CANLI
SKOR
Turgay Demir

Turgay Demir

Yolcudur Abbas!

En son söyleyeceğimizi en başta söyleyelim; Sergen Yalçın derhal istifa etmelidir. Serkan Reçber başta, her kimi getirdiyse giderken hepsini de yanında götürmelidir. Bence zaten kendisi de gitmek istiyor. Yoksa bu kadar kör olamaz. Şu maçları yorumcu olarak izleyip ekrana çıksa kenardaki teknik adamı yerden yere vururdu... Hem de ne vurmak… Misal, Taylan varken Swensson'u nasıl oynatırsın arkadaş falan derdi!..

Jurasek'i doğduğuna pişman eder ve "Bunu kim aldıysa onunla birlikte gitmesi gerek" diye atıp tutardı. Misal Ole Gunnar, Jota Silva gibi bir alternatifi varken, her maça bal yapmayan arı Bilal'le başlayıp ardından yıllardır tıkı olmayan Rashica'yı oyuna almış olsa Sergen Yalçın, "Bu arkadaş bizimle kafa mı buluyor!" diye sormadan edemezdi… Yukarıdaki sözleri ben Sergen hocaya söylemiyorum yanlış anlamayın, onun bakış açısıyla onu anlatıyorum hepsi bu…


Kasımpaşa ligin en zayıf ekiplerinden, üstelik en Hajradinovic gibi kaliteli bir oyuncusu da eksik. Sen böyle bir rakibe üstün gelemiyorsan ununu elemiş, eleğini asmışsın demektir. O zaman gitmeyi de bileceksin Sergen kardeşim. Bir takım maç kazanır, kaybeder bunların hepsi futbolda var ama sıradan bir hoca bile Jurasek, Svensson ve Rashica'nın Beşiktaş'ın topçusu olmadığını daha ilk gün anlar ve onları listesinden siler. Sergen Yalçın daha bunu anlayamadı ve Jota gibi oyunda olduğu her saniye bir şeyler yapan bir oyuncuya 11 yüzü göstermedi. Uzun sözün kısası, Sergen Yalçın için sezon bitti. Deyim yerindeyse yolcudur Abbas, bağlasan durmaz…

Sergen, Çakır

Beşiktaş güle oynaya ve muhtemelen farklı kazanacağı maçta hakemlikle ilgisi olmayan Oğuzhan Çakır ve Sergen Yalçın'ın büyük hatalarıyla mağlup oldu… Önce hakemle başlayalım.. Beşiktaş ilk dakikadan itibaren yükleniyor, pozisyon buluyor, rakibi bunaltıyor ve hataya zorluyor ama gelin görün ki Oğuzhan Çakır isminde bir futbol cahili oyuncuların topa yaptıkları en doğru hamlelere bile faul çalarak Beşiktaş'ı frenlerken Gençlerbirliği'ne nefes alacak zaman bırakıyordu.

VAR öncesi çok vardı bu hakemlerden!.. "İnce kıyım doğramak" derdik bu yönetim şekline… İnce kıyım doğrayanların en büyük özellikleri maç boyu zaman çalan oyunculara göz yumup son dakikalarda birine sarı kart gösterip adalet gösterisi yapmaktır.
Dün Oğuzhan Çakır da yaptı aynısını. Kaleci Erhan'ın zaman çalmak için maç boyu yaptıklarını görmezden gelen Çakır, 90 artı bilmem kaçta sarı kart gösterip bir de sekiz saniyeleri saymaya başladı… Aslında tam olarak sobelendi farkında değil!..
Böyle hakemler olduğu müddetçe bu ülke futbolu körlerle sağırlar birbirini ağırlar durumundan daha öte gidemez. Net.

