CANLI
SKOR
Rıdvan Dilmen

Rıdvan Dilmen

Oğuzhan uzaydan mı geldi!

Mersin-Beşiktaş maçı haftanın en tempolu, en keyifli maçı oldu... Beşiktaş saldırdı, golü de erken buldu.
Mersin bu şoku üzerinden çabuk atarak karşılık verdi. Beşiktaş daha önce birinci bölgeden hızlı çıkarken artık bütün bölgelerden hızlı çıkmaya başladı. Tolga'nın golü yemesi büyük bir avantaj oldu aslında.
Belki de müdahalesinden dolayı penaltı yaptırıp, kırmızı kart görebilirdi.
Oğuzhan Özyakup'u dün ilk kez izleyen biri 'Bu nasıl futbolcu, uzaydan mı geldi' derdi. Oğuzhan, Zidane çalımları atıyor.
Oğuzhan zeki bir oyuncu" derdi.
Beşiktaş oyunun büyük bölümünde çok iyi futbol oynayarak farklı bir galibiyet aldı. Beşiktaş'ın ilk beş dakikasında dört tane girişimi vardı.
Oğuzhan'ın liderliğinde futbol resitali sundular..
Olcay'ın da olağanüstü performansı, Cenk'in de bitiriciliği vardı. Beşiktaş'ın bekleri 88. dakikada hâlâ gitmeye devam ettiler. Bu sıcakta beklerin bu kadar bindirmeleri de olağanüstüydü. Beşiktaş'ın attığı gollere bakın, minyatür kale maçlarda atılan gollere benziyor.

ALMAN PATENTLİLER
Birbirlerine alışık olmaları çok önemli.. Gökhan daha hazır değil ama öndeki oyuncuların müthiş formu farklı skoru getirdi. Şenol Güneş ofansif antrenör, Beşiktaş'ın da ofansif futbolcuları var... Bir de Beşiktaş'ın korkunç bir alışkanlığı var.
Quaresma da çıktıktan sonra öndeki oyuncuların hepsi Alman patentli... Büyük ihtimalle aralarında Türkçe konuşmuyorlardır.

GOMEZ BİLE ŞAŞIRMIŞTIR
Quaresma daha önceden çok farklı bir Beşiktaş'ta oynadı, şimdi çok farklı Beşiktaş'ta oynuyor...
Fayda sağlayabilir belki de hız kesebilir...
İnanın Gomez kenarda Beşiktaş'ın bu hızlı oyunu karşısında şaşırmıştır. Bilic'in kontrollü ama geçen sezonun ikinci yarının sonlarındaki kontrolsüz hücum oyunundan sonra Güneş'in hızlı hücumları çok daha etkili... Bilic'in hücumları dağınıktı.

DARBELİ GÜNEŞ
Gökhan Töre tam anlamıyla hazır değil. Devreye girmediği halde Beşiktaş takımı beş attı, bir o kadar da kaçırdı... Bursa'da Volkan, Şener, Ozan; Trabzon'da Burak, Selçuk, Umut... Hep Şenol Güneş'in eserleri bunlar... Belli ki Oğuzhan'a da eli değmiş hocanın... Oyuncusuna güven vermiş, Oğuzhan da bu güveni almış... Coşkulu, öne doğru oynamaya çalışan, taraftarını mutlu eden dolu dolu bir Beşiktaş izledik. Şenol Güneş'in takımı sonuca daha iyi gidiyor.
Darbeli... Yani işi bitirici hamleleri yapmakta üstlerine yok. Geçen yıldan en büyük farkı da bence bu.

