CANLI
SKOR
Murat Özbostan

Murat Özbostan

Madalya sayısına yetişemiyoruz

Türkiye, 5. İslami Dayanışma Oyunları ve 4. Dünya Göçebe Oyunları'nın ardından bu kez de Avrupa sporuna yön veren isimleri Antalya'da ağırlıyor. Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu başkanlığında "Herkes için sporu yeniden düşünmek: bireyin sağlığı, yaşamı ve hayalleri için emsalsiz bir destek" ana temasıyla gerçekleştirilen konferansta 54 ülkenin spordan sorumlu bakanlarının yanı sıra EPAS Danışma Komitesi üyesi UEFA ve FIBA gibi 29 uluslararası spor kuruluşunun ve diğer uluslararası spor kuruluşlarının (IOC, IPC, FIFA, WADA vb.) temsilcileri yer aldı. 3 gün sürecek organizasyonun ilk gününde ikili görüşmelerle bazı toplantılar gerçekleştirildi.




SİYASETİMİZ GENÇ ODAKLI
Bakan Kasapoğlu yaptığı konuşmada, spor diplomasisini önemli bir enstrüman olarak gördüklerini belirtip şunları söyledi: "Birleştirici misyonumuzla geçtiğimiz yıl 164 uluslararası spor organizasyona ev sahipliği yaptık. Devasa bir altyapıya sahibiz. Spor diplomasi alanında yeni pencereler açmak için de 40'ın üzerinde uluslararası spor anlaşmasını bu süreçte gerçekleştirdik. Madalya sayısına yetişemediğimizi göğsümüzü gere gere söylüyorum. Artık bir branşta değil her branşta tepede olan bir Türkiye var. Yeteneklerin tesadüflere bırakıldığı dönemler artık geride kaldı. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde 21 yıllık süreçte spor, sporcu ve genç odaklı bir siyaset anlayışımız var."

İMZALAR BUGÜN ATILACAK
Bakanlar Konferansında, sporda yolsuzluk ile mücadele konusunda uluslararası statüdeki tek anlaşma özelliğinde bulunan "Spor Müsabakalarının Manipülasyonu Üzerine Avrupa Konseyi Sözleşmesi" (Macolin Sözleşmesi) bugün düzenlenecek törenle imzalanacak. Türkiye Cumhuriyeti adına Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Kasapoğlu imzayı atacak.

Derbiyi yabancı hakem yönetsin!

Galatasaray bir haftadır, "Bize operasyon çekiliyor" diyerek, açıklama üstüne açıklama yapıyor. İddialar ve ithamlar çok ağır ve vahim. Varsa ellerinde bir bilgi veya belge savcılığa gitmeliler. En son Erden Timur, "Bu ligi gerekirse oynatmayız" dedi. (-ki bana göre çok yanlış bir açıklama) Bu büyük fırtına ya Galatasaray'ı yutacak ya da nefes aldıracak. Bir diğer gerçek ise takımının hocasından futbolcusuna kadar herkes 'hakem' diyor. Peki TFF ne yapacak? Kulislerdeki iddialara göre Dünya Kupası arasında Merkez Hakem Kurulu'nda bir değişim yaşanacak. Bu değişim muhtemelen hakemlerin içinden olacak. Kimler gidecek kimler kalacak göreceğiz
Gelelim yabancı hakeme... Galatasaray, Beşiktaş ve Fenerbahçe başkanları yabancı hakeme sıcak baktıklarını zaman zaman açıkladılar. 5 Kasım'da Galatasaray-Beşiktaş derbisi var. TFF bu derbi için hem VAR'a hem de sahaya yabancı hakem getirsin. Madem yabancı hakem istiyorlar, herkes bir görsün bu işler nasıl oluyor! Bu hakemlerin maliyeti de iki kulüpten tahsil edilsin. Benimki bir fikir jimnastiği... Ayrıca 'VAR da yabancı olsun' diyorlar... Zaten TFF "Geçiş sürecinde UEFA'ya bağlı ülkelerdeki VAR sertifikasına sahip hakemlerden faydalanılacaktır" açıklamasını yapmıştı. Sahada Türk, VAR'da yabancı olur mu? Olmaz!.. Bunu TFF de biliyor. Görev yapan hakemlerinin hepsinin aynı dili konuşması gerekiyor. 34 kişilik hakem kadrosunda dil bilen kaç hakem var! Derbiyi komple yabancı hakemler yönetsin, görelim bakalım bu yangın sönecek mi!..

