CANLI
SKOR
Bülent Timurlenk

Bülent Timurlenk

Sembolik yöneticiler var...

Terim, en kötü sezonunu yaşıyor. Neden böyle oldu?

Fatih Terim'in çalıştırdığı bir takım, 9 maçta 6 gol atıyorsa hırs ve mücadele sadece 2 maçla sınırlıysa, elbette ki tecrübeli teknik adam da özeleştiri yapıyordur. G.Birliği maçının ardından bunu da yaptı zaten. 3 maçlık cezada elbette ki oyuncu değişikliklerine karar verdiğini biz de biliyoruz ama saha kenarında olduğu zamanki anlık çıkışları ve vücut dili sahadaki futbolcular üzerinde pozitif etki etmiştir. Bunun G.Birliği maçında olmaması düşündürücü. "Ceza almayanlar konuşsun" çıkışı ise G.Saray yönetimine bir mesaj. G.Saray'da arka planda kalan, sesi soluğu çıkmayan, sembolik olarak adı listede duran çok yönetici var. Mikrofonlardan kaçıyorlar ya da taşın altına ellerini koymuyorlar. Terim'in mesajını yönetim iyi analiz etmeli. Son 3 beraberlikteki futbolun yanında hakem performansları vs. tartışmaya gerek yok.

Selçuk asgari ücret mi aldı?

Falcao'nun gelişi ve ücreti çok konuşuldu. Bu, dengeleri bozdu mu?

Falcao'nun ücreti diğerlerini neden rahatsız etsin? Feghouli, Belhanda, Muslera, Nzonzi, Lemina yıllar boyunca Selçuk, asgari ücretle mi oynadılar? Takım içi dengeler, bizim memlekette gereksiz bir bahanedir. Juventus'ta Ronaldo 30 milyon Euro alıyor. Bu yüzden bu konuyu sonsuzluğa uğurlamak lazım. Falcao, Monaco 2. Başkanı Petrov'un tecrübesiz yönetici olması ve gereksiz egosu yüzünden G.Saray'a olması gerekenden bir ay geç katıldı. Türkiye'ye gelene kadar hayatında 3-4 kez Falcao'yu izlemiş olanlar, yorum dünyamızın bir klasiği olan "popüler olanı toprağa gömeyim de sosyal medyada etkileşim alayım" hastalığına tutulmuşlar. Dünyanın bütün ceza sahası içi santrforları topla buluştuklarında fileleri havalandırırlar. Falcao da kariyeri boyunca böyle goller attı. Siz santrforunuzu beslemezseniz tabelanız aç kalır. Adı Falcao olmuş, Andone olmuş hiç fark etmez.

Kendini tutamıyorsa locaya gitsin

SABAH Spor'un olay yaratan protokol tribünündeki Selim Soydan fotoğrafları ile Ali Dürüst'ün durumu karşılaştırılıyor. Soydan'ın tavrı ve Dürüst ile karşılaştırılmasına nasıl bakıyorsunuz?

Selim Soydan, Türk futbolunun bir efsanesi. Yaşı gereği çok tecrübeli, karakteri gereği de çok babacan ve sevgi dolu bir insandır. TFF'de yöneticiyseniz protokolde maçı bu heyecanda izlememeniz gerekiyor. Unvanlar bazen insanların bazı duygularından feragat etmesini gerektirir. Selim Soydan çok iyi bir F.Bahçeli, duygularını özgürce yaşamak istediğinde bence localardan birinde maçı izlemeli. Ve bu yaşında kimse onu üzmemeli. Ali Dürüst'ün de o dönemde transfere müdahil olduğuna inanmıyorum. Bizde iki eksiden bir artı çıkarma hastalığı var. Bu iki ismi karşılaştırmak sabahtan akşama kadar ucuz reyting peşinde koşanların işi. Onlara kolay gelsin!

