CANLI
SKOR
Ahmet Çakar

Ahmet Çakar

Spekülasyonlar boşa çıktı!

Beşiktaş, ligin en iyi futbol oynayan takımı. Hem çok coşkulu, hem de sürekli golü düşünerek oynuyorlar. Çok yorgundular, eksiktiler ama özellikle ilk yarıya baktığımızda müthiş bir Beşiktaş izledik. Maça adeta golle başladılar. Bence Ghezzal'ın daha 4. dakikada attığı gol, yılın en güzel golleri arasına girmeye layık. Bu dakikadan sonra da Aboubakar ile kaçırdılar, oyunu kontrol ettiler fakat bu arada da G.Birliği'nin maç boyunca kazandığı yegane pozisyonu verdiler. Burada da kaleci Ersin iyi kurtardı.
Önce Rosier'den bahsedelim... Bitmiyor, yorulmuyor, sürekli hücumu düşünüyor. Necip ve Welinton... Birbirleriyle oynamaya alışık değiller ama ilk yarıda bazen bocalasalar da idare ettiler. Kim ne derse desin Ljajic her gün daha iyiye gidiyor. Josef malum...
Beşiktaş, ikinci yarıda biraz daha defansif önlemleri alarak oynadı ve rakibine tek bir pozisyon vermedi. Böylesine ağır bir sahada, yorgun bir Beşiktaş'ın puan kaybetme ihtimali yüksekti. Son dakikalarda Cenk oyuna girdi ve tam istediği oldu. Son 6-7 dakikada atılan bu iki gol Cenk'i de havaya sokar.
Sonuçta Beşiktaş, çok zor bir dönemi kayıpsız geçti. Eksikler dönecek, takım dinlenecek ve Beşiktaş bence gümbür gümbür gitmeye devam edecek. Maç öncesi Yaşar Kemal Uğurlu ile ilgili birçok spekülasyon yapıldı. Ama birkaç ufak hatası dışında bence çok iyi yönetti. Beşiktaş'ın attığı ikinci golde de Gökhan Töre pasifte olup topa dokunmadığı için gol kararı doğru.

Özkahya’yı çok iyi buldum

Fenerbahçe inanılmaz zor bir galibiyet aldı. Yakalanan pozisyonlara baktığımızda kesinlikle Karagümrük'ün daha fazla fırsatı var. Hele bir ikinci devre var ki Fenerbahçe attığı dışında hiç yok. İlk yarı aslında Fenerbahçe fena oynamadı. Maçın başında Ademi ile bulduğu pozisyon dışında Karagümrük sadece savunmaya çalıştı. Dönen topları da sadece Fenerbahçe alınca ilk yarıda maçı domine eden Fenerbahçe oldu. Ve bu yarıda da bir duran toptan öne geçtiler. Mesut ortaladı, kafayla indirilen topu Thiam tamamladı ve Fenerbahçe devreyi önde kapattı. İkinci yarının başı Fenerbahçe hemen ikiyi buldu. Ani bir kontratakta Valencia çok çabuk çıktı, süratiyle ağır Karagümrük defansından sıyrılıp ikinci golü buldu. İşte ne olduysa bundan sonra oldu. Maça hükmeden, pozisyonları bulan Karagümrük'tü, Fenerbahçe panikliyordu ama bir kişi ayaktaydı. O da kaleci Altay. Çok önemli goller kurtardı. Ama Borini'nin vuruşunu kurtaramadı. Çünkü onun topu alışı, dönüşü Türk kalecilerinin alıştığı cinsten değildi. 2-1'den sonra Karagümrük puanı kurtarabildirdi. Hele son saniyelerde Emre Çolak topun üzerine iyi yatabilse maç berabere bitmişti. Sonuçta kötü de oynarken pozisyon da verirken üç puanı almak şampiyonluk yarışında çok önemli. Halis Özkahya'yı çok iyi buldum. Özellikle VAR yardımıyla da iptal edilen Karagümrük'ün golü doğruydu.

Belhanda yararlı bir adamdır!

