CANLI
SKOR
Rıdvan Dilmen

Rıdvan Dilmen

Kocaman haklı çıktı

Tam Aykut Kocaman'ın istediği gibi bir ilk yarı oynandı. Bunda sadece Kocaman'ın değil Abdullah Avcı'nın abartılı sakinliği de rol oynadı.
Bazen teknik adamlar böylesi maçlara oyuncuları, "Aman strese girmeyelim" diye hazırlar. Ama elindeki kadro zaten tecrübeli Avcı'nın... Kocaman'ın elindeki kadro da çok tecrübeli ve ikisi de sinüs-kosinüs ile çalışan teknik adamlar. Ve burada sürprizi yiyen Avcı oldu. Geride 2'ye 1 pas yaparken Fenerbahçe üçlü baskıyla pozisyonlar buldu. Birkaç şutun dışında Başakşehir'in tek pozisyonu Chedjou'nun kafası...
Fenerbahçe'nin ise gol dışında üç tane var ki, biri direkten döndü. Kısaca konsantrasyon 1-0 önde tamamladı ilk yarıyı diyebiliriz.
Başakşehir ligin zirvesindeki rahatlığı ve ev sahibi olayını abarttı bana göre. Lig maçı gibi değil idman maçı gibi görmüş olabilirler. Daha başka bir takım olsa bunu yaparsın ama rakibin Fenerbahçe...
Avcı şurada da hata yaptı. 8-10 ay oynamamış Chedjou'yu dün sahaya sürdü. Bana göre abartılı bir güven olmuş. Sadece stoper olsa neyse. Önde Emre ve onun önündeki Mossoro da yok. Yani omurgan yok. Bir de Emre var gibi oynarsanız olmaz. Israrla devam etti buna.. Elindeki Mahmut ve Gökhan topu alıp çabuk çıkabilecek oyuncular değildi.
Başakşehir'in en büyük kozu pas yapıp, oyunu terse çevirmek ama sadece 2 kez yapabildiler bunu.
Ataklarda Arda'ya yoğunluk olunca da önlemi kolay bir takım haline geldi Başakşehir.
Fenerbahçe'ye gelince; "Beraberlik bana yeter, kazanamazsam da sorun değil" diyen bir teknik adamın takımına karşı Fenerbahçe'nin "Bugün biz kazanamazsak lig yarışı hayal olur" dediği bir ilk yarı geçirdik. Ayrıca Fenerbahçe'de geçen hafta 11'de başlayıp iyi oynayan iki oyuncu da kenardaydı. Alper ve Valbuena. Kocaman da Valbuena'sız başlayarak riske girdi, sadece kupada 1 golü olan Aatif'ı 11'e koyarak. Belki bunu Giuliano'yu daha fazla kullanmak için yaptı... Alex'ten itibaren Kocaman bu kararları alıyor. Belki de Kocaman maçı kaybetse ligden kopacaktı.
Buna kumar mı denir, idealistlik mi denir?
Valbuena ile başlamayıp kaybetseydi, Kocaman da çok şey kaybedecekti.
Özellikle medyada çok ağır eleştiriler olacaktı.
Ama böyle oynayıp kazanacağını kimse beklemiyordu.
Taraftarın sosyal medyada yazdığı "Böyle oynayın, canımızı verelim" lafı da gösteriyor Fenerbahçe'nin performansını...

