CANLI
SKOR
Bülent Timurlenk

Bülent Timurlenk

Alman motorlu Fransız takımı...

Haziran ayında Türkiye'ye geldiklerinde karşımızda bizimle oynadıkları 4 maçı da kazanmış, son Dünya Kupası sahibi apoletli yıldızlar topluluğu bir Fransa vardı. Futbolda bazen yıldızlar gökten inmezler. O gün üstün bir oyunla devirdiğimiz Deschamps'ın ekibi, son 25 maçında iki mağlubiyet aldı. Kasım 2018'de Hollanda'ya 2-0 kaybettikleri maçtan sonra Konya'da mağlubiyetle tanışan Fransa, şimdi EURO 2020 yolunda bu akşam kazanmak için birden fazla nedene sahip:
1- Türkiye'yi devirip son iki maçı formaliteye çevirmek ve kulüp bazında lig-Şampiyonlar Ligi maratonunda koşturacak ideal 11'in kafasını rahatlatmak...
2- Haziran ayında kaybettikleri maçın ardından "Tatile çıkmışlardı" diyen kendi medyalarına rövanşı alıp cevap vermek..
3- İzlanda deplasmanında tek golle kazanmış olmalarına rağmen tat vermeyen futbol nedeniyle artan eleştirilerin önünü kesmek.
4- Fransız Futbol Federasyonu'nun kontratını uzatma teklifi yaptığı teknik direktör Deschamps'ın bu imza törenine EURO 2020 biletiyle gitmek istemesi...

3 KİLİT İSİM SAKAT
Stade de France'ta son 7 maçını da kazanarak kendi rekorunu geliştiren Fransa'da 3 kilit isim sakat. Kalede Lloris, orta sahada Kante ve forvet hattında Mbappe... Kalede Marsilya'dan Mandanda olacak. Fransızların ona çok güvendiğini söyleyemem. Sağ bekte Pavard'ın forması garanti. Defans göbeğinde ise Barcelona-Real Madrid düeti var; Varane ve Lenglet forma giyecek. İzlanda maçında sol bekte Digne forma giydi. Bayern Münih'in tam hazır olmadığı gerekçesiyle Lucas Hernandez'in oynatılmaması yönündeki baskısı sonuç verdi ama Deschamps bu akşam iki bekini de Alman devinden seçebilir... Tolisso ve Coman ile birlikte 4 Bayern Münihli, Fransa'da şasinin altında Alman motoru var dedirtiyor. Orta sahada top ayağına yakışan oyuncuları var. Yine bir Bayern Münihli Tolisso ve Merih'in Juventus'tan takım arkadaşı Matuidi. Fransızlar, İzlanda'da 3. isim olarak Sissoko'yu kullandılar ve Matuidi'yi sol içe kaydırıp 4-2-3-1 ile Griezmann'ı Giroud'nun arkasında ikinci forvet olarak oynattılar. Deschamps orta saha ikilisini Tolisso-Matuidi ikilisiyle kurup sol kanatta Lemar'a forma verebilir. Forvet hattında ise sağ kanatta Coman, Giroud ve Griezmann yer alacak...

HÜCUM PLANLARI NE?
Fransızların hücum planı nedir peki? İki beki de hücuma büyük katkı veren Deschamps'ın takımı, özellikle sağ kanattan Umut Meraş'ı zorlayacak. Griezmann'ın gezgin oyunu da stoperlerin dengesini bozmaya yönelik olacak. Orta sahada kestikleri rakip atakları büyük bir hızla kendi hücumlarına çevirme özelliğine sahip Fransa'nın Mbappe'nin yokluğunda kanat ortaları ve ikiye birlerle topu buluşturacakları isim ise santrforları Giroud... Çok önemli eksiklerimiz var. Konya'da Fransa'yı devirirken orta sahada Mahmut- Dorukhan-İrfan Can üçlüsünün nefis oyunu ve Cengiz'in kanatta kalitesi vardı. Şimdi Emre'siz çıkacağımız 90 dakikada 4-5-1 dizilişinde orta saha kalabalığının performansı bizim için belirleyici... Biz Euro 2020'ye gideceğiz. Bir yıl içinde en son 1982'de Polonya'ya iki kez mağlup olan Fransa'ya rövanşı vermeyecek yürek dolu bir oyunu inşallah oynarız. Tabela ise bazen futbol şansı gerektirir.

