CANLI
SKOR
Rıdvan Dilmen

Rıdvan Dilmen

Başkan olsam kısa dönem çalışmam!

Ligin son haftası... Konya.. Soğuk... Konya da ligde zor pozisyonda.. Bunların hesabını yaptığımız zaman puan kaybı muhtemeldi.. Ancak Fenerbahçe'nin son dakikalardaki baskısı takdire değer.. Bu sezon lig çok enteresan.. Fenerbahçe şu anda lider.. Dördüncü olma ihtimali de var... Lider Başakşehir veya Galatasaray da olabilir.. Aykut Kocaman'ın teknik direktörlüğünü yaptığı takımları çok ayrı izlemek lazım.. Ben başkan olsam Aykut Kocaman'la asla kısa dönem çalışmam. Veya küme düşmemeye oynasam 'gel bizi kurtar' demem. Uzun vadede çalışılması gereken bir hocadır kendisi... Hayat felsefesi sabıra dayalıdır. Çok enteresan bir iradesi vardır... Antrenör takımı diyebileceğimiz birkaç teknik direktörden biridir.. Onunla çalışan başkanın sabırlı olması lazım.. Onunla çalışmak kolay değildir.. Hayata bakış açısı, temkinli ve kontrollüdür.. Aykut Kocaman'ın oynattığı futbol ve çalıştırdığı takımlar kişiliğine de yansıyor..
Dünkü maçta Konya gibi zor bir deplasmanda 'Ben devreyi 0-0 kapatayım' diye düşündü. Sonra 'santrforu oyuna sokarım' dedi... Oyunu biraz götüreyim ceza sahasında iş bitirsinler diye düşündü. Ancak o anda golü yedi.. Nasıl yedi? Fenerbahçe golü kendisi yedi... Ömer Ali de harika bir gol vuruşu yaptı.. Fenerbahçe ardından 12. duran toptan golünü attı. 80. dakikadan sonra ise bütün riskleri aldı ve Fernandao oyuna girdi.. Bu dönemde de hesapları aslında oturdu. Bol pozisyon buldu F.Bahçe... Son dakikada Fernandao vurdu, top direkten döndü, maç bitti derken Valbuena net pozisyonu kaçırdı..

BÜTÜN OMURGA DEĞİŞTİ
Aykut hoca, Osmanlı maçından sonra 'gereğini yapacağım' derken Aziz Yıldırım ile birlikte yeni bir hedef belirlediler. Hoca Skrtel'i unutmuştu, savunmada Neto ile Neustadter'i oynatıyordu. Orta sahada da üçlü oynatıyordu.. Ancak Osmanlı maçından sonra ikili ortaya döndü, defansta da Skrtel oynamaya başladı. Kalede ise Volkan görevi devraldı. Daha da önemlisi Giuliano'yu da kendi mevkiine aldı. Takım değişirken Aykut hoca da kendini değiştirdi.. Böylece takımın bütün omurgasını değiştirdi. Konya karşısında dört savunma oyuncusu yoktu... Josef ve Topal'ı defansta kullandı.. Özellikle orta saha oyuncularının yerlerinin değişmesi Fenerbahçe adına üretkenlik dışı ataklar getirdi.

Terim yüzde 99 gelmeli!

