CANLI
SKOR
Murat Özbostan

Murat Özbostan

Takımı da hocayı da artık yıpratmayın!

Şimdi herkes hem Milli Takım'ı hem de teknik direktörü Vincenzo Montella'yı göklere çıkarıyor.. Bir bakıyorsunuz; "Böyle kötü hoca olur mu? Hemen kovun", bir bakıyorsunuz dünyanın en iyi teknik adamı muamelesini görüyor.. Yani siyah beyaz! Almanya'da EURO 2024 hazırlıklarını yaparken bir video Türkiye'de olay olmuştu.. Hadi hatırlayalım o anı! Filmi geriye saralım.. Milli Takım, Çekya hazırlıklarına başlar.. İdman sahasında ısınma çalışmaları sonrası taktik çalışmalarına geçildiği sırada, Arda Güler eline yelek alır.. Bu sırada Vincenzo Montella o bölgeye gelir.. Arda Güler'in elinden yeleği alan Montella, Yusuf Yazıcı'ya yeleği uzatır..



KAVGA YOK, SAYGI VAR!
İşte bu görüntülerin üzerine ses montajı yapan akıllar, Türkiye'yi milli maçları öncesi kaosa sürükler.. Oysa İtalyan teknik adamın Arda ile hiçbir sorunu yoktur ve genç yıldızı dinlendirmek için bunu yapar.. Sosyal medya ve bazı medya gruplarında fırtınalar koparken, dönemin TFF yönetimi de yerden yere vurulur.. Bu bir operasyondu.. Montella için kâbus dolu günlerdi o günler.. Neyse ki sonra bir kriz olmadığı ortaya çıkınca, Arda da Montella da rahat bir nefes alır.. Bugün İtalyan teknik adam, Ay-Yıldızlı ekip ile büyük başarılara imza atıp ilkleri yaşatıyor.. Arda Güler ise sahada klasını konuşturup Real Madrid taraftarını çıldırtıyor.. Çünkü Ancelotti onu oynatmıyor. Genç bir takımımız var.. Başarılı, aslanlar gibi de mücadele ediyor.. Sahada kavga etmiyor, iç çekişmeleri yok. "Prim prim" diye yaygara yapmıyor.. Teknik adamı saygı görüyor.. Boş konuşmuyor.. Seviyeli eleştirilere yanıt veriyor.. Sonuç olarak takım başarılı, takımın patronu olan Montella da başarılı..

PASAPORTA BAKMAYIN!
Şimdi diyeceğim şu: Bu hocanın da bu çocukların da moralini bozmayın, sosyal medyanıza kurban etmeyin.. TV'lerde "Sen hoca değilsin" diye yaygara yapmayın.. Daha fazla izlenmek için Youtube'da tiyatro sergilemeyin.. Bizim takımımız, bizim gençlerimiz.. Hatta bir grup diyor ki; "Milli takıma da yerli teknik adam gelsin." TFF Başkanı diyor ya, kendi evlatlarımız ile yola devam edeceğiz, yabancı olmayacak! (Hakemler) Yerli ya da yabancı, önemli olan o kişin başarısıdır.. Yani eğer yerli hakem bu işi yapamıyorsa tabii ki yabancı hakem de gelebilir.. Pasaporta göre değil icraata göre hareket etmek lazım..

DÜNYA TAKIMLARI BİZLE!
SONUÇ
: Bir santrfor dışında her şey var bu Ay-yıldızlı ekipte.. Hepsi dünya yıldızı.. Juventus, Roma, İnter, Benfica, Real Madrid, Brighton gibi takımlarda oynuyor. Yıldız gibi parlıyor, ülkelerini başarıyla temsil ediyorlar..

BIRAKIN KAYIKÇI KAVGASINI!
Gelelim G.Saray ile F.Bahçe arasındaki son 2 yıl ve ilk 8 hafta hakem hatalarına bakalım tartışması, hodri meydanı, ne derseniz deyin tam bir kayıkçı kavgası… Daha bir hafta önce 4 kulüp başkanı Riva'da TFF Başkanı Hacıosmanoğlu ile kahvaltı etmiş, sonrasında da kamuoyuna güzel mesajlar iletilmişti. O gün bir yazı yazmıştım; "Samimiyseniz destekliyoruz." demiştim. Değilmişsiniz! Bu iki kulüp arasındaki çekişme yine futbol iklimini gerecek boyutta. Mesela küme düşen takımlar da dese ki bizim de son 8 yılımıza bakılsın. Ne olacak? Ortaya attıkları teklifin akılla mantıkla alakası yok.

