CANLI
SKOR
Rıdvan Dilmen

Rıdvan Dilmen

Fener sezonu zor bitirir

Bu maç için Fenerbahçe adına en önemli şey Fernandao'nun sezonu kapatmasıdır. Allah sağlık versin kolay değil bir futbolcu için.
Maça gelince, öncelikle Konya'yı konsantrasyonu için kutlarım. Maça başlama şekilleri de hoşuma gitti. Önde baskı yaparak iki tane güzel gol buldular. F.Bahçe 4 Haziran nasıl gelecek diye bakıyor. Bitmez bu sezon Fenerbahçeli futbolcular için... Onlara ızdırap geliyor. Liglerin uzamasına en çok onlar ve Advocaat üzülmüştür. Fenerbahçe'nin ne yaptığını anlatmak insanlarla alay etmek olur. Kötü oynasa, kötü oynadı, şunu yapamadı deriz ama hiçbir şey yapmayan bir takım için bir şey söylemek doğru değil.
Fenerbahçe'nin kadro kalitesi, şampiyon olup olamayacağı tartışılır. Ama sahasında oynadığı 13 maçta, 2 yenilgi almış, 5 tane de beraberlik.
Ben çok kötü sezonlarda da oynadım Fenerbahçe'de... O zaman bile taraftarlar, oyuncu seyretmeye geliyorlardı. Artık oyuncular da sorumluluk almıyor.
En vahimi ne biliyor musunuz? Liglerin bitimine 13-14 hafta kala oyuncu grubu, bu teknik adamla gelecek sezon çalışmayacağını biliyor.
Kendileri için ne yaparlarsa, yapacaklardır ama onu da angarya olarak görüyorlar.
Popülizm yapmak istemiyorum ama bu formayı bu kadar ucuzlatamazsınız. Teknik direktörü ayrı bir yere koyuyorum. Elektriği tutmadı, beğenmedik; eyvallah. Seyirci de gelmiyor; ona da eyvallah. Ama bu forma da bu kadar ucuz değil yani. Kaybedersiniz ama bu kadar kötü oynamaya bir takımın hakkı yok.
Fenerbahçe'de daha kadro belli değil. İkramiyeden bu maçta, Aatif çıktı. Bir maçta Alper çıktı. Antrenör de mi görmüyor bunu? O zaman böyle bir teknik adamla çalışmayacaksınız. Antrenör bir şey yapar... Bundan daha kötü olabilir mi? Ama antrenör de biliyor işin bittiğini. Kupayı da alsa gitti. Puan farkı bu kadar açık değilken bile söylemiştim tablonun böyle olacağını. Bunun için kahin olmak gerekmez. Devre arasından bu belliydi... 300- 400 bin Euro verip Advocaat'ı gönderip, taze kanla değiştireceklerdi. Hoca gitmesi gerektiği zaman gitmedi. Basketbol takımını süper yapan kim? Aziz Yıldırım. Bu da tartışılır ama futbol takımı 2-3 yıldır kötü. Geçen sezon da mutsuzdu Fenerbahçeli. Mutsuz insan maça gitmez. Dolayısıyla Fenerbahçe için ızdırap dolu bir bahar geliyor ve kupa da kesmez.

