CANLI
SKOR
Murat Özbostan

Murat Özbostan

Toplumu germeyin

Bir gün önce Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, TFF heyetini kabul ederken çok önemli açıklamalar yaptı. Üzerinde futbolun her paydaşının durması ve düşünmesi gereken sözlerdi bunlar: "Yaş, cinsiyet, sosyal statü, siyasi görüş fark etmeksizin futbolu, insanımızı buluşturan geniş bir ortak payda, kaynaştırıcı bir güç olarak görüyoruz. Bu yüzden TFF'nin, futbolun başka pek az dalda bulunan bu gücünü milletimizin lehine artırmasını bekliyoruz. Esasen bu beklenti, milletimizin tamamında mevcuttur. Milletimiz bizden gerginliği, kısır çatışmaları değil kardeşliği, dostluğu, adil yönetim anlayışını ve her anlamda kaliteli futbolu teşvik etmemizi bekliyor. Özetle olumlu iklimin tesis edilmesini arzu ediyor." Özellikle de bugünkü Fenerbahçe- Galatasaray maçı öncesi daha önemli oldu bu satırlar. F.Bahçe ve G.Saray, 401. kez karşı karşıya gelecekler. Kaos, kavga, gerilim ne derseniz deyin bunlardan uzak bir derbi hayal ediyor insan.. Ama benim başka hayallerim de var.. Bir kaçını yazayım:


Eski bir fotoğraf karesi. Ezeli rekabetin, ebedi dostluğun hafızalara kazınan bir simgesi... Efendiliğin, dürüstlüğün ve centilmenliğin iki temsilcisi... Metin Oktay ile Lefter Küçükandonyadis'in geçmişten geleceğe, futbola dair söylemek istediği çok şey var...

1- Ali Koç, Dursun Özbek ve yönetimini karşılamalı, taraflar maç öncesi aynı masada yemek yiyip sohbet etmeli..
2- TFF Başkanı İbahim Hacıosmanoğlu maça gitmeli.. Protokolde bir yanında Koç diğer yanında Özbek oturmalı.. Bu fotoğraf çok kıymetli...
3- Dünya starı, VIP hoca Jose Mourinho, Türkiye'de ligde destan yazan Okan Buruk'a maç öncesi bir çiçek verip, kucaklamalı..
4- İki takım futbolcuları sarmaş dolaş olmalı.. Maç sonu da birbirlerine formaları vererek kol kola sahadan ayrılmalı..
Neden olmasın, çok zor şeyler yazmadım.. Megaloman değilim. Daha ligin başındayız.. İki takım da dünya para harcadılar.. Bu kadar pahalı kadrolardan insan kaliteli oyun bekliyor. Bu hem Fenerbahçe hem de Galatasaray'ın görevi.. Özetle insanları germeyin artık.. Bakın Cumhurbaşkanımız net bir mesaj vermiş..
Gelelim maça.. Lig yeni başladı.. F.Bahçe Kadıköy'de kaybederse Mourinho'nun karizması sarsılabilir.. Fakat F.Bahçe taraftarı Portekizli hocanın fark yaratmasını bekler, bekleyecek. Galatasaray zaten sıkıntılı, çok sorunu var. Yenilirse başı ağrır.. Yani iki takım da kaybetmeyi asla istemez bu gece.. Fiyakaları bozulsun istemez.. Sonucu şampiyonu belirlemez bu derbinin ama iki takımın da geleceğine yön verir.. Ama iyi futbolu, kaliteli mücadeleyi Avrupa konuşur.. Siz de kendinize yakışanı yapın..


YAPAY ZEKA NE DEDİ?
Merak ettim, derbiyi yapay zekaya sordum. İşte aldığım yanıt: Bir tahminde bulunmam mümkün değil. Sonuca etki eden birçok faktör oluyor bu iki takımın maçında. Önereceğim şey: Maçın keyfini çıkar.

Şampiyonluk Anadolu’dan geçmiyor!

