CANLI
SKOR
Rıdvan Dilmen

Rıdvan Dilmen

Ben geldim fantezisi yaptı!

Igor Tudor, Karabük'ün başındayken, Beşiktaş'ı yendiği maçtan sonra "Üçlü başladık, sonra dörtlüye döndük" dedi ve sürekli sistem değiştirdiğini söyledi. Ama burası Galatasaray... Kweuke'siz Çaykur Rizespor, ligin en zayıf takımlarından biri.. Galatasaray klasik Podolski golüyle öne geçti. İkinci yarıda Hikmet Karaman devreye girdi ve doğru tercihleriyle oyunu lehine döndürdü.. Tudor'un oyun içinde futbol karakterini görebiliyorum. Üst düzey takımda oynayan oyuncu zaman zaman üçlü oynar, beşli oynar, dörtlü oynar ama herkesin bir mevkisi vardır. Galatasaray, 60. dakikaya kadar oyuna hükmediyor, rakibi yoruyor derken, teknik direktör Tudor bir fantezi yaptı. Josue'yi çıkarıp, Tolga'yı oyuna aldı. Bu değişikliğin bir mantığı ve sebebi olmalı. Baskı da yemiyorsun ve en iyi yaptığın iş olan pas oyununu oynuyorsun.
Gol attıran oyuncuyu ve topu taşıyan oyuncuyu çıkardın. Bana göre Galatasaray'ın ayarında bir oyuncu değil ama ona rağmen De Jong, Selçuk ve Tolga ile kaleye gidemezsin. Arena'da herkes antrenörlük yapar... Önemli olan deplasmanda ne yaptığınız. Bir hoca hakkında asla bir maça göre yorum yapmam ama gördüğüm kadarıyla Rize'ye, Bruma ve Hakan'ı götürmemekte ben geldim fantezisi yaptı. Yedek takımda oynayan Bruma tavır yapmış olabilir. Ne var bunda! Sen Real Madrid'den gelmiyorsun... Geldiğin zaman ses getirmek için Bruma ve Hakan'ı yemekle olmaz. Böyle sihirbazlık da olmaz... G.Saray'ın en iyi oyuncusu Bruma... 23 maç oynamış 7 gol atmış... Sen onu idare etmezsen beni mi idare edeceksin. Chedjou kararında saygı duyabilirim ama hem maç öncesindeki çılgınlıkları hem de maç içindeki çılgınlıkları kabul edilebilir değil.
Dünkü maçta yaptığı değişikliklerin tamamı savunmaya yönelik.. Bir tek golü yedikten sonra Sinan'ı aldı oyuna... Büyük takımın teknik direktörü farklı bir şeydir. Yarın öbür gün bizim suratımı da vurabilir ama Galatasaray sihirbazlık yapma yeri değildir. Skoru koruman için bir sebep de yok.. Kaleciyle birlikte 8 savunmacıyla oyuna başlıyorsun. Sadece üç tane hücumcu var, yetmedi bir tane daha stoper alıyorsun... Bir de Semih'ten sol bek yapıyorsun... En azından Semih'in sağ bekte, Sabri'nin de sol bekte daha iyi oynayacağını bilmen lazım. Savunmak sadece çok fazla defansif futbolcuyu oynatmak değildir. Haftaya fiziksel bir maç olacak. Bu takım nasıl kaldıracak derbiyi? Tudor da bu ligi biliyor diye alındı. Bir de problem sadece saha içinde değil ki... Bu arada G.Saray yönetimi 1.5 yılda beş antrenörle çalıştı. Koskoca Galatasaray'da beş antrenör olur mu? Gelen her hoca bir başka maceraya atılıyor.

Saygınlığı kalmamış

İddia ediyorum, futbolun matematiğini, taktiğini en iyi ben biliyorum diyen kişi dahi Galatasaray'ın son bölümde ne oynadığını anlamamıştır.
"3'lü oynayacağız" diyor Josue girerken, ortada herhangi bir üçlü yok. Bazen De Jong tek kalıyor, stoper gibi oynamasını istediği Linnes içeri pek girmedi.
Aslında maç öncesi pek çalışılmadığı şuradan belli...
Korner kullanıyorlar, bir Bruma kullanıyor, bir Rodrigues kullanıyor, bir Sabri atıyor.
Neredeyse topa yakın olan korner atıyor.
Frikik oluyor, normalde kim vurur topa iyi? Podolski...
Kalkmış, Tolga Ciğerci vuruyor.
Podolski mermi gibi vurur, ıslak saha...
O kadar disiplinsizlik, organizasyonsuzluk var ki.
Başıboşluk olduğu zaman ne kadar yetenekli olursanız olun.
Sabri, Hakan, Semih, Linnes...
Yetenekli bir savunma hattı değil. Sol bekin solak değil bir kere. İki bekin kafaya çıkamıyor.
Savunma hattında çok iyi kafaya çıkan bir oyuncu bile yok. Bir taraftar maçın hemen ardından Asbaşkan Cengiz Özyalçın'ı protesto ederken "Beden eğitimi hocasını takımın başına getirdiniz" dedi. Bir öğretmenin de saygınlığı olması gerekir. Bruma her yerde oynar, forvet arkasında oynamaz. Sneijder sadece istatistik yapmıyor, sahada antrenörlük yapıyor aslında. Oyuncular başlarında kimse yokmuş gibi oynadı bu maçta, özet bu... İyi giderken yazdıklarım da bunlardı aslında, pek de fark yok.
Sergen hocayla birlikte devre arası transferini en iyi değerlendiren takım olduğunu gördük Kayserispor'un.
Başakşehir'den 5 yemelerine rağmen sakin kaldılar, tabanca gibi takım yaptılar.
İlk yarıda 6 kilometre koşu mesafesini geçen 3 oyuncusu vardı. İçeride Fenerbahçe'yi 4-1 yeniyorsun, kupada Gençlerbirliği'ni eleyip Galatasaray'a karşı da TT Arena'da kazanıyorsun. 70 dakika çok iyi oynadılar. İlk 20 dakikayı ayırıyorum çünkü Kayseri daha önce koparabilirdi. Son olarak şunu sorayım, haftanın en karlısı kim? Fenerbahçe diyenler olacaktır ama bence Beşiktaş... Haftaya kaybederek giren Beşiktaş'ı yakalama ümidi olan tüm takımlar puan kaybetti. İlk 9'dan yalnızca Trabzonspor kazandı.

