CANLI
SKOR
Rıdvan Dilmen

Rıdvan Dilmen

Cüneyt hoca VAR’a karşı

G.SARAY kaybetti, Fenerbahçe kaybetti, Beşiktaş'ın geçen haftaki kaybını telafi edebileceği bir durum oluştu. 1-1'e yakalandıktan sonra Şenol hoca her türlü riski alarak "Beraberliğe razı değilim" dedi. Yediği golde Adriano'nun Yusuf'a yakın olmaması, Quaresma'nın o sıra sakatlanmış olması, Pepe ve Vida'nın pozisyon hataları gole yol açtı. Futbolda hata yaşa, tecrübeye bakmıyor. Golcüler zekidir, boşluk kollarlar.
Sakho da Premier Lig tecrübeli oyuncu.
Beşiktaş 'gong'u beklerken, 2 puan gitmiş oldu. Bursaspor ile Beşiktaş'ın arasındaki rekabetten ötürü Bursa'ya yeni gelen oyuncular biraz baskı altında çıkıyorlar. Beşiktaş adına bu deplasman diğer takımlara göre biraz daha zor. Bu yıl takımlar geçen seneye göre biraz zayıfladı.
Türkiye futbol tarihinde çok önemli hakemler gelmiştir, birçok değerimiz vardır.
Türk futbolunda gelmiş geçmiş 1 numaralı hakem Cüneyt Çakır. Hak ettiği bir kariyer var. Fakat VAR bir tek ona işlemiyor. "Ben VAR'a karşıyım" diyor. Cüneyt Çakır'ı insan olarak çok severim, yüz yüze de görüşürüm.
Büyük bir öz güvene sahip olduğu için hakemler üstünde baskısı var. Bugün Barış Şimşek, VAR hakemiydi.
Gol müydü, değil miydi, Chedjou'nun pozisyonu el miydi, onlara girmiyorum.
Nijerya- Arjantin maçında VAR uyardı, izledi, uygulamadı. Rodrigues savunma arkasına koşu yaptı Süper Kupa maçında, Dany kırmızı beklerken sarı verdi, VAR'a rağmen kırmızıya çevirmedi. Bunun gibi birkaç pozisyonu daha var. Belli ki Çakır, VAR'a karşı...
"İkide bir beni çağırmayın" diyor. Çakır, bu işin 'abisi' olduğu için çok çağırılmak istemiyor. Buradan Yusuf hocamı uyarayım, VAR hakemin ağırlığına göre kullanılmamalı.
Chedjou'nun pozisyonunda en kötü gidip izlemeliydi.

Ofsayt kuralının değişmesi lazım

Çok iyi kontraya çıkan, bir o kadar da savunma arkasına koşmaya izin veren bir Beşiktaş vardı. Gördüğümüz kadarıyla Vida'nın da bombası patlıyor. Antalyasporlu oyuncular, pozisyonlarda direkt geçtiler yanından. Beşiktaş'ın takım savunması rezalet. Çok disiplinsiz oynuyorlar. Oğuzhan kötü oynuyor ama becerikli bir futbolcu. Taraftarın da tepkileriyle beraber güven kaybı yaşıyor. Bu yüzden iyi ki oyun içinde çıkarılmadı. Üst üste maçlar Beşiktaş'ı hem mental hem de fiziksel olarak etkilemiş. Kimse böyle bir Antalya beklemiyordu. Beşiktaş'ın zaafını çok iyi kullandılar. Beşiktaş'ı uzun pasa zorladılar. Oyunun neredeyse tamamında Beşiktaş uzun oynadı. Dönen toplarda da çabuk çıkmayı bekliyorlardı ve Antalyaspor bunu da yaptı. Beşiktaş'ta oyun düzeninde aksamalar başladı. Gökhan ritmini bulmuş değil. Beşiktaş'ın en iyi oyuncusu sezon başından bu tarafa Caner. Şenol hoca taktik olarak elinden ne geliyorsa yaptı. Beşiktaş'ta irdelenmesi gereken bir nokta var. Beşiktaş bol orta yapan bir takım, bunu da yine gösterdiler. Peki Negredo kanatlardan gelen ortalarda etkili mi? Pek değil. Cenk, Aboubakar, Demba Ba kafa toplarında iyi ama Negredo öyle değil. Negredo genelde penaltı noktası ile ceza sahası yayı çevresinde duruyor. Beşiktaş'ın ritim bozukluğundan çok, sakin oyun eksikliği var. Bir şekilde yenerim demek sizi oyun disiplininden koparıyor. Antalyaspor'un attığı ilk gol ise bana göre ofsayt ama kural kitabına göre ofsayt değil. Bu pozisyon futbolun mantığına göre ofsayt olmalı. Çarpsaydı ofsaytmış, kurtarmak isterse ofsayt değilmiş. Ben bu kuralı inandırıcı bulmuyorum ve bana kalırsa derhal değiştirilmesi gerekiyor. Bu işin başında olan insanların, bu kuralın yanlış olduğunu görmesi gerekiyor.