Cezalar kulüplere ve isimlere göre mi?

Son zamanlarda en çok tartışılan konulardan bir tanesi futbol federasyonu disiplin kurulunun verdiği cezalar. Bu kararlara Beşiktaş'tan büyük isyan var. A Spor'da konuşan Beşiktaş Asbaşkanı Onur Göçmez, yardımcı antrenör Serdar Topraktepe'ye verilen cezayı kabul etmediklerini açıkladı. Beşiktaş'a hak vermek lazım… Çünkü Serdar Hoca, yaptığından dolayı ceza aldıysa karşısındaki teknik adama da aynı cezanın uygulanması gerekirdi. Eylem karşılıklıydı. Hadi bunu bir kenara bırakıyorum, Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk ile ilgili de hukuk kurulu tehditten sevk yaptı ama Disiplin Kurulu 117 bin TL ceza kesti. İşin bir başka tuhaf boyutu bu para cezası, Okan Hoca'nın söylediği iddia edilen sözler hakem ve gözlemcilerin raporlarına yansımadığı gerekçesiyle Tahkim Kurulu tarafından kaldırıldı. Sevk mi yanlıştı yoksa disiplin kurulu mu cezayı yanlış verdi. Böyle bir şey olunca da Beşiktaş'ın isyan etmesi normal. Cezaların standardı nedir? Kime göre ceza veriliyor? Kulübe göre mi, teknik adamlara göre mi? Beşiktaş'ın ve diğer kulüplerimizin adalet olarak içlerinin rahat olması için bu Profesyonel Disiplin Kurulu'na, TFF yönetiminin acilen el atması gerekiyor. Ortada bir gariplik var...




YABANCI EĞİTMEN DE OLMASIN!
Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, VAR ile ilgili tartışmalara noktayı koydu. Çok net bir açıklama yaptı Sayın Başkan. Dedi ki "Biz kendi evlatlarımıza güvenmeye devam edeceğiz." Katılıyorum ama kendi evlatlarımıza güvenmeye devam edeceksek kendi eğitmenlerimize de güvenmeye devam etmeliyiz o zaman! TFF'de Hakem Gelişim Direktörlüğü'ne getirilen Portekizli Vitor Melo Pereira ve ekibi gibi hakem hocalarının da görev yapmaması lazım. Öyle değil mi!




SEMİH İÇİN ORTAK KARAR ALMIŞLAR!
Bu Semih Kılıçsoy konusunda hem Beşiktaş Teknik Direktörü Giovanni van Bronckhorst hem de A Milli Takım hocası Montella herhalde ortak noktada buluşmuş. İkisi de genç futbolcuya şans vermemek için fikir birliğine varmış belli ki. Hollandalı teknik adam diyor ki "Ben onla sık sık konuşuyorum. Çok yakınız, aramızda hiçbir sorun yok." Zaten aranızda bir sorun olduğunu düşünen yok. Kamuoyunun tartıştığı Beşiktaş'ta bu bölgede ihtiyaç varken neden bu çocuğa şans verilmiyor. Bir şekilde Montella da önceki gece oynanan maçta Semih'e şans vermemeyi tercih etti. Hocam oynatsana çocuğu. Beşiktaş'ta şans bulamıyor bari sen şans ver. Elimizdeki değerleri aşağı çekmek için bu kadar uğraşmayın.

Samimiyseniz destekliyoruz!

