CANLI
SKOR
Rıdvan Dilmen

Rıdvan Dilmen

Atiba da insanmış!

Beşiktaş Teknik Direktörü Şenol Güneş'i 3-1'ken gördüğümde "Tempo yapın" diyordu. Hocam, adamlar bitti diyebiliriz, fiziksel ve mental yorgunluk var deriz ama bu Şenol hocanın özelliği... Enerjisini takıma yansıtıyor, son dakikalarda bile Quaresma sağdan gitmeye çalışıyordu. "Hep tempo yapın, öne doğru yapın" diyor. Oyuncular da oyunu eğlenceye dönüştürüyor. Bir de önemli bir detay...
Puan ortalaması ve galibiyet rekorunu kırmışlar Şenol hocayla. Beşiktaş'ta çıktığı 66 maçta 46 galibiyet. Bu tarihi bir başarıdır. Bu kadro ilk 4-5 takım hariç herkese paçavraya çevirebilme ihtimali olan bir takım, 4-5 atabilir. Dev maçlarda zorlanıyorlar. Bu kadronun tek şansı önde oynamak... Çok hücum oyuncusuyla önde baskı yapmanız lazım.
Başakşehir'in de Fenerbahçe maçını izlerken neden buralarda olduğunu, Abdullah hocanın bu takımı ne kadar geliştirdiğini gösterdi. İki tane sistem takımı var. Başakşehir de bir sistem takımı ama daha olgun oynuyorlar. Beşiktaş eveleme gevelemeyi kaldırmıyor, öne doğru oynamak zorunda onlar. Saldıracaklar, 10 tane pozisyon bulacaklar, golleri atacaklar. Tıpkı dün Kasımpaşa karşısında olduğu gibi...
Atiba'nın durumu Beşiktaş yönetiminin mutlaka düşünmesi gereken bir konu. Bu ay bize gösterdi ki Atiba insanmış! O da tekleyebiliyormuş. Atiba da insan ve o bölgeye başka birini daha oraya almak gerekebilir. Önümüzdeki yıllara 2-3 tane kupon oyuncu alıp takımını korumaya çalışacaklarını söyledi Fikret Orman. Atiba'nın son 1 aylık düşüşünden dolayı oraya da bir oyuncu düşünebilirler. Yedek diye bir şey büyük takımlarda olmaz. Çok sayıda maç oynuyorlar. Her oyuncu oynamak ister ama iyi bir takımın parçası olarak hep şansınız var. Tamam, Gökhan İnler olsam ayrılmak isterim ama Tolgay Arslan olsam kalmak isterim.
Çaykur Rizespor'un da matematiksel olarak şansı doğdu... Bursaspor Gençlerbirliği ile oynayıp Trabzon'da bitiriyor fikstürü. Çaykur Rizespor ise Osmanlıspor'a gidip sonra Alanyaspor'u içeride oynuyor. Fakat nasıl oluyorsa oynadıkları günler farklı. Türkiye Futbol Federasyonu bence bu maçları aynı saatte oynatmalı, düzenlemeye gitmeli. Birisi Cumartesi, birisi Pazartesi gözüküyor. Çaykur Rizespor'un ikili averaj üstünlüğü de var, aynı gün, aynı saat uygulamasında fayda var.

