CANLI
SKOR
Rıdvan Dilmen

Rıdvan Dilmen

Farkı Şener yarattı

Fenerbahçe'ye hem puan olarak hem moral olarak çok iyi oldu. Kağıt üstünde bakınca bu sezon iki derbiyi de kazanmış, kupada şansı devam eden bir takım var. Beşiktaş'ı deplasmanda yenen tek takım... Advocaat, Hollanda'ya dönüp emekli olduğunda, "Çok iyi sezon geçirip bıraktım" diyecektir. 0-0 da bitseydi mutsuz değildi Advocaat. Şener'e ayrı bir parantez açmak lazım... Şener de bir kere çıktı, tam çıktı.
Ligin ilk yarısında attığı golde de Şener, Van Persie'ye attırmıştı.
Bu kez ekstradan bir çalım atarak Josef de Souza'ya golü attırdı. Golün gelmesinde çizgiye kadar inmesinin önemli bir payı var. Daha önce de kesebilirdi ama beklemeyi tercih etti ve güzel yere kesti. Bakıldığında çok istikrarlı bir takım yok, iyi oynamadılar ama mücadelesi var Fenerbahçelilerin.
Mücadeleyi hiç bırakmıyorlar.
Bu takımda Skrtel ile Souza'yı farklı bir yere koymak lazım. Baya önemli oyuncular.
Bir şekilde de devam ediyorlar, kupa hedefi de var. Günün sonunda oyun mutsuz etse de skor mutlu etmiştir onları.

*******

Psikolojik üstünlüğü gördüm

Son 10 dakika Galatasaray oyununu kaybedince Fenerbahçe fırsatı kaçırmadı

Koskoca Galatasaray-Fenerbahçe maçında oynanan futbol, tam bir hayal kırıklığı...
Tribünlerin boş olması da bir şey gösteriyor... Kazanan Fenerbahçe için de birçok şey söylenebilir. Fenerbahçeliler, skora mutludur ama oyuna mutsuzdur. Buna rağmen biz biliyoruz ki bu 11, diğer maça çıkacak.
Galatasaray öyle değil. Bu 11, yönetim kurulu 11'idir. Bu durum, Dursun Bey'i bile tartışılır hale getirir. Protesto belki şoktan dolayı olmadı. Başakşehir maçının 11'ine bakıyorum, biri bana anlatsın diyorum. Dün maç öncesi bakıyoruz, takımın yarısı yok! Senin inandığın, güvendiğin bir oyun şablonun yok ki.
Hem saha dışı hem saha içi faktörlerle bu takımı karman çorman yaptı.
Özellikle Fatih Terim'den sonra karmaşık bir düzeni var. Bence Bruma'yı çıkarması da hata. Gelmeyen takıma karşı bir bireysel yetenek... "Chedjou'ya tutundu" diyorduk, o evine gitti, yerine Ahmet oynadı.
Kötü Galatasaray, hiçbir şey yapmayan Fenerbahçe'yi yenemedi. Teoride kalan, kontratak yapamayan Fenerbahçe, 9 korner verdiği rakibini yendi.
Çünkü Tudor'un planı yok! Gelirken, "Aman burada oyuncuya dayalı düzen var" dediler herhalde, bunu halledeceğim diye düşünürken kendisini bitirdi, takımı da bitirdi.
Fenerbahçelilerin gelecek hali yoktu psikolojik olarak. Galatasaray, 80 dakika vuramayınca "İdare edeyim" deyince Fenerbahçe de geldi. Bu güneşe kar dayanmayacak gibiydi. Ne eksik şut, ne eksik iyi orta... 90'da sokuyor Josue'yi... 90'da Alex'i sokmaktan farksız bu. Son 10 dakika Galatasaray oyununu kaybedince Fenerbahçe fırsatı gördü. Bir kere geldi, olmadı, ikinciye geldi golü attı. Burada Fenerbahçe'nin derbideki psikolojik üstünlüğünü gördüm.
3-5-2 oynarsın, kendi görüşüdür, bir şey diyemeyiz ama yönetme açısından Tudor dün kendi fişini çekti. Bu yönetim kurulu takımı... Bu takımı çıkarıyorsan o zaman daha önce yanlış yapmışsın. Sneijder'e, Podolski'ye 'git' deyip çağırırsanız itibarınızı kaybedersiniz. Böyle antrenörlük olmaz ki. Perşembe günü fısıldamışlar kulaklarına.
Otorite falan kalmadı, bitti. Aynı sıkıntıyı Prandelli yaşadı. İki ay sonra evinden çağırıp oynattı Sabri'yi.
Geldin, dakika 1'de Bruma'yı Rize'ye götürmedin. 2'de Sneijder'e sardın.
Futbolcuya dayalı bir sistem varsa bunu iletişimle çözersiniz. "Disiplinle çözerim, ben geldim" derseniz yapamazsınız. Galatasaray- Fenerbahçe maçı belki Tudor'u kurtarırdı, bence artık şansı kalmadı.

