CANLI
SKOR
Murat Özbostan

Murat Özbostan

İki bek ve sol stoper lazım!

Lugano son iki sezonda Beşiktaş'a 2, Fenerbahçe'ye bir kez rakip oldu. Geçen sene Beşiktaş'a 3 gol atan İsviçre takımı bu sezon da Fenerbahçe'ye 3 gol kaydetmişti. Dün de sahasında siyah-beyazlı takıma 3 gol atmayı başardılar.. "Neden Lugano'nun attığı gollerle başladınız?" derseniz bizim takımlarımızın transferde sürekli yıldız golcüler, klas orta sahalar ararken defansı ne kadar boşladığımızın göstergesidir bu... Önceki gece Galatasaray, Young Boys'tan 3 gol yedi. Eski kurala göre deplasmanda 3 gollü bir beraberlik size evinizde 0-0, 1-1 -2-2 ile turu getiriyordu. Şimdi her maç bir final.. İstanbul'da da öyle olacak... Gelelim Beşiktaş'ın savunmasının sınıfta kaldığı maçta hücumcuların performansına. Rafa Silva döktürmeye devam ediyor. Ligde olduğu gibi adamı durdurmak için sürekli dövdüler. İkinci golde Gedson'a attığı makas pas muhteşemdi. Immobile sürekli oyunun içindeydi, yeri geldi savunmaya yardım etti. Hücuma yakın bölgede oynayan Gedson da attığı gollerle tabelaya etki etmeye başladı. Semih'i yedek bırakan Hollandalı teknik adam orta sahayı Ndour ile ikileyip deplasmanda nasıl oynayacağının da işaretini verdi. Beşiktaş bu hücum hattıyla bol gol atar ancak iki beki ve sol stoperinin performansı sürekli rakiplerini maçın içinde tutar. Zaten hocası ve yönetimi de bu bölgelere adam arıyor. Biraz acele etmeleri gerekiyor. Sonuçta Beşiktaş tur biletini alıp geleceği bir maçı hatalarıyla beraberliğe getirdi. Rövanş maçında aynı şeyleri tekrarlamazsa turu geçer.

VAR’a yabancı gelmeli mi!

Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, hakemlere seslenerek devam eden yabancı hakem tartışmalarına şu sözlerle tepki göstermişti 29 Temmuz'da: "600 yıl dünyayı yönetmiş bir milletin evlatlarıyız, kendi evlatlarımıza güvenemeyip, yabancı hakem getirdik bu ülkeye. Bu durum sadece size olan hakaret değil, bütün Türk milletine olan hakaretti. Yapanları kınıyorum. Tek istediğimiz bir şey var, adil ve adaletli olmak. Biz, sizlerin arkasında dağ gibi duracağız." Sayın başkan bu konuşmayı yaptığında lig başlamamıştı.. Şimdi iki hafta geride kaldı, yine en çok VAR'daki hatalar gündemde.. Geçen sezonun son haftalarında yabancı VAR hakemleri, Kulüpler Birliği'nin de isteğiyle hayata geçmişti. Kadere bakın ki yine VAR'a yabancı hakem gelsin diye tartışmalar başladı. Hem de daha 2. hafta. Şimdi ne olacak, TFF yönetimi geri adım atacak mı? Yoksa sezona Türk VAR hakemleri ile mi devam edecek?




Yabancı VAR'ların, tekrar Türkiye Süper Ligi'nde görev yapacağını sanmıyorum. Ama TFF bu kararı acilen almalı. Pozisyon, futbol bilgisi ve anlatım sorunları, orta hakemi etkileyen yorumlar varken, takımlar bu kadar büyük yatırım yapmışken bu kararı TFF hiç zaman kaybetmeden hayata geçirmelidir. Evet başkan çok önemli sözler söyledi ki kanımca önce gelip yapıya bakıp sonra açıklama yapmalıydı. Türkiye'de yabancı hakem istemem ama ligin sıkıntılı olan markasının da daha aşağı çekilmemesi lazım. Bu TFF'ye de zarar verir. Daha ikinci haftada yaşanan saha içi ve saha dışı tartışmaları ligin yol haritasını gösteriyor maalesef. Sahayı bir yere bırakıp herkes farklı bir algı operasyonunun peşinde. Yeşil sahayı, futbol ve oyunu kimse düşünmüyor. Bu nedenle acilen bazı noktalara neşter vurulması lazım. İlk olarak VAR yabancı hakemlere teslim edilmelidir. Hakemlere sahip çıkın ama sıkıntılı olan taraf varsa da müdahale etmek şart.


