CANLI
SKOR
Reha Kapsal

Reha Kapsal

Yollar ve hedefler!

Trabzonspor geçen hafta Galatasaray'ı yenerek zirve yarışında tekrar hedef güncellemesi yapmıştı. Fırtına, bu düşünce ile Alanyaspor karşısına mutlak üç puan için çıktı. İlk devre toplu ve topsuz oyunun tüm kontrolü bordo mavililerdeydi. Alanyaspor topu rakibine bırakarak 5-2-3 gibi formasyonla oynadığı gibi kendi ceza sahasına yakın bir yerde yaptığı derin savunma anlayışı ile Fırtına'yı set hücumu oynamaya yönlendirdi. Fatih hocanın bu yalnız durdurmaya yönelik rakibin anlayışına karşı top ayağında iken 3-1-6 dizilişi doğru taktiksel düşünceydi İki kenar beki Pina ve Mustafa hücumda top aldı. Zubkov ve Nwakaeme iç koridora girdi, bunlara Ozan da destek verdi. Augusto'nun yanına özelikle çizgiden getirdikleri toplarda rakip ceza sahasına kalabalık girmek doğru bir düşünceydi. Top kaybında anında verilen doğru pres reaksiyonu ile kazanılan toplarla rakip yarı alanında kalarak çok geriye koşmadılar. Bu iyi oyun anlayışı ile az öz pozisyonlar buldular ama değerlendirmediler. Bir de bunu çok fazla üretkenliğe çeviremediler.
İkinci yarı Ozan'la golü bulmalarına rağmen çok çabuk gol yemeleri maçın gidişatını etkiledi. Biraz daha dakikalar geçseydi çok rahat ikinci golü bulabilirlerdi. Onuachu'nun eksikliğini çok fazlasıyla hissettiler. Fatih hocaya her zaman inanmış biri olarak bu maç özelinde şunu söylemek istiyorum. Oyun başlangıcı, devre arası ve ikinci yarı oyuncu seçimlerini ve de zamanını bir daha gözden geçirmesi iyi olur. Trabzonspor önemli bir virajda iki puan bıraksa da hiç motivasyonunu kaybetmeden kalan maçlarına odaklanmalı. İki kulvarda gidilecek yolları ve hedefleri var. Bunları gerçekleştirebilecek en önemli birbirlerine sağlam bağları ve hedefleri var.

İki rakibini de!

Trabzon'da iki takımın ligde son haftalara girilirken zirvedeki durumunu ve geleceğini belirleyecek, telafisi olmayan bir 90 dakika oynandı. Kuşkusuz büyük bir maçtı. Milli takım arasından dönüş nasıl olacaktı, temel konu başlığı buydu. Trabzonspor ilk devre öyle bir 30 dakika oynadı ki sahanın her yerinde baskı yaptı, hızlı hücumlara çıktı... Oyun organizasyonu ile sahanın tartışmasız en iyisi olan Pina'nın Onuachu'ya attırdığı gol dışında çok net gol pozisyonlarından yararlanamadılar. Yoksa devre sonu içeriye daha farklı bir skor ile girmeleri işten bile değildi.

Galatasaray ilk yarıda çok temposuz, ağır oynadıkları gibi hiçbir oyuncunun hareketli olmaması saha içindeki üretkenliği etkiledi. İlk yarıda son 10 dakika hariç oyunun tüm kontrolünü bordo-mavililere vermiş oldular. İkinci yarı sarı-kırmızılılardan hamle geldi ve oyunun başında Singo'nun gölü ile skoru dengeleyip tekrar oyuna tutundular. Cihan Aydın sen art niyetli bir hakem olduğunu yalnız Barış Alper'i atmayarak değil saha içindeki bordo-mavili oyunculara karşı vücut dilinle gösterdin. Senin hata yok, seni buraya atayan MHK'ye ne demeli, yazıklar olsun.

Bordo-mavililer bu sezon 22 gol ile duran toplarda bulduğu gollerle Süper Lig'de ilk sırada. Nitekim bu gücünü Nwaiwu'nun attığı golle bir daha gösterdi, tesadüf olmadığını hatta çok çalışma ve çok tekrarın sonucu olduğunu herkese gösterdi. Trabzonspor sahada yalnız Galatasaray'ı yenmedi. Kenarda kulübede de takımını bu derbiye her anlamda mükemmel hazırlayan Fatih Tekke de meslektaşı Okan Buruk'u yenmiş oldu. Bu galibiyetle tüm şehre ve Trabzonspor taraftarına kalan haftalarda şampiyonluk hayallerini kurdurtan başta Fatih hoca ve futbolcularını tebrik etmek gerekir. Trabzonspor bu maçta sadece Galatasaray'ı değil, maçın hakemi Cihan Aydın'ı yani sahada iki rakibini de yendi.

