CANLI
SKOR
Zeki Uzundurukan

Zeki Uzundurukan

Yürek savaşçıları!

Bu sezon Trabzonspor'un maçlarını izlemek büyük keyif!
Çünkü kadroya bakıyorsunuz;
Onana, Oulai, Onuachu, Zubkov, Folcarelli ve Augusto gibi kıvrak, savaşçı ve zeki oyuncular var.
Sahada yüreği ile oynayan oyuncular bunlar. Papara Park tribünlerini uzun bir aradan sonra bu kadar coşkulu ve dolu gördük.
Eyüpspor karşısında maça tahrip gücü yüksek bir ön alan baskısı ile başlayan Trabzonspor, ilk çeyrekte golü buldu.
Fakat sonrasında sahada dramatik ve üzücü bir olay yaşandı. Luccas Claro ağır bir sakatlık geçirdi.
Allah hiçbir oyuncuya sakatlık yaşatmasın.
Geçmiş olsun Claro! İnşallah sahalara çok erken dönersin.

İlk yarının sonra bölümünde Eyüpspor, Trabzonspor kalesinde etkili oldu. Bu dakikalarda Onana sahneye çıktı.
Kamerunlu kaleci, 39'da üst üste muazzam iki kurtarış birden yaparak Trabzonspor'un soyunma odasında önde gitmesini sağladı.
İkinci yarıya çok daha iyi başlayan Trabzonspor, maçı tek kaleye çevirdi.
Üs üste pozisyonlar buldu.
Kanatları iyi kullandı.
Ancak sahada bordo-mavi forma giymiş bir futbolcu vardı ki, izlerken gözlerimizin pası silindi yine. O futbol cambazının ismi Oulai idi.
51. dakikada orta alandan topu aldı, Eyüpsporlu oyuncular onu durduramadı.

Topla giderken içine Messi kaçmış gibiydi. Kıvrak çalımları ile ceza sahasına girerken, beline doladığı Eyüpsporlu oyuncular çaresizce filelerin dalgalanmasını izlediler.
İşte o süper golün kahramanı Oulai idi. Belki de sezonun en güzel golünü attı Oulai.
Bu oyuncuyu keşfedip Trabzonspor'a kazandıran futbol adamına teşekkür etmek lazım.
Trabzonspor, tabelayı 2-0'a getirdikten sonra çok hızlı oynadı.
Rakip ceza sahasında önemli işler yaptı.
Onuachu çok hareketli ve çalışkandı.
Belki gol atamadı ama Trabzonspor'un önde kalmasını sağladı.
Folcarelli ise Trabzonspor'un adeta Torreira'sı oldu. Orta sahada tam bir arı, tam bir atom karınca.
Her hafta daha iyiye gidiyor.

Trabzonspor belki 90 dakika etkili bir futbol oynayamıyor ama vites yükselttiği dakikalarda hemen golü buluyor.
Bu takım her hafta üzerine koyarak gidiyor. Önemli olan eksikler varken bile kazanabilmek. Trabzonspor da bunu yapıyor.
Bir seri yakaladı bordo-mavililer.
Artık şampiyonluk yarışında Trabzonspor da var.
Fatih Tekke'yi de tebrik etmek gerekir. Bu genç kadro ile büyük işler başardı şu ana kadar.
Bu yönetime, bu hocaya ve bu takıma tam destek vermek lazım.
Trabzonspor kenetlenirse, neler yapabileceğini geçmiş yıllarda gösterdi.
Eyüpspor ise Orhan Ak ile kendini bulmuş. Özellikle Mujakiç savunmada çok çalıştı, savaşçı futbolu ile dikkat çekti.
Dün kaybettiler ama ligde ilerleyen haftalarda çok can yakarlar.

Avrupa'nın yeni prensi G.Saray!

Liverpool'u Rams Park'ta ezip geçerek Avrupa'nın yeni prensi olan Galatasaray'ın yeni kurbanı Bodo/Glimt oldu. Maça tahrip gücü yüksek bir futbolla başlayan Galatasaray, Bodo'yu daha üçüncü dakikada Osimhen ile avladı.
Bu golde Lemina'nın ince pası ve Osimhen'in şık dokunuşu jeneriklere geçebilecek güzellikteydi. Erken gelen gol, Rams Park tribünlerinden yükselen olağanüstü ses desibelini ve coşkusunu Mars'a kadar ulaştı.
Tribünlerdeki 55 bin Aslan'ın gol anındaki heyecanı ve sevinci, görülmeye değerdi.

