Sarsaklığın zirvesi (!)
Maçı anlatmaya "Vay arkadaş" diyerek başlamak lazım.
Sezonun maçına çıkan, Galatasaray'ı yakalamanın eşiğine gelen takım, son dakikalarda ayağa kalktı, son saniyelerde ise devrildi.
"Kırılma" maçında, 10 kişi kalmış rakibine topu ikram etmek sadece Fenerbahçe'nin hikayelerinde yer alan bir ayrıntı. Milyonlarca taraftarın bu kadar transfere, eline gelen fırsatlara rağmen "Acaba" diye bakmalarının nedeni de bu.
Sakarlığı ile meşhur defans hattının, tamamen sakatlanıp değişmesi ile birlikte dengenin bozulduğunu söyleyeceklerdir.
Doğrudur da. Ama mucizeyi yaratıp, kazanmaya pençeye taktıktan sonra dakika saymak nedir?
Öne geçtikleri Başakşehir, Alanya, iki Kasımpaşa ve Göztepe maçlarından puan kaybederek ayrılıyorsa bir takım, üstelik son dakikalarda topu ağlardan alıp; bunu yaşıyorsa, taraftarını nasıl inandırsın şampiyon olacağına.
"Fikstür avantajından" bahsedip, yıpranacak Galatasaray'ın zor deplasmanlarında puan kaybını beklemenin hesabındayken, kendi sahanda.
Tedesco'nun çok beğendiği Mert Müldür, üç gün önce arka direkte rakibine kafayı vurduruyor, dün de son saniyede. Çağlar, Skriniar'ın sakatlandığı dönemde arka adalesini tutup, çıkıyor. Nasıl güveneceksin bu oyuncularla yol yürüyeceğine.
"Santrafor almadılar" geyiğini çok dinlersiniz bugün ve sonrasında...
Talisca, beraberlik golünü atan Jim Allevinah'ın yaptığı koşuya baksın, kaçırdığı pozisyonlarda.
Eğer iyi tarafından bakılacaksa, Galatasaray'ın yenildiği haftada bir puan kazandılar, farkı ikiye indirdiler.
Bunu da düşünsünler.
