CANLI
SKOR
Bülent Timurlenk

Bülent Timurlenk

Başkent’te mutlak favori Fenerbahçe

Başakşehir'e 29, Trabzonspor'a 20 ve Alanyaspor'a karşı 15 hücum girişiminden toplam 4 gol çıkarabilen F.Bahçe, yaşadığı 5 puan kaybının ardından şimdi ligin en az gol atan ikinci takımına konuk oluyor. Son 15 maçının sadece birini, o da geçen hafta Malatyaspor'u yenerek kazanan A.Gücü, 28 net gol pozisyonu ile ligde son sırada. F.Bahçe ise 74 net gol pozisyonu ile ilk sırada. Bu iki rakam bize çok şeyi anlatır ama her şeyi anlatıyor mu? Trabzonspor- Sivas'ın ve Başakşehir-Beşiktaş'ın oynadığı haftada derbi öncesinde F.Bahçe kağıt üzerinde kolay bir deplasmana çıkıyor. Hasan Ali'nin dönüşü, Rodrigues'in sakatlığı sonrasında Dirar'ın sağ açığı teslim alması büyük ihtimal. Onun da gol katkısının az olduğunu düşünürsek F.Bahçe yine 16 golünü atan Kruse (4) ve Vedat'ın (12) ayağına ve kafasına bakacak. Ligin en fazla kafa golü yiyen takımı, karşısında kaleye en fazla isabetli kafa şutu gönderen ikinci takımı F.Bahçe'yi bulacak. Mustafa Reşit Akçay, nevi şahsına münhasır bir insan. F.Bahçe karşısında da Ankaragücü'nün en büyük kozu ama bu kadro son 3 haftada iyi futbol oynamasına rağmen 5 puan kayıp yaşayan Fenerbahçe karşısında tutunabilir mi? Sorunun yine kağıt üzerindeki cevabı 'hayır'.

***

Trabzon'da poyraz Sivas'ta lodos var!

Zirvede Sivasspor, baskıyı mı kaldıramadı yoksa sakat oyuncular yüzünden Rıza Çalımbay'ın eli kolu mu bağlandı? G.Antep deplasmanı ve geçen hafta Başakşehir karşısında kontratağı iyi oynayan takımlara karşı Sivas'ın yaşadığı zafiyeti fazlasıyla gördük. Kupaya da veda eden Sivas, moralsiz gideceği Trabzon'da yüksekten uçan bir Trabzon bulacak karşısında. Ligin ilk yarısında Getafe deplasmanı dönüşünde yorgun Trabzon, Sivas'ta mağlup olmuştu. Şimdi şartlar değişik. Gol krallığının zirvesindeki Sörloth'un oynayacak olması moralleri yükseltti. Ayrıca Trabzonspor'un gol yollarında evinde Nwakaeme ve yeni transfer Guilherme olmak üzere çok iyi hücum silahları var. Trabzon, 29 golle iç sahada en fazla gol atan takım. Sivas ise deplasmanda 19 golle ligin en iyisi. Bu bize bol gollü bir maç vadediyor. Ara transferde gelip takıma katkı veren Yasin Öztekin'in Trabzon deplasmanlarında farklı formalarla 4 golü var. Trabzon kazanırsa 9 yıl önce yakaladığı 6 maçlık galibiyet serisini egale edecek. Ev sahibinin arkasında poyraz eserken son 3 maçında 7 puan kaybeden Sivas, lodos yemiş gibi.

***

Onyekuru için ilk 11 zamanı geldi

G.Saray'ın Alanya'ya elenirken oynadığı iyi futbol, Almadovar'ın son filminin ismini hatırlatıyor: 'Acı ve zafer!' Kolay bir seriden 5 galibiyetle 'Yarışta ben varım' demek kadar, Alanya karşısında oynanan iyi futbolla da önündeki zorlu seriye ışık tutan Fatih Terim'in takımı, rakiplerin birbirleriyle oynadığı haftada derbi öncesinde elbette ki büyük favori. Mariano yok, sağ beki Linnes teslim alır. Ömer'in sol beke çekilip Onyekuru'nun artık ilk 11 başlama vakti geldi. Adem, formanın hakkını verirken, Falcao'nun derbi öncesinde ikinci yarı kendini test etmesi de muhtemel. Sergen Yalçın ile Beşiktaş deplasmanında kazandıktan sonra 5 maçtır galibiyet hasreti çeken Malatya, hem ara transferde kaybettiği oyuncular hem de teknik adam değişikliği ile yönetim zafiyetinin futbolda ne kadar önemli olduğunu ortaya serdi. Son 5 maçında 17 gol atan ve sadece 2 gol yiyen G.Saray, yeni Malatyaspor'u konuk ettiği 2 maçı da (2-0, 3-0) gol yemeden kazanmıştı. Alanya maçındaki oyun iştahını gören taraftar artık bundan daha azına ikna olmaz. Kadıköy deplasmanı öncesinde G.Saray, bol gollü bir üç puanın peşinde.