Beşiktaş’ta gol atmayanı döverler

İzlemeyenler için şunu söyleyeyim, beşinci golün santrasında Karabüklüler başlarken, 4-5 Beşiktaşlı oyuncu 90+1'de öyle bir pres yapıyor ki sanki bir gol atarlarsa ancak tur atlayacaklar. Karabük'ün durumu zor... Asansör takım görüntüsündeler. Oyuncular mücadelesini yapıyor ama kulüp düşmüş. Karabük için üzüldüm açıkçası, bitime 14 hafta kala şu duruma düştü. Abartmıyorum, 10 tane gol kaçırdı Beşiktaş. Altıpastan kaçırıyorlar, yaydan kaçırıyorlar. Sırf arzuları bir tane gol getirmiştir. Medel'in oyununu düşünecek olursak, 14 kişiye karşı oynadılar. Beşiktaş 14 kişi gibiydi. Hem tribünlere, hem izleyicilere keyif verdiler. Ben yanıldım, 6-7'ye gidiyor demiştim maçı, az söylemişim. İkinci yarının 8'inci haftası bittiğinde Galatasaray'ın 54-56 puan aralığında lider olacağını düşünüyorum. 5 maçta minimum 13 alacaklar. Konya önünde ürkütücü ve iyi futbol oynadılar. Bunları düşünecek olursak, Beşiktaş'ın kredisi falan kalmadı. Konya deplasmanı zor mesela Beşiktaş'ın o ara fikstürde. Şenol hocanın, Aykut Kocaman'ın tüm hesapları 25. hafta bittiği gece kaç puan geride olacaklarının hesabını yapıyorlar. Galatasaray'ın o hafta üçüncüyle en az 4-5 puan fark yapmış olması gerekiyor ama… Beşiktaş'ta kendi sahasında gol atmayanı döverler. Love girdi, iki tane attı zaten. Love'ın attığı son golde pas vermesi lazımdı misal ama atıyorsun. İlk golde ofsaytı vardı ama tık diye doğru koşunun üstüne doğru vuruşu yapıverdi. Babel, Quaresma, Lens'le iç sahada gol atamayanı valla döverler. Negredo kulübede çıldırmıştır, "55'te çıktım, maç bu hale geldi" diye…
Çok yetenekli oyuncuları var ama çok zorlu bir periyoda girdiler. Bir Federasyon yetkilisiyle konuştum, "20 Mayıs'ta kapatmanız lazım" diye FIFA'nın isteği varmış. Buna rağmen erteleme için duygularımla hareket edip bir bakmak istedim. Bir Türk takımının avantajına olacaksa isterim durumu. "Bir boşluk var mı?" diye dersime çalıştım ben de. Ama baktığımda çok olağanüstü bir durum göremedim. Tek alternatif bence şu, Trabzonspor maçını Pazartesi gününe kaydırıp kupayı bir gün kaydırabilirler. Bunun dışında maçların hepsi oynanır gibi gözüküyor. Son olarak şunu da hatırlatmak isterim, Atalarımız "Büyük lokma ye, büyük söz konuşma" demişler. Fikret Bey, zamanında Süt Kupası demişti, şimdi maçını erteletmeye çalışıyor. Derbi de kupa da her zaman önemlidir.

Kaybetmek için her şeyi yaptı

Haftanın en faydalı golü Negredo'nun attığı gol oldu... En azından Bursa gibi önemli bir deplasmanda 1 puanı getirdi Beşiktaş'a... Başakşehir ile Galatasaray'ın önüne tepside puan geldi. Beşiktaş ve Fenerbahçe ile puan farkını artıracaklardı ama saat 18.00 itibariyle en şanslı takım haline gelen Galatasaray da o puanları alamadı.
Galatasaray maç boyunca kaybetmek için her şeyi yaptı. Sivas da şuursuzca oynayıp, son 15 dakika kazanamamak için her şeyi yaptı. 9 dakika uzatma var maçta. Demek ki kaliteli bir oyun yok. Türkiye'de gördüğüm en güzel zemin derken, Muslera'nın önünde top sekti ve Fenerbahçe'nin yediği gollerden birini yediler. Sevmediğim bir şey ama dilimde tüy bitti, Muslera gibi önemli bir kaleci sabah-akşam aynı golü yiyip tedbirini almıyorsa, diyecek bir şey yok. Birçok teknik adamla çalıştı, belli ki bu kaleci çıkmıyor. Rakip topa vurup direğin dibine giderse topu kimse çıkaramaz. 2-0 sonrası top direğin dibinden yine gitti. Geri pas hızlı geldi, bir de sekti hatta kaçırabilirsin de. Bunlar oyunda var ama sahaya çıkışa bakınca ben doğru bir takım olduğunu düşünmüyorum. 4 stoper benim ölçümde; Donk, Denayer, Maicon ve Tolga. İlk kez oynayan bir sol bekin (Nagatomo) var. Samet Aybaba Sivas'ı gömmüş. Gömünce Galatasaray olduğu yerde kaldı. Ben devrede Terim'in hamle yapmasını bekliyordum ama o, 2-0'dan sonra yaptı. Sivas da yaslandıkça yaslandı. 2-2 olabilir miydi? Olabilirdi ama çok önemli bir haftada, önemli bir fırsatı kaçırdı. Gördüğü halde devrede iki oyuncu ile birlikte formatı da değiştirmesi gerekiyordu. Yaptıktan sonra yetişemediler. Terim'in bu maçta Selçuk'a ihtiyacı vardı.
Hakemi beğenmedim. Kartlarda da sıkıntı vardı. Bir de çok konuşuyor. Zaten uzatmanın 1.5 dakikası kendi konuşmaları. Vermediysen vermedin açıklama yapmana gerek yok, devam et gitsin.
Türkiye Ligi'nde her şey kaosa girdi. Başakşehir dramatik bir şekilde beraberlik golü yedi. Zaten kötü de oynadılar. Buna rağmen takipçisine bir puan daha fark attı. Şenol Güneş üzüntülü. Aykut Kocaman üzüntülü... Bu ligde 14'te 14 çok zor. Ama potansiyeli olan takım Beşiktaş. Onlar da geçen seneki sıkılıkta değiller.