İddialar çok büyük! Soruşturma açılmalı

Çok ağır bir toplantıydı. Sözler, ifadeler net ve fazlasıyla keskindi. 'Savaş, kafamızı koyduk, iplikler pazara çıkacak, kurgu var, sabotajın tillahı, bizden korkun, katil' gibi ifadeleri sayın Erden Timur birçok kez söyledi. Daha önce bu kadarını duymamıştım. Bir kere şunu ifade edelim; Galatasaray kendisine karşı Merkez Hakem Kurulu'nun bir operasyon yaptığını ve bunun başında da Murat Ilgaz'ın olduğunu açık açık söylüyor. Ayrıca Fenerbahçe'nin de kayrıldığını net bir şekilde açıkladı Timur. Dün, VAR ile ilgili geniş bir yazı kaleme almıştım. Oradaki temel sorunun kadronun yetersiz ve tecrübesiz olduğuydu. Acil olarak maç yöneten hakemlerin VAR'ın başına geçmesi gerektiğini söylemiştim.

DETAYLI BİR ŞEKİLDE ARAŞTIRILMALI
Erden Timur'un iddiaları ise çok büyük. Yan tarafta detaylarını okuyacaksınız. Bu iddialar için TFF yönetiminin bir komisyon kurup soruşturma açması gerek. Gerçekten bir kurgu var mı? Sezonun 10 haftasını geride bırakırken futboldan kopup bunların gündeme gelmesi insanı bu oyundan da soğutur. Dolayısıyla haksızlık veya kurgu varsa verilerle araştırılması lazım. Timur'un sözlerinin bir kenara atılması doğru olmaz. Galatasaray resmi olarak TFF'ye başvurmalı ve iddiaların araştırılmasını 'resmen' istemelidir.

FUTBOL TAKIMI ZARAR GÖRÜR!
Peki bu iddialar gerçek değilse ne olur? O zaman da sorun olur. Galatasaray Futbol Takımı bundan zarar görür. Geçmişte bu tür iddiaları gündeme getiren tüm kulüplerin saha içi performanslarının düştüğü görülmüştü. Çünkü takım da teknik kadroda da bu süreçten etkileniyor.

YÖNETMENİ KİM ARIYOR!
Timur'un yine en çok dikkatimi çeken bir sözü de yayıncı kuruluş ile olan açıklaması. Yönetmenlerin arandığını, bazı pozisyonların öyle getirildiğini ya da gösterilmediğini ifade etti. Bu da önemli bir iddia... Yayıncı kuruluş, takımlara ve pozisyonlara göre maç izletiyorsa, gerçekten vahim. Vahim diyorum Erden Timur'un sözleri bunlar. Bu konuda da yayıncı kuruluş bir açıklama yapar herhalde!.

YABANCI HAKEMDEN VAZGEÇİN
Galatasaray dün yapılan basın toplantısı itibariyle açık ve net bir şekilde bir savaş başlattı. Erden Timur'un "Kellemizi koyduk" cümlesi bunun net bir göstergesi. Sarıkırmızı takımın "Futbol için adalet" parolasıyla başlattığı mücadele diğer takımlardan ne kadar destek görür bilmem ama sonuçlarını yaşayarak hafta hafta göreceğiz. Teknik direktör Okan Buruk'un sorumluluğu da dün itibarıyla daha da artmıştır. Takımı diri tutmak, iyi futbol ve sonuçlarla ancak mücadeleye destek olabilir. Son olarak yabancı hakem meselesini gündeme getirdi Erden Timur... Ve yabancı hakem istedi. Ben buna hep karşı oldum, yine karşıyım...

VAR meselesine genel bir bakış!