Okuyanlar/ yazamayanlar

F.Bahçe sanki Başakşehir maçının son düdüğünden tünel kazıp bu maça çıkmış gibi 45. saniyede golü buldu. Trabzon 18 maçta ilk 15 dakikada kalesinde gol görmemiş ve sahasında ilk golü yediği 2 maçı da kaybetmiş. Hepimiz biliriz büyük maçlarda Trabzon taraftarı takım geriye düştüğünde oyuncuları etkiler. Kruse ikiyi bulsa başka bir maç olurdu. Yanal'ın öne geçtikten sonra Trabzon'un üstüne gitmesi beraberlik golünü getirdi. Nwakaeme büyük eksikti ama Ekuban onu aratmayan sadece pas desek ayıp olacak bir top attı Sörloth'a. Sırtı dönük top alan rakip 9 numaraya vurduran F.Bahçe defansı bildiğiniz gibi.
2. golde sol bek Novak'ın kalenin sağ tarafına kafa vurması ise Jailson ve Serdar'ın o andaki iflasıydı. F.Bahçe ilk yarıda müthiş pas oyunu oynadı.
Başakşehir maçında olduğu gibi Tolga başta olmak üzere üç net fırsatı değerlendiremediler.
İlk yarıdaki müthiş tempodan sonra oyunu soğutmak için Guilherme doğru tercihti. Yanal da iki sağ ayaklı sol kanadını değiştirdi ve Emre takviyesi ile Ozan'ı öne itti. Kenardan gelen ne Emre, ne Deniz ne Ferdi ne Sturridge sahaya adımlarını attılar ama oyunun ruhunu hissedemediler.
Trabzon orta sahasının oyundan düştüğü son 25'te Sturridge yerine Doğan ya da A.Parmak girse Sörloth'un arkasında Sosa ile Trabzon daha dirençli olabilirdi.
Ama yine de Çimşir sarı kartlı Ndiaye'yi alıp yerine koyduğu Doğan ile Ozan'ın bir pozisyonunu önlemiş oldu.
F.Bahçe deplasmanda geriye düştüğü 5 maçta 4 puan alabilmişti. Dün ilk golü bulmuş olmalarına ve oyunu iyi okuyan hocalarına rağmen tabelaya yazmayı bilemediler.

En büyük transfer yeni kontrattır bazen

Sezon başında kimse geçen sezonu küme düşme hattının 4 puan üzerinde bitiren, iki teknik adam değiştirmiş Sivasspor'un devreyi lider bitireceğini söyleyemezdi... Geçen sezon şampiyonluğu 34. haftanın ikinci 45. dakikasında kaybeden Başakşehir'de de Alex Ferguson/United beraberliğini andıran Abdullah Avcı devri sona ermiş, yaşlı kadro ve taraftar desteksiz takım birçoklarına göre bu sezon yarışı zorlayamazdı. Devre bittiğinde hepimizin ortak fikri, ne yaptığını bilen, bir oyun planı olan ve en takım olabilen iki ekip Sivasspor ve Başakşehir... Formül aslında o kadar da zor değil. Doğru teknik adamı seç, bütçene göre doğru yabancıları al ve yerlilerinden maksimum verim al. Kaleci Samassa, sağ bek Goiano, stoper Appindangoye, sol açık Fernando ve santrfor Yatabare'nin Sivas'a maliyeti, 3 büyüklerin belki de bir transferine bedel. Rıza Çalımbay, Mert Hakan ve Emre'ye star kartviziti yaptırırken yıllardır stoper arayan Trabzonspor çıkışlı Caner Osmanpaşa'yı da zirveye taşıdı. Şimdi akla gelen ilk soru: Mert Hakan ve Emre'nin sezon sonunda bitecek kontratları... Sivas elinde tutabilecek mi? Kilit isimlerini tutabilen bir takım var ama... Akhisar, Rize ve Başakşehir.. Okan Buruk son dönemin ne yaptığını en iyi bilen teknik adamı... Takımda yolun sonuna gelenlerle yollarını ayırıp Ponck ve Crivelli transferleriyle hücumda ve savunmada 12'den vurdu. Kemik kadrodan Visca, Mahmut, İrfan Can, Mert ve Epureanu'yu kaptırmamak da yönetim başarısı... Bazen en büyük transferiniz, kadronuzda tutmayı başardığınız futbolculardır... Tuncay Şanlı, Burak Yılmaz, Selçuk İnan, Gomis... Son 15 yılda bu isimler takımlarında kalsaydı ne olurdu peki?

