CANLI
SKOR
Reha Kapsal

Reha Kapsal

Aksiyon ve planlama!

Trabzonspor öyle bir kötü ilk devre oynadı ki... Bordo mavililer, çok isteksiz, temposuz, maç bitse de tatile çıksak modundaydı. Sezonun en kötü 45 dakikasını oynadılar. Tek olumlu tarafı 45+2'de atılan goldü.
İkinci yarının başında atılan golle beraberlik gelmiş ve tam maçın momentumunu eline almışken yine Arif'in yaptığı bireysel hata (zaten bu seviyenin oyuncusu değil) ile oyunun tüm kontrolü Gençlerbirliği'ne geçti.

Orta saha oyunun en etkili bölgesi. Ozan ve Bouchouari çok yetersiz bu takım için. Bir büyük takım küme düşme potasında olan, birçok sıkıntı yaşayan bir rakibe bu kadar geçiş hücumu yaptırır mı? Bu kadar gol pozisyonu verir mi? Bu kadar ruhsuzca oynar mı? Bunda da bir hayır var deyip hemen büyük bir operasyon için (Aksiyon alıp doğru planlama yapmalı)

Bordo mavililer eğer ligin ikinci devresinde üst sıralarda yer almak istiyorsa ve Türkiye Kupası'nı almak düşüncesi varsa acil bu eylem planını devreye sokmalı. Fesih yapacağı oyuncular Savic, Arif, Olaigbe, Sikan, Nwakaeme, Ozan, Serdar, Cihan olmalı.
Transfer edilecek pozisyonlar ise stoper, sağ ve sol bek oynayan bir futbolcu, orta sahaya bir defansif yönü güçlü 6 numara, hücumda sol kenara atletik oyuncu, bir de Onuachu olmadığı zaman onun yerini dolduracak bir santrfor.
Mustafa, Onuachu, Folcarelli, Oulai'nin yerleri dolmuyor. Onların yerine oynayan futbolcular çok yetersiz ve de bu kadroda asla yerleri dolmaz.

Neyin peşindesiniz?

Derbi öncesi iki takıma baktığımızda Trabzonspor her geçen hafta üzerine koyan ve ligin üst sıralarındaki yerini koruyarak yolculuğuna istikrarlı bir şekilde devam eden bir takım. Beşiktaş ise bu konuda baya sıkıntılı görünüyordu. Bir türlü istenilen seviyeye gelememeleri, iyi bir galibiyet serisi yakalayamamaları, her hafta değişen performansı en büyük sıkıntıları... Beşiktaş, bu maçı kazanarak ligdeki geleceğine doğru bir şekilde yön verme açısından bir fırsat olarak görüyordu.
Maça iyi başlayan bordo-mavililer hem topu hem de oyunu kontrol altına aldı. Ama en büyük sıkıntıları yaptıkları pas hatalarından sonra gösterilen reaksiyon pres için doğru değildi. Ayrıca organize olmakta da yeterli olmayınca Beşiktaş'ın en önemli özelliği olan hızlı oyuncularla geçiş hücumları etkinliği devreye girdi. Bunu da iyi değerlendirdiler. İlk 45 dakikada bunu iyi yansıttılar. Buna karşın top kaybından sonra yapılan yanlış yerleşimler, savunma merkezinin ve kenar beklerinin mesafe ayarlarının doğru olmaması, Trabzonspor'un yediği 3 golün özetiydi.
Fakat Ali Şansalan ve Alper Çetin maçın önüne geçti. İkisinin performans tam bir fiyasko idi. Toure'yi atıyorsun, doğru karar, tartışmasız ama Orkun'u niye atmıyorsun? Niye ikiniz birden bu pozisyonu görmezden geliyorsunuz? Nasıl bir yönetim, nasıl bir monitörden görüp görmezden gelme? Neden korkuyorsunuz doğru karar vermek için? Bu akıl oyunlarıyla niye, neden Trabzonspor'un önünü kesmek istiyorsunuz? Maçın kaderi ile niye oynuyorsunuz, kime yaranmak istiyorsunuz? 9 kişi kalamaz mı bir takım, hayırdır siz neyin peşindesiniz?
İkinci yarı bordo-mavililer, iki oyuncu değişikliği ile oyuna başladı. Bunun yansıması gayet olumlu oldu ve çok iyi bir dakikada 2. golü buldular kurdukları baskı sonucunda. Maçın en zor bölümü Beşiktaş adına maçın son 30 dakikasıydı. Çünkü ligde öne geçtikleri maçlarda 12 puanı bu bölümde kaybettiler ve de buna bir çözüm bulamadılar. Nitekim bu maçta da bunun bir örneğini daha yaşadılar. İşin tuhafı bununla ilgili hiçbir planları yok ve bu yalnızca 10 kişi kalmaları ile açıklanamaz. Bu beraberlik iki takıma da yaramadı sonuçta.

