CANLI
SKOR
Reha Kapsal

Reha Kapsal

Kazanç mı, kayıp mı!

Ligimizin en formda olan iki takımının maçı... Galatasaray kendi saha ve seyircisi önünde avantajını kullanmak isterken, Trabzonspor da yakaladığı seriye sürdürmeyi amaçladı.
İlk yarıda hemen hemen dengeli bir oyun oynandı. İki takım da çok pozisyon üretemedi. Bunun nedeni özellikle orta saha başta olmak üzere sahanın hiçbir yerinde sayısal üstünlük sağlayamadılar.

Sarı-kırmızılar hücumda İlkay Gündoğan gibi hücumda ve oyunda bağlantı liderinin eksikliğini net şekilde yaşadı. Üstüne orta saha temposuzluğunu Lemina'nın stoper oynamasından dolayı çok yaşadılar.
Trabzonspor'da ise orta sahanın boş kalması ve rakibin alan bulmasının nedeni Muçi, Zubkov ve Augusto'nun enine ve boyuna bu alanı daraltmamasıydı.
Takımın kompakt yapısını zaman zaman olumsuz yönde etkiledi bu durum. Savunma ve hücum birlikteliğini olumsuz yönde etkiledi.

İki takımın forvet oyuncularının teknik ve atletik özelliklerinden dolayı hücum oyunlarında farklılıklar ortaya çıktı. İşin tuhafı; bulunan açık alan ataklarında sarı-kırmızılı oyuncular buna uygun profilde olmasına rağmen birebirlerde istenilen üstünlüğü rakibine karşı sağlayamadı.
Bordo-mavililerin hücum hattı ise çok atletik olmadığından onlar da geçiş hücumlarında etkili olamadı.
Maçın sonunda her iki takım birer puan kazandı mı yoksa iki puan kaybetti mi?
Galatasaray ile Trabzonspor bu sorunun karşılığını bu akşam oynanacak Beşiktaş-Fenerbahçe derbisinin sonunda öğrenecek.

Güncelleme!

Galatasaray evinde üçüncü Devler Ligi maçında, rakip Bodo, tek hedef galibiyet... Maça her zamanki gibi en büyük özelliği olan ön alan presi ile başlayan, rakibi geriye iten ve hataya zorlayan sarı-kırmızılılar, Osimhen'in attığı gol ile erken öne geçtiği gibi kaçırdığı iki kafa vuruşunu gol yapsaydı daha 8 dakikada maç 3 olmuştu. Bodo'nun en önemli özelliği fiziksel kalitesi. Bu yüzden oyun alanın her yerinde ikili, üçlü sıkıştırmalar ve pres ile topu kazanıp direkt golü düşünüyorlar.
Galatasaray bu zehire karşı çok doğru panzehir üreterek Bodo'yu kendi tuzağı ile vurdu. Peki bu neydi? 1- Ön alanda öyle istekli ve etkili pres yaptılar ki hatta hücum oyuncularının orta sahaya gelerek yaptıkları geri pres yardımı ile ilk devre 2-0 önde girdiler ama çok rahat 4 olurdu. 2-Bodo'nun yaş ortalaması 23 genç ve dinamik bir takım. Sarı-kırmızılıların oyunun her alanında yaptıkları topla az temaslı oynayarak rakibin presini kırdığı gibi topun önündeki tüm oyuncularının hareketliği de mükemmeldi.
Galatasaray'da sahada zaman zaman eksiklikler ve oyuncu performanslarında oyunda olduğu gibi çok çok az gelgitler oldu. Bu da doğal ve her takım bunu yaşayabilir. Tüm oyuncular top ayaklarında ve rakipteyken çok eksiksiz, etkili oynadı. Oyun disiplininden hiç kopmadı. Şimdi Liverpool maçından alınan galibiyetin 3 puandan neden fazlası olduğu ortaya çıktı. G.Saray taraftarı yine müthiş bir atmosfer yaratarak galibiyette başrolde idi. Artık büyük düşünülmeli, hedef ilk 8 olmalı. En önemlisi hedefi yeniden (Ggüncelleyerek) en az çeyrek hatta yarı final olmalı.