BU KARARI ALIN ARTIK NİHAT BEY
ZORLU polemiği öncesinde federasyona getirmek istediğim bir öneri kaynadı gitti. Kulüplerin, TFF'yi ziyaretlerinde başkanın adının yazılı olduğu kulüp formalarını vermek yerine, her ziyaret için ceplerinden yönetici başına 100 milli takım forması alıp, şehirlerindeki öğrencilere hediye etmelerini önerecektim... Sırtında Nihat Özdemir yazılı onca formayı TFF Başkanı ne yapsın, "EURO 2020 öncesinde yüzlerce çocuğun milli forması olsun" derken Zorlu polemiği devreye girdi. Görüşmenin yerinin yanlış olduğunu ifade eden MHK Başkanı da dahil, doğru adresin Riva olduğunu söyleyenlere de şaşırıyorum. Hangi kulübün başkanı olduğu fark etmez; Avrupa'nın 5 büyük liginde federasyon başkanı, hakem komitesi başkanı, bir kulüp başkanının sıkıntılarını ve şikâyetlerini dört duvar arasında dinleyemez. Zorlu ya da İstinye Park, X restoran ya da Riva... Her türlü şikâyetinizi ve derdinizi resmi internet siteniz aracılığıyla kamuoyuna açıklar, olmadı basın toplantısı düzenlersiniz... Nihat Özdemir'in artık bir prensip kararı alması gerekiyor. Ya kimseyle görüşmeyecek ya da Riva'ya gelen her başkan-yönetici, elinde 100 milli takım formasıyla gelip sıkıntısını kameralar önünde açıklayacak.

ELLERİYLE BÜYÜTTÜKLERİNİ ARIYORLAR
ÜÇ büyüklerde teknik adamlar kimleri özlüyor, geçmişten hangi oyuncularını kadrolarına alırlardı? Öyle çok uzaklara, 20 yıl öncesine gidip, 'Terim, Hagi'yi isterdi' demeyeceğim elbette... Yakın geçmişe bakalım. Fenerbahçe'yi şampiyon yaptığı sezonda Ersun Yanal'ın iki beki Gökhan ve Caner hücumlarda büyük silahtı, Mehmet Topal iki stoper arasına gömülür, iki bek rakibin kanatlarını dağıtırdı. Futbol tarihimizin kırılma noktalarından biridir, iki milli bekini ezeli rakibine kaptıran bir takımı Avrupa'da zor bulursunuz. Abdullah Avcı için iki isim var. Beşiktaş'ta elindeki 4 kanat oyuncusunun tabelaya etkisi Visca kadar değil. Geçiş oyununda ülkedeki en iyisi İrfan Can Kahveci'yi de isterdi Avcı. Dorukhan'dan bu oyunun karşılığını alabilirdi ama sakatlandı. Fatih Terim içinse 3 vazgeçilmez adam; Melo, Selçuk ve rakibi dağıtan güçlü santrfor. Lemina geç açıldı ama iyi bir Melo olmadan gidecek belki de... Selçuk yerine Taylan 17. haftada vitrine çıkabildi. Burak, Elmander, Drogba, Gomis çizgisinde güçlü santrfor içinse Falcao'nun ayaklarının yere sağlam basması bekleniyor... Sonuç, Fenerbahçe ve Beşiktaş'a transfer lazım, Galatasaray'a ise güçlü bir Falcao ve öz güveni yükselen bir Taylan Antalyalı...