İki hoca Fenerbahçe’yi yaktı

Üniversitelerde profesörlere bizde, "Hocam" derler... Teknik direktöre de "hocam" derler. Bir de hakemlere... İki tane hoca, maçı Fenerbahçe'den aldı...
Birisi Dick Advocaat, diğeri hakem Halil Umut Meler. Yardımcı hakem nereden gördü de Meler'e "Bu pozisyon penaltı" dedi, anlamadım. Hatayla bazı yanlışları ayırmak lazım... Maçın analizini yapacak olursak Bursaspor ilk 10 dakika çok hırslı ve arzulu başladı ama Fenerbahçe çok tecrübeli bir takım. Muhteşem bir taraftarı var Bursa'nın fakat şişeler, çakmaklar, bunlar doğal şeyler değil. Kadıköy'de, TT Arena'da da olsa aynı yorumu yaparım.
Tekme tokat maç oldu. İkinci yarı 11'e 10 oynandı, Bursasporlular oynamaya çalıştı, biraz tekmeler azaldı belki ama Faty'yi atması lazımdı. Bir tane verdin diye diğerini veremiyor musun? 9'a 11 oynanacaktı, bir de alakasız pozisyondan 2 puan gitti.
Sana ne Fenerbahçe'nin kötü halinden?
Teknik direktöre de gelelim. Advocaat 11'e 10 oynanan maçın 1-1'e gelmesi için çok çaba gösterdi. Hakem de yardımcı olunca başardı. Doğal akışında giden bir mücadele olmadı açıkçası... Antrenör açıklama yapıyor bir gün önce, "Sert geçecek" diyor. Fenerbahçe için mazeret olmamalı diyoruz ama bu da mazerettir. Hakem aldı 2 puanı, gitti. Beşiktaş'ı geçme şansını zaten az görüyordum, dört takım arasında en az şansı zaten Fenerbahçe'ye veriyordum ama bu şekilde ligden koptu. Advocaat için de sözleşme erken, biraz daha düşünmeli bence yönetim. Uzatmasınlar demiyorum ama düşünsünler, tartsınlar.

Böyle futbol kültürü mü olur?

G.saray gitti, Kadıköy'de şampiyonluk kazandı. Tecrübeli bir takım çünkü... Büyük takımlar bu deplasmanları kaldırabilirler. Bursa'nın atmosferine rağmen Fenerbahçe bunu kaldırmayı bildi. Advocaat doğru değişiklikleri yapsaydı daha farklı olabilirdi. Avrupalı antrenörlerin en büyük problemi bu... Türkiye atmosferinde hocalık başka bir şey... Türkiye'de futbolcu olarak X bir kulüpten Y kulübe gittiğin zaman para kazandırsan da tepki alırsın, küfür yersin. Gökhan Gönül ne yapmış, namussuzluk mu yapmış? Fenerbahçe deplasmanında küfür yiyor. Anadolu kulüplerinde de aynı şey var. Böyle bir futbol kültürü olabilir mi? Sürekli ana avrat küfür... Hayran oldum Bursa'nın desteğine ama ana avrat küfür var oyunculara... Küfür edilen oyunculardan 20 milyon Euro kazanmış Bursa. Bir de şampiyonluk sıkıştırmış araya bu ekip. "Lig çok sert geçecek, ikinci yarının ortasında ara verilebilir" derken gidişatı sağlıklı görmediğim için söylemiştim. Galatasaray mesela bugün ofsayt golle yenildi, ne olacak?
F.Bahçe'yi de kaşıyorlar, tırnak atıyorlar. Bu bir tuzaktır, F.Bahçeliler dikkatli olsun.

Kulübesine güven yok!