Çekirge misali… 2-0 gerideyken ve rakip 10 kişi kalmışken oyunu çevirmek kolay. Ancak futbolcular hocalarına inanmıyorlar. İgor Tudor ise fazlasıyla güveniyor takımına… Uzatmanın son dakikalarında korner kullanılırken, G.Saray seyircisi tırnaklarını yiyor, Muslera kalesinden çıkıp, rakip ceza sahasına geliyor, atışı sen kısa pas olarak kullanıyorsun. Kafalar o kadar maçta değil ki, o kadar kötü hazırlanıyorlar ki... Bugün sabah lider takımın taraftarı, yöneticisi olarak kahvaltı yapıyorsun, belki de yarın üçüncü olacaksın. Yeni Malatya, G.Saray'dan iyi oynadı, önde baskı yaptılar. Yeni Malatya'nın hocası Erol Bulut, 7 gün G.Saray'ı çalışmıştır. Ben olsam çalışmam. Çünkü G.Saray'ın ne oynayacağı belli değil ki… Antrenörler farklı kurguları deneyebilirler. Ama idmanlarda, hazırlık maçlarında ya da 3-0'lık skoru yakaladıktan sonra… Geridesin ve Eren Derdiyok'u 89. dakikada oyuna alıyorsun…
Biz görüyoruz da oyuncular bilmiyor mu? Tabii ki biliyorlar, Tudor, birkaç maç sonra gidecek. Böyle düşünüyorlar. Yorumcu kimliğimi bir kenara bırakayım, Fenerbahçeli bir taraftar olarak düşüneyim; 5 takımın şampiyonluk şansı yüzde 20'şer… Fatih Terim gelirse G.Saray'a 5 puan daha veririm. G.Saray'dan ayrılışındaki kırgınlıklara rağmen, takımın başına Fatih Hoca yüzde 99 gelmeli. Ancak yüzde 100 Tudor'la devam edemezsiniz. Tudor'la benim, ne alıp veremediğim var? Ama apaçık bir şekilde görülüyor ki, onunla ol-ma-ya-cak. Bu takımın canlandırılması lazım, bu takım cansız… Bu takıma atılan ilk şut gol olmuş… Galatasaray'da bir kan değişimi şart!

Bu, büyük kulüp farkıdır

Galatasaray 2-0'dan maçı 4-2'ye çevirirken oyun olarak muhteşem işler yapmadı ama işte büyük kulüp farkı diye bir şey var. Büyük kulüpler taraftarlarıyla büyüktür.
Maçı çeviriyorsunuz.
Deplasmanda zor çevirirsiniz, 7 bin kişi olsa da zor olur. Şartlar, tecrübem, koku, tarz bu maçın 2-0 değil, böyle bir skorla biteceğini gösteriyordu.
Buna hemen hemen emindim.
Bireysel performanslar maçın çok çok önüne geçti.
Muslera'nın kötü performansı.
Hakemin verdiği iki kritik kırmızı kart...
Gomis'e gösterilen kırmızı kart da haksız. Mustafa Yumlu'yla karşılıklı sarı kart olmalıydı. Ümit Öztürk'ün en iyi kararı ise son golde oynatmasıydı.
Galatasaray'ın dönüşünde risk alınmalıydı, aldı.
3'lüye döndü.
Kazanan haklıdır.
Akhisar için 11'e 10 kalmak kolay bir olay değil. Oyunun sonları da Galatasaray için kolay bitmedi.
Belhanda da Feghouli de ikinci yarıda daha fazla top aldı, alan da bulmaya başladılar, oyuna ısındılar ve ilk yarıya göre çok daha iyiydiler.
11'e 11 olsa bu dönüş daha zor olurdu. Gomis'in yanına Eren de gelebilirdi. Bayağı tuhaf şeyler oldu maçta.
Fernando Galatasaray kariyerindeki ilk golünü attı. Antrenör için de zor bir müsabakaydı.
Baskı altında... 5 yemişsin, 3 yemişsin. Kendi sahanda sadece bir beraberlik almışsın, ligi uzun süre forse etmişsin ama olmaz. Doğal bir baskı olur Galatasaray'da. Tribünler de İmparator Fatih Terim diye bağırır. Lucescu'yla şampiyon oldu Galatasaray, Fatih hoca göreve geldi. Taraftarın beklentisi yanlış değil. Bu gölge hep olacak. Yarın kaybetse yine tartışılır Tudor... Bu kadar kaosun içinde en azından iki İstanbul maçında 8 gol yemesine rağmen aradaki iki maçı kazanarak tutundu.
Galatasaray taraftarını da ayrıca kutlarım, böylesi bir travma sonrası maça geldiler.
Maicon kendi kalesine atıyor. Muslera Türkiye'ye gelmiş en büyük kalecilerden birisi ama formsuz.
Derhal toparlanmalı.
Bu sezonki performansı iyi değil. Sezon başından beri soru işareti olan Ndiaye'ye bayıldım dün. Normalde çok beğenmem. Hücumda da savunmada da Ndiaye'dir. 3 kişilik oynuyor, müthiş bir temposu var. Yasin de çok koşuyor ama Ndiaye'nin koşuları etkiliydi. Maçın adamı o.