Başka oyun bulmalı

Beşiktaş'a karşı ilk 45 dakikada oynadığı futbolu Fenerbahçe bir hafta sonra Serdar Aziz hariç aynı 11 ile neden oynayamıyor ya da deplasmanlarda bıçak sırtında giden tabelalar ve puan kayıplarının sebebi nedir? Cevap saha içinde değil, Kadıköy'ün büyüsü ve taraftarın önünde coşkulu futbol. Dün Rize'de ilk 15 dakikada "gol geliyor" oyununu Deniz'in güzel frikik golüyle süslediler ama sonrası o sıkıntılı Fenerbahçe. Kanatlardaki oyuncularınız adam geçme yeteneğine sahip değil, bekleriniz de bindirmiyorsa rakibi açmak için Vedat'ın arkasında oynayan oyuncudan orta sahaya derinlik katmasını ve pas istasyonu olmasını beklersiniz. Bu kanat performansıyla Fenerbahçe çift santrfor oynayamaz. Kruse bu özelliklere sahip olmayınca, hücumlar Ozan'ın dikine oyununa kalıyor. Gustavo'nun da deplasmanlarda Kadıköy'den farklı olarak çok çıkmadığının altını çizmek lazım.
Rizespor, santrforsuz 11'iyle kornerden bulduğu gol dışında, bir kez daha geriye düşerse puan alamaz oyunuyla son düdüğü gördü. Hızlı çıkmazsanız Fenerbahçe'ye zorluk çıkartamazsınız. Tabii, ikinci golde Rize'de 100'den fazla maça çıkmış kaleci Gökhan'ın "Vurmaz oradan" rahatlığı ve oyunu okumadığından 30 metreden gelen şutta kalesinde pozisyon alamamasının da İsmail Kartal'ın takımının aldığı mağlubiyetinde payı var.
Deniz frikikte klas ama oyunda ağırlığı yok. Tolga'ya bu yaştan sonra teknik yükleyemezsiniz. 4 mevkide emanet oyuncularla deplasmanda kayıp serisine son vermek ve yeni yıla 3 puanla girmek elbette dünün tek artısı. Ersun Yanal devre arasında başka bir oyun bulmalı, elinizde Vedat varken deplasmanda rakip kaleye 15 hücum girişiminde santrforunuza gol kaçırma lüksü yaşat(a)mıyorsanız çözmeniz gereken bir problem vardır.

Bu Falcao’nun yüzde 30’u...

Futbolda klişe ama doğru bir tarif vardır: 'Forvetler yarışta tutar. Savunmalar şampiyon yapar.' Sezonun ilk haftalarında en çok defansı eleştirilen Galatasaray, ilk yarı biterken ligin en az gol yiyen iki takımından biri. Ama hücumda sorular hep çalışmadıkları yerden geldi. Dün Galatasaray düzgün bir orta saha ile oynadığında santrforunu nasıl topla buluşturabileceğini gördü. Fenerbahçe'de kanada hapsedildikten sonra derbideki oyunuyla Ozan Tufan'ı gördük. Abdullah Avcı'nın Beşiktaş'ta en önemli eksiği İrfan Can modeli oyuncu, Dorukhan sakat. Taylan, Galatasaray'da Selçuk ve Belhanda için feda edildi. Dün onun oyuna kattığı enerji ve Lemina'nın dönüşü Galatasaray orta sahasını toparladı. Son vuruş noktalarına koşmayı iyi bilen, ters koşularla arkadaşlarına pozisyon imkânı veren, orta sahaya gelip sırtı dönük top tutan Falcao'nun bu yüzde 30'u. Yaşı itibariyle yüzde yüz Falcao'yu belki artık izleyemeyeceğiz ama o kendini yüzde 70'lere çıkartırsa Galatasaray ikinci yarıda gol sıkıntısı çekmez. Antalya dün ilk yarıda sahada yoktu. Doğukan dışında tel tel döküldüler. İkinci yarıda yağmurla bozulan zeminde oyunu dengelemeye çalıştılar ama tabelayı çoktan kaybetmişlerdi. Galatasaray ligin ikinci yarısına sol bek, sol açık ve bir stoper takviyesiyle girmeli. Bundan daha fazlası takım olmalarını zorlaştırır. Zaten bunun için yeterli finans bütçeleri de yok. Sağ bekte Linnes'in döneceğini düşünürsek Nzonzi ile birlikte Mariano ve Emre Mor kesin yolcu gibi. Belhanda ise dün 10'suz ve onsuz Galatasaray'ın nasıl kazanabileceğini kulübeden seyretti. O kadar da mühim bir adam olmadığını anlamıştır

Sebze çorbası!

