kullanan İzlanda karşısında Fransa maçının yorgunluğu ortaya çıktı.
Oyuna ilk yarıda müdahale etmek bir teknik adam için zordur. Oyundan aldığınız futbolcuyu hayata küstürürsünüz.
Şenol Güneş de ilk yarıda yolunda gitmeyen işlerin farkındaydı.
Dorukhan'ın golüyle soyunma odasına umutlu gittik dönüşüne Yusuf ile başladık.
Cengiz, Roma tecrübesiyle elbette birinci tercih ama yokluğunda Abdülkadir Ömür sağ kanatta başlasaydı, rakibin aklını çok daha karıştırırdık.
Ömür son 25 dakikada şans buldu.
İkinci yarı çok net fırsatlar harcadık...
Yazık oldu aslında. Bir puan işten bile değildi. Fransa'yı geçtikten sonra "İkinci olur gideriz" dediğimiz grupta liderlik hesaplarını yapmaya başlamıştık.
Ama bu mağlubiyet içeride Arnavutluk ve İzlanda maçlarında 6 puan gerektiriyor artık.

Aman sarı kart görme Belhanda!

Galatasaray, derbinin kaybedeni oldu. Bir gün önce Beşiktaş, Başakşehir'i yenince, ayağınıza müthiş bir fırsat gelmiş, bu da yetmemiş rakip 10 kişi kalmış... Bir de öne geçmişsiniz... Bütün bu avantajlı duruma rağmen Galatasaray 3 puanı alamayarak şampiyonluk umutlarını azalttı. "Azalttı" diyorum çünkü bir daha böyle fırsat Galatasaray'ın ayağına gelmez. Belli ki 20 yıllık kazanamama duygusu sarı-kırmızılı futbolcuların ayaklarına pranga olmuş. Bu nedenle diyorum ki; derbinin kaybedeni Galatasaray oldu!
Galatasaray skoru önde götürdüğü anlarda organize olamadı. Bunun nedenlerinden biri de Belhanda'nın erken çıkışı oldu. Sarı kartı vardı ama oyunda kalması gereken bir isimdi. (Ki kendisi demiş "Beni çıkarın" diye.. Böyleyse daha vahim) Eğer her sarı kartlı oyuncu, "Aman atılmasın" diye oyundan alınırsa!.. Belhanda yaramaz bir adam ama bu yeni de değil ki! Eğer bu haftaya kadar kulağı çekilmediyse lig bitti zaten. Kulübeden gelen hiçbir Galatasaraylı futbolcu sahaya pozitif etki yapamadı. Fatih hocanın her şey bu kadar lehine iken böyle bir maçtan 3 puan alamaması tartışılacak bir durumdur. Fenerbahçe ise 10 kişi kaldıktan sonra mücadele etti ve gerçekten müthiş bir savaş ortaya koydu. Bir de devreye taraftar girdi... Sarı-lacivertli takımı ayakta tuttu ve itti. Eljif attığı golün dışında sahanın da Fenerbahçe adına en iyi ismiydi. Fenerbahçe altın değerinde bir puan aldı, hem de 3 puan değerinde. İki takım için de tartışmalı anlar vardı. Hakem Ali Palabıyık pozisyonların kimisini verdi kimisini vermedi. Ama bir gerçek var, hakemsler sırtlarını dayamışlar VAR'a... Gel keyfim gel... Artık maçları da robotlar yönetsin oldu olacak!

Guti Hernandez için formül aranıyor!