Birlik!

Öncelikle Trabzonspor ve Göztepe taraftarlarını tebrik etmek lazım. Dostane ve samimi bir şekilde birbirlerine saygı duyarak maçtan önceki verdikleri görüntüler için tebrik etmek istiyorum.
Çünkü bizlerin sahalarda görmek istediğimiz fair-play ruhu tam olarak budur.
Oyuna bordo-mavililer iyi başladı.

Zaman zaman etkili ataklar geliştirdiği gibi önemli noktalardan duran toplar da kazandılar.
İlk yarı beklendiği gibi topu talep eden Trabzonspor, bunu isteyen ve oyun anlayışı olarak bir plan dahilinde kullanan Göztepe... Bunu da topla oynama yüzdelerinden anlayabiliriz.

Bunun yanında uzun top oynayıp ikinci topları kazanma, geçiş hücumu ve duran toplar en önemli silahları. Ancak Trabzonspor dersini iyi çalışmış. İlk yarıda hiç şans vermediler rakiplerine, hem de yüzde 75 topla oynamalarına rağmen. İkinci yarının başında Trabzonspor'un son haftalardaki en formda oyuncusu Muçi sahneye çıkarak takımını öne geçirdi.

Göztepe'nin istemediği ve çok iyi pratiği olmayan oyun anlayışı ile oynaması gerekiyordu. Trabzonspor 65. dakikaya kadar kaçırdığı 3 net fırsatı gole çevirseydi maçın fişini de çekmiş olacaktı. Çalışılmış bir duran top setin devamında sahanın yıldızı Muçi ikinci gölünü attı. Maç bitti derken Pina'nın oyundan atılması ile 10 kişi kaldıkları gibi serbest vuruşun devamında golü yediler. Trabzonspor ikinci sıraya geldiği gibi devre arasında yapılacak doğru transferlerle sezon sonuna kadar şampiyonluk yarışının içinde olacaklar. Trabzonspor'da şimdi 'Birlik' olma zamanı ve bu oluşursa beklenen hedefe varılmaması için hiçbir neden olmaz.

Bölümü değil bütünü!

