CANLI
SKOR
Murat Özbostan

Murat Özbostan

Atiba 38’de de kralını oynar!

Futbolda artık Koronavirüs öncesi ve sonrası var. Transferde de öyle olacak. Normal şartlarda 87 doğumlu, 33 yaşına girmiş Arda Turan'ın bu saatten sonra Galatasaray'a dönmesinden bahsedilemezdi. Şimdi yüksek ihtimalle Arda Turan Galatasaray'a dönecek. Yine normal şartlarda 37 yaşındaki Atiba'ya teşekkür plaketi verilir, hatta heykeli dikilir, gelecek sezon forma verilmezdi. Ama bu transfer döneminde bu tür hamleler yapılır. Atiba da gelecek sezon Beşiktaş'ta krallar gibi oynar. Keşke her profesyonel futbolcu onun gibi olsa. Bu yoklukta bonservisi cebinde olan oyuncular büyük takımlarda şans bulabilir. Arda Turan yüksek ücret almadan niye oynamasın Galatasaray'da?

HARCANACAK PARA-GELİR YOK
Bütün bunlar aslında yeni transfer döneminin çöken futbol ekonomisinin getireceği hamleler. Futbol gerçeğinde doğrular değil ama hayatta bugün ayağını yorganına göre uzatma fikri önemli. Harcanacak bir para da yok gelir de. Durum ortada. Son toplantıda kulüpler, Gençlik Spor Bakanı'ndan maddi yardım talebinde bulunurken vergilerin de tekrar yüzde 15'e çekilmesi için yardım istediler. Bunu da hatırlatalım arada.

5-6 GENÇLE ÇIKMAK HAYALCİLİK
Bir yanda bunlar olurken diğer yanda gençler ne olacak? Şimdi yine bir altyapı hikayeleri çıktı. Bir kere gençler avantajlı onu belirtelim. Fizik olarak iyi durumda iseler o formayı kaparlar. Ama üst düzey futbolda illa da 'Genç oynatacağım' diye bir şey yok. Şu virüs günlerinde genç futbolcular daha çok şans bulabilirler. Ama bütün teknik adamların üzerindeki hedef, baskı şampiyonluk üzerine! "Beşiktaş, Galatasaray ve Fenerbahçe 5-6 genç oyuncuyla sahaya çıksın" demek hayalcilikten öte bir şey değildir. Hiçbir teknik adam buna cesaret edemez. Yapabilen de 2-3 oyuncuyu 11'e koyabilir. Mesela Trabzonspor bunu kısmen yapıyor. Gidecek oyuncuların yerine takımlar büyük ihtimalle transfer yapamayacak. Bu fırsattır. Ama önemli olan da o formayı kapmaktır.

GEÇMİŞ OLSUN SAYIN BAŞKAN
Galatasaray Kulübü Başkanı Mustafa Cengiz'in rahatsızlığını büyük üzüntüyle öğrendik. Sevgili Başkan'a şifalar dilerim. Görevi boyunca çok stresli günler, anlar ve saatler yaşadı. Çoğu da ne yazık ki kendi camiası içinden kaynaklandı! Yönetimden indirilmek için her yol denendi. Böyle bir ortamda insanın yıpranmaması, hastalanmaması mucize olurdu. İnşallah Sayın Cengiz sağlığına bir an önce kavuşur. Çok geçmiş olsun.

A’dan Z’ye her şey planlandı

Türkiye Futbol Federasyonu Süper Lig'de kalan 8 hafta için takvimini belirledi… Çok büyük bir aksilik olmazsa 12-13-14 Haziran'da maçlar kaldığı yerden devam edecek ve sezon 26 Temmuz'da tamamlanacak. Bu doğrultuda tüm hazırlıklar yapılırken, TFF Sağlık Kurulu da önemli bir rapora imza attı. Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya ve İspanya gibi liglerin aldığı önlemlerin de incelemesini yapan kurulun raporundaki en önemli maddeler oyunculara ayrıldı. Futbolcunun ev yaşamından, tesislere gidişine, idmana çıkışından, kullanacağı eşyalara kadar tüm detayların yer aldığı rapor önce Sağlık Bakanlığı ile paylaşılacak. Daha sonra rapor UEFA'ya iletilecek ve kulüplere gönderilecek.. Planlanan bazı maddelerin şöyle olduğu öğrenildi:

DÜZENLİ ARALIKLA TEST
Yapılacak ilk antrenmandan önce tüm futbolcular, teknik heyet ve takım görevlileri, COVİD-19 testinden geçirilecek. Bu testler haftada iki kez olmak üzere sezon tamamlanana kadar tekrarlanacak. Testlerden özellikle ikincisi maça çıkmadan önce yapılacak.

