Çelişkiler!
03 Mart 2026, Salı

HAKKI YALÇIN

Çelişkiler!

Bir İngiliz takımını deplasmanda ayağının altına alıp eziyorsun, turu kaybetsen de maçın bütününde hiç kopukluk yaşamadan maç sonunda bir zafer yaşıyorsun. Buna karşılık Antalya'da "hayalet takımı" oynuyorsun. Bu nasıl bir çelişkidir? Kaleci Tarık, Nottingham maçının yıldızıyken, sadece yabancı ve etiketi yaldızlı olduğu için Ederson'u tercih ediyorsan yenilen gollere iyi bakacaksın. Önündeki maçlara bakarken de her takımın Antalya gibi olmadığını da hesaba katacaksın!
Antalya'da galibiyetin peşinde koşmuyorsan, saha içinde olağanüstü hal ilan etmiyorsan, hanene 2 kayıp puan daha eklenir. O puanların yeniden tedarik edilmesi için de Galatasaray'ın puan kaybetmesi beklenir. O zaman futbolculara sormak gerekir, "sizlerden bekleneni siz niye vermiyorsunuz?"
Birkaç gün önceki muhteşem Guendouzi nerede? İki arada bir derede! Yenilen ilk golün sorumluluğu ona ait. Milyonlarca dolar ödenen Kante saklambaç oynuyor. Topu kazanmak varken taca çıkmasını bekleyecek kadar küçük düşünen Mert Müldür'ün hala bu takımda oynama şartlarını merak ediyor insan. Sezgi ve müdahale gücü en yüksek adam konumundaki İsmail Yüksek işin kolayına kaçıp, sahte faullere yataklık edince sıradanlaşıyor. O yüzden tercihini yapmak zorunda. Çelişkiler yumağı Kerem bir var hiç yok. Kimse bana yorgunluktan falan bahsetmesin, maden işçileri futbolculardan daha çok yoruluyor ama işlerini layıkıyla yapıyor! Fenerbahçe'de herkes proleter, herkes 3 puana asker olmak zorunda. Yoksa futbolcular ayağa kalkmazsa tribünler ayağa kalkacaktır.
Galatasaray'ın sıradan oynadığı Alanya karşısında aldığı övgüler şaşırtıcı geldi. İlk yarının sonunda gol gelmese Galatasaray'ın zorlanacağı apaçık ortadaydı. Mücadele etmekle rakibe bu kadar geniş alan bırakmak arasındaki çelişkiler gelecek maçlarda kendini gösterebilir. Alanyaspor karşısında öne çıkan tek isim Torreira'ydı. Singo'nun fiziki gücünün savunmaya güç kattığı ortada. Görmesi gereken kırmızı kart da ortada! Osimhen geçen sezon izlediğimiz Osimhen değil. Ondaki azalmanın saha içinde yalnız bırakılmakla da ilgisi var kendi içindeki zaafları dışa vurmakla da. Aklından geçenlerin peşine takılırken pozisyonlara eskisi kadar konsantre olamıyor.
Beşiktaş, Kocaeli gibi sağlam bir takımı deplasmanda yenerken, fiziksel gücünün farkını yansıttı. Pozisyon bulamasa da rakibe pozisyon vermemek akıl oyunudur. Agbadaou'yu özellikli buldum. Taraftarın gözünde 3 maçtır kazanan Beşiktaşlı futbolcuların devam mecburiyeti kaçınılmaz. O yüzden Galatasaray maçı yeni hedeflerin kapısını açabilir.
Benim için sezonun en ilginç takımı Trabzonspor. İstikrarlı bir yolculukta kazanmanın sırrını çözmüş bir görüntüsü var. Zaafları var mı? Var. Ama onları mücadele ruhuyla artıya dönüştürebiliyor. Şu anda ligin en başarılı teknik adamı olarak Fatih Tekke'yi işaret edersem, kimseye haksızlık etmiş sayılmam.
Her pozisyonda kendini yere atan sahtekar futbolcular ve düdük çalmaktan acayip keyif alan kimliksiz hakemlerle ahlaksızlığın başını kaşıyacak vakti yok. Futbol sadece kaypaklığın değil, adaletsizliğin de egemen olduğu toprakların eğlencesi. Vicdani sorgu da nesli tükenen bir gerçek! O yüzden herkes önündeki maçlara bakmaya devam etsin!

BİZE ULAŞIN