CANLI
SKOR
Murat Özbostan

Murat Özbostan

Keşke sezon başında bu karar alınsaydı

Türkiye'de uzun zamandır kangren haline gelen hakem meselesi dönüp dolaşıp başa sarıyor. Sezon başından beri özellikle VAR'da yaşanan hataların ardından hem bu sütunlarda hem de A Spor'da yabancı VAR hakemlerinin görev yapması gerektiğini defalarca söyledim ve yazdım. Fakat TFF, bu konuda geri adım atmayacağını ve Türk hakemlerine sonuna kadar güvendiklerini her fırsatta beyan etti. Gelin görün ki ne hatalar bitti ne de yaşanan skandallar… O kadar karmaşık bir hale geldi ki kulüpler sırayla "Yabancı hakem istiyoruz" diye açıklama yapmaya başladı. Bu karar sezon başında alınsaydı belki de bugün bu kadar büyük bir kaos ortamı oluşmayacaktı. Şu anki Futbol Federasyonu, eski TFF yönetiminin bir devamı olmamak adına belki de yabancı VAR'a uzun süre direndi. Dört büyük kulüp ortak bir noktada buluşurken en çok Fenerbahçe yabancıların gelmesini istiyordu ve Türk futbolunda yabancı hakemler tekrar devreye giriyor. Şimdi kaos bitecek mi? Merak edilen soru bu. Elbette yine tartışmalar devam eder. Ama kulüpleri yöneten başkanların maçlardan sonraki bahanelerinin odak noktasında belki hakemler ikinci sıraya düşer… TFF'ye tavsiyem şu; geçen sene ülkemizde görev yapmış İtalyan, Portekizli, Hollandalı, Alman, İspanyol hakemlerle irtibata geçip şartlarımızı ve koşullarımızı bilen isimlerle devam etmek. Yeni isimlere gerek yok. Tabi en iyilerini getirecekseniz ona bir şey diyemem... Karar yarın açıklanır. Zaten pazar gecesi A Spor'daki yayınımda yabancı VAR kararını TFF'nin aldığını kamuoyuna ifade etmiştim. Hayırlı olsun.

Atama yapay zekada onay Danışma Kurulu’nda

Geride kalan yıl, futbolda en çok hakemler konuşuldu... Kulüplere bakarsak, yanlışı yapan hep hakemler ve bu yüzden hep şikâyetçiler... Mutlu olan yok... Aslında yıllardır durum aynı… Türkiye Futbol Federasyonu, radikal bir karar alarak, "Buyrun, hakemleri de yönetin, atamaları da yapın" dedi ve topu Kulüpler Birliği'ne attı. Kulüpler Birliği konuyu analiz etti. Başkan Ali Koç, "Biz bu işi destekliyoruz" dedi. MHK Başkanı Ferhat Gündoğdu, "Hakemlik şirketi" açıklaması sırasında "Şirket için yasal mevzuat değişikliği yapılana kadar bir Danışma Kurulu" oluşturulacağını söyledi. Peki bu sistem nedir? Gerçekten tüm kulüpler destekliyor mu? Bu Danışma Kurulu'nun hukuki gerçekliği var mı? Attıkları imzalar kabul olacak mı? Yarın birgün bir Süper Lig takımı ya da başka bir takım mahkemeye giderse ne olacak? Oldukça fazla soru var. Zaten kamuoyuna yeteri kadar bilgilendirme yapılmadı.
Özeti şu; TFF yönetimi "Biz artık bıktık... Alın topu siz oynayın" diyerek özellikle 4 büyük takıma hakem yönetimleri için "Artık ağlamayın" mesajı verdi. Hedef, ligin 20. haftası itibariyle bu Danışma Kurulu'nu hayata geçirmek.



4 BÜYÜK TAKIM NE DÜŞÜNÜYOR?
ŞİMDİ GELELİM 4 BÜYÜK TAKIMA…
SIRASIYLA GİDELİM:
FENERBAHÇE: Sisteme sonuna kadar destek veriyor. Yani 'Hakemlerin atamalarını, yönetimlerini bu kurul yapsın' diyor.
GALATASARAY: İşin aceleye gelmesini istemiyor. 'Yangından mal kaçırır gibi niye bir operasyon yapılıyor' görüşünde. Bu sezon bu sistemi istemiyor. Yeni sezonla birlikte başlamasından yana.
BEŞİKTAŞ: Daha başkan Serdal Adalı çok yeni. Dolayısıyla geçen günkü toplantıya Adalı sadece kısa bir süreliğine, mevkidaşlarıyla tanışmak adına katıldı. Şu an için Beşiktaş'ın konuyla ilgili olumlu ya da olumsuz bir tavrı yok. Çünkü önünde çok daha önemli meseleleri var. Futbol takımı birinci sırada.
TRABZONSPOR: Bu MHK'nın istifa etmesini istiyor. 'Bu başkan (Ferhat Gündoğdu) ve MHK varken biz yokuz' açıklamasını yapmasının yanı sıra net tavrını geçen gün yapılan toplantıda Kulüpler Birliği Başkanı Ali Koç'a da iletti.