Fenerbahçe Teknik Direktörü Dick Advocaat, sürekli olarak sarı-lacivertlilerin kadrosundaki bazı oyuncuların bu seviye için yetersiz olduğunu dile getirmişti. Hollandalı teknik adamın icraatları da sözlerinde ne kadar ciddi olduğunu gösteriyor. Advocaat, sezon başından bu yana sarı-lacivertlilerin puan kaybettiği 6 maçta 3 oyuncu değişiklik hakkını kullanmadı. 69 yaşındaki teknik adam iki Kayseri, Alanya, Beşiktaş ve Antalya mücadelerinden sonra dün de Bursa önünde kulübesine güvenmeyip 3. oyuncu değişiklik hakkına başvurmadı.

Tudor dipdiri takım yapmış

Savunma kurgusunda 1 oyuncu hemen hemen ilk kez 11'de... Uyum sorunu yaşamamaları mümkün değil. Savaşma ruhu kenardan başlar, lider kenarda olmazsa, takımı tabii ki etkiler. Rakibin diri olması ve taktik anlamında çok iyi bir analiz izledik. Taktik kazandı dün... Karabük takımının teknik direktörü Tudor, bütün hafta boyunca hem Beşiktaş'ı hem de kendi takımını düşünmüş. En az 5 oyuncu geride kalıyordu, üç stoper ve bekler... Topu aldıklarındaysa öyle kalmadılar, 3-4-3 gibiydiler. Latovlevici ve Kerim'le öne gittiler, topsuzken de geriye gittiler. Beşiktaş anahtarla açamadı. Bireysel yetenekli oyuncular, bu kalabalık arasında boğuldu. Oğuzhan hiç yoktu. Cenk yoktu, Babel etkisizdi. Talisca keza... Taktiksel bir risk aldı kendi adına ama başarılı oldu Tudor.
Performansa baktığımız zamanda bireysel anlamda dikkat edilmesi gereken oyuncu Karabüksporlu Latovlevici'ydi. Doğru da oynadı. Beklerden Adriano etkili değildi. Adriano gibi tecrübeli oyuncu, 90+2'de saçma sapan şut kullandı. Ciddi bir kayıptır. 2-2 bile bitse 1 puan çok değerli olacaktı. Biraz da demoralizeydi Beşiktaş, Fenerbahçe derbisi biraz yıpratmış. Hocanın kenarda olmaması da etkili oldu. Mesela kenarda Del Bosque olmasa sorun değil ama Şenol Güneş tipi bir hocanın kenarda olmaması takıma sirayet eder. Şenol hoca otoriter bir teknik adam. Ona bağıracak, buna bağıracak. Oyun içindeki reaksiyonunuzda azalmaya neden olur hocanın yokluğu... Allah var, antrenörleri Tudor da dipdiri bir takım yapmış. Çalışılmış bir organizasyon var. Oyun tarzı da sert. Türkiye'de futbolla ilgili konuşulması gereken Tudor'un taktiksel başarısıdır. Sağ bekleri Kerim de sol bekleri Latovlevici de tam bir bek oyuncusu değil. Barış'a 'öne doğru çık' deyip diğer stoperlere 'geride bekleyin' demiş. Barış da Gaman da Dany de hamleli oyuncu. Top rakipteyken 5-3-2 gibi oynadılar. Rakibe göre, kendi takımının kapasitesine göre bir oyun çıkarmış. Taktiksel bir şov yaptı açıkçası... Beşiktaş'ın ara transferde uzun bir santrfor almaya ihtiyacı vardı. Bu tarz durumlarla karşılaşacaktır. Ligin ilk yarısından daha zor deplasmanlar oynayacaklar. Zirve mücadelesi veren her takım için geçerli. Yine de son olarak söyleyeyim, Beşiktaş'ın da bazen kötü oynamaya hakkı var.

Cumhurbaşkanı olmasaydı bu rakama çıkma ihtimali sıfırdı

Türkiye'deki futbol yayın ihalesi 2,5 milyar dolar+KDV olmuş. Katar olmasaydı bu parayı kim verirdi? Bunlar Cumhurbaşkanı'nın siyasi ilişkileri sayesinde oldu. Kimse hayal görmesin.
Cumhurbaşkanımızın 10 yıl önce ailesiyle tanıştım. Hayatlarında iyilikten başka bir şey yok. Allah herkese öyle dost nasip etsin. Annem öldü, hastalandım hep yanımdaydılar.
Ülker Arena'da bir kağıdın üstüne, '1967-2017 ANIYORUZ' yazarak beni öldürmüşler. Siyasi görüşümü, beni sevmeyebilirsiniz. Ama sizin gücünüz benim ömrümü almaya yetmez.
SABAH Spor yazarı Rıdvan Dilmen, TRT Spor'da yayınlanan 'Futbolun Zirvesi' programında önemli açıklamalarda bulundu. Spor kamuoyunda süren tartışmalardan, kendisine yönelik referandum eleştirilerine kadar birçok konuya değinen Dilmen, çarpıcı ifadeler kullandı. Usta futbol adamının açıklamalarından öne çıkanlar şunlar:
🔴 Ben 1980 darbesini görmüş biriyim. Muğla'dayım, bahçeli bir evdeyim, tuvalete çıktım, bir baktım askerler… Askerler 'çıkmayacaksın' dedi ben de kuzu gibi eve girdim. Şimdi kuzu gibi girmiyor insanlar. Merminin, F16'nın altında yatıyorlar. Ben ülkemizin iyi yönetildiğini düşünüyorum. Hatırlıyorum, Bülent Ecevit, Kaddafi'ye laf attı, rahmetliyi 1 gün havalimanında beklettiler. ABD başkanı ile o zamanlar randevu alınınca, bayram yapıyordu millet. Eee, şimdi canımız isteyince görüşüyoruz. İngiltere başbakanı geliyor, Merkel geliyor.