Moral ve motivasyon!

Trabzonspor oyun başlangıçı diziliş olarak 4-4-2 ile başladı. Teknik Direktör Fatih Tekke iki santrfor Paul Onuachu ve Umut Nayir'la sahadaydı.
Bunun başlıca nedeni Eyüpspor'un size'lı stoperi ve savunma oyuncusunun olmamasıydı. Bu strateji ile maça başladı bordo-mavililer...
Bu anlayışta pozisyon üretip, gol atmak için hücumda oyunu genişletip çizgilere inip, kenar ortaları yapmak lazım.
Ernest Muçi, sol kenarda etkisiz kaldı.

Muçi, forvet arkasında daha iyi görünütde ve başarılı olan performansını bu sezon hep bu pozisyonda yani forvet arkasında verdi. İki santrforlu oyunda iyi görünmedi bordo-mavililer ilk 45 dakikada Buna bir de temposuz ve yavaş oyun eklenince üretemeyen, etkisiz bir ilk yarı geçirdi Trabzonspor.

Trabzonspor ikinci yarıya Felipe Augusto ve Wagner Pina ile başladı, Umut Nayir ve Lovik çıktı. Bu değişikliklerder sonra Trabzonspor oyuna daha iyi başladı ve de topa sahip olmaya başladı. Ama saha içinde özellikle hücum zenginliğini istenilen seviyeye taşımadı bordo-mavili takım.
Böyle maçlarda galibiyet için en önemlisi oyunu çözmek açısından duran toplardır. Duran toplar oyunda hen zaman en önemli silahlardan biridir.
Nitekim 66. dakikada Felipe Augusto'nun golü ile öne geçmesini bildi Trabzonspor. Ligin boyu her hafta kısalırken telafisi olmayan bu maçlarda puan kaybı yaşamamak önemli.

Fırtına oyunu erteledi ama Eyüpspor deplasmanında üç puanı almasını bildi. Mili aradan sonra oynanacak olan Galatasaray derbisi öncesi moral ve motivasyon açısından bu alınan 3 puan her şeyden önemliydi.

Güncelleme!

Trabzon'da Karadeniz derbisi...
Bordo-mavili taraftarlar tribünleri doldurmuş, takımlarına tam ve koşulsuz destek veriyorlar her zaman olduğu gibi...
İlk yarıda Trabzonspor'un oyuna girememesi ve kontrol edememesinin birçok nedeni vardı.
Batagov olmayınca savunma oyunu kuramıyor Trabzonspor.
Orta saha ve hücuma ekstra pas gelmiyor.
Mustafa ve Augusto çizgilerde bekleneni veremedi.
Folcarelli sakatlıktan yeni çıktığından dolayı ve Oluai'de eski formunda olmayınca Muçi haricinde pas yapacak, takımı yönlendirecek oyuncu eksiği vardı.
Bu profile uygun Zubkov da kulübüdeydi ve oyun da Zubkov'u çağırıyordu. Nitekim Fatih Hoca gereğini yaparak ikinci yarıya onunla başladı.

Bunun sonucu çok iyi bir organizasyonla Muçi, Zubkov ve Onuachu iş birliği ile mükemmel bir gol atıldı.
Çağdaş Altay ve VAR'da yer alan Eren Özyemişcioğlu siz neyin peşindesiniz?
Folcarelli'ye yapılan harekete nasıl kırmızı kart vermezsiniz! Bu kadarına da pes! İnsan bu karara karşı ne diyeceğini bilemiyor.
Ligin boyu her hafta kısalırken her maçın ayrı hikayesi varken bordo-mavililerden her maç aynı performansı beklemek çok doğru olmaz.
Çünkü bu oyuncular sonuçta robot değil ve artık oyundan daha çok skorun alınması her şeyden önemli.
Son haftalara girdiğimizi unutmamak lazım.
Fırtına aldığı bu önemli galibiyetle Fenerbahçe ile puan farkını eşitleyerek yeni hedef güncellemesi yaptığı gibi Fatih Tekke önderliğinde de 'durmak yok yola ve hedeflere devam' dedi.