Organik

Karadeniz derbisi iki hem Rize hem Trabzonspor kazanmak için sahaya çıktı. Bordo mavililer maça iyi başladı ve Augusto ile hemen öne geçtiler. Ardından yine Augusto ile bir topları da direkten döndü.
Herkes Fırtına'nın farka gideceğini düşünmeye başladı. 27'de Sakyi'nin golü ile işler tersine döndü.
Yeni Fırtına gibi güçlü bir şekilde geldi ve gitti. Bordo mavililer o dakikadan sonra benzini bitmiş araba gibi kontağı kapattılar.
Trabzonspor'la ilgili değerlendirme yaparken hep dile getirdim, bu takım oyunun sadece bir bölümünü oynuyor.
Bu yeterli değil. 90 dakika iyi oynamalı, kalıcı olan budur.
Yoksa puan durumuna bakarsan başarılı sayılabilirsin tabii ki. Bu nereden baktığına bağlı. Önemli konu, bu oyunlarla kazanılan maçlar bana göre suni; esas olan (Organik) daha sağlıklı ve tutarlı galibiyetler lazım.
Bordo mavililerin savunmada bu kadar geriye yaslanmalarının sebebi sahanın her yerinde ve her oyuncunun bu şekilde kodlanmış olması.

Top kaybından sonra öne doğru gidip top kazanmak gerekir. Yani ilk adım öne atılır. Ben buradayım dersin hataya zorlarsın, psikolojik üstünlük sağlarsın ama maalesef bunun aksine hep geriye koştular ve Rizespor'u maça ortak ettiler. Rakibi cesaretlendirdiler.
Trabzonspor'un genç oyuncularının ortak özelikleri fiziksel yetesizlikleri.
İşin savunma yönünde hemen hemen hiç yoklar. Yalnızca top ayaklarında iken varlar. Onun da takıma katacağı üretkenlik ve kalite şu an için istenen seviyenin altında sanırım.
Bir farkı konu da Fatih hocanın oyuncu değişiklikleri. Orta saha oyundan düşmüş rakip elini kolunu sallaya sallaya geliyor. Devre arası olmuş Oulai ve Olaigbe oyunda yok ama değişiklik de yok.
Diğer oyuncu değiştikleri de geç olduğu gibi seçimleri de tartışılır.
Sonuçta 3 puan alınmışsa gerisi önemli değil mantığı doğru değil.
Çünkü her şeyin halının altına süpürüldü ve sanırım artık orada da yer kalmadı.

Çalışmak, çalışmak!

