CANLI
SKOR
Rıdvan Dilmen

Rıdvan Dilmen

G.Saray’dan F.Bahçe taktiği

Galatasaray içeride 43 puan, deplasmanda 17 puan toplamış. Sarı-kırmızılı takım kendi evinde, şampiyonluk yarışındaki rakiplerinden Fenerbahçe'den 15 puan, Beşiktaş'tan ise 7 puan fazla almış. Burada aslan payını taraftara veriyorum. Fatih Terim ile Tudor arasındaki en önemli fark; Fatih hocanın taraftar ile olan enerjisidir... Tudor döneminde Galatasaray ilk yarıda deplasmanda bir maç kaybetmişti ve çok büyük protesto edilmişti. Geçen hafta Gençlerbirliği deplasmanında çok berbat oynayan Galatasaray liderliği kaybetmişti ama meşalelerle karşılandı. Bu tamamen Fatih Terim farkıdır. Türkiye'de altı şampiyonluk ve Avrupa başarısı olan bir teknik adamın kredisi vardır.
G.Saray dün o çok eleştirilen Aykut Kocaman ve F.Bahçe'nin yaptığı benzer taktiği uyguladı. Abdullah Avcı, Visca'nın bu kadar etkisiz kalacağını düşünemedi. Mariano iki hafta önce benzer bir vuruş yaptı, savunmaya çarpan top Belhanda'nın önüne düşünce o da golü yaptı. Dün ise müthiş vurdu ve güzel bir gol attı.. Terim maça çıktığı zaman, 'Dörtlü savunma ile klasik önde bastırıp sert oynayayım' diye düşündü. İlk 15 dakika Başakşehir'i hemen hemen hiç çıkarmadı. 15 dakikalık yoğun tempodan sonra G.Saray'ın stoper özellikli iki oyuncusu oyunu tutamadı. Kanatlardaki Rodrigues ile Feghouli de oyundan düştü. 15. dakikadan gole kadar oyun orta alanda sıkıştı. Başakşehir çıkarken bir top kaybetti, Galatasaray cezasını kesti. Denayer ile Serdar Aziz'in çabukluğuna güvendiği için Maicon'u oynatmadı Fatih Terim... Arda kötüydü, Adebayor iki savunmacı arasında kayboldu, Elia etkisizdi, Visca da yalnız kaldı ve risk almadı. Gol attıktan sonra Galatasaray oyun şablonunu değiştirdi. Donk'u daha geriye çekti, bir de atletik Sinan'ı oyuna soktu. Bekleyip, ikinci golü aradılar. Adebayor'un maçın başında iki tane sarı kartı var, Rodrigues'in de olması lazım. Mariano'ya verilen kart doğru ama gösterilmeyen en az 5 kart var. Tansiyon çok yüksekti. Hakemlerimiz maalesef idare etmek için sahaya çıkıyor. Berbat bir maç yönetti hakem. Başakşehir'in formsuzluğu ile değil Galatasaray sert ve yakın oynayarak rakibini etkisiz hale getirdi. Güzel olan taraf son 5 haftaya girerken kafa kafaya yarış devam ediyor.

Beşiktaş için keyif vakti...