Beşiktaş'ta en çok merak edilen konu yeni teknik direktör... Taraftarın gündeminde başkanlık seçimi ise yok. 12 Mayıs'taki seçim için de şimdilik bir heyecan göremiyorum. Sayın Başkan Fikret Orman en güçlü aday... Adı geçen isimler de var. Birisi de Orman'ın eski mesai arkadaşı Sayın Ahmet Nur Çebi... Çebi'ye büyük baskı var... Adaylık ihtimali yüzde 50... Haftaya belli olur. Seçimlerde nasıl bir sonuç çıkacak bilmiyoruz ama Beşiktaş'ın oldukça fazla sorunu var, bu bir gerçek... Biz buna bakalım.. Günlerdir yönetim para arıyor, oyuncuların elinden borçsuzluk kağıdı almak için... Yeteri kadar para bulunamadı. Biraz çek, biraz senetle de sorunu çözmeye çalışıyorlar. Bulmaları lazım ki UEFA'dan bir ceza ile karşı karşıya kalmasınlar. Umarız ki öyle bir durum olmaz. Hiçbir Türk takımının UEFA'dan ceza almasını istemeyiz. Bu sadece ceza alan takıma değil, ülkemize zarar veren bir konudur.

ZOR SORULAR!
Diğer en önemli konu yeni teknik direktör... SABAH Spor'da bir gün önce Rıza Çalımbay, bu göreve talip olduğunu söyledi.. Dün de Guti Hernandez, İspanya basınına geniş bir röportaj vermiş... Bu sözleri sayfamızda okuyacaksınız. O da Beşiktaş'ı çalıştırmak istiyor. Zaten bunu Beşiktaş Başkanı Fikret Orman da açık açık söyledi: "Biz Guti'yi antrenör olarak getirmedik." Projenin hayata geçmesi için Şenol Güneş'in kenara çekilmesi ve tüm yetkilerini yardımcısı Guti'ye devretmesi lazım ki, kalan 8 haftada İspanyol antrenörün nasıl teknik direktörlük yapacağı görülsün!. Guti'ye böyle bir zemin ve ortam hazırlanacak mı bu hafta göreceğiz. Yönetim harıl harıl formül arayışında!. Sayın Orman, teknik adam tercihi için 12 Mayıs'ı bekleyin dese de kafasında illa ki bir aday vardır... Eğer başkan seçilmesi halinde takımı önümüzdeki sezon Guti'ye emanet edecekse bu kumar olur. Tribünler sever mi severler! İsterler de... Burada önemli olan asıl konu, Beşiktaş ne kadar daralacak? (Başkan açıkladı bunu). Bir kere yeni başkanı karşılayacak yaklaşık 2.5 milyar TL borç var. Kadroda kimler kalacak, kimler gidecek? Borçlar nasıl eriyecek? Küçülme olurken başarı da gelecek mi? Zor sorular!..

Muslera Beşiktaş’ta olsaydı…

Galatasaray'ın son yıllarında kazandığı şampiyonluklarına ve başarılarına bakarsak hiç şüphesiz değişmeyen tek bir kahraman var; Fernando Muslera... Uruguaylı eldiven, kritik anlarda yaptığı kurtarışlarla Aslan'ı oyunda tutan ve takımının moral ateşini körükleyen isimdi. Muslera gibi bir kalecin varsa yarışta da kalırsın, şampiyon da olursun... Eğer böyle bir kalecin yoksa Beşiktaş gibi ne kadar gol atsan da hepsi boşa gider ve geri kalırsın. Karius ile Beşiktaş 34 tane gol yemiş. Eğer siyah-beyazlı takımın kalesinde Muslera olsaydı Kartal, Başakşehir'in yerinde bile olurdu...
Galatasaray yıllardır kalede yakaladığı istikrarın karşılığını fazlasıyla almaya devam ediyor. Muslera bazı dönemlerde kötü oynama hakkını kullansa da dün ustalığını konuşturdu. Galatasaray, 60. dakikaya kadar dağınık bir haldeydi. Bu dakikalarda bir gol yese tribünlerde homurdanmalar başlar, sarı-kırmızılı takım daha da toparlanamazdı. Fernando'nun tribüne çıktığı maçta Donk'u da yedek oturtan Fatih Terim, süpürücülük görevini sadece Ndiaye'ye bırakınca orta sahayı da rakibi Antalyaspor'a teslim etti. İkinci yarıda hatasından dönen Terim, sakatlık sonrası eski günlerinden uzak bir görüntü çizen Emre Akbaba'yı çıkarıp, orta alanı Donk'la tamir etti. Bu hamle aynı zamanda hızlı ve sprinter oyuncu Onyekuru'yu da sahada özgürleştirdi.
İstediği boş alanları bulan Nijeryalı oyuncu daha serbest oynadığında meziyetlerini sergiledi. Evindeki coşkulu oyununu deplasmanlara yansıtamayan Galatasaray, şayet şampiyonluk rüyasını sürdürmek istiyorsa dış sahadaki ürkek ve kırılgan oyununa mutlaka gerçek bir çözüm bulmalı...