Bodo, geride kalan iki maçın istatistiklerine bakıldığında turnuvanın en çok koşan takımlarından biriydi.
Hatta 2-2 berabere kaldığı Tottenham maçında tam 128 kilometre koşarak bu alında bir rekora imza atmışlardı.
Topla oynamayı çok seven, kanatları iyi kullanan ve rakip kaleye çok şut atan bir takımı ağırladık dün.
Galatasaray, Osimhen ile golü bulduktan sonra ilk 15 dakikada rakibin topla oynamasına ve oyun kurmasına izin vermedi. İlk yarının son bölümünde Bodo'nun Hauge ile kaçırdığı net bir pozisyon ve direkten dönen bir topları vardı.

Ama Galatasaray, Osimhen ile rakip kaleyi sürekti dövdü. Ve aradığımız ikinci golü yine Osimhen ile bulduk.
Bu golde Yunus'un takipçiliği ve presi rakibi hataya zorladı. Bu hatayı affetmeyen de Osimhen oldu.
Maçtan önce A Spor'da yaptığımız Bodo analizinde savunmada çok hata yaptıklarının altını çizmiştik. Öyle de oldu. Ön alan presimizde bocalayıp, acemice hatalar yaptılar. Biz de bu hataları affetmedik.

Hem hücumda hem ve oyunun savunma yönünde etkili bir maç çıkaran Sane, duran toplarımızı kullandı. Sane, oyunun bazı bölümlerinde topla dans etti, çabukluğunu ve kıvraklığını kullandı.
Bodo'ya adeta ecel terleri döktürdü.
Aman Allahım! 53'te akıl almaz bir gol kaçırdık. Osimhen kaptığı topla ceza sahasına girdi. Şut da atabilirdi.
Müsait durumdaki Yunus'a topu aktırdı.
Yunus da vurmak yerine Sane'ye pas verdi. Sane'nin şutu Haikin'den döndü. Muazzam bir pozisyondan gol çıkaramadık.

Dün Galatasaray o kadar doğru işler yaptı ki... Savunması kötü olan Bodo'ya ikinci yarıda da ön alan baskısı yaptık.
Bu baskılardan sonuç ürettik. Yine bu preslerden birinde Osimhen topu kaptı. Topu Yunus'a kazandırdı.
Yunus karşı karşıya pozisyonda önce Haikin'e takıldı ama dönen topu ağlarla kucaklaştırmayı bildi.
Farkı yakaladıktan sonra Okan Buruk'tan hamleler geldi. Lemina ve Barış Alper kenara gelirken, Sara ve Elmalı oyuna dahil oldu.
Osimhen Bodo'ya karşı belki de hayatının futbolunu oynadı. İki gol attı, tonla pozisyona girdi. Bodo defansını paramparça etti. Kaleci Haikin'in Osimhen'in bazuka gibi şutlarını kurtarmaktan eldivenleri parçalandı, parmakları su topladı.
Galatasaray tam bir Şampiyonlar Ligi takımı oldu. Slavia Prag ve Tottenham'ın diş geçiremediği Bodo/Glimt'i Rams Park'ın çimlerine gömdük!
Durmak yok, yola devam! Sıradaki gelsin!

Aslan parçası!

Okan Buruk, Bodo-Glimt maçını düşünerek, milli takımlardan yorgun dönen oyuncularını dinlendirmeyi tercih etti. Bu, beklediğimiz bir durumdu. Başarılı teknik adam doğru olanı yaptı. Zaten Singo sakat, Sanchez cezalı; Osimhen, Lemina, Jakobs ve Yunus yorgundu. Çok koşan, savaşçı Bodo karşısında dinç ve enerjik bir Galatasaray'a ihtiyaç var. Dün ilk 11'de çıkan oyunculara bakıyorum da... Sara geçen sezonki muhteşem futbolunun gerisinde.

İcardi çok iyi niyetli ama hazır değil. Kaan Ayhan savunmada zaman zaman ağır kaldı. Ama Kaan'ın ileriye uzun ve isabetli toplar da attığının altını da çizmemiz gerekir. Bu sezon beklentilerin uzağında kalan Leroy Sane, maça iyi başladı, çok koştu, savaştı ve golleriyle takımını sırtladı. Sane'nin böyle bir patlamaya çok ihtiyacı vardı. (A Spor'da Cuma günü Spor Gündemi programında şunları söylemiştim: 'Sane'nin bir patlamaya ihtiyacı var. Başakşehir maçı tam da Sane için bir patlama maçı olur. Sane'den goller bekliyorum.' Öyle de oldu. İşte Sane'yi kendine getiren maç bu maç oldu. Galatasaray hem maçı kazandı, hem de Sane'yi!