TAKIM TOPLANTISI MESAFELİ
Çok zorunlu olmadıkça takım toplantısı yapılmayacak. Mecbur kalınırsa, bunun için büyük salonlar kullanılacak. Futbolcular arasında sosyal mesafeye dikkat edilecek, en az 2 metre mesafe korunacak.

ANTRENMANLAR 6-7'ŞERLİ
Oyuncular antrenman kıyafetlerini evlerinde giyinerek gelecek ve çalışma sonrası duşlarını evde alacaklar. Çalışmalar 6-7 şerli gruplar halinde yapılacak.

GEREKİRSE İKİ OTOBÜS
Takımların maç yolculukları için birden fazla takım otobüsü kullanılacak ve aynı otobüste yolculuk yapılırken herkes maske takacak. Maske kullanılması idmana gelirken ve tesislerde zaman geçirirken de üzerinde önemle durulması istenen bir konu. Ev sahibi takım oyuncuları statlarına kendi özel arabalarıyla gelebilecek.

MEDYA MAÇTA OLACAK MI?
Futbolcular karşılaşma için stada geldiklerinde ateşleri ölçülecek. İlk 11'ler ve yedekler farklı yerlerde soyunacak ve ayrı şekilde ısınma yapacak. Oyuncular soyunma odalarında da 2 metre mesafe kuralına uyacak. Maçlara basın mensuplarının alınıp alınmayacağı belli değil. Yayıncı kuruluş dışında medya görevlisinin maçlarda olması düşünülmüyor.

YEDEK KULÜBESİNE MASKE
Yedek kulübesindeki teknik kadro ve sağlık heyeti maske takacak. Aynı şekilde saha kenarında görevli olan herkes maske takacak.

GRUPLAR HALİNDE YEMEK
İdmanlarda olduğu gibi yemekler de grup grup yenecek.. Tesislerde belli bir saat diliminde tüm takım aynı anda değil gruplar halinde yemek yiyecek.. Maç seyahatleri günübirlik olacak.

HER GÜN İKİ KEZ TEMİZLİK
Soyunma odaları, futbolcuların kullandığı alanlar günde iki kez mutlaka dezenfekte edilecek. Maçların oynanacağı statlarda da karşılaşma öncesi temizliğe büyük özen gösterilecek.

BEŞİKTAŞ 'DÖNÜN' ÇAĞRISI YAPTI
Beşiktaş, yurt dışına çıkan Kevin Prince Boateng, Adem Ljajic, Jeremain Lens, Victor Ruiz ve Georges-Kevin N'Koudou için 'Geri dön' çağrısı yaptı. Yönetici Emre Kocadağ, Türkiye Futbol Federasyonu'nun nihai kararını beklediklerini söylerken "Henüz kulüplere iletilen resmi bir açılış tarihi yok. Biz hazırlıklarımızı yapıyoruz. Tarih netleştiği gün çalışmalara başlayacağız" dedi.

G.ANTEP YURT DIŞINDA!
Liglerin başlama tarihi gayri resmi olarak açıklanırken, takımlar da önümüzdeki günlerde toplanmaya başlayacak. Ancak yurt dışına giden oyuncular nedeniyle 14 günlük karantina süreleri önem taşıyor. Bu konuda en büyük sıkıntıyı Gaziantep FK yaşayacak. Teknik direktörü Sumudica ve yardımcıları başta olmak üzere Maxim, Diarra ve Kana ülkelerine gittiler. Kaleci Günay da Almanya'da. Tüm oyuncular ve Sumudica için 'Geri dön' çağrısı yapılmış durumda.