Sneijder gitmek istemez

Galatasaray'ın heyecanlı bir futbolu vardı geçen hafta ve bu hafta... Maç fazlasıyla da olsa 3'üncülüğe geldi, kolay değil. Darbeli de olsa Sneijder gibi bir oyuncu ortaya çıkabiliyor. Sinan Gümüş golünü attı, Muslera birçok gol pozisyonunu kurtardı. Maç fazlası da olsa, "Ben üçüncü olmak istiyorum" dediler. Galatasaray takımı iyi pres de yaptı. Osmanlıspor buraya kazanmaya gelmiş, gelecek sezonun hazırlıklarını yapıyorlar ama fark da yiyebilirlerdi, 3'e, 4'e gidebilirdi son bölümde. Üçüncülük yarışında ikili averajı daha iyi olmasına rağmen Fenerbahçe'nin durumunu görünce, Galatasaray'ın daha arzulu olduğunu görebiliyoruz. Hırslı yapmak kolay değil bu işi... Hırslı, pozitife yakın oynadılar ve haklı bir galibiyet aldılar.
Sneijder bu saatten sonra gitmek istemez bence. Yeri dolmayacak diye bir şey yok, dünyada Messi ve Ronaldo hariç herkesin dolar ama kadroda star oyuncu yalnızca iki tane var: Sneijder ve Muslera. Galatasaray'da tribünleri çekecek oyuncular bunlar. Bu sezon kötü dediğimiz Sneijder şu anda asist kralı. Tabii ki daha fazlasını yapabilir ama bunun da farkında olmak lazım.
Garry Rodrigues cepte diyor Tudor, PAOK'tan tanıyor. Sinan'a da bir şans verdi. Eren'le ilgili şunu söyleyeyim, canı çok yanıyor. Çok üzgün çıktı. Çok sakatlanıyor iyi fiziğine rağmen... Gelecekle ilgili planlamaları yaparken, oyuncuları da kazanmak istiyor. Üçüncü olursa, kendisini de garantiye alacak Igor Tudor.
Minimum bir tane uzun stoper almalılar. Elde üç tane stoper var ama uzun boylu, ayağı iyi ve ağır olmayan bir oyuncuya para ayırmak zorundalar. Belki böyle yazınca "Gitsin Real Madrid'de oynasın" diyebilirsiniz ama böyle bir oyuncuya para ayırmalı Galatasaray. Sağ bekte de kalitesi hiç tartışılmayacak bir oyuncu bulmalılar. Gökhan Gönül geldi Beşiktaş'a, Beck'i kesti. Galatasaray'ın önemli bir scout ekibi var ama hep bilinen oyuncuları alıyorlar. Scout ekibinden birilerini genç yaş turnuvalarına yolladılar mı misal? Tabanca gibi bir stoper bulunmalı çünkü. Ciddi araştırma yaparlarsa yakalarlar. Çiftli sezonlarda iyi oyuncu alamazsınız. Hazır 2017'deyken oyuncuları yakalamalılar, riski bu sene alsınlar yapılanma için.

Kader gayrete aşıktır

Penaltılar 9-9 oldu, o sırada Aykut hocayı aradım... Hem Kasımpaşa maçı için tebrik ettim, hem de "Kimi istersin" diye sordum. "İnan fark etmez" dedi, cevap olarak ama o da benim gibi çok şaşkındı. Şaşırmamak da mümkün değil... İlk maçın skoruyla bitmesi, penaltılara gidilmesi ve sonuçta Başakşehir'in finale kalışı... Klasik yorucu bir maç oldu. Bazı oyuncular, çok iyi, bazıları ise kötüydü, bunlara girmeyeyim. Penaltılarda olur böyle... Bireysel olarak maçın hakemi Halil Umut Meler çok iyiydi, onu belirteyim sadece.

İKİSİ DE YENİLİKÇİ HOCALAR
Serdar Ali Çelikler, Kırmızı Çizgi programında çok enteresan bir şey söyledi. "Fenerbahçe üçüncü olursa ki öyle gözüküyor, Konyaspor da finali alırsa Fenerbahçe iki eleme oynayacak. Kupayı alan takımın teknik direktörü, fazla tatil yapmayacak. Fenerbahçe takımı da erken başlamak zorunda kalacak." Bu öngörünün ilk kısmı bitti, Başakşehir kazandı.
Fenerbahçe'nin tutunduğu tek dal olan kupa da gitti. Bundan sonraki maçlarda dün gelen seyircinin yarısını bile bulamaz.
Hakikaten Fenerbahçe genelde şubelerin çoğunda başarılı ama dün hem kadın basketbol hem de futbolda benzer şekilde final anlarında kaybettiler. Spor böyle bir şey ve bir oyun... Artılarıyla, eksikleriyle, atanlarıyla, kaçıranlarıyla, ribaundlarıyla, direkleriyle.
Finale kalan iki teknik direktöre bakalım.
Tamamen yenilikçi, tırnaklarıyla gelmişler.
Her gün kendilerini ve takımlarını yeniliyorlar. Futbolun adaleti vardır.
Finalde buluşuyorlar... Beş şampiyon çıktı bu ligden ve beşi de finalde yok. Aykut hocaya da, Abdullah Avcı'ya da kapasiteleri tavan yapan takımları için teşekkür ederiz.

11 OYUNCU KURTARMAZ!
Şenol Güneş ikinci kez üst üste şampiyon olma şansı fazlasıyla var ve iyi bir futbol emekçisi... Abdullah hocanın ikinci olma ihtimali yüksek ama Mayıs'ın sonuna geldiğimizde şampiyonluk yarışında olması, kupada finale kalması, maçı izlerken "takım gibi takım" dedirten bir ekip yaratmak, kadro seçimiyle çok başarılı. "İyi futbol iyi futbolcularla oynanır" sözünün karşılığı ama tabii ki sisteminiz yoksa, bir karakter koyamıyorsanız 11 iyi futbolcu da sizi kurtarmaz. Başarılı olamazsınız. Sadece sistemin ya da yeteneğin yetmeyeceğini gördü, ikisini birlikte uyguladı. Helal olsun. Her gün üzerine bir şeyler koyuyor yetinmeden.
Böyle maçlara hep kader derler. Kader vardır ama kader gayrete aşıktır. "Kadere bak" deyip geçmeyin. İstanbulspor'da birlikte çalıştılar, aynı dava uğrunda mücadele ettiler ve çok önemli bir kupanın finalinde karşı karşıya geliyorlar. Çünkü gayretliler...