Trabzonspor'da tek hedef Kayserispor'u yenip galibiyet serisi yakalamak ve milli takım arasına moralli girmekti. Bordo-mavililer oyuna çok iyi başlamasa da öne geçmesini bildi. İşin ilginç yönü buna rağmen temposuz, ağır bir futbol vardı. Hem de karşısında çok kötü bir Kayserispor vardı. Her iki taraf için çok gelgitli bir oyun vardı. Bunun nedeni iki takım da oyunu kontrol edemedi. Bu da orta sahasız bir oyunu ortaya çıkardı. Orta sahanın çok çabuk geçilmesi bir o kalede, bir diğer kalede pozisyona girilen sağlıksız bir görüntü vardı. Trabzonspor daha farklı bir skorla devre arasına girebilirdi. Kayserispor gibi bir takıma bu kadar net gol pozisyonu vermekte ne kadar doğru sorgulanmalı. Takım savunması bu kadar kötü görünmemeli. Trabzonspor bu kadar rakibe alan ve zaman bırakmaz, oyuna ortak etmez... Onana'nın da 5 gol kurtarışı yaptığını düşünürsek oyunun kalitesini anlamış oluruz. Oyunun özeti: Maçın ilk yarısında iki takım toplamda çektikleri 21 şutla ligin en çok şut çekilen bölümünü oynadı.
Trabzonspor ikinci yarıda 10 dakika içinde bulduğu iki golle maçın fişini çekti. Alınan üç puan için tebrik etmek lazım bordo-mavilileri... Bu noktada en önemli soru şu olmalı; top rakipteyken oyunun kontrolü nasıl olacak ve top rakipteyken nasıl pres yapılacak. Onun için takım halinde nasıl topa karşı pozisyon oyunu nasıl oynanacak, nasıl takımın atletizmi ve dinamizmi gelişecek, nasıl savunma disiplini sağlanacak gibi birçok konu başlığının halledilmesi gerekiyor. Geriye tek şey kalıyor; çalışmak, çalışmak... Ekip olarak o potansiyel zaten var. Yalnız bu alınan galibiyet ve atılan goller onları rehavete düşürmesin. Esas bunu doğru analiz edip onların üzerine gidip her maç üstüne koya koya eksikleri gidererek gelişme göstermektir

Destan

Galatasaray Şampiyonlar Ligi'nde bu sezon evinde ilk maça çıktı. Tribün atmosferi ve desteği beklenildiği gibi mükemmel. Sanki saha dışında değiller... Sahanın içinde onlar da bir oyuncu gibi oynuyorlar, koşuyorlar, kademeye gidiyorlar, kafa topuna çıkıyorlar ve mücadele ediyorlar. Böyle bir destek ile sarı-kırmızılılar oyuna çok iştahlı ve agresif başladı. Barış Alper Yılmaz'ın kaçırdığı gol, takımın gol atma inancını daha da pekiştirdi. Nitekim arkasından Osimhen'in penaltı golü geldi. İlk yarı çok doğru bir plan vardı. Top Liverpool'da iken sahanın 4'te 3 bölümünde yerleşip pozisyon alarak beklediler. Liverpool önde baskı yapma tuzağına çekmek istedi.

Ancak Galatasaray'ın bu tuzağa düşmemesi doğru bir tercihti ve çok akılcıydı. Bir de takım halinde kompakt, simetri savunma anlayışı ve topa karşı duruşları çok başarılı idi. Takım savunmasının doğru olması, sarı kırmızılıların hücum planlarının baş mimarı idi. Çünkü bu kazanılan toplarla tüm geçiş hücumları Barış, Yunus ve Osimhen gibi hızlı oyuncular üzerinden planlandı ve çok da etkili oldu. Osimhen'in ikinci yarıda kaçırdığı pozisyon gol olsaydı fişi de büyük olasılıkla erken çekmiştik. Tüm oyuncular sınırlarını ve limitlerini sonuna kadar zorladı. Galatasaray insan üstü bir mücadele ortaya koyarak hak ettikleri bir 3 puanla Avrupa'da yeni bir destan daha yazdı. Bu galibiyet ve performans gelecek maçlar için referans aldığımızda büyük olasılıkla ilk 24 tamam. Ama ilk 8'de yer alması işten bile değil.

Lider!