Marquez’in romanı

Büyük usta Gabriel Garcia Marquez'in Kırmızı Pazartesi romanının kahramanı Santiago Nasar'ın öldürüleceğini ilk sayfalarda öğrenirsiniz. Marquez'in eşsiz kalemi bir hayat sona ererken çaresizliği anlatır. Dün de sahaya çıkan Galatasaray 11'inde birden fazla Santiago Nasar vardı. Geride kalan maçları izleyenler Belhanda'nın, Feghouli'nin ve çift haneli kupa kazanmış ve bu takımın kaptanlarından biriyken futbolu bırakmış ama kontratı devam eden Selçuk İnan'ın kötü oynayacağını biliyordu. Buna bile bile lades denir.
Şampiyonlar Ligi'nin müziği, karşınızda PSG olmanın ciddiyeti ve tribündeki 50 bin taraftara karşı sorumluluk. Galatasaray kaybetse bile sahaya karakter koyduğuna inanan tribünlerin alkışlarıyla uğurlanmış ve Başkent deplasmanına hazırlanmaya başlamıştı.
Fatih Terim'in Galatasaray'daki dört döneminde büyük zaferler, kupalar olduğu kadar -futbol bu-, ağır mağlubiyetler, hezimetler de var. Dün kaybetmeyen Galatasaray'ın, Terim'in bu takımın başında kaybettiği bütün maçlardan çok daha kötü futbol ortaya koyduğunu ve ne oynadığını bilmediğini Cumartesi akşamına "futbol" izlemeye ayıran herkes gördü...
İki bekin iki maçtır yürümediği gerçeği varken unutulan Şener ve Ömer Bayram, orta sahada sezon başından beri top taşıyan yine Ömer Bayram... Galatasaray'ın bütün yükü bir orkestranın parçası olmamakla suçladığımız ama mecburiyetten solo konser vermek zorunda kalan Babel'deydi. Bırakın gol atmayı, derbide Falcao'dan sonra dün de Andone, 6 maçta 12 gol yiyen Gençlerbirliği karşısında pozisyona giremedi.
Ligin dibindeki Gençlerbirliği karşısında Muslera dışında bir tek vasatı aşan adamınız yoksa, milli takım "ara"sında şunu düşünmelisiniz: Galatasaray futbol oynamaya ne zaman "ara" verdi ve ne zaman futbol oynamaya başlayacak? Ekim geldi, havalar soğuyor, daha kötüsü izleyenlerin ruhu üşüyor...

Gölgeden çık Yanal!

Şampiyonluk yarışında ezeli rakibiniz ile deplasmanda oynadığınız derbide sahaya çıkan 11'inizin bir hafta sonra Kadıköy'de değişmemesi için iki neden vardır. Bir, yenilmediğiniz için o futbolculara teşekkür ediyorsunuzdur, iki bu 11, ideal 11'inizdir. Fenerbahçe'nin 4 mevkide joker oyuncu oynattığı 11 elbette ki ideal 11'i değil. Dün kanatlarda iki 6 numarayla, kapanan Antalya savunmasını aşabilmek için yapılan orta sayısı 40'ı aşmışken Ersun Yanal'ın bir matkaba ihtiyacı vardı. Kanatlarda adam eksilten, hızlı ve sıfıra inebilen... Garry ve Moses yokken Ferdi'yi hiç düşünmemek, Deniz'i geçen hafta derbide sonradan oyuna alıp, 90 dakikada bitmeden çıkardıktan sonra dün ikinci yarıda kurtarıcı olarak sahaya sürmek...
Türkiye'de ciddi bir teknik adam sorunu var. Fenerbahçe'de dün 3 stoper yedek kulübesinde oturuyordu. Geçen sezon da Başakşehir ligin son bölümünde 3 uzun santrforunu kenarda tutup, iki 1.70'lik forvetle gol arıyordu. Rakibe göre taktik var bu oyunda. Konfeksiyon giyinmeyecek, her maça göre takım elbise dikeceksiniz. Fenerbahçe dün eldeki 4 stoperden bir üçlü savunma yaratıp, Isla ve Dirar kanatlarda, Kruse ve Vedat çift santrfor bir diziliş tercih edebilirdi. Oyun iki adamın üzerine yüklü. Belindeki ağrılarıyla oynayan 39 yaşındaki Emre kısa atacak, uzun atacak, her şeyi yapacak. Kruse de topu Vedat'a aktarırsa... Dün Vedat kanada top almaya çıktığında dakika 16, Kruse ile ceza sahası içinde paslaştığında dakika 45'ti...
Antalya elindeki kadroyla akıllı futbol oynadı. Altay ve Vedat'ın olağanüstü çabası olmasa 60'da 2-0'ı bulmuşlardı. 25 hücum girişiminden Boffin'i zorlayan pozisyon var mı? Ersun Yanal, camianın büyük coşkusunun gölgesinden çıkıp bu mağlubiyetin analizini yapmalı...