İlkay Gündoğan, Galatasaray'ın en iyi isimlerinden biriydi. Bir orkestra şefi gibi yönetti Galatasaray'ı. Hem hücuma hem de savunmaya büyük katkı verdi İlkay, Sane'nin golünde muazzam bir asiste imza attı. İlk yarıda çok yavaş ve temposuz oynayan Galatasaray, aslında net pozisyonlara da girdi. Özellikle Sara'nın 90'a doğru giden bir şutu var ki Muhammed jeneriklik bir kurtarış yaptı. İlk yarıda Uğurcan Çakır'a top gelmedi desek yeridir. Başakşehir ilk 45'te Galatasaray kalesine isabetli şut atamadı. Başakşehir'in ikinci yarıda Eldor Shomurodov ile bulduğu gol net ofsayttı. VAR'da bu pozisyonun bu kadar incelenmesini anlayamadım. Zaten net görünüyor Eldor'un önde olduğu. Galatasaray'ın rakibine böylesine bir pozisyon vermesi düşündürücü.

Galatasaray savunması zincirleme bir hata yaptı bu pozisyonda. Şampiyonlar Ligi'nde böyle hata yaparsanız affetmezler! Başakşehir, Eldor'un golü ile eşitliği sağladı ama Galatasaray bu gole hemen cevap verdi. Gecenin yıldızı Sane, Sara'nın muhteşem pasında harika bir gol daha attı. Okan hoca, 73'te 4 oyuncu birden değiştirdi. İsmail Jakobs, Lemina, Yunus ve Osimhen girerken; Eren, İcardi, İlkay ve Sara çıktı. Şampiyonlar Ligi maçlarının öncesinde ve sonrasında takımların performansında dalgalanmalar hep olur. Önemli olan bu süreci hasar almadan atlatmaktır. Galatasaray dün düşük tempoda oynadı ama kazanmasını bildi.

Trabzonspor geliyor

Uzun süredir (2019'dan beri) Rize deplasmanında kazanamayan Trabzonspor, adeta maça 1-0 önde başladı.
79. saniyede Augusto'nun golü ile öne geçti Trabzonspor...
Ardından yine Augusto'nun direkte patlayan bir şutu ve dalga dalga Rizespor kalesine giden bir Trabzonspor büyük keyif verdi.
Bu güzel futbolunun meyvesini Onuachu'nun süper kafa golü ile aldı bordo-mavililer.
Bu golden sonra Rizespor tamamen oyundan düştü.
Trabzonspor'un maçı kazandım havasına büründüğü anlarda Savic'ten facia bir hata geldi.

Her futbolcu hata yapar. Ama Savic tecrübesindeki bir stoper, hiç bakmadan, çevre kontrolü yapmadan kalesine doğru pas vermez.
Verdiği hatalı pasa ne Batagov hareket edebildi, ne de kaleci Onana!
Bu hatalı pası Rak Sakyi ağlara gönderdi.
Bu gol Çaykur Rizespor'u oyuna ortak ederken, tribünleri de umutlandırdı.
Trabzonspor'da ise gereksiz bir telaş ve üst üste top kayıpları gelmeye başladı.
Özellikle Okay orta alanda çok top kaybetti. Folcarelli'ye aşırı yük bindi.
Her şey bir anda tersine döndü bordo-mavililer adına.
Rizespor beraberlik golü için Trabzonspor kalesine yüklendi.

İkinci yarıya etkili başlayan taraf Rizespor oldu. Trabzonspor önde top tutamadı. Orta saha yeteri kadar direnç gösteremedi.
Fatih Tekke baktı ki işler hiç iyi gitmiyor. Hemen iki hamle (Dk.
62'de) yaptı.
Okay ve Oulai'yi kenara alırken, Bouchouari ve Zubkov'u sahaya sürdü. Ama Çaykur Rizespor'un baskısı devam etti. 70'te evsahibi ekip, Taha Şahin ile direğe takıldı.
Rizespor'un etkili futbolu son bölümde de devam etti.
Trabzonspor, giren oyunculardan da katkı alamayınca Fatih Tekke yine değişikliğe gitti.