Türk futbolunda Anadolu kulüpleri ile Fenerbahçe, Beşiktaş ve Galatasaray arasındaki makas açıldı. Eskiden Anadolu takımları büyük rakiplerine karşı aslanlar gibi mücadele eder, sahada savaşırdı. Gündem olup, manşetleri süslerlerdi. Bugün gelinen noktada ekonomik olarak arada o kadar büyük bir uçurum var ki, geçmişte sergiledikleri performansı ortaya koyamıyorlar. Tabi bunun en önemli nedeni biraz önce de ifade ettiğim gibi ekonomik. Bugün G.Saray, Beşiktaş ve Fenerbahçe'nin değeri 655 milyon Euro... Yani 25 milyar TL! Bir yanda dünya yıldızlarına (İcardi, Dzeko, Osimhen, En-Nesyri, Rafa Silva, Immobile gibi ) senelik 10 milyon Euro para veren büyük takımlar, diğer tarafta transfer tahtaları bile açılmayan kulüpler... Bugün Süper Lig'de transfer yasağı olan 4-5 takım var. Lig başladı; Galatasaray çok farklı sonuçlar alıyor, Fenerbahçe güle oynaya kazanıyor, Beşiktaş yine aynı şekilde... Fenerbahçe; Adana Demir, Rize, Alanya ve Kasımpaşa'yı yenmiş. Galatasaray; Hatay, Konya, Adana Demir, Ç.Rize ve G.Antep'e fark yapmış. Beşiktaş; Samsun, Antalya ve Sivas'ı geçmiş. Goller havada uçuşmuş. Her maç sonrası yenilen hocalar rakiplerinin ne kadar güçlü olduklarını anlatıyor.

AVRUPA'YA GİDİLİNCE HİÇBİR BAŞARI YOK
Eskiden Anadolu takımlarının evleri büyük kulüpler için bir kâbustu. Hatırlarsınız Ankara'da 19 Mayıs Stadı vardı. Orada Gençlerbirliği, Ankaragücü efsaneydi. Kolay mıydı puan almak! Yine Kayserispor, Samsun, Gaziantep, Kocaelispor, Malatya aklıma gelenler. Ne oldu şimdi, sanki yenilmek fark yemek kaderleri gibi olmuş. Sonra da ortaya ne kaliteli futbol çıkıyor ne de bir mücadele… Türkiye'de hava atıp, güle oynaya kazanan büyükler Avrupa'da zorlanıyorlar, resmen dökülüyorlar. Bakın Şampiyonlar Ligi başladı hem de yeni formatıyla, Türkiye'den bir takım yok ve bunu kimse konuşmuyor. Niye yokuz! Bunun muhasebesini yapan oldu mu! Bizdeki ligde kalite düşük olunca, Avrupalı rakipleri karşısında tökezleyen büyük takımlar şampiyon olup bunun mutluluğunun tadını yaşayacaklar, hepsi bu. Bakalım Avrupa Ligi'nde ne olacak? Yoksa Süper Lig için büyük transferler yapmaya gerek yok. Niye bu kadar para harcıyorsunuz. Aranızdaki maçlarda illaki biri kazanır biri kaybeder. Yani anlaşın, boşuna para dökmeyin sokağa.

KULÜPLER BİRLİĞİ NE İŞ YAPIYOR ACABA!
Süper Lig'in markası böyle değer kazanmaz... Kulüpler Birliği var mesela... Görevi ne, ne iş yapıyor bilinmiyor. Arada bir toplanıyorlar, ortak bir sorun varsa ki genelde bu buluşma hep para meselesi üzerine oluyor. Sonra çıkıp bize markadan bahsediyorlar. Anadolu takımlarının ekonomisi için ne yaptınız? Bir projeniz var mı? Yok, öyle bir vizyonları da yok.

Beşiktaş, Trabzonspor kadar savaşmadı!