Bu hatalar adamı kel bırakır

Maçın skoruna ilaveten bugünkü maçlar çok büyük önem kazandı. Galatasaray ve Başakşehir kazandığı takdirde puan farkları ciddi şekilde açılacak. Haftaya da Başakşehir'e gidecek Fenerbahçe. Başakşehir'in 1-0 kazanması 10 puan fark demek… Liglerin ikinci yarısı başlamadan 10 gün önce Ümit Özat'ı gördüm, çay kahve içtik. "Küme düşme adayısınız" dedim, Ümit de "Yok hocam, çok enteresan oyuncular aldık, ikinci yarıda daha iyi oluruz" dedi. Dün iyi mi oynadılar, hayır ama belli bir kapasiteye ulaştılar. İkinci yarıda 4'lü savunmaya dönünce daha organize oldular. Gençlerbirliği duran toplarda çok fazla pozisyon vermiyor
Öylesi bir hakem hatası oluyor ki maç bir anda 11'e 10 olacakken avantajına dönüyor. Sonra Fenerbahçe klasik, saçma sapan gollerinden yiyor. Daha tuhaf bir şekilde normal pozisyonları atamayıp iki tane kontradan buluyor, sonra yine saçma bir gol. Futbolcular son dakikalarda garip bir psikolojiye giriyor. Şuursuz bir baskı, şişirme falan var ama çok iyi başlayıp kötüye gitti Fenerbahçe. Mete Kalkavan maçın genelinde hatadan etkilenmeyip fena yönetmedi ama o hata etkiledi maçı... Çok iştahla bir yemeğe başlıyorsunuz, harika bir yemek… Öyle bir tatlı getiriyorlar ki masaya bütün ağzınızın tadı kaçıyor. Aykut hocanın hafta içindeki açıklaması mental bakımdan bir şeyler gösteriyordu. Sadece hakemler açısından söylemedi onu. Dünya futbol tarihinde bu kadar hata yapan bir takım yoktur. Artık bir algı var, "Fenerbahçe kötü oynuyor" diye… Fenerbahçe ilk yarıda muhteşem top oynadı. Aykut hocaya pozisyon kaymaları, laktat testleri falan yetmez, yeni bir taktik idman önerim var. Haftada 2 gün kendi kalesine gol atma, bireysel hata yapma idmanı yaptırsın, o zaman dahi bu kadarını yapamazlar. 22 maçta inan yüzde 80'inde böyle go l yiyin deseniz beceremezsiniz. Dirar sen öyle bir koşu yap ki kademeye gir, kaleye doğru vur, Volkan sen de açıl desen bunu yapamazlar. İnanılmaz… Fenerbahçe'de sanki hata yapmayanın ağzını burnunu kırıyorlar. Çok tuhaf bir durum… İyi de oynasa kötü de oynasa ligin en çok beraberlik alan takımı… Kayseri maçı, bu maç… Kurtarılan değil, kaybedilen puanlar. Atılan gol sayısı 39, fena değil. Ben bu kadar sakarca gol yiyen bir takım görmedim. Ben bunu bir mazeret olarak asla söylemiyorum. Saç ektirme merkezlerine gidin, anket yapsanız % 80'i Fenerbahçeli çıkar. Bu takım, adamı kel bırakır