Avrupa'da geçen hafta dökülen takımlarımız kısır çekişmeler nedeniyle bu başarısızlığı yaşadılar.. Oysa ülke olarak Avrupa'da oynayacağımız maçlara gereksiz polemiklerle girmesek herhalde daha güzel sonuçlar alınırdı. Ülke puanında elimizdeki avantajı kaybetmeye başladık.. Şimdi Riva'da yapılan toplantı elbette önemli.. Bir kere TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu tek tek başkanları arayarak bu toplantıyı ayarlamış.. Fotoğraf harika.. Çaylar, kahveler eminim ki güzel sohbetler de olmuştur.. Ara ara tartışmalar olsa da.. TFF Başkanı diyor ki, "Türk futbolunun marka değerini layık olduğu yere taşımak hepimizin sorumluluğu… Sahada rakip olacağız ancak maçlar bittikten sonra ortağız." Harika bir söylem.. Güzel güzel kamuoyu önünde ihtilal çağrıları yapılıyor.. Futbolsever buna inanıyor mu! Burası büyük soru işareti.. Özellikle son 15 gündür birbirlerini suçlayan, her türlü hakareti yapan Galatasaray, Beşiktaş ve Fenerbahçe kulüp başkanları birbirlerine neler dediler neler! Yazdılar çizdiler.. Sonra ne oldu, sosyal medyada millet birbirine girdi.. Şimdi biz toplandık, sorun yok deyip beraber aile fotoğrafı vermek ne kadar samimi… 24 saat geçmeden yine aynı şeyleri yaşayıp birbirlerini suçladıklarını görürsek ne olacak! Garantisi var mı? Bin defa buluşun hiçbir şey değişmez.. Bu toplantıları destekliyoruz.. Ama!.. Dışarıda farklı bir tablo çizmeyin.. Gencecik insanları sosyal medyada birbirlerine düşman etmeyin lütfen..

Bu futbol için taraftar Dolmabahçe’ye gelsin mi!

Avrupa yenilgisi sonrası milli araya mutlu girmek Beşiktaş için şarttı ama bunu başaramadı.. Attığı penaltı golünün ardından üzerine hiçbir şey koymayan Beşiktaş, maçın uzatmaları olduğunu unutunca bir puana razı oldu.. Madde madde bakalım: 1- Gaziantep, Beşiktaş'ı çok zorladı.. Özellikle Paulista çıktıktan sonra Beşiktaş defansı sıkıntı yaşadı. Okereke defalarca savunmanın arkasına sarktı ve Mert ile burun buruna geldi.. Mert olmasa mağlup bile olabilirdi.. 2- Rafa Silva'nın formu düşmeye başladı.. Sezon başından beri yüksek efor sarfediyor, bir de sürekli tekmeler ile boğuşuyor.. Yıldız futbolcu hem psikolojik hem de fiziksel olarak yorulmuş. Milli ara en çok ona iyi gelecek. 3- Ndour etkisiz.. Ne hücumda var ne savunmada.. Vasat futbolcu.. 4- Beşiktaş ikinci yarı skoru korumak adına çok çekildi.. Yoruldu da.. Gaziantep merkezi güle oynaya geçti ve sıkıntı yarattı.. Kulübe çok güzel izledi.. Yani Can Bronckhorst!.. 5- Hollandalı teknik adam, Muçi'den vazgeçmiyor.. İstanbul'daki Avrupa maçında ıslıklandığı için sahip çıktığı oyuncuyu dün de 11'de oynattı. Bu taraftara bir mesajdı!.. 6- İmmobile gollerine devam ediyor.. Ama o da Rafa Silva gibi yoruldu ve oyundan alındı.. 7- Semih'e ısrarla şans vermiyor Hollandalı.. Arda Güler olayı gibi sanki.. İsmail Kartal ve Jesus da "Oyuncuyu koruyoruz" diyerek oynatmazlardı.. Medya da sürekli sorardı! Şimdi de Hollandalı teknik adam, "Ben onunla konuştum.. Nedenini biliyor" diyor.. Semih olayı hocanın başını ağrıtacak.. Benden yazması! Kafayı takmış çocuğa.. Sonuç: Beşiktaş lige müthiş girdi ama aşağı doğru yol almaya başladı.. Kadro yetersiz.. Yapılan değişiklikler işe yaramıyor.. Kulübede iyi adamlar var ama Van Bronckhorst yüzlerine bakmıyor.. Şimdi taraftar da "Hocam biz bu futbolu izlemek için stada gelmeyiz zaten" dese ne olacak!

Maçı Osimhen üzerinden analiz etmek

Letonya temsilcisi Rigas Skola'dan 1 puan almak Galatasaray için tartışılması gereken bir olaydır. 2 yıldır üst üste Galatasaray'ı şampiyon yapan Okan Buruk'un da hedefteki kişi olması normaldir. Bir hafta kahraman olursunuz, bir hafta yerden yere vurulursunuz. Okan Buruk böyle bir maçta bile diyor ki "Osimhen'i aradık. Onunla birlikte çözüm üretebiliyoruz. Bize yakışmadı." Korkunç bir açıklama… Skola'nın eti ne budu ne ki Galatasaray, Osimhen'i aramış. Ya da böyle bir maçın sonucuna dair eksiklerden bahsetmek mantıklı mı! G.Saray Teknik Direktörü bahane değil çözüm üretmelidir. Gerçek olan bu. Ayaklar yere basmıyor. Sanki her şey bitti. Evet şu an lider Galatasaray ama bu gidişat hiç de pozitif görünmüyor. Okan Hoca ligi bitiremezse şaşırmam! Bu satıra dikkat.