Beşiktaş 2 puan kaybetti, Trabzonspor 1 puan aldı.. Herhalde maçı böyle özetlemek lazım.. Şenol Güneş'in gelişiyle yeni bir sayfa açan bordo-mavili takım tribünlerin de desteğiyle Beşiktaş'ı adeta ısırarak maça başladı.. Ta ki Visca atılana kadar.. İşte sonrası neredeyse uzatmalarla birlikte 90 dakika 10 kişi oynayan Trabzonspor mücadele etti, savaştı ve Uğurcan ile de 1 puanı aldı.. Altın gibi bir puandı bu.. Maç sonu yaşanan coşku da bunun bir göstergesiydi.. 10 kişi kalan rakibi karşısında ise 2 puanı kaybeden Beşiktaş oldu.. Bu fırsatı kaçırmamalıydı.. Bu maçın adamı tabi ki Uğurcan.. Kadere bakın ki geçen sezonun sonu ile birlikte takımdan ayrılmayı düşünen milli kaleci, Trabzonspor'un bu sezonki starı, en büyük transferi oldu.. Trabzonspor 13 transfer yaptı ama Uğurcan gibi bir yıldız alamamış.. Maçı, maçları kurtaracak bir adam.. Yoksa bu takım Avrupa'dan da elenmezdi.. Arkasına büyük bir rüzgâr alan Beşiktaş için bir mola oldu bu maç.. Hollandalı teknik adam Giovanni van Bronckhorst daha doğru hamleler yapsa skoru da bulabilirdi.. Oyuncu değişiklikleri işe yaramadı.. Yaramadığı gibi de geriye gitti takım.. Muçi ve Onur'un girişi Beşiktaş'ı olumsuz etkiledi.. Mesela Hollandalı hoca neden Can Keleş'i hiç düşünmüyor.. Eğer maç 11'e 11 oynansaydı ne olurdu? Bu zor bir soru ama.. Sahada daha çok koşan, savaşan ve mücadele eden bir ekip olarak Trabzonspor 3 puanı alabilirdi..

ABD için küfür değil destek lazım!

A Milli Takım, Galler ve İzlanda karşısında siyahla beyaz kadar farklı iki maç oynadı... Teknik Direktör Montella, 0-0 biten ilk maç sonrası yerden yere vurulup, hakaretlere maruz kaldı. Eleştiri artık farklı bir şey olmuş. Hakaret etmek eleştiri olamaz! Galler karşısında alınan sonuçla canımız sıkıldı, kaygı duyduk. Ama bu milli takım bizim. Başarılı olmasını herkes istiyor. İzlanda karşısındaysa 'İşte bu' dediğimiz bir oyun oynandı. İki gün önce sövenler bu kez övgüler düzdü. Dedim ya siyahla beyaz gibi, ortası yok... TFF yönetimi, sonuna kadar teknik adamın yanında olmalıdır. Başkan İbrahim Hacıosmanoğlu'nun "Montella ile Dünya Kupası'na ABD'ye gideceğiz" söylemi yerinde ve tam da zamanındadır.

MOURİNHO, BEŞİKTAŞ'I HESABA KATMIYOR MU!
Jose Mourinho gibi büyük bir teknik adamın ülkemize gelmesi şüphesiz ki başta F.Bahçe camiası olmak üzere herkesi mutlu etti. F.Bahçe maç fazlasıyla da olsa lider. Büyük oyuncular aldı. 60 milyon Euro para harcadı.. Yani her şey tıkır tıkır işliyor. Fakat Mourinho'nun her konuşmasında G.Saray var. G.Saray'ı yıpratmak için farklı gündemler oluşturmaya çalışıyor. Sahayı, futbolu, Türkiye'yi konuşuyor ama illa ki araya G.Saray'ı özellikle de Okan Buruk'u katıyor. Neler demiş şu ana kadar bir hatırlayalım: 1- Galatasaray'ın ilk maçındaki hakemi de gördüm. Siyah ile beyaz gibiydi. 2- Okan Buruk, 4 metre sahaya girdiğinde kart görmüyor. Ama bana hemen gösteriyorlar. 3- G.Saray'a farklı bir bakış var (torpilli demek istiyor) 4- Osimhen kendini yere çok atardı (G.Saray'ın bomba transferi). Psikolojik baskı kuruyor Portekizli teknik adam. Aslında işin özeti bu. Peki bu işe yarar mı? Yaramaz… Sadece gündem değişir. Fenerbahçe teknik direktörünün, G.Saray'ı hedef yapması şampiyonluk yolunda artı bir şey kazandırmaz. Ki Beşiktaş unutulmuş mu? Beşiktaş mesala Mourinho'nun gündeminde yok! Fenerbahçe'nin tek rakibi G.Saray mı? Şu görüntüye ve kalan haftalara bakılırsa ligin favorisi de Beşiktaş..