Muci ve Arif de oyuna dahil oldu. Çaykur Rizespor golünden sonra (Dk. 27'den) etkisiz bir Trabzonspor izledik.
Savic'in o facia hatası olmasaydı, Trabzonspor adına çok farklı bir maç olabilirdi.
Bir hata maçı nereden nereye getirdi. Fatih Tekke, maçtan önce 'Milli arada takıma konumlandırmayı çalıştırdım' demişti.
Gollere kadar her şey güzel gitti. Ama sonrasındaki oyun, Trabzonspor adına düşündürücü.
Yine de kazanmak güzel. Hem de uzun bir aradan sonra Rize'den 3 puanla dönmek büyük başarı.
Bu galibiyetle zirve yarışında kendini bulan bir Trabzonspor var artık.
Rizespor'un da ortaya koyduğu mücadeleyi alkışlamak lazım.
İki takımın da savaşçı futboluna altın alkışlar gelsin!

Yanardağ Ordusu!

Kocaeli Stadı'nda atmosfer muhteşemdi. Duygulandıran kareografi ve 'Türk Önde Türk ileri' pankartı, muhteşem bir zaferin adeta hazırlayıcısı oldu. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın protokol tribününde yerini alması ve attığımız o muazzam üçüncü golümüzü alkışlaması, gecenin en güzel görüntüsü olarak hafızalarımıza kazındı. Dünya Kupası yolunda Gürcistan maçının ayrı bir önemi vardı, çünkü kazanmamız halinde ikinciliğimiz yüzde 99 garanti olacaktı. Maça müthiş bir ön alan baskısı ile başladık. Hatta önde öyle bir baskı yaptık ki, Kerem Aktürkoğlu'nun bir ara içine atom karınca kaçmış gibiydi. Bu baskı ile Gürcistan'a adeta top göstermedik. Önce Kenan ile perdeyi açtık. Sonrasında Merih Demiral ve Yunus'un golleriyle ilk yarıda farka gittik. Arda Güler, takımımızı bir maestro gibi yönetti. Hakan ve İsmail ile orta alanda rakibe nefes aldırmadık. İlk yarıda ürettiğimiz çılgınlıkta Eren Elmalı ve Abdülkerim Bardakcı'nın da büyük payı vardı. Bu iki oyuncumuz da hücuma müthiş destek verdi.
İkinci yarıya da çok iyi başladık. Duran topları adeta zehir gibi kullanan bir Hakan Çalhanoğlu var. Kaptan ortaladı, Merih Demiral duble yaptı. Daha 52. dakikada büyük fark geldi. Gürcistan'ı sahadan silerken, 4. golden sonra rehavete girdik. Rakibin topla oynamasına izin verdik. Bu dakikalarda gol de yedik. Üst üste oyuncu değişiklikleri ile sahada dik durduk. Sonuç olarak artık ikinciliğimiz garanti gibi. İki maçta tam 10 gol attık. Hocamız Montella çok formda. Millilerimiz çok formda. Bu harika Milli Takım'a Dünya Kupası'nda yer almak çok yakışacak. Bu Milli Takım Dünya Kupası'na katılmakla kalmayacak. Turnuvaya da damgasını vuracak. Tıpkı 2002'deki gibi! Bir alkış da TFF Başkanı'na! Başkan'ın hakkını teslim etmek gerek. Başkan İbrahim Hacıosmanoğlu, daha göreve geldiği ilk gün, çıktı ve tartışılan Montella'nın arkasında dağ gibi durdu. Milli Takım'ı tartışmalardan uzak tuttu. Takımımızın öz güvenini artırdı. Riva'ya futbol adaletini getirdi. Teşekkürler Bizim Çocuklar! Durmak yok, zaferlere devam!

Takımyıldız

Gruptaki ilk iki maçını 3'er gol yiyerek kaybeden zayıf Bulgaristan Milli Takımı karşısında ilk yarıda pozisyon bulmakta zorlandık.
Hem de Arda Güler ile golü erken bulmamıza rağmen!
Bu arada attığımız bu golde Hakan Çalhanoğlu-Arda Güler işbirliği jeneriklikti.
İlk yarıda Orkun ile üst direkte patlayan bir şutumuz dışında, uzaktan kaleyi yokladığımız anlar oldu.