DOĞRU TRANSFER SEVİYE ATLATTI
Beşiktaş geçen sene kan ağladı. Tam bir kâbus gibi sezon yaşarken hocaların biri gitti biri geldi. Transferler, ön plana çıkmadı. Karışık bir sezonun ardından bu yıl, tekrar ayağa kalkmak için bir fırsat lazımdı. TFF Süper Kupa finalinde Galatasaray'ı farklı yenerek ilk adımı attılar. Bu bir güç gösterisiydi, 'Şampiyonluk yarışında ben de varım' mesajıydı.



Bunun yanı sıra takıma kaliteli 3 isim aldılar. İmmobile, Rafa Silva, Paulista… İmmobile-Rafa Silva ikilisi 3 resmi maçta 6 gol-1 asiste imza attılar. Defansı Paulista toparladı. Maliyetleri çok ama takıma getirdikleri heyecan ve kalite tartışılmaz. Bugün Galatasaray ile Fenerbahçe'nin oynadığı futbol tartışılırken, Beşiktaş herkesin beğendiği bir takım haline geldi. Tabi ki daha yolun başı. Kimse kimseyi şampiyon ilan edemez.


İZMİR VE DİYARBAKIR!
Yeşil sahalar, futbolcuların en korunaklı yeriyken artık güvensiz bir yer mi oldu! Her an biri sahaya inip size saldırabilir. Hem de bunlar bir fanatik taraftar da olabilir, bir başkan ya da yönetici de olabilir.




Maalesef Süper Lig'de artık kulüp başkanları ve yöneticileri, bir şey olursa soluğu sahada alıyor. Oyuncular özellikle de yabancı futbolcular, "Ne oluyor" diye şaşkınlıkla bunu izliyor. İzmir'de yaşananlar, son kötü örnek olsun inşallah.




Ama güzel bir tablo ise Diyarbakır'da vardı. Amed-İstanbulspor maçındaki görüntüler. TFF ve iki kulüp başkanı birlikte tribünleri selamladı. TFF başkanı taraftarlarla maçı izledi. Türkiye'de her maçta bu görüntüleri istiyoruz.

Üst düzey hazırlık maçı!

Maça iyi başlamadık.. Zemin de sentetik olunca top kayıpları fazla oldu. Fenerbahçe ilk dakikaları sahaya ısınmak için harcayınca oyunun kontrolünü bir türlü eline alamadı. Ancak 30'dan sonra vitesi yükseltmeye başladık. Temsilcimiz, arka arkaya fırsatlar yakaladı ve beraberlik golü geldi. İlk yarıda temposu düşük olan Fenerbahçe, becerikli ayakları olmayan rakibi önünde Tadic'in yaptırdığı bir penaltı ile dengeyi kurdu.. Bu bölümün özeti Fenerbahçe için iyi değildi. Ritmi ve baskısı yoktu. Mourinho'nun, Krunic'i ilk 11'de sahaya sürmesi oyuncu için bir şanstı. Ama Bosnalı futbolcu bu güvene karşılık veremedi.. Defansa katkı sunmadı, hücumdaki bağlantıları da kuramadı. Roller ikinci yarı değişmişti, biz erken golü bulduk.. Yine golün kahramanı Tadic'ti.. Dün Fenerbahçe'de topu ayağına aldığı zaman fark ve heyecan yaratan bir adamdı. Maç bir Fenerbahçe bir Lugano'ya dönmeye başladığı anlarda golü de yedik. Üçlü savunmaya geçen Mattia Croci-Torti iki kanat bekini ileri yolladı ve Fenerbahçe golü yedi. Ama arada fark vardı. F.Bahçe çok kaliteli isimlere sahipti. Yılların eskitemediği 38'lik golcü yakaladıkça attı, klasını ve kalitesini sentetik de olsa her sahada sergileyeceğini gösterdi. Ve EURO 2024'ün yıldızı Ferdi'nin "Ben geldim" golü... Mourinho ile ilk resmi maçına çıkan Fenerbahçe, İsviçre'de tur kapısını açarken savunma hataları ve verilen pozisyonlar can sıktı. Kadroya katılacak isimler ve sistemin de oturmasıyla oyundaki gelişim yükselecektir. Kısacası; dünkü maç, yeni sezon öncesi üst düzey bir hazırlık sınavı gibiydi.