Gelelim Sergen Yalçın'a… Bir teknik adam masıl olurda Rıdvan varken Jurasek'i, Taylan varken Swensson'u oynatır!? Ve dahası bir teknik direktör, üç sezondur tek bir olumlu görüntüsü olmayan Rashica'dan hala ne bekler?
Üstelik elinde, Jota Silva gibi, ayak izleri asist ve gol dolu bir oyuncusu varken nasıl olur da Rashica'ya bel bağlar bir hoca!?
Demek ki onların bildiği futbolla bizim bildiğimiz aynı değil..
Bravo Sergen Yalçın, aynen devam!..
Yalnız şunu unutma; iki maçtır Ertuğrul Sağlam geliyor tribüne… Yani, haberin olsun…

KenAy Yıldız!

Her zaman dile getirdiğimiz gibi Kocaeli gerçek bir futbol şehri... Dün bu bir kez daha kanıtlandı. Tıklım tıklım dolu tribünler muhteşemdi... Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve konuk mevkidaşı Mikheil Kavelashvili'nin şereflendirdiği maçta Bizim Çocuklar, komşuyu sahadan sildiler... Gürcistan sert oynayan, mücadeleci bir takım. Montella buna göre bir on bir yapıp Orkun'un yerine İsmail'i, Ferdi'nin yerine de Eren'i, Zeki'nin yerine de Mert'i tercih ederken aslında pas trafiğimizi riske atmıştı. Neyse ki her maç başka şekilde parlayan YILDIZımız Kenan, Abdülkerim'in uzun pasını aşırtma bir vuruşla ağlara gönderip açılışı yaptı ve rakibin direncini kırdı.
Ardından bir Kocaeli çocuğu olan Merih öyle bir kafa vurdu ki kaleciyle birlikte iki Gürcü savunmacının da gayretleri boşa çıktı... Yüreğini çimlere seren futbolcularımızdan Merih daha sonra bir gol daha atıp geceye damga vurmayı başardı... Skor olarak rahatlayınca maçın başında sıkıntılı olan pas trafiğimiz düzeldi. Hakan Çalhanoğlu hücum ve savunmadaki tüm etkinliklere katıldı, Kerem bitmek tükenmek bilmeyen enerjisiyle koştu. Arda Güler, yediği tekmelerden, yapılan faullerden fırsat buldukça klasını gösterdi... Fark dörde çıkınca takım olarak işi rölantiye aldık. Bu dakikalarda en az iki oyuncu değiştirmek gerekirken Montella buna gerek duymadı. Hal böyle olunca kaybedecek bir şeyi kalmayan Gürcistan son bir gayretle yüklendi ve şeref sayılarını da bu şekilde attılar. Ardından Montella yapması gerekeni yapıp Orkunve Barış'ı sahaya sürdü ve kalan bölümde risk almadan farklı kazanmayı bildik... Velhasılkelam; Gürcistan'a selam biz yola devam...

Catenaccio Kenan

Tarihimizde, Romanya'dan sonra en çok maç yaptığımız takım olan Bulgaristan'la bugüne kadar ya özel maçlar oynadık ya da Balkan Kupası'nda karşılaştık.

İlk kez Dünya Kupası elemelerinde karşı karşıya geldiğimizde ise bize ters gelen komşuyu ters yüz ettik!...
Grupta üç maçta üç yenilgi almasının ardından teknik direktör değişikliği yapan Bulgaristan karşısında ilk 45'te biraz tutuktuk. Rakibin kalabalık savunmasına karşı araya attığımız paslarla sonuç almaya çalışırken şutörlerimiz pek devreye girmedi. Dar alanda kısa paslaşmalar sonrası Hakan- Arda ortaklığında gelen şık golün iki dakika sonrasında savunmamızdaki talihsizliklerle tabela eşitlendi.