Futbolun endüstriyel bir iş kolu haline dönüşmesi, birer yatırım, para alanı olarak görülen yeşil sahaların, hatalardan mümkün olduğunca uzaklaştırılarak adil bir yapıya dönüştürülmesi zorunluluk olmuştu. Hakemler; bu devasa sektör içerisinde, futbolun en önemli üç faktöründen birisi olarak yerini alırken, yapılan büyük hatalar sonrası Video Yardımcı Hakem Sistemi dünyada hayata geçirildi.. Dünyada bu sistemi kullanan bazı ülkelere bir bakalım: Avusturya, Japonya, Belçika, ABD, Brezilya, Çin, Çek Cumhuriyeti, İngiltere, Fransa, Katar, Almanya, İtalya, Yunanistan, İsrail, Hollanda, Polonya, İspanya, İskoçya, Güney Kore, Portekiz, Meksika, Cezayir ve biz.. Sistem genel olarak yüzde 86 başarı sağlarken en çok tartışma Türkiye'de yaşanıyor. Futbol Federasyonu, artan VAR tepkileri üzerine bugün önce medya ile Riva'da bir araya gelecek. Salı gününe de kulüpler davet edildi. Kötü bir fikir değil, bakıldığı zaman...




Fakat sorunlar çözülür mü? Burası soru işareti işte... TFF yönetimi VAR ile orta hakemleri ayırdı. 11 VAR hakemi var. Özgür Yankaya, Alper Çetin, Alper Ulusoy, Hakan Ceylan, Koray Gençerler, Mustafa Öğretmenoğlu, Bülent Birincioğlu, Serkan Tokat, Özgüç Türkalp, Emre Malok, Erkan Engin... Bu ekip maçlarda görev yapıyor. Yetmiyor tabi.. Bir de tecrübe sorunu devreye girince tuhaf hatalar yaşanıyor. Dolayısıyla sorunun temelinde bu varken VAR sistemini, ofsayt çizgilerini anlatmak dertleri bitirmeyecek. Dünyanın başarılı bir şekilde kullandığı bu sistemde bizde arızalar çıkması enteresan. İnsan ve beyin gücünün devreye girmesi, Süper Lig hakemlerinin de tekrar sisteme dahil olmaları gerek. 11 kişilik ekiple koca bir sezon gitmeyecek. Bu net. Dünya Kupası arasında MHK'de yeni bir operasyon olabilir. Mesala Cüneyt Çakır hocalık da yapsın VAR'da da görev alsın! Sonuç olarak; VAR pek çok ülkede kabul görmüş bir sistem olmasına rağmen ülkemizde dâhil olmak üzere, özellikle taraftarlar, medya, kulüpler tarafından hâlâ tam anlamıyla sindirilemedi. Tartışmalar bitmeyecek.. Dünyada teknolojik gelişmelerin gün gün değiştiği bir hayatta futbola dair daha başka hangi sistemler devreye girer bilinmez ama futbolda ve takım olarak oynanan pek çok spor branşında adalet duygusu ağır basıyor.. Net olan bu!

Artık top Futbol Federasyonu’nda

İlk dakikalardan itibaren aslında oyuncularımızın havası şuydu; maç bitse de gitsek… 2-0 olduktan sonra biraz toparlanır gibi olduk çünkü oyuncular rezil olduklarının farkına vardılar ama iş işten geçmişti. Karşımızdaki rakip, oyun disiplininden hiç taviz vermeden maçı kazanmak için her şeyi yaptı ve sonuca da ulaştı. Bu karşılaşmanın teknik analizini yapmaya gerek yok. Gruptan çıkıp B Ligi'ne yükseldiğimize sevinecek bir halimiz de yoktu. Bu hezimet bizim için daha ağır bir sonuç oldu. Utanç verici… Bu saatten sonra TFF'nin önemli bir karara imza atması gerekiyor. Bu da Kuntz ile devam edip etmeme kararı... Zaten bu maçlar sonrasında yollanacağına dair iddialar gündemdeydi. Her ne kadar Sayın Başkan Mehmet Büyükekşi bu haberleri yalanlasa da bugün itibari ile artık Alman hoca ile çalışmanın pek mümkün olduğunu düşünmüyorum. Bu sonuç sabrı bitirdi. Hele de maçtan sonraki skandal ifadeleri kabul edilemez. Ne demiş? "Hocayı değiştirelim demek kolay. Gerçeklerle yüzleşmemiz lazım. Türk Milli Takımı'nın gerçek durumu bu. Hocayı değiştirerek, şu anki realitenin değişmesini beklemek de pek gerçekçi değil." Evet hoca değiştirmek bir çözüm olmuyor fakat bu skandal yenilgiyi de bu sözlerle açıklayamayız. O zaman Şenol Güneş'in gitmemesi lazımdı ama faturayı ödedi... Yineliyorum TFF bir karar vermek zorunda. Ya Kuntz ile devam ettiğini duyurur ya da yeni bir teknik adamı Avrupa Şampiyonası kuraları öncesi açıklar. Milli Takım'la ilgili de bir heyet kurulmalı. Türk futbolunun önemli isimleri bu heyette olmalı. Onların söylemleri ve fikirleri ile belli yıllara göre A, B ve C planlar ı yapılmalı. Bizi, biz düzlüğe çıkartırız…