Şenol Güneş ve oyuncular için nefis bir 48 saat, oyunculuğumdan da antrenörlüğümden de bilirim, maç fazlasıyla da olsa lidersiniz... Şu tabloyu 29 haftadır Beşiktaş taraftarı bekliyordu. 2 sezonun şampiyonu maç fazlasıyla da olsa liderlik koltuğuna ilk kez oturdu. Bu akşam Fenerbahçe'nin maçını, daha da önemlisi Galatasaray- Başakşehir maçını bekleyecekler. Kafa karıştırıcı bir tablo var aslında, kimin kazanmasını isteyecekleri net değil ama önemli olan Beşiktaş'ın kendi maçlarında 5'te 5 yapması... TT Stadı'na gideceğini düşünerek Başakşehir'in kazanmaması gerektiğini düşünüyor olabilirler.
Zemin, kazanmak isteyen takımlar için önemlidir. Ayağa çabuk oynamaya çalışan Beşiktaş gibi takımlar için avantajdır. Topun sekmesini bekleyip vurmak istersen iyi zemin olacak. Babel gibi... Orta sahasında Tolgay ya da Oğuzhan'ı en az kullanan bir yapıyla bugüne dek gelmişlerdi, Atiba-Medel-Talisca üçlüsüne döndüler. Babel'in fotokopi iki golü var. İlk gol oyun disiplininden kopardı Akhisar'ı. Üçüncü gol de artık 'dama' dedirtti.
Sahanın en iyi oyuncularından birisi tartışmasız Caner'di. İki bekin de iyi oynayınca pozisyon buluyorsun. Akan oyunda bir baktık, ceza sahasında Tosic var. Orta sahasının ortasındaki Atiba ve Medel'e de güvenip gidiyorlar. Beşiktaş hücum yaparken Babel, Talisca, Negredo ceza sahasında oynadı neredeyse. Caner de öne çıkınca ikinci topları Atiba, Medel ve Adriano süpürdü. Quaresma 5 hafta oynamamanın verdiği egoistlikle ceza sahası içinde halı saha hareketlerine girdi. Vurdu, çekti, kaleciyi yatırdı, direkten döndü falan. 3-0'dan sonra laylaylom oldu tabii. Elbette Okan hocanın planı Seleznyov'a ceza sahası arkası koşuları yaptırmaktı ama bu plan en baştan sekteye uğradı. İkinci yarıda Beşiktaş'ın izin verdiği ölçüde pozisyona girdiler. Güle oynaya değil, mücadele ederek kazandılar. Keyif aldılar. Futbolda 'güle oynaya' diye bir şey yoktur, mücadelenizi ederseniz skor size gelir. Beşiktaş'ın Şampiyonlar Ligi serüveni daha kısa sürseydi en az 4-5 puan fazla alırdı. Hakemler de Hüseyin Göçek önderliğinde iyi bir maç çıkardılar.

Valbuena gitmeli!

Düşünebiliyor musunuz? Fenerbahçe taraftarı Neustadter'in çalımını alkışladı. Koskoca Fenerbahçe takımının, ilk yarı boyunca rakip kaleciyi yere yatırdığı pozisyon yok. Şampiyonluk için mücadele eden bir takım böyle oynamaz. Soldado ile başlayınca "Hoca niye Fernandao'yla başlamıyor" deniyor.
Soldado ile başlamasa ona da "Niye başlamıyor" diyeceksin! Sorunun cevabı şu; ikisi de Fenerbahçe için çok yeterli santrforlar değil. "Kontradan gol yersek" diye düşünüyor Fenerbahçe... Şenol hoca ise "Gelirse gelsin, ben atarım" diyor. Aykut hoca, basketbol koçu gibi yönetmeye çalışıyor. Alex'i de 15 dakika oynatmaya çalışıyordu. İkinci yarıyı değerlendirecek olursak.... Bazı küçük rötuşlar, büyük sonuçlar doğurur.
Günümüz futbolunda duran toplar üçte bir değerinde.
Şampiyonluk yaşamış takımlara baktığımız zaman da duran topları iyi kullanan Hagi, Emre ve Alex gibi oyuncuları görürüz. Fenerbahçe ilk yarıda kenarlarla birlikte 8 tane duran top kullandı ama sonuç alamadı. İkinci yarıda, ikinci duran topta gol geldi. İlk golde yardımcı hakem topun çizgiyi geçtiğini gördü, tebrik ediyorum.
Bu galibiyetle Fenerbahçe'nin kazancı ne oldu? "Daha alınacak 18 puan var. İlk üçte olanlarla oynamayacağım, onların birbirleriyle maçları var" diye düşünüyorlar. Önümüzdeki sezon Aykut Kocaman ile devam edilecekse ki, bence devam edilmeli, bu takımın daha ofansif, yetenekli ve efektif oyunculara ihtiyacı var.
Şu gerçeği görmek lazım. Aykut hoca devam edecekse, Valbuena olmamalı. Kocaman'ın futbol tarzı bu. Kadrodaki oyuncular istediği oyuncular mı, tabii ki evet. Hedeflediği 11 bu mu tabii ki değil. Aykut Hoca, oyun anlayışı için koskoca Alex'i feda etti. Şunu da belirtmemiz lazım. Fenerbahçe son dört maçta hiç gol yemedi. Bu da bir beceridir.
"Ben gol yemeyim, nasıl olsa atarım" diyorsa, ilk yarıdaki futbolla olmaz. İkinci yarıdaki futbolla olur. Valbuea'nın riskinin sadece savunmaya yarımcı olmuyor anlamında görmemek lazım. Aykut hoca top kayıplarını da düşünüyor.
Bir gerçek var; Aykut Kocaman olacaksa Valbuena olmamalı. Kimse, haftaya Valbuena'yı yazmasın kadroya. Aatif oynayacak yine.
Aykut hoca, "Ben buyum, böyle çalışıyorum" diyor. Hocanın iyi bir tarafı var dış etkenlerden etkilenmiyor. "Kaybedeceksem kendi oyunumla kaybedeyim" diyor.
Hakem Halil Umut Meler, ilk yarıda Şener'in sert girişlerine kart göstermedi ama oyunu oynatmaya çalışan yetenekli bir hakem olarak görüyorum Meler'i.