Güneş’in hamlesine bayıldım

Bu maçı oynamak hakikaten zor... Mesafe çok kısalmışken, bu kadar lider götürdüğünüz ligde 1 puan geride maça çıkıyorsunuz. Bir dezavantajınız Talisca'nın olmaması, ikincisi ise rakibin son 3 maçta 16 gol yemiş olması. Seyirciden korkunç bir tepki var. Futbolcular, bazı maçları kurtuluş reçetesi görürler. Bir keresinde Sigma Olomouc'tan 7 yemiştik. Galatasaray da aynı hafta Frankfurt'u elemişti. Yönetim de istifa etmişti. Bizim imdadımıza Galatasaray derbisi yetişti. Aykut Kocaman attı ve rahatladık. Bursa'nın avantajı, Beşiktaş'ın dezavantajıydı bu. Çok zor, çok bilenmiş, kendisini kurtarmak için oynayan bir Bursa takımı vardı. "Ben Beşiktaş'a çelme taktım" demek isterlerdi.
Bülent Yıldırım, çok ciddi hatalar yaptı. Maçı yönetmekten çok idare etsin diye atanmış. O da idare etti zaten. Açık konuşmak gerekirse Beşiktaş'ın şampiyonluğu, galibiyetini gölgeleyemeyiz ama hakemin çok kötü olduğu bir maç izledik.
Standartlar iyi değil. Quaresma'nın bunu camiasına yapmaması lazım. İki tane kırmızılık pozisyonu var. Golden önceki Cenk'in pozisyonu bence faul, normal bir mücadele değildi. Bilal'in gelişi karttı, zamanında göstermeyince oyuncular da cesaretleniyor. Bursaspor'dan da en az 5-6 sarı kart çıkardı.
Hakem muhtemelen tebrik edilecektir, tansiyon düşürdü falan diye... Birçok statta gördük benzer atmosferler.
Beşiktaş'ın gerginliği de yansımış. Oyuncular ayakta kaldı. 4-4-2'ye dönmesi çok önemliydi. 1-0'dan sonra Necip'i daha önce alabilirdi sadece.
Bursaspor'un tek şansı 0-0'ken bir pozisyon bulup değerlendirmekti. Kubilay o golü atsa daha çok direnirdi. Beşiktaş sana 5 tane pozisyon vermez. Böylesi antrenörlere bayılıyorum ben, Şenol hoca bir karar verip 4-4-2'ye döndü hemen. "Biraz daha devam mı edeyim" diye düşünebilirsin. Kalıplaşmış düşüncede kalmadı. Aboubakar'a da şans doğurdu bu. Tek santrfor oynayanlar yanında muhakkak bir santrfor isterler. Demarke pozisyon oynayabilmek için... İkiye bir tutuluyordu Aboubakar, bire bire döndü. En ufak bir koşuda şansın olur.
Artık fikstür avantajı zaten elinde... Cezası biten Anderson Talisca dönüyor, cezalı oyuncusu yok. 3 maçın 2'si Vodafone Arena'da... İpler artık Beşiktaş'ın elinde. Beşiktaş çok büyük ihtimalle bu işi bitirdi.

Her hafta aynı gol yenir mi?