1 puan kazanç değil

Yarışta bir rakibin olsaydı bir puana kazanç derdim, üç rakibin varken bu beraberlik için söylenecek şey '2 puan kayıptır.' Oyuna baktığımızda normal bir sonuç çıktı. Şu bir gerçek ki Beşiktaş deplasmanlarda 17 puan kaybetti. Beşiktaş her maça rakibi ortak ediyor. Eskiden yanına yaklaştırmazdı. 'Bu bir puan şampiyon yapar' derler ama mesafe daraldı, 14 maç var... Galatasaray, Fenerbahçe ve Başakşehir kazanırsa ne olacak? Beşiktaş ikinci yarıda 4'e 2 falan yakalanıyordu. Beşiktaş'ın lisanslı 4 forvetinin 3'ü sahadaydı. Sadece Larin kadroda yoktu. Bu büyük kayıptır. Kazanç olarak görülemez bu vakitten sonra beraberlikler. İstersen Trabzon'a, istersen Bursa'ya git, bu böyledir. Hatta Beşiktaş için Fenerbahçe'yle beraberliği bile kayıptır. Galatasaray ve Başakşehir de işin içinde. Yarın bir gün averajla 1 puanla şampiyon olabilir mi, olabilir ama Beşiktaş 2 yıllık performansına göre iyi bir sezon geçirmiyor kesinlikle. Sakatlıklar da başladı.
Medel'i stopere çekebilir miydi diye maç içinde düşünenler olabilir ama Medel orta sahada 3 kişilik oynadı, sarı kartı cebinde olmasına rağmen… Medel her pozisyona yama yapabilecek gibi oynuyor, her yere yetişiyor. Quaresma falan gelmemeye başlamıştı. Gökhan Gönül kötü sezon geçiriyor, seyirci gayretiyle içeride oynuyor ama sakatlıklar etkilemiş görünüyor. Gökhan çıkıp Caner girince, Adriano sağa geldi ama bu değişiklik yüzünden Tolgay'ı da kullanamadın. Ne yapıp edip Gökhan'ın kuvvetlenmesi lazım… Açıkçası adaletli bir sonuç çıktı. Beşiktaş mesafeleri çok uzatıyor, gittili-geldili maçlar oynuyor. Beşiktaş kalitesiyle gol atıyor. Çok yumuşak gelen topa sert vurabiliyor Talisca, Adriano acayip bir şut çıkarabiliyor ama bütünlüğünü kaybetmiş durumda, iyi olmadığı gün puan kaybediyor. Yaş ortalaması 31.7 derken bunun altını özellikle çiziyorum hep. Oğuzhan 19 maçın belki 3'te 1'inde iyi top oynamıştır. Oğuzhan iyi başladı ama kötü bitirdi, düştü oyundan. 3 maçın 2'sinde iyi oynayan bir tek Pepe var. Geçen sezonlarda takımın tamamı buna yakındı. "Nasılsa şampiyon oluruz" düşüncesi vardı takımda, Şampiyonlar Ligi'nin de etkisiyle. Vida'ya en fazla "fena değil" diyebilirim, eh. Kontrollü oynayan bir takımdan geldi ama Beşiktaş öyle değil, direkt oynamaya çalışıyor. Maç trafiğine bakar mısın? Kupada turu geçerler, Fenerbahçe de geçer, iki tane derbi. Bayern Münih maçları da var. Öyle bir fikstürü var ki Beşiktaş'ın, buna vücut dayanır mı? U-34 ligiyiz zaten. Adebayor'un sözleşmesi 37, Eto'o'nun sözleşmesi 40 yaşında bitiyor. 33 yaşında Vagner Love transfer yaptı. Bu oyuncular için son durak, satışı da yok. Fiziksel olarak da lig olarak da düşüş yaşayacağız bu gidişle.