Fenerbahçe maraton koşuyor

İkinci yarı için maçın hak edeni diyebiliriz Fenerbahçe için... İlk yarıda mücadeleci, sadece taraftarın güzel olduğu bir devre izledik. Pozisyon yoktu. İkinci devre Fenerbahçe'nin fiziksel kalitesini gördük.
En hızlısı Beşiktaş, en organizesi Başakşehir ama en fiziklisi de Fenerbahçe... Fenerbahçe 'Ben maraton koşucusuyum, bana sabredeceksiniz' diyor. Kulüp başkanı başta olmak üzere taraftarın Aykut Kocaman'a istifası sonrası destek olması 4'üncü galibiyeti getirdi. Her maç ligin en önemli maçı der oyuncular ama Antalyaspor deplasmanı çok mühim demiştim. Takımı tartışmaya açacaktı. Orada oyuncuların sevinci galibiyete değil, geleceği görmelerindendi. Gelecek maç için perşembeye biletler tükenir Fenerbahçe'de, 50 bin kişi dolar stat. Bu kadar iddialıyım.
Antalya maçına giderken yine puan farkı vardı ama ne deniyordu, 3-4 puan geride bitirsek ne güzel olur. Başakşehir'i dışarıda bırakırsak Galatasaray ve Beşiktaş'ın puanlarca gerisinde kalmayacağı kesinleşti artık. Büyük kulüple büyük taraftarı ayırmak lazım... Galatasaray onca şey yaşıyor ama ne yapıyor, toparlanıyor. Akhisar maçında tribünler doluya yakın olacak. Beşiktaş bir canlandı, 3 atıp arayı kapattı. Bu kulüplerin ayağa kalkması, liderlerin davranışlarıyla ilintilidir. Yönetim dedi ki 'Hoca burada var, devam ediyor'. Aykut hocanın çalışma stiline adapte olmak kolay değil. Sabırla form tutmak istiyor.
Aykut hocanın hesabında hep fizik kapasitenin artacağı vardı. Futbol rakiple oynanır, Fenerbahçe kapasitesini verdi ve kazandı. Oyununu oynadı. Mehmet- Josef'le oynarım, 4 de ofansif oyuncuyla oynarım dedi. 71'inci dakikada sağ açıkta bir top kaptırdı Dirar, yüzde 100 deparla geri döndü defansa kadar. Bunlar kolay değil. Günlük oyunda da hesabını kitabını yapan, 70'ten sonra maçı koparabileceğini bilen bir teknik adam var Fenerbahçe'de.
Bursa'da muhteşem bir seyircin var, potansiyelin var. Le Guen maç öncesi demecinde, "Favori Fenerbahçe, elimizden geleni yapacağız" diyerek baştan kaybetmişti ama... Ben de biliyorum Fenerbahçe'nin daha iyi kadrosu olduğunu ama bu maç Bursa'da. Bunu İstanbul'da söylese tamam, Bursa'da olmaz.

Kimse ‘Valbuena niye yok’ diyemez!

Öncelikle şunu belirteyim ki; Fenerbahçelilerin arzuladığı, izlemek istediği takım bu... Haftalardır tüm Fenerbahçelilerin serzenişi neydi? İşte böyle bir takımı sahada görmekti. Kasımpaşa pozitif oynamaya çalışan, iyi hoca ve takımdan kurulu bir takım. Kasımpaşa takımının dün yapacağı hiçbir şey yoktu. Fenerbahçe takımının geçen yıldan beri en çok beğendiğim coşkulu arzulu ve kaliteli atak yaptığı maçı izledim. Fenerbahçe'de dün kimse kötü oynamadı. Maçın başından beri neyi doğru yaptı; yardımlaşmayı... Hem hücumda hem de savunmada sürekli yardımlaştı. Bu çok önemli bir nokta...
Bir parantezi de taraftara açmak lazım.
Fenerbahçe'nin hep sezon başından bu yana 12. adamı eksikti.