YAPAY ZEKA MI KARAR VERECEK!
Yeni sisteme göre 5 kişilik bir yönetim kurulu olacak. 3 isim kulüplerden, 2 kişi de TFF tarafından. Bu Danışma Kurulu şöyle çalışmayı planlıyor: "Hakemlerin tüm verileri yapay zekaya yüklenecek. Yapay zekanın analizine göre kimin hangi maçı yöneteceğine karar verilecek. Yani kurul yapay zekayla çalışacak. (Eski TFF Başkanı Mehmet Büyükekşi döneminde başlatılan uygulamayla hakem atamaları, yapay zeka ile yapılıyordu. Bir süredir manuel olarak gerçekleşiyor.) Mayıs ayına kadar bu kurul devam edecek. Sonra TFF Genel Kurulu'nda şirketleşme kararı alınacak." Plan bu… Danışma Kurulu'nun, FIFA ve UEFA'da karşılığı yok. Bu konuyu oraya nasıl anlatırlar bilmiyorum.

ATANACAK KİŞİLER KİM OLACAK?
Bu Danışma Kurulu, hakem tartışmalarını bitirecek mi? Elbette hayır. Bir kere canı yanan her takım bu sefer de kurul üyelerine "Bizi yaktınız" diyecek… Kurula atanacak kişiler kim olacak? Daha önce bir kulüpte ya da hakem olarak görev yapmış isimler mi olacak? Beşiktaş ve Galatasaray'ın istemediği bir isim üye olabilecek mi mesela? Ya da Fenerbahçe birini işaret ederse o mu üye olacak? Bir kere 4 büyük takım oraya bir temsilci vermeyecek ama atanacak 3 kişi önemli. TFF 'İsterseniz 5'ini de siz atayın' diyor zaten. İşin hukuki boyutu da tartışmalı... Danışma Kurulu adı üstünde danışılacak bir kurul. İcra yetkisi yok. Hakemlerin cezalandırılması, ödüllendirilmesi, UEFA ile ilişkiler... Bunlar nasıl olacak? Bu işleri sadece statüye göre TFF'nin bünyesindeki MHK yapabiliyor. Konu çok açıdan tartışmaya açık. Önerim: Alt liglerde deneme olabilir. Geçiş süreci en azından.

Ürettik, çalıştık gündem olduk!

Çok zor ve yoğun bir yılı geride bırakıyoruz.. 2024 özellikle futboldaki olayları, skandalları ve tartışmalarıyla anılacak.. Süper Lig'deki amansız yarış, gerilimler, saha içi ve saha dışı olayları... Haziran ayında başlayan Avrupa Futbol Şampiyonası, sonrasında Paris Olimpiyatları, Avrupa maçları ve tekrar Süper Lig... Türkiye Kupası serüveni.. Hiç nefes almadan geçirdik spor ailesi olarak bu yılı.. Eskiden maçlar oynanır, sonuçlar alınır ve diğer maçlara bakılırdı. Artık bunlar geride kaldı.. Sosyal medyası, tartışması, pozisyonları ve hakemler.. Herhalde 2024 yılında en çok hakemler gündeme gelmiştir.. SABAH Spor Servisi, kimsenin tarafı olmadan bir yılı daha devirmenin mutluluğunu yaşıyor. Hiçbir kulübe hizmet etmedik, etmeyeceğiz de... F.Bahçe, Galatasaray, Trabzonspor ve Beşiktaş'ta başkanlık seçimlerini yaşadık.. Net, tutarlı, dengeli ve şeffaf olduk. Çok çalıştık, çok güzel işlere imza attık.. Youtube, sosyal medya ve internet sitelerine ilham kaynağı olduk. Kurumsal olarak da spor dünyasında SABAH'ı başımız dik temsil ettik. Almanya'da düzenlenen EURO 2024'te 45 tane özel habere imza attık. Avrupa Şampiyonası'nı sokak sokak, maç maç izledik.. Sürekli gazetelerin tartışıldığı bir yılda yazılı basının da habercilikte nasıl öncü olacağını objektif, kaliteli ve özgün haberlerle gösterdik. Herkesin eline sağlık... Bu inançla 2025'e başlıyoruz.. Yeni yılın ülkemize ve milletimize güzellikler getirmesini diliyorum. Mutlu seneler...