Maçın hakkı 6-2’ydi

Galatasaray'da ikinci yarının ilk 8 haftalık periyoduna baktığımız zaman hep şunu diyorum: Rakipleri de kendi arasında oynayacağı için 25. haftada Galatasaray'ın ikinciye en az 3-4 puan fark atması gerekir ki şampiyonluk iddiası ciddi boyutta olsun. Bu maçlar o yüzden çok daha önemli.
Maçı izlemeyenler için şöyle bir analiz yapmak isterim: 3 dakika özet pozisyonları vermeye yetmez. Diyelim her pozisyonu koyup tam vuruş anında bıraktık ve sorduk, "Bu gol mü değil mi" diye… İnsanlar minimum 5 tane gol olmuştur, 2-3 tane kaçırmışlardır der. Yüzde 99'lık en az 6 pozisyonu var Galatasaray'ın. Normal skorun 5-2, 6-2 falan olması lazımdı. Maçın kırılma noktası açısından bakarsak ise karşılaşma 1-0'ken Serdar Gürler'in kaçırdığı pozisyonun dönüşünün 2-0 olması diyebiliriz. Osmanlıspor maçı güzelleştirdi. Onlar da oynamaya çalıştı. Numan, Yalçın ve önlerindeki Musa ağır oyuncular. Son dakikalarda Galatasaray 4-5 tane kaleye paralel kesilen toplar vardı, asist olması gereken. Galatasaray temiz ve çok iyi oynadı. Omurganın performanslarına bakalım. Denayer gerçekten çok iyiydi. Tolga da aynı şekilde. En az 12 kilometre koşmuştur. Feghouli iyiydi, iki tane daha atabilirdi. Eren etkiliydi. Omurgasının performansı böyle olunca yanındaki oyuncular da takviye yapınca sonuç geldi. Tudor'u eleştiriyorduk, o da 8 maçta 7 galibiyet almış, sadece Fenerbahçe'yle berabere kalmış. 10 maç, 28 puan… Türk Telekom Stadı'nda puan Anadolu takımı için aslanın ağzında oluyor. Gerekli pozisyonları buluyor. İçeride 28 gol atmış Galatasaray, dışarıda ise 14. Yarı yarıya yani… Yeni bir teknik direktör geldi, Fatih hoca bile olsa. Takımının önde basmasını ister ama...
Feghouli tam forvetin arkasında öldürücü bir oyuncu olabilirdi, hoca Belhanda'yı kesip onu koydu. Selçuk İnan yerine de ikinci yarı Belhanda'yı alıp savunma ile ön bölgeyi de yetenek olarak bağladı. Serdar Aziz kötü oyuncu değil ama Maicon geniş alanda ligin en zayıf oyuncularından biri. Bunu düşünerek hızlı Denayer'i sol stoper kullandı. Denayer yakalanınca çabuk olmasına rağmen geri geri kaçarak rakip çok süratli olsa da tutabiliyor. Dün gecenin çok iyilerindendi. Gomis'in çok önemli bir değeri ve özelliği var. İki tane stoper yanında olmasına rağmen öyle bir açı alıyor k i topu doğru alıyor. Hem çalım atabiliyor hem mermi gibi vurabiliyor. Kalite...