1000 METRE FAZLA KOŞTU

Bugün taraftar yüzünden bin metre daha fazla koştu Fenerbahçe... Fenerbahçe'nin seyircisi 30 bin geçerse 1,5 puanı kafadan alır! Neden çünkü tribünden o enerjiyi alır oyuncu. Yorulsa da bıkmaz. Suni puan konusunda haksız çıkmadı Kocaman...
Fenerbahçe'nin üç hafta önceki bakışı ile şimdiki bakışı bir değil. Görüş artık tamamen değişti. Şimdi eleştirdiğimiz Fenerbahçe şu an ligin en çok gol atan takımı... Yalnız, ben puan cetvelindeki -4 puanı taraftara yazıyorum! Şu taraftar Kayseri maçında olsa +4 olurdu puan durumu. Aykut hocanın kendine ait bir felsefisi var. Aykut hocanın başarılı olduğu, şampiyon olduğu sezonlara bakın, takımları genellikle sezonun ilerleyen haftalarında form tuttu. Yine aynı durum var...
Kocaman, fiziğe inanan ve atlet oyuncularla oynamaya çalışan bir hoca. Aykut Hoca, hem baskılı oynamak isteyen hem de rakip toptayken güçlü bir takım istiyor.


Yoldan geçen birine, "Aatif mı Valbuena mı?" diye sor, "Valbuena" der. Ama Aykut Kocaman, koşan adam istiyor...

Ama şu da bir gerçek zaman aleyhine işliyor. Bugün kimse Valbuena neden oynamadı diyemez. Neden çünkü size koşu ve mücadele gücünün rakamlarını gösterirler.
Aykut Kocaman, "Benim doğrularım bu" derdi hep... Ama bir noktada yanıldı, bunu kabul edelim; Giuliano.... Bu adam ne zaman forvet arkasında oynadı, kendine geldi. Kocaman, ben rakibimi fizik ile tempo ile yenmek istiyorum diyor. Mantalitesi bu...
Yoldan geçen birine, "Aatif mı Valbuena mı?" diye sor, "Valbuena" der. Ama Aykut Kocaman, koşan adam istiyor. Bugün o nedenle Aatif'ı oynattı. Valbuena golünü attı ama Aatif konusunda da haklı çıktı. Ama şu nokta önemli; Valubena kenarda çok durursa mızmızlık yapabilir. Kötü oyuncu mu asla değil. Sezon başında kilit açan oyuncuydu.
Dün de işini yaptı, değerli bir oyuncu. Ama kenarda çok oturursa mızmızlık yapabilir. Dirar ve sahadaki performansıyla Giuliano konusunda soru işaretlerimiz vardı, 'acaba' diyorduk ama ikisi de son anda iyi çıkış yakaladılar.
Dirar tipik olarak tam Kocaman oyuncusu...

20 yıldır böyle derbi görmedim

Galatasaraylısı da Beşiktaşlısı da Fenerbahçelisi de ikinci yarıdaki gibi bir futbolu derbilerde uzun zamandır görmemiştir. Şampiyonlar Ligi'nde Porto maçının 45 ila 65 arası oynadığı bölüme benziyordu. Şenol Güneş dün müthiş hazırlanmış. İlk yarıda iyi oynamadılar ama Beşiktaş ikinci yarıda herkesin önünü ilikleyeceği bir maç oynadı. Gökhan Gönül kaçırdı, Medel oyuna girdi kaçırdı. Quaresma 34 haftalık periyotta toplam bu kadar pozisyona giriyor. Herkes önde görüyordu ama benim çok net favorimdi Beşiktaş. Galatasaray'a gelince yine önemli bir maçı yitirdiler. Başakşehir maçından daha çok pozisyona girdiler. Galatasaray maç kaybedebilir, büyük maç kazanırsın, kaybedersin. Tudor tabii ki tartışılacaktır. Medyayı eleştirirken bugünü de düşünerek konuşmalıydı. Tudor'un nesi doğruydu ki değişikliklerini eleştireyim. Dün Galatasaray'ın 3-0'la kurtulması büyük bir balıdır. Oyun hezimetine skor hezimeti eşlik edecekti. Görünen köy kılavuz istemez. İyi bir teknik direktörü yok Galatasaray'ın. Galatasaray camiası skora değil, oyunun kabullenilmesine üzülmüşlerdir. Quaresma boş kaleye kaçırıyor, Medel altıpasta pozisyona giriyor. Yakın dönemde Beşiktaş-Galatasaray tarihinde 3 farklı bir maç hatırlamıyorum. Galatasaray'da yönetimin kazanırken dahi gelecekle ilgili düşünceleri olması lazım, haftaya Akhisar'ı yense dahi... Dursun Bey lideriz, niye eleştiriliyor diyordu ama skorun dışında oyunu da görerek yorum yapıyoruz. Galatasaray'ın dün 1-2 pozisyonu vardı, Başakşehir maçında o da yoktu. Galatasaray'ın güçlü orta sahayla oynaması lazım... Ndiaye kayboldu, Belhanda kayboldu, Selçuk girdi kayboldu. Rodrigues kayboldu. Fernando gibi önemli oyuncu bile ışınlandı bu baskı altında. Galatasaray'ın, Gençlerbirliği, Alanya gibi maçlarında zaten taraftar yapıyor ne yapacaksa... Şenol hoca Oğuzhan'ı oynatmıyor diye eleştiriyorduk ama bazen bazı oyuncuları eğitmek lazım. Çok önemli yıldızları yönetmek kolay değildir, bazen oturtmak gerekebiliyor. Talisca'yı Real Madrid, Barcelona istese de banane kardeşim dedi. Medel, Şili Milli Takımı'ndan gelsen, Inter'den gelsen ne yazar, Tolgay oynuyor dedi. Lider bir teknik adam çünkü... Bence oyuna göre az skorlu maç çıktı, 3-0 az. Hak eden kazandı. Son olarak, dün şartlar Fırat Aydınus'u kurtardı. İlk yarıda Oğuzhan Özyakup'a yapılan penaltıyı vermemişti, skor onun da işine geldi.

