CANLI
SKOR
Murat Özbostan

Murat Özbostan

Bu futbol için taraftar Dolmabahçe’ye gelsin mi!

Avrupa yenilgisi sonrası milli araya mutlu girmek Beşiktaş için şarttı ama bunu başaramadı.. Attığı penaltı golünün ardından üzerine hiçbir şey koymayan Beşiktaş, maçın uzatmaları olduğunu unutunca bir puana razı oldu.. Madde madde bakalım: 1- Gaziantep, Beşiktaş'ı çok zorladı.. Özellikle Paulista çıktıktan sonra Beşiktaş defansı sıkıntı yaşadı. Okereke defalarca savunmanın arkasına sarktı ve Mert ile burun buruna geldi.. Mert olmasa mağlup bile olabilirdi.. 2- Rafa Silva'nın formu düşmeye başladı.. Sezon başından beri yüksek efor sarfediyor, bir de sürekli tekmeler ile boğuşuyor.. Yıldız futbolcu hem psikolojik hem de fiziksel olarak yorulmuş. Milli ara en çok ona iyi gelecek. 3- Ndour etkisiz.. Ne hücumda var ne savunmada.. Vasat futbolcu.. 4- Beşiktaş ikinci yarı skoru korumak adına çok çekildi.. Yoruldu da.. Gaziantep merkezi güle oynaya geçti ve sıkıntı yarattı.. Kulübe çok güzel izledi.. Yani Can Bronckhorst!.. 5- Hollandalı teknik adam, Muçi'den vazgeçmiyor.. İstanbul'daki Avrupa maçında ıslıklandığı için sahip çıktığı oyuncuyu dün de 11'de oynattı. Bu taraftara bir mesajdı!.. 6- İmmobile gollerine devam ediyor.. Ama o da Rafa Silva gibi yoruldu ve oyundan alındı.. 7- Semih'e ısrarla şans vermiyor Hollandalı.. Arda Güler olayı gibi sanki.. İsmail Kartal ve Jesus da "Oyuncuyu koruyoruz" diyerek oynatmazlardı.. Medya da sürekli sorardı! Şimdi de Hollandalı teknik adam, "Ben onunla konuştum.. Nedenini biliyor" diyor.. Semih olayı hocanın başını ağrıtacak.. Benden yazması! Kafayı takmış çocuğa.. Sonuç: Beşiktaş lige müthiş girdi ama aşağı doğru yol almaya başladı.. Kadro yetersiz.. Yapılan değişiklikler işe yaramıyor.. Kulübede iyi adamlar var ama Van Bronckhorst yüzlerine bakmıyor.. Şimdi taraftar da "Hocam biz bu futbolu izlemek için stada gelmeyiz zaten" dese ne olacak!

Maçı Osimhen üzerinden analiz etmek

Letonya temsilcisi Rigas Skola'dan 1 puan almak Galatasaray için tartışılması gereken bir olaydır. 2 yıldır üst üste Galatasaray'ı şampiyon yapan Okan Buruk'un da hedefteki kişi olması normaldir. Bir hafta kahraman olursunuz, bir hafta yerden yere vurulursunuz. Okan Buruk böyle bir maçta bile diyor ki "Osimhen'i aradık. Onunla birlikte çözüm üretebiliyoruz. Bize yakışmadı." Korkunç bir açıklama… Skola'nın eti ne budu ne ki Galatasaray, Osimhen'i aramış. Ya da böyle bir maçın sonucuna dair eksiklerden bahsetmek mantıklı mı! G.Saray Teknik Direktörü bahane değil çözüm üretmelidir. Gerçek olan bu. Ayaklar yere basmıyor. Sanki her şey bitti. Evet şu an lider Galatasaray ama bu gidişat hiç de pozitif görünmüyor. Okan Hoca ligi bitiremezse şaşırmam! Bu satıra dikkat.