Muslera'nın yokluğu cuma günü şirkette ödemeleri beklerken muhasebe müdürünün hastalanıp gelmemesi gibi. Bu şirketin güvenlik koordinatörü Luyindama da sezonu kapattı. Sezon başında araştırma geliştirme departmanı için alınan Nzonzi ile Seri ise evden, pardon kulübeden çalışıyorlar! Ve her şeyden önemlisi ciroyu artıracak pazarlama müdürü Falcao iki aydır yok. Bu şartlarda bir şirketin kâr etmesini bekler misiniz?
Dün de bütün bu eksikleriyle 'G.Saray iflas etmese iyidir' denilecek 90 dakikasına çıktı. Okan Buruk'un, göbeği artı bir adamla desteklediği ama bir kanadından da feragat ettiği Başakşehir'i, G.Saray'ı geçen sezonun son haftasında hızlı adamlarıyla çökertmişti. Yaş ortalaması düşmüş bir Başakşehir karşısında hızını kaybetmiş bir G.Saray vardı. Beşli orta sahanın kanatlarından maksimum hücum desteği beklersiniz ancak arkalarındaki boşlukları dolduramadığınız takdirde ki dünkü Emre ve Mariano gittikleri yerlerden dönmediler. 3-5-2 dizilişinde oynayacaksanız bu kadroda ne Feghouli forma giyer ne de Babel... Adem, G.Saray'a son 20 dakikalarda katkı vermek için gelmiş yerli bir oyuncu. Babel ise kaliteli bir otomobilin 2000'ler modeli... Boğazda gezintiye çıkabilirsiniz ama otobana asla. Otoban yolcuları Bruma, Rodrigues ve Onyekuru idi...
G.Saray'ın evindeki yenilmezlik serisi bir gün sona erecekti. Sezon başından beri ideal 11'i olmayan takım sebze çorbası gibiydi. Sebze çorbasını sebze çorbası yapan tencereye attığınız sebzelerin çeşidi değil et, tavuk ya da balık suyudur. Galatasaray'ın kalite olarak da taktiksel zeka olarak da aroma eksikliği var. Okan Buruk ikinci yarıdaki iki hamlesiyle golü buldu. Son dönemin en parlak teknik adamının, yetiştiği kulübüne bu dersi vermesi tesadüf değildi.

Vidaları düşmüş Galatasaray...

Şampiyonlar Ligi'nde gol atamayan başka takım yok. Bu kupada orta sahasındaki üç oyuncusu da kiralık olan başka bir 11 de yok. Devler Ligi'nde 4 maçın ikisine üçlü defansla başlayıp birinde dörtlüyle bitirip, dörtlü defansla başladığı dün akşamı da üçlü bitiren başka takım da yok...
Çünkü Galatasaray sezon başından beri ortalıkta yok. Geçen sezon Avrupa'daki 6 maçında en az koşan 2-3 takım arasındayken bu sezon da kurulan yaş ortalaması yüksek takımla yürüyerek paslaşan bir Galatasaray var.
Yugoslavya dağıldığında Partizan, Kızılyıldız, Hajduk Split gibi takımlar 1 numaralı kupanın sahnesinden silinip gittiler. Parçalanmışlar, ekonomileri çökmüş, genç yeteneklerini Avrupa kulüplerine göndermek zorundaydılar.
Galatasaray'ın durumu bu ama böyle bir bahaneleri yok. Eldeki kadro, ödenen yıllık ücretler, Camp Nou'dan beraberlik çıkartan ve 124 km. koşan Slavia Prag'da ve en az 7-8 takımda daha yok! Dün oynanan maç Real Madrid'in her sezon başında Santiago Bernabeu anısına oynadığı kupa maçı mıydı, Sergio Ramos'un jübilesine mi çıkmıştı Galatasaray! Her şeyi bir kenara bırakın Şampiyonlar Ligi müziğine ayıptır...
Hem fizik hem de mental olarak bırakın gevşemeyi, vidaları düşmüş bir Galatasaray var uzun zamandır. Fatih Terim'i İmparator yapan ne varsa geçmişte, artık sahada yok. "Ne zaman olur?" sorusunun cevabı da elbette ki "Falcao dönünce" kadar basit değil.

Şöhret var ama...