Galatasaray hiç sıkmadan ligin en zayıf ekibini yendi. Bu tür maçlar ölçü olmaz. Denizlispor'a Allah kolaylık versin, böyle devam ederlerse muhtemelen küme düşecekler.
Bu tür maçlar ancak 3 puan maçıdır ve kazanılması gereken sürpriz yaşanmayacak maçlardır. Dün gece Galatasaray, Muslera'sına tekrar kavuştu. Tartışmasız olarak Süper Lig'in en iyi kalecisi ve en beyefendisi. Zorlu bir sakatlığı atlattı ve tekrar formasına kavuştu. Döndüğü ilk karşılaşmada da oldukça iyi bir performans sergiledi.
6 tane atmak kolay değil gibi görünse de dün geceye baktığımızda bazen 6 bile az olmuş diyebiliyoruz. Arda Turan çok değişik bir adam. Önemli yetenekleri var ve artık Galatasaray'da işlem çözücü. Görev yaptığı karşılaşmalarda farkını gösteriyor. Zaman zaman çok eleştirilen Belhanda ise şudur, budur ama yararlı bir adamdır. Dün gece de bunu gördük.
İlk yarı sonunda Galatasaray lehine 3-0'lık bir galibiyet var. İkinci yarı ise sarı-kırmızılı takım adeta yürüdü gitti. Bu tür maçlar bazı oyuncuların kazanılması, bazı oyuncuların denenmesi için çok önemli. Ligin neredeyse yarısı geride kaldı ve Galatasaray ezeli rakipleri Fenerbahçe ve Beşiktaş'la şampiyonluk potasında. Eksikleri var mı, tabii ki var. Falcao bir türlü sakatlıktan dönemiyor, dün gece Diagne yok ama atılan 6 gol var.
Denizlispor, tuhaf bir takım. Tek tek bakıldığında kötü oyuncuları yok ama ligin şu andaki en dipteki takımlarından biri. Dün yaptıkları hatalarla farklı yenilgiden kaçmaları imkânsızdı. Sonuç olarak baktığımızda Galatasaray yapması gerekeni yaptı.
Ligin ilk yarısının bitimine bir hafta kaldı. İnanılmaz ciddi ve 3 büyüklerin her birinin eşit bir şekilde şampiyonluğu kovaladığı çekişmeli bir lige hazır olalım.

Mete Kalkavan kusursuz yönetti

Fenerbahçe rahat kazandı. Hak etti mi? Tabii ki sonuna kadar. Gecenin yıldızı kim? Pek tabii ki Pelkas ve Mert Hakan. Fenerbahçe iyi mi oynadı? Asla kötü oynamadı ama kazanması gereken bir maçtı, Türkiye liginde puan olarak can çekişen bir takıma karşı oynuyordu ve 3 puanı almasını bildi. İlk yarıya baktığımızda devrenin son dakikasında gelen gole kadar maç ortadaydı. Fazla pozisyon yok ama mücadele yönünden yüksek bir maç oynandı. İlk devrenin son dakikaları hatta +5'in son anlarında kim ne derse desin golün sahibi Pelkas'tır.
Sağdan, yerden ortalandı. Pelkas kaleye vurabilirdi ama zeki ve kaliteli futbolcu kaleye vurmazdı. Pelkas ne yaptı, döndü, Mert Hakan'ın önüne bıraktı, o da golü yaptı.
Bu tür maçlarda ilk golü atıyorsanız maç büyük oranda rahatlıyor. İkinci yarıda da yine Pelkas'ın golü ve ardından da Sinan'ın kafası çok rahat bir galibiyeti getirdi.
Bu tür maçlar kaybedilmemeli. Çünkü bu tür maçlarda olası puan kaybı yıl sonu gelen veya kaybedilen şampiyonluklarda çok göze batar. F.Bahçe de kendine yakışanı yaptı, olması gereken oldu ve İstanbul'a kayıpsız dönüyorlar.
Bu maç gece oynansaydı ne olurdu? Yine hiçbir şey değişmezdi. Her iki takım arasında ciddi bir kalite farkı var.
Hakem Mete Kalkavan, Türk hakemliğindeki en güvendiğim ve en sevdiğim isimlerin başında gelir. Sözde MHK Başkanı Serdar Tatlı, bu çocuğu FIFA listesinden uzaklaştırdı ama o, kim ne derse desin dün kusursuzdu. Erzurumspor'un attığı goldeki eli iyi fark etti, 1-2 faul yanlışı dışında da çok başarılı bir yönetim gösterdi.