Göksel Gümüşdağ: Doktorlarımıza dua edin hakları ödenmez

Tüm dünya gibi Türkiye'yi de etkisi altına alan Koronavirüs'e yakalanan Medipol Başakşehir Başkanı Göksel Gümüşdağ'ın tedavisi sürüyor. Hastalığın ağır seyrini atlatan ancak hâlâ taburcu olmayan Başkan Gümüşdağ ile kısa bir telefon görüşmesi yaptık ve durumunu sorduk. Kendisini artık daha iyi hissettiğini söyleyen Başkan, bu süreçte yaşadıklarını ayrıntılarıyla anlattı…

* Başkanım bu rahatsızlığa ne zaman yakalandınız?
11 gün önce ateş başladı, daha sonra da aşırı kas ağrısı oldu. Kendimi hiç olmadığım kadar halsiz hissettim, hemen hastaneye başvurdum. Yapılan ilk değerlendirmede Koronavirüs'e yakalanmış olabileceğim söylendi. Tomografi çekildi ve doktorlar virüsün bulaştığını açıkladı. Sonrasında yapılan testlerim de pozitif çıktı. Hızlı bir şekilde tedavi sürecim başladı.

EVLERİNE BİLE GİTMİYORLAR

* Bu zor dönemde neler yaşadınız? Şu anda sağlığınız nasıl?
İlk 5-6 gün ateşim çok yüksekti. Ateş nöbetleri geçirdim. Her tarafım ağrıyordu ancak öksürük yoktu. 6-7 gün sonra düzelmeye başladım. İlk günlere göre çok iyiyim, tedavim de başarıyla sürüyor. Ancak daha taburcu olmadım.

* Hastalıkla mücadele eden sağlık çalışanlarımız için neler söylemek istersiniz?
Sürekli dua ettim ve etmeye de devam ediyorum. Allah şifa versin tüm hastalara. En çok duayı da hekimler ve sağlık görevlileri için ediyorum. Adeta canla başla çalışıyorlar, bunu gözlerimle gördüm. Evlerine gitmiyorlar. Benim bulunduğum hastanede neredeyse 24 saat görev yapıyorlar. Hepsine teşekkür ediyorum. Duayı en çok onlar hak ediyor. Çocuklarını, eşlerini, anne-babalarını göremiyorlar. Ailelerini korumak adına eve gitmiyorlar. Doktorluk kutsal bir meslektir, bunu biliyorduk. Ama bu süreçte hepimiz ne kadar önemli bir vazife yaptıklarını bir kez daha anlamış olduk. Bu mücadele kolay bir iş değil. Herkes sağlık çalışanlarına destek olup dua etsin.

DEVLETİMİZLE ÜSTESİNDEN GELECEĞİZ

* Devletimiz bir kampanya başlattı. Sizin bu konudaki görüşleriniz nelerdir?
Bir kere devletimiz bütün birimleri ile görevinin başında. Her yere yetişmeye çalışıyorlar. Hastanelerde tüm tedbirler alınıyor. Ama malzeme eksiği olabilir. Biz de bu konuda vatandaş olarak elimizden geldiği kadar destek olmalıyız. Gün birlik günüdür. Başakşehir yönetimi 1 milyon 14 bin TL, futbolcular ve teknik heyet de toplam 1 milyon TL olmak üzere toplamda 2 milyon 14 bin TL yatırdık. Hastaneden çıkınca yardım işlerine devam edeceğim. Bakın herkes hasta olabilir. Devletimizle beraber üstesinden geleceğiz.

HİÇ KİMSE UMUTSUZLUĞA KAPILMASIN

* Evde kalın. İşe gitmek zorunda olanlar var bunu biliyorum. Asgari düzeyde işinizi yapın ve bir an önce kendinizi evinizde izole edin. Evden çıkmak zorunda olmayanlar dışarıya adım atmasın, evde kalsın. Ben 11 gündür bir odada tek başımayım. Her şeyin başı sağlık. Evde kalırsak, kurallara uyarsak bu zor günleri atlatacağız. Hiç kimse umutsuzluğa kapılmasın.