Kış lastiği Atiba

Beşiktaş eğer kaçırdığı fırsatları gole çevirseydi daha farklı galip gelir, averajını da düzeltirdi. Biraz şımarıklık biraz da beceriksizlik nedeniyle Beşiktaş zor da olsa Malatya'da kazandı. Özeti şuydu: 1- Beşiktaş çok pozisyona girdi. Malatya'nın kalecisi Ertaç farka izin vermedi, 3-4 tane yüzde yüz top kurtardı. 2- Adem atılmasa maç 11'e 11 oynansa, skor böyle olmayabilirdi. Kırmızı kart maçın senaryosunu değiştirdi. 3- Biri Türk, biri Sırp Malatyalı Adem ile Beşiktaşlı Adem takımlarına zarar verdiler. 4- Şenol Güneş, kulübede yüreği ağzında bir maç izledi, ömründen yıllar gitti!
Bazı özel futbolcular vardır... Beşiktaş'ta da son yıllara damgasını vuran isim Atiba oldu. Hele de şu kritik günlerde!.. Beşiktaş birçok futbolcusu ile sorunlar yaşıyor. Kimisi haklı olarak parasını istiyor kimi de gitmek... Kimisi de gereksiz açıklamalar ile takımına zarar veriyor... Atiba hiç konuşmuyor. Pardon konuşuyor da ayakları sadece!.. Yaş 36.. Beşiktaş'ın adeta yarısı... Bitmek tükenmek bilmeyen bir enerjisi, kocaman yüreği var. Keşke Avrupa kadrosuna da adı yazılsaydı; belki Beşiktaş şimdi Avrupa'da olurdu.. Genç oyunculara sabah, akşam bu Atiba'yı izlettirmek lazım. Ayrıca bütün kritik gollerini Şubat, Mart ve Nisan'da atmış.. Beşiktaş'ın adeta kış lastiği olmuş. Atiba dışında maçı çözen isimlerden biri de Caner'di. Malatya'da eski günlerinden esintiler sundu... Fenerbahçe maçı öncesi böyle zorlu bir deplasmandan kayıpsız dönmek Beşiktaş adına önemliydi.