Gaziantepspor'da oynayan 14 oyuncuya bakıyorum, 9 yabancı görev yaptı. Maça bakıyorum, ilk yarıda yüzde 72'yle topla oynadı Galatasaray... Sen 14 yabancıyı bunun için mi aldın? Bu oyuncularla oynayınca ne fark eder? Planlamaları doğru yapmazsanız kaybedersiniz.
Galatasaray'da bugüne kadar yönetim, Tudor'un arkasında olduğunu fazlasıyla hissettiriyor. Bruma'yla çok vahim bir durum yokmuş demek ki bu hafta oynadı.
Tudor'un sezon başı teknik adamı olduğunu, Galatasaray'ın Tudor'a bir şans olduğunu düşünüyorum. Önümüzdeki yıl devam edecek gibi gözüküyor.
Birtakım dengesizliklere rağmen uzun vadede Galatasaray'a yarar sağlayabilir.
Ne kadar sabır gösterilir bilemem ama Fenerbahçe'nin maçını kaybetmesinden sonra takımın ilk yarıdaki coşkusu önemliydi.
Fakat ikinci yarının başında 3 tane pozisyon verdiler, 1-1'den sonra...
Galatasaray'da benim anlamadığım şu, fiziksel bir zaafınız olabilir boy olarak. Bu ayrı ama bir takım sürekli aynı golü yemez.
Sezon boyunca aynı golü yiyen bir ekip varsa başka düşünmek lazım. Muslera hep aynı golü yiyor. Bir de çık, yumrukla mesela. Akan oyunda en çok kafa golü yiyen takım Galatasaray'dır.
Benzer goller, benzer hatalar... Herhangi maçta yediği bir golün tekrarını koyun, dünden farkını göremezsiniz.
Büyük takımlarda 87-88 sezonu aklıma gelir. İki ileri bir geri yapardık, oyuncunun konsantrasyonunu çok etkiler.
Galatasaray'da da böyle, Fenerbahçe de...
Antalyaspor'un Fenerbahçe'yi rahat yenmesi sürpriz değil bu yüzden. Üçüncülük, ikincilik diye bakmıyorlar. Bakmalılar aslında ama bakmıyorlar. Mesela Manchester United'ın hocası Jose Mourinho, "Tarihimizin en önemli maçı" diyor Celta Vigo maçı için. Neden, hesapları var, Şampiyonlar Ligi'ne gidecek kupayı alırsa.
Böyle bakmıyorlar bizim futbolcular.
Dikkatimi çeken bir konu daha var.
Acayip güzel statlarımız var. Antep küme düşme potasında, stat mükemmel ama boş... 4 bin küsur seyirci var. Tesisleşme kadar insan faktörünü, seyirciyi ne yapacağız edeceğiz, getireceğiz. Belçika'ya bile bakıyorsun, statları full. Onlarda kafeterya, sinema yok mu, var. Kalite mi, bilet fiyatları mı, nedir ne değildir, bunu çözmek zorundayız.
Öyle bir algı da oluştu. Fenerbahçe bile dolduramıyor, bu da normal karşılanır oldu. Büyük takımlara gündüz maçı birer, ikişer değil, beş, altı tane gündüz maçı ayarlamak lazım belki de.
Son olarak Genç Milli Takımımızın yarı finale kalması da çok önemli... Eskiden genç, ümit ve A vardı. Şimdi U17 diyoruz.
İnşallah yarın da İngiltere karşısında başarılı olacaklar.

Galatasaray'ın herhangi bir maçta yediği bir golün tekrarını koyun, dünden farkını göremezsiniz!..

Maçın mimarı Napoleoni’dir!

Bazı derbiler vardır, kült maçlar olur. Uzun yıllar konuşulur. Bu da onlardan birisi olacak. İlk yarının sonunda Aboubakar'la öne geçti Beşiktaş... 9 kişi kalmış rakip takım. Son taç atışında bile Beşiktaş set oynamaktansa topu korusa, oyun bitebilirdi. Futbolun bir oyun olduğunu, her şeyin olabileceğini bir kez daha gördük. Kader demeyeceksin, "Kader gayrete aşıktır" derler.
Beşiktaş takımı, 45 ile 80 arası bulduğu pozisyonlarla 4 tane atabilirdi. Hakikaten Şenol hoca ve Beşiktaş takımı için tuhaf bir durum şüphesiz. Adriano, topu yakından değil, uzaktan taca vursa olmaz. Maçı 1-0 bitirip gelse, "Fenerbahçe bir kere tesadüfen pozisyon buldu, Beşiktaş hak etti" diyecektik.
Golde Marcelo ve Beşiktaş savunması psikolojik etkenlerle birlikte gömüldü. Sow, tacı Kjaer'e kullanarak içeri dolduruyor. Marcelo savunmayı o kadar geri çekmeyecek mesela.
Ligin ortalarında oynanan bir maç olsa böyle bir yaslanma asla olmazdı. 11'e 9'a rağmen gömülmenin sebebi oydu. Aman koruyalım derken golü yedi.
Volkan'ın becerisi, çok kötü oynayan Fenerbahçe'nin yine de, "Belki, hani olursa" demesi, son dakikaları değiştirdi. Fenerbahçe tecrübeli bir takım, başka da bir numarası yoktu. Burada tecrübesini konuşturdu. Sow bu kadar kritik bir anda tacı sakince geriye oynadı, Kjaer topu kontrol etti, sakince topunu kesti, gol geldi. Skrtel gitmiş, Souza gitmiş, ceza sahasının içinde Beşiktaşlılar...
Fenerbahçe takımı, hiçbir şey oynamadan yenilmedi Beşiktaş'a. Formasıyla, tecrübesiyle yaptı bunu. Volkan Demirel de çok iyi maç çıkardı. Takımın forvetleri tamamen fiyaskoydu.
Fenerbahçe forvetleri o kadar kötüydü ki en iyileri 10 dakika oyuna giren Emenike'ydi.
O kadar kötülerdi!
Beşiktaş, ikinci yarının başındaki gibi değil... Adanaspor ve Başakşehir maçında iyi değildi. Şu golü kim yedi, Başakşehir'in attığı gol yedirdi. O, 1 puanlık fark oyuncuları ve Şenol Güneş'i çok germiş. Başakşehirli oyuncu Napoleoni, Antalyaspor maçında gol atmasa dün Vodafone Arena'da bambaşka bir maç oynanırdı. 4-1'lik, 5-1'lik bir maç bu aslında. Beşiktaş ikinciyi, üçüncüyü bulmuş olsa daha sakin olacak. Bu maç Cuma akşamı başladı, Napoleoni'nin golüydü milat. Şimdi, Başakşehir'le Beşiktaş arasındaki puan farkı iki... Kalan 4 hafta bir hayli heyecanlı ve gergin geçecek gibi görünüyor...