İnsanları kışkırtmayın büyük bir savaştayız

Galatasaray'da Abdurrahim Albayrak ve Fatih Terim'in Koronavirüs'e yakalanması haberini büyük bir üzüntüyle aldık. Öncelikle geçmiş olsun. Acil şifalar dilerim. Zor günlerden geçiyoruz. Fatih Terim'in sosyal medyasından yaptığı açıklamanın ardından binlerce mesaj yazıldı. Bilen bilmeyen kötü niyetli çok sayıda içerik de vardı. Görüyorum ki bu durumdan nemalanıp ülkeyi, futbolu, sporu bulandırmak isteyenler de var. Bu virüs Türkiye'nin değil dünyanın başına bela şu anda. Terim'in açıklamasının ardından hiçbir bilgi dayanağı olmadan yardımcılarının bile testlerinin pozitif olduğunu söylediler. Böyle bir vicdansızlık olabilir mi! Tabii ki Türkiye'nin önemli bir kulübünün hocasının ve teknik kadrosunun bu virüse yakalanması bir haberdir. Fakat biraz da dikkatli olalım. Bunlar böyle oturup klavyenin, telefonun tuşlarına basılıp yazılabilecek kadar basit değil. İnsanların aileleri var. Sakin ve güçlü olmalıyız. Bir lafı söylerken, yazarken düşünmeliyiz. İnsanları yalan yanlış haberler vererek zehirlemek, nifak tohumları ekmek doğru değildir. İnşallah hocamız da en kısa sürede aramıza dönecek, Sayın Albayrak da... Tekrar ikisine de şifalar dilerim. Bununla beraber lütfen gereksiz polemikleri bir kenara bırakalım. Mesela bir süredir de yok play-off oynansın, yok ilk 8 takım katılsın, şöyle olsun, böyle olsun diye demeçler var. Büyük bir savaşın içindeyiz. Bugün, yarın ya da ondan sonraki gün hep yeni gelişmelere gebe... Ligin ne zaman başlayacağı belirsiz. Kulüpler Birliği 17-19 Nisan diye tarih veriyor ama sonra da her başkan ayrı telden çalıyor... Önce sağlık, tabii ki liglerin başlangıcını kimse bilemez. Şimdilik bütün bunları bir kenara bırakalım. Futbolu, sporu konuşacağımız günler gelecektir. Çocukların sabah kalkıp okullarına gidecekleri gün bu belanın da bittiği gün olacaktır. İşte o zaman bizler de sporu ve sporla beraber hayatımızda açacağımız yeni sayfalara yeni hikayeler yazmaya başlarız. Çünkü hepimizin yaşamında önümüzdeki zaman diliminde birçok şey değişecek.

Varil yuvarlanırken peşinden bakıyor

Fenerbahçe taraftarının yüzü 1.5 sezondur gülmüyor. Öncesinde de gülmüyordu belki ama hiç bu kadar acı ve ızdırap çekmiyordu! 1 Mart'ta Ersun Yanal ile yolların ayrıldığı duyuruldu. Hoca bu açıklamanın ardından son olarak 3 Mart'ta Trabzonspor ile oynanan kupa maçında takımın başında sahaya çıktı. İlk açıklamadan bugüne 19 gün geçmiş olmasına rağmen Fenerbahçe Futbol Takımı'nın hâlâ bir teknik direktörü yok.
Bu durum için nasıl bir kelime bulsak bilmiyorum. Çevremdeki ve servisteki Fenerbahçeli arkadaşlarıma sordum, onların ortak yanıtı, bir değil birkaç kelime oldu: "Rezalet, skandal ve felaket..." Üzücü bir durum, koca camia için. Bir yönetim, bir başkan nasıl bir takıma hoca bulamaz. Yazılıp çizilen isimler Lucescu, Daum, Zico… Güler misin, ağlar mısın? Bir de Erol Bulut... Ve son olarak Yalçın Koşukavak. 47 yaşındaki teknik adam da teklifi mecburen geri çevirdi. Çünkü zaten bir sezonda 2 takım çalıştırmış. Fenerbahçe'de bunu da kimse bilmiyor olsa gerek ki adama teklif götürmüşler. Kulübede pro-lisansı olan, takımı maça çıkaracak hoca aranıyor. Ligde 8 maç kalmış, bir de kupa yarı final rövanş maçı. Tamam şampiyonluk kaçmış olabilir ama bu takımın Avrupa Ligi hedefi de mi yok? 19 gündür hocası olmayan bir takım nasıl idman yapıyor? Maçlara nasıl hazırlanıyor? Fenerbahçe'nin durumu şu aslında; bir varil düşünün yokuş aşağı tam gaz gidiyor. Başkan Ali Koç arkasından bakıyor. Kontrolden çıkmış varil. Bir şey de yapamıyor. Eli kolu bağlı… Bir yere çarpıp durmasını bekliyor. O da herhalde sezonun bittiği gün. İşte F.Bahçe'nin özeti bu... Sarı-lacivertliler, Koç yönetimi öncesi 2013- 14 sezonunda 1., 2014-2015, 2015-2016 ve 2017-2018 sezonunda 2., 2016-2017 sezonunda da 3. olmuştu. Bu tabloyu 5 yılda 5 teknik direktörle ortaya çıkaran Fenerbahçe, Koç yönetiminde ikinci sezonda 4. hocasını arıyor. Ama onu da bulamıyor!