Yabancı kuralı değişmeyecek

Daha birkaç gün önce Kulüpler Birliği Vakfı Başkanı Ali Koç, TFF'ye geçmiş olsun ziyaretini yaptığında şöyle diyordu: "Kulüplerimizin içinde bulunduğu ekonomik ortam kulüpten kulübe değişir ama bu sezonun sonunu getirmemiz mümkün gözükmüyor. İnanın büyük küçük takım demiyorum hepimizin nefesi bir yerde kesilecek. Derdimizi her yere anlattık. Ama bir çare bulamadık. Devletimizle beraber bu sorunları çözmeliyiz." Başta 4 büyük takım 49 futbolcu almışlar. Yaklaşık 85 milyon Euro (1.5 milyar TL) harcamışlar. Ve uzun süreli çoğu kontratlar... O rakamlara girersem içinden çıkamam. Sattıkları futbolcular da var. Kimisi artıda kimisi ekside. Sonuçta aldıkça aldılar. 'Oyuncu sattık, parayı kasaya koyduk' deyip durmadılar. Taraftar mutlu. Artık tarifeli değil özel jetlerle geliyorlar. Biri iniyor biri kalkıyor uçakların. Özel bir uçağın maliyeti en az 15 bin Euro (270 bin TL). Para çok!
Rezerv Lig kaldırıldı 5 hafta bitmeden. Çünkü "Çok masraflı, paramız yok" dediler. Şimdi sosyal medyada ve bazı medya organlarında şu algı var: "Herhalde TFF yabancı sayısını serbest bırakacak." Beklenti bu yönde... 8+3 çok sıkıcı geliyor çünkü. Lig başlamış kural değişir mi? Değişmez tabii. TFF'de böyle bir adım atmayacak zaten. 8+3 aynen devam edecek. Gelelim Ali Bey'in sözlerine... Devlet kulüplere çok şey yaptı, kulüpler ülke futbolu için ne yaptı?

Eşik bekçileri göreve!

Sosyal medya hayatımızın kaçınılmaz bir gerçeği artık. Yapılan araştırmalara göre sosyal medyayı en çok boş zamanımızı değerlendirmek (%61), eğlenmek (%57) ve yeni şeyler öğrenmek için (%56) kullanıyoruz. Diğer yüzdeler o kadar gerekli değil. Yine yapılan araştırmalara göre son dönemlerde okuyucular farklı haber sitelerini ziyaret etmek yerine konu çeşitliliği ve zenginliğinin bir arada bulunduğu sosyal medyayı takip etmeyi tercih ediyorlar. Çoğu okuyucu/kullanıcı online haber sitelerine arama motorlarıyla ya da doğrudan erişiyor olsa bile sosyal medyada yer alan öneriler çoğu kişi için vazgeçilmez hale gelmiş durumda. Hal böyle olunca sosyal medyada haber paylaşımı giderek artıyor ve kullanıcıların önemli bir kısmı gündemi sosyal medya uygulamaları üzerinden takip ediyor.

YALANLARI GERÇEK SANMAK!
Haber paylaşımı ile ilgili olarak sosyal medyada editöryal bir kontrolün olmayışı, vatandaş gazetecilerin çoğalmış olması, yoğun reklam içeriği, fotoğraf ve videolarla yapılan çeşitli yanıltıcı eylemler, görüntülerde çarpıtma ya da tahribat, kişilerin görüntülenme ve tıklanma üzerinden gelir kaynağı yaratmak istemeleri sonucu manipülatif haberler türetmekten kaçınmamaları yeni medyada yer alan haberlerin güvenilirlikleri ile ilgili ciddi soru işareti yaratıyor. Geçmiş zamanda bu konuyla ilgili bir sosyal deney de yapılmış... Hazırlanan kurgu bir haberde, bir film festivalinde alınan ve verilen ödüllerden bahsedilmiş..