“Ben bu işte olurum” dediler

Fenerbahçe kurulduğundan bu yana sayıyı tam bilmiyorum ama belki deplasmanda 200 belki de 2 bininci galibiyetini almıştır. Bu zaferden çok oyuncuların maç sonu bir görüntüsü vardı o çok önemli. Ellerini havaya kaldırdılar ve sevindiler. Çünkü bu maçın önemini biliyorlardı. Bir fırsat maçı olduğunu biliyorlardı. İlk kez Fenerbahçe, 'Ben bu işte olurum' dedi. 'Ben bu işte olabilirim' mantığı vardı ama şimdi 'Bu işte olurum' diyor. Ayrıca Fenerbahçe yönetimi, primi maç başına değil, 6 maçlık periyot için koydu. Çok çok önemli bir galibiyet. Taraftar için de önemli bir zafer oldu. Basketbolun yanı sıra futbolda da varım diyor artık taraftar. Ligin ilk yarısında Fenerbahçe'nin hesaplarının tutma ihtimali var. Olursa transferler de olabilir. İş farklı boyuta gidebilir. Hava şartları ne olursa olsun, haftaya Kasımpaşa maçında Fenerbahçe 40 bin taraftara oynar. Fenerbahçe mücadele ederek kazandı. Buna oyun oynamayı da katarsa bu işte ciddi bir şekilde olur. Antalyaspor'a bir bakalım… Ben teknik direktör Leonardo'nun nerede antrenörlük yaptığını merak ediyorum. Başkan Ali Şafak Öztürk'ün en büyük hatası Rıza Çalımbay ile yolları ayırmak oldu. Önemli isimler alırsınız ama şu hataya düşmeyeceksin; "Bu takıma Leonardo yakışır..." Ligi bilmiyor, oyuncuları tanımıyor, bir uyuşmazlık var. Bu açık… Antalya'nın ileri üçlüsüne baktığımda geriye dönemeyen oyuncular vardı. Bakın Fenerbahçe kontraları doğru yapsa maç 3-4 biterdi. Aykut Kocaman, Antalya'da olsa en az üç oyuncu gönderir! Bir de zemine değinmek lazım. Çözüm bulunması gerekiyor. İyi futbol, iyi oyuncuların yanı sıra iyi zeminde, iyi atmosferde oynanır…