Sakin ve tedbirli olalım
Dünyayı kasıp kavuran Koronavirüs, yarattığı ölüm korkusu kadar, hayatın hepimiz için ne kadar değerli olduğunu bizlere hatırlattı. Herkes sevdiğini 3-4 kat daha fazla düşünmeye başladı. Güzel ülkemize bu kâbus çok geç geldiği için şanslıyız. Şu ana kadar olan vaka sayısı önümüzdeki süreçte artacaktır ama üzerimize düşenleri yaparsak ağır bir tablo ile karşı karşıya kalacağ-ı mızı düşünmüyorum. Sakin ve tedbirli olalım...

Kaybedenler kulübü!..

Herkes için zor bir haftaydı. Seyircisiz maçların tadının tuzunun olmadığını biliyoruz. Nitekim de öyle oldu. Bunu sadece derbi için değil tüm oynanan maçlar için diyebiliriz. Haftanın kaybedeni Galatasaray, Başakşehir ve Trabzonspor oldu. Başakşehir, Trabzon deplasmanından bir puan aldığı için mutlu olabilir ama hedefi şampiyonluksa kayıptır. Beşiktaş için şampiyonluk şansı zaten azdı. Bu maçla yok oldu. Beşiktaş'ın da bunu sorun edeceğini düşünmüyorum.. En çok üzülen takım Galatasaray oldu. Önemli bir avantajı kaybettiler. Bu net! Peki neler dikkatimizi çekti:
1- Beşiktaş çok disiplinli oynadı. Belki hücum gücü zayıftı ama bir puana razıydı. İlk yarıda ortada bir oyun oynanırken, ikinci devre Galatasaray üstün olan taraftı. Fakat bitirici hamleyi yapamadılar.
2- Beşiktaş'ta Boyd maçın iyi isimlerinden biriydi. Abdullah Avcı döneminde çok eleştirildi. Ama Sergen Yalçın ile büyük oranda toparladı. Bu, siyah-beyazlı takım adına kayda değer bir durumdu.
3- Galatasaray'ın evinde kazandığı tüm maçlarda taraftar faktörü önemliydi. 12. adam olmayınca sarı-kırmızılı takım ciddi motivasyon kaybı yaşadı. Demek ki Galatasaray taraftarı takımını gazlıyormuş.
4- Fatih hoca sürpriz yaparak gözdesi Belhanda'ya şans verdi. Yıldız futbolcunun ofansif gücü yüksek. Yine bu düşünceyle Belhanda'ya şans verdi herhalde. Ama pişman olmuştur.. Zaten oyundan aldı. Belhanda'ya artık yol vermeli. Aslan Ömer Galatasaray'a yeter.
5- Fırat Aydınus ve Mete Kalkavan skandallarından sonra hakem Abdulkadir Bitigen iyi maç yönetti. Böyle hakem tebrik edilir.