İkinci yarıda bambaşka bir Türkiye vardı... Kenan'a atılan uzun pası Popov kendi kalesine gönderince rakibin direnci kırıldı... Bulgaristan'ın uygulamaya çalıştığı catenaccio taktiği o taktiğin mucidi İtalya'yı her maçta ayağa kaldıran Kenan Yıldız'ın aynı köşeye gönderdiği iki muhteşem plasenin ardından yerle bir oldu. Fark açılınca Bulgar savunması dağılırken maçın kontrolü tamamen elimize geçti ve deyim yerindeyse güle-oynaya daha doğrusu antrenman rahatlığında oynamaya başladık... Zeki Çelik'le tabelayı beşleyip ardından İrfan Can'la yarım düzineyi bulunca ise 1931 ve 1974'te aldığımız 5-1'lik mağlubiyetlerin faturasını kestik.

Bu aynı zamanda komşuyu deplasmanda yendiğimiz ilk maç olarak tarihe geçti. Hakan Çalhanoğlu, Kenan Yıldız başta Ay-Yıldızlı futbolcularımızın hepsi özellikle ikinci yarıda klaslarını konuşturup tarih yazdılar...

Sergen korktu

Galatasaray hala zafer sarhoşu, yürüyecek hali yok!.. İlk golü sen buluyorsun ve rakip daha 34. dakikada 10 kişi kalıyor... Bu şartlarda farka gideceğine geri yaslanıyorsun… Olmaz!.. Böyle korkarak olmaz bu işler..." Eğer Sergen Yalçın dün yorumcu olarak Candaş Tolga'yla yayına çıksaydı muhtemelen yukarıdakine benzer bir yorum yapardı… Yorumcu olarak ne söylediyse dün tam tersini yaptı, korktu!... Yıllar sonra anlatırken, "7'de 7 yapan Galatasaray'ı biz durdurduk" der herkes de haklı olduğunu düşünür ama acı gerçek şu ki, Beşiktaş bir puan almadı iki puan kaybetti… Solda El Bilal Toure önünde yayla gibi boş alan varken gidemiyor çünkü muhtemelen hocası gitme demiş. Sağda Cerny gerilere kadar gelip adam kovalamaktan öndeki işini yapamaz halde… Abraham gol dışında yok... Kenarda geçen hafta gol atmış Jato Silva var ama Sergen Yalçın kurtarıcı olarak yıllardır hiçbir varlık gösteremeyen Rashica'yı oyuna alıyor.

Emirhan, Osimhen'e adım attırmadı. Tartıştıkları pozisyonda Osimhen kırmızı görse kimse itiraz edemezdi. Beşiktaş'a yakıştıramadım bu beraberliği… Hele hele rakip eksikken zamana oynamak hiç hoş değildi... Beşiktaş çıkar takır takır topunu oynar, oynamayanı da hocası kenara alır. Normali böyledir ama Beşiktaş'ta olan bu değil maalesef… Uzun lafın kestirmesi, cesur bir teknik adamla Beşiktaş bu maçı çok rahat kazanırdı. Rafa-Cerny boşluk bulduklarında neler yaptılar gördük, çok daha fazlasını yaparlardı eğer Sergen Yalçın izin-insiyatif verseydi!..

Sergen seyrediyor!