Coşku problemi var

Kadrolar geldiğinde ben "Burak Yılmaz, West Ham'a gitti" diye düşündüm. Burak'ın kadroda olmaması kesinlikle ve kesinlikle teknik bir hatadır. Podolski, Burak Yılmaz'ın fizik kapasitesinin yüzde 50'sinde bile değil. Önde oynayan 4 oyuncu da santrfor oynayabilecek oyuncular değil...
Podolski, Sneijder, Olcan ve Yasin'den forvet olmaz. Burak Yılmaz en son feda edilecek oyuncu. Burak sağlıklı olduğu sürece oynar. Burak oynamazsa, hadi Umut dersiniz, ki o da doğru değildir bana göre. Hamza hocanın gösterdiği sebep teknik olarak benim gözümde oturmadı. Oturmadığını da gördük... Hamza hocanın teknik yorumuna katılmıyorum. Galatasaray'ın ilk yarıda geride olmasında teknik direktörün kesin katkısı vardır. Hamza hoca yüzde 100 hata yapmıştır. Ben idari bir karar olarak düşündüm.
Galatasaray'da ciddi bir isteksizlik ve doymuşluk var.
Sivasspor takımı ofansif bir takım, top oynamaya çalışan bir takım.
G.Saray'da isteksizlik görüyorum.
Sivas ilk yarıda maçı 3-0 ya da 4-0'a getirebilirdi. İlk yarıda G.Saray geride olmayı hak eden bir futbol ortaya koydu. Hamza hocanın da bunda katkısı vardı. Muslera hep iyi oynamayabilir. Kötü günleri olabilir. Sneijder'in de deplasman golü ikiyi geçmez...
Burak ikinci yarıda oyuna girdi, bir tane direkten döndü, bir tane kaleci çıkardı, diğerinde de golü de attı.
Burak'ın attığı ilk gol ofsayttı.
Hakem en az 6 dakika uzatmalıydı.
Sakatlıklar vardı, su molası oldu, oyuncu değişiklikleri de vardı. Hakemin kritik hataları vardı. İki takım da maçı birbirine ikram etti. Galatasaray kötü haldeyken bile iki tane gol bulup 1 puan aldı. Bu da önemli bir şeydir. Ben iki takımı da hazır görmedim. Galatasaray istek ve tempo olarak yeterli değil.
Galatasaray taraftarı oynanan oyundan mutlu olmamıştır ama bu oyuna rağmen alınan puan da kötü puan değildir.
G.Saray da coşku problemi var.
Hamza hoca bu tür tercihleri nedeniyle iletişim olarak da oyuncularıyla bayağı problem yaşayabilir.

Melo'yu aradılar
Yaz boyu bir Melo krizi yaşandı. Bu sorun en baştan çözülseydi ve dün Felipe Melo sahada oynasaydı "Galatasaray kazanırdı" diyemem ama diğer arkadaşlarının performansını olumlu yönde artırırdı. Selçuk İnan ve Bilal Kısa ikisi birlikteyken takım savunmasında ciddi arızalar veriyor...
Galatasaray'ın mental olarak iyi durumda olmadığını gördüm.

Fenerbahçe 80'ler tadında

Bu sezon nasıl bir Fenerbahçe izleyeceğimizi hazırlık maçları ve Şampiyonlar Ligi elemelerinde görmüştük. Rakip kim olursa olsun, ortaya konan bir felsefe vardı. Bu Fenerbahçe'nin son 15 yılında oynadığı kültüre ters. Daum ve Ersun Yanal döneminde biraz farklılıklar olsa da bu kültür belliydi. Yıllarca Avrupa'da daha pasa ve güce dayalı bir Fenerbahçe'yi gördük. Fenerbahçe'de Löw de dahil olmak üzere bir kültür değişikliğine gitti. Bu da Avrupa'da bir kıpırdanma yarattı, yarı final, çeyrek finaller görüldü.
O kültür sizi Avrupa'da de götürür, bu kültür sadece ligde götürür.
Bir de Fenerbahçe'nin 70 ve 80'lerini hatırlayanlar vardır. Sürekli öne oynamaya çalışan, çok gol atıp çok gol yiyen bir kültür... Bu takım kültür değişikliğine gidiyor. Benim çocukluğumda Benfica'ya karşı topa sahip olup 7-0 yenildiğimiz bir maç vardı ama şampiyon olmuştu.
Hücum gücümüz bizi lige forse etmeye ve şampiyonluklarda üstünlük sağlamamıza yol açmıştı.
Fenerbahçe şimdi ön liberoları Souza ve Meireles de dahil olmak üzere öne oynamaya çalışıyor. Diego da sete dönmüyor. Fenerbahçeli oyuncular topu aldıkları zaman hemen kat etmeye, verip kaçmaya çalışıyorlar.
Mantalite belli: Ceza sahasına inelim, şuta zorlayalım.
Caner, Hasan Ali zorluyor, Şener bindiriyor, içeri girmeye çalışıyor...
Fenerbahçe seyircisi artık set oynayan bir takım izlemeyecek. Fenerbahçe bundan sonra rahatsız eder artık rakiplerini. Sürekli zorlayacaklar.
Eskişehirspor bütçesi sınırlı ve bazı eksikleri olduğu için zorluklar yaşadı.
Maçın kırılma anı ise Causic'in atılması oldu. Bu noktada maç resmen olmasa da fiilen bitti. Taraftar da durumu anladı, eğlenmeye başladı. Van Persie'yi çağırdılar, istediler.
Bundan böyle rakiplerinin Fenerbahçe'ye çalışmasına çok gerek yok.
Sürprizlerle karşılaşmayacaklar.
Oyun belli. Sow bu maçta 4 gol bile atabilirdi.
Eskişehirspor'a karşı daha güçlü ve daha iyi durumda olan Fenerbahçe doğal bir şekilde kazandı. Maçın hakemi de de genel anlamda iyiydi.