***

VESELİNOVİC HAKLIYMIŞ

Talisca derbiyi kaldıramadı. Futbol topuyla sevişen, eğlenen bir oyuncu vardı sadece. Quaresma... Şakır, şakır, şakır. Sanat yaptı. Talisca ise çaylak kaldı. Orada sakin kalacak hoca ve "Devam" diyecek. 4-3 yendik ya Galatasaray'ı, meşhur maç... İlk yarısı 3-0 bitmişti. Aslında biz 7 tane yiyebilirdik. Veselinovic hoca, "İkinci devreyi 1-0 kazanın" dedi devre arası. 4-3 yaptık, orada enerjimiz bitti. Kenara baktık, hoca bize fırça atıyor, "Devam" diyor. 4-3'ken bile bizi diri tutmak istiyor. Görüyor çünkü rakibi, demoralize olmuş. 5'i istiyor. Bu arada sağlık durumuyla ilgili bir haber okudum hocanın, yeri gelmişken ona da geçmiş olsun dileklerimi ileteyim. Kısacası hakem maçı bitirmeden maç bitmez. Dünkü maç dünyaya örnek olmalı. Bayern Münih-Manchester United'ın 1999'daki finali gibi bir maçtı.

***

METİN-ALİ-FEYYAZ YAKALASA...

Anlamsız bir şekilde gerildi Beşiktaş... Bunlar futbolda var. Bu maç berabere bitebilirdi ama ligin rengi çok değişti. 3 maçta 16 gol yiyen bir takım olan Bursaspor'a karşı oynayacaklar ama Bursalılar da kendine bunu fırsat görür. Şimdi top Şenol hocada... Mümkün olduğu kadar sakinleştirecek çünkü gerginler. Gerginlik maçın 3-0'a, 4-0'a gitmemesinin sebebidir. Kaldıramadılar. Burada liderler sahneye çıkacak. Metin, Ali, Feyyaz zamanı bizi üçlük yapıyorlardı. Bizi 10 kişi falan yakaladılar mı affetmiyorlardı. Onların çok ciddi bir özgüveni vardı. Bu takımın ise kendilerine olan güvenleri tamamen gitmiş, bitiremiyorlar maçı. Geril, geril, geril, etkiledi. Lyon maçının dahi gerginliği vardı dün. Sahada kim var, Necip sahada mı sahada, Gökhan İnler sahada mı, sahada. Atınç sahada, Marcelo sahada... Bunlardan biri önde bassa o top gelmeyecek. "Aman" diye diye gol geldi. Son olarak maçın hakemi Fırat Aydınus'un verdiği iki kırmızı kart da yüzde yüz doğruydu. Yanlışları ise vermediği kartlardaydı.