Trabzonspor'dan yine klasik bir oyun başlangıcı gördük dün. Temposuz, isteksiz rakibe deplasmanda oynadığını hissettirmeyen bir futbol gördük maçın hemen başlarında. Süper Lig'de sezonun ilk yarısı nerdeyse bitecek ve bu konuya hala bir çözüm bulunamadı. Tabii yine yenilen gol sonrası fabrika ayarına dönen oyun, rakibi geriye itme, maçın başında yapılmayan pres ve karşı presler, kazanılan sahipsiz toplar... Bunların sonucunda atılan gol ve kaçırılan pozisyonlar. Bordo mavililerin orta sahası top rakipteyken rahat geçiliyor. Bunun sonucu ilk 20 dakikada çok geçiş yediler. Bu üç orta saha oyuncu profili birbirini tamamlayan oyuncular değil. Trabzonspor oyun başlangıcında yapamadığı birçok oyun prensibini ilk yarının son bölümünde ve ikinci yarının başında doğru bir şekilde uyguladı. Hareketlilik, topsuz oyun, hücumda konumlanmalar ve pres gibi birçok parametreyi çok doğru şekilde yerine getirdiler. Bunlara agresiflik ve coşku da eklenince goller geldi.
Onuachu yine görevini en iyi şekilde yerine getirdi. Muçi geçen haftaki gibi bu hafta da jeneriklik bir gol attı. Trabzonspor hak ettiği bir maçı kazandı. Benim bu sezon gördüğüm ilk 20 dakika hariç olmak üzere en tutarlı ve sürdürülebilir bir oyun oynadı. Bu performansı oyunun (bütününe) yayar ve de her maça bunu taşıyabilirse -bana göre en önemli konu başlığı bu- sezonun sonuna kadar şampiyonluk yarışında olurlar. Hem de yeni kurulan genç kadro ile bunu yapmak ve ezeli rakiplere göre çok daha az bir bütçeyle bunu başarmak büyük başarı. Tabii ki burda Fatih Tekke'nin emeğini ve hakkını da teslim etmek lazım.

Gelecek hedefi

Trabzonspor milli aradan sonra sezona istediği gibi başlayamayan Başakşehir deplasmanında üst sıralardan kopmamak için 3 puanı hedefliyordu. Oyunun başında doğru VAR uyarısı ile Başakşehir 10 kişi kaldı. Kolay geçmesi düşünülen maçta bordo mavililerin iki defa geriye düşmesi açıklanır gibi değil. Augusto ve Zubkov bazı pozisyonlarda bencillik yapıp Onuachu'yu topla buluşturamadı. Biraz da laubali şekilde davrandılar. Futbol bunu asla kabul etmez. Nitekim bu ikili 2 net gol pozisyonunu harcadı. Augusto pası Onuachu'ya atsa Trabzonspor devreye 2-1 önde girecekti. Ancak soyunma odasına 2-1 geride girdiler.

Olaigbe oyuna girdi girmesine ama sezon başından beri performansı kötü olduğu gibi büyük takım için yetersiz bence. Oyun içinde bu kadar topla oynuyorsan kaptırdığın yerde karşı pres yapmalısın. Top ayağında iken organize olmuş takıma karşı set hücumunda yeri geldiğinde alan daraltıp yeri geldiğinde genişletmen gerekir. Rakip bir de 5-3-1 dizişiyle oynuyorsa onların savunmada mesafe ayarlarını açman ve o aralara oyuncularının girmesi lazım.

Birçok hücum parametresi gol için gerekiyordu. Bunu zaman zaman doğru yaptılar. Zaman zaman akılların devreden çıktığı yerlerde içgüdüsel hareket ettiler. Düello şeklinde geçen maça attığı muazzam golle Muçi damgasını vurdu. Trabzonspor'un tabii ki oyun ve oyuncu eksiği var. Ama gecenin sonunda ligde 13 maçta 28 puanla üçüncü sırada oldukları gibi, liderin de 4 puan gerisindeler. Bu maçta kazanmak takımın ligdeki gelecek hedefleri için her şeyden önemli idi. Bunu da göz ardı etmemek gerekiyor.

Esnek

Trabzonspor, Süper Lig'de çizdiği başarılı grafiği devam ettirmek için Alanyaspor karşısına mutlak galibiyet için çıktı.
Aslında maça da çok iyi başladı ve Onuachu'nun bireysel becerisi ile öne geçtiler. Bundan sonra daha rahat geçmesi beklenen maç istedikleri gibi gitmedi.

Alanya topu rakibine bırakarak 5/4/1 gibi formasyonuyla topun karşısına geçti ve rakibi belirli bir bölgede karşıladı. Golü yedikten sonra ön alana çıkıp baskı ile bordo mavileri hataya zorladılar. Rakibi geriye ittiler.
Bordo mavililerin stoper tandemi sakatlıklar nedeniyle değişmişti.
Yani Savic ve Batagov yoktu.