ABD'Lİ AKTÖR JÜRGEN KLOPP!

Habere göre Liverpool'un ünlü teknik adamı Jürgen Klopp "ABD'li aktör ve enstitünün kurucusu" olarak aktarılırken 42 yıl önce yaşamını yitirmiş olan yönetmen Alfred Hitchcock'un ise Türkiye'den bir kuruma törende ödül verdiği belirtildi. Ve bu haber sosyal medyada yer aldı, sonrasında tanınmış haber siteleri bile haberi yayınladılar. Daha sonra da haberi kaldırdılar. Kurgu olduğunu anlayınca!

GAZETELER YAZDIYSA...
Yine hafta içinde de sosyal medyada Cristiano Ronaldo'nun transferi ile ilgili bomba bir gündem oluşturuldu. 'Oluşturuldu' diyorum çünkü kaynağının güvenilirliği test edilmeden heyecanla kulaktan kulağa bu bilgi yayıldı, televizyon programlarında tartışıldı. Ronaldo'nun Türkiye'de top koşturmasının çok güzel sonuçları olacaktır hem ekonomik hem sosyal açıdan... Bu ayrı bir şey. . Tabii Ronaldo kariyerinin zirvesinde yılda ortalama 25 milyon Euro kazanırken mi bunu yapar ya da gerçekten Fenerbahçe bu parayı verir miydi? Haber enine boyuna binlerce yorumla tartışıldı. İnanmayan bile inanmaya, "Acaba?" demeye başladı. Buna benzer birçok örneği yaşadık, yaşıyoruz. Mesela Falcao sosyal medya baskısıyla transfer edilmişti. Sonuçlarını biliyorsunuz! Gazeteciler, eşik bekçileridir (Süzen, müdahale eden.. Bir anlamda nelerin yayınlanıp, nelerin yayınlanmayacağına karar verme durumu). Sayfalarımıza bastığımız her haberin doğruluğunu teyit etmemiz gerekir; çünkü "Aaa yanlışmış" diyerek silemezsiniz. Onun için sosyal medyadan duyulan her haberin gerçekliğinin mutlaka güvenilir kaynaklardan kontrol edilmesini herkese öneririm! Özetle bir gazete yazmadan haber doğru değildir diyebilirim!.



BATSHUAYİ!
Fenerbahçe'nin Michy Batshuayi transferi büyük tartışma yarattı. Oyuncunun, Beşiktaş tarafından gönderilmesi ve aradan geçen üç ayda sarı-lacivertli takımın bir golcü bulamaması, sonrasında da Batshuayi'nin açıklanması, Fenerbahçe taraftarı tarafından tepki ile karşılandı. Oysa Batshuayi kariyeri parlak bir yıldız. O da yandaki satırlar gibi geçen sezon sosyal medyanın kurbanı oldu. Beşiktaş'a katkı vermesine rağmen (14 gol, 3 asist) attıklarıyla değil atamadıklarıyla gündeme oturdu. Fenerbahçe taraftarı eleştirse de sarı-lacivertli yönetim iyi bir transfer yapmıştır. Batshuayi için de Fenerbahçe, kendini göstermesi adına yeni bir fırsat ama işi kolay değil, çünkü üzerindeki baskı büyük olacak: 1- Gol kaçırmayacak. 2- Beşiktaş'taki performansının üstüne çıkacak, aksi bir durum kendisini de onu alan Fenerbahçe yönetimini de yıpratır.

Sabrın sonu selamet!