Kurtuluş Fatih Terim’de

G.Saray iki sezonda tam 85 gol yemiş... Ama Muslera özel bir kaleci... 150 tane mi yiyecekti özel olmasa... Muslera büyük kaleci ama iki sezondur yerlerde...
Kasımpaşa fizik ve kafa olarak maça hazırdı. Karşısında da 5-0'ın rehaveti olan Galatasaray vardı. Ayrıca seyircisiz oynamaları dezavantajı. Yine de tam 1-1'i yakalayacakken Tolga atıldı. Ama onu Tudor attırdı. Oyundan çıkarsa maç 11'e 11 tamamlanırdı.
Tudor dolu dolu G.Saray'ı götürecek bir hoca mı soru işareti. Geldiği gün zirvenin 5 puan gerisinde olan bir takım bugün itibarı ile şampiyonluktan kopmuşsa, İstanbul'da oynadığı son üç maçta 1 gol atabilmişse olmuşsa 'Neren doğrudur?' dersiniz.
Galatasaray oyuna iyi başladı ama üretemiyordu. Sonra bir kaos yaşandı. Bruma'yı 18'de çıkarmanın mantığı yoktu. Ben sakatlandı diye düşündüm. Bir diyalogdan ötürü çıkmaz oyuncu. Mantıksız bir değişim gibi görünüyor bana ama ya sakatlık ya da çok sert bir mazeret bulunmalı.
Tudor için Galatasaray bir şanstı. Ama G.Saray ona bir beden büyük geldi. Yine de söylüyorum, ilerde Tudor'u çok önemli yerlerde görebiliriz. Tartışma konusu sadece Tudor olmamalı. Sayın Başkan Dursun bey iyi bir insan, önemli bir değer. Ama bazen de skorbord çok önemli. Bugün Fenerbahçe Spor Kulübü basketbolda final four oynayacak, kadın voleybol takımı şampiyon ama başkanı çok ciddi eleştirilen bir kulüp ve bugün Fenerbahçelilerin belki de yüzde 50'si istemiyor Aziz beyi... Bu durum futbol takımının başarısı ile ilgili..
Manipüle edilmesin bu görüşüm... Türkiye'de krizleri yönetecek özellikle Galatasaray'da bu isim Fatih hocadır. Kimi denerlerse denesinler... Olmadı. Altı şampiyonluk yaşamış bir teknik adamdan bahsediyoruz. Burada tasarruf tamamen onlarındır. Mancini, Prandelli hepsi geldi geçti... Olmuyor. Türkiye'nin dinamikleri kadar Galatasaray'ı da iyi bilen biri lazım. Bazı Galatasaraylılar "Artık gelmesin" diyorsa da artık böyle bir durum var. Realite bu..
Bakın bu finali biz seneye de görürüz inanın. Galatasaray'ın ilginç bir huyu var. Bugün Riekerink gitti, Tudor geldi. Tudor gidecek x biri gelecek. Ama biz çözümün oyuncularda değil liderde olduğunu görüyoruz. Galatasarayın da gerçeği bu... Dursun Bey'in tek kurşunu kaldı; o da Fatih Terim'dir... Kimi getirirse getirsin... Yoksa beraber giderler. Diğer şubeler de iyi gitmiyor çünkü. Bu yüzden G.Saray, F.Bahçe gibi yapmalı ve gelecek sezonun teknik direktörünü şimdiden belirlemelidir.

EMENİKE RAHATSIZ ETTİ
Ben Emenike'nin Rize maçında yaptığı hareketi yeni gördüm. Emenike beni çok rahatsız etti. Tunuslu oyuncuya yaptığı hareket kabul edilebilir gibi değildi. Bazı şeyler gelecekle ilgili önemli şeyler getirebilir. Bazı değerler çok önemlidir. Güncel defoları örterek hergün geriye gidiyoruz.

İki takım arasında sıklet farkı vardı

Saha içi için konuşacak çok bir şey yok... Muhteşem oynayan bir Galatasaray... Takımlar arasında sıklet farkı vardı. Ağır sıklet-hafif sıklet boks maçı gibiydi.
Bursaspor geçen hafta da Akhisar'dan 5 gol yedi. Bursa kolay bir şehir değildir .
Türkiye'de ulaşılmayacak bir başarı elde ettiler, Trabzonspor'dan sonra şampiyon olan bir Anadolu takımı olarak... Orada çalışmak da futbol oynamak da yöneticilik de çok kolay değildir. Şampiyon kadronun, mucize yaratan teknik direktörü yuhalandı maalesef orada, keza Hamza hoca da. Futbol şehridir, altyapıları muazzamdır, Türkiye'nin en önemli değerlerinden biridir. Ama Türkiye'de bir gerçek var: Kadro kaliteniz de önemlidir. Geçen hafta Abdullah Avcı'nın söylediği bir şey vardı;
"Kadro kalitesi yetmez, bir sistem takımı da olmak lazım. Sabır gerek.
Biz üç yıldır bunun için çalışıyoruz." İşte Bursa böyle sabırlı bir şehir değil. Bu da sık antrenör değişikliği getirdi.
Buna karşılık da Tudor'un gelişi, sistem istikrarsızlığı derken, Galatasaray yarıştan erken koptu. Tudor'un neye ihtiyacı vardı? Galatasaray'da oyuncuya yönelik bir düzen görüyordu fakat çok sert bir giriş yaptı. Sistemle oynadı, defansı 3'ledi 4'ledi.
Bruma'yı kadro dışı bıraktı, oyuncuları değiştirdi derken idmanlara da devam etti.
Burada Dursun Bey ve yönetimi de belki de mecburiyetten ama Fenerbahçe derbisine rağmen Tudor ile devam kararı aldı. Ben geçen hafta "Tudor seneye zor" demiştim.
Ama özellikle Fenerbahçe ve Galatasaray'da bu aralar pek teknik direktörler konuşulmuyor.
Gündemde başkanlar ve taraftarın küskünlüğü var. Advocaat gitti... Bir tarafta da Tudor'un geleceği değil kadronun ve yönetimin geleceği tartışılıyor. Bu dönemde yoğun idman temposunun problemlerini yaşarken semeresini de almaya başladılar.
Mesela son derbide oyunu Galatasaray, 3 puanı Fenerbahçe kazandı. Zaten o yenilginin reaksiyonu çok sert olmadı. Bu maçta da Fenerbahçe gibi size'lı ve kuvvetli bir takım değil, gevşek ve demoralize bir takım bulunca farka gittiler.
Aslında Mutlu hoca önlemleri almaya çalışmış ama yetenek vardı karşısında.
Çalımla attılar, duran toptan attılar.
Kontradan attılar. Bir dönem Beşiktaş deplasmanda böyle tek kale oynardı.
Galatasaray, daha farklı da kazanabilirdi ama hakem müsaade etmediği için 5'te kaldı.
Niye hakem sadece 1 dakika uzattı maçı?
Belki Galatasaray 6. golü atacaktı, belki Bursaspor gol atacaktı. Niye bitiriyorsun?
Kupa rövanşı olsa tamam diyeceğim ama bu lig maçı. Hakemler bu uzatma dakikaları olayını aralarında halletsinler çünkü ülkemizde ikili averaj var artık.