Beşiktaş fazla dağınık

Muhteşem bir 100 dakika oldu.. Galatasaray-Fenerbahçe derbisinden beri futbolu unutmuştuk, uzun zamandır kısır tartışmalar içinde boğuluyorduk.
Futbol konuşmak pek mümkün olmuyordu. Dün akşamki maç adeta ilaç oldu. Bu yüzden iki takıma da öncelikle teşekkür etmek lazım.. Trabzonspor üzüldü, Beşiktaş ise buruk bir sevinç yaşadı.. Beşiktaş'ta Şenol hoca hatalı bir 11'le başladı. Eğer Gökhan ve Caner oynayabilecek durumdaysa, bu takımda 11'de yer almaları gerekirdi.. Nitekim Şenol hoca da bu hatadan dönüp değişiklikleri yaptı. Maçın da kaderi burada değişti. Beşiktaş'ın sıkıntıları çok.. Necip istenileni veremiyor.. Quaresma, Malmö maçında kalmış.. Sürekli top kaybetti.. Lens mücadele ediyor ama bal yapmayan arı gibi.. Genç Güven'in fizik gücü zayıf ve rakibi tehdit edemiyor.. Rakipler için korkutucu değil. Kalede Karius her an hata yapmaya müsait. Bir bakıyorsunuz müthiş bir kurtarış yapıyor, bir bakıyorsunuz basit bir hata yapıyor.. İstikrarsız. Ve defans... Siz siz olun Pepe'yi yollamayın.
Son görüşmeler bugün yapılacak.
Kalitesiyle, tecrübesiyle, hücuma katkısıyla bu takımın en önemli isimlerinden hâlâ. O da giderse vay bu savunmanın haline... Beşiktaş çok dağınık...
İkinci yarı maç 2-0'a gelene kadar reaksiyon veremediler. İlk yarı boş bir bardak gibiydi, hiçbir şey yoktu. Gelelim Trabzonspor'a... Belki istediği skoru alamadı ama mükemmel oynadı. Özellikle ilk yarı topu ayağında tuttukları dönemde Beşiktaş'tan çok daha bilinçli ve derli toplu gözüktüler. Bu sonucun kazananı ise önce Başakşehir, sonra da Malatyaspor oldu..

Okyanusu geçenler derede boğuluyor!

Aklıma bir anda geçen sezon Şampiyonlar Ligi'ndeki maçlar geldi. Monaco, Leipzig, Porto... Beşiktaş hepsine içeride dışarıda kök söktürdü. Okyanusu geçen Kartal'ın yalnızca bir sene içinde derede boğulacağını hiç düşünmezdim. Rakip genç, evinde yenilmezlik serisi yakalamış, iyi bir ekip ama öyle uçan kaçan bir takım da değil. İstanbul'daki maçın ardından dün gece kazanmak elzemdi. Maça iyi başlayıp golü de bulduk. Mustafa Pektemek'le 2 farklı öne geçirecek fırsatı bile yakaladık. Şans bizimleydi... Futbol adına her şeyi yaptı ama gol yeme hastalığına 'dur' diyemedi Beşiktaş...
Unutmayalım ki futbol skor oyunu. Dün daha savunma odaklı, rakibe göre bir düzen oluşturan Şenol hoca, ördüğü duvarın son yarım saatte çökmesinin önüne değişikliklerle geçebilmeliydi. Her maç için bahane bulunur, işin iyi giden taraflarını öne çıkararak birçok şey anlatabilirsiniz ama gerçeği puan tabloları gösterir. İstediğiniz kadar şut atın, korner kullanın, skoru tutamıyor ya da kazanamıyorsanız bütün emekleriniz boşa gider. Sonrasında ancak ahlar vahlar kalır... Ligdeki durum da belli... Oyunun son bölümünde Genk'in golü adeta "geliyorum" dedi. Rakibin oyununa karşılık veremediniz. Takım defansta o kadar boğuldu ki 1-1'in ardından uzatma bölümü dahil maç bir an önce bitsin diye dua ettik. Belki de 1 puanı Tolga'nın nefis kurtarışı getirdi.
Gecenin özetini yaparsak mutlaka kazanması gereken maçta Beşiktaş puan kaybetti. Belki hâlâ şansı var ama daha 1 sene önce Şampiyonlar Ligi'nde ortaya konan oyun ve alınan sonuçlar ortada... Doğruları çok olan bir maç olsa da skor bunu yansıtmadı.