Golü bulduktan sonra millilerimizden 2'yi, 3'ü beklerken (Çünkü Bulgaristan ilk 2 maçta yediği 6 golün 5'ini ilk yarılarda yemişti), enteresan bir şekilde Bulgaristan beraberlik golünü attı.
Golümüzün daha sevincini yaşarken skor eşitlendi.
Savunma arkasına bu kadar kolay adam kaçırmamamız lazımdı.
Yediğimiz gol sırasında Zeki büyük şanssızlık yaşandı.
Zeki'nin hem pozisyon alırken ayağı kaydı, hem de dengesini kaybetti, sonrasında Kirilov'un şutunda Zeki'ye çarpan top, Bulgaristan'a piyango gibi bir gol getirdi.

Bu golden sonra bütün oyun planımız bozuldu, uzun süre toparlanıp, oyunu rakip alana yıkamadık. Golü bulamadıkça da telaş yaptık. Kirilov'un golünde Ferdi çok önde yakalandı.
Bulgaristan'ın yeni hocası Aleksander Dimitrov, bir önceki maçın ilk 11'inden tam 7 değişiklik yaparak karşımıza çıktı. Bulgaristan ilkel bir futbol anlayışı ile bizi zorladı.
Sadece kalelerini savunup, uzun toplarla tehlikeli olmaya çalıştılar.
Oyunumuzu bozdular.
İlk yarıda kalitemizin ve standartlarımızın altında bir futbol oynadık. Zemin çok kaygandı bu arada.
Vasil Levski Ulusal Stadı'nın çimleri zaten bozuktu, yer de kaygan olunca, millilerimiz sürekli kayıp düştüler.
Bu zemine göre bir kramponla maça çıkılabilirdi.

İkinci yarının başında bu şans golü ile öne geçtik. Kenan'ın baskısı sırasında Popov topu kendi ağlarına gönderdi. Bulgaristanlı futbolcular bu golün şokunu yaşarken, bir anda üçüncü golü bulduk.
Arda Güler'in nefis pasında Kenan Yıldız topu ağlara gönderdi. İlk yarı boyunca 10 kişi ile savunma yapan Bulgaristan, art arda yediği gollerden sonra defans yapmayı bıraktı.
Rakibin bu oyunu, millilerimizin çok daha iyi top çevirmesini ve baskı kurmasını sağladı.
Gecenin yıldızı Kenan Yıldız, Hakan Çalhanoğlu'nun süper pasında bir kez daha fileleri görerek farkı getirdi.

İlk yarıdaki oyunumuz ile ikinci 45'teki futbolumuz arasında güneş ışığı ile mum aydınlığı kadar fark vardı.
Millilerimizin Sofya'da durmaya niyeti yoktu. Arda Güler'in kornerinde bu kez Zeki Çelik sahneye çıkarak skoru 5-1'e getirdi.
90+3'te İrfan Can Kahveci skoru ilan etti: 6-1.
Şimdi sırada Gürcistan var! Durmak yok, kazanmaya devam!
Biz ikinci yarıdaki futbolumuzu, turnuva boyunca oyun geneline yayarsak, Dünya Kupası'na gideriz.
Tebrikler Bizim Çocuklar!

Kaybetmekten korktular!

Liverpool karşısında tarihi bir zafere imza atan Galatasaray'dan eser yoktu dünkü derbide! İster yorgunluk deyin, ister motivasyon eksikliği... İster 'Beşiktaş'ı nasıl olsa yeneriz' diye baktılar deyin... İsterseniz de 'ayakların yere basmama durumu vardı' deyin... Dün Rams Park'ta öyle kötü bir ilk yarı oynadı ki Galatasaray! Aman Allahım! Beşiktaş kalesine isabetli bir şutu bile yoktu Galatasaray'ın! İngiliz devi Liverpool'a gününü gösteren Galatasaray'dan bahsediyoruz hem de! Aynı 11... Aynı takım! Salıdan cumartesiye kadar bu kadar mı değişir Galatasaray!

Beşiktaş ise ilk yarıda son derece akıllı bir futbol oynadı. Tıpkı Galatasaray'ın Liverpool karşısında oynadığı gibi. Sergen Yalçın, bir anlamda Galatasaray'dan çok zekice kopya çekmiş diyebiliriz. Cerny öyle etkili paslar attı ki... Birinde Beşiktaş'ın Abraham ile golü geldi. Diğer Cerny pasında ise Rafa Silva gole giderken, Davinson Sanchez tarafından yere indirildi. 34'te Galatasaray 10 kişi kaldı. İki muazzam Cerny pası, maçı nereden nereye getirdi! İlk yarıda Beşiktaş'ta Orkun da çok etkiliydi. Galatasaray'da ise ilk 45'te sahada iyi oyuncu ara ki bulasın! Uğurcan Çakır hariç (iki süper kurtarışı vardı) ilk yarıda Galatasaray sahada çok etkisizdi.