Emre’ye saygılar...

Dakika 39'du... Emre Belözoğlu, Ozan Tufan'a 30 metreden el kol hareketleriyle nerede durması gerektiğini gösteriyor, hatta öğretiyordu. 18. dakikada kafa topunda sakatlanıp bir eli sol kaburgalarının üstünde oynayan 39'luk kaptan uzun topları atacak, top çalacak, orta sahayı dizayn edecek. Peki ya diğerleri!
Arnavutluk beklediğimiz gibi sert başladı. İtalyan teknik adam Reja orta sahada sürekli faullerle oyunumuzu keserken, Emre'nin aldığı ilk darbenin ardından resmen onun kenara gelmesi için oyuncularına direktif vermiş gibiydi. Mahmut-Ozan-Emre üçlüsü güçlü bir Avrupa ülkesiyle deplasmanda oynarken kabul edilebilir. Ancak evimizde, kulüp takımında ve mili takımda 10 numaralı formayı giyip gerçekten hiçbir şey yapmayan bir Hakan Çalhanoğlu varsa artı bir yaratıcı oyuncuya ihtiyacınız var. Kadıköy'de Cenk ve Burak'a uzun oynayarak güçlü Türkiye olamayız. Fransa'dan 4 yedikleri maçtaki gibi Arnavutluk 5-3-2 dizilişi ile sahadaydı. Sahaya yayılmayı iyi biliyorlar, sert fauller sonrasında rakibi tahrik etmeyi de...
Çağlar ile maça başlasak ikinci yarı değişiklik hakkımız fazla olur ve orta sahadaki organizasyon bozukluğuna daha erken çare bulabilirdik. Tribünlerin son dakikaya kadar desteğiyle umuda yolculuk devam etti. Arnavukluk savunmasının hediye ettiği golle şimdi Paris'e final gibi bir maça gidiyoruz. Dün 101. kez milli formayı giyen ve yenetekli futbolcuyla büyük futbolcu arasında sadece bir basamak olmadığını bir kez daha gösteren 39 yaşındaki Emre Belözoğlu'na sevgi ve saygılarımı sunuyorum. Paris'te bol şans diliyorum. Çünkü iyi oyunun yanında futbol şansına da ihtiyacımız olacak.

Sembolik yöneticiler var...

■ Terim, en kötü sezonunu yaşıyor. Neden böyle oldu?

Fatih Terim'in çalıştırdığı bir takım, 9 maçta 6 gol atıyorsa hırs ve mücadele sadece 2 maçla sınırlıysa, elbette ki tecrübeli teknik adam da özeleştiri yapıyordur. G.Birliği maçının ardından bunu da yaptı zaten. 3 maçlık cezada elbette ki oyuncu değişikliklerine karar verdiğini biz de biliyoruz ama saha kenarında olduğu zamanki anlık çıkışları ve vücut dili sahadaki futbolcular üzerinde pozitif etki etmiştir. Bunun G.Birliği maçında olmaması düşündürücü. "Ceza almayanlar konuşsun" çıkışı ise G.Saray yönetimine bir mesaj. G.Saray'da arka planda kalan, sesi soluğu çıkmayan, sembolik olarak adı listede duran çok yönetici var. Mikrofonlardan kaçıyorlar ya da taşın altına ellerini koymuyorlar. Terim'in mesajını yönetim iyi analiz etmeli. Son 3 beraberlikteki futbolun yanında hakem performansları vs. tartışmaya gerek yok.

Selçuk asgari ücret mi aldı?

■ Falcao'nun gelişi ve ücreti çok konuşuldu. Bu, dengeleri bozdu mu?