Trabzonspor son üç haftada galibiyet alamaması Karagümrük maçının önemi bir kat daha artırmıştı. Çünkü alınacak üç puan hem moral olacaktı hem de ligin üst sıralarından kopmamak açısından çok önemliydi. İlk yarı bordo mavililerin üstünlüğü ile geçti. Oyunu kontrol ettiler. Hücumda genelde sağ kulvarı kullandılar. İkili, yeri geldiğinde üçlü oyunlarla rakibine üstünlük sağladılar. Doğru planlarla rakibe zafiyet oluşturdular. Tüm gollerin hazırlığının bu kulvardan gelmesi tesadüf değildi. Bu üstünlük net bir şekilde istatistiklere de yansıdı. İkinci yarı daha keyifli bir oyun seyrederiz derken, yine bordo mavililer oyundan düştü. Maçın son bölümüne 4-1 girildi ama bu kötü sinyaller son bölümde de yine ortaya çıktı. Sonuçta iki gol birden yedi bordo mavililer. Orta saha düştü. Burayı iki oyuncu ile kontrol edemezsin. Bir de Folcarelli ve Oluai'nin savunmaları iyi değil. Pres yapamıyorsan ki yapılmadı, top ve adam odaklı alanı belirli bir bölgede takım halinde kompakt karşılamak en doğrusu. Hatalı savunma yerleşimi ve bireysel hatalardan iki gol yenildi. Bir takım mağlup olurken eksiklerini zaten görür. Esas galip geldiğinde bunu görmek başarıya giden yolda en önemli faktördür. Oluai çabuk ve top tekniği iyi oyuncu. Yalnız 8 ve 10 numara pozisyonuna daha uygun gibi duruyor. Onuachu tartışmasız takımın her şeyi... Yalnız saha içinde değil oyundan çıktığı anlarda ekrana geldiğinde takımı için gösterdiği tepki orada da tam bir takım oyuncusu ve (Lider) gibi davranması, o boyla attığı biri jeneriklik iki gol, ilki belki de sezonun en güzel golüne aday olacak olmasına rağmen, hatta alınan üç puanın da önüne geçen onun kazanma tutkusu ve isyanı ve de arkadaşlarına armasına sahip çıkması çok önemli idi.

Simülasyon!

Galatasaray lige iyi başlayan Alanyaspor deplasmanında bu maçamı özel yoksa Liverpool karşılaşmasını düşünerek mi? Bir denemesi oldu. Onu Salı günü bekleyelim göreceğiz. Bu sezon ilk defa farkı bir saha dizilişi ile sahada 3/4/2/1 gibi. Top ayağında iken iki kenar oyuncu Eren ve Sallai bu saha yerleşimde daha yüksekte top almalı.
İcardi'nin arkasındaki ikili bu formasyonda Alper ve Sane'nin konumlanması ancak bu ikili bu maçta bunu yapamadı. Bunlar özelikle ilk yarıda hücum zenginliğinin ve üretkenliği etkileyen en önemli faktörlerdi. Birde top kaybında 3+2 ile rakibin geçiş hücumlarını düşünerek önlem almayı düşünerek pozisyon almak istense de Alanyaspor buraları çok fazla kullandı.

Devreye önde giren sarı-kırmızılarda akıllarda kalan tek şey Singo'nun mükemmel performans ve unutulmaz asisti. Hatta dinamizmi ve atletizmi ile Sanchez'den daha iyi oyuncu.
İkinci yarı yine ilk yarıdaki gibi saha görüntüsü vardı. Sarıkırmızılarda örneğin maç bitimi RCS top oynama 35'e 10 Alanyaspor önde.
Hücumda yine etkisizler ve sayısal üstünlük sağlayamadıkları gibi boşta olan 3'üncü oyuncuyu bulma adına doğru işler yapamadı.
Hem de bu kadar fazla rakibine göre topa sahip olmalarına rağmen birde buna savunmada yanlış yerleşimle rakibe verilen pozisyonlar top kaptırıldığında doğru yapılmayan karşı preslerle Alanya'yı oyuna ortak etmelerinden sonra bu oyun gidişatı son dakikaya rahat girmesi için 2'inci golü bulması şart gibi görünüyordu sarı-kırmızıların. Nitekim Alanyaspor son vuruşlarda çok cömert ve etkisizdi.

Galatasaray bu kötü oyunla deplasmandan 3 puanla dönmesini bildi. Yalnız Liverpool maçı öncesi farklı şeyler deneyen Okan Buruk'un Alanyaspor öncesi bu (Simülasyon) denemesi teoriden pratiğe geçmediği net bir şekilde göründü ve buradan Salı günü için çok fazla dersler çıkaracağını düşünüyorum.