Kazanın sinyalleri geliyordu

Kazanandan başlamak lazım... Ligimizin son yıllarda Bursaspor'dan sonra en renkli takımı Başakşehir. Her gün üzerine koyarak giden ve yetinmeyen bir teknik direktörü var. Abdullah Avcı, her gün üzerine koyuyor. Bir tek pantolonu değişmiyor. Teknik adamlık dersi veriyor Türkiye'ye... İyi bir teknik ekibi var ve doğru kulüpte. Mükemmel işler yapıyor. Ekonomik olarak büyükler kadar olmasa da Adebayor'u alabiliyor, Schalke'nin sağ beki Caiçara'yı alabiliyor. Oyunculara borç yok, ortam da rahat. Herkes avantaj dese de tek dezavantajı taraftar. Çok büyük bir başarı sağladı.
Oyuncu tercihleri de çok iyi. Çok iyi oyuncuları doğru oynatmak da sistem yaratmak da kolay iş değil. Yalçın, Epureanu, Mahmut üçlüsü olmamasına rağmen sırıtmadılar.
Beşiktaş'ın çok yıpranmışlığı var, bunu görebiliyoruz. Son 3-4 haftada Atiba'ya bakmak yeterli. Artık 'dama' demiş durumda. Atiba'yı Lyon maçı çok yıprattı.
Adamın benzini bitti. Dinlenmesi lazımdı, dinlenemedi. Lyon maçında ruhunu verdi adam. Cenk'in mental yorgunluğunu, Aboubakar'ın kiralık olduğunu düşünmek lazım. Özellikle Cenk'in bu maçtan çok ders çıkarması lazım...
"Yol kazası" deniyor, evet ama rakip kötü değil, iyi bir takım.
İstanbul'da Galatasaray'dan 6 puan aldı. Fenerbahçe'den 3 puan aldı, Beşiktaş'tan 4 puan aldı. İkili averajı da cepte... Böyle derbi niteliğindeki maçlarda çok başarılı.
"Bu lig, 7 Mayıs'ta bitmez" dedi.
Lyon maçı Beşiktaş için hem psikolojik hem mental olarak yıpratıcı bir maçtı. Adana maçında sinyal geldi aslında. 7 puanlık fark var, rahatladılar ona güvenerek ama bu maç durumu gösterdi. İki maçta kalede 5 gol görmek tesadüf değil. Şenol hoca evine gidip maçın tekrarını izlerken, "Keşke daha sert bir takım çıkarsaydım" diyecektir. Hoca dün cebine bir şey koymuştur. Antrenörler kazanırken bile ders çıkarabilmeli. Bazen tokatlar iyi gelir. Adana maçından ders çıkarmalıydı Beşiktaş, o gün kayıp gelse böyle oynamazlardı.

Kontratak takımı yarattı!