Ayakta kalamadı

LİGİN ilk 6 haftasındaki futboldan sonra bir iki oyuncuyu değiştirmek değil, durumu tokatlamak lazımdı! Terim, bunu teknik adamlığı boyunca yapmıştır. Yıllar önce Fenerbahçe derbisinde sürpriz bir şekilde Emre Çolak ile devam ettiği gibi... Dün 3'lü defans tercihinde rakibin iki kanadındaki Di Maria ve Sarabia'yı, Marcao ve Mariano ile önde karşılamak ve Verratti-Marquinhos-Gueye'ye karşı sahada kalabalık orta saha ile baskı yapmak vardı. Bu kadro sonuçta 3'lü oynamak için kurulmadı. Ama bazen geçici çözümler takıma da tribüne de ayrı bir hava verir. Evet Neymar yok, Cavani yok, Mbappe sakatlıktan dönmüş ama Paris Saint-Germain'in defans önündeki 6'lısının kalitesi ortada. Bu sezon Neymar'ın 3 golü ile 3 maç aldılar. Evet, Real Madrid'e pozisyon vermeden 3 attılar ama İstanbul'a öyle pek de yüksekten uçan bir takım olarak gelmediler.

***

Belhanda derbideki gibi önce maskeli, sonra maskesiz oynuyorsa bu onun görüş açısını kapattığının delilidir. Dün önde çok top ezdi. Seri, Malatya'da iyiydi dün de ortada arı gibi çalıştı. Nzonzi'nin 'garanti oyna' emri aldığı kesin. Onun kariyerinde aslında daha çok dikine oynamak var. İlk yarıda tabelayı tutan Muslera'ydı. Paris Saint-Germain'in yüzünü döndürürseniz pas kanalını bulurlar. Sahada varlığı yokluğu belli olmayan Icardi boş kaleye attı topu. Şampiyonlar Ligi'nde farkı belirleyen pas ve orta kalitesidir. Ne Mariano ne Nagatomo ne Marcao ne de Luyindama... 3-5-2 sağ ve sol ayaklı futbolcu ile oynanmaz. Bu oyun, kanatların içeri kat etmesini değil tek pas ya da orta ile forveti besleyenleri asistlemek için var. Bu oyuncuların pas kalitesi bir yere kadar... Zaten Galatasaray'ın baş ağrısı da bu. 2. yarıda doğru değişikliklerle Galatasaray oyuna tutunmaya çalıştı. Ama fizik ve kondisyon seviyesi Fransız futbolunun en büyüğü karşısında ayakta kalmadı. Mağlubiyetin övülecek tarafı yok elbette. Galatasaray'ın 3'lü defansla da devam edeceğini sanmıyorum. Ama dünkü oyundaki iştah ve mücadele sadece Şampiyonlar Ligi ile sınırlı kalmamalı. Grupta 2. ve 3.'lük hesapları da hâlâ ortada. Arkana bakarsan koşamazsın.

Taraftarlara şükredin!

Geçen hafta Alanya deplasmanında Fenerbahçe'nin sahaya dizilişini PSG'nin 90 artıda kazandığı dizilişine benzetebilirdik. Kural hatası tartışmaları futbol analizlerini geride bıraktı. O gün PSG, Choupo- Moting, arkasında Neymar, kanatlarda Angel Di Maria ve Sarabia ile sahaya çıkmış 70'ten sonra Sarabia'yı kenara alıp Neymar'ı kenara çekip artı bir orta sahayla 90 artı da maçı koparmıştı. Yanal'ın 4-2-1-3 dizilişi PSG'den farksızdı.
Dün de benzer bir 11'i stoperdeki Adil Rami farkıyla sahada gördük. 6 numarada oynayan oyuncu, arkasındaki iki stopere güvenmezse orta sahadaki pas organizasyonunda önce kendi bölgesini kollar. F.Bahçe Gustavo'nun tekniğinden stoperlerinin zafiyeti yüzünden yararlanamadı. Ankaragücü'nün golü, Rodrigues'in sakatlığı Yanal'a PSG'nin 70'te yaptığını yaptırdı. Orta sahaya artı bir adam: Emre...
Temastan kaçınması için Vedat'ın arkasında başlayan Emre, ikinci yarıda derin orta saha bölgesine çekilip, Tolga'nın kanada atıldığı oyunda yerini Kruse'ye bıraktı. F.Bahçe beklerinden hücum desteği alamıyor. Golü, Kruse'nin delişmenliği öncesinde klas pası ve Vedat Muriqi'in santrfor duruşu getirdi. Ersun Yanal, Adil Rami'yi derbide sahaya sürebilmek için bu maçta denedi ama istediğini alamadı.
***
Rahmetli annem akşam yemeğe bekliyorum dediği zaman öğle yemeğini pas geçirdim. Bilirdim ki etli dolma yapmış. Büyük bir keyifle yer, elini öper şükrederdim. Fenerbahçe takımı da Ersun Yanal da dün kendilerini iten taraftarların şükretmeli. Kendini baba evinde hissetmek budur!