İşte perde arkası!



Milli kamplardaki sinerji ve olumlu enerji hiç bozulmadı. Özellikle yöneticiler Hamit Altıntop ve Mustafa Erögüt, süreci çok iyi götürdüler. Montella ile olan ilişkilerinde ve takıma yönelik birçok konuda sorunları çözüp bypass ettiler…

Hazırlık döneminde zayıf takımlar yerine güçlü takımlar özellikle tercih edildi. Alınan olumsuz sonuçlara rağmen moral bozukluğu hiç yaşanmadı

İtalyan teknik adama yapılan ağır eleştiri ve yorumlarda TFF yönetimi hep arkasında durdu. Özellikle Başkan Mehmet Büyükekşi'nin Montella ile
olan dostluğu, İtalyan teknik adamın en büyük güç kaynağı oldu.

Türkiye'de bazı kesimler tarafından yapılan yorum ve analizler, Milli Takım kampında moral bozucu anlar oldu. Özellikle Hamit Altıntop birebir görüşmelerle bunları bertaraf etti.




KARARLAR ÇOK HIZLI ALINDI

Montella
ile Arda arasında olmayan sorunu varmış gibi gösterip sosyal medyada 115 bin tane bot hesaptan paylaşımlar yapıldı. Bu yaşananlar Milli Takım kampında doğru analiz edildi ve hedefin oyuncular değil TFF yönetimi olduğu özellikle vurgulandı.

Merih Demiral için yapılan, "Genç yaşta Arabistan'a giderek kariyerini bitirdi" şeklinde yorumlar, oyuncu için ayrı bir motivasyon kaynağı oldu. 26 yaşındaki futbolcu bu yaşananlara en iyi cevabı sahada verileceğini takım arkadaşları ile paylaştı ve Avusturya maçının kahramanı oldu.

Mert Günok çok yorucu bir sezon geçirdi. Daha önce yaşadığı sakatlıklar nedeniyle dizlerinde ağrılar oldu. Çıkmadığı idmanlar vardı. Buna rağmen oynamak istediğini Montella'ya söyledi, ağrılarına rağmen sahaya çıktı. Avusturya maçında kaderimizi çizen oyuncu oldu…

TFF yönetimi ve başkanı özellikle Türkiye'den yapılan saldırılara karşı Milli Takım'ın zarar görmemesi için çok hızlı kararlar aldı. Yapılan açıklamalar ile yalan dezenformasyona yanıt verildi.

TÜRK'ÜN GÜCÜNÜ GÖSTERDİK

Milli
Takım'ın kamp yaptığı mükemmel tesislerde Ay Yıldızlı oyuncular için her türlü konfor sağlandı. Takımımızın maçlara gidişi ve gelişinde güvenlik maksimum seviyede tutuldu. Bu durum oyuncuların kafasını oldukça rahatlattı. Çünkü turnuvanın başından beri tehditler vardı.