Bildiğin fırtına gibi başladı Beşiktaş, önde bastı, iki gol attı... Bu sırada henüz maçın ilk on dakikası oynanmıştı sanırım Sergen hoca maç bitti zannedip gitti!.. Abraham tel tel dökülüyor, sağdaki Cerny dolaşıyor, soldaki Toure masal gibi, bir var, bir yok... Yani takım üç kişi eksik aslında ve kulübede herkes seyrediyor. Hoca orada olsa kesin müdahale ederdi, o bakımdan gittiğini düşünüyorum!.. Ligin en zayıf ekiplerinden Kocaelispor alıyor sazı eline, otuz pas yapıyor, araya oynuyor, baskı kuruyor, şut atıyor... Yani gol, geldim, geliyorum diye bas bas bağırıyor ama Sergen hocada tık yok... Devre böyle bitti, ikinci yarı başında bir değişiklik bekliyorsun.. Ihhı.. O da olmuyor...
Kenarda Jato Silva, Cengiz Ünder var, en azından Abraham ve Cerny çıkar ikisi girer ama öyle olmuyor. Seyretmeye devam ediyor Sergen Yalçın... Taa ki Beşiktaş bağıra bağıra gelen golü yiyene ve Abraham sakatlanana kadar... Sanırım tam o dakikada "tekrar stada giriş yaptı" Sergen hoca ve Jota Silva'yı aldı oyuna ki, bu oyuncu girdikten sonra sol kanat hareketlendi, önde top tutmak kolaylaştı, Kocaeli artık rahat rahat gelemedi vesselam.. Bu vesileyle söyleyelim tahtaya ilk yazılacak kanat oyuncusu Jato'dur, Cerny ya da Toure değil... Orkun Körkçü ilk 45'te muhteşem oynadı, milimetrik paslar attı. Emirhan Topçu, Sergen Yalçın dahil kendisini bugüne kadar görmeyenlerin ne kadar kör olduklarını göstermek istercesine harika bir performans ortaya koydu. N'Didi, Djalo, Gökhan ve Rafa en iyilerdi. Önümüzdeki maç derbi ve Beşiktaş Abraham gibi bir santraforu var! Ne diyelim Allah kolaylık versin...

Rafa güneştir

Dünyamız futbol ise güneşi goldür. Gol yoksa her yer karanlıktır, hiçbir "güzelliği" göremezsiniz... Beşiktaş lig ve Avrupa'da atamadığı goller yüzünden kaosun içine düştü...
Dün Kayseri'de bu kaos derinleşebilirdi, eğer iki haftadır suratı düşmüş olan Rafa Silva ile Sergen Yalçın hafta içi konuşmamış olsaydı...
Rafa sıcak bir ilgiyle kendine geldi, hat-trick yaptı, maçı aldı, götürdü...
Gol ve golcü bu kadar önemli, geri kalan her şey teferruattır... Çünkü güneş yoksa takımınızın gerisi kendini gösteremez... Net!..
Beşiktaş sezonun en iyi maçlarından birini oynarken az pas, çok icraat yaptı. Gole kestirmeden gitti... Orkun Kökçü, kaleye doğru koşanların önlerine harika toplar attı...
Rafa'nın bir golü böyle geldi.
Ndidi, içine Gedson kaçmış gibiydi... Her topu kazandı, pas arası yaptı, gerçek bir savaşçıydı.
Sergen Yalçın'ın zorunlu olarak oynattığı Emirhan, savunmanın en akil adamıdır dün bunu bir kez daha gördük ama bundan sonraki maçlarda Emirhan'ı görür müyüz orası belli değil... Çünkü bu çocuk kimseye beğendiremiyor kendini vesselam...

Oscar Wilde'nin dediği gibi, günümüz insanı her şeyin fiyatını biliyor ama hiçbir şeyin kıymetini bilmiyor.
Takım bir maç kaybedince Mert Günok'tan, Emirhan'dan başlayıp Orkun'a, Rafa'ya kadar gidiyor eleştiri okları. Kıymet bilmeyenler ordusu sahne alıyor sürekli...
Bilmeyen yine bilmesin ama biz bir kez daha hatırlatalım; konumuz Kartal olduğuna göre pençeleri Rafa'dır, akciğerleri Ndidi, kalbi Orkun, ayaklarından biri Emirhan, diğeri Mert Günok'tur... Kıymet bilin...
Not: Genç Devrim'i beğendim, özgüvenli oynadı. Bir genç adam için bu az şey değil.

Kurtarıcı kurtarır!