Yerlerine Baniya ve aslında ön libero olan Okay görev yaptı. Bu durum da savunmada yerleşim sıkıntısı yaşattı.
Top ayağında iken doğru pas şablonu olmadığından oyunu geriden kurmakta sıkıntı yaşadılar.
Burada özellikle Batagov'un eksikliği çok hissedildi.

Trabzonspor'un ikinci yarına ne oynadığını anlamak mümkün değildi.
Takımın fizik gücü sıkıntılı olduğu gibi bu durum oyun hızını çok etkiliyor. Top rakipteyken reaksiyon gösteremediler.
Hiç hataya zorlamadılar. Bu da rakibe çok rahat topu kullanması için alan ve zaman tanıdı.
Trabzonspor hücumda organize değil. Bazı oyunculara çok fazla şans verildiği düşünülüyor. Zubkov ve Olaigbe'nin gol ve asist istatistikleri bunu net bir şekilde gösteriyor.

Fatih hocaya her zaman inanıyorum. Yalnız onun bazı duvarlarını yıkması taktiksel olarak daha (Esnek) olması gerekiyor. Bu iş topa sahip olmak (bu da yetersiz) ve saha içi konumlanmalarla iki konu başlığı ile olmaz. Birçok parametrenin yerine getirilmesi gerekir.

Kazanç mı, kayıp mı!

Ligimizin en formda olan iki takımının maçı... Galatasaray kendi saha ve seyircisi önünde avantajını kullanmak isterken, Trabzonspor da yakaladığı seriye sürdürmeyi amaçladı.
İlk yarıda hemen hemen dengeli bir oyun oynandı. İki takım da çok pozisyon üretemedi. Bunun nedeni özellikle orta saha başta olmak üzere sahanın hiçbir yerinde sayısal üstünlük sağlayamadılar.

Sarı-kırmızılar hücumda İlkay Gündoğan gibi hücumda ve oyunda bağlantı liderinin eksikliğini net şekilde yaşadı. Üstüne orta saha temposuzluğunu Lemina'nın stoper oynamasından dolayı çok yaşadılar.
Trabzonspor'da ise orta sahanın boş kalması ve rakibin alan bulmasının nedeni Muçi, Zubkov ve Augusto'nun enine ve boyuna bu alanı daraltmamasıydı.
Takımın kompakt yapısını zaman zaman olumsuz yönde etkiledi bu durum. Savunma ve hücum birlikteliğini olumsuz yönde etkiledi.

İki takımın forvet oyuncularının teknik ve atletik özelliklerinden dolayı hücum oyunlarında farklılıklar ortaya çıktı. İşin tuhafı; bulunan açık alan ataklarında sarı-kırmızılı oyuncular buna uygun profilde olmasına rağmen birebirlerde istenilen üstünlüğü rakibine karşı sağlayamadı.
Bordo-mavililerin hücum hattı ise çok atletik olmadığından onlar da geçiş hücumlarında etkili olamadı.
Maçın sonunda her iki takım birer puan kazandı mı yoksa iki puan kaybetti mi?
Galatasaray ile Trabzonspor bu sorunun karşılığını bu akşam oynanacak Beşiktaş-Fenerbahçe derbisinin sonunda öğrenecek.

Güncelleme!