Alman televizyon kanalında takımımızın oynadığı maçlarda yorumculuk yapanlar, özellikle karşımızdaki takımın lehine ifadeler kullandı. Türk Milli Takımı küçük gösterilmeye çalışıldı. Bu Almanya'daki gurbetçilerimiz tarafından büyük bir tepki gördü. Attıkları maillerle kanalı protesto ettiler. Almanya'da maçlardan sonra yaşanan büyük çılgın sevinçlerin oluşmasında takımımıza yapılan küçük düşürücü yorumlar da etkili oldu ve Türk'ün gücünü her yerde gösterdik.

Alayına hadlerini bildirdiler!

Muhteşem bir mücadele vardı. Grup maçlarını da dikkate aldığımızda en iyi karşılaşmayı oynayıp inanılmaz savaştık. Bütün futbolcuları alnından öpmek lazım. Hiç pes etmediler. Tüm oyuncularımız sürekli yardımlaştı. Bu 'inananların zaferi'. Takımızla ilgili bir sürü olumsuz haber çıkartmaya çalıştılar. Başından beri hep söylediğim bir şey vardı; Türkiye'nin bir tane Milli Takımı var, bir tane de bayrağımız var.
Almanya'ya da Avrupa Şampiyonası'na da Türkiye damgasını vuruyor! Sadece elde ettiği başarılarla da değil… Taraftarıyla, coşkusuyla, maç öncesi ve maç sonrası yaşadığı sevinçlerle. O kadar çok rahatsız oluyorlar ki burada. Her türlü olumsuz dezenformasyona rağmen bu çocuklar destan yazdı… Yazmaya da devam edecek… Bu gece duygularımı paylaşmak istedim. Maçın teknik ve taktik kısmıyla ilgilenmiyorum. İnanılmaz oynadık, gruplarda geride kalan üç maça göre o kadar iyi bir mücadele ortaya koyduk ki psikolojik savaşı kazandık…
Avusturya'nın ayarlarını bozduk. Maça öyle bir havada başladılar ki mücadele öncesi Almanya'da maçın favorisi onlardı ama favori değil sahada savaşan, taraftarıyla, ülkesiyle Türkiye oldu. İki İsim Merih ve kaleci Mert futbol hayatlarının en unutulmaz performansına imza attılar. Bunu da özellikle belirtmek istedim. Tebrikler çocuklar. Yolunuz açık olsun. Ne mutlu Türkü'm diyene.

MHK Başkanı İbanoğlu: Meler bu yükü kaldırdı

Türkiye bugün çok önemli bir maça çıkacak. Bu heyecanı iliklerimize kadar hissediyoruz. İnşallah güzel bir sonuçla yolumuza devam edeceğiz. Bu sütunlarda daha önce de yazdım, şampiyonada bizi temsil eden Halil Umut Meler, Türk medyasından çok fazla ilgi görmüyor ama şu ana kadar dört maçta görev yaptı. Son olarak İngiltere-Slovakya karşılaşmasını yönetti.




Sıcağı sıcağına MHK Başkanı Ahmet İbanoğlu'nu aradım. Kendisine Halil Umut Meler'le ilgili düşüncelerini sordum. İşte o satırlar: "Öncelikle size teşekkür ederim. Halil Umut Meler ile gurur duyuyoruz. Turnuvaya başlarken kaç maç oynayacağını öngöremiyorduk ama şu ana kadar çok kritik ve önemli görevler aldı. Hepsinin altından da başarıyla kalktı. Önceki gün oynanan İngiltere-Slovakya maçı 96. dakikasına kadar çok heyecanlı ve stresliydi. Bu yükü başarıyla kaldırdı. Doğru kararlar verdi, psikolojik olarak da çok başarılıydı. Şu ana kadar turnuvaya başlayan 19 hakemden 6'sı döndü, 13 hakem kaldı.