Aslan kafa yormalı

Derbiyi kazanamamak, kalan maçların hepsini kazansa bile iplerin elinde olmaması G.Saraylı futbolcuların tadını kaçırmış. Tribünlerin ekstra desteği, ardındaki Beşiktaş'ın ikincilik için baskısına rağmen ilk yarıda Terim'in öğrencileri, soyunma odasına 3-1 mağlup gidebilirdi. Linnes'in yerinde maç eksiği çok olan Nagatomo, önünde gezgin oynayan Emre Akbaba'nın kademe yapmaması yüzünden üzerine gelen Kayserililer karşısında çaresiz kaldı. Donk'un gevelediği topla geriye düşen, hemen beraberliği bulan G.Saray, Mariano ve Feghouli ile oyuna tutundu.
İşte bu çok bulutlu ve yağmurlu oyunun kader anı Kayseri'nin 10 kişi kaldığı penaltı pozisyonu oldu. 2-1 ile güneş açtı. Nagatomo'nun kafa golü ile de gökkuşağı belirdi. İlk yarıda Umut da sakatlanıp çıkınca, 10 kişi ile baskı yapamayacak olan Kayserililer kaderine razı bir oyun oynarken Galatasaray, son topları gayriciddi atan orta sahası yüzünden farkı büyütemedi. Terim'in dün kenarda orta saha oyuncularının yaptığı top kayıplarına verdiği tepkiler çok şeyi anlatıyor. Galatasaray, şampiyon olsa da olmasa da gelecek sezon bu takımda Belhanda ve Fernando olmaz. Kiralık Ndiaye için de G.Saray almak için bir çaba göstermez. Oyuna ikinci yarıda giren Yunus, yetenekli bir genç ancak basit oynamayı öğrenmeli. Son not; önce derbide sonra da dün akşam, ikinci yarıları 10 kişi oynayan rakiplere 1 gol atabilmek üzerine G.Saray takımı kafayı yormalı.

Palabıyık derbide ezildi

G.Saray'ın kanat organizasyonlarındaki zenginliğini Valbuena tercihi ve bekte Dirar ile kırmak isteyen Ersun Yanal , ilk 30 dakikada istediğini aldı. Orta sahası ezeli rakibinin yaratıcılığından uzak Fenerbahçe, Moses ve Valbuena'nın adam eksiltme özelliğini güveniyordu. İlk yarıda 11 faul yapan ev sahibi, rakibin hızını keserken Galatasaray da pas trafiğinde güvenli ama yavaştı. Hasan Ali'nin kırmızı kartında VAR'a ihtiyaç var mıydı demek yerine ikinci yarıda Feghouli'ye yapılan faulde hakem Palabıyık neden izlemeye gitmedi bunu sormak lazım...
İlk yarıdaki derbide Soldado ile didişip olayların "kahramanı" olan Belhanda sarı ile soyunma odasına gidince Terim, sabıkalı yıldızını kenara aldı. Risk almadı denebilir ama yerine giren Emre Akbaba'nın yere sağlam basmayan ayakları ve derbiyi hissetmeyen ruh hali, sarı kartlı Belhanda'yı arattı. 10 kişi karşısında pozisyon bulmakta zorlanan Galatasaray, Mariano'nun nefis asistiyle öne geçti ama taraftarı önünde eksik mücadele etmenin motivasyonu ile yılmayan Fenerbahçe, savunmada sağlam durdu ve beraberlik golünü buldu..
Dirar'ın sol beke, Moses'ın sağ beke geçtiği ikinci yarıda Galatasaray'ın yaptığı değişikliklerin hiçbiri sonuç getirmedi.
35 yaşında son sezonunu oynayan emektar futbolcu havasındaki Sinan Gümüş, üflesen yere düşen "vitaminsiz" Emre Akbaba ve sakatlık öncesinde de ağır olan Kostas... Terim gerçekten bu üç isimden maçı almasını mı bekledi...
Donk sakin oyunuyla derbide formanın hakkını verirken, takımın en iyi ikinci ismi Mariano, Feghouli oyundan çıkınca pas ayağını kaybetti.
F.Bahçe kabus gibi geçen bir sezonda 2. yarıyı 10 kişi oynayıp, geriye düştükten sonra beraberliği bulduğu için mutlu gitti soyunma odasına.. Tıpkı, 2-0 geriye düştüğü G.Saray ve 3-0 yenik durumdan beraberliği bulduğu Beşiktaş derbisi gibi... Son not hakem Palabıyık'a... İyi hakem değildi, dün de derbinin altında ezildi, kimse de şaşırmadı...