İCARDİ NEREYE KOŞUYOR!
Bakın enteresan bir rakam, Rigas Skola maçta topa yüzde 24 sahip oluyor. Ikaunieks'in topla buluşma sayısı 58… Galatasaray, yüzde 76 topla oynuyor. İcardi, sıfır isabetli şutla maçı tamamlıyor ve 26 defa topla buluşuyor. Şimdi Mauro İcardi'ye iki çift laf edersek dayak yiyoruz. İyi de adamın fiziki gücü yok. İstatistikleri berbat, takımını 10 kişi oynatmış. Suçlu kim? Ona sürekli izin veren Galatasaray mı? Bir şeyler yanlış gidiyor. Gerçek olan bu!

AYDIN SONRASI DÜDÜKLER NASIL ÇALACAK!
Gelelim hakem olaylarına. Antalyaspor- Fenerbahçe maçının 32 yaşındaki hakemi Cihan Aydın, FIFA listesinden yılın bitmesine 3 ay kala çıkarıldı. TFF, bu listeleri her aralık ayında FIFA'ya yollayıp onay alıyor. Sonra yeni yıldan itibaren TFF'nin FIFA hakem listesi açıklanıyor. Aydın, alınan karardan dolayı illa ki çok üzgündür. Sonuçta iddia ne?



Fenerbahçe şikâyet etti, Aydın da listeden bir ceza gibi çıkarıldı. Mehmet Türkmen listeye dahil edildi. Mourinho'nun tebrik edip, 'Çok güzel bir hakem' dediği isim. Asıl önemli nokta bundan sonra ne olacak? Mesela her büyük takımın maçında ya da bir Fenerbahçe maçında hata yapan bir hakem ceza mı alacak, açığa mı çıkacak ya da FIFA listesinde ise devre dışı mı kalacak! Böyle bir ortamda kimse düdük çalmak istemez, topa girmeyi artık hiç istemez. Her şeyi VAR yapsın der. Yabancı hakem bana da mantıklı gelmeye başladı. Fenerbahçe de istiyor. Diğer kulüplerin de sıcak bakacağına inanıyorum. VAR odasının yabancılara teslim edilmesi önümüzdeki süreçte daha iyi olacaktır.

'BEĞENMEYEN GELMESİN' LAFINI DOĞRU BULMADIM
Bir teknik adamın futbolcusuna sahip çıkması çok doğru bir yaklaşım. Beşiktaş Teknik Direktörü Giovanni van Bronckhorst, Muçi ve Ersin'i ıslıklayan siyah-beyazlı taraftarlara sitem etti ve dedi ki, "Bu maçı kaybettik ama iyi oynadık. Beni ıslıklayabilirler. Taraftarımızı seviyorum. Oyuncularımızın bugün en iyi performansımızı vermediğini düşünen varsa, tekrar stadyuma gelmesin."



Hollandalı teknik adam da biliyor ki futboldaki en önemli şey skor. İstediğiniz kadar iyi oynayın, tabelaya yansımıyorsa o zaman ıslık ya da protesto olur. Beşiktaş sadece ligde oynayacak bir takım değil. Eğer öyleyse, o zaman Avrupa ligine katılmayın. Futbol için olumlu şeyler yazılabilir. Ama iki maçta 7 gol yiyip son sıraya demir attıysanız da olmaz. Hele de taraftara 'Beğenmeyen gelmesin' demek naif bir yaklaşım değil, bir resttir. Yarın bir-iki kötü sonuç olursa oraya gelen 40 bin kişinin hedefi siz olursunuz.