Maçın yıldızı Sergen Yalçın’dır

Kadroları ilk gördüğümde iki takıma baktım ve "Bu maçta çok gol pozisyonu olur" diye düşündüm. Fakat bu maçın en iyisi kim dersem ben oyuncuları değil, Sergen hocayı söylerim. Büyük takım değilseniz iyi oyuncuları adapte etmek daha çok zaman alır. Sergen hoca, telaşlı bir karakter değil, geride de olsa rahat durur kenarda, oyunculara da hücum özgürlüğü vererek o adaptasyon problemini aşmış. İkiyi bulunca defansif bir müdahalede bulundu Sergen hoca. 4 hücumcudan birini çıkardı ve Sow'u aldı. Fakat bunu 0-0 ya da 1-1'de yapmadı. Beşiktaş golü buldu belki ama Kayseri çok iyi oynadı. Fabri'nin kurtardığı 3-4 tane iyi top var. Bir tanesi mermi gibi bir şuttu mesela.
Beşiktaş'ın ikinci yarının başındaki baskısı gol getirdi ama sakatlıklar ve değişiklikler dengelerini bozdu. Kayserispor da benzer iki gol üretti. Kanatlardan iki iyi top kestiler. Aboubakar'ın her an her şeyi yapabilecek bir potansiyeli var. Cenk, gol krallığıyla gidiyordu. Afrika Kupası finalinde gol atmasına rağmen Cenk'i kullanıyordu hoca. Cenk bir süredir formsuzdu, dün de pozisyona giremedi.
Quaresma'nın ve Gökhan'ın olmaması Beşiktaş'ı etkiledi. Kayseri'yi oradan yıkabilirlerdi. Gökhan çok formdaydı, rakibi yıpratıyordu ve rakibi tehdit ediyordu. Beck'i formsuz gördüm. Babel'i de ekliyorum buna, Babel'i hiç görmüyorum. Birkaç haftadır ciddi sallanıyor. Quaresma da olmayınca oyunun yönünü değiştirmekte zorlandı Beşiktaş. Şampiyonluk yarışında Başakşehir'in performansı inanılmaz... Deplasman performansı bir gol haricinde Beşiktaş'la aynı. Beşiktaş içeride bir fazla kazanmış, Başakşehir de berabere kalmış. Puan farkı buradan... Şu dakikada ligin en başarılı takımı tartışmasız Başakşehir'dir. Konya gibi oturaklı bir takıma karşı 3-0 kazanıyorsunuz. Bence mucizevi bir iş bu, kesinlikle kolay değil. Şampi... falan diyoruz Beşiktaş için ama Başakşehir'in hakkını tam da teslim etmiyoruz gibi geliyor bana.
Sezonun en tempolu maçlarından biriydi. Gittili geldili bir maçtı. İki takıma da kendi adıma teşekkür ederim. İzlemeyenler çok şey kaçırdı.
Cüneyt Çakır da uzun süredir gördüğüm en iyi maçını yönetti. Kimseyi ezdirmedi, iyi maç çıkardı.

Tudor’da Osieck’i gördüm

Tudor, çok büyük bir hata yapmıştı Bruma'yı Rize'ye götürmeyerek...
Ama şu gerçeği de söylemeliyiz:
Galatasaray'a profesyonellik olarak mutlaka katkı sağlayacaktır. Bence Tudor, kesinlikle bir sezon başı antrenörü... Çok yükleme yapan, fiziksel olarak bunu kaldırabilen oyuncularla çalışmak isteyecek bir hoca. Bazı oyuncular, şimdilik kaldıramadı idmanlarını.
Sneijder'in adale gitti. De Jong'un adale taşımadı. Hakan maçta adale sakatlığı geçirdi. Bazı teknik adamlar vardır, Riekerink gibi, idmanı hafiftir. Takımın idman tempolarını gözlemlediğimde rahat çalıştıklarını fark ediyordum. Rölantidelerdi.
Hiddink, dünyanın en deneyimli hocalarındandı, sevdiğim de bir insandır ama idman deyince "Holger Osieck" derim. Beni kadro dışı da bırakmıştı ama bana çok şey katmıştı mesela. 1 saat 10 dakika idmanda gülmek bile yasaktı. Osieck ile Tudor'u çok benzetiyorum. Osieck bize bir idman yaptırıyordu, anlatamam.
Bu antrenmanları kaldıramayız diyorduk ama sonra çok vasat bir kadroyla tamamen fiziki kapasitesiyle Beşiktaş'ın hegemonyasını kırmıştık.
O takımdaki herkesin futbol kariyerleri uzadı. Ben Tudor'da da bunu görüyorum. Elbette böyle bir antrenöre güçlü bir yönetim gerekiyor. Muhtemelen isyan eden oyuncu olacaktır. De Jong, Sneijder, Hakan, Tudor'a uymalı.
Elbette Hırvat hoca da yıldızlarla çalışabilmeli.
Kredisi var.
Kulüp düzenine en çok baskı kurabilen taraftar grubu ultrAslan grubudur.
Antrenörüne ve takımına sahip çıkmalı. Beyaz mendil hoş şeyler aslında ama bu buzdolabına kaldırılamazsa takım zarar görebilir.
Tudor, seneye de üçlü oynayacak, belli. Belki topla çıkabilen iki stoper alacak. Ona uygun kadro kurulursa gelecek sezonun fiziksel olarak en güçlü takımı Galatasaray olur. Fakat taraftarla yönetim arasındaki çekişme onun için de sıkıntı... Geleceğini göremiyordur şu anda Tudor.
Bundan sonra iyi skorlar alıp ikinciliği alırsa bir güven tazeleyecektir.
Tudor'un Türkiye'de fizik kalite ve taktiksel anlamda farklılığı var. Fakat zamanlaması doğru değil, oyuncular patlıyor.
Yaşlı takım çünkü...
Şimdi milli maç arasında iyi bir çalışma ortamı yakalayabilir, yarayabilir Galatasaray'a. Sezon içi teknik direktörlük sınavını henüz yüzde 100 geçemedi ama sezon başı idman kültürünü yerleştirecek gibi duruyor. Laylaylom hocası değil kesinlikle...