İstekler ve talepler

Trabzonspor zor geçmesi beklenen Kayserispor deplasmanına çıktı. Birinin hedefi zirve yarışından kopmamak diğerinin ise düşme potasından bir an önce kurtulmak. Maça topa sahip olarak başlayan bordo-mavililer oyun dengesi ve temposunu ilk 25 dakika istediği gibi sağlayamadı. Hatta hızlı hücumlardan Kayserispor'a iki net gol pozisyonu verdi. Rakibin 10 kişi kalması, bordomavilileri rehavete itti. Bu arada önünde olan pozisyonda net kırmızı kartı görmezden gelen Cihan Aydın, daha neyi görecek merak ediyorum? İyi ki VAR var da bu yanlışı yerinde bir kararla düzeltti. Topa ritim vermesi, çabuk yön değiştirmesi, hareketlilik ve kalesine yakın bir mesafede derin savunma yapan rakibine karşı en önemli anahtar formül, oyunu genişletip kenarlarda ikili oyunlarda içeriye orta yapmak.


Bunları doğru yaptığı anlarda Pina'nın asistinde Onuachu ile golü buldu. Trabzonspor bu çalışılmış hücum setinden sonra yine hazırlanmış ve çizilmiş köşe vuruşu organizasyonu ile farkı ikiye çıkardı. Bir yerde maçı ilk 45 dakikada bitirdi. İkinci yarı oyunun kontrolü tamamen bordo-mavililerdeydi. Nitekim bunun sonucunda üçüncü golü de buldu. Uzun bir aradan sonra Zubkov sergilediği performansla öz güvenini yeniden kazandı. Bu gelecek haftalar için çok önemli. Trabzonspor son bölümde skorun verdiği rahatlıkla rakibine pozisyon vermesine rağmen hak ettiği üç puanla sahadan ayrılmasını bildi. Fatih hoca her maç oyun mekaniğini geliştiriyor. Önce istek ve taleplerine cevap verecek oyuncular istiyor. Oyunu, oyuncu üzerinden okumak değil, teknik adam üzerinden okumak en önemlisi ve değerlisi. Bu yüzden Tekke ülke futboluna damga vurma yolunda emin adımlarla ilerliyor.

Esneklik ve derinlik

Trabzonspor geçen hafta derbideki puan kayıplarını, zor geçmesi beklenen Gaziantep deplasmanında telafi etmek istiyordu. İlk yarı oyuna iyi başlamayan bordo-mavililer, ilk 20 dakika rakibin baskısına ve hücumda atletik oyuncularının koşularına karşılık veremedi. Ayrıca savunmada açık alanda yakalanınca hem golü kalesinde gördü hem de net pozisyonlar verdi. Onana maçın tamamında çok iyi oynadı.

Elbette sıkıntılı maç başlangıcından sonra Fatih Tekke hocanın çok acil ve doğru iki müdahalesi geldi:
1- 3'lü dizilişten hemen 4'lüye dönmesi.
2- Saha içinde oyuncularının yerlerini, yani konumlarını değiştirmesi.

İlk yarıdaki bu hamlelerden sonra Trabzonspor maçın tüm kontrolünü ele geçirdiği gibi, devre bitimine kadar son 25 dakikada yakaladığı momentum ile iki gol buldu. Fırtına iki net pozisyondan da yararlanamadı. Eğer onları golle sonuçlandırsaydı belki de ilk yarıda maçın fişini çekmiş olacaklardı.

Top ayağındayken agresif olan, hareketliliği sağlayan, hep dile getirdiğim gibi rakibin önlem alamadığı hibrit hücum kombinasyonu ile çok etkili oldular. İkinci yarı savunma olarak daha kompakt duran Trabzonspor, hücumda Ernest Muçi başta olmak üzere çok net gol pozisyonlarından yararlanamadı. Burada en önemli parametre; toplu ve topsuz oyunu ikinci yarı çok doğru bir şekilde kontrol etmeleriydi.

Maçın kazanılmasında saha içinde formasyonun ve oyuncuların yerlerinin devamlı değişmesi bu esnekliği ve derinliği getirdi. Kaliteli bir teknik adamlık performansı ortaya koyan Fatih Tekke'yi tebrik etmek gerekiyor.

Çok daha fazlası!