Aykut Kocaman ders çıkarmalı

Bizim takdir anlayışımız pek yoktur. "İyi ama…" diye başlayıp önce kötüyü anlatırız. Trabzon iyi değildi, Kayseri çok kötüydü ama burada Galatasaray ile Fenerbahçe maçlarını iyi oynadılar. Hatta Fenerbahçe oyunun sonunda uzatmaya giderken golü yaptı. Saçma sapan gelebilir birilerine ama niye 2 dakika uzatıldı? Fenerbahçe'nin şampiyonluk şansı var mı, var... 6 puanlık fark var zaten, ikili averaj da yok lider Galatasaray'la. Yarışta bir golün bile önemi var. Üstelik Fenerbahçe fikstür olarak rahatladığı bir ortama girecek.
Fenerbahçe geleneğinin dışına çıktı, deplasmanda evinde topladığı puandan daha çok toplamış. Galatasaray taraftarı ortada, yalnızca bir kez puan kaybettiler bu sezon. Bir gerçek var ki taraftar gücü Kadıköy'de, Vodafone Park'ta ve TT Stadı'nda en büyük güç... Oyuna gelirsek; Varela savunması hiç olmayan bir oyuncu. Varela'nın tek başına bir kanadı savunması mümkün değil. Güray fena bir oyuncu değil, oynayabilir ama üçlü savunma bu iki oyuncuyla oynanmaz. İki tane savunma arkası koşusu, bir şutla devreye 3-0 girersin. Dörtlüye döndün ama Mendes, Varela, Deniz, Umut önde oynuyor. Boldrin de gelmiyor, tek başına Şamil var. Vedat çaylak bir kaleci, heyecanlı, ona saygımız var ama hocaları muhtemelen dedi ki, "Beyler kaleyi görünce vurun." Kayserili oyuncular da adeta nakavt oldular.
Fenerbahçeli oyuncular bu maçı en azından final havasında gördüğünü, işin içinde kalmak istediğini göstermiş oldu. "Kendi işimi yapayım da ne olursa olsun" diyor. Fikstürü oldukça rahat artık Fenerbahçe'nin… İç sahada 25 puanda kalmış Fenerbahçe. Bu normal bir şey değil. Lider Galatasaray 40 puan almış. İç sahaya baksan şampiyonlukla uzaktan yakından alakası yok. Galatasaray geleni gideni yenmiş derbi haricinde. Fenerbahçe'nin iç ve dış saha averajı aynı olur mu? Bu aslında çok çarpıcı bir örnek… Aykut Kocaman'ın takımları kısırdır. Dünkü gollerle Fenerbahçe santrforları 12 gol oldu, Gomis tek başına 26 tane atmış. Düşük tempolu bir takım olarak oyun tarzı da deplasmanda fark yaratacak bir durum değil. Buradan ders çıkarması gereken bir kişi de Aykut Kocaman. Farklı formatlar geliştirmeliydi iç saha için.

G.Saray çok iyi hazırlanmış!