***

Kocaman'ın kredisi var

Aykut Kocaman, Giuliano ve Valbuena'nın aynı anda oynamasının çok lüks olduğunu düşünüyor. Bakın Aykut Kocaman'ın doğrusu ile Şenol Güneş'in doğrusu her zaman farklıdır… Aykut hoca 'Ben buyum. İster beğenin ister beğenmeyin' diyor. 'Benim yoğurt yemem böyle' diyor. Geçen bir açıklaması var, "Ben kişiler üzerinden değil, oyun üzerinden bakarım" dedi. Ben buyum, kendimi değiştiremem diyor. Merkezi tutmak istiyor. Kocaman'a göre Giuliano'yu forvet arkasında oynatması için Souza-Mehmet Topal ikilisini oynatması gerek. Fenerbahçe taraftarı kadroya baktığı zaman Valbuena, Giuliano ve santrfor aynı anda oynuyorsa kimse kusura bakmasın, Topal-Josef ikilisini arkada görecek. Kocaman ile sohbet ederken, "Benim futbolum bu Rıdvan.. Ben bunu oynayacağım, ben güçle kazanacağım" dedi. Aykut Kocaman Fenerbahçe için kredisi olan bir teknik adam. 'Ben buyum' dedi, fizik kalitesi yüksek bir takım istiyo.r Futbolda akademik bilgiler çok önemli. Bilimsiz olmaz ama pratik ve gözlemsiz de olmaz. Aykut hoca çok katı. Biraz esnek olması gerek. Josef-Topal'dan memnundur. Neden gol yemedi…

***

Kameni ile rekabet Volkan'a yaramış

Bir parantezi Volkan Demirel'e açalım. Volkan Demirel müthiş konsantrasyonu vardı. Volkan'ın oyunda olması lazım. Çok top geldiği zaman iyi oynuyor. Bakın oyunda lider gibiydi, konsantrasyonu çok iyiydi kendine güveniyordu. Atladı, zıpladı, kendinden emin oynadı. Bakın bir nokta önemli. Kalede Kameni'nin oynaması, Kameni'nin forma yarışında olması Volkan'a yaramış! Dünkü görüntüsünü çok beğendim. Janssen de sahanın en iyi oyuncularından biriydi. Mükemmel bir santrfor oyunu oynuyor. Çok beğendim. Gelişime açık bir oyuncu.

***

Aykut Hoca ketumdur

Baktığınız zaman Aykut Kocaman, Valbuena, Soldado ve İsla'yı oynatabilirdi ama 'Benim kadrom bu' dedi ve kafasındaki 11'i çıkardı. Aykut hoca ketumdur. Düzgün adam, iyi adam ama paylaşımcı değil. Çok gazete okuduğunu da sanmıyorum. Kulüpte o hala Kocaman'dan daha çok futbolcu 'Aykut'tur… Kendi ile barışık bir adam olduğu için, duygusal olduğu için Osmanlı maçı sonrası açıklama yaptı. İyi teknik adamın arkasında başkan yatar. Aziz Yıldırım, "Biz birlikte yürüyeceğiz" dedi. Bakın Tudor'un isyanına saygı duyuyorum ama alay ediyor. O rahatsız. "1,5 puan" diyor mesela… Ben Kocaman ile Abdullah Hoca'yı çok benzetiyorum. Kazıya kazıya geldiler.

Soldado hocanın elini güçlendirdi

Cuma günü Beşiktaş'ın Akhisarspor ile 0-0 berabere kalması, Cumartesi günü de Galatasaray'ın Başakşehir'e 5-1 yenilmesi, Fenerbahçe'nin coşkusunu ve iştahını açtı... Gitti denilen şampiyonluk yarışında yeniden 'Olabilirim' ihtimali doğdu. Fenerbahçe; oyuna sert, sıkı ve önde baskıyla başladı... Son üç deplasmanında kazanan bir takıma karşı fiziksel baskı kurmak kolay değildir.
Sivasspor, ikinci yarının başında göbekten müthiş ikiye birle girdi ve beraberlik golünü buldu. Ardından Aykut Kocaman çift forvete döndü. 2-1'lik skor da geldi... Sivasspor'un golünü atan Bifouma'nın kırmızı kartla oyundan atılması açıkçası Fenerbahçe'nin işini kolaylaştırdı. Ancak şunu da söylemek gerekir, Fenerbahçe galibiyeti fazlasıyla hak etti. Dün akşama kadar golü olmayan Soldado'nun hat-trick yapması, hem oyuncunun moralini yükseltti hem de gelecek maçlar için Aykut Kocaman'ın elini güçlendirdi. Aykut Hoca, dün gecenin ardından önümüzdeki hafta Antalyaspor ile deplasmanda oynanacak maça Soldado ile başlar diye düşünüyorum.
Fenerbahçe kazanması gereken bir maçtan üç puanla ayrıldı. Özellikle de maçın sonuna doğru iyi ve coşkulu oynayarak en azından taraftarıyla barışma yoluna gitti. Teknik adamların tarzları farklıdır. Bazıları takımı çabuk çözer ve sonuca giderler. Bazıları ise bir sistem oturtmaya çalışır ve zamana ihtiyaç duyarlar. Aykut Kocaman da bu kategoride...