Güvensizlik oyuna yansıyor

İyi maç oldu... Doğru maç mıydı? Değil... Beşiktaş'ın Antalyaspor ile oynadığı karşılaşmaya benziyordu. Orta saha boşluğu oyundan çabuk düşmesine neden oluyor. Pepe ile Negredo arasındaki mesafe her hafta daha fazla uzamaya başladı. Maçı iki ihtimalle oynamaya başlıyor. Vurdu topa, çatala gitse puanı kaybedeceksin. Maçı 2-0'a getiren başta Talisca, sonra Quaresma… Talisca oyundan zorunlu olarak çıkarak, Quaresma ise çok top tutarak ikinci yarı skorun artmasını engelledi. Negredo, iki haftadır, özellikle de dün hemen hemen hiç yoktu. İlla gol atmazsın ama oyuna katkın olur. Oyuna doğru gelirsin, pas alırsın, duvar olursun. 3'e, 4'e 1 olan pozisyonlar dahi laubali hareketler nedeniyle kaçtı. Bir tane direkten döndü Kasımpaşa'nın, iki üç tane Fabri'nin kurtardığı top var. Beşiktaş 4'e 1, Kasımpaşa 4'e 2 yakalıyor. İki takım da kontratak oynadı ilginç bir şekilde. Bu da orta sahadaki mesafelerin açılmasının sonucu… Beşiktaş, iki yıldır önde götürüyordu, artık 6 puan geriden gelme psikolojisiyle oynuyorlar ve bu durum tecrübeye rağmen telaş ve koruma içgüdüsü getiriyor. Eski özgüveni yok. Saha dışı mental yorgunluk var. Teknik olaraksa 31.7 yaş ortalamalı takımın artık sertleşen maçlarda zorlanması. 94 doğumlu Talisca, 92'li Oğuzhan'a rağmen 31.7 yaş ortalaman var. 29-30 bile yok, iki tane 35 yaşında oyuncun var. Bu da orta sahada mesafelerin açılmasına sebebiyet veriyor. 2-3 yıldır her yere ahtapot gibi giden Atiba vardı, artık kayboldu. 26'dan 27'ye çıkman bir şey fark ettirmez ama 34'ten 35'e gitmen çok fark ettirir. Atiba bloklar arasında dengeyi kuruyordu. Medel, Atiba, Oğuzhan ve Tolgay… 3 tane tok orta sahayla dahi istediğini yapamıyorsun. Öndeki 4'lü dönmüyor, Pepe ve savunma hattı da kendisini geriye atınca alan veriyorsun. Uzatmalar zor bitti. İki haftadır skor maçı oynuyor Beşiktaş ve bu güvensizlik de oyuna yansıyor. Önünde üç takım var; 'Başakşehir kazanırsa ben de puan kaybedersem 8 puana çıkar' diye düşünmek aleyhine işliyor. 2-0'ları hiç sevmem, rakip hep ümitlidir. İki maç, 6 puan. Bakıyorum, Trabzonspor- Fenerbahçe dışında Başakşehir 42, Galatasaray 41 puan yapacak gibi. Beşiktaş haftaya Bursa gibi sert bir deplasmana gidecek, bugün itibariyle 36 puanda olması çok mühimdi. Bursa, Beşiktaş'a daha farklı konsantre olan bir takım. Pepe ve Talisca'nın cezalı duruma düşmemesi de önemliydi.

Terim kişilerin üstündedir!

Rakipleri kazanmıştı Galatasaray'ın...
Mutlaka kazanması gereken bir maç gibi gözükse de önündeki maç trafiğine baktığımızda telafisi vardı. Ancak kiminle konuşursak konuşalım, daha 20. dakikada 2-0'ı düşünmezdi. Zor geçeceği düşünülüyordu ama Terim'in çalıştırdığı takımların maçlara iyi başlama geleneği var. Gerçekten de çok coşkulu başladılar.
Galatasaray presle çıkarmadı Kayserispor'u ve benzer pozisyonlarda iki gol buldu. Ama ilk golün ofsayt olduğunu söylemeliyiz.
Hani bir laf vardır, "Gölge etme başka ihsan istemem senden" diye... Cüneyt Çakır karışma bu maça işte...
Galatasaray ne güzel oynuyordu. Umut'a yapılan pozisyonda sarı kart göster. Bana göre; top yüksekte ve bariz gol şansı olmadığı için kırmızı değildi o pozisyon. Tamam yardımcı hakem hata yapabilir, ama Cüneyt hocam sen gölge etme...
Avantajı oynatıyor, sonra kart vereceğim diyor vazgeçiyor...
İlk 20 dakikada muhteşem bir Galatasaray, sonra biraz daha kontrollü oyun ve geriye dönüş. Galatasaray maçın başındaki futbolu ile kazanmaya geldiğinin mesajını verdi.
Kayserispor şok oldu. Oynayamadı değil Kayseri oynatılmadı Galatasaray tarafından.
Bir de Kayserispor böyle pres yapan, oynatmayan bir Galatasaray beklemiyordu.
Ayrıca futbolda çok havaya girmeyeceksiniz. Büyük takımlar gelir, Galatasaray gibi sizi çıkarmaz.
Hoca değişikliğinden sonra Selçuk İnan'ın konsantrasyonu da güveni de arttı.
Ama ben Selçuk ve birkaç oyuncunun giden antrenör hakkında konuşmalarını beğenmedim. Galatasaray'da Tudor puansal olarak kötü bir miras bırakmadı.
Fakat ben hep söylüyorum; Terim boşta olduğu dönemlerde oradaki teknik adam baskı altındadır. En doğrusu da Terim'in bir şekilde oraya gelmesidir.
Devre arasında Sumudica iki değişiklikle oyunu değiştirdi. 2-0 hep söylerim tehlikeli skordur. 1-2'yi yakaladığınızda psikolojik faktörler girer devreye. 1-2'den sonra Kayserispor, 2-3 pozisyonu ya Muslera'ya takıldı ya da oyuncularının kabiliyetsizliğinden kullanamadı.
Şimdi Galatasaray, yarışta 'ben de varım' dedi. Hafta sonu 40-45 bin taraftar gelir stada, yeni yönetim... İşin ilginci Fatih Terim'i getirenler yok oldu. Fatih Terim artık bireysel kişilerin üstündedir.
Galatasaray'ın dışında olduğu sürece de beklenen bir teknik adamdır.