Derbiye yetmez

Beşiktaş bu sezon öne geçtiği bütün karşılaşmaları kazanmıştı. Golü erken buldular ve zordaki Ankaragücü karşısında kolay bir maç oynayacakmış havası verdiler. Sergen Yalçın sağ kanatta denemeye devam ediyor, Diaby'den umudu kesmiş, son haftalarda idmanlarda Boyd'un performansından memnun ki dün de onu ilk 11'de sahaya sürdü. Sene sonunda Adem Ljajic ve Diaby'nin yolcu olduğu ortada. Beşiktaş ilk yarıda yüzde 65 topa sahip oldu ama geliştirebildiği hücum sayısı dörttü. Rakibi Ankaragücü ise beş hücum geliştirdi ama bitirici noktada hedefi bulamadılar. Beşiktaş'ın kanat oyuncuları ise Burak Yılmaz ile topu son vuruş noktasında buluşturamıyorlar.
Ankaragücü geriye düştükten sonra maçtan kopmadı, önünde neredeyse bir 90 dakika vardı... Beşiktaş'a ön tarafta iyi baskı yaptı ve sağlı sollu ataklarla pozisyona girdi. İkinci yarıda top yine Beşiktaş'taydı, yüzde 60'ın altına hiç düşmediler ancak oyunu kontrol altına alamadı Sergen Yalçın'ın takımı... Rakip sahada çok top kaptırırsanız bütün takım geriye koşmak zorunda kalır. Dün Beşiktaş ikinci yarıda bunun sıkıntısını çekti. Sergen Yalçın önce Diaby sonra Adem Ljajic ile hücumda topu tutmaya çalıştı. Maçın Ankaragücü adına kader anı 76. dakikada Faty'nin karşı karşıya kaçırdığı pozisyondu.
Adem için attığı gol İtalya günlerini hatırlattı, bu nefis gol ona elbette büyük moral vermiştir. Ankaragücü, ortaya koyduğu mücadelenin karşılığını alamadı, çerçeveyi çok geç ve de penaltıyla buldu. Beşiktaş, Sergen Yalçın ile yakaladığı havayla yola devam ediyor ancak bu oyun derbide Galatasaray karşısında yetmez. Bunun Sergen Yalçın da farkında oyuncuları da...

Ersun Yanal değil yönetim ödesin!

Galatasaray 20 yıl sonra tarih yazarken, Fenerbahçe ise Ali Koç dönemindeki trajedilerine bir yenisini ekledi. Sarı-kırmızılı takım bir kriz yaşadı. Arda Turan olayı belki de Galatasaray'ın şahlanışı oldu!. Başkan Mustafa Cengiz ile Fatih Terim arasındaki soğuk rüzgârlar karşılıklı tatlı söylemlerle yerini 7 maçlık müthiş seriye bıraktı. Terim'in tecrübesi ve soğukkanlılığı, Aslan'ı adeta küllerinden doğurdu.
Galatasaray bunları yaşarken ders veriyordu adeta... Peki Fenerbahçe ne yaptı? Başkan Ali Koç sürekli sağa sola saldırdı. Her demecinde bir hedef vardı. Bu sözleriyle taraftarını motive ettiğini sanıyordu. Bırakın motive etmeyi takımın ruh halini bozdu... Ali Koç konuştukça taraftar gerildi, takım gerildi, Ersun Yanal gerildi. Sonuç: Kocaman bir hüsran... Büyük vaatlerle göreve gelip büyük hayal kırıklığı yaratan Ali Koç ve yönetimi, tarihin yapraklarına geçen dün geceki maç için bedeli de ödemelidir. Tek suçlu Ersun Yanal değildir... Faturayı ona kesmek kolaycılıktır. Milyonlarca Fenerbahçe taraftarı maç sonu isyan edip içi acıyla yanarken yönetim, "Benim suçum yok. Ne yapayım TFF suçlu, medya suçlu" diyemez. Zaten dese de bu lafların hiçbir anlamı yok.
Galatasaray, Florya'da dersini çalışmış, Kadıköy'e gelmiş. İstediği gibi oynadı, ayakta kaldı. Rahat rahat pozisyona girdi. Çok gol kaçırdı Galatasaray...
Maç 3-1 bitti ama tarihi bir fark da olabilirdi. Açıkçası Ersun Yanal ile Fatih Terim arasındaki kalite farkı da ortaya çıkınca, sonuç Galatasaray lehine oldu... Galatasaray şampiyonluk için en favori takım durumuna gelirken, Fenerbahçe ise havlu attı. Hem yönetimiyle hem teknik kadrosuyla...

