CANLI
SKOR
Ahmet Çakar

Ahmet Çakar

Cüneyt Çakır ölümcül kararlarında haklıydı

Sabah okuyucuları, siz bu satırları okurken müthiş bir kördüğüm var. Hâlâ Beşiktaş iki puan avantajlı ama görünen o ki şampiyonluk son düdüğe kadar taşınacak. Dün geceye baktığımızda Beşiktaş başlama düdüğüne kadar hem ciddi bir puan farkı hem de ciddi bir performans farkı ortaya koyuyordu. Ama dün gece Galatasaray, Beşiktaş'tan çok daha iyi oynadı. Hele bir ikinci yarı var ki Beşiktaş 2-1 mağlup durumdayken çıkamadı, topu tutamadı. İlk yarı Galatasaray haklı olarak Beşiktaş'ın etkili olan sağ kanadını bloke etmeyi düşündü. Rosier ve Ghezzal sağ kanadın silahşörleri, Galatasaray çok iyi kapadı. Buradan kazandığı toplarla da golü düşündü ki zaten Babel'in attığı gol de Gedson Fernandes'in harika pasıyla geldi. Ardından Beşiktaş beraberliği yakaladı ama hemen sonra da Galatasaray yine bir penaltı ile öne geçti. Aynı dak-i kalar Ankara'da Fenerbahçe'nin beraberliği vardı. İkinci yarı Galatasaray, Beşiktaş'ı sahadan sildi. İstediği her şeyi yaptı. Aldı, verdi, topu tuttu, oyunu kontrol etti fakat iddia ediyorum, Sergen Yalçın ve teknik ekibin gözü sahada ama kulağı mutlaka Ankara'daydı. Çünkü 60. dakikadan sonra göründü ki Beşiktaş, bu Galatasaray'dan puan alamaz ama risk, ikili averajı da kaybetmek. Nitekim oyunun sonlarına doğru Arda, skoru 3-1'e getirdiğinde yine iddia ediyorum, Sergen Yalçın'ın gözü sahada ama kulağı Ankara'daydı. Üstelik o son dakikalarda yiyecekleri bir gol de ikili averajı Galatasaray'a geçirecekti. Beşiktaş için en kötüsü oldu. Kaybettiler, ikili averaj eşitlendi, üstelik Fenerbahçe, Ankara'da 90+6'da kazandı
Bir hakem için böyle maçlar çok zordur. Bana göre Cüneyt Çakır, ölümcül kararların hepsinde haklı. Beşiktaş'ın ofsayt diye iptal edilen golü ofsayt, Babel'in ofsayt diye iptal edilen ama VAR'dan geçerli sayılan golü de gol. Ayrıca her iki takımın lehine verdiği penaltılarda da kesinlikle haklı. İlk penaltıda top oyuna girmiş kornerden gelirken Donk'un Atiba'nın bileğine basma eylemi var, G.Saray lehine verdiği penaltıda da bu sefer Atiba, top havadayken Falcao'yu çekip düşürüyor. İkisi de doğru karar. Ha! Ufak tefek hatalar yaptı ama inanın bana bu tür maçlar ufak tefek hataları hoş görmemizi gerektiriyor.