VAR bir pozisyonu atladı!

Beşiktaş ile Erzurum, birlikte el ele Erzurum'u yendiler. Özellikle ilk yarıda Beşiktaş gibi bir takıma karşı 3-4 pozisyon bulacaksınız ve atamayacaksınız... 1-0 geride olmak Beşiktaş için kötü bir skor değildi. Erzurumspor ikinci yarı baskıyı yiyince, Gökhan golü attı. Büyük takımla oynamanın farkı bu dakikadan sonra başladı.
İlk yarıda çok kötü oynadılar ama ikinci yarıdaki oyunuyla Beşiktaş, Erzurum'da galibiyeti hak etti. Oyuncu değişiklikleriyle ilgili yorum yapmam çünkü kazanan haklıdır. Bakarsak Beşiktaş 24 günde 6 maç yaptı. Çok kötü zeminlerde futbol oynadı. Vodafone Park'ın kötü zemininde 3 maç yaptılar. Linz'de çok tuhaf ve psikolojik olarak zor bir karşılaşma oynadılar. Sonra da direkt Erzurum'a gelip yüksek rakımda maça çıktılar. Kolay bir maraton değil ve bu zorlu periyot devam edecek.
Milli maç arası en çok Beşiktaş'a yarayacaktır. Milli takıma fazla oyuncu göndermemesi de avantajı olacaktır.
Ben Beşiktaş'ın uzun yıllardır 45 dakika bu kadar pozisyon verdiğini hatırlamıyorum.
Özellikle Tolgay ile Oğuzhan'a çok yük bindi. Oğuzhan'ın 2-3 tane iyi maça ihtiyacı var. Bir düşüş var, özgüven kaybı da var.
Hakem Ümit Öztürk harika maç yönetti ama VAR'ın atladığı bir pozisyon var. Vida'nın pozisyonu. Önüne almak istedi ama rakibin ayağına bastı. Pozisyon net penaltı. Farkında değil, belli bir kriteri varsa bilemiyorum. VAR'dan seslenseler, penaltıyı çalardı.

Eğrisi doğrusunu buldu
Negredo attığı gollerle Beşiktaş'a Avrupa'da tur, ligde de galibiyet getirdi. Beşiktaş bu sezon Türkiye Kupası'nda yok, Avrupa Ligi'nden de elenseydi geriye lig kalacaktı. Beşiktaş'ta 4 forvetin en iyisi Negredo. Güneş ümidini kesmişti ondan. Eğrisi doğrusuna geldi ve Negredo ile devam edilecek gibi gözüküyor.