Onlardan biri de Halil Umut Meler. Bu 19 hakem içerisinde en genç dört hakemden bir tanesi. 3 hakem 35 yaşında, Halil 37 yaşında… Türk hakemleri için bu kadar büyük tartışmaların geçtiği bir sezonun ardından, özellikle de Halil Umut'un yaşadıklarını düşünürsek; kendisiyle ve hakem camiamızla gurur duyuyoruz. İnşallah Milli Takımımız da Avusturya karşısında güzel sonuca imza atacak."
İbanoğlu'nun sözleri böyle. Meler'in yaşadıklarını düşünürsek Türk hakemliği adına, ülkemizi Avrupa Şampiyonası'nda temsil etmesi çok önemli. Buradaki yabancı gazeteciler de kendisinin yaşadıklarını sosyal medya aracılığı ile öğrenmişler. Umarız böyle kötü olaylar bir daha yaşanmaz…

MİLLİ TAKIM'I KULLANMAYIN
Yine milli bir maç öncesi Türkiye'den Ay-Yıldızlı takıma zarar verici yorumlar yapılıyor. Bunların neden yapıldığına açıkçası artık TFF yönetimi de bir anlam veremiyor. Sürekli birlik ve beraberlik mesajları verilse de yalan haberler üzerine ciddi bir ilgi var. Enteresan olan, bu doğru olmayan şeylerin yazılması, paylaşılması, yorumlanması ve binlerce kişiye ulaşması. Zaten bu Türkiye'nin genel sorunu haline geldi. Mesela TFF, milli oyuncuları ve teknik direktörleri maçlara davet etmiş. Hemen hemen her teknik direktör var. Milli oyuncular var. Bunların bir kısmı davete katılmışlar, bir kısmı ise teşekkür edip gelemeyeceklerini bildirmişler. Bunlardan bir tanesi de Bülent Korkmaz. Kendisi TFF Başkan Yardımcısı tarafından aranıp davet ediliyor, fakat daha sonra başka talepleri olup bunlar için olumsuz yanıt alınca gelmekten vazgeçiyor. İşin basit tarafı bu. Federasyon'a karşı ciddi bir linç girişimi var. Benim tavsiyem, ayın 18'inde seçim var. Aday olmak isteyenler zaten bunu açıkladı. Genel kurul üyeleri sandıkta gerekli kararı verirler. Ama biraz sabır, şu maçı bir oynayalım.

BEŞİNCİ GÖREVİ OLACAK MI!
2024 Avrupa Şampiyonası'nda Halil Umut Meler, 3 maçta orta hakemdi. E Grubu'nda Belçika-Slovakya, D Grubu'nda Polonya-Avusturya ve son 16 turunda İngiltere-Slovakya maçlarında orta hakem olarak başarılı bir yönetim gösteren Meler, D Grubu'nda İngiltere-Slovenya karşılaşmasında ise 4. hakem olarak görev yaptı. UEFA normalde turnuvadaki hakemlere 3-4 maç görev veriyor. Meler'in 5. karşılaşmayı yönetip yönetmeyeceği belli değil.

Savunma yapmak güç gösterisidir

Vincenzo Montella doğru oyuncu tercihleri, doğru taktik prensipleriyle oynarsa bu rakibi geçebiliriz. Yeter ki maç öncesi dersimize iyi çalışalım

Doğru konumlanma, birbirine yakın oyuncular, dikine oyunla defans dörtlüsünden arzu edilen şekilde pozisyonlar üretebiliriz

Savunma yapmak suç değil... Bizde herkes 3-5 defa topa dokunuyor. Maçta topla az oynamamız lazım ki geçiş hücumunu hesap edebilelim

Ay-Yıldızlı ekibin oynadığı üç maçı da yerinde takip eden teknik direktör, A Spor yorumcusu ve Fotomaç yazarı Reha Kapsal ile Türkiye'nin kamp yaptığı tesislerde bir araya geldik. EURO 2024'te salı günü Avusturya ile oynanacak son 16 turu öncesi hem rakibi hem de A Milli Takım'ı değerlendiren Kapsal, sorularımıza şu yanıtları verdi:




🔴 Avusturya maçında kimi şanslı görüyorsunuz? Duygularım Türkiye'den yana ama Avusturya oyun olarak bir adım önde. Fransa veya Hollanda gelseydi işimiz daha zordu. Mart ayında bizi 6-1 yendiler. Hollanda maçını seyrettim. Avusturya Milli Takımı 4-2-2-2 oynuyor. Burada amaç, takımın omurgasının daha birlikte oynaması. Hep orta saha ve onun önünde yoğunluk var. Kenar çizgileri çok az kullanmışlar. Bunu neden yapıyorlar; şiddetli pres için. Özellikle karşı presi ön alanda çok yapıyorlar. Burada en önemli parametre, geri prestir.