ZAHA GELMESEYDİ KEREM GİTMEZDİ
Gelelim G.Saray'a… Elindeki en iyi futbolcusu Kerem Aktürkoğlu'nu sattı. Milli takımdaki performansıyla da her Galatasaraylı, "Kerem'i keşke satmasaydık" demeye başladı… Fakat bilinmesi gereken bir şey var. Kerem, Galatasaray'dan ayrıldı, G.Saray Kerem'den değil. Eğer o Zaha transferi geçen sezon olmasaydı bugün Kerem de gitmezdi, birçok şey de yaşanmazdı. Zaha'nın transferi Galatasaray'a maddi ve manevi büyük zarar verdi. Bunu böyle analiz etmek lazım.

Avrupa’nın dışında kalmak bize yakışmaz!

Türk futbolu bir dönüm noktasında. Avrupa'da gruplara kalmak hayati bir önem taşıyor. Bunu hesaba katan ve tehlikenin farkına varan Futbol Federasyonu, Galatasaray, Trabzonspor ve Başakşehir'in lig maçlarını erteledi. Beşiktaş ise haftayı zaten 'bay' geçiyor. İlk maçlara dönersek istediğimiz sonuçları alamadık. İsviçreliler karşısında çok zorlandık. Ülke puan sıralamasında Çekya 36.850 ile 9. sırada. Türkiye ise 35.600 puanla 10. sırada yer alıyor.. Şimdi önümüzde çok kritik bir hafta bizi bekliyor.. Galatasaray kazanıp Devler Ligi'nin kapısını yüzde 99 değil 100 açmalı. Ama Galatasaray'da konular da dertler de bitmiyor. Şimdi de bir Kerem Aktürkoğlu krizi çıktı. Bir kulüp düşünün sürekli dış değil iç sorunlarıyla uğraşıyor. Alındıysa alındı kaptanlıktan.. Böyle olunca kendisinin neredeyse 5'te biri bütçeye sahip Young Boys'tan adeta dayak yiyor. Trabzonspor da kendi içinde huzur arayan aynı durumdaki bir başka takım.. Bordo-mavili takım Avrupa Ligi'ne havlu attı.. Şimdi ilk maç St Gallen ile 0-0 bitti. Trabzon'un da rakibini paramparça etmesi lazım. Beşiktaş fırsatı elinden kaçırdı. İstanbul'da sonuca gidecek elbette. Başakşehir ilk beraberliğini yaşadı. Özetle 4 takım da kazanıp ülkemizi temsil etmeye devam etmeli. Devletimiz de altyapı ve tesisler bakımından amatörden futbola bütün kulüplerimize her türlü desteği veriyor. Dev bütçelere sahip olan kulüplerimiz aklını başına almalı. Avrupa sahnesinin dışında kalmak Türk futboluna yakışmaz…

İki bek ve sol stoper lazım!