***

Galatasaray henüz hazır değil

G.Saray 2'de iki yaptı, 6 puanı cebe koydu. İyi oynamadı, henüz hazır değiller. Onyekuru harika bir gol attı. Asist ve olağanüstü bir koşu, mükemmel bir aşırtma vuruş. Fatih hoca böyle oyuncuları seviyor. Genç ve çabuk bir oyuncu. Bruma, Rodrigues, bu tip futbolcuları çok beğenir. Savunma arkasına toplu, topsuz yaptığı koşular var. İnşallah bonservisini alma hakkı Galatasaray'dadır. Fernando da 'Oğuz Çetin, Sergen Yalçın pası' vererek golde asisti yaptı.
Aslında Galatasaray'ın 11'i dün Göztepe karşısına çıkan kadro değil. Bu takıma Gomis gelecek. İkinci yarıda da oyuna girdi zaten. Gomis geçen sezon 29 gol atmış. Eğer gitmezse Galatasaray'ın santrforu Gomis'tir. Fatih hoca hemen onu terk etmez. Hocanın Gomis ile ilgili çok mutlu olduğunu düşünmüyorum. Bunu muhakkak hissettirmiştir.
Belhanda kimine göre vasat bir oyuncu, kimine göre kalitesinin altında performans veriyor. Ama Fatih hoca ondan kolay kolay vazgeçmiyor. Sebebi antrenmanlarda klasını görüyor, o yüzden ısrar ediyor. Emre Akbaba'nın doğru transfer olduğunu gördük. Her duran topta etkili. Terim, Belhanda ile birlikte onu kullanacağını da gösterdi.
Göztepe, haftaya Fenerbahçe ile karşı karşıya gelecek. Her takımı her yerde yenecek potansiyelde bir takım. Seyircisi de harika. Stadın kapasitesi 30-35 bin olsa dolar. Ama antrenör istikrarını yakalamaları gerekiyor.
Ayrıca Galatasaray tribünleri Yasin'e neden tepki gösteriyor anlamadım. Ben Fenerbahçeliydim, Fenerbahçe'ye gol de attım, çok da mutlu oldum. Fenerbahçe'den sonra da devam edebilirdim ve sorsalardı, gol atmak isterdim. Yasin'in mücadelesine saygı duyulmalı.

Teknik olarak bol hatalı maç!

Kura çekildiğinde "Kim çekti bu kurayı" dedim ama Benfica'yı her iki maçta izleyince Lizbon'daki ikinci yarı hariç, "Biz bunları eleyebiliriz" diye düşündüm. Yalnız gıcık, sinir bozucu bir skorla kaybettik ilk maçı. Rakibin çabuk oyuncuları olduğu için kontrollü hücum yapmak gerekiyordu. Cocu da zaten öyle başladı. Yavaş yavaş yarı alana itmeye çalışıyordu ki öyle oldu ama tam rakip yarı alanda oyunu kontrol altına alırken golü yedik. Zaten Benfica'nın şahane orta sahası var. Pizzi ile Fernandes. Pizzi oyunu başlatıyor, Fernandes rakip yarı alanda zorluyor. İşte bu gol bir şok etkisi yarattı ama ilk yarının sonunda gelen gol de "Dur bakalım, bu Benfica'ya iki gol atılabilir" düşüncesini getirdi açıkçası. Fakat hemen hemen hiç pozisyona girmeden hücum yapıyor gözüktü Fenerbahçe. Kaldı ki Cocu futbol adına, taktik adına oyunun son 25-30 dakikasında savunmanın önünde yalnızca sarı kartlı Eljif'i bırakarak hücum yapmak istedi. Fakat kenarlara gidip hücum yapamayınca Ayew de kalabalığın içine gelince (hazır değil) Benfica da oyunu soğutarak, kalesinde pozisyon vermeyerek Fenerbahçe'yi eledi ve evine döndü.
5 üzerinden puan verecek olursak Fenerbahçe taraftarı 5. Sahiplendiler çok, oyunun sonuna dek maça asıldılar. Takımın 5 üzerinden tamamı 2. Yani vasatın üstü oynayan 14 oyuncudan 1 oyuncu bile yoktu. "Ne yapsın X, elinden gelen bu kadardı" denilecek oyuncu yoktu. Mücadele etmeyen de yoktu ama taraftarın coşkusuyla istekli, arzulu ama çabuk oyunla acele oyunu karıştıran, şuursuz ve kontrolsüz, teknik olarak da bol hatalı bir maç çıkardılar. Cocu'nun planı maç başında doğruydu, devamında risk alması da yanlış değildi ama hücum organizasyonlarında takımı çizgiye çıkarıp açacağına merkezden hücumlarda ısrar etmesinin önüne geçemedi. Artık önce lig, sonra da Avrupa Ligi'ne bakacak.