Falcao'nun ücreti diğerlerini neden rahatsız etsin? Feghouli, Belhanda, Muslera, Nzonzi, Lemina yıllar boyunca Selçuk, asgari ücretle mi oynadılar? Takım içi dengeler, bizim memlekette gereksiz bir bahanedir. Juventus'ta Ronaldo 30 milyon Euro alıyor. Bu yüzden bu konuyu sonsuzluğa uğurlamak lazım. Falcao, Monaco 2. Başkanı Petrov'un tecrübesiz yönetici olması ve gereksiz egosu yüzünden G.Saray'a olması gerekenden bir ay geç katıldı. Türkiye'ye gelene kadar hayatında 3-4 kez Falcao'yu izlemiş olanlar, yorum dünyamızın bir klasiği olan "popüler olanı toprağa gömeyim de sosyal medyada etkileşim alayım" hastalığına tutulmuşlar. Dünyanın bütün ceza sahası içi santrforları topla buluştuklarında fileleri havalandırırlar. Falcao da kariyeri boyunca böyle goller attı. Siz santrforunuzu beslemezseniz tabelanız aç kalır. Adı Falcao olmuş, Andone olmuş hiç fark etmez.

Kendini tutamıyorsa locaya gitsin

■ SABAH Spor'un olay yaratan protokol tribünündeki Selim Soydan fotoğrafları ile Ali Dürüst'ün durumu karşılaştırılıyor. Soydan'ın tavrı ve Dürüst ile karşılaştırılmasına nasıl bakıyorsunuz?

Selim Soydan, Türk futbolunun bir efsanesi. Yaşı gereği çok tecrübeli, karakteri gereği de çok babacan ve sevgi dolu bir insandır. TFF'de yöneticiyseniz protokolde maçı bu heyecanda izlememeniz gerekiyor. Unvanlar bazen insanların bazı duygularından feragat etmesini gerektirir. Selim Soydan çok iyi bir F.Bahçeli, duygularını özgürce yaşamak istediğinde bence localardan birinde maçı izlemeli. Ve bu yaşında kimse onu üzmemeli. Ali Dürüst'ün de o dönemde transfere müdahil olduğuna inanmıyorum. Bizde iki eksiden bir artı çıkarma hastalığı var. Bu iki ismi karşılaştırmak sabahtan akşama kadar ucuz reyting peşinde koşanların işi. Onlara kolay gelsin!

Marquez’in romanı

Büyük usta Gabriel Garcia Marquez'in Kırmızı Pazartesi romanının kahramanı Santiago Nasar'ın öldürüleceğini ilk sayfalarda öğrenirsiniz. Marquez'in eşsiz kalemi bir hayat sona ererken çaresizliği anlatır. Dün de sahaya çıkan Galatasaray 11'inde birden fazla Santiago Nasar vardı. Geride kalan maçları izleyenler Belhanda'nın, Feghouli'nin ve çift haneli kupa kazanmış ve bu takımın kaptanlarından biriyken futbolu bırakmış ama kontratı devam eden Selçuk İnan'ın kötü oynayacağını biliyordu. Buna bile bile lades denir.
Şampiyonlar Ligi'nin müziği, karşınızda PSG olmanın ciddiyeti ve tribündeki 50 bin taraftara karşı sorumluluk. Galatasaray kaybetse bile sahaya karakter koyduğuna inanan tribünlerin alkışlarıyla uğurlanmış ve Başkent deplasmanına hazırlanmaya başlamıştı.
Fatih Terim'in Galatasaray'daki dört döneminde büyük zaferler, kupalar olduğu kadar -futbol bu-, ağır mağlubiyetler, hezimetler de var. Dün kaybetmeyen Galatasaray'ın, Terim'in bu takımın başında kaybettiği bütün maçlardan çok daha kötü futbol ortaya koyduğunu ve ne oynadığını bilmediğini Cumartesi akşamına "futbol" izlemeye ayıran herkes gördü...
İki bekin iki maçtır yürümediği gerçeği varken unutulan Şener ve Ömer Bayram, orta sahada sezon başından beri top taşıyan yine Ömer Bayram... Galatasaray'ın bütün yükü bir orkestranın parçası olmamakla suçladığımız ama mecburiyetten solo konser vermek zorunda kalan Babel'deydi. Bırakın gol atmayı, derbide Falcao'dan sonra dün de Andone, 6 maçta 12 gol yiyen Gençlerbirliği karşısında pozisyona giremedi.
Ligin dibindeki Gençlerbirliği karşısında Muslera dışında bir tek vasatı aşan adamınız yoksa, milli takım "ara"sında şunu düşünmelisiniz: Galatasaray futbol oynamaya ne zaman "ara" verdi ve ne zaman futbol oynamaya başlayacak? Ekim geldi, havalar soğuyor, daha kötüsü izleyenlerin ruhu üşüyor...