Oğuzhan’ın çıkması yanlıştı

Antalya'da iki tane savunma yapamayan takım karşı karşıya geldi. Beşiktaş'ın hücumda problemi yok. Çok etkili geliyorlar, özellikle ilk yarıda üst üste kornerler kullandılar. Quaresma, Babel şut atıyor. Talisca da çok etkili oynadı.
Sezon başından beri Şampiyonlar Ligi gruplarının dışında ligdeki en iştahlı maçını oynadı diyebiliriz onun için. Pozisyonları vardı Beşiktaş'ın ama takım savunmasında merkezdeki ikili Vida ile Medel ilk kez birlikte oynadılar. Uyumsuzluk kendini gösterdi.
Özellikle ilk yarıda top rakipteyken Beşiktaş'ı beğenmedim. Rakip ikinci bölgeyi çok rahat geçti. Yine ilk yarıda Beşiktaş'ın verilmeyen golünde Babel sanki sağ elinden destek alarak faul yapıyor. Talisca mükemmel bir forvet arkası. Bence Şenol hocanın, Oğuzhan değişikliği yanlıştı. İyi oynuyordu. Beşiktaş iyi bir santrfor alırsa, önde problemi yok diyebiliriz.
Medel var mesela, her yere yama yapabiliyorsunuz.
Vida'nın ise Tosic'ten formayı zor alacağını düşünüyorum.
Ama bir maç üzerinden yapıyorum bu yorumu tabii ki. Beşiktaş'ın mutlak kazanması gereken bir maçtı. 5 haftalık periyotta büyük sıkıntı yaşayacaklardı. Bu deplasmanda alınan 3 puan siyah-beyazlılar için çok önemli.
Başakşehir gündüz kazandı yani dün gece oynamadan 9 puan geridesiniz. Fenerbahçe'nin de 6 puan gerisindesiniz. Böyle bir tabloda maça çıkıyorsunuz ve 1-0 geriye düşüyorsunuz.
Kolay bir durum değil. İki takım için de taktik disipline 10 üzerinden 2 veririm bu maça...
Hakem Halis Özkahya da berbat maç yönetti. Antalyaspor'un net bir penaltısını vermedi.
İlk yarıda Babel'in pozisyonu yüzünden sıkıntı yaşadığı için bu pozisyonu veremedi.
Antalya'da Beşiktaş'ın kalite farkı ortaya çıktı.
Antalya takımına da bir şey olmuş.
Depresyon geçiriyor belli. Gelen oyuncuların elektriği, psikolojisi iyi değil. Eto'o'nun sözleşmesi feshedilecek deniyor. Bir an önce toparlanmaları gerekiyor.