Okan Buruk, devre arasında gerekli uyarıları yapmış olacak ki, ilk yarıda sahada dökülen Aslan, ikinci yarıya adeta kükreyerek başladı. İlk yarıda 11 kişi ile ön alan baskısı yapamayan Cimbom, ikinci 45'e 10 kişiyle muazzam bir ön alan baskısı ile başladı. Bu baskı ve karşı pres Galatasaray'a beraberlik golünü getirdi. 55'te Torreira, Ndidi'den topu kapıp, İlkay'a servis yaptı. İlkay da topu ağlara gönderdi. Golle moral bulan Galatasaray, tribünlerin de coşması ile Beşiktaş üzerinde baskı kurdu. Okan Buruk, İcardi'yi çok geç oyuna aldı. Liverpool maçında dinlenen Sane de ikinci yarıya başlarken maça dahil olabilirdi.

Bu arada Beşiktaş savunması, Osimhen'i çok iyi durdurdu. Sonuç olarak maçın hakkı beraberlikti. Ama Beşiktaş, uzun süre 10 kişi oynayan Galatasaray'ı yenip, zirve ile puan farkını eritme fırsatını kaçırdı. Sergen Yalçın biraz daha cesur olup rakibin üzerine giderek kazanmak yerine skoru korumayı tercih etti. Bu durum da zaten yorgun olan Galatasaray'ın işine geldi. İlk yarıda Beşiktaş, ikinci yarıda da Galatasaray daha iyi oynadı. Liverpool yorgunu Galatasaray, uzun süre 10 kişi oynadığı derbiyi kaybetmedi ve liderliğini sürdürdü. Hakem Yasin Kol, zaman zaman gerilen maçı eyyam yapmadan cesurca yönetti. VAR odasındaki Ali Şansalan'a ise hiç iş düşmedi!

Tabanca gibi takım!

Papara Park'ta seyir zevki üst düzey, harika bir maç izledik.
Trabzonspor da Kayserispor da özellikle ilk yarıda adeta gol kaçırma rekoru kırdı.
Bu sezonun ilk yarıda en çok şut çekilen (9'u ceza sahası dışı, toplam 21 şut) maçı oldu.
İki takım da orta sahayı çabuk geçip, direkt kaleye gitti. İki ekip de zaman zaman oyun disiplininden koptu, kritik noktalarda pas hataları yaptı. Oyun, adeta bir halı saha maçına dönüştü.

Trabzonspor, ilk yarıda Okay'ın uzun menzilli bir şutunda golü buldu. Ama Kayserispor ilk bölümde hep oyunun içinde oldu. Konuk ekip de çok pozisyona girdi.
Onana jeneriklik kurtarışları ile Trabzonspor'u ayakta tuttu.
Okay'ın golünde hatası olsa da Bilal Bayazıt'ın hakkını teslim edelim.
Kayserispor'un yeni transferi Opoku müthiş oyuncu. Mustafa'yı zorladığı anlar oldu. İlk yarıda Trabzonspor'un Folcarelli ve Onuachu ile birer şutu direkten döndü.
Kayserispor da Onugkha ile bir pozisyonda direğe takıldı.

Maçın ikinci yarısı da Zubkov'un jeneriklik şutları, Bilal'in panter gibi kurtarışları ile başladı. Oyun, ilk yarıda olduğu gibi ikinci 45'te de bir gösteri maçı şeklinde devam etti.
Bol pozisyon, bol aksiyon!
Ligimizde çok da rastlamadığımız bir 90 dakika izledik. Keyif aldık mı elbette aldık!
Ama iki takım için de aynı şeyi söylemeliyim; rakibe bu kadar pozisyon verilmez!
Maçı izlerken, biz gazeteciler aynı zamanda notlar tutarız. Tam 4 sayfa gol pozisyonu yazmışım.