Gölgeden çık Yanal!

Şampiyonluk yarışında ezeli rakibiniz ile deplasmanda oynadığınız derbide sahaya çıkan 11'inizin bir hafta sonra Kadıköy'de değişmemesi için iki neden vardır. Bir, yenilmediğiniz için o futbolculara teşekkür ediyorsunuzdur, iki bu 11, ideal 11'inizdir. Fenerbahçe'nin 4 mevkide joker oyuncu oynattığı 11 elbette ki ideal 11'i değil. Dün kanatlarda iki 6 numarayla, kapanan Antalya savunmasını aşabilmek için yapılan orta sayısı 40'ı aşmışken Ersun Yanal'ın bir matkaba ihtiyacı vardı. Kanatlarda adam eksilten, hızlı ve sıfıra inebilen... Garry ve Moses yokken Ferdi'yi hiç düşünmemek, Deniz'i geçen hafta derbide sonradan oyuna alıp, 90 dakikada bitmeden çıkardıktan sonra dün ikinci yarıda kurtarıcı olarak sahaya sürmek...
Türkiye'de ciddi bir teknik adam sorunu var. Fenerbahçe'de dün 3 stoper yedek kulübesinde oturuyordu. Geçen sezon da Başakşehir ligin son bölümünde 3 uzun santrforunu kenarda tutup, iki 1.70'lik forvetle gol arıyordu. Rakibe göre taktik var bu oyunda. Konfeksiyon giyinmeyecek, her maça göre takım elbise dikeceksiniz. Fenerbahçe dün eldeki 4 stoperden bir üçlü savunma yaratıp, Isla ve Dirar kanatlarda, Kruse ve Vedat çift santrfor bir diziliş tercih edebilirdi. Oyun iki adamın üzerine yüklü. Belindeki ağrılarıyla oynayan 39 yaşındaki Emre kısa atacak, uzun atacak, her şeyi yapacak. Kruse de topu Vedat'a aktarırsa... Dün Vedat kanada top almaya çıktığında dakika 16, Kruse ile ceza sahası içinde paslaştığında dakika 45'ti...
Antalya elindeki kadroyla akıllı futbol oynadı. Altay ve Vedat'ın olağanüstü çabası olmasa 60'da 2-0'ı bulmuşlardı. 25 hücum girişiminden Boffin'i zorlayan pozisyon var mı? Ersun Yanal, camianın büyük coşkusunun gölgesinden çıkıp bu mağlubiyetin analizini yapmalı...

Ayakta kalamadı

LİGİN ilk 6 haftasındaki futboldan sonra bir iki oyuncuyu değiştirmek değil, durumu tokatlamak lazımdı! Terim, bunu teknik adamlığı boyunca yapmıştır. Yıllar önce Fenerbahçe derbisinde sürpriz bir şekilde Emre Çolak ile devam ettiği gibi... Dün 3'lü defans tercihinde rakibin iki kanadındaki Di Maria ve Sarabia'yı, Marcao ve Mariano ile önde karşılamak ve Verratti-Marquinhos-Gueye'ye karşı sahada kalabalık orta saha ile baskı yapmak vardı. Bu kadro sonuçta 3'lü oynamak için kurulmadı. Ama bazen geçici çözümler takıma da tribüne de ayrı bir hava verir. Evet Neymar yok, Cavani yok, Mbappe sakatlıktan dönmüş ama Paris Saint-Germain'in defans önündeki 6'lısının kalitesi ortada. Bu sezon Neymar'ın 3 golü ile 3 maç aldılar. Evet, Real Madrid'e pozisyon vermeden 3 attılar ama İstanbul'a öyle pek de yüksekten uçan bir takım olarak gelmediler.