Şenol hoca haklıymış!

Rezil Lyon taraftarı dışında Avrupa'da ses getirecek iki maç oynadı iki takım... Böyle eleneceksin ya da eleyeceksin. İki maç boyunca bir kez geriye düştü, toplamda üç kez öne geçti Beşiktaş ama maalesef elendi. İki takım teknik direktörünü de kutlamak lazım, iki takımın oyuncularını kutlamak lazım. Hatta bir adım öteye gideyim, iki maçın hakemlerini de fazlasıyla kutluyorum.
Oyuncu olarak Talisca'yı bir cebe koymak gerek. Bir de Lacazette'i ayırıyorum. Beşiktaş taraftarının hem coşkusuna, hem sükûnetine hem de maç sonu sevgi gösterisine şapka çıkarıyorum. Lyon takımı için ilk maçta 'eh' dedim ama dün itibariyle baya iyi bir takım olarak gördüm. Şenol Güneş'in "Keşke Lyon yerine Manchester United çıksın" demesini baştan yadırgamıştım ama haklı görüyorum artık.
Sürekli hücumu düşünen, pas yapabilen, güvenli bir takım Lyon. İyi de futbolcuları var. İlk maçın yıldızı Tolisso dün yine bölüm bölüm iyi oynadı. İlk maçta hatalar yapan Fabri ikinci maçta çok iyi oynadı ama gerçekten ekranları başında milyonlarca insan, tribünlerdeki dua eden taraftarlar bir ara aklıma Kopenhag'daki finali getirdi. Finalde ikinci direkte kesilen topta Henry'nin vurduğu kafayı Taffarel'in çıkarışı geldi aklıma. "Allahım geliyor kupa" dedim.

TEKNİK TAKTİK YORUM YOK
Teknik taktik çok yorum yapmak istemiyorum ama Lyon teknik direktörü ilk maçın aksine Fekir gibi yetenekli oyuncuyu kesmiş -ki oyuna girince etkisizdi-, orta sahayı iki tane savunmanın önüne Gonalons'la Tousart'la yaptı. Forvet arkasında da Tolisso'yu kullandı. Dünya yıldızı olabilecek Tolisso ve Lacazette ile uzun süre bir arada oynatabilirlerse çok iyi takım olurlar.

ABOUBAKAR LAZIMDI!
Beşiktaş'ın oyunun son bölümünde cezası olan golcü Aboubakar'a çok ihtiyacı vardı. Yorulmuştu Cenk ve top ileride kalmadı. Ama ne yapalım, Fabri'den Cenk'e, Şenol hocaya, taraftara kadar 7 gün içinde bizi hop oturup hop kaldırdılar, heyecanlandırdılar.