Akıl ve duygular

Trabzonspor iç sahada maça böyle isteksiz ve coşkusuz başlamaz. Başlarsan seyircini oyunun içine sokamazsan, tribünlerde o atmosferi yaratamazsan, rakibine o baskıyı hissettiremezsen, rakibi maça ortak edersen, puan alacağına inandırırsın. Nitekim ilk yarı tam bu şekilde geçti. Risk yok, önde doğru pres yok, toplu ve topsuz hareketlik alan yaratma yok. Rakibe kaşı hücumda agresiflik ve organizasyon yoksa bu da tabii ki gol pozisyonuna girmeyi ve de üretkenliği etkiler. Nitekim bunun sonucu soyunma odasına skor olarak geride girersin. İkinci yarı bordo-mavililerin başlangıcı daha canlı ve baskılı idi. Bir de hiçbir katkı ortaya koymayan önce Muçi daha sonra Olaigbe yüklerinden kurtulmaları ne kadar doğru ise ilk 11'de başlamaları o kadar hata idi. Nitekim beraberlik golünü buldular.

Trabzonspor hücumları iki oyuncu üzerinden yürüyor, Onuachu ve Zubkov. Burada sorulması gereken birinci soru Zubkov'un vurdum duymaz hali, saha içinde gereken sorumluluğu almaması. İkincisi Onuachu gibi uzun ve güçlü bir santraforun varsa ona göre hücum setleri yaparsın. Top ayağında doğru derinlik ve genişlik vermen lazım. Sayısal üstünlükleri ve tuzakları sağ ve sol koridorlarda kurgulamalısın. Tabii ki bu hücumdaki kısırlığın ve yetersizliğin göstergesi oynanan 6 maçın bir tanesinde bile 2 gol bulamaması. Yeni transferlerden genç oyuncuların yeterliliği tartışılır, Muçi de buna dahil. İkinci yarı oyun planlarının dışına çıkan oyuncuların daha içgüdüsel ve doğaçlama görüntüsü tabii ki doğru değil. Çünkü akıl ortadan çıkıp duygularla herkesin kendi kafasına göre oyun oynaması bir takım için çok yanlış ve tehlikelidir. Bunları Fatih hocanın iyi tahlil etmesi gerekiyor eğer kalıcı başarı ve güçlü bir oyun inşa etmek istiyorsa.

Pardonu olmaz!

Galatasaray, Şampiyonlar Ligi'nde ilk açılış maçı ve rakip E.Frankfurt tek hedef deplasman galibiyet. Kurulan bu sezonki kadro; kalite ve maliyetine bakılırsa Devler Ligi'nde hedefler büyük olmalı. Oyuna iyi başlayan sarı-kırmızılar çok erken dakikalarda kazandıkları topla geçişi iyi yaparak Yunus ile öne geçti. Golü bulduktan sonra iyice hem topu hem de oyunu kontrol ettik. Bu arada Barış Alper ile de çok net bir gol kaçtı. İşin en ilginç yönü bu kadar domine ettikleri bir oyunda yaptıkları bireysel hatalarla ve ilk golden sonra da kafa olarak orda kaldıklarından ilk yarı bitiminde soyunma odasına 3-1 geride gittiler. Sanırım ortaya çıkan skora Frankfurt bile şaşırmıştır. Çünkü bu oynadıkları oyunun hiç karşılığı değildi. İkinci yarı sıkıntı ortaya çıktı. İlk yarı göre oyundan düştü Galatasaray. Bunun temel nedeni fiziksel kalitelerinin iyi olmaması. Oyuncuların kaslarına girilen krampların görüntüleri vardı. Bir de geriye düştükten sonra hiçbir plan ve kurgu yoktu.