Donk ve Linnes...

İLK 20 dakikada Mariano-Feghouli kanadı iyi işledi. Ancak ters toplarda Onyekuru, top kayıpları ile hücum dengesinin kurulmasına engel oldu. 'Malatya, neden çıkmadı?' sorusunun cevabı; 'Galatasaray çıkarmadı' cevabında gizli. Galatasaray'ın orta sahadaki baskıları, Erol Bulut'un öndeki yetenekli üç adamın pas trafiğini engelledi. Linnes ve Donk Galatasaray için çok faydalı joker adamlar. Donk; ön liberoda, savunmada hatta santrforda oynadı.
Sağ-sol bek oynayan Linnes dün solda kilidi çözen adam oldu. Alanya'da Emre Akbaba ve Love arasındaki oyun ezberini Emre'nin Diagne ile kısa sürede kurabilmesi kolay değil ama dün bunun sinyallerini verdiler. Galatasaray'ın şampiyonluk yolunda Başakşehir'i yenmek dışında lider rakibinin 3 puan kaybına ihtiyacı var. Dün 3 puanı cebine koyup, Konya karşısına çıkacak Avcı'nın takımına bu baskıyı kurdular. Gelecek hafta ligin kader haftası; Beşiktaş'ın Şampiyonlar Ligi ön elemesi için Başakşehir'i devirmesi gerekiyor.
Galatasaray'a ise geçen sezon olduğu gibi Kadıköy'de beraberlik yetmeyecek. Kupa maçında Luyindama'nın kırmızı kartından sonra dün de Marcao'nun sarı kartla cezalı duruma düşmesi, bireysel olarak büyük hata. Kulübede futbol benden geçmiş suratıyla oturan Semih Kaya büyük ihtimal derbide Donk'un partneri olacak.
Not1: Yaşar Kemal Uğurlu iyi hakem değil. İyi hakem değilseniz abartılı otoritenizle sahada doğru düdük çalamazsınız. Sahada sakin olursa, maçları daha iyi okur.
Not2: Galatasaray'ın penaltıcısı Diagne ise topun başına Belhanda neden geliyor ve Diagne topu ondan alıp penaltı noktasına gidince Belhanda neden küsüyor? Bu hiç de Fatih Terim takımında olabilecek sahne değildi.

Beşiktaş’ın başına geçmek istiyorum

Beşiktaş'ta Şenol Güneş'in yardımcılığını yapan ve yönetimin teknik direktör adayları arasında yer alan Guti Hernandez, İspanyol Marca Gazetesi'ne verdiği röportajda siyah-beyazlı takımın başına geçmek istediğini dile getirdi. Beşiktaş'a yakın bir zamanda teknik direktör olabilmek ve kendisini geliştirmek için geldiğini dile getiren Guti, "Bu sezon bizim adımıza iyi ve kolay geçmedi ancak ben mutluyum. Real Madrid ile Beşiktaş arasında büyük fark olabilir ama Beşiktaş, Türkiye'de her kupa için yarışan bir takım" şeklinde konuştu.

YARDIMCI ANTRENÖR KARAR VEREMİYOR
İspanyol antrenör şöyle devam etti: "Ülkemden farklı bir yere geldim. Burada elbette her şey çok değişik. Teknik kadro birbirlerini tanıyan isimlerden oluşuyordu. Önümde dil problemi vardı. Fakat teknik direktör olabilmek için bu yolda problemlerin üstesinden gelmeyi başardım. Real Madrid'in genç takımının başındayken hoca olmak istediğimi fark ettim. Yardımcı antrenörlükte kötü zaman geçirdim. Çünkü istediğiniz kararları alamıyorsunuz."