İCARDİ NEREYE KOŞUYOR!
Bakın enteresan bir rakam, Rigas Skola maçta topa yüzde 24 sahip oluyor. Ikaunieks'in topla buluşma sayısı 58… Galatasaray, yüzde 76 topla oynuyor. İcardi, sıfır isabetli şutla maçı tamamlıyor ve 26 defa topla buluşuyor. Şimdi Mauro İcardi'ye iki çift laf edersek dayak yiyoruz. İyi de adamın fiziki gücü yok. İstatistikleri berbat, takımını 10 kişi oynatmış. Suçlu kim? Ona sürekli izin veren Galatasaray mı? Bir şeyler yanlış gidiyor. Gerçek olan bu!

AYDIN SONRASI DÜDÜKLER NASIL ÇALACAK!
Gelelim hakem olaylarına. Antalyaspor- Fenerbahçe maçının 32 yaşındaki hakemi Cihan Aydın, FIFA listesinden yılın bitmesine 3 ay kala çıkarıldı. TFF, bu listeleri her aralık ayında FIFA'ya yollayıp onay alıyor. Sonra yeni yıldan itibaren TFF'nin FIFA hakem listesi açıklanıyor. Aydın, alınan karardan dolayı illa ki çok üzgündür. Sonuçta iddia ne?



Fenerbahçe şikâyet etti, Aydın da listeden bir ceza gibi çıkarıldı. Mehmet Türkmen listeye dahil edildi. Mourinho'nun tebrik edip, 'Çok güzel bir hakem' dediği isim. Asıl önemli nokta bundan sonra ne olacak? Mesela her büyük takımın maçında ya da bir Fenerbahçe maçında hata yapan bir hakem ceza mı alacak, açığa mı çıkacak ya da FIFA listesinde ise devre dışı mı kalacak! Böyle bir ortamda kimse düdük çalmak istemez, topa girmeyi artık hiç istemez. Her şeyi VAR yapsın der. Yabancı hakem bana da mantıklı gelmeye başladı. Fenerbahçe de istiyor. Diğer kulüplerin de sıcak bakacağına inanıyorum. VAR odasının yabancılara teslim edilmesi önümüzdeki süreçte daha iyi olacaktır.

'BEĞENMEYEN GELMESİN' LAFINI DOĞRU BULMADIM
Bir teknik adamın futbolcusuna sahip çıkması çok doğru bir yaklaşım. Beşiktaş Teknik Direktörü Giovanni van Bronckhorst, Muçi ve Ersin'i ıslıklayan siyah-beyazlı taraftarlara sitem etti ve dedi ki, "Bu maçı kaybettik ama iyi oynadık. Beni ıslıklayabilirler. Taraftarımızı seviyorum. Oyuncularımızın bugün en iyi performansımızı vermediğini düşünen varsa, tekrar stadyuma gelmesin."



Hollandalı teknik adam da biliyor ki futboldaki en önemli şey skor. İstediğiniz kadar iyi oynayın, tabelaya yansımıyorsa o zaman ıslık ya da protesto olur. Beşiktaş sadece ligde oynayacak bir takım değil. Eğer öyleyse, o zaman Avrupa ligine katılmayın. Futbol için olumlu şeyler yazılabilir. Ama iki maçta 7 gol yiyip son sıraya demir attıysanız da olmaz. Hele de taraftara 'Beğenmeyen gelmesin' demek naif bir yaklaşım değil, bir resttir. Yarın bir-iki kötü sonuç olursa oraya gelen 40 bin kişinin hedefi siz olursunuz.