Bu Beşiktaş turu geçer

Lyon'a 2-1 yenilmesine rağmen, Beşiktaş'la gurur duydum... Bu takımın üst tura çıkmak için kapasitesi var. Zorlu bir deplasmandan geliyor, çok zorlu bir maça gidiyor, mücadele 45 dakika geç başlıyor, tansiyon yüksek... Allah ömür verirse inşallah Perşembe akşamı formayı çekip, keyifli bir şekilde gideceğiz Vodafone Arena'ya… Hepimiz o maça gitmeye mecburuz. Ben çok umutluyum… Olmalıyız da… Çünkü bu takım umutlandırdı bizleri.
Beşiktaş'ın sorunları neydi Lyon'da; Atiba'yı stoperlerin önünden çıkardığı zaman hücumda savunma yapamıyor... Adriano; önde, arkada her yerde oynayabiliyor ama Atiba, Marcelo ile Tosic'in önünden çıktığı zaman sol bek ve stoper sağ bekiniz rahatsız oluyor. Daha doğrusu öndeki oyuncular, rahat edemiyor. Atiba, merkezden çıkmayacak… Çünkü Atiba, sadece merkezde durmuyor, takımı öne doğru da taşıyabiliyor.
Değil Mitrovic'i, Avrupa'nın en önemli oyuncularından birini de getirseniz Atiba'nın yaptığı işi, takıma verdiği gücü veremez. Değil Mitrovic, Necip, Gökhan İnler de buna dahil. Atiba'yı o merkezden çıkardığınız an Beşiktaş sorun yaşıyor. Lyon karşısında da ilk problem Atiba'dan başladı. Ancak hakikaten şunu değerlendirmekte fayda var… 1 gol atmış, 11 atmış, 25 atmış fark etmez. En az 7-8 tane ters toplarda Talisca da Babel de problem yaşadı. Quaresma; topun şiddeti ne olursa olsun, 40 metre-50 metre öyle bir istop ediyordu ki nefesleniyordu takım.
Babel ve Talisca yarı yarıya kaldılar.
Quaresma her iki ayağının her yeriyle istop ettiği için bir kere rakibinden önce düşünme ve kullanma şansı elde ediyor.

Mantıklı bir cevabı olmalı

Fenerbahçe-Akhisar Belediyespor maçından 4 gol çıkması ortaya konulan futbolun hakkı değildi. Koskoca 90 dakikada topu topu 8 pozisyon var ama 4'ü hatalardan kaynaklanıyor. Açıkçası Kadıköy'e fazla seyirci gelmiyor. Maçta 7 bin civarında taraftar vardı. Akhisar açık oynadı.
Fenerbahçe'yi deplasman olarak görmüyorlar, bu maça kadar da iki yıldır kaybetmiyorlardı zaten. Bazen büyük takım oyuncuları, şampiyonluk gittiği zaman ikinciliği hedef olarak görmüyorlar. Ben iddia ediyorum; Fenerbahçe Kadıköy'de 30 bin seyircinin önünde oynadığı 15 maçın en az 13'ünü kazanır.
Şu an iyi bir Beşiktaş var ki, puan farkı azalsa da görünen köy kılavuz istemez. Başakşehir, Galatasaray'a kaybederse puan farkı 8'e yükselecek. Fenerbahçe, son iki maçından 6 puanla ayrıldı. Lens'in attığı gol o kadar değerli olabilir ki, ikincilik yarışı üçlü ya da ikili averaja kalabilir. Şampiyonlar Ligi'nde ön eleme turu oynamak çok önemli.
Çünkü elemeyi geçip, gruplara kalma ihtimaliniz var.
İyi bir Beşiktaşlı arkadaşım var... "Beşiktaş UEFA Avrupa Ligi'ni alırsa, lig ikincisi Şampiyonlar Ligi'ne direkt gider mi?" diye sordu.
Araştırdım, gitmezmiş. Daha önce gidenler var ama şimdi statü farklı.
Fenerbahçe Teknik Direktörü Dick Advocaat'ın maçı başladığı 11'le bitirmesi gerçekten çok enteresan.
İroni yapmış olabilir. Üstelik kupada da buna yakın bir kadroyla oynadı.
Hakikaten merak ediyorum. Mantıklı bir cevabı olmalı bunun. Kenarda oturan oyuncuların kaleci dışında hepsi milli. Şu da sorulabilir, Fabiano'yu neden kestin? Seneye kiralık olarak düşünülüyorsa bu oyuncu, "Ben ağzımla kuş tutsam, yaranamam" diyerek, farklı bir tercih yapabilir. Volkan kötü oynamadı, gerçi penaltı pozisyonunda daha önce çıkabilirdi, ceza sahası dışında hamle yapabilirdi. Bana Galatasaray derbisine de bu 11'le çıkacak gibi geliyor.
Her teknik adamın farklı bir yoğurt yiyişi var ama Dick Advocaat'ı anlamak gerçekten çok zor. Van der Wiel'i "Gönderin" diyor, sonra 11'in değişmezi yapıyor. Milli oyuncuyu kesiyor. Futbolcular ve Fenerbahçe için olmadık şeyler söylüyor. "Bu takım şampiyon olamaz" diyor. Çok da tecrübeli bir teknik adam ama Fenerbahçe'yi de bu kadar hafife almamalı.