Gedson’a kırmızı kart çıkmalıydı

Galatasaray her zamanki gibi... Çok büyük iştah yok ama kazanıyorlar. Bu Galatasaray için şampiyonluk çok zor diyebiliriz ama bir-iki genç oyuncusu Galatasaray için gelecek demek. İlki Halil Dervişoğlu. Bonservis problemi giderilir mi bilmem ama giderilirse büyük kazanç olur. Attığı gol de büyük bir klas göstergesi. Topu alışı, dönüşü ve şutu. Kolay değil 21 yaşında bir delikanlı yapıyor bunları. Diğeri ise Kerem… Futbolu olgunlaştıkça çabukluğu, tekniği ve oyun zekasıyla çok önemli bir yere gelebilir. Onun haricinde baktığımızda Terim kırgın, bu soğukluk oyunculara da sirayet etmiş. İlk yarı pozisyon yok. Sadece Halil'in attığı gol var. Galatasaray ikinci yarı biraz daha kıpırdandı. Akbaba'nın golü çok güzel ama asist yine Halil Dervişoğlu'na ait. Sonuçta Galatasaray gelecek haftaki Beşiktaş maçını bekliyor. Kazanmak isteyecekler, kazandıktan sonra da Beşiktaş'ın sonraki maçlarından puan kaybını... Bence artık Galatasaray'ın mücadelesi lig ikinciliği için olmalı. Yoksa Beşiktaş ile Galatasaray'ın oynadığı futbola, coşkuya, arzuya bakıyoruz çok büyük fark var. Galatasaray asla böyle değildi ama soğukluk başta Fatih hocadan tüm takıma yansımış gibi görünüyor. Gençlerbirliği için fazla iyi şeyler söyleyemeyeceğiz. Muhtemelen düştüler. Rahmetli İlhan Cavcav'ın kemiklerini sızlatıyorlar. Düşünce çıkmak çok zor ve görünen o ki Gençlerbirliği'ni çok kötü günler bekliyor. Hakem Halis Özkahya'ya soruyorum, Gedson Fernandes'in yaptığı hareket sarı mı, kırmızı mı? Sarıysa niye sarı? Kayarak geliyor, ani atağa çıkmak isteyen rakibine uçarak topu hiçbir şekilde düşünmeksizin ayak bilek karışımı basıyor. Bence kırmızı. Sarı vermek eyyamdır.

Gaziantep’in golünü yediler

Fenerbahçe ite kaka ilerliyor… Maçı seyretmeyen birisi, Gaziantep gibi bir takıma karşı galip gelen Fenerbahçe için olumlu düşünür, olumlu şeyler söyleyebilir. Lakin maça baktığımızda Fenerbahçe için olumlu söylenecek pek az şey var. Sadece ilk 20 dakikaya çok iyi başlayan Fenerbahçe ama son 15 dakikada Gaziantep takımına verilen %100 beş gol pozisyonu… Son bölümde G.Antep'in yakaladıklarından biri gol olsa, skor farklı olurdu. İlk devre 20 dakikadan sonra Fenerbahçe durdu. İkinci yarı Mert Hakan'ın iyi vuruşuyla Fenerbahçe öne geçti ama sonra Altay'ın büyük hatası beraberliği getirdi. Pelkas barajın arkasında yere yatmak istedi, sonra muhtemelen Altay'ın isteğiyle ayağa kalktı, gol de oradan geldi. Altay tuttu, topu hafif tıklayıp risk almaması gerekirken topla beraber içeri girdi. VAR da golü verdi. İşte bu dakikadan sonra Fenerbahçe yine şanslıydı ki Valencia ile öne geçti. İşte ne olduysa Fenerbahçe öne geçtikten sonra oldu. İnanın bana 7-8 dakika içinde G.Antep, 3 net gol pozisyonunu son vuruşların kötülüğü nedeniyle harcayıverdi. Fenerbahçe için söylenecek şey, "Böyle savunma yapılmaz, rezilliktir." Fenerbahçe şu maçı kazandıysa G.Antep'in son vuruşlarını yapan oyuncuların beceriksizliğine şükretsin. Hakem Mete Kalkavan'ı beğenmedim. Panik içinde yanlış düdükler ve en bariz yanlışı da G.Antep'in attığı bariz golü iptal etmek. G.Antepli oyuncu itti diyor, itme filan yok. VAR müdahale eder mi? Zaten Türkiye'de VAR'lar o seviyesiz çifte standart içinde. G.Antep'in buz gibi golü yendi. İrfan Can'ın korner direği dibinde çaktırmayıp rakibin bileğine basmasını da hem VAR yedi hem de Mete yedi!