EVET KAMPANYASI BAŞLATINCA...
🔴 Ben referandum için 'evet' kampanyası başlatınca, kimseyle görüşmedim. Sadece 5 arkadaşımı aradım, 1'i girmek istemedi.
Saygı duyarım... Ben kimseden habersiz kimsenin adını veremem.

TAYYİP BEY'İ SEVME HAKKIM YOK MU?
🔴 Düşündüm, 'Recep Tayyip Erdoğan Türk Sporu için ne yaptı?' diye. Türkiye'de futbol yayın ihalesi 2,5 milyar dolar +KDV olmuş. Eder mi bu kadar sorun varken? Katar olmasaydı bu parayı kim verirdi? Cumhurbaşkanı'nın siyasi ilişkileri sayesinde oldu. Kimse hayal görmesin. Atıp tutmasın! Cumhurbaşkanı olmasa bu rakamın çıkma ihtimali sıfırdı… İhale 7 dakika değil, 7 saniye sürdü.
🔴 Benim babam İşçi Partili'ydi. Ben 7 yaşımda bildiri dağıtırdım. Tayyip Bey'i tanıdım, yaptığı işlere baktım. Bir sosyal demokratın Tayyip Bey'i sevme hakkı yok mu? Tayyip Bey'i sevenin Atatürk'ü sevme hakkı yok mu? Ben Atatürk'ü çok seviyorum. Kimsenin tekelinde değil bu.
🔴 1995-96 yılında jübile yaptım. Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan'ı ben üç defa gömüştüm. Bir top oynadık, bir de bir yerde karşılaştım. Bir belediye başkanı olarak bana hediye vermiştir. Hala evimde saklarım. 10 yıl önce ailesiyle tanıştım. Çok sevdiğim kardeşi ve eniştesi ile tanıştım. Hayatlarında iyilikten başka bir şey yok. Allah herkese öyle dost-arkadaş nasip etsin. Annem öldüğünde onlar yanımdaydılar. Çocukluk arkadaşlarımın siyasi görüşü farklı olabilir. Annemin cenazesine gelmeyebilirsin ama çocukluk arkadaşım bana hakaret ederken, Cumhurbaşkanımız, ailesini yolladı, yanıma geldiler. Hastalandım, yanımda yattılar, haftanın 5 günü beni aradılar.

KULÜBE ÜYE OLUYORUM HADİ GİT BUNU ENGELLE!
🔴 Ben 45 gün önce annemi kaybettim. Hem kalp hem kanser hastasıyım. Benim ömrümü Allah alır. Ülker Arena'da bir grup A4 kağıdını büyütüp, '1967-2017 ANIYORUZ' yazarak beni öldürmüşler. Siyasi görüşümü veya beni sevmeyebilirsiniz. Ama sizin gücünüz yetmez benim ömrümü almaya. Allah alır. Allah'a sığınmışız.
🔴 Fenerbahçe Divan Kurulu'nda "Atın Rıdvan'ı" diye büyük baskılar olmuş. Ben sadece futbolcu olarak hizmet etmedim bu kulübe. Atın dedikleri Rıdvan, haksız yattığı için karda, kışta kıyamette başkanı ziyaret ediyordu. Ben bunu menfaat uğruna yapmadım. Aziz Bey o kadar büyük baskı altında ki, 'Rıdvan eski sporcum, üye değil ki gönderiyim. Ama üye dahi olsa göndermem' dedi. Ben de hemen gittim kulübe, 3 tane form aldım.
Ben, oğlum, kızım üye oluyorum. Hadi git bunu engelle!

BENİ PROGRAMA NEDEN ÇAĞIRDIN AHMET HAKAN?
🔴 Ertuğrul Özkök, haftanın 4-5 günü beni yazdı. Ahmet Hakan da yazdı. Ertuğrul Bey, 1997'de "Başkanlık sisteminden yanayım" diyorsun. Ahmet Hakan Bey, bana "Programa katılır mısın?" diye mesaj attı. Ahmet Bey yazmış, "Rıdvan Dilmen'in hayır demesi haberdir" diye. Eee ben Evet demişim, ben haber niteliği taşımıyorsam beni neden çağırıyorsun kanalına?

FİKRET ORMAN TÜRKİYE KUPASI'NI HAFİFE ALAMAZ
🔴 Ziraat Türkiye Kupası için yayın ihalesine 15 milyon dolar civarında bir para verdi ATV, Turkuvaz Medya. Sağlıklı düşündüğün zaman o kupa hafife alınamaz. İki; Ziraat Türkiye Kupası altında oynanıyor, sponsoru Ziraat Bankası ve iyi bir Beşiktaşlıdır, genel müdür. Fikret Bey ile de iyi dostlardır. Ben "Süt Kupası" ifadesinden dolayı Fikret Bey'in muhtemelen bu kurumları aradığını ve hata yaptığını söylediği düşünüyorum. Kendisinin de o şekilde özeleştiri yaptığını düşünüyorum.