***

BAŞAKŞEHİR BARCELONA GİBİ
Başakşehir, dün Bursa'da 3-0 kazanıp çok önemli bir 3 puan aldı. Maçın son 25 dakikası yani skor 2-0 olduktan sonra artık antrenman havasına girdi mücadele. Sanki ikinci bir Barcelona seyrettik. Bursa da oyundan düştü. Başakşehir'in attığı ikinci golün okullarda gösterilmesi lazım ders olarak. Paslaşmalar çok güzeldi. Başakşehir'in futbolu için söylenecek çok şey var.

Aldığı miras kötü değil!

Galatasaray, Göztepe maçını dün sahada değil, perşembe günü Fatih Terim'i takımın başına getirdiği an kazandı... Çünkü öyle sürpriz bir karar olmuştu ki salı günü, İgor Tudor gönderilmiş ve teknik direktörün kongreye kadar belli olmayacağı söyleniyordu.
Fatih Terim, iki idmana çıktıktan sonra takımın başındaydı. Onun gelmesi camiayı bütünleştirdi.
Ayrıldığı, Milli Takım'a gittiği, üzdüğü, kırıldığı dönemler oldu ama biz de hep diyorduk, "Hoca boştayken Galatasaray'ın teknik direktörü kim olursa olsun onun üzerinde baskı unsurudur." Göztepe, maça korkunç bir tempo ile başlamak istedi. Ligin yeni takımı ama çok tecrübeli oyuncuları var. Tamer Tuna da tecrübeli teknik direktörlerle çalışırken onlardan bir hayli beslenmiş. İlk denemesinde bunu gösterdi. Türk Telekom Stadı'na boşuna gelmemişler. Son 10 dakikada Galatasaray, skoru 3-1'e getirip, konsantrasyonunu biraz kaybedince, maç 3-2'ye gelebilirdi.
Galatasaray için dün şu belli oldu ki devre arasında sola bir oyuncu alınacak. Dün sahada Belhanda, pozisyonunu kaybeden tek oyuncuydu. Topla da fazla buluşmuyor.
Dört orta sahanın neresinde duracağını bilemiyor.
Feghouli'nin zamana ihtiyacı var. Sahanın en iyi oyuncusu Ndiaye'ydi. Ben çok beğenmiyorum ama Fatih Terim'in vazgeçilmezi olacaktır. Fatih Terim'li Galatasaray'ın agresif oynayacağı belli. Bunu da dün gösterdiler.
İç sahada Galatasaray, deplasmanda Fenerbahçe lider kapattı ilk yarıyı.
Deplasmandaki 10 puan ciddi kayıptır Galatasaray için... Terim, ofansif oyuncuları oynatmayı bilen bir hocadır. Fizik gücü yerlerde bir takım almadı.
Ne kadar gaz yaparsanız yapın ikinci yarı başladığında ortaya konacak performans, Tudor'un bıraktığı bir sermayedir. Gomis, iyi gününde olmamasına rağmen yüksek tempoyla oynadı. Son 10 dakika olan konsantrasyon düşüklüğü dışında iyiydi.
Maicon'un golü mükemmeldi.
Fatih Hoca, "Üç puanı önce bir cebime koyayım sonra biraz dinleneyim o arada takıma iyice bakarım" dedi. 35 puan cebinde. Aldığı miras kötü değil, taktiksel ve deplasmandaki performansı artırmak için Terim'den fazlasıyla katkı alacaktır.
Üç büyük hatta Trabzonspor'u da koyalım bu hakemi (Yaşar Kemal Uğurlu) istemez. Çok ciddi bir hata yaptı. Kesinlikle atması gerektiği halde Fernando'yu atmadı. Sabri'nin Yasin'e yaptığı hareket penaltıydı. Yine de bu statta 46 bin taraftar önünde işi de zordu. Ama evde televizyondan izleyince "Penaltıymış" diyecektir.
Son söz şunu söyleyelim: Fenerbahçe taraftarı olarak Fatih Terim'in Galatasaray teknik direktörü olmasını istemem, Galatasaraylı olsam da Terim'den başkasını takımda görmek istemem.