Galatasaray evinde üçüncü Devler Ligi maçında, rakip Bodo, tek hedef galibiyet... Maça her zamanki gibi en büyük özelliği olan ön alan presi ile başlayan, rakibi geriye iten ve hataya zorlayan sarı-kırmızılılar, Osimhen'in attığı gol ile erken öne geçtiği gibi kaçırdığı iki kafa vuruşunu gol yapsaydı daha 8 dakikada maç 3 olmuştu. Bodo'nun en önemli özelliği fiziksel kalitesi. Bu yüzden oyun alanın her yerinde ikili, üçlü sıkıştırmalar ve pres ile topu kazanıp direkt golü düşünüyorlar.
Galatasaray bu zehire karşı çok doğru panzehir üreterek Bodo'yu kendi tuzağı ile vurdu. Peki bu neydi? 1- Ön alanda öyle istekli ve etkili pres yaptılar ki hatta hücum oyuncularının orta sahaya gelerek yaptıkları geri pres yardımı ile ilk devre 2-0 önde girdiler ama çok rahat 4 olurdu. 2-Bodo'nun yaş ortalaması 23 genç ve dinamik bir takım. Sarı-kırmızılıların oyunun her alanında yaptıkları topla az temaslı oynayarak rakibin presini kırdığı gibi topun önündeki tüm oyuncularının hareketliği de mükemmeldi.
Galatasaray'da sahada zaman zaman eksiklikler ve oyuncu performanslarında oyunda olduğu gibi çok çok az gelgitler oldu. Bu da doğal ve her takım bunu yaşayabilir. Tüm oyuncular top ayaklarında ve rakipteyken çok eksiksiz, etkili oynadı. Oyun disiplininden hiç kopmadı. Şimdi Liverpool maçından alınan galibiyetin 3 puandan neden fazlası olduğu ortaya çıktı. G.Saray taraftarı yine müthiş bir atmosfer yaratarak galibiyette başrolde idi. Artık büyük düşünülmeli, hedef ilk 8 olmalı. En önemlisi hedefi yeniden (Ggüncelleyerek) en az çeyrek hatta yarı final olmalı.

Organik

Karadeniz derbisi iki hem Rize hem Trabzonspor kazanmak için sahaya çıktı. Bordo mavililer maça iyi başladı ve Augusto ile hemen öne geçtiler. Ardından yine Augusto ile bir topları da direkten döndü.
Herkes Fırtına'nın farka gideceğini düşünmeye başladı. 27'de Sakyi'nin golü ile işler tersine döndü.
Yeni Fırtına gibi güçlü bir şekilde geldi ve gitti. Bordo mavililer o dakikadan sonra benzini bitmiş araba gibi kontağı kapattılar.
Trabzonspor'la ilgili değerlendirme yaparken hep dile getirdim, bu takım oyunun sadece bir bölümünü oynuyor.
Bu yeterli değil. 90 dakika iyi oynamalı, kalıcı olan budur.
Yoksa puan durumuna bakarsan başarılı sayılabilirsin tabii ki. Bu nereden baktığına bağlı. Önemli konu, bu oyunlarla kazanılan maçlar bana göre suni; esas olan (Organik) daha sağlıklı ve tutarlı galibiyetler lazım.
Bordo mavililerin savunmada bu kadar geriye yaslanmalarının sebebi sahanın her yerinde ve her oyuncunun bu şekilde kodlanmış olması.

Top kaybından sonra öne doğru gidip top kazanmak gerekir. Yani ilk adım öne atılır. Ben buradayım dersin hataya zorlarsın, psikolojik üstünlük sağlarsın ama maalesef bunun aksine hep geriye koştular ve Rizespor'u maça ortak ettiler. Rakibi cesaretlendirdiler.
Trabzonspor'un genç oyuncularının ortak özelikleri fiziksel yetesizlikleri.
İşin savunma yönünde hemen hemen hiç yoklar. Yalnızca top ayaklarında iken varlar. Onun da takıma katacağı üretkenlik ve kalite şu an için istenen seviyenin altında sanırım.
Bir farkı konu da Fatih hocanın oyuncu değişiklikleri. Orta saha oyundan düşmüş rakip elini kolunu sallaya sallaya geliyor. Devre arası olmuş Oulai ve Olaigbe oyunda yok ama değişiklik de yok.
Diğer oyuncu değiştikleri de geç olduğu gibi seçimleri de tartışılır.
Sonuçta 3 puan alınmışsa gerisi önemli değil mantığı doğru değil.
Çünkü her şeyin halının altına süpürüldü ve sanırım artık orada da yer kalmadı.