Sanki tenis maçı izledik

Şüphesiz bu yılın en iyi maçını izledik. Her iki takımın teknik direktörünü de oyuncularını da hakemini de tebrik ederim. Muazzam bir maçtı.
Beşiktaş 3 kez öne geçtiği maçta az kalsın puan kaybediyordu. Trabzonspor da 2 kez geriye düşmesine rağmen geri dönüp kazanacak noktaya getirdi ama olmadı. O kadar geldili gittili maç oldu ki iki takım da ekonomik oynayamadı. Sanki tenis maçı izliyor gibi olduk. Bir 30 saniye var, Trabzon santra yaptı, bir anda gol atıyordu. Rodallega'nın santradan vurup direkten dönen şutunun dönüşü bir de gol pozisyonu oldu, kornere çıktı top...
Kimsenin 2 dakikalığına lavaboya gidecek hali yoktu maçı izlerken. Beşiktaş ile Trabzonspor'un bir özelliği var. Maç başlarken, oynanırken, biterken skor kaç kaç bilmiyor iki takım da... İki takım da oyun oynamaya çalıştı.
Dolu dolu bir maçtı. Bu ligin çok üstünde bu Beşiktaş açık konuşmak gerekirse...
İlk golün ortasını kim yaptı, Adriano. Son golün ortasını kim yaptı, Gökhan Gönül.
Beşiktaş'ın en büyük rakibi zemin olur.
Beşiktaş iyi zemin yakaladı mı oynuyor.
İyi futbol iyi futbolcularla oynanır ve iyi zemini severler.
Bundan birkaç yıl önce rahattı belki ama artık Trabzon'da kazanmak kolay değil. Trabzonsporlu oyuncular çok eforlu ve arzulu oynadılar. Okay olsun, Onazi olsun, Castillo da çok etkili oynadı. Fakat rakibin korkunç silahları var. Bir anda 4-5 kişi geliyorlar. Bir pozisyonda bir baktım, 7-8 tane Beşiktaşlı pres yapıyor, Trabzon da mecbur şişirdi, Marcelo da göğsüyle aldı.
Ligin bitimine 8 hafta var, tek rakibin Başakşehir'den maç fazlasıyla da olsa 8 puan öndesin. Rakipler önemlidir ama en büyük rakibi zemindir. İnşallah Lyon'daki deplasmanda da böyle oynar.
Teknik direktör Şenol Güneş'e ayrı bir parantez açmak lazım... Pozitif düşünceli, kafasında hep kazanmak olan biri...
Gomez yok, Cenk var. Sosa yok, Talisca var. İsmail yok, Adriano var. Kaleci değişti.
Bu kadar değişikliğe rağmen oyun anlayışı ve felsefe aynı. İyi oyuncular da alıyorlar.
Forse etmişsin ligi. Tembihleyici bir teknik adam olsa Atiba orada olmaz, Gökhan da orada olmaz 90+2'de. Altıpasın oraya savunma önü oyuncun koşu yapıyor. Belki genel doğruya göre hareket etseniz 4. golü atamazsınız ama hocanın felsefesiyle Atiba oraya gidiyor. Trabzon deplasmanında 4 gol atacaksın, 5-6 pozisyona gireceksin, arada yakalanıp 3-2 geriye düşeceksin ve kazanacaksın. Kolay işler değil bunlar.