İlk yarıda iki takımın da oynadığı futbolun kısa özeti şu: Avrupa'da 4 takımla alabildiğimiz tek galibiyet tesadüf değil. İki tarafın da üç pas yapamadığı, ilk 20 dakikada ev sahibi olmanın hevesiyle bir adım önde olan ve 30'dan sonra vasat ezeli rakibinin oyunu dengelemesine müsaade eden bir Beşiktaş.
Abdullah Avcı, geride kalan haftanın faturasını kestiği Ljajic'i yedek bırakıp altın vuruş yaptı. Kaybederse gidecekti, onsuz kazanırsa kahraman olacaktı. Adem'in sahada olmadığı dakikalarda Galatasaray buna hiç itiraz etmedi. Bu sezon Real Madrid, PSG ve Fenerbahçe maçlarında gol atamayan Galatasaray, dün de Karius karşısında net bir pozisyona giremedi. Tribüne küfür eden Belhanda oyundan çıkarken, Celta Vigo'da sakatken villasının havuzuna balıklama atlayan Emre Mor oyuna girdi.
Beşiktaş'ın bu eksiklerle aşağı yukarı ne oynayacağını biliyorduk. Ama Falcao haricinde sezon başından beri futbol oynamayan Galatasaray'ın ne zaman futbol oynayacağı konusunda bir fikrimiz yok. Bu derbi gösterdi ki Türkiye'de futbol doğaçlama oynanıyor. Dün Caner'in kanat ortaları dışında oyunda organizasyon adına hiçbir şey yoktu. Beşiktaş bu galibiyetle golü atan santrforu gibi UMUT'landı. Galatasaray ise tek tek baktığımızda yetenekli ve şöhretli ama sahada birbirinden ayıramadığınız hiçbir şey oynamayan 11'i ile gelecek hafta oynayacağı Ç.Rizespor maçının bile favorisi değil. Son iki sezonun şampiyonu için derbi kaybetmekten daha acı olan evinde oynayacağı Rize maçı için favori olmamasıdır. Umut'un golünde asisti Caner'e yazdılar doğrudur. Ben asisti Beşiktaş tribünlerine yazıyorum.

Islıkların altında

G.Saray'ın bu sezon üçlü savunma oynadığı tek maç Muslera'nın performansıyla tek golle kaybedilen PSG maçıydı. Real Madrid ise kayıp yaşadığı 6 maçta karşısında sadece 1 kez Brugge maçında üçlü savunma gördü. Fransızlar karşısında bu kadar pozisyon vermişken dün de üçlü ile başlamak ve ardından ikinci yarının başında dörtlü savunmaya dönüp ilk yarının defosunu ortadan kaldırmak taktik açıdan G.Saray'ın tek artısı... Mariano ve Nagatomo hem savunma hem de hücumda bu kadar aksarken ve orta sahada dikine oynayan Seri bu kadar pas kaybı yaparken bile girilen pozisyon sayısı çok fazlaydı. Andone'nin iki pozisyonu ve Belhanda'nın cılız şutu aslında G.Saray için Şampiyonlar Ligi'nin özeti... Zor atan hatta atamayan ama aynı zamanda kolay da yiyen bir takım. Kazanmaması halinde Madrid'e dönünce paramparça edileceğini bilen Zidane'ın sahaya iyi yayılmayı bilen futbolcuları, formda olmasalar bile istediğini aldı. (27 hücum girişimi, 14'ü çerçeve) Hepimiz farkındayız ki bu Real Madrid'in ölüsü... Modric'siz orta saha karşısında bile G.Saray üstünlük sağlayamadı. Varane ve Ramos'un beraber oynadığı 36 Şampiyonlar Ligi maçında Real Madrid 26 kez kazanıp, 9 kez berabere kalmış, sadece 1 kez Atletico Madrid'e kaybetmiş. Bu defans göbeğini aşabilmek için topu yere indirmek zorundasınız. İşte orada Belhanda'ya ihtiyacınız var. Belhanda'nın da Belhanda'ya... Sivas maçında Babel, dün de Belhanda'nın tribünlere reaksiyonu G.Saray'ın gol sıkıntısı kadar büyük sıkıntı. 3 Devler Ligi maçında fileleri havalandıramamak ve ligdeki gidişat dün Belhanda oyundan çıkarken tribünlerden yükselen protestonun haklı olduğunu gösteriyor.