***

Belhanda derbideki gibi önce maskeli, sonra maskesiz oynuyorsa bu onun görüş açısını kapattığının delilidir. Dün önde çok top ezdi. Seri, Malatya'da iyiydi dün de ortada arı gibi çalıştı. Nzonzi'nin 'garanti oyna' emri aldığı kesin. Onun kariyerinde aslında daha çok dikine oynamak var. İlk yarıda tabelayı tutan Muslera'ydı. Paris Saint-Germain'in yüzünü döndürürseniz pas kanalını bulurlar. Sahada varlığı yokluğu belli olmayan Icardi boş kaleye attı topu. Şampiyonlar Ligi'nde farkı belirleyen pas ve orta kalitesidir. Ne Mariano ne Nagatomo ne Marcao ne de Luyindama... 3-5-2 sağ ve sol ayaklı futbolcu ile oynanmaz. Bu oyun, kanatların içeri kat etmesini değil tek pas ya da orta ile forveti besleyenleri asistlemek için var. Bu oyuncuların pas kalitesi bir yere kadar... Zaten Galatasaray'ın baş ağrısı da bu. 2. yarıda doğru değişikliklerle Galatasaray oyuna tutunmaya çalıştı. Ama fizik ve kondisyon seviyesi Fransız futbolunun en büyüğü karşısında ayakta kalmadı. Mağlubiyetin övülecek tarafı yok elbette. Galatasaray'ın 3'lü defansla da devam edeceğini sanmıyorum. Ama dünkü oyundaki iştah ve mücadele sadece Şampiyonlar Ligi ile sınırlı kalmamalı. Grupta 2. ve 3.'lük hesapları da hâlâ ortada. Arkana bakarsan koşamazsın.

Taraftarlara şükredin!

Geçen hafta Alanya deplasmanında Fenerbahçe'nin sahaya dizilişini PSG'nin 90 artıda kazandığı dizilişine benzetebilirdik. Kural hatası tartışmaları futbol analizlerini geride bıraktı. O gün PSG, Choupo- Moting, arkasında Neymar, kanatlarda Angel Di Maria ve Sarabia ile sahaya çıkmış 70'ten sonra Sarabia'yı kenara alıp Neymar'ı kenara çekip artı bir orta sahayla 90 artı da maçı koparmıştı. Yanal'ın 4-2-1-3 dizilişi PSG'den farksızdı.
Dün de benzer bir 11'i stoperdeki Adil Rami farkıyla sahada gördük. 6 numarada oynayan oyuncu, arkasındaki iki stopere güvenmezse orta sahadaki pas organizasyonunda önce kendi bölgesini kollar. F.Bahçe Gustavo'nun tekniğinden stoperlerinin zafiyeti yüzünden yararlanamadı. Ankaragücü'nün golü, Rodrigues'in sakatlığı Yanal'a PSG'nin 70'te yaptığını yaptırdı. Orta sahaya artı bir adam: Emre...
Temastan kaçınması için Vedat'ın arkasında başlayan Emre, ikinci yarıda derin orta saha bölgesine çekilip, Tolga'nın kanada atıldığı oyunda yerini Kruse'ye bıraktı. F.Bahçe beklerinden hücum desteği alamıyor. Golü, Kruse'nin delişmenliği öncesinde klas pası ve Vedat Muriqi'in santrfor duruşu getirdi. Ersun Yanal, Adil Rami'yi derbide sahaya sürebilmek için bu maçta denedi ama istediğini alamadı.
***
Rahmetli annem akşam yemeğe bekliyorum dediği zaman öğle yemeğini pas geçirdim. Bilirdim ki etli dolma yapmış. Büyük bir keyifle yer, elini öper şükrederdim. Fenerbahçe takımı da Ersun Yanal da dün kendilerini iten taraftarların şükretmeli. Kendini baba evinde hissetmek budur!