REAL MADRİD'E HOCALIĞI HAK ETMELİYİM
"Madrid'den ayrılırken de söyledim; kendimi geliştirmeye gidiyorum. Önümüzdeki sene teknik direktör olacağım. Çocuklarım bana bu yolda destek veriyor. 6 yaşındaki oğlum benden daha iyi Türkçe konuşuyor. Real Madrid'e teknik direktör olabilmem için hak etmem lazım. Herkes beni futbolcu Guti olarak tanıyor ama artık bambaşka bir hayatım var. Bana birilerinin birinci adamlığı vermesini umuyorum."

İSTANBUL ÇOK GÖRKEMLİ
Guti, İstanbul'da yaşamanın harika bir duygu olduğunu söyledi. Şehrin sakin bir bölgesinde yaşadıklarını belirten Guti, "Okul da tesisler de yakınımızda. İstanbul her zaman görülmesi ve gezilmesi gereken görkemli bir şehir. Kapalıçarşı'ya veya Ayasofya'ya gidersem gözlük ve şapka takıyorum. Dövmelerimi de göstermiyorum çünkü beni kolayca tanıyorlar. Türk insanı sevgi dolu ve bana karşı çok saygılı" ifadelerini kullandı.



VODAFONE PARK BERNABEU'YA BENZİYOR
Beşiktaş'ın taraftarının çok tutkulu olduğunu vurgulayan Guti Hernandez, "Kazansan da kaybetsen de tutkuyu hissediyorsun. Bu yönden Vodafone Park ile Santiago Bernabeu birbirine çok benziyor. Böyle bir taraftar topluluğu futbolcular için her zaman iyidir, onları motive eder. Beşiktaş'ı tanıyordum, buraya gelmemde de önemli bir etken oldu" ifadelerini kullandı.

BANA 'JOSE' DEYİN
Gerçek adı Jose Maria Gutierrez Hernandez olan İspanyol antrenör, kendisine Jose diye hitap edilmesini istedi ve ekledi: "Elbette Guti'ye karşı değilim ancak biraz da Jose olmak lazım."

İpten aldı!

Galatasaray'ın 5-0 kazandığı maça Muslera'dan bahsederek başlanır mı? En sonda söylenecek olanı en başta söylemek lazım. 8 yıl önce Copa America'yı kazanıp geldiğinde "Elleri küçük" denilen Muslera, Uruguay tarihinin en çok forma giyen kalecisi. Bir zamanlar Sneijder'e yapılan itibarsızlaştırma dedikoduları onun için de şimdi "Ama ayakları kötü" diye yapılıyor. Galatasaray, Muslera ile çok kupa kazandı, Uruguaylı dün de tek golle önde olan takımını iki kez ipten aldı.
İlk yarıda Ndiaye'yi tek bırakıp sağda Mariano-Feghouli ve Belhanda geniş üçgenini solda iki Emre ve Onyekuru ile kuran Terim, son haftalarda defansı dibe vurmuş Antalya'nın işini ikinci yarıya bırakmamaya kararlıydı. Orta kalitesi hâlâ soru işareti ama Feghouli'nin arayan oyunu skoru getirdi.
Bülent Korkmaz'ın elinde orta saha yok, dün rakip kalede 7 kez çerçeveyi buldular ama tabelada sıfırda kaldılar.
İkinci yarıda geriye dönemeyen rakibi karşısında G.Saray farka koşarken bu oyun Antalya için Ankaragücü'nden 4 yedikleri maçın bir tekrarıydı.
3 haftalık ara öncesi ligin en çok berabere kalan takımı Bursa'ya konuk olacak olan G.Saray, kayıpsız çıkarsa 20 günlük boşlukta dün en sonunda siftah yapan Diagne'yi assolist olarak son 8 haftada sahneye sürebilir.
Onyekuru'nun asist özürlü oyununa sabreden Terim dün bu ısrarının karşılığını oyuncusunun tek vuruş becerisiyle aldı. Ndiaye pas tercihlerinde biraz daha sakin kalabilse ve Emre Akbaba da artık çok teknik de olsa ayakta kalamıyorsa bugünün futbolunda işin zor gerçeğini kabul edip arada bol bol salonda çalışırsa, kalan haftalarda forma ve arma zaten tarihten...