İÇGÜDÜSEL FUTBOL OYNUYORUZ
Geri pres nedir? Forvet oyuncularının orta alana gelmesi, beraber pres ağı oluşturması. Savunmaya gelince de orta saha oyuncularının bir ağ oluşturması. Merkezi çok iyi kapatıyorlar. Hollanda maçında çok şiddetli presle onları çıkarmadılar 20-25 dakika. Ama sonra ne oldu? Oyun döndü. Özellikle savunma ile orta saha arasında Hollanda oynamaya başladı. Hollanda net pozisyonlara girdi, Avusturya girdiklerini atıp maçı kazandı. Presle beraber geçiş hücumunu hesap ediyorlar. Rangnick'in en büyük özelliği ve hikâyesi budur.




Tuchel, Klopp hep Rangnick'ten esinlendiler. Efsane bir teknik adamdır, eğitmen bir teknik adamdır. Red Bull Salzburg ve Leipzig'de bu farkı yaratmıştır. Biz bu presi kırabiliriz. Rakip gelmeden çok çabuk oynamamız gerekir. Çok ciddi pres yapacaklar bize. Bizim takımda herkes 3-5 defa topa dokunuyor. Topla çok az oynamamız lazım ki biz de geçiş hücumunu hesap edelim. Bunun hesabını yapmamız lazım. Savunmadan hücuma olduğu gibi hücumdan savunmaya geçişleri de çok iyi. Bizim 90 milyon Euro daha fazla değerimiz var. Ama adamlar tam bir kolektif yapıda. Taktiksel disiplin ve dayanıklılık var. Bunları doğru uygulayan bir takım. Bizim disiplinimiz yok. Çok içgüdüsel bir oyun, geçişi planlayamıyoruz. Top rakipteyken de alacağımız pozisyon sıkıntımız var.




KISA YOLDAN GOL ATMAK İSTİYORLAR
Doğru analizle Avusturya takımı geçilir. Fransa çok atletik, çok zor gol yer. Hollanda çok iyi takım. Yenildiklerine bakmayın, Avusturya'dan çok daha iyi oynadılar. Rangnick, Bayern Münih istemesine rağmen Avusturya'da kaldı. Bir felsefe oturtmaya çalışan bir teknik adam. Top rakipteyken oyunu kurgulayan bir hoca. En kısa yoldan golü bulmak istiyor. Top rakipteyken topu kazanınca rakibi dağınık yakalıyorsunuz ve çabuk geçişle gol bulmak istiyorsunuz. Savunma yapmak suç değildir, savunma yapmak bir takım için güç gösterisidir.

YETER Kİ DERSİMİZİ İYİ ÇALIŞALIM
Biz doğru konumlanma, birbirine yakın oyuncular, çok çabuk adam eksiltip dikine oyunlar ile o savunma dörtlüsünden pozisyonlar üretiriz. 25. dakikadan sonra ciddi alanlar bıraktı Hollanda'ya, biz de bulabiliriz. Yeter ki dersimize iyi çalışalım. Bir laf vardır, ''Başarı için hazırlık yapmıyorsan başarısızlık için yapıyorsunuzdur". Montella'nın doğru analizlerle Avusturya'ya çalışması gerekir. Evet, zor bir takım, atletik, güçlü, disiplinli ama biz geçeriz, geçilmeyecek bir rakip değil. Bütün maçlarını seyrettim gruptaki.