Trabzonspor'un art arda şutlarında Bilal'i geçemediği anları izliyorduk ki...
Felipe Augusto'nun kafa golü ile Trabzonspor skoru 2-0'a getirdi.
Karagümrük maçı ile sahne alan 19 yaşındaki süper yetenek Oulai dün de muazzamdı.
Bu çocuk adeta bir çalım makinesi... Kıvraklığı, çabukluğu ve oyun zekası ile gözlerimizin pasını siliyor.
Zubkov için her yorumumda 'Onuachu kadar değerli bir oyuncu Trabzonspor için' diyorum.
Dün de müthiş işler yaptı. Tam 8 şut attı rakip kaleye.
Savic'in pasında sürati, topu sürüşü ve ağları görüşü usta işiydi Zubkov'un.
Uzatma anlarında da Fırtına baskıya devam etti. 90+2'de bu kez Sikan direğe takıldı.
Ardından kazanılan penaltıyı Onuachu filelerle buluşturdu.
Nijeryalı gol makinesi dün bir gol ve bir asistle oynadı. Bordo mavili takımın en çok ikili mücadeleye giren ismi Onuachu.
Atıyor, attırıyor ve takımı için sonuna kadar mücadele ediyor.

Trabzonspor, Fatih Tekke yönetiminde büyük yol kat etti.
Bu takım, yavaş yavaş dinmez bir fırtınaya dönüşecek gibi duruyor.
Pozisyona girmekte, gol atmakta da zorlanmıyor artık Trabzon!
Trabzonspor taraftarının da bu takıma ve Fatih hocaya daha fazla destek vermesi lazım.
Mesela dünkü maçta tribünler tamamen dolmalıydı.
Trabzonspor, her maç üzerine koyarak gidiyor; bu takım zirve yarışının içinde olur!

Tüm dünya kimin daha büyük olduğunu gördü!

Maçın ilk yarısında Liverpool'a dünyanın kaç bucak olduğunu gösterdi Galatasaray! Maçtan önce A Spor'daki yayınımda 'Galatasaray'ın Liverpool'dan nesi eksik! Çıkıp Aslanlar gibi oynarız' dedim. İlk yarıda Galatasaray'ın İngiliz devinden eksiği değil, fazlası vardı. Aslan, Rams Park'ta pençesini çıkardı ve Liverpool'lu futbolcuları adeta kediye çevirdi. İlk 45 dakikada farka bile gidebilirdik.

Liverpool'un Gakpo'su, Wirtz'i, Ekitike'si Soboszlai'si varsa bizim de Osimhen'imiz, Barış Alper'imiz, Yunus'umuz var dedik. Aslanlarımız, ilk yarıda İngilizler'e futbol dersi verdi. Daha maçın 2. dakikasında Barış Alper ile Liverpool kalesine indik. Alisson karşı karşıya kurtardı. Barış Alper Yılmaz'ın durmaya niyeti yoktu. Rüzgarın oğlu, aldığı her topla Liverpool kalesine ışık hızında aktı. Bu pozisyonlardan birinde ceza sahasında yere indirildi. Hakem Clement Turpin, penaltıyı verdi. Osimhen de penaltıda topu Liverpool ağlarına yapıştırdı. Osimhen Galatasaray formasıyla 40. golünü atarken; Şampiyonlar Ligi'ndeki sayısını da 10'a çıkardı.

Bu golden sonra Liverpool etkili olmaya çalıştı. Davinson, Abdülkerim, Jakobs ve Torreira ile öyle müthiş savunma yaptık ki... Bir de kalemizde Uğurcan Çakır olunca, İngilizler'i ilk 45'te hüsrana uğrattık. İlk yarıda her şey istediğimiz gibi gitti. Dünyanın en pahalı dördüncü takımına nefes aldırmadık. Kim daha büyükmüş tabelada gösterdik!

Liverpool ikinci yarıya büyük bir ön alan baskısı ile başladı. Bu dakikalarda savunmada yine güçlü durduk. 53'te Osimhen karşı karşıya pozisyonda Alisson'u geçemedi. Liverpool karşısında tonla gol pozisyonuna girdik. Böylesine bir arenada yakaladığın zaman atacaksın! 55'te Alisson sakatlandı çıktı; yerine Mamardashvili girdi. Arne Slot, Galatasaray karşısında ezilen takımına güç katmak için 3 oyuncu değişikliğine birden gitti 62'de. Salah, Bradley ve İsak oyuna girdi. Okan Buruk'tan da 71'de iki hamle birden geldi. Osimhen ve Yunus çıktı. İcardi ve Sallai maça dahil oldu.