ÇAKAR VE TOROĞLU'NA KEFİLİM
(Ahmet Çakar'ın "Video hakem uygulaması için Federasyon Başkanı'ndan rica ediyorum, ben bu uygulamanın başına geçmek istiyorum. Ama hakemleri ben atayacağım, 5 kuruş da para istemem" şeklindeki açıklaması hakkında)
🔴 Ahmet Çakar'a her türlü kefilim. Hiç tartışmasız, adalet dağıtacağına kesin katılıyorum. Televizyondaki yorumlarına katılmadıklarım oluyor, kendisi de bilir. Bazen abarttığını da düşünüyorum. Ama bu anlamda kesinlikle adaletli olacağına hiç düşünmeden 'evet' derim… Ahmet Çakar ile Erman Toroğlu öyle olağanüstü hakemler değildi. İyi hakemlerdi. Ama sadece iyi televizyoncu oldukları için değil. Baktığın zaman niye rahatlıyorum biliyor musun? Adaletli çalmaya çalıştılar, gördüklerini çaldılar. O yüzden bu mesleği yaparlarsa, Erman hoca da gitsin MHK başkanı olsun, ben kefilim.

AZİZ YILDIRIM BENİ 3 KEZ ÇAĞIRDI
🔴 Advocaat ile kulüpte karşılaştım. Aramızda diyalog olmadı. Ben, 'bu takımdan bir şey olmaz' dediği için gönderilmeli dedim. Ben Beşiktaş maçında yine beğenmedim Fenerbahçe'yi. Şenol Güneş'i de eleştiriyorum. Takım 10 kişi kalınca orta sahayı daha önce kalabalıklaştırmalıydı. Bu maçtaki vahim hata, Fenerbahçe'nin sayılmayan golüydü. Aziz Yıldırım üç kez bana "Gel sportif direktör ol" dedi. Kendisine teşekkür ettim.

Van Persie de atılmalıydı

Fenerbahçeli futbolcular bu maçta bir reaksiyon vermeliydi, Beşiktaş'ın şanssızlığı bu oldu. "Formamız için, kulübümüz için gidelim, ligin liderini yenelim" diye konuşmuştur futbolcular... İlk 15 dakikada iyi başladı Fenerbahçe. 41'inci dakikada kırmızı karta kadar Beşiktaş ağırlık koydu ama sonra dengeler değişti. Sonuçta gergin bir ortam vardı. Uzatmalarla 99 dakika futbol oynanan ortamda hakemin yönetmekten ziyade idare ettiği, topun oyunda az kaldığı bir maç izledik. Fenerbahçe istediğini aldı. Kayseri'deki Fenerbahçe'yi Beşiktaş yakalasa yine 4'lük yapar. Fenerbahçeli oyuncuların dünkü maçı final gibi gördüğü net belliydi. Kartlık fauller, sertlik de dahil olmak üzere... Milyonlarca taraftara, "Biz aslında kötü takım değiliz" mesajı vermek istediler. 11'e 10'da Fenerbahçe'nin hükmettiği bir oyun izledik. Fiziksel ve taktiksel dengelerin değiştiği maçta çok ama çok önemli bir kazanım elde etti. Hem kupada son 7 eşleşmeyi kaybettiğin Beşiktaş'ı elemiş oldun. Hedefsiz maç olsa dahi çok çok önemli bir galibiyetti. Kupa, Fenerbahçe'nin kestirmeden gidebileceği bir hedef, birçok üst düzey rakibi de elendi. Tabii ben oynadıkları futbolu beğenmedim ama skor istedikleri skordu. Ozan'ın gol kaçırmasından çok Advocaat, geriye çabuk dönemedikleri için kızdı mesela.

YÜREKLİ AMA HATA YAPTI!..
Beşiktaş-Fenerbahçe derbisi her zaman önemlidir. Fakat kimin daha çok ihtiyacı var diye soracak olursak cevabını Fenerbahçe olarak verirdik.
Üç gün sonra kendine geldiği zaman insanlar sorsa, "Kupa da Fenerbahçe'nin elinden gitseydi" diye sorguladığımızda Fenerbahçe daha çok hasar almış olacaktı. Beşiktaşlılar'ın üzülmesi doğaldır ama kaybı daha az. Çok sakin, kendine güvenli bir hakem görüntüsü verdi Ali Palabıyık. Büyük ihtimalle eve giderken, "Bugün iyi maç yönettim" diye düşünmüştür ama televizyonu açtığında aslında öyle olmadığını görecektir. Tüm hatalarına girecek olursam bu köşedeki yer yetmez. İki takım lehine de aleyhine de kararları var. Tosic'in pozisyonunda yardımcı net gördü. Van Persie ile ilgili bir sufle de verdi yan hakem. Biz neyin ne olduğunu devre arasında gördük. Hakem aynı anda durdurabilse, o görüntüye göre Van Persie kırmızı... Dolayısıyla durdurabilse Tosic atılmayacak. Şu hareketlerde bence ikisi de kırmızı olmalı. Sarılık çok pozisyonlar da vardı maçta.
Fenerbahçe'nin attığı gol bence nizami... Ofsayt tartışılabilir olsa da değil. Fenerbahçe'nin attığı ikinci golü de bence vermeliydi. Hakem "Benim düdüğümü bekle" demedi. Madem öyle, Lens'e kart verirsin. Kayseri'deki maçın son golü de benzer şekildeydi. Üstelik gördüğüm kadarıyla düdüğü çaldı. Şener ikinci sarıdan kesin atılmalıydı. Bu maçın kahramanı olacakken kötüsü oldu Palabıyık. Hakimiyeti kuramadı, tak tak kartları başta verse olacaktı. Yürekli yönetti ama hata yaptı. Oyunun akışında yönetti ama durdurduğu pozisyonlarda kararları yanlıştı.