Güneş istediğini aldı ama…

Beşiktaş aylardır Talisca'nın yerini nasıl dolduracağım diye papatya falları açtı. Yönetim transferin son günlerinde Adem Ljajic'i transfer etti. Adam geldi yedek başladı, sonra 11'e yerleşti. Siz Fenerbahçe ile derbi maçına çıkıyorsunuz ve 10 numaranız kulübede.. Son 8 maçının 5'inde mağlup olmuş Fenerbahçe karşısında Şenol hoca, Adem'i 11'e koymayacaksa, bu adam ne zaman forma giyecek?
Bir kere hocanın Oğuzhan seçimi de yanlıştı. Zaten oyunda kaldığı süre içerisinde de yaptığı fauller dışında fazla göremedik. Bir oyuncu yıllardır istikrarlı olamıyorsa, derttir, baş ağrısıdır! Beşiktaş için vasatın altı ilk 45 dakikada Babel'in kişisel becerisi ile gelen golde, şans Beşiktaş'tan yanaydı. O ana kadar Fenerbahçe'nin 3 net pozisyonu vardı. İlk yarıyı 1-0 önde bitiriyorsunuz, ikinci yarı biraz hareket desek de Beşiktaş için bir şey değişmedi.
Bu bölüm karşılıklı ataklarla geçerken Caner'in Ayew'e ikramıyla Fenerbahçe skorda dengeyi buldu. Caner gecenin Oğuzhan ile birlikte en kötü isimlerinden biriydi Beşiktaş adına.. Ve atılmak için de her şeyi yaptı, son düdükten sonra da olsa bunu başardı. Fenerbahçe yeni bir takım, bu bir puan ile olası bir dev krizin eşiğinden döndü ama kadro kalitesi bütün sezon tartışılacak. Beşiktaş olmasa da Şenol Güneş istediğini aldı. Futbol adına tatsız tuzsuz bir derbiydi. Bir derbi milyonlarca insana "Bitse de gitsek" havasını veriyorsa bunu hocalar ve futbolcular düşünecek. Sonuç Galatasaray'a yaradı!

İnanmak...

Türkiye Kupası'nda uzun bir maratonu geride bıraktık. 150 kulübün teri ve emeğiyle yürünen bu uzun yolda dün akşam Diyarbakır'da Fenerbahçe ile Akhisar kupayı müzelerine götürebilmek için sahaya çıktılar. Diyarbakır'daki yeni stadyumun şehire ve bölgeye katacağı spor heyecanının ilk müjdecisi dün geceki finaldi.. Türkiye, Euro 2024 adaylığı sürecinde Avrupa'nın en çok yeni stadyum yapan ülkesi.. Sadece Diyarbakır değil, tüm bu organizasyon için emek gösterenlere bir gazeteci ve aynı zamanda sporsever olarak teşekkür ederim. Gelelim final maçına..
Benim favorim Fenerbahçe idi tartışmasız.. Futbol bütün hafta yönetici ve teknik direktörlerin konuştuğu ama son sözün sahada konuşulduğu bir oyun. İki kulvarda da Mayıs ayına kupa hedefiyle giren Aykut Kocaman'a maç başlarken başarısız demek mümkün değildi. Ligde harika bir seri varken, hem de..
Yarı finaldaki Beşiktaş rövanşından beri Kocaman her zamanki sakin ve uzlaşmacı tavrından sanki uzaklaştı. Yaşadığı gerginliğin dün sahaya çıkan takımın üzerinde bir baskı oluşturduğunu sanırım hepimiz gözlemledik. İkinci yarıda oyuna girip katkı yaptığı her maçın ardından Valbuena'yı yine yedek başlatmak bir futbol doğrusu olmasa gerek. Bir kural da değil..
Bunun adı inat olsa gerek. Ligde Fenerbahçe'yi hem Kadıköy'de hem de evinde mağlup eden Akhisar, 4 gün önce lider Galatasaray'a maçın ikinci yarısında adeta kan kusturmuştu. Okan Buruk'un takımı dün de yeteneklerinden çok daha fazla olan yüreklerini sahaya koydular. Akıl dolu 3 tane de gol attılar. Ligin en düşük bütçeli takımlarından birinin Türkiye Kupası'nda mutlu sona ulaşması eminim gelecek sezon birçok takımın umutsuzluğunu da yok edecektir. İnanırsan, çalışırsan, hocanın verdiği taktiği uygularsan, karşındaki takımın piyasa değerinin hiçbir önemi yoktur.