Aslan kafa yormalı

Derbiyi kazanamamak, kalan maçların hepsini kazansa bile iplerin elinde olmaması G.Saraylı futbolcuların tadını kaçırmış. Tribünlerin ekstra desteği, ardındaki Beşiktaş'ın ikincilik için baskısına rağmen ilk yarıda Terim'in öğrencileri, soyunma odasına 3-1 mağlup gidebilirdi. Linnes'in yerinde maç eksiği çok olan Nagatomo, önünde gezgin oynayan Emre Akbaba'nın kademe yapmaması yüzünden üzerine gelen Kayserililer karşısında çaresiz kaldı. Donk'un gevelediği topla geriye düşen, hemen beraberliği bulan G.Saray, Mariano ve Feghouli ile oyuna tutundu.
İşte bu çok bulutlu ve yağmurlu oyunun kader anı Kayseri'nin 10 kişi kaldığı penaltı pozisyonu oldu. 2-1 ile güneş açtı. Nagatomo'nun kafa golü ile de gökkuşağı belirdi. İlk yarıda Umut da sakatlanıp çıkınca, 10 kişi ile baskı yapamayacak olan Kayserililer kaderine razı bir oyun oynarken Galatasaray, son topları gayriciddi atan orta sahası yüzünden farkı büyütemedi. Terim'in dün kenarda orta saha oyuncularının yaptığı top kayıplarına verdiği tepkiler çok şeyi anlatıyor. Galatasaray, şampiyon olsa da olmasa da gelecek sezon bu takımda Belhanda ve Fernando olmaz. Kiralık Ndiaye için de G.Saray almak için bir çaba göstermez. Oyuna ikinci yarıda giren Yunus, yetenekli bir genç ancak basit oynamayı öğrenmeli. Son not; önce derbide sonra da dün akşam, ikinci yarıları 10 kişi oynayan rakiplere 1 gol atabilmek üzerine G.Saray takımı kafayı yormalı.

Palabıyık derbide ezildi

G.Saray'ın kanat organizasyonlarındaki zenginliğini Valbuena tercihi ve bekte Dirar ile kırmak isteyen Ersun Yanal , ilk 30 dakikada istediğini aldı. Orta sahası ezeli rakibinin yaratıcılığından uzak Fenerbahçe, Moses ve Valbuena'nın adam eksiltme özelliğini güveniyordu. İlk yarıda 11 faul yapan ev sahibi, rakibin hızını keserken Galatasaray da pas trafiğinde güvenli ama yavaştı. Hasan Ali'nin kırmızı kartında VAR'a ihtiyaç var mıydı demek yerine ikinci yarıda Feghouli'ye yapılan faulde hakem Palabıyık neden izlemeye gitmedi bunu sormak lazım...
İlk yarıdaki derbide Soldado ile didişip olayların "kahramanı" olan Belhanda sarı ile soyunma odasına gidince Terim, sabıkalı yıldızını kenara aldı. Risk almadı denebilir ama yerine giren Emre Akbaba'nın yere sağlam basmayan ayakları ve derbiyi hissetmeyen ruh hali, sarı kartlı Belhanda'yı arattı. 10 kişi karşısında pozisyon bulmakta zorlanan Galatasaray, Mariano'nun nefis asistiyle öne geçti ama taraftarı önünde eksik mücadele etmenin motivasyonu ile yılmayan Fenerbahçe, savunmada sağlam durdu ve beraberlik golünü buldu..
Dirar'ın sol beke, Moses'ın sağ beke geçtiği ikinci yarıda Galatasaray'ın yaptığı değişikliklerin hiçbiri sonuç getirmedi.
35 yaşında son sezonunu oynayan emektar futbolcu havasındaki Sinan Gümüş, üflesen yere düşen "vitaminsiz" Emre Akbaba ve sakatlık öncesinde de ağır olan Kostas... Terim gerçekten bu üç isimden maçı almasını mı bekledi...
Donk sakin oyunuyla derbide formanın hakkını verirken, takımın en iyi ikinci ismi Mariano, Feghouli oyundan çıkınca pas ayağını kaybetti.
F.Bahçe kabus gibi geçen bir sezonda 2. yarıyı 10 kişi oynayıp, geriye düştükten sonra beraberliği bulduğu için mutlu gitti soyunma odasına.. Tıpkı, 2-0 geriye düştüğü G.Saray ve 3-0 yenik durumdan beraberliği bulduğu Beşiktaş derbisi gibi... Son not hakem Palabıyık'a... İyi hakem değildi, dün de derbinin altında ezildi, kimse de şaşırmadı...