Advocaat doğru yapmış

Herkesin öz eleştiri yapması lazım, kendimiz de dahil olmak üzere... Devre arasında Van Persie ve Şener'i çıkarması gerektiğini düşünüyordum. Fakat Advocaat diğer yönde karar verdi, sonra gördük ki Van Persie'nin ilk yarıdaki agresifliği yoktu. Hollandalı'nın golüyle de Fenerbahçe tur atladı. Her düşüncem doğru olacak diye bir şey yok neticede. Benim oyunculuğum döneminde sabah akşam yeniyordu Beşiktaş bizi. Arkadaşlarım dalga geçiyordu, üç ihtimal var, 2-0, 3-0, 4-0 diye... Aziz Bey'in Adanaspor maçı sonrası çıkışını da yanlış buluyorum. Oyuncuların büyük bölümü iyi niyetliydi. Marcelo ve Van Persie'yi ayrı tutuyorum. Oğuzhan idolü Van Persie ile atışır hale gelebiliyor maç içinde. Bunları normal karşılamak lazım.

Maçı favori olan kazandı

Kendimize şunu sormalıyız: Bu sonuç sürpriz mi? Değil... Güçlerine, oynadıkları futbola, son oynadıkları maça baktığımızda hep Başakşehir önde... Galatasaray'ın yalnızca iki şey olsa şansı olurdu: 30. saniyedeki Podolski'nin şutu direkten dönmeyecekti, ikinci olarak da Sneijder sakatlanmayacaktı. Galatasaray'ın golü de aslında öylesine oynadıkları zamanda geldi. 2-1 deyip geçmemek lazım. Abdullah Avcı, özverili futbolcular, iyi bir futbol takımı, top rakipteyken Türkiye'nin en kötü takımına karşı üstün geldi. Kötü yönetilen bir futbol takımı. Bunu Riekerink açısından söylüyorum.
Şimdi hakemlere gelelim. Emre'nin pozisyonu kırmızı kart, 0-0'ken de ofsaytı kaçırdı yan hakem. Fakat ben niye Mete Kalkavan ve ekibini sonradan sayıyorum çünkü bu hatalara rağmen esas sorun bu değil Dün skoru etkileyen iki ciddi hata yapmalarına rağmen...
Başakşehir'e bakalım, Yalçın yok, Mossoro yok, Mahmut yok. Forvette Mehmet Batdal yok, Cengiz yok. Bunun karşısına Galatasaray, Muslera hariç tam kadro çıkıyor. Yalnızca Sneijder'in sakatlığını sayabiliriz. Fakat Galatasaray zaten sezon başından beri kötü oynuyor. Dün de güçlü bir takıma kaybettiler ve elendiler. Favori de değillerdi maç öncesi. Yüzde 55'e 45 Başakşehir derdim maç öncesi... Klasik golü yediler yine. Pozisyon ofsayt belki ama pozisyon gelişimi bakımından aynı zaafları gösterdiler. Yine bir kafa golü yediler. Carole çıkıyor, Linnes giriyor mesela. Soldan orta yapman lazım maçı çevirmen için, onun için de solak oyuncu lazım. Selçuk çok güçsüz, De Jong'un hücum yönü yok. Galatasaray'ın ligdeki kaderi de Beşiktaş maçında belli olur, tamam ya da devam deme maçına çıkarlar. Saha içinde çalışmak için saha dışında çalışmak lazım. İyi antrenman yapacaksın. Abdullah Avcı ile Riekerink'i değiştirin, ligde 5 puan önde olan takım Galatasaray olur. Göksel Başkan ve Abdullah Avcı şampiyonluğa kafayı takmışlar. Kasımpaşa maçından minimum 4-5 kişi olmayacaktır. Kafayı takmışlar ki Adebayor'u alıyor, bonservise kıyıp sağ bek Caiçara'yı alıyor. İyi kulüp, borcu harcı yok. Boşuna değil bunlar... Koskoca Galatasaray'ın teknik direktörü "İnşallah Podolski kalır" diyor bu hafta. O zaman da böyle dağınık olursun.

Büyük takım böyle oynar!