Yiğidin Hakkını yiğide vererek başlayalım Göztepe çok haklı bir galibiyet aldı ve bunu yaparken pek zorlanmadılar. Stoilov akıllı adam, baktı ki, bir yıldır oynamayan Necip ile genç Demir Ege orta sahada oynuyor, o bölgeyi kalabalık tutup kanatlardan bindirmesi halinde işi bitirecek, macera aramadı, kestirmeden gitti ve işi bitirdi. Futbol basit oyundur ve Göztepe kalecisi Mateusz Lis bunu biliyor... Savunmada hiç kısa pas yapmadı, degajını sürekli Beşiktaş stoperlerinin üzerine gönderdi! Beşiktaş stoperleri kafaya çıktılar, topu indirdikleri yerde hep Göztepeli oyuncular vardı... Lis, Beşiktaş stoperlerini kullanıp arkadaşlarına sürekli uzun pas attı vesselam... Beşiktaş ilk dakikada yakaladığı pozisyon dışında pek bir şey yapamadı. Mert gününde olmasa daha büyük bir hezimet yaşanabilirdi. Sergen Yalçın fal bakmaya devam ediyor. Artık bir de futbol alimi (!), bulunmaz Hint kumaşı Serkan Reçber var yanında... Bu ikili Rıdvan varken Jurasek'le başlamayı uygun bulmuşlar... Geçen haftadan moralli Cengiz'i de kullanmayı düşünmemişler... Göbekte sakatlık probleminden dolayı üçlü bir orta saha ile farklı bir oyun denemek yerine bir yıl sonra, "Necip'i koyalım gitsin" dediler muhtemelen... Sonra mı!? Göbek çöktü, maç gitti... Hem de ne gitmek... Jurasek diye bir adam var, hiçbir futbol adamı, onu iki maç üst üste oynatmaz... Sergen kardeşim oynatıyor... Demek ki bir bildiği var!.. Neyse, Allah'tan yönetim tüm sorunları çözmek için Kasımpaşa'dan kovulan, büyük futbol alimi, tüm oyun sistemlerini icat eden, taktik ustası, transfer sihirbazı, Muleka'yı keşfeden büyük usta Serkan Reçber'i getirdi...... Yoksa bu takımın hali nice olurdu!..

Harika oldu

Tam 45 yıldır futbol izlerim beni en çok "böyle sonuçlar" mutlu eder!.. Oynamayı bırakıp, maçın her saniyesini çalmak için bir şeyler yapan takımın son dakikalarda gol yiyerek yenilmesine bayılırım!... Derin bir ohh çekerim... Başakşehir sahaya oynamamak için çıkmış. Kaleci Muhammed ayağına gelen her topu 40-50 saniye oyaladı. İşin ilgin yanı sahadaki hakem de seyrediyor tüm bunları. Taa ki artık işin suyunu çıkaran Ba oyundan atılana kadar. Nasıl öğreteceğiz biz bu hakemlere, oynamaya çalışanla oynatmamaya çabalayanı ayırt etmeyi. Futbol keyfimizi bitirdiler vesselam.

Beşiktaş, her türlü maçı germeye çalışan rakibine karşı iştahlı başladı oyuna. Toure, Rafa, Cerny ve önlerindeki Abraham maçın büyük bölümünde çok uyumlu değildiler. Buna rağmen net pozisyonlar yakalandı ama Abraham tek kelimeyle kötü günündeydi. Aynı şekilde Rafa da öyle… Durgundu… Futbolu reddeden oyun anlayışına rağmen Başakşehir bir de öne geçince Beşiktaş tribünleri dil altı haplarını almaya başladılar. Neyse ki Toure'nin harika golü erken geldi. Ardında da Beşiktaş'ın yenisi Cengiz Ünder eski takımı Başakşehir'e hak ettiği cezayı kesti… Sahanın en iyileri Orkun, Udokhai ve Gökhan Sazdağı'ydı… Cerny şu izlediğimizden çok daha iyi olduğunu bildiğimiz bir isim. Heyecan yaptı sanırım. Rafa çıkıp ortaya geçince daha etkili göründü. Cengiz ve Toure'nin golle başlaması onları için harika oldu. Bundan sonra daha bir özgüvenle oynayacaklardır.