Size 3 örnekten bahsedeceğim

Beşiktaş dün gece iyi oynamadığı bir maçı kazandı ve şampiyonluk yarışında önemli bir galibiyet aldı. Ama Serdar Tatlı ve hakemleri maalesef iflas etti. Size sadece 3 örnek vereyim, bu hakemlerin ve onları yöneten Tatlı'nın ne olduğuna siz karar verin... Aylar önce F.Bahçe-Konya maçında olmayan bir el, VAR tarafından elmiş gibi değerlendirilip, F.Bahçe'nin golü iptal edildi ve sarı-lacivertliler maçı kaybetti. Ama daha sıcak bir örnek var. Şampiyonluğa giden iki takım, Beşiktaş ve Galatasaray'ın maçlarında birbirine benzer iki pozisyon yaşandı. G.Saray-Karagümrük maçında Babel göğüs, el karışımıyla topu kontrol etti, Mohamed'e verdi, o da gol yaptı ama hakem, VAR yardımıyla bu golü iptal etti. G.Saray o maçı kazanamadı. Gelelim dün geceye... Maç 2-2... Fazla vakit yok. Cenk topu göğüs ve kolları ile kontrol ediyor, topu bir ara Erzurum kazanıyor, sonra Beşiktaşlı topu Ghezzal'e veriyor, o da sezonun en güzel gollerinden birini atıyor. Şimdi diyeceksiniz ki VAR protokolü, topu Erzurum kazandığı için devreye girmedi. Peki o zaman İstanbul'da aylar önce oynanan G.Saray-Alanya maçında da top Alanyasporlu futbolcuların kontrolüne geçti, sonra G.Saraylı kaptı ve gol oldu. Ama VAR bu golü iptal ettirmişti. Dün gece VAR'ın müdahale edemeyeceğini söyleyenler, G.Saray-Alanya maçında niye VAR protokolünü gündeme getirmedi? Üstelik dün geceki maç sadece Beşiktaş'ı değil, G.Saray ve F.Bahçe'yi de doğrudan ilgilendiriyordu. Bu MHK'yi Futbol Federasyonu getirdi. Serdar Tatlı gibi bir şahsı bu hakemlerin başına koydular. Saldılar çayıra, mevlam kayıra dediler.

Çifte standartın babasını yaptın Ali!

Serdar Tatlı adlı şahıs Türk hakemliğinin patronu olduğu günden beri, en büyük problem maalesef hakemler oluyor. Bence bir aparatmanı bile yönetmekte zorlanabilecek bir şahıs, pek tabii ki Türk hakemliğini yönetemez. Bazı maçlardan önce sözüm ona hakemlerle konuşup onları motive etmeye çalışıyor ama onu dinleyen kim. İçin için gülüyorlar.
Dün gece Ali Palabıyık adlı hakem de ciddi anlamda kamu vicdanını yaraladı. Elleri görmüyor, faulleri görmüyor, taçları görmüyor ama en önemlisi ağır bir çifte standart içinde. İlk yarıda Lens'in Yedlin'e yaptığı hareket ile ikinci yarıda Donk'un Sobiech'e yaptığı hareket çok benzer. Lens topa vurduktan sonra ayağını kaçırmayıp Yedlin'in bilerek bileğine basıyor. Bileği dönüyor, Yedlin çıkıyor. Sarı kart bile yok. Pek tabi ki VAR daveti de yok. İkinci yarıda Donk, görünüşte gayri kasti basıyormuş gibi olsa da kasten arkadan Sobiech'in tabanıyla baldırına basıyor. VAR daveti ile kırmızı kart geliyor. Ama şimdi soruyorum, "Lens'in hareketinde niye kart yok, VAR daveti yok. Donk'un hareketinde niye VAR daveti ve kırmızı kart var." Aynı Ali Palabıyık'ın kafasında binlerce tilki dolaşıyor ya o da skandal bir çifte standart uyguladığını bildiğinden komedi bir penaltı çalıyor. Üstelik Karagümrüklü'yü oyundan atıyor. Çünkü bilinçaltı Ali Palabıyık'a diyor ki, "Ey Ali, güzel Ali, çifte standartın babasını uyguladın, Galatasaray'ı kurtar." Bu skandal karar da haklı bir VAR uyarısıyla düzeltiliyor. Taraflı tarafsız herkes Ali Palabıyık üzerinden, Serdar Tatlı üzerinden Türk hakemliğine isyan ediyor. Ama kabahat vasıfları sınırlı bir adamı, MHK başkanı yapan Nihat Özdemir ve TFF'de...