***

Ataman'ın öğrencileri misiniz?

Galatasaray'ın aleyhine olan penaltılara bakınca sanki İgor Tudor'un oyuncusu değil, Ergin Ataman'ın öğrencileri gibilerdi. Tolga'nınki tam bir facia, anlamsız...
Diğerinde de Ahmet ve Chedjou çıktı. İlginçtir, elle oynayan Chedjou'ydu ama Fırat Aydınus, Ahmet'i gösterdi. Elbette bu pozisyonların kartsız olması da bir tuhaf... Aydınus'un verdiği 3 penatlının 2'si net penaltı. Galatasaray'ın penaltısı tartışılır ama Antalya'da ve burada takımın mücadele ettiğini net şekilde gördük. 2-2'den sonrat empo düştü ama mücadele ve kazanma arzusu iyiydi. Selçuk'un serbest vuruştan attığı golün 3'te 1'ini de Podolski'ye yazıyorum. Poldi'nin varlığı kalecinin iki alternatifi de düşünmesini sağladı, Hopf gol yediği köşeyi boş bıraktı. Bu da Selçuk için avanta j oldu ama bu frikikte Selçuk'un hüneri de çok... Penaltı gibi kullandı. Yönetim istifa sesleriyle golü bulmak kolay değildir. Son iki maçta +4 puan aldı, Şampiyonlar Ligi'nde oynama ihtimalini de artırdı.

Birinci santrfor Fernandao’dur

Alt sıradaki takımları çok ilgilendiriyordu Alanyaspor'un performansı. 2-0'dan sonra Rize, Adana, Gaziantep, Kayseri teknik direktörleri 'eyvah' demiştir. Fakat siyahla beyaz kadar farklı bir Alanya ve Fenerbahçe vardı. Mike Tyson vardı eskiden, hızlı başlardı, devirirse kazanırdı, deviremezse düşerdi. Rakibin kulağını ısırırdı. Takım savunması ve bireysel savunması iyi değil Alanya'nın, 46 gol yemişler bugüne dek... Çok da kritik maçlar kazandılar aslında son dönemde, Adana'yı yendiler.
Fenerbahçe için de Şampiyonlar Ligi iddiası sürüyor öyle ya da böyle. Fakat bundan da öte direnç göstermeleri önemli. Alanya'ya turistik seyahate gitmiş gibilerdi. Alanya öyle bir başladı ki maça sert, agresif oynadı. Barcelona bile PSG'ye böyle başlamadı 6-1'lik maçta.
Fernandao diyor ki "Ben birinci santrforum" hocam. Çok iyi bir oyuncu mu, değil. Ömer Üründül hep yazar bunu, tespiti doğru. Kuvvetli olduğu zaman iş yapıyor, yaptı işini. Papatya falı gibi Van Persie'ye göre oynayamazsınız. Fernandao'yla oynarsınız. Fenerbahçe'nin takdir ettiğim karakteri savaşması. Kötü oynuyor, tabii ki eleştirebiliriz ama istekleri var. 2-0'dan sonra öyle bir tablo vardı ki sezon bitmiş gibiydi. Reaksiyon gösterdiler. İkinci golü çok beğendim, üçüncü golde de klas bir vuruş vardı. Üst üste iki maç kazanmak mühim... Artık Fenerbahçe beşinciyle uğraşmamalı, hep Avrupa potasında kalmalı. Futbolcular da kadroda kalmak için mücadelesini sürdürmeli.
Lens, 2-0'dan sonra Mehmet Topal'la bir diyalog yaşadı, burada dahi ne kadar istediğini gördük. Çok iyi bir oyuncu... Fenerbahçe'nin en etkili silahı.
Çok sevdi burayı, camiayı da sevdi. Fenerbahçe umarım gelecek sezon Lens ile devam etme şansı yakalar. Karakteri var. Babası vefat etti, geldi. Türkiye'ye sahip çıktı. Değerli ve yetenekli bir oyuncu... Aldı sazı eline, birkaç kez götürdü topu. Rakibe gözdağı, arkadaşlarına özgüven verdi. Alanyalılar, "Büyük takımla oynuyoruz" diye düşündü tekrardan Lens'i görünce...