Kimyasal olarak yarışta olamaz!

Sergen Yalçın ile alınan 2 galibiyet; Fenerbahçe, Sivasspor ve Başakşehir'in kayıpları Beşiktaş'ı yarışta yeniden ümitlendirmişti.. Cezalı Gökhan'ın yerine Necip'i değil Lens'i sağ bekte tercih eden Sergen Hoca, kendisinin ilk maçında Çaykur Rize karşılaşmasında kıpırdayan Adem'i de yanında oturttu.
Bu arada sağlam olan sağ bek Douglas kadroya bile alınmadı!
Başakşehir oyun olarak düşüşte.. Fenerbahçe ve Sivasspor deplasmanları ile dünkü ilk 45 dakikadaki görüntü çok zayıftı... Mesela ilk yarıda 70 pas isabeti ile oynayıp çok top kaybettiler. Edin Visca ortalıkta yoktu. Bu Beşiktaş için büyük fırsattı. Ancak siyah-beyazlıların bunu değerlendirecek gücü ve etkisi yoktu.
Boateng istenileni veremedi. Bir golle bahar gelmez! Diaby çıkana kadar yakaladığı üç fırsatı da harcayıp yine en büyük hayal kırıklığı oldu. Ev sahibi, kötü 45 dakikanın ardından iki pasta Demba Ba ile golü buldu. Okan Buruk'un takımı 1-0'ı iyi oynar. Peki Beşiktaş yeterli baskıyı kurabildi mi?
Sergen Yalçın, Adem ve Boyd ile maçın sonlarında kan değişimi yaptı.
Başakşehir kalecisi Mert'in 3 kritik net kurtarışı var. Ama yine de hafta içi kupa maçı oynamamış iki takımın oyun temposu beklentilerin çok altındaydı. İki hoca da kontratakta az adamla yakalanmamak için birbirlerine rest çeken bir oyun oynamadılar. Ligde matematik devam ettiği sürece Beşiktaş yarışta diyebilirsiniz. Kartal'ın kimyasal olarak bu yarışta olmadığını dün akşam gördük. Başakşehir'i tebrik ederim..

Gökhan’ın isyanı ile gelen 3 puan!

Takımlarda kan değişimleri her zaman sonuç vermiştir. Hele de 21 bin taraftarın önünde imza atan bir teknik direktör için... Guti ve Quaresma'nın imza törenlerini bile geride bırakan Sergen Yalçın için Beşiktaş taraftarı, siyah beyazlı oyunculara şu mesajı verdi aslında: "Hocanın sonuna kadar arkasındayız. Kendinize gelin. Siz gidersiniz o gitmez artık." Mesajı alan Beşiktaş takımı, Rize'de özellikle ilk yarıda harika oynadı. Maçın kopacağı anlar olsa da Karius bombası Vida ile beraber patlayınca, koca 45 dakika çöpe gitti. İkinci yarı tablo Rize'ye döndü. Karadeniz takımı çıkmaya, risk almaya başladı. Kaçan goller kaleye girseydi Beşiktaş dün sahadan 3-1 mağlup bile ayrılabilirdi. Ama şans işte... Gökhan'ın golü her şeyi geride bıraktırdı. Büyük takım oyuncusu kimliğiyle oynuyor hep. İsyan etti, skoru aldı... Gökhan ile yönetim sözleşme imzalamalı. Yaşı çok olsa da böyle bir oyuncunun gelecek sezon da takımda kalması gerektiğini düşünüyorum. Sonuçta kazanmak güzeldir. Gerisi hikâye zaten. Analizler, rakamlar, sayılar! Top çerçeveden içeri giriyorsa, herkes mutlu olur. Yeni gelmiş bir teknik adamın mucize yapacak hali de yok. Hiç risk almadan en iyi 11 ile çıktı. Zaten kime sorsanız bu 11'i sayardı. Şimdi Beşiktaş 3 puanı cebine koydu. Şampiyonluk şansı mucize. Önünde çok sayıda takım var. Bir kısmını geçer ama hepsini geçmesi çok zor. Şartlar ne olursa olsun gelecek sezonun planları ile beraber Avrupa'ya gidebilmek Beşiktaş adına en büyük başarıdır.