Çizgiler hep mi F.Bahçe aleyhine çizilir?

Fenerbahçe ligin sonuncusu ve en çok gol yiyen takımı karşısında neredeyse çok az pozisyon üreterek mağlup oldu ve şampiyonluğu kaybetti... Bundan sonra kimse hikâye anlatmasın. "Kenetlendik!", "Erol Bulut'a güveniyoruz", "İnancımız tam"... Bunları tek kalemde geçeceksiniz. Eğer Gençlerbirliği'nin forvet oyuncuları biraz becerikli olsalar, Fenerbahçe 5'lik, 6'lık olurdu.
Fenerbahçe pozisyon üretmeyi bilmiyor, çabuk oynamayı bilmiyor ve defansında komedi hatalar yapıyor. İlk yarıda duran topla Novak'ın o alışılmış arka direk kafasıyla öne geçtiler. Ama devre biterken, G.Birliği ilk kez geldi, Serdar Aziz de kendi kalesine attı. İkinci yarı maç döner diyorduk ama G.Birliği'ne döndü. Sırf ikinci yarı G.Birliği'nin 4 tane yüzde yüzlük gol pozisyonu var. Buna karşılık ne yaptığı belli olmayan, sürekli forvet alıp, manasız değişiklikler yapan bir Fenerbahçe. Şimdi artık Fenerbahçe karışacak. Tabii ki taraftar haklı. Trilyonlarca para harca, golcün belli değil. Trilyonlarca para harca, sol açığın yok. Pelkas gibi önemli oyuncuyu sol tarafa mahkum ediyorsun. Trilyonlarca para harca, amatör takımın yapmayacağı hatalarla pozisyon ver. Pek tabii ki taraftarı yine kahrediyorsun. Acı olan şu; ligden kurtulması mucizeye bağlı G.Birliği karşısında şampiyonluğu bırakmak.
Şimdi iddia ediyorum, ofsayt VAR sisteminde bir illegalite var. G.Birliği'nin attığı golü ben çıplak golle ofsayt görüyorum ama çizgi 'ofsayt değil' diyor. Tıpkı F.Bahçe-Galatasaray ve G.Antep-F. Bahçe maçında olduğu gibi. Bu birkaç santimlik çizgiler hep mi Fenerbahçe aleyhine çizilir? Herkes bu çizgileri VAR hakemlerinin çizdiğini zannediyor ama bu çizgileri çizen adı ve ilişkileri belli olmayan bir operatör.

Taylan’a verilen sarı kart doğru

Galatasaray kovalıyor. Olası bir puan kaybı hem yarıştan biraz daha uzaklaştıracak hem de Belhanda krizi tekrar fokur fokur kaynayacaktı. Aslında ilk yarıya baktığımızda da bir pozisyon dışında tüm kontrol Galatasaray'daydı. Sağdan geldiler soldan geldiler.. Çoğu zaman ortalar başarılı olmadı. Fakat ilk yarıda Galatasaray'ın saatli bombası Luyindama öyle bir top kaptırdı ki, Henrique iyi vursa Kayseri golü bulacaktı. Devre biterken Falcao tıpkı geçen hafta attığı gibi ismine yakışan müthiş bir gol attı. Saracchi soldan ortaladı, kısmen arkası dönük vaziyette ayağının üstüyle uzak köşeye vurabilmek ancak Falcao gibi dünya starlarının eseri olur.