"F.BAHÇE 80 GOL ATAR"
Bireysel performanslarda Şener'i ve Hasan Ali'yi beğendim. Souza'nın temposu yüksek... Meireles bu haliyle en iyi transferlerden biri olacak. Hoca Atina'yı düşünerek onu çıkardı. Fenerbahçe ligin rotasyona en uygun takımı oldu geniş kadrosuyla. Fenerbahçe'de artık yedek diye bir kavram kalmadı. Gerçekten önemli bir 23-24 kişilik bir kadroya sahip. Yedekte milli oyuncular var. Türkiye'de her takımda fark yaratabilecek isimler. Bu kadro 80 gol atar dediğimde dalga geçenler oldu ama bu oyunla gerçekten 80 atacaklar.

Ligi götürür ama Avrupa’da favori olamaz

F.Bahçe'nin Shakhtar'dan 3 gol yemesi sürpriz olmadı. Tek artıları organize bir takım karşısında 3-4 pozisyon bulmalarıydı. Bu kadro Türkiye Ligi'nde iş yapar ama Avrupa'da favori olamaz. Avrupa 'da kontrollü oynamak zorundasınız. Hatta Türkiye'de 2. bölgeyi çabuk geçen takımlara karşı daha sıkı ve organizasyonu iyi olan takım olmanız lazım.

Lucescu yılların tecrübeli teknik direktörü... F.Bahçe, belki de yıllardır çalışmadıkları tarzda bir teknik direktörle çalışıyor. Ben böyle bir teknik direktör görmedim onu da söyleyeyim. Belki uçuracak, belki yerlerde süründürecek. Ukrayna'daki maçta Pereira, Lucescu'nun tuzağına düştü. F.Bahçe, Ukrayna'da 4-1-5 oynadı. Pereira ilerideki 5 oyuncudan da top rakipteyken o bölgeye pres istiyor. Bu 5'liden buna tek alışkın olan Meireles var. Diğer 4 oyuncu, iyi niyetle pres yapmaya çalışıyorlar. Bu dağınıklık şuursuzluk getirir, iyi takımlara karşı hüsranla dönersiniz, Shakhtar maçında olduğu gibi. İyi oynadım sanırsınız ama üç tane yer dönersiniz. Türkiye'de geriye de düşseniz çevirebilirsiniz. Ama uluslararası maçlarda hiç affetmezler. Shakhtar karşında Pereira harakiri yaptı. F.Bahçe teknik direktörü şu ana kadar oyun ve skor ne olursa olsun aynı sistemde ısrar ediyor. Avrupa'da kontrollü oynamak zorundasınız. Hatta Türkiye'de 2. bölgeyi çabuk geçen takımlara karşı daha sıkı ve organizasyonu iyi olan takım olmanız lazım.