Beşiktaş’a acil santrfor lazım!

Beşiktaş ilk dakikadan itibaren perşembe akşamı LASK Linz karşısında yapamadığı kadar atak yaptı. Geçen kısa sürede konsantrasyon ve fizik kalitesi değişmiş. İlk yarı 5-0 bitecekti, 2-0 bitti. Moralli ve dinlenen rakibini sürklase etti. Beşiktaş, Akhisarspor'a 'Fenerbahçe ve Galatasaray'ı yendiniz ama bir dakika ben varım' der gibi oynadı. Beşiktaş, ilk yarıda işi bitirdi, 2-0 tehlikeli bir skordu. Perşembe günü Avrupa'da oynadı, üç gün sonra aynı kadroyla sahaya çıkınca fizik olarak düştü. Futbolda fiziğin, kondisyonun, rotasyonun ve rotasyondaki oyuncuların ne kadar önemli olduğunu gördük. Şenol hoca takımı uyardı yerinizde kalın diye, fizik olarak düştü çünkü. Kötü zeminde oynamak futbolcuları yoruyor. Galatasaray da aynısını yaşadı. Futbolda altını çizeceğim en önemli şey fiziktir. Beşiktaş'ın ilk yarıdaki oyunu klasik Beşiktaş'ın iyi oyunlarındandı. Hem Linz maçında hem de Akhisar karşısında Caner'i çok beğendim. Caner iyi toplar kesti, Gökhan da bindirmeler yaptı. Ligimizin en tehlikeli kanat hücumunu yapan takımı Beşiktaş. Akhisar'a gelince hem Fenerbahçe'yi hem de Galatasaray'ı finalde yeniyorsunuz. Deplasmanda Beşiktaş ile oynarken skoru 2-1'e getiriyor çevirmeye çalışıyorsunuz, bu anlamda Susic pozitif futbol oynatmaya çalışan bir teknik adam.
Medel'i sadece bir ön libero olarak görmeyelim, klasik süpürücü değil takımı ileri taşıyor. Medel olmasa Pepe o golü atamazdı. 'Sen git ben kalırım' diyor. Örümcek gibi, Atiba için iki yıl önce konuştuklarımız neyse bugün onun çabuk hali. Her yerde oynuyor, stoper, sağ bek... Larin iyi değil, iyiye yakın bir yedek olur. Zaman lazım. Beşiktaş'ın bu hızlı temposuna ayak uydurabilecek bir oyuncu değil. Beşiktaş'ın çok acil bir şekilde santrfora ihtiyacı var.

Keçi yürüse menisküs olurdu!

ÖNCELIKLİ olarak futbol bütçemizle 6. olduğumuz dünyada stat zeminlerinin bu kadar ihmal edilmesinin teknik olarak bir açıklaması mutlaka vardır ama bence bu bir skandal. Galatasaray kötü bir zeminde oynadığı Süper Kupa maçından sonra Ankara deplasmanına çıktı.
Önceki gün oynanan Beşiktaş maçındaki kötü zeminden sonra, bu maçta da yine berbat bir saha vardı. 'Keçi yürüse menisküs olurdu' derler ya işte öyle... Oyunun ilk yarısında Galatasaray hücum yaptığında özellikle yüksek toplarda pozisyona girdi.
Ankaragücü de savunma arkasına koşu yapmayı planladı ve bu şekilde de bir gol attı.İ smail Kartal'ın istediği, Fatih Terim'in ise istemediği oldu. Çünkü hep savunma arkasına atılan toplardan gol yiyorlar, üstelik bu sefer Denayer de yok. Fatih Terim muhtemelen ikinci golden sonra Maicon'a da derinlik yap demiştir. Antrenörlerin artıları ve eksileriyle, bekledikleri ilk yarıda oldu. Bu zeminde bireysel çalım performanslarını değerlendirmek de çok kolay değil. Oyuncular da haklı olarak pas hataları yaptılar. Terim ikinci golü bulduktan sonra beşli orta saha yaptı. 4-5-1'e döndü. Bu şekilde hem oyunu korudu hem de üçüncü golü buldu. Takımlar kaybettikleri maçlardan sonra bazı kararlar alırlar. Örneğin Fatih Terim, Akhisar maçında kaybettikten sonra sürpriz şekilde bazı oyuncuları oynatmadı.
Bu durum uzun vadede kırgınlıklar yaratabilir ama kısa vadede hemen cevap alma ihtimaliniz vardır. Öyle de oldu. Fatih Terim, 'Hiç kimsenin yeri garanti değil' mesajı verdi. Video Yardımcı Hakem uygulaması da sportmenliğe aykırı hareketleri ortadan kaldırması açısından önemli. Ama yine de VAR'ı değerlendirmek için bir 7-8 hafta görmemiz gerekiyor. Neticede insanla yapılıyor.
Hakemi değerlendirecek olursak da harika, temiz bir maç yönetti.