TOP TACA ÇIKMADI
İkinci yarı Kayseri biraz kımıldadı. Özellikle Lennon her topu alışında yürüdü gitti. Ya son pası kötü verdi ya da verdiği pasları arkadaşları iyi kullanamadı. Böyle maçlarda rakip zayıf da olsa 1-0 sıkıntılı skor. Bu seferde sahneye Onyekuru çıktı, Falcao'nun önüne müthiş bir pas attı. Falcao'nun direkten dönen topunu yine Onyekuru tamamlayıp, maçı bitiverdi. Daha sonra da Feghouli, Onyekuru'ya harika bir pas attı ve maçın skoru geldi. Halis Özkahya'yı beğenmedim. Galatasaray'ın attığı ilk golde topun taca çıkması falan yok. Tacı uydurdular, akabinde de gol geldi. Ama Taylan'a verdiği sarı kart doğru. Kırmızı olmaz çünkü vahim bir faul değil, ayağının üstüne basıyor ve ayrıca da son adam değil. Zira top kaleci Muslera'ya gitmek üzere. Ayrıca çaldığı fauller hiçbir zaman standart olamadı. Fazla hata yaptı.

Çakır başarılı, VAR başarısız

Gol düellosunu Beşiktaş kazandı. Eğer Beşiktaş şampiyon olacaksa dün geceki maç yine önemli bir kilometre taşı oldu. Başakşehir kadro kalitesiyle bulunduğu yeri asla hak etmeyen bir takım. Ama Aykut Kocaman'ın Beşiktaş karşısında her beraberliği yakaladıktan sonra takımını geri çekmesi belki de Beşiktaş'a galibiyeti getirdi. İlk yarıda yüzde 75 civarında top kontrolü Beşiktaş'ta. Abobakar'ın vurup direkten dönen topu dışında da pozisyon üretemediler. Buna karşın Başakşehir'in direkten dönen bir topu ve kaleci Ersin'in kurtardığı yüzde 100'lük bir gol pozisyonu var. Devre biterken gol geldi. Larin topuğuyla tuhaf ama güzel bir gol attı. İkinci yarı Beşiktaş için amatörce yediği golle başladı. Adeta taçtan gol yediler. Sonra tekrar öne geçtiler ve bitime 15 dakika kalada N'Sakala'nın hatasından skor yine eşitlendi. Aykut Kocaman klasik olarak takımını yine geriye çekti. Bitime az kala Epureanu kafasını boşa uzattı, De Souza mükemmel kontrol etti, döndü vurdu ve Beşiktaş'a galibiyeti getirdi.
Böylesine kötü goller yenen bir maçta, böylesine kapalı oynayan bir takıma karşı son dakikalarda maç kazanmak şampiyonluk maratonunda çok çok önemli. Üstelik takıma da hem moral hem de güven aşılıyor.
Hakem Cüneyt Çakır çok iyi maç yönetti ama VAR hakemi Mustafa Öğretmenoğlu için öyle diyemeyeceğim. Beşiktaş'ın Cüneyt'in görmediği, görmesinin de çok zor olduğu bir penaltısı var. Larin'e, Rafael'in bir müdahalesi var. Çok açık bir penaltı. Ama VAR'dan en ufak bir uyarı yok. O halde VAR niye var ki!