VAR’daki sorunlar çözülmeli, gol çizgisi teknolojisi gelmeli

G.Saray'ın puan kaybettiği, F.Bahçe'nin kazandığı haftada Beşiktaş için 3 puandan başka bir seçenek yoktu. İlk yarı siyah, ikinci yarı beyaz… Formasındaki renkler gibi maçın özeti de buydu. Kayseri, Beşiktaş'a ilk 45 dakika boyunca iyi baskı uyguladı, fazla da top göstermedi. İkinci devre Beşiktaş kaliteli ayaklarının devreye girmesi, Kayseri'nin de yaptığı hatalar ile 3 golle kazandı. Masuaku cezalı, Svensson ve Onur da hasta olunca Van Bronckhorst sistemde ciddi bir değişikliğe gitti ve 3-4-2-1 oynattı takımı. Genel olarak bakarsak Beşiktaş'ın son 3 maçına, Eyüpspor 4-2-3-1, Ajax 4-3-3, Kayseri de biraz önce ifade ettiğim gibi oldu. Hollandalı hoca, kadro dışı bıraktığı Muçi'yi sol kenarda tercih etti. Arnavut futbolcu yine yoktu… Beşiktaş hep sağdan şansını denedi. Muçi'den vazgeçemeyen Van Bronckhorst, Semih'i ise geldiği günden beri gözden çıkardı. Neden? 5 maçtır yedek soyunduruyor… Ve bunu ısrarla yapıyor. Açıkçası Semih'in performansını aşağı çeken hoca olduğunu söyleyebiliriz. Yine Ajax maçında millete saç baş yolduran, herkesi çıldırtan, "Bu adamı bir an önce gönderin" dedirten Onana'yı da ikinci yarıda oyuna aldı. Ya Türkiye'deki Beşiktaş gündemini takip etmiyor ya da inadına yapıyor Van Bronckhorst! Önce Hollanda'ya gitmek, sonra oradaki farklı sonuç ile hezimet, arkasından Kayseri deplasmanı… Bakıldığı zaman bu zorlu şartlarda kazanmak önemliydi. Gelelim asıl konumuza. Sezon başından beri hakem skandalları bitmek bilmiyor. Özellikle de VAR odasındaki hatalar… Her maçta bir şey var tartışılacak. Atilla Karaoğlan, çok kötü bir maç çıkardı. Ona yardımcı olması gereken VAR da yine hayal kırıklığı yaratan unsurlardan biriydi. İmmobile'nin düşürülüşünü herhalde kare kare bütün Türkiye'nin izlediği gibi VAR'daki Emre Kargın da takip etmiştir ama ne Karaoğlan ne de VAR'daki Kargın gördü.Ö zetle yine hakemlerin, futbolseverleri çıldırttığı bir maç izledik. Gelin yol yakınken yabancı hakem işini tekrar gündeme alın. Özellikle VAR odasında. Çünkü bu iş böyle gitmeyecek. Belli ki MHK elindeki kadroyla bu işi çözemiyor. Bir diğer yapılması gereken de TFF'nin gol çizgisi teknolojisi acilen Türkiye'ye getirmesi (Kale arkaları öncelikli olarak, sahanın farklı yerlerine yerleştirilen yüksek çözünürlüklü 14 kamera ile çalışan sistem, topun kale çizgisini geçip geçmediğini, yani gol olup olmadığını milimetrik olarak hesaplıyor). Haftalar ilerleyecek. Düşenler, zirve yarışı, Avrupa potası… Bir topun çizgiyi geçip geçmemesinin tartışması takımların kaderini belirler. TFF acilen bu sorunları çözmek zorundadır.

‘Küçük dilimizi yuttuk!’ Övgüsü bozulmasın!

TFF ile Kulüpler Birliği önceki gün Riva'da bir araya geldi. 5 saat boyunca TFF'nin ilgili kurumları sunumlar yaptı. Özellikle MHK'nin sunumu çok beğenilmiş. Yani hakemlerden şikâyetçi olan takımlarımız, MHK'ya olan güvenlerini ifade etmişler. Bu güzel bir şey. Bundan sonra özellikle önemli maçlardan önce atanan hakemlerle ilgili demeçler de verilmeyecekmiş... Bu kararı da alkışlıyorum. Tabi toplantıya Beşiktaş Başkanı Hasan Arat, Galatasaray Başkanı Dursun Özbek ve Trabzonspor Başkanı Ertuğrul Doğan katılmadı.. Bu 5 saat sonunda Kulüpler Birliği Vakfı ve Fenerbahçe Başkanı Ali Koç, "Kendileri bunu açıklayacaktır ama kısacası küçük dilimizi yuttuk diyebiliriz bu konuda. Kendi çektikleri fotoğrafı anlattılar, biz de çok etkilendik o fotoğraftan" dedi. Özetle Kulüpler Birliği çok mutlu ayrılmış Riva'dan.. Bunlar futbol ailesi adına güzel şeyler ama filmi biraz geriye sarıp, yıl 2022 ve 2023'e gittim, baktım, okudum, izledim!.. Mehmet Büyükekşi ve yönetimi için de Ali Koç ve kulüpler övgü dolu ifadeler kullanmıştı. Özellikle birlik başkanı olarak Koç geçmiş yönetimi övmüştü.. Arşivlerde hepsi var. Sonrası tufan zaten.. TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu ile yönetimi bugün övgü alır ama yarın ne olur belli olmaz! Bakalım neler yaşayacağız...