Çok iyi hazırlanan bir Galatasaray ve hazırlanmayan Trabzonspor vardı. 'Trabzonspor çok kötü' desek, Galatasaray'ın coşkusuna yazık olur... İlk yarı tek taraflı bir maç oldu. Trabzonspor son yıllardaki en kötü oyunlardan birini oynadı. Galatasaray top kendisindeyken de rakipteyken de çok iyiydi. Trabzonspor'a 5-6 pas yaptırmadı.
Hem topu rakipten çabuk kazandılar hem de atağa hızlı çıktılar. Rıza Çalımbay 1 tane çok önemli hata yaptı. Maç öncesi sadece kendi takımınızı değil rakibinizi de düşüneceksiniz.
Ben kadroları görünce 'Maçın oyuncusu, Nagatomo veya Mariano olur' diyordum. Zira Abdülkadir, Sosa, Yusuf ve Burak top rakipteyken futbol oynamıyor.
Olcay Şahan formda veya formsuz ama en önemlisi şudur; oyun disiplinine sadıktır. Abdülkadir veya Yusuf kadar yetenekli değildir ama rakip Türk Telekom Stadı'nda Galatasaray ise ve iki bek de geliyorsa en azından Abdülkadir veya Yusuf'u kesmeliydi Çalımbay. Hakemin, ilk yarıda Selçuk'un ayağına basan Pereira'ya kırmızı kart göstermesi gerekirdi. Başakşehir'in kazanması Galatasaray için problem olmamıştır. Galatasaray içerideki her maçı böyle oynayacaktır, onların sorunu deplasman... 47 ile 54 arası Galatasaray'ın duraklaması oldu.
Trabzonspor 2-3 tane skoru değiştirecek pozisyon buldu. İşte o anda Çalımbay dedi ki; "Ben kaçırıyorum ama atacağım galiba" ve N'Doye'u aldı. O zaman da takımın en iyi presçisi Okay'ı stopere geçti ve bu da kırılma anı oldu. Zaten iyi oynayan ve gününde olan Gomis de Okay ile yaptığı mücadele sonunda ikinci golü attı.
Burada da önemli bir detay var; Okay, tıpkı Mehmet Topal gibi... Ön liberoda hata yapma lüksü var çünkü arkasında iki stoper duruyor. Topal'daki yanılmalar gibi Okay da burada yanıldı. Okay ister istemez 'Arkamda oyuncu var' diye düşündü ve gol geldi. Yani ön liberolar stoperde kendi mevkii gibi oynayamaz. Ama maçı izlemeyen biri 2-1'i görse, "Oo iyi sonuç" falan diyecek.
Ama maç öyle değil. 2-3 dakikalık görüntülerde de Galatasaray'ın oyunu gösterilmez. Trabzonspor için sonuç prestij kaybı olmaz ama jeneriklik gole rağmen bu oyun takım için büyük kayıptır.

Geçen yılki Beşiktaş yok

Önümüzü görmemiz açısından önemli bir haftaydı. Ama ligin en çok gol atan 4 takımı sadece 1 gol çıkarabildi iki maçtan. Başakşehir maçı hak etti. Daha organize, daha istekliydiler. Emre ve Epureanu yoktu dün bir de Mossoro sakatlandı ilk yarıda. Ama Beşiktaş'a maç boyunca 'Ya da bu da kaçar mı?' diyebileceğimiz bir fırsat vermediler. Beşiktaş'ta takım savunması direnci de yoktu. Enteresandır Beşiktaş her türlü taktiksel değişikliği yaptı ama bunlar artı yerine eksi getirdi. İlk yarı ve maçın tamamı boyunca Negredo sadece 1 kafa vurabildi. Başakşehir maça, 'Bizi hafife alıyorsunuz' hırsıyla hazırlanmış 1 hafta boyunca. 'Ben buradayım' dedi kısaca Başakşehir. İlk 10 dakika inanılmaz bir baskıyla iki pozisyona girdiler. İlk yarının 1-0 bitmesi mucizeydi. 10 kişi kaldıktan sonra 4-4-1'e döndü Avcı ve Adebayor'dan iki kişilik oynamasını istedi. O da her yere koştu. Aslında 4-5 gibi dizildiler sahada. 11'e 10 oyunda pozisyon vermemelerinin sebebi ise şuydu: Beşiktaş'ın çok oyuncuyla hücum yapması Başakşehir'in işine geldi. Çünkü hamleli iki stoperi var. Attamah mesela müthiş oynadı. Tek ne kaldı? Karamboller ve ceza alanı dışından şutlar ama onlardan da sonuç çıkmadı. Abdullah Avcı artık önemli bir teknik adam, Avrupa çapında. Belki de Başakşehir stat açıldı açılalı en kabalalık maç-ı nı oynadı kendi adına. Kamuoyunda herkes Beşiktaş'ı net favori gösteriyordu ve bunu anlamıyordum. Beşiktaş bu sezon, geçen sezonki gibi iyi futbol oynamıyor. Bu ligin kadro olarak da organizasyon olarak da en iyilerinden birisi Başakşehir. Fenerbahçe ve Galatasaray için diyorlar ya, şuna buna kaybetmesiydi diye... Başakşehir de son iki haftada 5 puan verdi. Bu maçta Beşiktaş'ın konsantrasyonu, fiziki kalitesi çok düşüktü. Kaldı Şenol Güneş de bunu görmüş ve Şampiyonlar Ligi olmasına rağmen Bayern Münih karşısında bu maçta oynayacak bir çok isme yer vermedi. Bana göre normaldi. Çünkü bu maçı kazansaydı üst üste iki maçı sahasında oynayacak bir Beşiktaş vardı. Beşiktaş'ı yakan şey şu oldu: Şampiyonlar Ligi'nde gruplardan sonra Bayern Münih maçına kadar verilen ara çok fazlaydı. Bu sırada Beşiktaş çok puan kaybetti. Son olarak şunu da söyleyelim; hakemler çok berbat bir hafta geçirdi. Bu maçtaki hakem de rezaletti. Kafaları karmakarışık, kararları skora göre veriyorlar, kartları ona göre çıkarıyorlar. Saçma sapan maç yönetiyorlar.