Açık penaltıydı

Önce şunu söyleyeyim, Beşiktaş'ın birkaç oyuncusu hariç hepsi inanılmaz kötüydü. Özellikle defansta oynayan dörtlü, hele hele Welinton ve Vida Beşiktaş'taki en kötü maçlarını oynadılar. Başta garip şeyler oldu. Welinton topu rakibe veriyor, rakip gol pozisyonu yakalıyor, kaçıyor, 'pardon' diyor... 10 dakika sonra bu kez Vida rakibe bırakıyor topu, Hataylı oyuncu kaleci ile karşı karşıya kalıyor, bu sefer de Vida arkadaşlarına 'pardon' diyor.
Beşiktaşlı oyuncular defansif olarak çok kötüydü. İlk yarıda Aboubakar ile mükemmel bir gol bulmuş olsalar da hemen ardından iki tane gol yediler. Welinton hatalı, Vida hatalı, N'Sakala hatalı, kaleci Ersin hatalı... Allah'tan devrenin sonlarına doğru Larin çıktı da kafayla beraberliği yakaladı.
İkinci yarı Beşiktaş baskılı görünse de aslında fazla etkili olamadı. Hatay, tüm oyun planını kontratağa ve Beşiktaş defansının arkasına atacağı toplara bağlamış. Bunda da ilk yarı çok başarılı oldular, hatta ikinci yarı baskı altında kaldıklarında bu tür ataklarla pozisyon dahi buldular.
Aslında Beşiktaş için dünkü oyuna ve takım savunması zafiyetine bakarsak 1 puan kötü değil. Ama hep söylüyorum, Türk hakemlerine asla güvenmiyorum. Geçen hafta son dakikada Kayseri'de N'Sakala topa vurduktan sonra rakibin darbesiyle penaltı kazandı. Dün gece ise Kamara son dakikada topa vururken inanılmaz kontrolsüz bir faul ile yerde kaldı. Hakemler tınlamadı bile. Oysa ki açık penaltıydı. Ali Palabıyık bu cinlikle giderse spor kamuoyunda bir kuruşluk itibarı kalmayacak.

Kırmızı kart hatalıydı...

Beşiktaş art arda çok önemli galibiyetler alıyor. Dün gece Beşiktaş gibi Kasımpaşa'nın da eksikleri vardı ama unutulmamalı ki bu Kasımpaşa hem Galatasaray'a hem de Trabzonspor'a çelme takmıştı. Beşiktaş takım savunmasını düzeltmiş. Kolay kolay pozisyon vermiyor. Üstelik Vida gibi önemli bir savunmacısından yoksun durumdayken. Vincent Aboubakar'a nazar değmesin.
Her geçen gün daha iyi oluyor.
Birinci sınıf goller atmaya devam ediyor. Sağ kanadı iyi kullanan bir Beşiktaş var. Özellikle Rosier ve Ghezzal çok iyi uyum içerisindeler.
İlk devre kontrol Beşiktaş'taydı ama golü ancak devre biterken bulabildiler.
Soldan N'Koudou iyi geldi, top boşta kaldı Mensah tamamladı.
İkinci yarı Beşiktaş art arda goller kaçırdı. Rakip 10 kişi kalınca da zaten maç orada bitiverdi. Atiba ve Aboubakar Beşiktaş'ın formda isimleri.
RAKİPLERİNDE YOK!
Üst üste goller attılar ve belki de Beşiktaş maç öncesi üç puanın bu kadar kolay gelebileceğini ön görmemişti.
Beşiktaş artık potada. Nereye kadar götürebilirler işte orayı kestirmek zor. Kadro derinliği rakiplerinin biraz altında ama bazı oyuncuları var ki örneğin Aboubakar, örneğin Atiba rakiplerinde yok.
Gelelim hakeme. Her şey çok güzel ama bir pozisyon hariç. 2. yarıda Kasımpaşalı oyuncuya gösterdiği kırmızı kartı doğru bulmuyorum.
Tekme yok, kavala basmak yok, arkadan kovalarken topuğuna basıyor. Hepsi bu.
Doğrusu sarı kart olacaktı ama hakem hata yaptı.