Daha ligde 3 hafta bitti ama bakıldığı zaman sanki sonları yaşıyoruz! Sosyal medyanın hayatımıza girmesiyle birlikte kulüpler de pürdikkat takip ediyor. Taraftar acaba ne diyor? Kulüplerin sahipleri elbette taraftar. Ama henüz yolun başındayken gemiler yakılıyor. Mesala Galatasaray...
Yeni bir yönetim işbaşı yaptı. Okan Buruk göreve geldi. 3 maçta 6 puan fena değil. Pozisyona giriyor ama gol atamayan bir G.Saray var. Çok transfer yaptı. Özetle biraz sabır lazım değil mi? Medya 2. haftada oynanan Giresunspor maçı sonrası Başkan Dursun Özbek'in, Okan Buruk'a sahip çıktığı haberlerini yaptı. Hocaya sahip çıkacak ne durum olabilir. Adam 120 dakika maç oynamış. Sanki ligin sonu gelmiş. G.Saray yönetiminin de taraftarının da hocaya sahip çıkması lazım. Ama bunu her an gidecekmiş gibi yaparsanız algı başka bir yere gider.
G.Saray yeni bir takım. Zor maçlar oynuyor. Bu hafta G.Saray, Trabzonspor'a kaybederse, Okan Buruk gidecek mi yani! Ya da G.Saray, Trabzon'u yenerse Buruk kahraman mı olacak? Beşiktaş'ta da benzer bir durum var. Sayın Ahmet Nur Çebi, "Hocamızın arkasındayız" dedi. Hocalar ne şartta olursa olsun eleştirilir. Bizim sorumuz ölçünün tutarsızlığı.



BÜYÜK TAKIMLAR NİYE
KARŞI ÇIKTI!
Maç saatlerinin çok geç olmasının doğurduğu sıkıntıları sayfalarımızda çok defa yazdık. '21.45 maçları 19.15'te de oynanabilir' dedik. Aradan geçen zamanda TFF, bu konuda tam bir adım atmaya karar verdi ki bu sefer de büyük takımlar buna itiraz etmiş. Neyine nasıl-niçin itiraz etmişler anlamadım. 21.45'te oynanan bir maça 20.45-21.00'de çıkmanın itirazı niye? O büyük takımlar, "Havalar çok sıcak, futbolcu sağlığı için maçlar 21.45'te oynanmalı" demiş. O zaman 19.15'te oynayanlar futbolcu değil mi? Aynı risk orada yok mu? Ortada tuhaf bir durum var. Ligde 4 ve 5. haftalar sonrası elbet saatler geriye gelecek ama şehir ve hava şartlarına göre maçlar erken saatlere rahat rahat alınırdı. (Not: Beşiktaş itiraz etmemiş...)

MÜZELERİ GEZMEK LAZIM!
Jesus geniş bir basın toplantısı yaptı. Uzun uzun birçok konuya değindi. Özellikle Beşiktaş ve Galatasaray'ı kast ederek, Türk takımlarının Avrupa'da 3 günde bir maç temposuna alışması gerektiğini söyledi. Portekizli teknik adam, "Büyük takımsanız ligde şampiyon olmalı, Avrupa'da yer almalısınız. 'Küçük takımlar' haftada 1 maç yapıyor. Trabzonspor ve Avrupa'da yarışan diğer takımların 3 günde bir maç oynamaya alışması gerek" dedi. Tercümede bir hata yoksa Beşiktaş ve Galatasaray'ı küçük takım olarak lanse etti sanki. Jesus'un iddiasını ortaya koyması güzel bir şey. Birkaç hafta önce de, "Hedefimiz Türkiye Ligi. Zaten Türk takımlarının Avrupa'da final oynama planları yok" demişti. Aradaki zamanda kazanılan maçlar, iyi sonuçlar fikirleri değiştirebilir. F.Bahçe'nin de bir maç oynadığı yıllar oldu, diğer takımların da. Büyük takımlarımızın müzelerini gezmek lazım. Tarihlerine iyi bakmak gerek. Manchester United'ın da Avrupa'ya gidemediği zamanlar olmuştu!

AVRUPA'NIN ORGANİZASYON MERKEZİ TÜRKİYE
Türkiye hem sporda hem de diğer alanlarda çok önemli uluslararası organizasyonlara imza atıyor. En son Konya, İslami Dayanışma Oyunları'na ev sahipliği yaptı. 56 ülkeden 2 binin üzerinde sporcu yarışırken, kazanan kardeşlik oldu. Avrupa futbolunun bir numaralı organizasyonu olan Şampiyonlar Ligi'nin kuraları da bugün İstanbul'da çekilecek. Dünyanın gözü 10 Haziran 2023'te kupanın havaya kalkacağı Olimpiyat Stadı'nda olurken, Türkiye büyük bir gururu daha yaşayacak.