Salah ve İsak gibi dünya yıldızlarının girmesi de sonucu değiştirmedi. Çünkü Galatasaraylı futbolcular galibiyete inanmıştı. Liverpool'un usta ayaklarına nefes bile aldırmadılar. Onları çaresiz bıraktılar. İnanılmaz bir mücadeleye imza attılar. Sahada savaşan kazanır. Sonuna kadar savaştı sarı kırmızılılar dün. Liverpool gibi bir devi eze eze Aslantepe'ye gömdük. Tek kelime ile helal olsun. Bu zafer çok yakıştı. Sarı kırmızılı formayı giyen herkes muhteşem bir futbol sergiledi, destansı bir galibiyete imza attı. Galatasaray bu futbolla tarih yazmaya devam eder.

Zlatan Onuachu!

Trabzonspor'un ilk yarının uzatma dakikalarında kazandığı penaltıyla ilgili başlamak istiyorum. Bu pozisyonda Atakan Çankaya, Onuachu'yu ceza sahasında yaklaşık 25-30 saniye şiddetli bir biçimde çekip yere indirmeye çalışıyor. Onuachu'nun düşmeye niyeti yok, topa vurmak istiyor. Karagümrüklü Atakan ise topla oynamak yerine Onuachu'yu devirmeye çalışıyor. Hakem Mehmet Türkmen de doğal olarak yapılması gerekeni yapıp penaltıyı veriyor.
Asıl rezillik bundan sonra başlıyor. VAR Odası'ndaki Erkan Özdamar, Mehmet Türkmen'i monitöre çağırıyor. Hakem gözünün önündeki pozisyona penaltıyı vermiş. Sen neden hakemi çağırıyorsun, neyi izletiyorsun be kardeşim! Söz konusu Trabzonspor olunca, buz gibi penaltısını bile iptal ettirebilmek için VAR'a çağırıyorsun! Bir umut, belki Mehmet Türkmen'in aklına girip, penaltı kararından vazgeçiririm diye mi düşündün? Bunu yapmayın kardeşim; yeter artık! Arda Kardeşler faciasından hiç mi ders almadınız siz! Trabzonspor nizami gol atıyor, vermiyorsunuz; buz gibi penaltı kazanıyor, iptal ettirmeye çalışıyorsunuz! Bu gerçekten çok ayıp! Yettiniz artık! Başka kapıya...
Maça gelirsek; Onuachu yine sanat eseri, muazzam bir gol attı. İri fiziği ve uzun boyuna rağmen, yeşil sahalarda bu kadar atletik bir golcü daha yoktur! Toplara vururken, adeta bir cimnastikçiye dönüşüyor. Dün Pina'nın ortasında adeta bir İbrahimovic golü attı. Onuachu'nun röveşata vuruşu, gözlerimizin pasını sildi. Zihnimizi açtı! Gerçekten defalarca izlesek doyamayız bu vuruşa! Felipe Augusto'yu oynadığı her maçtan sonra övmüştüm. Dün de müthişti. Bir gol attı, çok çalıştı. Özellikle attığı gol öncesinde Pina ile verkaçı derslikti.
Dün ilk kez Trabzonspor formasıyla sahaya çıkan Oulai'yi de çok beğendim. İlk yarıda Karagümrük kalesine süper bir vuruşu da vardı, Grbic'in muazzam çıkardığı... Çok hareketli, çok zeki, kıvrak bir oyuncu Oulai. Daha ilk maçında klasını ortaya koydu. Trabzonspor, 19 yaşındaki bu oyuncuya 5.5 milyon euro vermekle çok haklıymış. İyi bir sezon geçirirse, büyük paralara satılabilir. Bordo-mavililer, genelde Pina, Zubkov kanadından rakip kalede etkili oluyor. Dün de bu kanadı (sağ kanadı) çok iyi kullandılar. Arif Boşluk iyi bir sol bek olacak. Ama çok çalışması lazım. Mustafa Eskihellaç'ın yokluğu da dün hissedildi. Sikan'ın attığı gol önemli. Ukraynalı futbolcuya moral oldu. Arkadaşlarının yanına gelip Sikan'ı özel kutlaması anlamlıydı. Ama şunu söylemeden geçemeyeceğim, son bölümde yapılan facia hatalar Trabzonspor'a hiç yakışmadı. Sonuç olarak Trabzonspor, İstanbul'dan kazanarak dönmesini bildi. Hem de son bölüm hariç iyi futbol oynayarak. Üç maçtır dinen Fırtına, dün Olimpiyat Stadı'nda esti. Fatih Tekke de rahat bir nefes aldı.