İlk 10 dakika Beşiktaş'ı çok beğendim. Müthiş oynadı, presle birlikte...
Fakat Beşiktaş'ı ikinci yarıda daha da fazla beğendim. 4-4-2'ye yakın bir sistemle çıkmış, kompakt oynayan bir takıma karşı bunu yapıyorsunuz. Anadolu'dan İstanbul'a gelirken, "Aman ha, ilk 15 dakikaya dikkat" denirdi. Bunu tüm ikinci devreye yaydı Beşiktaş.
1-0'dan sonra iyi ve doğru kontratak yaptı, rakibin hatalarını farkı 2'ye, 3'e çıkararak değerlendirdi. 57. dakikada üçüncü golün santrasında 4 Beşiktaşlı pres yapıyordu, bu oyunu istediklerini gösteriyor.
Benim futbol anlayışım bu; büyük takım böyle oynar. Hücum devamlılığı müthişti. 86 ile 88 arası 100'e yakın pas yapmıştır mesela Beşiktaş, bırakmıyorlar.
Bu takımın santrforu kafa golü attı, penaltı attı, döndü şutla attı. Kanat oyuncusu, içeri girip kafayla attı.
Böylesi müthiş oynayan bir takım 5-1 de kazanmışken bize alkışlamak düşer.
Beşiktaş, dün gece, "Tartışmasız en iyi topu oynayan takım benim" dedi. Adeta bir futbol resitali yaptı.
Şenol Güneş tezahüratları doğruydu ama biraz geç kaldı bence. Şenol hoca genel anlamda hak ettiği ilgiyi görmüyor.
Taraftarın coşkusu, dün hocaya yönelik olarak daha farklıydı.
Puan olarak bakarsak uçurum var mı Başakşehir'le? Hayır. Galatasaray'la da değil... Fakat Beşiktaş'ın futbolu hem keyif veriyor, hem de doğru oynuyorlar.
Bu ligde böyle oynanır. "Bu ligin oyun lideri biziz" dedi Beşiktaşlı oyuncular ama puan olarak da lider olmaları gerektiğini gördüler.
Cenk, çok iyi top oynuyor, her türlü golü atıyor.
Çok çalışmanın ürünüdür bu.
Cenk, bence bu gidişle 24-25 golü rahat bulur. Gol kralı olur gibi geliyor bana.
Türkiye'de penaltısız gol kralı olan tek oyuncu benim bildiğim Şota'dır.
Genelde penaltıcılar, gol krallığına daha yakın olur.
Demba Ba'nın tribünde olması bile takımı olumlu etkiler. Hiçbir sorun çıkarmaz. Ba'dan bu sezon zor fayda alırsınız, soru işaretli bir oyuncu olsa da maliyetsiz olduğu için bir bakalım dediler herhalde. Kayıp olmaz, dursun.
Güzel zeminde oynayan bir oyuncu Babel, zemini yakaladığında iyi oynadı. Quaresma, Babel gibi oyuncular için şans böyle takımlar... Düşüşte olan meziyetli bir oyuncu, tekrar büyük takımda görev aldığında daha aç oynuyor. 18 yaşındaki oyuncu kendini nasıl göstermek isterse o açlıkla oynuyor. Babel de İspanya'da ortalama bir takımdan Beşiktaş'a gelince bu hisle oynamaya başladı. Quaresma renkli, asistlerle takımı ayağa kaldıran bir oyuncu. Ama attığı tek gol var, o da penaltıdan. Bu yüzden ters tarafa golcü bir kanat oyuncusu lazımdı. Geçmişte Olcay bu katkıyı sağlıyordu, Babel ile tekrar bunu yakaladı Beşiktaş. Nokta atış bir transfer oldu.

Bu takım papatya falı gibi...