Sonraki iki maçı kazanmalılar
Bu galibiyet çok önemli, ancak Fenerbahçe'nin dönüşü üst üste oynanacak Antalyaspor ve Kasımpaşa maçlarıyla gelir. Bu maçları mutlaka kazanması gerekiyor.. Aykut Kocaman geçen haftaya göre mecburiyetten farklı oyuncuları sahaya sürdü. Tipik 4-3-3 dizilişinden 4-2-3-1'de dönmek zorunda kaldı Mehmet Topal'a görev verdiği için. Tahmin ediyorum Valbuena geldiğinde Fenerbahçe bu kadroya dönecek yavaş yavaş... Önümüzdeki hafta Janssen oynar mı bilmiyorum ama Valbuena dönerse onu solda kullanacak gibi geliyor bana. Kocaman'ın Janssen'i kenara çekip, Ekici'yi oyuna sokması korkaklık değil... Sayı avantajını forvetten çıkarıp, orta sahaya adam alarak da sağlayabilirsiniz.

Aykut Hoca bana anlattı!
Kocaman'ın teknik yorumları, saha dışında, maç öncesi ve sonrası konuşmaları farklı değildir. Kendisiyle yaptığımız sohbette bana böyle çıkacağını söylemişti. Mesela Ozan'ın sakat olmadığını söyledi. Tamamen sertleştirmek istedi oyunu. Osmanlıspor maçı sonrası 'Gereğini yapacağım' cümlesi, istifası anlamına geliyordu. 'Kendimi mahcup hissettim' dedi. Bu çok önemlidir. Fenerbahçeliliğini gösterir. Hafta içinde özellikle Başkan Aziz Yıldırım, Ali Yıldırım, Hasan Çetinkaya'nın da katıldığı takımla toplantılar yapıldı... 'Taraftarlar, 50 lira, 100 lirasını biriktiriyor maça geliyor. Bu parayı sizin için veriyorlar' şeklinde motivasyon konuşması yapıldı. Bu klasiktir ama zamanlaması önemli.. Bu birliktelik suni olmamalı.

Ben olsam Fatih hocayı getiririm

Daha önce de şampiyonluğa oynayan takımlar oldu ama Başakşehir 'Ben hep buralardayım, artık buraların takımıyım' diyor. Başakşehir'de yönetim, teknik adam ve doğru tercihlerle bir sistem başarısı var. Abdullah Avcı kendi takımının üzerine koyuyor. Manchester City'den sol bek alıyorsun sırıtmıyor, istekli. Adebayor'un geldiği ilk günleri hatırlayalım: Kilo fazlası vardı. Kilolu çok vardır ama sporcu olmaz. Adebayor bir sanatçı gibiydi, o disiplinle sahada ayak basmadığı yer yoktu. Yetenek de çalışmak da önemli. Hem yetenekli, hem çalışkan olunca sonuç bu oluyor. Emre ve Mahmut yok, Caiçara yok ama sistem ve yetenek birleşince böyle oluyor. Barcelona- Levante maçı gibiydi. Abdullah Avcı dünya çapında bir teknik adam...
Galatasaray 5 de yese 8 de yese şampiyonluğun ciddi adayıdır. Fakat şu var: Tudor'un Şansal abiye verdiği röportajı okudum. "Önemli olan mayıstır" diyor. Eyvallah. Fenerbahçe maçında şutun yok. Trabzonspor'a yeniliyorsun, Başakşehir'e yeniliyorsun. İçeride yenersin zaten o taraftarla. Hadi Trabzon kaza, hadi Fenerbahçe maçında 10 kişi kaldın. Tudor'un gelecekte önemli bir teknik adam olacağını düşünüyorum ama ben Galatasaray'ın yerinde olsam hiç düşünmeden Fatih hocayı getiririm. Ciddi şekilde şansımı artırırım.
Bazen liderler iyi giderken de bazı şeyleri görebilmeliler. Fenerbahçe taraftarı gibi düşünsem, "Sivas'ı yensek puan farkı kapanır ama Fatih hoca gelirse yandık" derim. Şu andaki karne küçük maçların büyük hocası gibi... Oyunculara gelirsek: Denayer ve Maicon hayatının en kötü maçlarını oynadı. Geniş alanda defosu ortaya çıktı Maicon'un. Senin sol bekin Latovlevici ise, stoperlerin ağırsa Adebayor geriye gelip top aldığında önlem alamazsın. Adebayor'la iki kişi fazla gibiydi Başakşehir.
Son olarak Naim Süleymanoğlu Türkiye Cumhuriyeti'nin gelmiş geçmiş en büyük sporcusudur. Böyle bir sporcu gelmedi. Rahatsızlıklarımız nedeniyle son 3-4 yıldır sık görüşemesek de onunla dostluğumuz vardı. Allah rahmet eylesin.