Lugano son iki sezonda Beşiktaş'a 2, Fenerbahçe'ye bir kez rakip oldu. Geçen sene Beşiktaş'a 3 gol atan İsviçre takımı bu sezon da Fenerbahçe'ye 3 gol kaydetmişti. Dün de sahasında siyah-beyazlı takıma 3 gol atmayı başardılar.. "Neden Lugano'nun attığı gollerle başladınız?" derseniz bizim takımlarımızın transferde sürekli yıldız golcüler, klas orta sahalar ararken defansı ne kadar boşladığımızın göstergesidir bu... Önceki gece Galatasaray, Young Boys'tan 3 gol yedi. Eski kurala göre deplasmanda 3 gollü bir beraberlik size evinizde 0-0, 1-1 -2-2 ile turu getiriyordu. Şimdi her maç bir final.. İstanbul'da da öyle olacak... Gelelim Beşiktaş'ın savunmasının sınıfta kaldığı maçta hücumcuların performansına. Rafa Silva döktürmeye devam ediyor. Ligde olduğu gibi adamı durdurmak için sürekli dövdüler. İkinci golde Gedson'a attığı makas pas muhteşemdi. Immobile sürekli oyunun içindeydi, yeri geldi savunmaya yardım etti. Hücuma yakın bölgede oynayan Gedson da attığı gollerle tabelaya etki etmeye başladı. Semih'i yedek bırakan Hollandalı teknik adam orta sahayı Ndour ile ikileyip deplasmanda nasıl oynayacağının da işaretini verdi. Beşiktaş bu hücum hattıyla bol gol atar ancak iki beki ve sol stoperinin performansı sürekli rakiplerini maçın içinde tutar. Zaten hocası ve yönetimi de bu bölgelere adam arıyor. Biraz acele etmeleri gerekiyor. Sonuçta Beşiktaş tur biletini alıp geleceği bir maçı hatalarıyla beraberliğe getirdi. Rövanş maçında aynı şeyleri tekrarlamazsa turu geçer.

VAR’a yabancı gelmeli mi!

Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, hakemlere seslenerek devam eden yabancı hakem tartışmalarına şu sözlerle tepki göstermişti 29 Temmuz'da: "600 yıl dünyayı yönetmiş bir milletin evlatlarıyız, kendi evlatlarımıza güvenemeyip, yabancı hakem getirdik bu ülkeye. Bu durum sadece size olan hakaret değil, bütün Türk milletine olan hakaretti. Yapanları kınıyorum. Tek istediğimiz bir şey var, adil ve adaletli olmak. Biz, sizlerin arkasında dağ gibi duracağız." Sayın başkan bu konuşmayı yaptığında lig başlamamıştı.. Şimdi iki hafta geride kaldı, yine en çok VAR'daki hatalar gündemde.. Geçen sezonun son haftalarında yabancı VAR hakemleri, Kulüpler Birliği'nin de isteğiyle hayata geçmişti. Kadere bakın ki yine VAR'a yabancı hakem gelsin diye tartışmalar başladı. Hem de daha 2. hafta. Şimdi ne olacak, TFF yönetimi geri adım atacak mı? Yoksa sezona Türk VAR hakemleri ile mi devam edecek?




Yabancı VAR'ların, tekrar Türkiye Süper Ligi'nde görev yapacağını sanmıyorum. Ama TFF bu kararı acilen almalı. Pozisyon, futbol bilgisi ve anlatım sorunları, orta hakemi etkileyen yorumlar varken, takımlar bu kadar büyük yatırım yapmışken bu kararı TFF hiç zaman kaybetmeden hayata geçirmelidir. Evet başkan çok önemli sözler söyledi ki kanımca önce gelip yapıya bakıp sonra açıklama yapmalıydı. Türkiye'de yabancı hakem istemem ama ligin sıkıntılı olan markasının da daha aşağı çekilmemesi lazım. Bu TFF'ye de zarar verir. Daha ikinci haftada yaşanan saha içi ve saha dışı tartışmaları ligin yol haritasını gösteriyor maalesef. Sahayı bir yere bırakıp herkes farklı bir algı operasyonunun peşinde. Yeşil sahayı, futbol ve oyunu kimse düşünmüyor. Bu nedenle acilen bazı noktalara neşter vurulması lazım. İlk olarak VAR yabancı hakemlere teslim edilmelidir. Hakemlere sahip çıkın ama sıkıntılı olan taraf varsa da müdahale etmek şart.