Karabük’te %1000 Valbuena

Karşılaşma tam 104 dakika oynandı... Oyun çok sık durdu, yedek kulübesi kırmızı kartları, sakatlıklar. Bu süre normal, şu ana kadar oynatmayanlar düşünsün.
Titi'nin atılması gerekiyordu, karar doğru. Valbuena ikinci sarı karttan atılmalıydı. Aydınus atamadı.
Bu kadar yatan oyuncular sahada tutulmalıydı. Bunların çoğunluğu oyunun son bölümlerinde oldu. İlk yarıda hakemlik bir problem yoktu zaten. 32 bin taraftarıyla, hücum oynamak isteyen yüzde 71'lerde oynayan bir takım vardı sahada.
Aykut Hoca maça çıkmadan önce "Şampiyonlar Ligi ön elemesini cebime koyayım" diyordur. "Kupada zaten favoriyim" düşüncesi hakimdir. Şampiyonluk gelirse de katmerli olur onun için. Kocaman, skor almak için maça başladı. Ben olsam ne yapardım; maçın tamamında risk alırım. 50 dakika 0-0 gitti. Oyuna hakimim. Tekrar tekrar izledim Volkan ile Yusuf'un pozisyonunu... Topa son dokunan Volkan olduğu için verilen karar doğru.
Aykut Kocaman'ın istemediği, taraftarın istediği oyun sistemine geçildiğinde maç rus ruletine döndü. Onun futbolunda 4 forvetle oynamak yok. Josef ve Mehmet gibi bir gerçek var. Son 3 hafta ve kazanmak zorundasın. Kendi felsefesindeki 11'le çıktı sahaya. Kontrollü başladı... İkinci yarıdaki takım da Fenerbahçe taraftarının takımıydı. Artık 3 hafta kalmışsa Valbuena ile başlamalısın. 0-0 giden oyunda Valbuena'yı sokacağını biliyorduk. 1-0 olsa girmeyecekti. Sevmediği oyunda da Aykut Kocaman golü yedi.
Futbol öyle bir oyun ki top Fernandao'ya gelmese Mehmet Topal'a gelse ofsayt...
Moussa Sow arkası dönük gol atmayı sevdiği için bu kez arkası dönük kendi kalesine gol attı. Bursaspor'un attığı gol muazzamdı ama Volkan Demirel olmaması gereken yerdeydi. Golün güzelliğine yardım etti. Bursa aman aman oynamadı ama mücadele etti.
Aykut Kocaman "Ya herro ya merro" dedi. Bugüne kadar Kocaman'ı "Niye Valbuena'yı oynatmadın" diye eleştirmedim ama bundan sonraki maçlar artık Valbuena maçları. Karabük'te yüzde 1000 oynamalı. Aykut Kocaman'ı çok severim ama Valbuena konusunda artık son 2 haftaya girilirken ters düşerim.

Şenol hoca beni aradı!