Benim bile oynayasım geliyor

Gençlerbirliği, hafta boyu, "Beşiktaş'ı nasıl durdururum, golü nasıl kontradan atarım" diye çalışmış. Ümit Özat, iki taktikle gelmiş. İyi savunma ve kontradan gole odaklanmış. Ahmet sağdan Uğur da soldan gelip golü aradılar ki, hatta ilk golü kontraya çıkarken yediler. Fabri'nin sakatlandığı pozisyonda 1-0 öne de geçebilirlerdi. Çok yakın, agresif oynayarak Beşiktaş'ı zorladılar ancak son 30 dakikada çözüldüler.
Beşiktaş, son dakikalarda muhteşem oynadı. Ligin en çok gol atan, en çok kazanan takımı. Her taraftar, böyle bir takımı olmasını ister. Bugün televizyon başında izleyen her takımın santrforu, "Keşke Beşiktaş'ta oynasam" der. Van Persie de, Eren Derdiyok da der bunu. Mesela bir dizi izlersin çok güzeldir, bitmesin istersin. Beşiktaş da böyle, izleyenler bitmesin istiyor. Hatta futbolcular bile bitmesin istiyor. Eyvah maç bitiyor diyoruz. Beşiktaş maçlarını izlerken benim bile oynayasım geliyor.
Cenk Tosun fazlasıyla sırtı dönük oynamaya başladı. Hareketli oynayabilecek özellikleri var. Ama çok ciddi markaj altında kalıyor. Golü daha fazla olmalıydı ancak yine de ligde ve Milli Takım'da iyi bir sezon geçiriyor. Gomez, bu sezon olsaydı, 25 golü vardı. Beşiktaş'ı sahasında yenmek artık çok zor. Lyon falan bu takımı Vodafone Arena'da yenemez. Bu takım içeride hiçbir takıma yenilmez. Beşiktaş'ta bir felsefe var: Doymuşluk yok. Büyük takımlarda olabilir bu ama yeni transferlerle bunu aştılar. Beşiktaş'ın en önemli artısı dar alanda Türkiye'nin en iyi takımı olması. Bir üçgen kuruyorlar, bozulunca bir tane daha bir tane daha... Bilic zamanındaki en önemli handikabı 2-0'da kapanmasıydı. Şimdi 2-0'da kapanmıyor, daha fazlasını arıyor. Çünkü kadrosuna önemli takviyeler yaptı. Beşiktaş'ın yaptığı transferlerin hepsini, her takım ister. Fenerbahçe de, Galatasaray da ister.
Oğuzhan'ın da hakkını vermeliyiz. Avrupa'nın en iyi liglerinde rahatlıkla oynar. Şenol Güneş'e dua etmeli kariyeri için... Şimdi "Roma istiyor" falan diyorlar. Ben "En az Roma" diyorum. Ancak şut özelliğini geliştirmeli. Ben de sert vuramazdım. Bunu çalışarak geliştirebilir. Şampiyonluk için detaylar da önemli. Başakşehir 13.30'da 8 tane maç oynadı bu sezon. Beşiktaş, Galatasaray ve Fenerbahçe oynamaz.