Bu sistem zaman alır

Rıza Çalımbay, muhtemelen 1 puana üzülecekken maçı kaybettik diye düşünüyordur. 3-4 pozisyon bulmuş son bölümde ama Galatasaray, güzel bir duran top golü attı. Antalya'nın en önemli silahı Eto'o yoktu. 2-2'den sonra geldi maç ama Galatasaray gibi takım her an gol atabilir. Chedjou'nun hatasından gelen motivasyonla 2-2'yi buldular. Chedjou, ortak etti Antalyaspor'u maça... Bence ligin iyi oyuncularından birisi ama laubalilikten yaptı hatayı...
Galatasaray'ın savunma yapmayan yıldızlarla pek işi olmaz gibi gözüküyor. Fakat aynı zamanda gelecek sezon ligin en fizikli takımının Galatasaray olabileceğini düşünüyorum. Muhtemelen Hakan Balta, De Jong tarzı oyuncuların hoşlanmayacağı bir hoca olacak ama bu kısa vadede kötü olsa da uzun vadede kulüp için iyi bir şeydir. İdman temposu da muhtemelen yüksektir Tudor'un... Oyuncular, 10 birim efor sarf ediyorsa, 13 birim sarf edecekler. Galatasaray'da Bruma krizi nasıl yaşandı? Geri dönüşü yok diye yedek takımda oynattı, kapris yaptı, ceza sürecine gitti. Antrenör, "Ben çizgide oynatmam seni, rakip beklerden dayak yersin" dedi. Taktiksel anlamda çok süre lazım Tudor'a. 3-4-2-1 oynatmak istiyor. Bunu niye yapıyor? Bruma'ya diyor ki "Dönmüyorsun kanatta, ben de seni ona göre oynatırım." Ronaldinho, Rivaldo, Ronaldo... 2002 Dünya Kupası'nı alan Brezilya'nın ön üçlüsüne benzer oynattı Bruma, Josue ve Eren'i...
Tudor, Türkiye'nin çok alışık olmadığı bir modelle, düzenle oynatmak istiyor takımını. Dünyada trend gözükebilir ama Juventus'a göre daha farklı oynuyor. 3-4-2-1'de en çok zorlanan oyuncu Yasin... Çok sayıda sprint atmak zorunda kaldı. Muhtemelen de sprint sayısında birincidir. Carole, orta saha ve savunma arasında gidip geliyor, Yasin ise hem hücumu yapmak, hem de savunma yaparken Semih'e yaklaşmak zorunda. Eğer risk alıyorlarsa Yasin önde kalıyor ve doğrudan üçlü savunmaya dönülüyor. Bu sistem için meleke kazanmak lazım. Conte, Chelsea'de yaptı ama üst düzey oyuncularla yaptı. Orta sahada Kante'yle, Matic'le oynuyorlar misal. İyi oyuncuyla oynamak daha kolay ama Tudor'un işi kolay olmayacak ve zaman alacak. Çok tekrar gerekiyor.

Gol Alper Ulusoy’un

Fenerbahçe'nin golünü atan Mehmet Topal değil, Alper'dir. Alper'in golüyle 3 puan geldi. Niye Topal diyoruz? Tabii Alper derken Alper Potuk'tan değil, hakem Alper Ulusoy'dan bahsediyorum çünkü Mehmet Topal gol öncesi topu elle aldı. Bence ikinci sarı karttan da atılabilirdi. Göksel Gümüşdağ'ın video hakemi çıkışına katılıyorum. Video hakem sistemi olsa net sağ eliyle yumuşattığı görülür ve gol iptal edilirdi. Düzeltiyor ve sert bir şekilde vuruyor. Erdal vardı arkasında ve gördü, el dedi vuruş yapmadan. Hakem dediğin maçı bu kadar etkilemez.
Maçı üçe ayırıyorum. Fenerbahçe ve Osmanlıspor korakor, çok iyi olmasa da iyi istekli ve mücadeleci bir maç çıkardı. Rakip yarı sahaya oyunu yıktı Fenerbahçe. Pozisyonlar, karamboller buldu. Advocaat da 4-2-4'e çıkayım, galibiyete oynayayım dedi. Kjaer'in sakatlanması kötü oldu ama, göbekte Alper-Josef ikilisiyle 4-2-4'e döndü.
İkinci bölüme geliyorum, rulete döndü. Kim atarsa kazanacaktı. Ofsayta düşmemeye çalışan 4 tane mavili oyuncu vardı, karşılıklı tokatlaşmaların olduğu, hoş olmayan bir bölümdü. Son 15 dakika böyle futbol disiplininden uzak aldı. Ön tarafta Lens dışında oyuncu kalmadı, Advocaat bir takım arayışların içine girdi. Denedi. Son 20 dakikada oynanan oyun reel bir futbol değil, maçı da kaybedebilirdi Fenerbahçe ama bu riski almalıydı.
Son bölüm ise en başta anlattığım, golün geldiği pozisyondur. Alper Ulusoy da golü attı. Hakem, devreye girip 2 puanı Fenerbahçe'ye yazdı. Fakat video sistemi doğru şekilde uygulanabilirse, oyunu etkilemezse, suistimal edilmezse şu pozisyonu iptal ederdi.
Fenerbahçe'nin yeni transferler için oyuncu satması gerekiyor. Çin pazarını unutalım artık, yabancı kontenjanı düştü. Elindeki oyunculardan bonservisiyle kimi alırlar, onu düşünmek lazım. Yeni sezonun hocasını şimdiden belirlemek gerekir. Advocaat mı olur, Daum mu olur, Aykut Kocaman mı olur bilemiyorum ama Türkiye'yi tanıması lazım. Fenerbahçe'yi bilmesi gerekiyor, görüşmeler de Nisan'da başlamalı ve planlama yapılmalı. Bir gerçek var ki Fenerbahçe'nin kadrosunda 5-6 tane yeni 11 oyuncusu göremeyeceğiz seneye... İki tane kupon oyuncu alacaklar, parayı bulacaklar, yapacaklar mecburen. Cebe Fabiano'yu koyacaksın mesela. Bir istikrarı var, bir kaleci var kalede dedirtiyor. Fenerbahçe'yi rakip yarı alana taşıyacak 2-3 oyuncu transferi yapıp önümüzdeki seneye bakmak gerekir. Çok önemli bir süreç bu... Eğer Advocaat'la da devam edilecekse ona göre plan yapmak lazım. Hayatında iki kere İstanbul'a turist olarak gelmiş adam getirilmez. Aykut Kocaman da doğru tercih olur. Fenerbahçeli, iyi teknik direktör, oyuncuları da tanıyor.