VAR’daki sorunlar çözülmeli, gol çizgisi teknolojisi gelmeli

G.Saray'ın puan kaybettiği, F.Bahçe'nin kazandığı haftada Beşiktaş için 3 puandan başka bir seçenek yoktu. İlk yarı siyah, ikinci yarı beyaz… Formasındaki renkler gibi maçın özeti de buydu. Kayseri, Beşiktaş'a ilk 45 dakika boyunca iyi baskı uyguladı, fazla da top göstermedi. İkinci devre Beşiktaş kaliteli ayaklarının devreye girmesi, Kayseri'nin de yaptığı hatalar ile 3 golle kazandı. Masuaku cezalı, Svensson ve Onur da hasta olunca Van Bronckhorst sistemde ciddi bir değişikliğe gitti ve 3-4-2-1 oynattı takımı. Genel olarak bakarsak Beşiktaş'ın son 3 maçına, Eyüpspor 4-2-3-1, Ajax 4-3-3, Kayseri de biraz önce ifade ettiğim gibi oldu. Hollandalı hoca, kadro dışı bıraktığı Muçi'yi sol kenarda tercih etti. Arnavut futbolcu yine yoktu… Beşiktaş hep sağdan şansını denedi. Muçi'den vazgeçemeyen Van Bronckhorst, Semih'i ise geldiği günden beri gözden çıkardı. Neden? 5 maçtır yedek soyunduruyor… Ve bunu ısrarla yapıyor. Açıkçası Semih'in performansını aşağı çeken hoca olduğunu söyleyebiliriz. Yine Ajax maçında millete saç baş yolduran, herkesi çıldırtan, "Bu adamı bir an önce gönderin" dedirten Onana'yı da ikinci yarıda oyuna aldı. Ya Türkiye'deki Beşiktaş gündemini takip etmiyor ya da inadına yapıyor Van Bronckhorst! Önce Hollanda'ya gitmek, sonra oradaki farklı sonuç ile hezimet, arkasından Kayseri deplasmanı… Bakıldığı zaman bu zorlu şartlarda kazanmak önemliydi. Gelelim asıl konumuza. Sezon başından beri hakem skandalları bitmek bilmiyor. Özellikle de VAR odasındaki hatalar… Her maçta bir şey var tartışılacak. Atilla Karaoğlan, çok kötü bir maç çıkardı. Ona yardımcı olması gereken VAR da yine hayal kırıklığı yaratan unsurlardan biriydi. İmmobile'nin düşürülüşünü herhalde kare kare bütün Türkiye'nin izlediği gibi VAR'daki Emre Kargın da takip etmiştir ama ne Karaoğlan ne de VAR'daki Kargın gördü.Ö zetle yine hakemlerin, futbolseverleri çıldırttığı bir maç izledik. Gelin yol yakınken yabancı hakem işini tekrar gündeme alın. Özellikle VAR odasında. Çünkü bu iş böyle gitmeyecek. Belli ki MHK elindeki kadroyla bu işi çözemiyor. Bir diğer yapılması gereken de TFF'nin gol çizgisi teknolojisi acilen Türkiye'ye getirmesi (Kale arkaları öncelikli olarak, sahanın farklı yerlerine yerleştirilen yüksek çözünürlüklü 14 kamera ile çalışan sistem, topun kale çizgisini geçip geçmediğini, yani gol olup olmadığını milimetrik olarak hesaplıyor). Haftalar ilerleyecek. Düşenler, zirve yarışı, Avrupa potası… Bir topun çizgiyi geçip geçmemesinin tartışması takımların kaderini belirler. TFF acilen bu sorunları çözmek zorundadır.

‘Küçük dilimizi yuttuk!’ Övgüsü bozulmasın!

TFF ile Kulüpler Birliği önceki gün Riva'da bir araya geldi. 5 saat boyunca TFF'nin ilgili kurumları sunumlar yaptı. Özellikle MHK'nin sunumu çok beğenilmiş. Yani hakemlerden şikâyetçi olan takımlarımız, MHK'ya olan güvenlerini ifade etmişler. Bu güzel bir şey. Bundan sonra özellikle önemli maçlardan önce atanan hakemlerle ilgili demeçler de verilmeyecekmiş... Bu kararı da alkışlıyorum. Tabi toplantıya Beşiktaş Başkanı Hasan Arat, Galatasaray Başkanı Dursun Özbek ve Trabzonspor Başkanı Ertuğrul Doğan katılmadı.. Bu 5 saat sonunda Kulüpler Birliği Vakfı ve Fenerbahçe Başkanı Ali Koç, "Kendileri bunu açıklayacaktır ama kısacası küçük dilimizi yuttuk diyebiliriz bu konuda. Kendi çektikleri fotoğrafı anlattılar, biz de çok etkilendik o fotoğraftan" dedi. Özetle Kulüpler Birliği çok mutlu ayrılmış Riva'dan.. Bunlar futbol ailesi adına güzel şeyler ama filmi biraz geriye sarıp, yıl 2022 ve 2023'e gittim, baktım, okudum, izledim!.. Mehmet Büyükekşi ve yönetimi için de Ali Koç ve kulüpler övgü dolu ifadeler kullanmıştı. Özellikle birlik başkanı olarak Koç geçmiş yönetimi övmüştü.. Arşivlerde hepsi var. Sonrası tufan zaten.. TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu ile yönetimi bugün övgü alır ama yarın ne olur belli olmaz! Bakalım neler yaşayacağız...