Mücadeleyi beğeniyorum

Başakşehir'in puan kaybı, Fenerbahçe ile Galatasaray'ın iştahını artırmıştır. "Acaba ben Şampiyonlar Ligi elemesine gidebilir miyim" dedirtti Fenerbahçeli futbolculara... Başakşehir ile Galatasaray oynayacak haftaya... İkincilik açısından oyuncuların kalan 8 haftadaki konsantrasyonlarını biraz daha tutacaktır.
İlk yarıda ortada oyun, 3'lü savunmayla oynayan bir Karabük takımı vardı klasik olarak. Sol taraftaki Latovlevici'nin ilk yarıdaki sakatlığı ezberlerini etkiledi. Fenerbahçe'nin ise oyun etkinliği yoktu belki amaikisi net olmak üzere 3 pozisyonları vardı ilk yarıda.
Karabük ikinci yarının ilk 10-15 dakikasında ağırlık koydu birkaç değişiklikle... Fenerbahçe de denge kurunca "Gol atan galip" haline geçti maç. Oyunun son bölümünde de karambollerle 3-4 tane etkili pozisyon buldu ama Fenerbahçe golü koruyarak sonucu aldı.
Puan olarak geride olmasına rağmen ben Fenerbahçe'nin mücadelesini beğeniyorum. Oyunun kalitesi ya da bireysel performanslar için aynı şeyi söylemiyorum. İki bek de hiç hücuma katılmadı. Biraz Lens etkili olmaya çalışıyor. Van Persie sahada yokken o kadar şık bir gol attı ki... Moussa Sow'un pası yazmaya elim varmıyor, şutunu alıp yakın direğin dibine bıraktı. Kontrolü ve plasesi çok önemli. Orada asıl problem Karabük savunmasında... O pozisyonda ofsayta düşürmelisiniz rakibi.
Oyun kalitesi düşük... 4-3-3 oynuyor. Mehmet Topal'ın sağında Alper, solunda Souza gibi gözüküyor orta saha ama önde kalan sadece Alper aslında. Oyuncuların günlük performansı alacağı puanı belirliyor Fenerbahçe'de. Arkadaki oyuncuların katkısı düşük... Caner'le Gökhan katılıyorlardı hücumlara. Şimdi pek çıkmıyorlar. Öndeki üç oyuncunun performansına bağlı.
Yaklaşık 1 dakika kadar yatınca Volkan Şen'e sinirlendi. "Yeni girdin, yatıyorsun, senle mi uğraşacağım" dedi antrenör ve çıkardı. Teknik direktör Advocaat hem oyundan aldı hem de kenarda hesap verir pozisyona düştü. Volkan'ın yerinde olmak istemezsin. Oyuna kurtarıcı diye girip 10 dakikada çıkıyorsun. Zor...

Final hakkını kazandık

Çok klasik olacak ama öyle bir 3 maçlık periyoda girmiştik ki 2 Kosova ve 1 Finlandiya maçında 9 puan alarak finale çıkma hakkını elde edecektik. 6'sı geldi, üçü de muhtemelen ikinci Kosova maçında gelir. İyi oyun, kötü oyun demeden kazanmamız lazım bu karşılaşmaları. 13 dakikada 2 gol yeterli oldu ama kalan 77 dakikaya rağmen 2 golün yeterli gelmesinde rakibin beceriksiz bir takım olmasının da payı var. Oynadılar aslında, ikinci bölgeye geldiler ama tehlikeli bölgeye giremediler. Yetenekli, icraat yapacak oyuncuları yok.
İlk 15 dakika etkili bir oyun vardı ama izlemeyenler, seyahatte olanlar, çalışanlar için kalan 75 dakikada bir kayıp yok. Oyuncularımız mücadele etti, tamam ama hanemize geçen 3 puan dışında futbol mutbol yoktu. Tabi şimdi Milli Takım'a çok eleştirel bakıldığı için oyuncular da skor odaklı bakmaya başladı. 2-0 bizim psikolojimizi etkiledi ve skoru korumaya oynadık. İsmail'i ilk yarıda beğendim, stoperlerimiz Mehmet ve Ömer iyiydi. Arda daha verimli olabilirdi, Cenk işini iyi yaptı. Gökhan zaman zaman iyi, zaman zaman kötüydü. Beklentilerin altında hücum yapması aslında tamamen skorla ilgili... Yoksa fiziksel olarak iyi durumdaydı. Hesaplara gelirsek... Ukrayna, biz, İzlanda, Hırvatistan... Rekabet eden dörtlü bu. Hele hele ilk maçları izledikten sonra Finlandiya, Kosova karşısında sürpriz puan kaybı yapan büyük yara alır diyordum, nitekim daha kaybeden yok. Bir gerçek var ki bizim de içinde olduğumuz dörtlü çok berabere kalmaya müsait. Şu ana kadar aldığımız skorlarda aman aman sürprizler yok. Hırvatlar'a karşı seyircisiz oynadık, o bir avantajdı. Ateşli taraftarları var. Dolayısıyla biz Finlandiya ve Kosova'dan 12'şer puanı toplayıp final maçlarına çıkacağız. Bu maçlar 1'er puan üzerine kurulur. Bir travma yaşadı Milli Takım, bir güvensizlik oldu. Biz de, oyuncular da bu maçın ilk 15 dakikada biteceğini düşünmemiştik. Muhtemel bir farklı galibiyete gidecekken, 2 golü koruma psikolojisine girdiler. Biz yenemeseydik Kosova ve Ukrayna maçları formaliteye dönerdi, çok açık söyleyeyim. Biz dünkü galibiyetle final oynama hakkını elde ettik.