Son 7 maçın 6'sını kazanmış, 18 puan almış Fenerbahçe... Buna rağmen şampiyonluk yarışında iddiası yok, gerçekten çok ciddi şekilde geride kalınmış. Fenerbahçe şampiyonluk yarışından koptu ama son 4 haftada çok da iyi olmasa da çok iyi skorlar almasında arzusunun etkisi var.
Advocaat bir kontratak takımı yarattı.
Tehlikeli olunan tüm anlar kontrataktan gelişti. Bir takım son dakikalarda da olsa 80 sonrası attığı gollerle puan topluyorsa bu da bir hünerdir. Hafta içinde 2-0'dan 2-2'ye getirdiler, demek ki doğru yaptıkları şeyler var.
Rizespor'da Saadane gereksiz bir kırmızı kart görüyor, atılıyor. Atılmasa ceza sahası içinde Sow o kadar rahat kafa vuramaz. Hata yaptı ve atıldı, böylesine bir kritik maçta. Sarı kartın var yani. Eksik bıraktı takımını yüksek toplarda. Rizespor iki tane çok net pozisyon kaçırdı. Fenerbahçe'ye karşı 10 tane pozisyon bulamazsın, bulunca atacaksın. O 3 puan o kadar önemliydi ki... 27 puan yapacaksın, düzlüğe çıkabilirdin.
Final maçlarını kaybediyor Rizespor. Fenerbahçe pek gol pozisyonuna giremedi. 1-1'i yakalayan Rize 2'yi bulacak bir oyun da oynadı. İkinci yarıda daha net pozisyonları da Rize üretti. İkiyi bulamazsanız, demoralize olursunuz. 1 puana razı olduğunuz anda F.Bahçe devreye giriyor. Sow iyi bir ceza sahası oyuncusu, hep oralarda olmalı. Mehmet Topal'ın Beşiktaş deplasmanında cezalı olması da kritik.
Etkileyecektir. Son olarak Perşembe kupa oynamış Kasımpaşa'nın gündüz maçına çıkması yanlış.
Akhisar'ın kazanması alt bölgeyi etkiledi. Böyle karambole gelmemeli, bu fikstürleri belirlerken teknik ekiplerden de birilerinin olması gerekiyor.

Nasıl öksüreceğini bilirler!

Lyon maçını oynamak son derece zor... Beşiktaş, Lyon maçından önce de hem Avrupa Ligi'nde hem de Süper Lig'de yoğun tempolu ve yıpratıcı maçlar oynadı. Bir de Beşiktaş bu maçları dar kadroyla oynadı hep.. Beşiktaş ciddi bir mental yorgunluktan çıktı Adanaspor maçına... Teknik direktörler, böyle maçlardan sonra oyunculardan daha yorgun çıkarlar. Beşiktaş, rotasyon yapacağı bir rakip buldu.. Şenol Güneş'in de tabii çıkaracağı dersler var. Bunların hiçbiri tesadüf değildir.. Fazla ofsaytta düşmeden pozisyonlara girdi Adana takımı. Ancak ne zaman Güneş, oyunu değiştirip ideal savunma düzenine döndü hemen sonra iki tane peş peşe ofsayta düştü Adanaspor... Savunmada uyum çok önemli...
Marcelo ile Tosic birbirlerinin nasıl öksüreceğini, nasıl aksırıcağını bilir.. Üçüncü gol de çalışılmış bir goldü. Beşiktaş şimdi Başakşehir deplasmanında kazanırsa, bütün rakiplerine çift haneli puan farkı atacak.
Hatalarının olması son derece doğal.. Fizik anlamda üst üste müthiş maçlar yaptılar.. Fazla rotasyon yapamadı Şenol hoca... Atınç ve Mitrovic gibi oyuncuların maç eksikliğini görüyoruz. Mitrovic için beklemekten yanayım. Hırvatistan Milli Takımı'nda kötü oyuncu oynatmazlar. Tabii ki zaafları var, genç bir oyuncu.. Sert eleştirmemek ve beklemek lazım...
Mental ve fizik yorgunluğu nedeniyle maçın Beşiktaş için zor geçeceğini tahmin ediyordum. Beşiktaş hücumda çok iyi bir şekilde alan daraltarak oynuyor.
Önceki gece Real Madrid-Barcelona maçını izledim... Tam bir şölen havasında müthiş tempolu bir mücadele izledik.. Karşılaşma da sadece iki dakika uzadı. Avrupa ile Türkiye ligi çok farklı.. Taraftar güzel ve keyifli futbola gelir... Beşiktaş taraftarı da takımlarından keyif alıyorlar... Mesela Talisca'yı izlemek için maça gelinir...
Dünkü maçta bile oynatmadığına gire Gökhan İnler'i hocanın tutmadığını görüyoruz, orada zaman zaman Mitrovic'i oynatmasına rağmen, Gökhan'ı hiç kullanmadı. Aboubakar Beşiktaş'a çok faydalı oldu. Attığı goller de öyle sıradan goller değildi... Dün gece Tolgay Arslan'ı da çok beğendim, takımda tutulması gereken bir oyuncu diye düşünüyorum.