TRANSFER DÖNEMİ BİTTİ KULÜPLER SIKINTIDA!
Transfer döneminin bitmesiyle birlikte takımların bütçeleri, gelir durumları akıllara geldi. Yine sözü Birlik Başkanı Ali Bey'e verelim: "Ekonomi konusunda futbol büyük sıkıntıda. Son 5 yılda Türk futbolunda neler yaşandı, nereden nereye geldik, bu konuların üzerinden geçtik ve kulüplerin hazırladığı 5 yıllık yol haritasını federasyonumuzla paylaştık. Yayın ve Spor Toto gelirlerinin düşmesi, kurun bu kadar çıkması, enflasyonun bu kadar artması, Kovid... Bunların hiçbiri kulüplerin sorumluluğunda olan şeyler değil ama en çok kulüpleri etkiliyor."




Yani "Bizim suçumuz yok" diyor. Peki durum bu kadar vahimse neden 5 milyar TL'lik (Oyuncu ve bonservis bedelleri ile birlikte) transfer yaptı 4 büyük takım. Durum bu kadar vahimse tonla bonservis bedeli ödenen futbolcular, neden bedavaya yollandı? Durum bu kadar vahimse 10 milyon Euro, 15 milyon Euro gibi uçuk kaçık rakamlar nasıl ödeniyor futbolcu ya da teknik adamlara. Durum bu kadar kötüyse sokağa dökülen paraların hesabı neden verilmiyor? Transfer döneminde maddi zorluklar neden hiç gündeme gelmiyor? Sonra futbol büyük sıkıntıda… Sıkıntıyı yapan sizsiniz zaten! O zaman devlet olmadan da siz çözün. Sürekli devlete sarılmayın!

VAR varsa hakem evden de yönetebilir!

Galatasaray'ın Fenerbahçe'yi yenmesinin ardından Beşiktaş'ın alacağı sonuç önemliydi.. Siyah-beyazlı takımın Trabzonspor'un ardından bir kayıp daha hem de sahasında yaşaması baş ağrıtırdı... İşte bu nedenle Beşiktaş kazanmak zorundaydı ve bunu zor da olsa başardı.. Özetle zor ama iyi bir gal-i biyet aldı. Hem oyuncular hem tribünler stres yaşadı.. Eyüpspor topa sahip olduğu her dakikada etkili oldu, pozisyonlar buldu.. Futbol oynamak istedi.. Oyunu çirkinleştirmedi.. Ligin en güzel maçlarından biri oldu.. Son vuruşlarında Eyüp, karşısında Mert Günok'u buldu.. Milli kaleci maçın kaderini belirleyen isim oldu.. Penaltı pozisyonunda ise şanssızdı.. Ne olursa olsun maçın yıldızı da Mert'ti.. Ve inadına pozisyonu kovalayıp penaltı yaptıran Semih.. Beşiktaş'ta son haftalarda birazcık düşüş var. Nedenleri; biraz erken form tutmak, biraz kadro genişliğinin rakipleri kadar iyi olmaması.. Hollandalı teknik adam Giovanni van Bronckhorst ligin dışında bir de Avrupa serüvenine başlayacak bu hafta.. Bu kadro ile fazla rotasyon yapamayacak.. Dün gece mesela hep Rashica tarafından gitmeye çalıştı.. Diğer kanat yoktu. Beşiktaş'ın tartışmasız en büyük starı Rafa Silva.. Bir gerçek var ki oyuncuya karşı rakipleri çok acımasız.. Bu da Silva'yı etkilemeye başladı.. Bir sakatlık yaşasa Beşiktaş'ın işi zor!. Telafi edecek futbolcusu yok.. Maçın hakemi Zorbay Küçük.. İki penaltıyı da VAR ile verdi.. 102 dakika maç oynattı.. Oysa yakındı, görebilirdi pozisyonları.. Maçı yönetmesi için de bu durumda stada gelmesine gerek yoktu.. Evden de düdük çalabilirdi.. VAR olmasa ne olacaktı? Hakemler sırtlarını tamamen VAR odasına dayamışlar..