Oğuzhan’ın kafası burada değil!..

Akhisar'ın Vodafone Park'tan puanla çıkmasının mucize olduğunu düşünüyorum. Maç öncesi buradan puan çıkarmalarının zor olduğunu düşünüyordum ama berabere bitirmeyi başardılar. Ben tamamen teknik direktör eleştirisi yapmayı doğru bulmuyorum ama Beşiktaş'ın bir oyun formatı var. Bunun dışına çıkınca takımda dağınıklık oluyor. Rakip 10 kişi kaldıktan sonra çok yüklendiler ancak son 7 dakika dışında atakları cılız kaldı. Kenarlardan gelip ortalar yaptılar ama karambol oyunu oldu. Bu da Akhisarspor'un işine geldi.
Beşiktaş için ciddi bir puan kaybı oldu. Asıl düşündürücü olan ise kendi sahasında 3 maç üst üste kazanamamasıydı. Kiminle oynarsa oynasın, daha önce söylense bunun olacağına kimse inanmazdı. Şenol Güneş, karşılaşma öncesi 'Zor olabilir ama bu maçı nasıl olsa kazanırım' demiştir. Kenarda 3 tane silahı vardı. Ben ikinci yarıda değişikliklerini Oğuzhan, Babel ve Cenk sırasıyla yapacağını düşünüyordum ama Şenol hoca, tam tersini yaptı ve önce Cenk'i sonra Babel'i ve Oğuzhan'ı aldı. Oğuzhan girdiğinde de zaten maç kopmuştu.
Oğuzhan'da sezon başından beri bir tuhaflık var. Geçen yılın en iyisiydi. Bu yıl çok oynamıyor. Benim aklıma başka şeyler geliyor. Özellikle Lucescu'nun Milli Takım'a önce çağırmayıp, birden bire karar değiştirip çağırması sonrası acaba devre arasında transfer olacak mı diye düşündüm. Milli Takım kriteri isteniyor bazı liglerde. Bu kritere uydurmak için mi çağırdı diye düşünüyorum. Bu tamamen komplo teorisi, belki de yanılıyorum. Ama Milli Takım'da oynuyor, kendi takımında hocası oynatmıyor. Tuhaf bir durum var. Oğuzhan'ın kafası burada değil. Bir problemi olduğunu düşünüyorum. İyiye gideceğine, bir bakıma biraz kaybedilmiş gözüküyor. Hoca da pek düşünmüyor.
Maça dönersek hakem Serkan Çınar'ın Henrique'ye yanlış kırmızı kart gösterdiğini düşünüyorum. Görmedi bile olanları, anlamsız bir kırmızı karttı. Yardımcının ne söylediğini bilmiyorum, belki de 'tekme attı' demiştir. Medel de kendini atınca direkt kırmızı kart verdi.
Maçın 7 dakika uzatılması da çok tartışıldı. Ben uzatmayı normal buluyorum. Maç genelinde takdir haklarını Beşiktaş lehine kullandı ama uzatma normaldi.