Yazık ettiler Numanoğlu’na

Dün gece hem çok çirkin hem de şaşırtıcı şeyler yaşadık. Şampiyonluğun en büyük favorisi F.Bahçe rakip 10 kişiyken Beşiktaş'tan iki gol yedi. İlk devre çok kötü oynayan bir F.Bahçe, istediğini de rahatlıkta yapan bir Beşiktaş vardı. Beşiktaş dikine çok iyi oynadı ve bunlardan birinde de Aboubakar ile çok güzel bir gol buldu.
Aslında Lemos'un ağırlığı, yerleşim hatası ve Aboubakar'ın vuruş tekniği, kalitesi birleşince Beşiktaş öne geçti. Ardından da F.Bahçe kötü oynarken, Beşiktaş ikinci golü buldu. Tam devre böyle bitecek diyorduk ki duran topta pek tabii ki direk dibinde kalıp ofsaytı bozan Rıdvan'ın da hatası eklenince Cisse ile umutlandı.
İkinci yarı ise F.Bahçe'nin umutları Larin'in atılmasıyla daha da arttı. Aslında o dakikadan sonra kime sorarsanız sorun Beşiktaş'ın kazanması çok zor görünürken sahneye emektar Necip çıktı. Arka direkte kafayla 10 kişi oynayan Beşiktaş'ın üçüncü golünü attı. Bu dakikadan sonra F.Bahçe inanılmaz bir baskı kurdu. Pozisyonlar arka arkaya geldi ve ikinci golü buldular.
Hâlâ F.Bahçe'nin bu baskısıyla puan alma ihtimali varken bu sefer sahneye N'Koudou çıktı. 60 metre top götürdü, uzak direkte N'Sakala'ya harika bir pas attı ve Beşiktaş işi bitirdi. Son saniyedeki F.Bahçe'nin golü de sadece nostaljik olarak hafızalarda kaldı.
Serdar Tatlı, uygun bir yerine kına yaksın. Genç hakeme yazık ettiler. Kötü maç yönetti. F.Bahçe'nin yediği ilk golden önce Cisse'nin kafasına ayak kalkıyor, tehlikeli hareket ama gol veriliyor. Mert Hakan'ı ikinci sarıdan atması gerekiyor, atamadı. Yine son saniyede Josef'in Lemos'a yaptığı bir hareket var ki dünyanın her yerinde kırmızı. Vermediği faulleri, kestiği avantajları saymıyorum bile. Yazık ettiler çocuğa yazık!

G.Saray’a verilen penaltı komedi

Galatasaray beklenenin aksine Rizespor'u darmadağın etti. Sürklase etti, 7-8 gol bile rahat rahat bulabilirdi. Geçen haftalarda G.Saray özellikle ilk yarılar çok iyi oynuyor ama sonra sorun yaşıyordu. Dün gece öyle olmadı. Birinci dakikadan son dakikaya kadar tüm kontrolü eline aldı. Rakip gelemedi. Sadece ilk yarıda Skoda'nın kötü vuruşuyla kaçan golü var.
Diagne özellikle ilk yarıda şanssızlık ve son vuruşu iyi yapamadığından dolayı art arda goller kaçırdı. Ta ki penaltıya kadar. Şüpheli bir penaltı ve ilk yarının son dakikasında Diagne hat-trick'e giden yoldaki ilk golünü attı. Taylan ve Feghouli hem ofansif hem de defansif organizasyonda çok etkiliydiler. Onlara iki Emre de ayak uydurunca Galatasaray'ın mükemmele yakın oyunu çıktı.
Diagne kolay gibi görünen tuhaf goller atıyor. Basitleri kaçırıyor, zorları atıyor. Ama sonuçta dün gecenin kahramanı. Hem de üstelik haftalardır tartışılıyordu, dün gece moral kazandı.
Kolay değil Rize son haftalarda çıkış yapan bir takım. G.Saray'ın bu kadar eksiği olacak, Rize deplasmanından hem çok iyi oyun hem de bol gollü bir galibiyetle dönecek. Hiç de kolay değil. Her takımın harcı da değil. Sonuçta Galatasaray, hastaları ve sakatlarıyla yoluna ve takibe devam ediyor. Rizespor çok şaşırttı. Böyle değillerdi ama dün gece sahada yoktular.
Gelelim hakeme, daha doğrusu VAR hakemine. G.Saray lehine verilen penaltı, komedi. Rizesporlu defans oyuncusu havaya çıkıyor, kolu Emre'ye çarpıyor. Hem penaltı değil hem de VAR protokolüne göre kesinlikle müdahale edilmemesi gereken bir durum. Eğer dün geceki penaltı ise her maçta 8-10 tane böyle penaltı olur.

Jahovic’in kırmızı kartı yanlış!