Toplumu germeyin

Bir gün önce Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, TFF heyetini kabul ederken çok önemli açıklamalar yaptı. Üzerinde futbolun her paydaşının durması ve düşünmesi gereken sözlerdi bunlar: "Yaş, cinsiyet, sosyal statü, siyasi görüş fark etmeksizin futbolu, insanımızı buluşturan geniş bir ortak payda, kaynaştırıcı bir güç olarak görüyoruz. Bu yüzden TFF'nin, futbolun başka pek az dalda bulunan bu gücünü milletimizin lehine artırmasını bekliyoruz. Esasen bu beklenti, milletimizin tamamında mevcuttur. Milletimiz bizden gerginliği, kısır çatışmaları değil kardeşliği, dostluğu, adil yönetim anlayışını ve her anlamda kaliteli futbolu teşvik etmemizi bekliyor. Özetle olumlu iklimin tesis edilmesini arzu ediyor." Özellikle de bugünkü Fenerbahçe- Galatasaray maçı öncesi daha önemli oldu bu satırlar. F.Bahçe ve G.Saray, 401. kez karşı karşıya gelecekler. Kaos, kavga, gerilim ne derseniz deyin bunlardan uzak bir derbi hayal ediyor insan.. Ama benim başka hayallerim de var.. Bir kaçını yazayım:


Eski bir fotoğraf karesi. Ezeli rekabetin, ebedi dostluğun hafızalara kazınan bir simgesi... Efendiliğin, dürüstlüğün ve centilmenliğin iki temsilcisi... Metin Oktay ile Lefter Küçükandonyadis'in geçmişten geleceğe, futbola dair söylemek istediği çok şey var...

1- Ali Koç, Dursun Özbek ve yönetimini karşılamalı, taraflar maç öncesi aynı masada yemek yiyip sohbet etmeli..
2- TFF Başkanı İbahim Hacıosmanoğlu maça gitmeli.. Protokolde bir yanında Koç diğer yanında Özbek oturmalı.. Bu fotoğraf çok kıymetli...
3- Dünya starı, VIP hoca Jose Mourinho, Türkiye'de ligde destan yazan Okan Buruk'a maç öncesi bir çiçek verip, kucaklamalı..
4- İki takım futbolcuları sarmaş dolaş olmalı.. Maç sonu da birbirlerine formaları vererek kol kola sahadan ayrılmalı..
Neden olmasın, çok zor şeyler yazmadım.. Megaloman değilim. Daha ligin başındayız.. İki takım da dünya para harcadılar.. Bu kadar pahalı kadrolardan insan kaliteli oyun bekliyor. Bu hem Fenerbahçe hem de Galatasaray'ın görevi.. Özetle insanları germeyin artık.. Bakın Cumhurbaşkanımız net bir mesaj vermiş..
Gelelim maça.. Lig yeni başladı.. F.Bahçe Kadıköy'de kaybederse Mourinho'nun karizması sarsılabilir.. Fakat F.Bahçe taraftarı Portekizli hocanın fark yaratmasını bekler, bekleyecek. Galatasaray zaten sıkıntılı, çok sorunu var. Yenilirse başı ağrır.. Yani iki takım da kaybetmeyi asla istemez bu gece.. Fiyakaları bozulsun istemez.. Sonucu şampiyonu belirlemez bu derbinin ama iki takımın da geleceğine yön verir.. Ama iyi futbolu, kaliteli mücadeleyi Avrupa konuşur.. Siz de kendinize yakışanı yapın..


YAPAY ZEKA NE DEDİ?
Merak ettim, derbiyi yapay zekaya sordum. İşte aldığım yanıt: Bir tahminde bulunmam mümkün değil. Sonuca etki eden birçok faktör oluyor bu iki takımın maçında. Önereceğim şey: Maçın keyfini çıkar.