Her şey Avcı’ya yazar

Kopenhag ile Şampiyonlar Ligi play-off turunda telafisi mümkün ama hiç de kolay olmayan bir rövanş karşılaşmasına çıkacaksınız. Süper Lig'in en iyi takımlarından birine, deplasmana gidiyorsunuz, elbette ilk akla gelen soru; 'Kopenhag'da ikinci yarıda defansı toplayan ve oyunu kuran Bartra'nın ve orta sahanın oyun bozan adamı olan Siopis'in neden Antalyaspor deplasmanında karşılaşmaya ilk 11 başlamadığı!' Kabul edelim şampiyon kadronun iki kanat oyuncusundan biri gitti diğeri uzun süredir sakat. Üstüne bir de Marek Hamsik'in sakatlığı, takımın hücum gücünü çok düşürdü. Onların yerine forma giyenlerin bugüne kadar pek bir şey verdikleri de yok. Antalyaspor, 1-0 yenildikleri Galatasaray maçının aksine ilk yarının hakimi olduğu oyundan iki gol çıkarttı. Teknik direktör Abdullah Avcı'nın devreyi bitmeden yaptığı değişikler elbette geçen sezonki Galatasaray maçını akıllara getirdi. Bardhi'nin iki golüyle beraberliği bulmak mühim ancak Antalyaspor geçiş oyunundan iki gol çıkardı ve son çeyrekte fazlasıyla etkiliydi.

ŞAHİN İÇİN PRESTİJ
Trezeguet'nin
kafası direkten dönmese oyun 3-3 bitebilirdi. Ama 90 dakikanın genelinde riskli ilk 11, kopuk oyun Abdullah Avcı'nın kalesinde 5 gol görmesine sebep oldu. Bu farklı skor, Nuri Şahin için çok prestijli bir galibiyet. Abdullah Avcı'nın takımın yaraları sarmak için sadece üç günü var. Ama çarşamba günü Kopenhag karşılaşmasında işimiz çok zor..

Serdar Dursun King’ten iyi...

Türkiye'ye geldiğinde hedefini Süper Lig şampiyonluğu olarak koyan ve Avrupa'yı ikinci planda tuttuğunu söyleyen Jorge Jesus, Devler Ligi için karşılaştığı Dinamo Kiev'e elenince iki numaralı kupada yoluna davam etti... Portekizli hoca, Çekya'daki 8 bin kişilik statta, toplam kadro değeri 8 milyon Euro kadar olan rakibi karşısında her ne kadar rotasyonlu oyuncularıyla çıksa da dünkü Fenerbahçe'nin Slovacko'yu çok rahat yenmesi gerekirdi. Fenerbahçe turu geçtiği için tabii ki öncelikle mutluyuz... Puan kaybının yaşandığı ligdeki Ümraniye maçının oynandığı gün 10 numaralı formayı törenle alan Arda Güler, sahadaki formasını ise alamadı. Yapılan yıldız transferlere rağmen sarı-lacivertli taraftarların bir numaralı gözbebeği olan Arda, muradına dün erdi. Sert ve kabalık savunma karşında da zorlansa da pas dağıtımında başarılıydı, fizik olarak hazır değildi. Serdar Dursun'un, King'den eksiği yok fazlası var… Kendisinin hazırlayıp, kendisinin attığı golde yeteneğini ve ustalığını gösterdi. Fenerbahçe şu ana kadar beş resmi maç oynadı, bunun dört tanesi Avrupa mücadelesiydi ve bu beş karşılaşmada alınan sadece bir galibiyet var. Dolayısıyla bu rakamlar bize şunu gösteriyor ki Fenerbahçe daha hazır değil, sarı-lacivertlilerin hocası Jesus daha hazır değil. Fakat bu zamanı verebilecek sabır taraftarda var mı derseniz bunun yanıtı 'hayır' olur. Eğer Jesus'un yerinde başka bir teknik direktör olsaydı ve bu istatistiği yakalasaydı çok daha sert eleştiriler alabilirdi.