Tam bir kör dövüşüydü

En başından söyleyeyim, dün gece Galatasaray 19. yılda Kadıköy geleneğini bozabilirdi. Türkiye'deki en iyi iki kaleci diyebileceğim Muslera ve Volkan iyi oynadı ama oyuncular stres içinde kör dövüşü yaptı.
Berbat bir maç izledik. Şuursuz hücumlar, ani kontrataklar. 90+3'te Tolga vuramadı. Fenerbahçe'nin 19 yıllık geleneği bozulabilirdi.
Aykut Kocaman maç önü de sonu da hep rakibe göre oynadı. Sadece son bölümde lig durumuna göre değişiklikler oldu. Fernandao, Valbuena, riskler sadece 20 dakika alındı. Ya herro ya merro oldu. Fatih Terim kaçan gollere üzülüyordur ama 0-0'a Florya'dan Kadıköy'e gelmezdi.
Kaybetmeden dönmek önemliydi.
Büyük bir atmosfere karşın öylesine kötü bir oyun oynandı ki… Fenerbahçe'de evdeki hesap çarşıya uymadı, ilk yarıyı hemen hemen sıfır pozisyonla tamamladı.
Mehmet Ekici duran top kullanır, Soldado da Maicon-Serdar ikilisini zorlar diye düşünmüştü Aykut Kocaman. Fenerbahçelilerin tek tesellisi "En azından yenilmedim" diyecek ama büyük resimde 6 puan geride kalan, ikili averajı alamayan bir Fenerbahçe tablosu var. Volkan dün vasat oynasa Fenerbahçe 19 yıl sonra sahasında yenilirdi.
Galatasaray korkmadan, kora kor oynamaya çalıştı.
Sadece birkaç dakika dağılıp kriz yaşadılar. Bence 3-4-3'e yakın bir dizilişle oynadı Terim, Fernando-Serdar-Maicon bir üçlü oldu. Fernando'nun sakatlığı sonrası göbekte ikiliye döndü. Fatih hoca hem zamana hem kazanmaya oynadı. Tolga'dan sonra sürprizlerin adamı Sinan'ı oyuna soktu, 2-3 tane de tehlikeli akınlar yaptı.
Galatasaray taraftarı mutludur. Haklı olarak... Tudor'lu dönemdeki liderlik gibi değil şu andaki. Fatih hoca sonuna kadar götürmeye çalışacaktır.
Gördüğüm en berbat derbilerden bir tanesiydi. Volkan'ı ve Muslera'yı ayrı bir yere koyuyorum.
Fenerbahçe'nin bulduğu tüm pozisyonlar Galatasaray'ın hatalarındandı.
Hakikaten üzücü bir oyun ama Fatih Terim'i yürekli oyunundan dolayı tebrik ederim.