TRANSFER DÖNEMİ BİTTİ KULÜPLER SIKINTIDA!
Transfer döneminin bitmesiyle birlikte takımların bütçeleri, gelir durumları akıllara geldi. Yine sözü Birlik Başkanı Ali Bey'e verelim: "Ekonomi konusunda futbol büyük sıkıntıda. Son 5 yılda Türk futbolunda neler yaşandı, nereden nereye geldik, bu konuların üzerinden geçtik ve kulüplerin hazırladığı 5 yıllık yol haritasını federasyonumuzla paylaştık. Yayın ve Spor Toto gelirlerinin düşmesi, kurun bu kadar çıkması, enflasyonun bu kadar artması, Kovid... Bunların hiçbiri kulüplerin sorumluluğunda olan şeyler değil ama en çok kulüpleri etkiliyor."




Yani "Bizim suçumuz yok" diyor. Peki durum bu kadar vahimse neden 5 milyar TL'lik (Oyuncu ve bonservis bedelleri ile birlikte) transfer yaptı 4 büyük takım. Durum bu kadar vahimse tonla bonservis bedeli ödenen futbolcular, neden bedavaya yollandı? Durum bu kadar vahimse 10 milyon Euro, 15 milyon Euro gibi uçuk kaçık rakamlar nasıl ödeniyor futbolcu ya da teknik adamlara. Durum bu kadar kötüyse sokağa dökülen paraların hesabı neden verilmiyor? Transfer döneminde maddi zorluklar neden hiç gündeme gelmiyor? Sonra futbol büyük sıkıntıda… Sıkıntıyı yapan sizsiniz zaten! O zaman devlet olmadan da siz çözün. Sürekli devlete sarılmayın!

VAR varsa hakem evden de yönetebilir!

Galatasaray'ın Fenerbahçe'yi yenmesinin ardından Beşiktaş'ın alacağı sonuç önemliydi.. Siyah-beyazlı takımın Trabzonspor'un ardından bir kayıp daha hem de sahasında yaşaması baş ağrıtırdı... İşte bu nedenle Beşiktaş kazanmak zorundaydı ve bunu zor da olsa başardı.. Özetle zor ama iyi bir gal-i biyet aldı. Hem oyuncular hem tribünler stres yaşadı.. Eyüpspor topa sahip olduğu her dakikada etkili oldu, pozisyonlar buldu.. Futbol oynamak istedi.. Oyunu çirkinleştirmedi.. Ligin en güzel maçlarından biri oldu.. Son vuruşlarında Eyüp, karşısında Mert Günok'u buldu.. Milli kaleci maçın kaderini belirleyen isim oldu.. Penaltı pozisyonunda ise şanssızdı.. Ne olursa olsun maçın yıldızı da Mert'ti.. Ve inadına pozisyonu kovalayıp penaltı yaptıran Semih.. Beşiktaş'ta son haftalarda birazcık düşüş var. Nedenleri; biraz erken form tutmak, biraz kadro genişliğinin rakipleri kadar iyi olmaması.. Hollandalı teknik adam Giovanni van Bronckhorst ligin dışında bir de Avrupa serüvenine başlayacak bu hafta.. Bu kadro ile fazla rotasyon yapamayacak.. Dün gece mesela hep Rashica tarafından gitmeye çalıştı.. Diğer kanat yoktu. Beşiktaş'ın tartışmasız en büyük starı Rafa Silva.. Bir gerçek var ki oyuncuya karşı rakipleri çok acımasız.. Bu da Silva'yı etkilemeye başladı.. Bir sakatlık yaşasa Beşiktaş'ın işi zor!. Telafi edecek futbolcusu yok.. Maçın hakemi Zorbay Küçük.. İki penaltıyı da VAR ile verdi.. 102 dakika maç oynattı.. Oysa yakındı, görebilirdi pozisyonları.. Maçı yönetmesi için de bu durumda stada gelmesine gerek yoktu.. Evden de düdük çalabilirdi.. VAR olmasa ne olacaktı? Hakemler sırtlarını tamamen VAR odasına dayamışlar..