Derbiye mecburi değişiklikler damga vurdu. Daha maçın 21. dakikasında Galatasaray adına son dönemin en formda ismi Mariano kenara gelmek zorunda kaldı. Beşiktaş, maç 0-0 giderken ve 1-0 geriye düştükten sonra en çok ihtiyacı olan santrforunu kaybetti. 35. dakikada Negredo'nun yerini Lens'e bırakmasıyla Beşiktaş, kontratak takımına döndü. Galatasaray, çok tecrübeli ve evinde en coşkulu oynayan takım. Bu coşkusu ve önde baskı yapıp sert oyunuyla Beşiktaş'ı durdurdu. Bu sezon Şampiyonlar Ligi maçları da dahil Beşiktaş'ın oyununu kabul ettiremediği bir 45 dakika seyrettik.
İlk yarıda iki kritik pozisyon vardı. Birincisi Negredo'nun karşı karşıya kaldığı ve kaçırdığı pozisyon, ikincisi ise Gomis'in kaçırdığı ki bu gol olsa skor 2-0'a gelecekti ve belki de oyun ilk yarıda kopacaktı. İlk yarının en kötü oyuncusu Pepe'ydi. Gomis'le eşleştiğinde ona kafa topu vermemesi lazım ama rakibine 3 kez bu şansı verdi. Golde de rakibinin önüne geçmesine rağmen ciddi hata yaptı.
Terim çok iyi bir yarışmacı antrenör... Kredisi de muazzam açık... Dursun Özbek'in giderayak yaptığı en önemli operasyondu bu. G.Saray'ın Fatih Terim'le olan duyguları yükseldi. Sessiz sedasız müthiş konsantrasyonla maça hazırlandılar. Beşiktaş mental olarak hafta içi olaylar nedeniyle iyi hazırlanmadı. Zaten Şenol Hoca'nın maç önü açıklamaları da bunu gösteriyordu. 'Türkiye'de futbol filan yok' demeye getirdi. Tolgay mücadele etti ama etkili değildi, Talisca sertliğe dayanamadı. Quaresma konsantrasyon sıfırdı. Beşiktaş 'Oyun benim' demedi hiç.
Muslera sıfır hata ile oynadı... Müthiş bir konsantrasyon vardı. Nagatomo mükemmel oynadı. Denayer bireysel hatalar yaptı ama çabuktu. Maicon, cepheden gelen toplarda iyiydi. Teknik direktör ve taraftar 5 yıldızdı.
Bu arada Şenol hoca beni aradı yaşanan olaylar sonrası çok demoralizeydi. Daha sonuç açıklanmamıştı. Canının çok sıkkın olduğunu hissettim. Hâlâ da sıkkın, bu da performansını etkiliyor. Abartı bir kelime kullanıyorum belki ama yenilgiyi kabullenmiş... Beşiktaş'ın bundan sonraki 3 maçı da kolay olmaz.

Bu yarışta her gol önemli!