Kayıp için eleştiremem

Beşiktaş 10 gün içinde 4 tane enteresan maç oynadı... Önce Avrupa Ligi'nde Olympiakos ile deplasmanda karşılaştı. Çok koşması gereken bir maçtı. Geldi ve Kayseri ile öyle bir karşılaşma oynadı ki 2-2'yi yakalamak için büyük bir efor harcadı. Hatta 3'ü bulacağım diye müthiş yoruldu ve bitiş düdüğü ile tüm futbolcular sahada olduğu yere oturdu kaldı. Sonra 1-1'in rövanşında Olympiakos'u ağırladı. Ve geldi Antalya'ya...
Fiziksel olarak yorgunsun, bir de iklim değişiyor. Üstüne 10 kişi kalıyorsun.
Başakşehir'in bir puan almasından sonra Şenol Güneş, kadroda rotasyon yapabilirdi. Milli ara en çok Beşiktaş'a yarayacak, çünkü gerçekten molaya ihtiyaçları var.
Beşiktaş, dün 2-0 yenilse bile oyuncuları farklı bir yere koyabiliriz. Çünkü futbol insanla oynanıyor. Bu oyuncular, müthiş efor harcadı.
Beşiktaş, deplasmanda belki de ceza sahası dışından en çok şutunu attığı maçını oynadı. En azından ilk yarı öyleydi. Sürekli şutlar attılar, araya oynamadılar. Babel ve Quaresma, çok ceza sahası dışında kaldığı için ve Aboubakar'a da baskı geldiği için ceza sahası dışı şutlarına da mecbur kaldılar. Gökhan sağdan gitti ama Adriano gitmediği için daha rahat savunma yaptı. İlk yarıda Antalya adına hiç pozisyon yoktu. Antalya'nın konsantrasyonu yüksek ve iyi savunma yapıyorlar. Adam adama oynayınca da Beşiktaş'a ters geldi. Antalya, "Gol yemeyeyim, bulursam bir tane atarım" düşüncesindeydi. Antalya, arasa böyle bir Beşiktaş'ı bulamazdı... İkinci yarının başı Rus ruleti gibiydi, Beşiktaş 10 kişi kalana kadar... O yüzden Beşiktaş'ın aldığı bir puan çok önemli ve değerli. O yüzden eleştiremem.
Aboubakar'ın ikinci sarı kartlık pozisyonunu tartışabiliriz. Ben futbolcu gözüyle bakıyorum ve hakem olsam bu kadar ucuz sarı kart gösterip atmam. Kural bunu söylüyorsa, "Niye attın" demem, ama bazen pozisyonun gidişatına göre esnek olmak gerekir.
Antalyaspor, özellikle teknik direktör Rıza Çalımbay'dan sonra önemli işler yaptı. Sahanın en önemli oyuncusu Zeki'ydi. Eto'o ise çok kötü oynadı.