Toplumu germeyin

Bir gün önce Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, TFF heyetini kabul ederken çok önemli açıklamalar yaptı. Üzerinde futbolun her paydaşının durması ve düşünmesi gereken sözlerdi bunlar: "Yaş, cinsiyet, sosyal statü, siyasi görüş fark etmeksizin futbolu, insanımızı buluşturan geniş bir ortak payda, kaynaştırıcı bir güç olarak görüyoruz. Bu yüzden TFF'nin, futbolun başka pek az dalda bulunan bu gücünü milletimizin lehine artırmasını bekliyoruz. Esasen bu beklenti, milletimizin tamamında mevcuttur. Milletimiz bizden gerginliği, kısır çatışmaları değil kardeşliği, dostluğu, adil yönetim anlayışını ve her anlamda kaliteli futbolu teşvik etmemizi bekliyor. Özetle olumlu iklimin tesis edilmesini arzu ediyor." Özellikle de bugünkü Fenerbahçe- Galatasaray maçı öncesi daha önemli oldu bu satırlar. F.Bahçe ve G.Saray, 401. kez karşı karşıya gelecekler. Kaos, kavga, gerilim ne derseniz deyin bunlardan uzak bir derbi hayal ediyor insan.. Ama benim başka hayallerim de var.. Bir kaçını yazayım:


Eski bir fotoğraf karesi. Ezeli rekabetin, ebedi dostluğun hafızalara kazınan bir simgesi... Efendiliğin, dürüstlüğün ve centilmenliğin iki temsilcisi... Metin Oktay ile Lefter Küçükandonyadis'in geçmişten geleceğe, futbola dair söylemek istediği çok şey var...

1- Ali Koç, Dursun Özbek ve yönetimini karşılamalı, taraflar maç öncesi aynı masada yemek yiyip sohbet etmeli..
2- TFF Başkanı İbahim Hacıosmanoğlu maça gitmeli.. Protokolde bir yanında Koç diğer yanında Özbek oturmalı.. Bu fotoğraf çok kıymetli...
3- Dünya starı, VIP hoca Jose Mourinho, Türkiye'de ligde destan yazan Okan Buruk'a maç öncesi bir çiçek verip, kucaklamalı..
4- İki takım futbolcuları sarmaş dolaş olmalı.. Maç sonu da birbirlerine formaları vererek kol kola sahadan ayrılmalı..
Neden olmasın, çok zor şeyler yazmadım.. Megaloman değilim. Daha ligin başındayız.. İki takım da dünya para harcadılar.. Bu kadar pahalı kadrolardan insan kaliteli oyun bekliyor. Bu hem Fenerbahçe hem de Galatasaray'ın görevi.. Özetle insanları germeyin artık.. Bakın Cumhurbaşkanımız net bir mesaj vermiş..
Gelelim maça.. Lig yeni başladı.. F.Bahçe Kadıköy'de kaybederse Mourinho'nun karizması sarsılabilir.. Fakat F.Bahçe taraftarı Portekizli hocanın fark yaratmasını bekler, bekleyecek. Galatasaray zaten sıkıntılı, çok sorunu var. Yenilirse başı ağrır.. Yani iki takım da kaybetmeyi asla istemez bu gece.. Fiyakaları bozulsun istemez.. Sonucu şampiyonu belirlemez bu derbinin ama iki takımın da geleceğine yön verir.. Ama iyi futbolu, kaliteli mücadeleyi Avrupa konuşur.. Siz de kendinize yakışanı yapın..