Geçen sezon takımda coşku yoktu
Fenerbahçe'nin uluslararası düzeyde kadrosu var ama oyun yapısı uluslararası düzeyde değil. Elenmemesi mümkün değildi Fenerbahçe'nin. Türkiye liginin ise favorisi olur. Ama Avrupa Ligi'nde zayıf rakipler gelse de F.Bahçe için "Turu kesin geçer" diyemiyoruz. Hele ki orta alanı güçlü takımlara karşı… F.Bahçe baskı kurduğu zaman her an atabilir ama orta sahası kuvvetli her takım bu mantaliteyle F.Bahçe'ye üstünlük kurar. Geçen sezon İsmail Kartal ve F.Bahçe'nin en büyük sorunu coşku problemiydi. Şimdi yeni bir takım var ve herkes kendini gösterip, formayı kapma isteğinde. Ancak tam bir sistem takımı olamadı. Diego, Sow, Nani sürekli pozisyon değiştiriyorlar. Bu sadece hücum aksiyonlarında değil, top kayıplarında da ani kontratak yemelerini sağlıyor. Son maçta olduğu gibi. Açıkçası matematiğe vurup Fenerbahçe şu sistemle oynuyor diyemem. 4-2-4 desen önündeki 4 oyuncunun pozisyonu belli değil. 4-4-2 desen ortadaki 4'lünün pozisyonu belli değil. Oyuncuların sürekli bölge değiştirmesi (ki muhtemelen bunu hoca istiyor) hücum ve savunma organizasyonlarında arızaya sebep oluyor. Ligde 2-0 düştüğü maçı çevirebilir çok takıma karşı. Ama ben açıkçası Pereira'nın dünya formatında oyunlar geliştirmesini, planlar yapmasını bekliyorum.

Kjaer riskli oyuncu
Alves ve Kjaer birbirine yakın oyuncular. Kjaer biraz daha derli toplu ama geniş alanda riskli oyuncular. Artık aynı tip stoperler pek kalmadı. Bir tanesinde en azından ayağı çok iyi olan oyuncular oynuyor veya solak oluyor veya atletik oluyor. Ama bu ikisi aynı tek hamleli oyuncular. Maçta 89'da oyuna girmeler çok anlamlı değil. Mehmet Topal olayında olduğu gibi. Son dakikadaki iki oyuncu değişikliğinin nedenini sormak isterdim hocaya. Her yeni antrenörle ilgili birkaç ay beklerim ama futbol da matematik değil. Dünyanın her yerinde oynanan bir oyun. Ama teknik adamların lider vasıfları kadar, antrenman bilimi kadar, insan yönetimi kadar, futbol oynandığı için oyun karakterini taktik anlayışlarında açıkçası henüz değişiklik göremedim. Sistem konusunda hoca ısrarcı ancak öne geçtiği hazırlık maçları dahil, berabere gittiği ve geride olan maçlar hiç şablon değiştirmemesi benim ilk kez karşılaştığım bir teknik adam profili şimdilik!

Van Persie'nin performansı düşük...
Birkaç ay sonra oynamış olsaydı F.Bahçe için farklı olabilirdi. Geçen haftayla bu hafta arasında kaybetmesine rağmen artı anlamda biraz fark var. Ama perşembenin gelişi çarşambadan belliydi. Hiç sürpriz olmadı F.Bahçe'nin 3 gol yemesi. F.Bahçe'nin artısı daha agresifti, fiziği geçen haftaya göre daha iyi ve rahatsız edici oynadı. Tabii bu 1-0'dan sonra özellikle. Çünkü rakip tur atlıyor, siz dönmek istiyorsunuz… Bundan dolayı mı bunu zaman gösterecek. Shakhtar, İstanbul'da atamadıklarını orada attı. Van Persie 18'de bile yoktu. Bilemiyoruz tabi durumunu, sakatlığı nedir. Birkaç senedir maç performansı düşük. F.Bahçe'nin en büyük artısı da Shakhtar gibi organize olarak iyi bir takıma karşı 3-4 pozisyon bulabilmesiydi.