Öndeki dörtlü kötü günündeydi

Kapanan takımlara karşı oynamak sadece bizim takımlarımızın kaderi değil. Camp Nou'da Barcelona'ya karşı da böyle oynanıyor, Bayern Münih'e karşı da... Onlara karşı da "Gelin buyrun" denmiyor. Bunu çözmek için en önemli silah nedir, pas. Pasında problem var mıydı Beşiktaş'ın? Yoktu. Öndeki oyuncuların hep birlikte kötü oynaması pozisyon bulamamayı getirdi.
Talisca kötüydü, Babel eh... Top kaybı çoktu. 10 kişiyle kapanan bir takıma karşı 1 ve 2'nci bölgelerde top yapabilsen de problemi Atiba'yla çözemezsiniz. Cenk ceza sahası dışına püskürtüldü. Babel saman alevi gibiydi. Gökhan, Adriano, Marcelo, Atiba iyiydi ama öndekiler yoktu. 4 oyuncu da kötü olunca yüzde 75 topla da oynasanız, pas da oynasanız bayılırsınız. Ofansif oyuncuların birebirlerdeki başarısızlığı bu kısırlığı getirdi. Geçen hafta da 1-0 kazandı Beşiktaş. İyi mi oynadı Beşiktaş? Hayır ama skoru alıyor. Ligin sonu geldikçe, en yakın rakibiyle farkı açtıkça bunlar olur. Sezon sonuna doğru lig de daha zorlaşır.
Maç önüne gidelim, Şenol Güneş'in yerine düşünüyorum ve şu tabloyu görüyorum. TT Arena'ya giderken Tudor size karşı tedbir almış, maçı kafasında önce 0-0'ı tutmak üzerine kurmuş.
Tudor'un oyuncularla yaptığı hazırlık toplantısı uzun sürmüştür. Rizespor'un hocası Hikmet Karaman da "Sen şurada duracaksın, burada duracaksın" diye tek tek anlatmıştır. Muhtemelen 40 dakika konuşmuştur oyuncularıyla...

RİZE FAZLA SAYGI DUYDU
Şimdi Şenol hocaya dönüyorum, onun toplantısı ise 5-6 dakika sürer. Hikmet hoca da 70'e kadar mutlaka savunma istemiştir. Zaten ben o dakikaya kadar Fabri'yi görmedim. Bütün hesabı son 20 dakikaya göre yapmış Karaman. Realitem bu demiş. Rakip ağır sıklet, ben hafif sıkletim. Kaçak dövüşeyim, 12. raunda maçı taşıyayım demiş. Dakika 60, Rize oyuncuları koşa koşa geriye geliyor. Neden, antrenörün istediği buydu. Kim gibi, Tudor gibi... Rize takı- mı Beşiktaş'a çok fazla saygı duydu. Anlayabiliyorum, çok eleştirmiyorum. Stratejik olarak doğruydu belki ama ligin boyu artık kısaldı. Ciddi bir düşme adayı Rizespor. Herkes düşmeyeceğiz diyor tabii ki ama birileri düşecek, benim düşecek halim yok.
Şenol hoca ne yaptı? Quaresma'yı keyif yapmaya başladığı dakikalarda kenara aldı. Bilmiyor muydu onun protesto yapacağını... Biliyordu hoca. Hem onsuz takımı görmek istedi, hem de Rize'nin son bölümde nasıl oynayacağını tahmin etti. Tolgay'ı ortaya attı, dinamizm kazandırdı. Öne Oğuzhan'ı aldı, Talisca'yı sağa çekti ve 1-0'a da 'tamam' diyecek düzene geçti. Elbette gol istemiştir ama o önlemi de almak istedi. Hatalar yaptı ama bence iyi bir hakem geliyor. Ciddi hataları olmasına rağmen yanlışı yok. Teknik olarak eleştirilebilir, penaltı verilebilecek Atınç pozisyonu dahil ama gördüğünü çalan bir hakem.