DOĞRU TRANSFER SEVİYE ATLATTI
Beşiktaş geçen sene kan ağladı. Tam bir kâbus gibi sezon yaşarken hocaların biri gitti biri geldi. Transferler, ön plana çıkmadı. Karışık bir sezonun ardından bu yıl, tekrar ayağa kalkmak için bir fırsat lazımdı. TFF Süper Kupa finalinde Galatasaray'ı farklı yenerek ilk adımı attılar. Bu bir güç gösterisiydi, 'Şampiyonluk yarışında ben de varım' mesajıydı.



Bunun yanı sıra takıma kaliteli 3 isim aldılar. İmmobile, Rafa Silva, Paulista… İmmobile-Rafa Silva ikilisi 3 resmi maçta 6 gol-1 asiste imza attılar. Defansı Paulista toparladı. Maliyetleri çok ama takıma getirdikleri heyecan ve kalite tartışılmaz. Bugün Galatasaray ile Fenerbahçe'nin oynadığı futbol tartışılırken, Beşiktaş herkesin beğendiği bir takım haline geldi. Tabi ki daha yolun başı. Kimse kimseyi şampiyon ilan edemez.


İZMİR VE DİYARBAKIR!
Yeşil sahalar, futbolcuların en korunaklı yeriyken artık güvensiz bir yer mi oldu! Her an biri sahaya inip size saldırabilir. Hem de bunlar bir fanatik taraftar da olabilir, bir başkan ya da yönetici de olabilir.




Maalesef Süper Lig'de artık kulüp başkanları ve yöneticileri, bir şey olursa soluğu sahada alıyor. Oyuncular özellikle de yabancı futbolcular, "Ne oluyor" diye şaşkınlıkla bunu izliyor. İzmir'de yaşananlar, son kötü örnek olsun inşallah.




Ama güzel bir tablo ise Diyarbakır'da vardı. Amed-İstanbulspor maçındaki görüntüler. TFF ve iki kulüp başkanı birlikte tribünleri selamladı. TFF başkanı taraftarlarla maçı izledi. Türkiye'de her maçta bu görüntüleri istiyoruz.

Üst düzey hazırlık maçı!

Maça iyi başlamadık.. Zemin de sentetik olunca top kayıpları fazla oldu. Fenerbahçe ilk dakikaları sahaya ısınmak için harcayınca oyunun kontrolünü bir türlü eline alamadı. Ancak 30'dan sonra vitesi yükseltmeye başladık. Temsilcimiz, arka arkaya fırsatlar yakaladı ve beraberlik golü geldi. İlk yarıda temposu düşük olan Fenerbahçe, becerikli ayakları olmayan rakibi önünde Tadic'in yaptırdığı bir penaltı ile dengeyi kurdu.. Bu bölümün özeti Fenerbahçe için iyi değildi. Ritmi ve baskısı yoktu. Mourinho'nun, Krunic'i ilk 11'de sahaya sürmesi oyuncu için bir şanstı. Ama Bosnalı futbolcu bu güvene karşılık veremedi.. Defansa katkı sunmadı, hücumdaki bağlantıları da kuramadı. Roller ikinci yarı değişmişti, biz erken golü bulduk.. Yine golün kahramanı Tadic'ti.. Dün Fenerbahçe'de topu ayağına aldığı zaman fark ve heyecan yaratan bir adamdı. Maç bir Fenerbahçe bir Lugano'ya dönmeye başladığı anlarda golü de yedik. Üçlü savunmaya geçen Mattia Croci-Torti iki kanat bekini ileri yolladı ve Fenerbahçe golü yedi. Ama arada fark vardı. F.Bahçe çok kaliteli isimlere sahipti. Yılların eskitemediği 38'lik golcü yakaladıkça attı, klasını ve kalitesini sentetik de olsa her sahada sergileyeceğini gösterdi. Ve EURO 2024'ün yıldızı Ferdi'nin "Ben geldim" golü... Mourinho ile ilk resmi maçına çıkan Fenerbahçe, İsviçre'de tur kapısını açarken savunma hataları ve verilen pozisyonlar can sıktı. Kadroya katılacak isimler ve sistemin de oturmasıyla oyundaki gelişim yükselecektir. Kısacası; dünkü maç, yeni sezon öncesi üst düzey bir hazırlık sınavı gibiydi.