Buna oyun disiplinsizliği eklenince farklı skorun ortaya çıkması kaçınılmazdı. G.Saray'ın savunmadaki iki beki takımın en zayıf halkası. Uğurcan daha ilk maçında kafalarda büyük soru işareti oluşturdu. En az 5 ile 10 kilo fazlalığı olan İcardi'den bu seviyelerde performans beklemek ne kadar doğru. Tartışılmaz bir konu da Osimhen bu takımın her şeyi. Bu sezon bu kadar maliyetli bir kadro kurduktan sonra Galatasaray taraftarına karşı bu işin 'Pardonu olmaz'. Maç önü Okan Burak konuşmasında en önemli unsur olarak taktik ve tekniği dile getirdi. Ama bu söylemde kaldı. Çünkü saha içi pratiğinde bu konuda ne yaptığını bilmeyen, herkesin kafasına göre takılıp oynadığı bir takım vardı sahada. Buradan doğru dersleri Okan Buruk ve ekibi çıkarıp önüne bakmalı. Bu kadro çok rahat kalitesi ile bunun üstünden gelip bu Şampiyonlar Ligi'nde başarıyı yakalayacak potansiyele sahiptir.

Rezillik!

Fenerbahçe ve Trabzonspor'da tek hedef şampiyonluk yarışından kopmamak. Üç puan çok önemliydi çünkü Galatasaray kayıpsız giderek diğer yarışta olan takımlara bir yerde baskı oluşturuyor. İlk yarıda oyunun ve maçın önüne hakem ile VAR geçti. Zaten bu atamalar baştan sona hatalıydı. Onuachu'nun nizami golünü vermemesinin nedenini açıklamadığı gibi kafası bu verdiği hatalı kararda kaldı. Okay'ın hareketi net kırmızı kartken onu bile vermeyip oyuna kendine göre bir adalet sağlama çalışması çok daha büyük yanlıştı. Orada ilk nizami golü vermeyen VAR, burada doğru bir karar verdi. Ozan Ergün gibi bu maçın ağırlığını maalesef kaldıramadı. Trabzonspor, 10 kişi kaldıktan sonra kalesine yakın derin bir savunma yaptı ama bu sıcağa kar dayanmazdı. Nitekim devre biterken Fenerbahçe aradığı golü En Nesyri ile buldu. Trabzonspor eğer maçta oyuncu olarak eksilmese, 11'e 11 maç oynansaydı bu motivasyonla ve de akıllı oyun strateji ile sanki Fenerbahçe'ye karşı kaybetmeyecek görüntüsünü verdi. Bir de attığı nizami gol iptal olmasa bordo mavililer öne geçtiği bir oyunda farklı bir maç senaryosu ortaya çıkabilirdi. Buna izin vermeyen hakemin gösterdiği performans tam bir Rezillikti. İkinci yarı yine oyunun kontrolü sarı lacivertlilerde idi. Bu sayısal üstünlüğü pas oyununda iyi kullandılar ama bunu gol pozisyonuna girme ve üretkenliğe dökme açısından etkisiz kaldılar. Çünkü rakibin 85 dakika eksik olduğu bir oyunda ikinci golü bulup maçı bitirmesi gerekiyordu. Burada en önemli hata; eğer rakip size organize olarak kompakt bir savunma yapıyorsa, sizi set oyununa istiyorsa, oyuna derinlik ve genişlik verip rakibin savunma mesafelerini açıp hataya zorlamak gerekirdi. Tedesco'nun ilk maçında takımı oyun olarak iyi oynamasa da alınan bu üç puanla zirve yarışından kopmama açısından çok önemli idi. Oyun eksikliği ve oyuncu performansı yeterli seviyede değil. Bunu geliştirmek için çok antrenman tekrarları yapıp daha fazla çalışıp takımını geliştirip güçlü bir oyun inşa etmesi gerekiyor.