Tudor’dan kurtarıcı olmaz

Galatasaray evinde zaten berabere bitirmiyor, ya yeniyor, ya yeniliyor.
Rakibi de oyunu kaybetmeyen, deplasmanda kazanmayı bilen bir ekip. Tribünlerde taraftar var ama full değil. Avrupa'da yoksun, kupada elenmişsin, bu maç da 2016-17 sezonunu bitirmiş oldu. Beşiktaş, 2-3 rakibinden biri olan Fenerbahçe'yi Anadolu'dan topladığı puanlarla devirdi. Galatasaray'la işini kendi bitirdi, Başakşehir ise ayakta ama grogi durumda. Ligi beklentinin de ötesinde çok erken bitirmek üzere... Beşiktaş dışında hiç kimsenin 70 puanı göremeyeceğini düşünüyordum.
Bu tablo da netleşti.
Tudor'u Rize'de seyrettikten sonra bu maça taktiksel anlamda kafa yoracağını düşünüyordum. Tudor kurtarıcı değil, sezon başı antrenörü... Galatasaray, buraya kadar laylaylom idman yaparak geldi buraya kadar. Tudor hem fiziksel olarak sıkılaştırmak istiyor, taktiksel olarak da çalışıyor ama sezonu kaybetti. Sezon içi antrenörü değil benim için Tudor, bunu cebime koydum.
Fakat sezon başı için iyi olabilir.
Tudor'un hücuma geçtiği zaman arkada üçlü stoper fikri vardı, hücumlarda Carole öne çıktı. Savunmada ise Carole geriye gelip svunmayı dörtledi. Ne var ki şampiyonluk yarışında olman için Tolga'yı oyuna almazsın.
Bence 0-0'ken bile alınmaz, hoca 1-0'ken aldı. Bu halde Tolga'yı sokmak "Ben 3-0 yenilmek istemiyorum" demektir. Yaz için bir şey söylemem, iyi bir çalıştırıcı olabilir. Savunma disiplini vardı ama kulübün şartlarına sen uyacaksın.
Şu an sezon başı değil. 7 puan önde olan takıma bakarsan bir sürü hücumcu var. Hatta Gökhan Gönül de sakatlanmasaydı, Aboubakar hamlesini de yapacaktı. Kendi oyununu oynayarak ligi sürklase etti. Ersun Yanal'lı Fenerbahçe sezonu gibi erken biter.
Galatasaray'ın bundan sonra çok puan kayıplarını göreceğiz. Hatta şunu söyleyeyim, Podolski bir anda, Japonya'ya dahi gidebilir, 3 milyonu kurtaralım diyebilir.
Yönetim istifaya çağrıldı maç öncesinde. Taraftar Dursun Bey'in cebinden geri almak şartıyla dahi olsa para koymasını anlamaz. Takıma da yönetime de inanmıyorlar. Gençlerbirliği maçına sıcak da olsa soğuk da olsa 15 bin kişi gelmez. Son kurşununu onlar da kullandı. Bundan sonra Galatasaray sadece antrenman yapar.