Ligin son 4 takımına bakıyorum. Alanyaspor'a 2 puan, Adanaspor'a 2, Kayseri'ye 5 puan kaybetti Fenerbahçe! Yani küme düşmeme mücadelesi veren 3 takımı yenememiş. Gaziantep'i de 85'te atarak yenebilmişsin. Advocaat geldikten sonra söylediğimde ısrarcıyım. Tamamen kontratak takımı formatına geçtiler. Savunmada ve hücumda buna göre pozisyon alıyor oyuncular... Advocaat'a ilk geldiği dönem, özellikle Konya maçında bu formata döndükten sonra bu ligin kontrataklarla değil, hücumla şampiyon olacağı anlatılmalıydı. Fenerbahçe, geçen sezon bu haftada lider bile değildi ama 11 puan fazla toplamıştı.
24 saat önce biten Galatasaray maçına gidelim. Podolski oyundaydı, Bruma oyunda. Sneijder oyunda, Yasin, Selçuk, Josue... Fenerbahçe'de oyuncular papatya falı. Lens maç seçen oyuncu. Bir maç çok iyi oynuyor, iki maç yok. Alper oyun içinde bile papatya falı. Van Persie papatyadan bile öte. Bir maçta 2 gol atıyor, ertesi hafta oynayacağını bile bilmiyorsun. Fernandao'nun Eren Derdiyok'tan farkı yok. Kontratak oyuncusu da değil. Arkadaki oyunculara gelirsek Mehmet Topal kendi rekorunu kırmış, 3 gol... Hücuma dönük oynadı bir de, sağ içte. Üçlü orta sahanın solunda Salih, hatta Aatif gibi oyuncuları kullanıyor hoca.
Geriye dönüyoruz: Kjaer ve Skrtel gömülerek karşıladığında çok iyiler ama geniş alanda problem yaşıyorlar. Kayserispor 2 maçta 7 gol attı bu ikiliye. Neden, geniş alan buluyorlar. Kjaer ve Skrtel öne doğru çıktıkları anda defoları ortaya çıkıyor. Gömüldükleri zaman Galatasaray'ı pozisyon vermeden 2-0 yeniyorlar. Top Başakşehir'e, Galatasaray'a geçince savunma yapıyorsun, yeniyorsun. Aynı oyuncularla hücum oynamaya çalışınca kontrayı yiyorsun işte... Maç kazandırır bu oyun, derbi de kazandırır ama şampiyon yapmaz bu oyun! Kazanmam lazım diyorsun ama oyun formatın aynı. Bu oyunla Avrupa'da başarılı olma şansın yüksek ama ne yapmak lazım? Riekerink'i eleştiriyoruz ama bu hafta De Jong'un yerine kimi koydu? Stoper falan devşirmedi, hücumcu orta saha Josue'yi koydu oraya. Türkiye'de şampiyon olmak için 3 takım hariç herkese riskli oynayacaksın. Yoksa şansın olmaz. Son olarak Sergen Yalçın'ı tebrik ediyorum. İyi hazırlanmışlar, ölüm kalım maçına çıkmışlar. "Takımda ışık gördüm" demişti kupa maçında. Varela'yı çok beğendim, 31 yaşında, tecrübeli de bir oyuncu. Harika iş yapmışlar alarak.

G.Saray’ın farkı takımın arzusu

Galatasaray bu sezon en iyi oyununu sergiledi. Ben de bazı uyarılarda bulunmak istiyorum: Ligimizde küçük detaylar her şeyi belirleyebilir. 90. dakikada hakem maçı bitirdi.. Neden 90'da bitirdi ben de merak ediyorum... Bu kupa maçlarında olabilir. Diyelim ki lig sonunda ikili veya üçlü averajlar eşitlendi. Şampiyonu gol averajı bile belirleyebilir. Diyelim Akhisar küme düşme potasında.. Bir gol bile takımı küme düşürebilir.. Rica ediyorum, bu küçük detayları önemseyin. Uzatmalarda atılacak bir gol veya görülecek bir kart her şeyi belirleyebilir...
Galatasaray, Karabük'te kazanmış olsaydı şampiyonluk için şu anda birinci aday diyebilirdik. Akhisar Belediyespor her geçen gün kadro olarak gücünü kaybeden bir takım. Ama bu Galatasaray'ın farklı kazanmasının sadece bir sebebi değil. Bireysel olarak takım olarak çok iyi oynadı Galatasaray. Eren Derdiyok değerli oyuncudur ama Eren'siz formatta Galatasaray geçen seneki Beşiktaş gibi gol atmaya başladı... Özelilkle hücum bölgesinde Beşiktaş kadar etkili oynamaya başladı.. Bruma, Sneijder ve Podolski araya pas atabilen, birebirlerde meziyetli oyuncular. Bunları üst üste koyunca bireysel performans da olunca farklı galibiyet geldi.
Galatasaray genel anlamda övgüyü hak eden bir takım.. Riekerink, Eren konusunda şurada yanıldı: Kenarlarda oynayan iki oyuncu da orta yapan oyuncu değil.. Sneijder de orta kesen oyuncu değil.. Orta sahadaki oyuncular Selçuk ve De Jong da çizgiye inen oyuncular değiller... Sarıkırmızılı takım forvette Podolski ile oynamaya başladıktan sonra hücum bölgesinde Beşiktaş'a döndü, zaman zaman da Barcelona'ya döndü... Gollere baktığımızda hep bireysel ve ikiye birlerle gol atmaya başladı Galatasaray... Hem geniş alanda hem dar alanda uzunsuz oynamaya başladılar... Son haftalarda atılan golleri hep ikiye birlerle ve rakibin alanını boşaltıp attılar. Hücum şekli değişti... Aynı zamanda şutor takım...
Galatasaray takımının tek bir zaafı var; takım savunmasında güçlü takımlara karşı iyi değil... Şimdi bir şeyi daha söylemek istiyorum; profesyonel dünyada yaşıyoruz.. Ancak Galatasaray takımı ruhlarıyla, canlarıyla profesyonelliği bir kenara atıp şampiyonluk yarışında olmak isteyen bir takım.. Geçen hafta Levent Nazifoğlu, "Oyuncularımız aylardır para almadığı halde oynuyor" dedi.. Fenerbahçe'nin ödemesiyle Galatasaray'ın ödemesi arasında dağlar kadar fark var. Ancak puan durumuna baktığımızda Galatasaray önde.. Bu takımdaki karakterli oyuncuların işidir... Dünkü maçta da gördük ki, Galatasaraylı futbolcular çok arzuluydular, aile olmak o kadar kolay değil...