YAPAY ZEKA NE DEDİ?
Merak ettim, derbiyi yapay zekaya sordum. İşte aldığım yanıt: Bir tahminde bulunmam mümkün değil. Sonuca etki eden birçok faktör oluyor bu iki takımın maçında. Önereceğim şey: Maçın keyfini çıkar.

Şampiyonluk Anadolu’dan geçmiyor!

Türk futbolunda Anadolu kulüpleri ile Fenerbahçe, Beşiktaş ve Galatasaray arasındaki makas açıldı. Eskiden Anadolu takımları büyük rakiplerine karşı aslanlar gibi mücadele eder, sahada savaşırdı. Gündem olup, manşetleri süslerlerdi. Bugün gelinen noktada ekonomik olarak arada o kadar büyük bir uçurum var ki, geçmişte sergiledikleri performansı ortaya koyamıyorlar. Tabi bunun en önemli nedeni biraz önce de ifade ettiğim gibi ekonomik. Bugün G.Saray, Beşiktaş ve Fenerbahçe'nin değeri 655 milyon Euro... Yani 25 milyar TL! Bir yanda dünya yıldızlarına (İcardi, Dzeko, Osimhen, En-Nesyri, Rafa Silva, Immobile gibi ) senelik 10 milyon Euro para veren büyük takımlar, diğer tarafta transfer tahtaları bile açılmayan kulüpler... Bugün Süper Lig'de transfer yasağı olan 4-5 takım var. Lig başladı; Galatasaray çok farklı sonuçlar alıyor, Fenerbahçe güle oynaya kazanıyor, Beşiktaş yine aynı şekilde... Fenerbahçe; Adana Demir, Rize, Alanya ve Kasımpaşa'yı yenmiş. Galatasaray; Hatay, Konya, Adana Demir, Ç.Rize ve G.Antep'e fark yapmış. Beşiktaş; Samsun, Antalya ve Sivas'ı geçmiş. Goller havada uçuşmuş. Her maç sonrası yenilen hocalar rakiplerinin ne kadar güçlü olduklarını anlatıyor.

AVRUPA'YA GİDİLİNCE HİÇBİR BAŞARI YOK
Eskiden Anadolu takımlarının evleri büyük kulüpler için bir kâbustu. Hatırlarsınız Ankara'da 19 Mayıs Stadı vardı. Orada Gençlerbirliği, Ankaragücü efsaneydi. Kolay mıydı puan almak! Yine Kayserispor, Samsun, Gaziantep, Kocaelispor, Malatya aklıma gelenler. Ne oldu şimdi, sanki yenilmek fark yemek kaderleri gibi olmuş. Sonra da ortaya ne kaliteli futbol çıkıyor ne de bir mücadele… Türkiye'de hava atıp, güle oynaya kazanan büyükler Avrupa'da zorlanıyorlar, resmen dökülüyorlar. Bakın Şampiyonlar Ligi başladı hem de yeni formatıyla, Türkiye'den bir takım yok ve bunu kimse konuşmuyor. Niye yokuz! Bunun muhasebesini yapan oldu mu! Bizdeki ligde kalite düşük olunca, Avrupalı rakipleri karşısında tökezleyen büyük takımlar şampiyon olup bunun mutluluğunun tadını yaşayacaklar, hepsi bu. Bakalım Avrupa Ligi'nde ne olacak? Yoksa Süper Lig için büyük transferler yapmaya gerek yok. Niye bu kadar para harcıyorsunuz. Aranızdaki maçlarda illaki biri kazanır biri kaybeder. Yani anlaşın, boşuna para dökmeyin sokağa.