Advocaat’ı bir an tutmam

Bu tür başarısız bir sezonu yaşamış büyük takım oyuncusuydum.
Anlayabiliyorum, görebiliyorum.
Fenerbahçe uzatmaları oynuyor, hiçbir hedefi olmayan bir takım... İki takımın da teknik direktörleri mutsuzlar sonuçtan.
Küme düşmeme mücadelesi yapan bir takımın daha üretken olması lazım...
Formalite maçları oynayan bir takıma karşı bu maçı kazanacaksın. Nasıl Kayseri yaptı? Fenerbahçe zaten yarışta yok. Büyük takım oyuncusunun, "ikinci olayım da Şampiyonlar Ligi elemesine gidelim" diye bir hedefi olmuyor.
Kulüp de takım da şampiyonluk hesabı yapmıyor artık.
Koskoca Fenerbahçe kulübünde bir oyuncu var, kağıt üstünde istatistikleri en iyi oyuncu.
Oynadığı zaman niye oynadığını bilmiyoruz, oynamadığı zaman niye oynamadığını...
Van Persie'nin durumunu mantıklı, bilimsel bir şekilde açıklayamıyoruz.
Bakıyoruz, arkadaki ideal beşliden Volkan yok, Şener yok, Kjaer yok.
Sezonun büyük bölümünde oynayan Hasan Ali yerine İsmail var. Orta sahaya gel. Ozan'dan ümitli bir futbol adamıydım, ben ümidimi yitirmeye başladım.
Güzel de bir zemin var, iki takım da galip gelmeli. Ne anlarsın bu maçtan?
Bol pozisyon olur ama bakıyorsun, 2.5 pozisyon var toplasan... Bir sürü oyuncu sayabiliriz ama devre arasından itibaren Fenerbahçe yönetimi bunu nasıl göremedi, anlayamıyorum.
Bir teknik direktör düşünün ki haftalar önceden güvenmediğini beyan etmiş.
İnanmadığı askerlerle savaşa giden bir komutan gibi... Rotasyon da kurtarmıyor sizi. Fernandao iyi durumdayken kesiyor, Van Persie oynuyor. Canı istediği zaman... Bir yönetici gidip de "Bu arkadaşın durumu nedir, 3 gün önce vardı" diyemiyor mu? Deplasman yasağı mı var Van Persie'nin?
Deplasmanlarda yok bu adam... 1.5 yıl bitti, bir tane tedbir alınmadı. Sanki yasaklı bu adam... Oynadıkları kulübün kıymetini bilmeyen adamlarla oynamayacaksın.
2 puan kaybetti diyebiliriz ama son dakikadaki pozisyonu düşününce 1 puan kazandı demek daha doğru. Eminim, futbolculara mikrofon tutsunlar, kaç puanda olduklarını bilmiyorlardır.
Ben kulübün yerinde olsam söylediği gibi istendiğinde bırakacak bir insansa, yollarımı kesinlikle ayırırım Advocaat'la. Devam etmek bu kulüp için kan kaybıdır.

F.Bahçe’nin rakibi artık Antalya

Advocaat ligin bitimine 13 hafta kala "Nasıl yarıştan kopabiliriz" diye bayağı bir çaba sarf etti... Fenerbahçe'nin rakibi artık Antalyaspor, Başakşehir ve Galatasaray oldu. Bence Beşiktaş ile rakip değil artık Fenerbahçe... Şampiyonluk şansı kalmadı. Antalyaspor'a geçilmemeyi düşüneceksin 4'üncülüğü vermemek için. Oynatmak istediği oyundan görebiliyorduk bunu Advocaat'ın... "Çok kötü kadrosu var" deniyor, bir de "Bu kadro şampiyonluğa oynamaz" diyenler var. Bu ikisi farklı şeyler... Fenerbahçe'nin kadrosu, şampiyonluğa oynar. Kulüp bulsalar Van der Wiel, Salih ve Stoch yoktular. Dün oynadılar bu oyuncular... Krasnodar deplasmanında 11 çıkmış Emenike de keza...
Sahadaki oyun; bol hareket, yok bereket... Koşu var, istiyorlar ama sonuç yok. Sonuç için iyi futbolcuları doğru oynatmalısın. Oyuncuların mevkileriyle oynayabilirsiniz, çift forvete dönebilirsiniz. 21 maçta 37 puanı var Fenerbahçe'nin. 26 puan kaybetmişsin.
O zaman başkanından, oyuncusuna kadar sorumlular bu işten. Mali kriterler, şunlar, bunlar ama bunlar da yönetimlerin sorumluluğunda. Fakat bazen küçük dokunuşlar, fark yaratır. Teşhis belli, tedavi belli, eczane de var, gidip alacaksın.
Git, bul bir tane 10 numara, gerekirse geberik, solak... Duran top falan kullansın. Bu kadar sorumlulukları üzerinden atan bir antrenör var. "Niye taraftar gelmiyor" demeye kimsenin hakkı yok.
20 yaşında oyuncusu yok Fenerbahçe'nin. Stoperler tecrübeli, İsmail yıllardır büyük takımda oynuyor.
Sağ bek PSG'den. 30'lu yaşlarda çok oyuncu var. Bu oyuncular, o kadar panik halde oynuyorlar ki... İştah ile acemi gibi oynamayı karıştırıyorlar.
Avrupa Ligi ile Ziraat Türkiye Kupası kalmış sadece elde. Oyuncu alamamışsınız, satamamışsınız. Taraftar niye gelsin?
Sezon açılacakken Ersun Yanal'ı gönderip İsmail Kartal'ı getirmek, Pereira'yı yine tam sezon açarken gönderip Advocaat'ı getirmek!.. Başkan haklı, basketbolun da başkanı o ama neden oraya gidiyor taraftar? İnsanlar başarıya ve mutluluğa gidiyor. Niye mutsuzluğa gitsin ki! Dün maça gidenler, hayatlarından 2.5 saat kaybetti.
Trafik çektiler. Sadece bilet kuyruğu çekmemişlerdir, stat boştu zaten.
Fenerbahçeliler mutsuz. 2.5 yıldır yaşananları ben hayretle izliyorum. Koskoca Fenerbahçe, futbolcu alamadı, satamadı.
"Bize bir şey olmaz" derseniz olur.