Perşembe akşamı çok tartışmalı bir kupa maçı oynadı Fenerbahçe... Yarıda kalan kaşılaşmanın yankıları hala devam ediyor. Üstüne üstlük cuma günü Başakşehir, cumartesi Galatasaray, pazar da Beşiktaş, kayıpsız geçti maçlarını... Fenerbahçe, dün Antalyaspor karşısında 90 dakikayı berabere bile bitirse, şampiyonluk yolunda mesafenin kısalması nedeniyle yarıştan kopmuş olacaktı. Sahaya da bu bilinçle çıktı.
İlk 10 dakika sanki bu durumlardan etkilenmiş gibi çok fazla temkinliydi ama Aatif'ın geliştirip bitirdiği (oyun yönünü değiştirdi) daha da önemlisi yerde kaldığı pozisyonda derhal kalkıp, hücuma destek verip attığı gol takımı rahatlattı ve üzerlerindeki baskıyı aldı. Hemen ardından gelen ikinci gol, Fenerbahçe'yi ilk 20 dakikada maçı koparan pozisyonuna getirdi. Üçüncü golünü de atmıştı ama yardımcı hakem devreye girdi. Nizami golü vermedi. Bu da yetmedi Skrtel dedi ki, "Ben Antalya'yı maça bir ortak edeyim..."
Skor 2-1'e gelince, soyunma odasına gidene kadar Hamza Hamzaoğlu hoca ve Antalyaspor için oyuna tutunma şansı arttı.
İkinci yarı Fenerbahçe, ilk 10 dakika gibi değildi. Bu kez üçüncüyü bulmak adına etkili hücumlar yapmaya başladı. Hızlı oynamaya çalıştı. Gol için ısrar etti ve amacına ulaştı. Daha sonra teknik direktör Aykut Kocaman, taktiksel değil ama aynı taktik içinde Aatif'ı sağa çekip, Dirar'ı çıkartarak yerine Valbuena'yı aldı, Soldado'yu çıkarıp Janssen'i aldı ve ataklarına devam etti. Fenerbahçe skoru rahatlattıktan sonra kontrollüydü. Aslında her golün öneminin olduğunu anlayabilmeli. Tabii ki ikili averaj önemli ama puan kayıpları kapanabilir.
Sonuç olarak saha içi olaylarına, 3 rakibin birden kazanmasının verdiği psikolojik baskıya rağmen Fenerbahçe yarışın içinde kalmayı bildi. Şimdi önümüzdeki hafta büyük önem taşıyor. Galatasaray ile Beşiktaş'ın oynayacağı haftada Fenerbahçe, Kasımpaşa ile daha erken oynayacak ve sonucu bekleyecek. Sarılacivertlilerin alacağı sonuç derbinin gidişatını da etkileyecektir.

Düğmeye bastılar

Milyonlarca insana yazık ediyorlar... Bu yaşananlar masumane bir davranış değil... Ne akla, ne mantığa ne de duyguya sığmıyor. Provokatif bir olaya benziyor. Bugüne kadar hakemler benzer durumlarda hep idare ettikleri için bu olaylar çıktı ortaya.. Şimdiye kadar atılan maddelere ve provokatif olayları hakemler idare etmeselerdi bugünlere gelinmezdi. Kimseyi ayırmıyorum. Her kulüp için söylüyorum. Sporu, futbolu yapanların içindeki adamlara da yazıklar olsun... Tolga'yı da burada suçlamak istemiyorum ama ne işin var, tribünlerin orada, gir içeri.. Sonra hocası onu kurtarmaya geldi. Yazık günah Şenol hocaya.. Allah şifa versin... Kupayı alsan ne olur, almasan ne olur! İlla bir takım hocasının kafasının mı yarılması lazım. Yabancı cisimler her statta atılıyor, birilerinin kafasına geldiği zaman mı aklınıza geliyor. O ellerini artık çeksinler Türk futbolundan... Türk futboluna ihanet etmesinler... Ne karar çıkarsa çıksın iş siyasete gidecek. Çünkü bunu istiyorlar. Trabzon'daki olayın aydınlanmamasının sebebi de bunlar...
Bundan sonra hangi karar alınırsa alınsın, Fenerbahçe hükmen de mağlup olsa bunların hiçbiri problem değil... Problem düğmeye basmış olmaları... Bundan sonra statları, salonları seyredin.. Spordaki taraftarlar, müthiş bir sivil toplum örgütleri... Bir tuzak kurdular. Tuzağın içine sporu da soktular... İnşallah ben yanılırım ama dün Ülker Stadı'nda yaşananların içinde tuhaf bir durum var... Ziraat Bankası bu kupaya sponsor oldu.. Bundan sonra olur mu? Türk futboluna sponsor olanlara günah değil mi, sporculara günah değil mi? Milyonlarca insana, futbolsevere günah değil mi? Stadın her yerinden yabancı maddeler atacaksın... Özel mi gittiniz siz oraya... Kaç tane tribünden atıldı o maddeler!.. Bunlar tesadüf olamaz... Şenol hocaya da geçmiş olsun diyorum, acil şifalar dilerim.