KULÜPLER BİRLİĞİ NE İŞ YAPIYOR ACABA!
Süper Lig'in markası böyle değer kazanmaz... Kulüpler Birliği var mesela... Görevi ne, ne iş yapıyor bilinmiyor. Arada bir toplanıyorlar, ortak bir sorun varsa ki genelde bu buluşma hep para meselesi üzerine oluyor. Sonra çıkıp bize markadan bahsediyorlar. Anadolu takımlarının ekonomisi için ne yaptınız? Bir projeniz var mı? Yok, öyle bir vizyonları da yok.

Beşiktaş, Trabzonspor kadar savaşmadı!

Beşiktaş 2 puan kaybetti, Trabzonspor 1 puan aldı.. Herhalde maçı böyle özetlemek lazım.. Şenol Güneş'in gelişiyle yeni bir sayfa açan bordo-mavili takım tribünlerin de desteğiyle Beşiktaş'ı adeta ısırarak maça başladı.. Ta ki Visca atılana kadar.. İşte sonrası neredeyse uzatmalarla birlikte 90 dakika 10 kişi oynayan Trabzonspor mücadele etti, savaştı ve Uğurcan ile de 1 puanı aldı.. Altın gibi bir puandı bu.. Maç sonu yaşanan coşku da bunun bir göstergesiydi.. 10 kişi kalan rakibi karşısında ise 2 puanı kaybeden Beşiktaş oldu.. Bu fırsatı kaçırmamalıydı.. Bu maçın adamı tabi ki Uğurcan.. Kadere bakın ki geçen sezonun sonu ile birlikte takımdan ayrılmayı düşünen milli kaleci, Trabzonspor'un bu sezonki starı, en büyük transferi oldu.. Trabzonspor 13 transfer yaptı ama Uğurcan gibi bir yıldız alamamış.. Maçı, maçları kurtaracak bir adam.. Yoksa bu takım Avrupa'dan da elenmezdi.. Arkasına büyük bir rüzgâr alan Beşiktaş için bir mola oldu bu maç.. Hollandalı teknik adam Giovanni van Bronckhorst daha doğru hamleler yapsa skoru da bulabilirdi.. Oyuncu değişiklikleri işe yaramadı.. Yaramadığı gibi de geriye gitti takım.. Muçi ve Onur'un girişi Beşiktaş'ı olumsuz etkiledi.. Mesela Hollandalı hoca neden Can Keleş'i hiç düşünmüyor.. Eğer maç 11'e 11 oynansaydı ne olurdu? Bu zor bir soru ama.. Sahada daha çok koşan, savaşan ve mücadele eden bir ekip olarak Trabzonspor 3 puanı alabilirdi..

ABD için küfür değil destek lazım!

A Milli Takım, Galler ve İzlanda karşısında siyahla beyaz kadar farklı iki maç oynadı... Teknik Direktör Montella, 0-0 biten ilk maç sonrası yerden yere vurulup, hakaretlere maruz kaldı. Eleştiri artık farklı bir şey olmuş. Hakaret etmek eleştiri olamaz! Galler karşısında alınan sonuçla canımız sıkıldı, kaygı duyduk. Ama bu milli takım bizim. Başarılı olmasını herkes istiyor. İzlanda karşısındaysa 'İşte bu' dediğimiz bir oyun oynandı. İki gün önce sövenler bu kez övgüler düzdü. Dedim ya siyahla beyaz gibi, ortası yok... TFF yönetimi, sonuna kadar teknik adamın yanında olmalıdır. Başkan İbrahim Hacıosmanoğlu'nun "Montella ile Dünya Kupası'na ABD'ye gideceğiz" söylemi yerinde ve tam da zamanındadır.