O pozisyonda kırmızı olmaz

Fenerbahçe kağıt üzerinde zor gibi görünen Konya deplasmanında çok net bir skor elde etti. Maç kolay oldu mu, bu tartışılır. Çünkü ilk yarının son 10 dakikasından maçın son 10 dakikasına kadar Fenerbahçe kalesi çok ciddi tehlikelerle karşı karşıya kaldı. Ama ilk 35 dakikaya baktığımızda Fenerbahçe şov yaptı.
Önde basan, rakibe kafasını kaldırtmayan Pelkas ve özellikle sağda oynayan Osayi'nin çabukluğu ile gelen müthiş bir pozisyon zenginliği yaşadı. Şunu tartışmasız söyleyebiliriz, Attilla Szalai en az 10 yıl Fenerbahçe'de kalır. Hem beyefendi hem fedakâr hem de iyi oyuncu. Pelkas ise şartlar ne olursa olsun Fenerbahçe'nin en iyi oyuncusu olacak. Osayi çok değişik bir oyuncu. Karşısında olan bek biraz dengesiz, biraz da yavaş ise hiçbir şansı yok.
Fenerbahçe ardı ardına goller buldu, arkasından da rölantiye girdi. Sıkıntı şu; ilk yarının son 10 ve ikinci yarının ilk 30 dakikasında Konyaspor bir gol bulmuş olsaydı, büyük problem başlayabilirdi. Aslında Konyaspor çok ama çok önemli pozisyonlar bulmasına rağmen kaleciliğine her gün değer katan Altay'ın başarısı vardı. Konyaspor bu umut golünü bulamadı ve maç biterken de Serdar Aziz son noktayı koydu.
Fenerbahçe herkesin beklediğinin aksine deplasmanlarda iyi oynuyor. İyi oynamasa da kazanıyor ama evinde oynadığı maçlarda stres var. Mesela dün gece, skor net, alınan üç puan var ve kendi önünde olan takımların hemen dibinde.
Fırat Aydınus yılların tecrübesi, Serdar Tatlı onu, antipatisi nedeniyle önemli maçlara az veriyor. Ama Aydınus dün gece alnı öpülesi maç yönetti. Birçok kişi Pelkas'a yapılan 'Kırmızı mı?' diyor ama ben asla diyorum. Ve sevgili Fırat'ın dün performansına baktığımızda sadece bir şey söyleyebilirim, mükemmeldi.

Penaltı kararı yüzde 100 doğru

Galatasaray, Ankaragücü maçından sonra yine önemli bir kayıp yaşadı ve yediği goller tamamen basit defans ve kaleci hatası. Yoksa bir puan alıp Sivas'a dönen Sivasspor çok iyi oynamadı ama çok iyi mücadele etti. Linnes'in yaptığı hata belki de kırılma noktası. Kısa pası Gradel değerlendirdi ve Sivasspor'u öne geçirdi. Ardından da Falcao kalite kokan bir gol attı. Topu alışı, dönüşü ve vuruşu tek kelimeyle muhteşem.
'Galatasaray maçı çevirebilir' diye düşünürken bu sefer Muslera'dan dönen topta iki Galatasaray stoperi ağır kalınca Boyd golü yaptı. İkinci yarı kazanılan penaltıdan sonra yani 2-2'den sonra Galatasaray inanılmaz bir baskı koydu. Hatta son 3-4 dakikada sarı-kırmızılılar, maçı çevirecek öyle pozisyonlar yakaladı ki bu sefer de sahneye Sivasspor kalecisi Ali Şaşal çıktı. Yapılan amatörce defans hataları ve kaçan goller belki de Galatasaray'ı şampiyonluk yarışında dezavantajlı hale getirdi. Çünkü iki tane mütevazı takıma karşı 5 puanlık kayıp ligin bitimine az haftalar kala kabul edilebilir gibi değil.
Ankaragücü maçında hakem yanlışları vardı ama dün gece Ali Şansalan kötü maç yönetti diyemem. Hatalar yaptı, örneğin; karna çarpan topu el verip frikik kullandırdı. Bir-iki faulde de hata yaptı ama oyunun genelinde Sivas'ı ya da kendini ezdirdi diyemem.
Verilen penaltı yüzde yüz doğru bir karar. Oyun esnasında mesafe çok kısa olduğu için görülmeyebilir. VAR daveti doğruydu ve bu davet sonucu çalınan penaltı yüzde 100 doğruydu. Zira mesafe çok yakın olmasına rağmen Sivassporlu Uğur'un eli topa gidiyor. Yani kasıt var.