***

Bitmiş okeye dönüyor!
Bana düdük versen Bülent Yıldırım'dan kötü yönetmem şu haliyle. Görüyor, vermiyor. Baktığımız zaman Fenerbahçe'ye, Galatasaray'a göstermedikleri, verilmeyen penaltılar… Fernandao'nun verilmeyen golünü de yardımcı verdirtmedi, yarım metre ofsayt pozisyon. Bülent Yıldırım bitmiş, okeye dönüyor. Bence emekli olsun, MHK'ye girsin, güzel güzel atamalar falan yapsın. Neustadter, Mehmet Ekici'ye maçın başında sarı kart var. Mehmet'in iki kartlık hareketi daha var, kartsız çıktı maçtan… Neustadter'e o kartı vermemek de neyin nesi, 2. dakikada olunca kart yok mu futbolda? Fernando'nun direkt bir kırmızı kartı var. Serdar zorla penaltı yapmaya çalıştı. Bence biri net, birisi de tartışılır. Bülent Yıldırım zekice, kurnazca bir maç yönetti kendince. Sarıları bile uzatmalarda yalandan gösterdi. İdare etti, berbat bir oyuna berbat bir yorum kattı.

Terim’in final maçı olmaz!

Önümüzdeki haftanın heyecanı şimdiden başladı.
Çok kritik bir hafta bekliyor bizi. Ligin ilk dört takımı İstanbul'da kendi aralarında oynuyor. Futbol öyle bir oyun ki doğruları oynarken kazanamayabilirsin, risk aldığın zaman ise yanlış da oynasanız kazanabilirsiniz. 1-0 geride kapattı ilk yarıyı. Galatasaray ve Fatih Terim 50 bin kişilik ordusuyla o baskıyı kuracaklardı.
Hakem ikinci yarıda bir deplasman takımı adına Konya'yı ezdirmedi. Futbol öyle bir oyun ki bir teknik direktör gelir bir takımı ayağa kaldırır. Sergen Yalçın'ın kişiliği, o rahatlık ve özgüveni sayesinde takımını rahatlatır. Bunu sahada gördük.. Ancak yeni geldi ve takımını yeni tanıyor. İkinci yarıda yaptığı değişiklikler Konya adına işe yaramadı.
İki değişiklik yaptı Fatih Terim... Linnes'i "Artık ben sülale boyu hücum yapacağım.
En azından arkada Fofana'ya karşı bir tane çabuk oyuncu olsun" düşüncesiyle 2. yarıda oyuna aldı. Hatta Muslera, ilk yarıda sekiz dakika libero gibi oynadı.
Galatasaray 2-3-4-1 oynadı ikinci yarıda.. "Bu sıcağa kar dayanmaz" derken, Gomis'le 1-1'i buldu sarı-kırmızılı takım... Maicon'u da aldı gönderdi santrfora birkaç dakikalığına..
Hamleler yanlış hamle değil, fakat kazanmaya yönelik her türlü çılgınlığı yaptı. Konyaspor bu çılgınlıktan faydalanamadı.
Fakat böyle risk alan teknik direktörler genelde kazanırlar.
Rodrigues beklentilerin çok altındaydı ve hiç oynamadı. Maicon'u, santrfora atma pahasına Feghouli'yi çıkarıp Ahmet Çalık'ı oyuna aldı. Sonuçta teknik adam bir şey yapıyor. Bir şey yapmak önemlidir. Haftaya derbide Donk, Selçuk ve Tolga'dan en az ikisi oynayacaktır. Fatih Terim'in final maçı değil Fenerbahçe maçı... Ancak Aykut Kocaman'ın final maçı. Fenerbahçe'nin olmazsa olmaz maçı... Kazanırsa yarışta ciddi bir şekilde yer alacaktır. Galatasaray Kadıköy'de kazanırsa şampiyonluk yarışında en şanslı takım olur.