MOURİNHO, BEŞİKTAŞ'I HESABA KATMIYOR MU!
Jose Mourinho gibi büyük bir teknik adamın ülkemize gelmesi şüphesiz ki başta F.Bahçe camiası olmak üzere herkesi mutlu etti. F.Bahçe maç fazlasıyla da olsa lider. Büyük oyuncular aldı. 60 milyon Euro para harcadı.. Yani her şey tıkır tıkır işliyor. Fakat Mourinho'nun her konuşmasında G.Saray var. G.Saray'ı yıpratmak için farklı gündemler oluşturmaya çalışıyor. Sahayı, futbolu, Türkiye'yi konuşuyor ama illa ki araya G.Saray'ı özellikle de Okan Buruk'u katıyor. Neler demiş şu ana kadar bir hatırlayalım: 1- Galatasaray'ın ilk maçındaki hakemi de gördüm. Siyah ile beyaz gibiydi. 2- Okan Buruk, 4 metre sahaya girdiğinde kart görmüyor. Ama bana hemen gösteriyorlar. 3- G.Saray'a farklı bir bakış var (torpilli demek istiyor) 4- Osimhen kendini yere çok atardı (G.Saray'ın bomba transferi). Psikolojik baskı kuruyor Portekizli teknik adam. Aslında işin özeti bu. Peki bu işe yarar mı? Yaramaz… Sadece gündem değişir. Fenerbahçe teknik direktörünün, G.Saray'ı hedef yapması şampiyonluk yolunda artı bir şey kazandırmaz. Ki Beşiktaş unutulmuş mu? Beşiktaş mesala Mourinho'nun gündeminde yok! Fenerbahçe'nin tek rakibi G.Saray mı? Şu görüntüye ve kalan haftalara bakılırsa ligin favorisi de Beşiktaş..

ZAHA GELMESEYDİ KEREM GİTMEZDİ
Gelelim G.Saray'a… Elindeki en iyi futbolcusu Kerem Aktürkoğlu'nu sattı. Milli takımdaki performansıyla da her Galatasaraylı, "Kerem'i keşke satmasaydık" demeye başladı… Fakat bilinmesi gereken bir şey var. Kerem, Galatasaray'dan ayrıldı, G.Saray Kerem'den değil. Eğer o Zaha transferi geçen sezon olmasaydı bugün Kerem de gitmezdi, birçok şey de yaşanmazdı. Zaha'nın transferi Galatasaray'a maddi ve manevi büyük zarar verdi. Bunu böyle analiz etmek lazım.

Avrupa’nın dışında kalmak bize yakışmaz!

Türk futbolu bir dönüm noktasında. Avrupa'da gruplara kalmak hayati bir önem taşıyor. Bunu hesaba katan ve tehlikenin farkına varan Futbol Federasyonu, Galatasaray, Trabzonspor ve Başakşehir'in lig maçlarını erteledi. Beşiktaş ise haftayı zaten 'bay' geçiyor. İlk maçlara dönersek istediğimiz sonuçları alamadık. İsviçreliler karşısında çok zorlandık. Ülke puan sıralamasında Çekya 36.850 ile 9. sırada. Türkiye ise 35.600 puanla 10. sırada yer alıyor.. Şimdi önümüzde çok kritik bir hafta bizi bekliyor.. Galatasaray kazanıp Devler Ligi'nin kapısını yüzde 99 değil 100 açmalı. Ama Galatasaray'da konular da dertler de bitmiyor. Şimdi de bir Kerem Aktürkoğlu krizi çıktı. Bir kulüp düşünün sürekli dış değil iç sorunlarıyla uğraşıyor. Alındıysa alındı kaptanlıktan.. Böyle olunca kendisinin neredeyse 5'te biri bütçeye sahip Young Boys'tan adeta dayak yiyor. Trabzonspor da kendi içinde huzur arayan aynı durumdaki bir başka takım.. Bordo-mavili takım Avrupa Ligi'ne havlu attı.. Şimdi ilk maç St Gallen ile 0-0 bitti. Trabzon'un da rakibini paramparça etmesi lazım. Beşiktaş fırsatı elinden kaçırdı. İstanbul'da sonuca gidecek elbette. Başakşehir ilk beraberliğini yaşadı. Özetle 4 takım da kazanıp ülkemizi temsil etmeye devam etmeli. Devletimiz de altyapı ve tesisler bakımından amatörden futbola bütün kulüplerimize her türlü desteği veriyor. Dev bütçelere sahip olan kulüplerimiz aklını başına almalı. Avrupa sahnesinin dışında kalmak Türk futboluna yakışmaz…