Bana yediremezsin Tudor!

Yasin'e demiş ki Tudor: "At gibi koşacaksın." Çocukken koşmaya mı gidiyorum diyorsun, "Top oynamaya gidiyorum" diyorsun. Önce top oynayacaksın. Fizik güç tabii ki önemli... Fiziği kazanırsın ama yeteneği kazanamazsın. Galatasaray fizik anlamında kötü bir takımdı. Rölanti, sakin bir teknik direktörden sert bir teknik adama geçtiler. 90+'larda aldığın ekstra 4 puanı düş, çok kötü durumdasın. Hiçbir maçı hak etmedi Galatasaray, kazandıkları dahil. Oyuncuların kapasitesine göre sistemler uygulanır. Senin sistemine göre oyuncu alma şansın yok ki, arada gelmişsin. Bu kadar antrenman temposunda, hem de taktiksel ve mental açıdan bu kadar sert geçişler olmaz. 3'lü de oynasan, 5'li de oynasan pozisyon veriyorsun. Galatasaray takımının kaybetmesi normal... Galatasaray taraftarlarında şöyle bir psikoloji var: "Bu oyuncuları seneye görmek istemiyorum" diyorlar. Mart ayında gideceğini ilan eden bir teknik adam var Fenerbahçe'de. Diğerinin ise santrforunun transferi belli olmuş.
Japonya'ya hazırlıyor kendisini... Özveri bekleyemezsin bu adamlar. Gitti bu adam yani. Böylesine iki kulüp... Çok sert bir teknik adam da gelince, taktiksel anlamda radikal değişiklikler oluyor. Galatasaray 3-4-2-1 oynuyor gibi gözüküyor ama top rakipteyken 7-2-1 oynuyor. Resmen 7'li oluyorlar. Yasin'i, Linnes'i geride görüyoruz zaten. Tolga da geliyor, Selçuk da top almaya geliyor.
Galatasaray'a top oynatacaksın. Bir Galatasaray takımı bu kadar kötü oynayamaz. Teknik adamlara saygım var ama bazı demeçler veriyor Tudor, anlamak mümkün değil. Yüzde 16'yla çalıştırıyorum diyor, kelime oyunu yapıyor. Niye 15 değil, 20 değil... Koşu mesafelerinden, ondan bundan faydalan ama puanın azaldı. Ne yapayım yani! En doğru şekilde oynatacaksın. 2-0 mağlupsun, Sneijder kenara geliyor. Tolga ile Selçuk sahada. Bana yediremezsin!
Ben antrenörlük için bir yerde başlasam mutlaka kondisyoner kullanırım, bu başka bir şey, Tudor'un yaptığı başka... Bu takımın temposunu biraz artır, Riekerink'in düzeniyle biraz oyna, sezonu tamamla. Arı kovanına niye çomak sokuyorsun?

Trabzonspor şahane gidiyor

Trabzonspor'u transfer politikasında Beşiktaş ile Başakşehir'le birlikte farklı bir yere koyabiliriz. Trabzon hem koşa koşa, hem de oynaya oynaya götürdü maçı. Galatasaray ise koşa koşa maçı götürüyor. 16. hafta bittiğinde 13'üncüydü Trabzonspor. Oynanan 9 maçta ise 23 puanla lideri ikinci devrenin... Seri yakalaması gerekiyordu, o seriyi de yakaladı. Puan kaybettiği Alanyaspor maçı en iyi oynadıkları maçlardan biriydi. Şahane bir stat yapılmış gerçekten... Zeminin önümüzdeki yıl daha iyi olacağını düşünüyordum ama şimdiden güzel... Ersun Yanal konsantrasyonu yüksek olduğu zaman çok iyi bir teknik adam... Trabzonspor şahane gidiyor.