Trabzonspor kendi saha ve seyircisi önünde Fenerbahçe ile belki de sezonun bundan sonraki iki takım için hedefle gidişatını belirleyecek telafisi olmayan bir maç oynadı. İlk yarı iki takımı da oynadıkları tempolu oyun ve verdikleri mücadele için öncelikle tebrik etmek lazım. İlk 30 dakika oyunun ritmini Fenerbahçe belirledi. Bundan sonraki bölümde Trabzonspor oyunu kontrolünü ele aldı. Trabzonspor oyunu; felsefi pas dizisi oluşturarak, oyun alanının merkezinden değil kanatlarda hücum setine uygun oynayıp, burdan yapılan ortalarla başta Onuachu'yu topla buluşturmak en temel gol atma özeliği idi. Nitekim ikinci golü de böyle buldular. Fenerbahçe'nin ise en önemli özelliği; rakip yarı alanda top kazanan, bunu en kısa sürede sağlayan ve de en çok şut atan takım olduğu gibi attığı gollerde çabuk, az temaslı oynayan bir anlayışı var. Nitekim golleri de böyle rakip savunma yerleşmeden buldular.


İki takımın da yaptığı en büyük hata, koşmak savunma yapmak değildir, doğru yerleşim ve konumlanma ve de mesafe ayarları bu işin önceliğidir. Onun için bu kadar bireysel hatalardan goller atıldı. Bordo mavililer, Umut hamlesi ile 4-4-2'ye döndü. Doğru hamle idi ama ona uygun doğru hücum etmediği gibi birde öngörülmeyen hücum etmek yani hibrit şeklinde, bu maalesef oyun planlarında yoktu. Bu da üretkenliğini etkiledi. Gecenin tartışmasız en iyi oyuncusu Asensio'ydu. Ne kadar büyük futbolcu ve karakter olduğunu bir kez daha gösterdi. Fenerbahçe, çok güçlü bir 90 dakika oyunu oynamadı. Yalnız oynanacak çok doğru oyun tercihi ile bu hayati maçı kazanmasını bildiği gibi aldığı üç puandan daha fazlası sarı lacivertli takımın kazandığı psikolojik ve de özgüven, şampiyonluk yarışında bunun çok daha fazlası idi.

Tek takım!

Karadeniz derbisi dersin anlarım, aramızda rekabet var dersin anlarım, bir büyük takımı yenmek istersin bunu da anlarım...
Birçok seni galibiyete ulaştıracak motive edici konu başlığı oluşturursun bunu da çok iyi anlarım...
Yalnız maç önünde yapılan ve hoş olmayan bu davranışı Samsunspor taraftarını elbette bağlamaz ama orada olup bu terbiyesizliğe tenezzül edip takım otobüsünü taşlamak neyin nesi? Bu neyin kafası? Sizler kime, neye hizmet ediyorsunuz?
Bir de Trabzon insanını hiç tanımamışsınız, onları bu gibi olaylarla korkutmazsınız. Aksine daha da hırslandırırsınız.
Ha bir de Antalya'da ve Kocaeli'de küçük çapta yapılan münferit olaylar yine kesinlikle şehirleri bağlamayan, gereksiz bireysel girişimler oldu.

Yani bu maçla üçüncü de gerçekleşti, bir de bunları Trabzonspor hiçbir zaman ama hiçbir zaman hak edecek bir eylemde bulunmamıştır.
Bordo-mavililer öyle güçlü bir ilk yarı oynadı ki toplu ve topsuz oyununu kontrol ederek rakibine tek bir pozisyon vermedi.
Attığı golün dışında çok net goller de kaçırdı. Düşünün Samsunspor kalecisi Okan'ın 5 kurtarışı var.
Bunların bazıları çerçeveyi bulsa soyunma odasına daha farkı skorla gitmesi işten bile değildi ve maçın fişini de çekmiş olacaklardı.
İkinci yarıya yine iyi ve dengeli başladı bordo-mavililer. Rakibine ve seyredenlere bu maçı kazanacak takım varsa o da benim dedi.

Hücumda ilk yarıdaki gibi üretken olan, rakibinden hücum geçişi yemeyen ve gol pozisyonu da vermeden alınan bir galibiyet.
Bu açıkçası atılan 3 golden daha önemliydi. 90 dakika boyunca sahada (Tek Takım) vardı o da bordo-mavili forması ile Trabzonspor'du.
Oynunun hiçbir bölümünde Samsunspor rakip bile olamadı.
Fırtına, başta sona hak ettiği, zor geçeceği düşünülen bir deplasmanda üç puan almasını bildi.