***

Bedava benzin!

Bu koşu meselesi bayağı ilginç... Bilime süsleme yapmamak lazım. Antrenör yaratıcı olacak, problem çözecek. Matematik hocası değil ki bunlar, koşu mesafesine takılmışlığı bırakmak lazım.
Galatasaray, 6 attığı Akhisar maçında 105 kilometre koşmuş. Dün Çaykur Rize ile berabere kalan Tudor'un takımı, 118 kilometre koştu, o konuşuluyor. Hikmet Karaman hocam, koşu mesafesi demeci veriyor. Eee, 120 kilometre koştun ama küme düşüyorsun hocam? Mutlaka faydalanmalıyız ama yetenek zor kazanılıyor.
Çok net! 6 tane atmışsın, 105 koşmuşsun. Rize maçında ise bedava benzin yakmışsın. Çalışmak, bilimden faydalanmak... Yöneticiler de inanmışlar; "Bizim takım ne koştu ya" diyorlar.
Büyük takımdaysan bırak kilometreyi be kardeşim, iyi oyuncuları getirin, onu oynatın. 3 tane TV'yi koysanız, Beşiktaş'ı seyrederim. Ben Fenerbahçeliyim ama Beşiktaş'ı izlerim. Oyun oynayacaksınız oyun, top oynayacaksınız.

ANALARININ AK SÜTÜ GİBİ HELAL!

Ligin en iyi futbol oynayan takımı Beşiktaş. Şampiyon olurlar mı olmazlar mı bilemiyorum ama hakemler üzerinden Beşiktaş'a vurmak yanlış.

Geçen hafta Cuma akşamı Beşiktaş'ın altındaki takımlar için 'yenerse, alırsa' diye tahminler yapılıyordu çünkü Beşiktaş kaybetmişti ama altındaki üç takım da puan kaybetti. Bu hafta rakipleri kaybetti... Beşiktaş, bu kez böyle bir ikram alınca da affetmedi. İlk yarı 5-1 filan bitebilirdi.
İyi futbol, pas, şut, kafayla gol, kontratak her şey vardı. Üçüncü golü bulduktan sonra Galatasaray derbisi başladı Şenol Güneş'in kafasında. Ceza sınırındaki oyuncuları oyundan aldı. 3-0'dan sonra rakibin oynamasına müsaade etti. Büyüklerde bu vardır. 2'yi 3'ü bulunca, vitesi geri alırlar, sonraki maçı düşünmeye başlarlar. Akhisar da araya girip pozisyon buldu, iki pozisyondan birini de gol yaptı Olcan'la... Beşiktaş için 3-0'dan sonra artık Perşembe akşamı oynayacağı Hapoel Beer-Sheva maçı sonrasında da Galatasaray derbisi vardı.
Beşiktaş, bu sezon diğer rakiplerine göre avantajlı. Beşiktaş, Türkiye Ligi'nin en iyi futbol oynayan takımı. Buraya gelene kadar da teknik heyetin, oyuncuların, yönetimin büyük payı var. Gidip Babel'i aldılar, siz alsaydınız...
Ortada zaten büyük bir fark var. Sezon başında benim için bir numaralı şampiyonluk adayıydı.
Böyle bir gerçek varken, bazı şeyleri hakem hatalarına bağlamak saygısızlıktır. Sezon sezon değişkenlikler gösteriyor ama bu işten en çok karlı çıkan Üç Büyükler... Ben tarafsız değil ama objektifim. Fenerbahçe'nin karşılaşması olduğunda kazansın diye dua ederek izlerim ama karşımda dokuz televizyon olsa Beşiktaş'ın maçını oturup izlerim çünkü bir futbol adamı olarak Beşiktaş'ın oynadığı oyundan büyük keyif alıyorum. Deplasmanlarda bile evlerinde gibi rahat ve etkili oynuyorlar. Analarının ak sütü gibi bu sonucu, bulundukları yeri hak ediyorlar. Şampiyon olurlar mı olmazlar mı bilemiyorum ama hakem kararları üzerinden Beşiktaş'a vurmaya çalışmak insafsızlıktır.