Fenerbahçe çok ama çok önemli bir deplasman galibiyeti aldı. Her ne kadar Jahovic'e gösterilen kırmızı kartı yanlış bulsam da Fenerbahçe'nin oynadığı futbol yakaladığı pozisyonlar açısından Antalya'yı sürklase etti. Özellikle şunu söyleyeyim; bu Ozan Tufan'a bir şeyler olmuş. Her maç çok iyi oynuyor. Ayrıca özellikle Caner futbola yeni başlamış gibi. Fenerbahçe hep istiyor. Sürekli bir coşku içerisinde... Ve ilk yarıda da rakibe oyun imkânı vermediler. İlk yarının son dakikasında Antalyaspor eksik kaldı. Bu kararı tartışılır. Zaten böylesine oynayan, kanatları mükemmel kullanan, kontrolü elinde bulunduran Fenerbahçe'nin 10 kişi kalmış rakibine karşı maçı kazanmaması sürpriz olurdu. İkinci yarı maç tek kaleye döndü. Pelkas vurdu direkten, Gustavo vurdu yine direkten döndü. Sonra Cisse vurdu direkten çizginin üzerine düştü. Kaçan goller cabası. Her duran top, neredeyse önemli pozisyon oluyor. Fenerbahçe ezdikçe ezdi. Ve sonunda da Perotti'nin kurnazlığı ve oyun bilgisiyle haklı bir penaltı kazandı ve maçı kazandı. Aslında dün oynanan oyuna baktığımızda Fenerbahçe 7-8 gol atması içten bile değildi. Antalyaspor bir kere geldi, orada da Podolski'nin vuruş kalitesi golü getirdi. Hakemi tek bir pozisyon için eleştireceğim. Jahovic'e gösterdiği kırmızı kart hatalı. Jahovic topa hamle yaparken istemeden yaralamak kastı olmaksızın rakibin tendonuna basıyor. Kırmızı kart VAR daveti ile geldi. Yanlıştı... VAR hakemi Mete Kalkavan çok büyük yanlışlar içerisinde. Antalyaspor'un göğsünden sekip eline çarpan topta da davet etti ama Bahattin Şimşek haklı olarak devam ettirdi.

Türk hakemliği rezil durumda

Galatasaray'da tuhaf şeyler oluyor. Ne olduysa geçen hafta oynanan Fenerbahçe maçından sonra oldu. Kötü oynadılar, kaybedebilirlerdi, bir puan kazandılar. Ardından adı büyük ama futbolcu kalitesiyle vasat bir takım olan Rangers'a yenilip, Avrupa'ya veda ettiler. Dün gece de ligimizin sevimli ama mütevazı takımına kaybettiler. Ama üç maça da baktığımızda ortak özellik takımın çok ama çok kötü oynamış olması. Eğer Kasımpaşa biraz şanslı olsaydı, daha ilk devre Galatasaray'ı üçlük yaparlardı. Maçın başında Diagne'nin uyuyakaldığı pozisyon dışında Galatasaray'ın tek bir pozisyonu yok. Kasımpaşa yürüye yürüye geldi, pozisyonları buldu ve G.Saray'ı devirdi. Hiç kimse transfer falan demesin, bu takımın kadro kalitesi, Kasımpaşa'dan mı kötü? Rangers'tan mı kötü? Hayır… Hata Fatih Terim'de. Taraftarda olan sonsuz kredisine güvenip, direkt ya da endirekt olarak suçu yönetime atmak da neyin nesi? Taylan ve Etebo'nun önünde olan hiç kimse topsuz oyunda yok. Hiçbiri adam kovalamıyor. Arda'sı, Falcao'su, Belhanda'sı, Feghouli'si.. Halı sahada sağlık için top oynamaya çıkmış yaşlı ağabeyler gibiler. Mecbur musun bunlarda ısrar etmeye. Falcao'yu koyuyorsunuz olmuyor, Diagne'yi koyuyorsun olmuyor. Hep mi futbolcular suçlu hoca? İlk yarı Kasımpaşa, G.Saray'ı darmadağın etti. Bir de Yusuf Erdoğan sezonun en güzel gollerinden birini attı. G.Saray kan kaybediyor. Tıpkı geçen sezonun pandemi sonrası gibi. Bu işi düzeltmesi gereken kişi Fatih Terim ama gördüğüm kadarıyla o da kafada birçok şeyi bitirmiş. Türk hakemliği rezil durumda. Niye diyecek olursanız.. Dün gece Yusuf golü attı. Ofsayt değil, orta sahada tartışılabilecek ama bence faul değil, bir pozisyon için VAR Cüneyt Çakır'ı kenara davet etti. Ama cumartesi gecesi penaltı öncesinde yine tartışılan bir pozisyonda VAR hakemi penaltı sonrası VAR'a davet etmedi. Ya dün gece Kasımpaşa kazanamasaydı? Ya da F.Bahçe cumartesi puan kaybetseydi ne olacaktı? Dediğim gibi Türk hakemliği rezil durumda. 24 saat arayla benzer pozisyonlarda siyahla beyaz gibi kararlar geliyor. Yazık.