Kocaman dolduruşa gelmedi

Geçen haftaki Teleset Mobilya Akhisarspor maçı Fenerbahçe'nin dengesini bozdu. Hafta içini düşünelim, Aykut hoca Volkan ile ilgili gidip geliyordu, Aziz Bey'in (Yıldırım) kongre çalışmaları, bir tarafta Ali Bey'in (Koç) kongre çalışmaları, puan farkının artması, Medilpol Başakşehir'in kaybetmesiyle ümitlenirken, Beşiktaş'ın fire vermemesi… Kaybedilecek en az iki puan ile fark artacak psikolojisi ile maça çıkıyorsunuz. Bu dönemi atlatmak önemlidir. Bence Aykut Kocaman geçen hafta kendi tarzının dışına çıkarak iyi bir maç yönetmemişti. Dün ise çok çok doğru bir karar verdi ve Volkan'ı oynattı.
Dün Malatya'daki ilk yarı içinde, iki ayrı bölüm izledik diyebiliriz. Maç Malatyaspor'un üstünlüğüyle başladı, sonra Fenerbahçe dengeledi ve golü buldu. Karşılaşmanın ilk yarısında Fenerbahçe'yi maçta tutan Volkan Demirel'dir. Allah'tan Aykut hoca, 'Volkan baskısını' bertaraf etti.
Dolduruşa gelmedi ve Volkan'ı oynattı. Ligin en iyi kurtarışları listelense maçın hemen başında Volkan Demirel'in kurtarışı gelir. Volkan dün maçı Fenerbahçe'ye doğru çevirdi.
Fenerbahçe ürkek, bir türlü çıkamayan, ortasını Fernandao ile yapan bir 22.5 dakikalık bölüm oynadı. Bu dakikalar boyunca Fenerbahçeli taraftarlar herhalde deli olmuştur.
Sonra biraz toparlandılar.
Fenerbahçe'nin attığı golde ve Malatyaspor'un ofsayt gerekçesiyle sayılmayan golünde de iki yardımcı hakemin başarısı vardı. Tebrik etmek gerekiyor. Hakem Mete Kalkavan'ın göremediği bir elle oynama var Fenerbahçe'ye verilmeyen.
Çizgi üstündeyse penaltı, değilse frikik olmalıydı.
Bu maç Fenerbahçe için var olma maçıydı. Haftada Kadıköy'de oynayacağı Galatasaray derbisini final olarak görebilmesi ve yarışta olabilmesi için kazanmak zorundaydı ve kazandı.

Atama yanlıştı, hakem iyiydi

Beşiktaş'ın geçen hafta kazanması, Başakşehir'in de önceki gün kaybetmesi üzerine Şenol Güneş fikstürü önüne koyduğunda İstanbul dışına çıkmayacağını gördü. Başakşehir'den sonra iki maçı İstanbul'da oynayacak. Başakşehir de kaybedince şampiyonluğun en iddialı adaylarından biri haline geldi. Başakşehir'de Epureanu ve Emre tıpkı Fenerbahçe maçındaki gibi yok. Başakşehir deplasmanında beraberlik dahi kötü bir tablo ortaya çıkarmaz. Fenerbahçe-Galatasaray maçı da var. Fenerbahçeli oyuncular da bugün Malatya'da 'olmazsa olmaz' maçına çıkacaklarını düşünüyorlar. Galatasaray galibiyeti bile yetmez. En azından "4 takımdan birisi kopacak mı" sorusu bu hafta yanıt bulacak. Fenerbahçe 2 maçını da kazanamazsa artık şampiyonluk yarışından kopar. Fenerbahçe ile ilgili bugün daha farklı şeyler yazabiliriz. Kolay değil, zor deplasman… Konya'da Ali Turan cezalı, Galatasaray dolu tribünlerle içeride kaybetmez.
Beşiktaş da dün akşam biraz panik de vardı, tecrübeli bir takım olmasına rağmen pozisyonları bitiremediler. Son vuruşlarda iyi değillerdi. Golde bile kaleciden sekerek girdi. Şenol hoca mecburen sonuç antrenörlüğü yapmaya başladı. Sezon başı olsa Lens çıkıp Caner-Babel kanadına dönmez, devam ederdi. Bu biraz daha sonuç endeksli bir hamle… Skor 1-0 olduğu için Gençlerbirliği de hep oyunun içinde kaldı, gerginlik yarattı.
Beşiktaş, Şampiyonlar Ligi serüveni esnasında ligi çok ciddiye almadı. Futbolcu önemsememezlik yapmaz ama fiziksel olarak idareli gider. Maç seçmelerden geçti.
Hakemle ilgili şunu yazmak isterim. İki tane pozisyon var, Atiba'nın pozisyonu tekrarda gördüğüm kadarıyla penaltı. Medel'in, Jailton'la olan pozisyonu da penaltı. Gösterilmeyen kartlar da var ama ona rağmen beklediğimden daha iyi maç yönetti ama bence büyük maç yönetmemiş, 78 doğumlu bir hakemi böyle bir kritik virajda atamamak lazım. Mustafa Öğretmenoğlu'nun sonu olabilirdi dün geceki bu karşılaşma. Birisi flu, iki hataya rağmen oyunu oynatmaya çalıştı. Atama yanlış ama hakem bu kadar baskıya rağmen yönetimiyle sınıfı geçti diyebilirim.