EN ÇOK FAUL YAPAN TAKIM AVUSTURYA
Montella doğru oyuncu tercihleri, doğru oyun prensipleriyle oynarsa bu rakibi geçebiliriz. Avusturya'yla ilgili çok önemli bir veri de şu ana kadar top kaybettikten sonra topu en kısa sürede kazanan birinci takım Almanya, ikincisi ise Avusturya. Çok iyi karşı pres yapıyorlar. Turnuvada şu ana kadar en çok faul yapan takım da Avusturya.




MONTELLA'YA BASKI YAPILMAMALI
🔴 Arda Güler çok gündemde. Siz nasıl buldunuz?
Arda'yı çok hazır bulmadım. Fiziksel eksiklikleri var. 'Arda' diye bağırıyorlar tribüne gelen taraftarlarımız ama bu Arda'ya ve Milli Takım'a iyilik değil. Hocayı da baskı altına alıyorsunuz. Bence etkileniyor Arda da. Kulübeye gelirken vücut dili hoş değildi. Çekya maçında 43. dakikada gol yiyorduk, kimse konuşmuyor. Arda orta sahada topu kaybetti, Mert kurtardı. Bir oyuncu top kaybedebilir ama koşar. Arda eli belinde seyrediyor. O pozisyonda topu kaptırdı, gol yiyorduk. Arda yetenekli bir oyuncu ama fiziksel temposunu, oyun ritmini yükseltmesi gerekir. Montella'ya baskı yapılmaması lazım.
🔴 Montella, Arda konusunda mobbinge uğruyor mu?
Kim iyi oyuncusunu oynatmak istemez ki… Montella'nın Arda ile ne sıkıntısı olabilir ama Arda'nın performansına üç maç bakalım. Gürcistan maçında o anlık, muazzam bir gol attı. Portekiz karşılaşmasında sakattı, oyuna sonradan girdi. Tamam ama üç maçta oyunda hiç yok. En büyük sıkıntısı bu.

HAKAN'IN YERİNDE İRFAN OYNAYABİLİR
🔴 Avusturya karşısında Hakan ve Samet kart cezalısı. Özellikle Hakan'ın yokluğunu nasıl kapatabiliriz?
Samet'in eksikliği kapatılır. Takım arkadaşlarının bile Samet'e top geldiğinde ya da hamle yaptığında kafalarında soru işaretleri oluşur diye düşünüyorum. Samet'in boşluğu dolar. Gerçi Abdülkerim turnuvada çok kötü oynuyor. Galatasaray'daki görüntüsünden çok uzakta. Pozisyon hatası yapıyor. Merih'i de beğenmedim. Çok hantallaşmış, çok büyük sıkıntıları var. Zaten top tekniği kötü. Kaan'ın stoperde denenmesinden yanayım. Abdülkerim'in yanında Kaan'ı düşünürüm ben olsam. Salih-İsmail-Hakan; niye bu orta saha turnuvanın başında oynamadı? İsmail sakattı ama Salih tercihinin daha önce olması, Kaan'ın da stoper tercihi olması gerekirdi. Çıkıncaya kadar Salih, sonradan da İsmail çok iyi tuttular stoper önünü. Samet- Merih gibi iki dağınık isme rağmen. İkisiyle eşleşecek bir oyuncuya ihtiyacımız var Avusturya'ya karşı geçiş hücumları yapmak istiyorsak. Maalesef Hakan profilinde oyuncu yok. Orkun'un performansını çok kötü buluyorum. Arda'nın fiziksel eksikliği var. İrfan, Hakan'ın yerinde oynayabilir ama yine de onun eksikliğini hissederiz. Duran toplarda ve hareketli oyunda Hakan'ı ararız. İrfan ve Arda hamlesi olur. Ön tarafı oynatacak bir oyuncu olması lazım. Topun önündeki 10 numaranın görüş zekasının çok iyi olması lazım.

40 bin kişilik stat bu coşkuya yetmez




Tartışmasız Avrupa Şampiyonası'nın en renkli taraftar kitlesine Türkiye sahip… Bu rakamlara da açık ve net bir şekilde yansımış durumda. 130 bin kişi ile ev sahibi Almanya'ya bile fark attık. Almanlar 125 bin ile gerimizde kaldı. Bundan en çok memnun olan ise UEFA… UEFA yönetimi ve başkanı, Türkiye'nin turnuvada olmasından dolayı duydukları memnuniyeti dile getiriyor. Türk taraftarların sadece tribünde değil, maç öncesi ve sonrası ortaya koyduğu coşku da alkış alıyor. Yaptığım araştırmaya göre, UEFA'nın organizasyon öncesi en büyük çekincesi Türk taraftarların olay çıkarmasıymış. UEFA komitesinin şimdiki düşüncesi ise, "İyi ki Türkiye buraya gelmiş." Durum böyleyken, statlara sığmayan bir taraftar kitlemiz varken ne yazık ki turnuvanın en az seyirci kapasiteli stadında Avusturya ile son 16 turunda önemli bir maç oynayacağız. Dortmund'da 62 bin, Hamburg'da 50 bin kişilik stadı dolduran Türkler, kapasitesi 40 bin olan Leipzig Stadı'nda bilet krizi yaşayacak, bu kesin. 100 bin kişilik stat olsa doldururuz. O güce, isteğe, taraftara sahibiz. Taraftarın tribünden tek bir ağızdan verdiği mesaj net: "Burası Türkiye, buradan çıkış yok." Türkiye'den sonra kendinden en çok söz ettiren taraftar kitlesine İskoçya sahip…




MELER'İ UNUTMAYIN! YARI FİNALE KOŞUYOR
Almanya'da Milli Takımımız kadar ülkemizin gururu olan bir diğer isim de Halil Umut Meler. Belki yaşananların içerisinde çok fazla kendisinden söz edilmiyor ama şu ana kadar başarı ile ülkemizi temsil etti ve etmeye de devam ediyor. Dün itibarı ile yeni bir göreve daha atandı (İngiltere-Slovakya). Belki önümüzdeki süreçte çeyrek final ya da yarı finalde bile maç alabilir. Turnuvada özellikle bizim Portekiz ve Çekya maçlarımızdaki hakem hataları dikkat çekti.



Bu durum Almanya basınında çok göze çarpan bir durum değil. İzlediğim televizyon programlarında özellikle hakemle ilgili hiçbir yoruma denk gelmedim. Ama biliyorsunuz bizde bu bir hastalık. İliklerimize kadar işleyen, beynimizi teslim alan bir durum. Özellikle geride kalan sezonda ve sezonlarda sürekli hakem konuştuk. Bundan sonraki süreçte de konuşmaya devam edeceğimizden şüphem yok. Bunun önüne ne yazık ki geçemeyiz. Çünkü özellikle bu işi yapan insanlar, maçlarla ilgili başka analiz boyutlarına giremiyorlar. Bu kadar ağır bir sezon geçirip, travmalar atlatan bir Türk hakemine şampiyonada üçüncü görevin verilmiş olmasına parmak basmak istedim. Şu ana kadar da UEFA hakem komitesi kendisinden oldukça memnunmuş, bunun da bilgisini aldım.




CENK ARTIK BOŞTA! KAPTIRMA BEŞİKTAŞ
PORTEKİZ maçında oyuna girerek galibiyet golüne 90+4'te imza atan Cenk Tosun için Beşiktaş Kulübü 'Atanın ve tutanın iyi olacak' diye bir paylaşım yapmıştı resmi hesabından. Cenk'le övünmeleri kadar doğal bir şey olamaz ama biliyor musunuz Cenk'in Beşiktaş'la olan sözleşmesi 31 Mayıs itibarıyla bitti. Tam bir senedir Beşiktaş'la pazarlık masasında… Önce Ahmet Nur Çebi yönetimi şimdi de Hasan Arat. Bir türlü mukavele imzalayamadılar. Şampiyona bittikten sonra taraflar tekrar görüşecek. İmzalar atılırsa Beşiktaş'ın Mert Günok ve Cenk Tosun'u öne çıkararak yaptığı gurur yerini bulacak.