Güçlü, kuvvetli, lider, karizma bir hoca şart!

Her iki adayla da A Spor ekranlarında bir araya geldim. Hem Hüseyin Yücel hem de Serdal Adalı'ya sorular ilettim.. Sayın Adalı seçimi kazandı, Beşiktaş camiasına hayırlı uğurlu olsun. Tebrik ederim... Kendisine yayında şunu sormuştum: "Beşiktaş, G.Saray ve F.Bahçe'nin çok gerisinde kaldı. Masada zayıf... Transferleri çok fazla konuşulmuyor, başarıları gündeme gelmiyor. Yeni Quaresma, Guti'ler Beşiktaş'ta yine olacak mı? Bunun sözünü camiaya veriyor musunuz?" Adalı bunun farkında olduğunu belirtirken, ikinci yarı itibarıyla özellikle önümüzdeki sezon Beşiktaş'ın, G.Saray ve F.Bahçe'yi geçeceğini ifade etti. Yeni Beşiktaş yönetiminin en büyük misyonu bu olmalı... Taze başlangıçlar her zaman heyecan verir. Futbol takımı ayağa kalkarsa kulüp de kendine gelir. Yeni başkanın üzerinde duracağı en önemli şey; futbol takımının tekrar Şah'a kalkmasıdır. Takım başarısız olursa Adalı da başarısız olur. Beşiktaş camiası inanılmaz bir demokrasi şöleni yaşattı. 13.158 kişiyi tebrik etmek lazım. Sayın Adalı, Sergen Yalçın ismini her konuşmasında dile getirdi. Yalçın, Beşiktaş için tek seçenek değildir ama en azından taşın altına elini sokarak hiçbir şart sunmadan sezon sonuna kadar göreve gelmelidir. Serdar Topraktepe büyük bir özveride bulunmuştur ama görevi bitmiştir. Beşiktaş'ın teknik direktörü saha içini analiz ettiği kadar saha dışı konularla ilgili de fikir beyan etmelidir. Bu bir güç ve liderlik göstergesidir.. Mesela Okan Buruk ve Mourinho bunu yapıyor ve etkili oluyorlar. Dolayısıyla da Beşiktaş'ın yeni teknik direktörü çok güçlü ve karizmatik bir figür olmalıdır. Son sözüm de Sayın Hüseyin Yücel'e.. Büyük bir fedakârlık gösterdi maddi ve manevi olarak… Kendini anlattı, sorulara çok açık ve net yanıtlar verdi… Ama Hasan Arat'ın bıraktığı enkaz yüzünden seçimi kaybetti.. Geçmiş olsun.. Görülmemiş bir fark atan Adalı'ya, camia çok önemli bir görev vermiştir. Bu fark da bunun göstergesidir.

Yabancının kapısı açıldı bombayı kucağa bıraktı!

Türkiye Futbol Federasyonu göreve geldikten sonraki süreçte en önemli hamlesini yaptı ve bombayı kulüplerin kucağına koydu.. Çok akıllıca.. Özetle TFF şunu dedi: "Buyrun en çok eleştirdiğiniz, yerden yere vurduğunuz hakemleri hem siz atayın hem de siz yönetin.. İster gençlerle ister yaşlı hakemlerle... Günahı da sizin, sevabı da.. İsterseniz yabancı VAR getirin, isterseniz komple yabancı kararı alın. Artık siz yönetin..." Evet, aynen bunu dedi TFF... Peki Kulüpler Birliği'nin tüm üyeleri bunu kabul edecek mi? Sanmıyorum... Karşı çıkanlar mutlaka olacaktır. Bunu hafta başında anlayacağız.. (Pazartesi toplantıları var). Özetle, 4 büyük takım sonuçlar iyi gitmediği zaman biliyorsunuz hep suçladıkları şey hakem hataları idi.. Şimdi bu hamle ile artık çok fazla şey söyleme lüksleri de kalmayacak.. Sonuçta patron kulüpler değil mi? Tabi bu 6 aylık deneme sürecinde neler olacak? Ne kavgalar, tartışmalar çıkacak.. Kurul üyeleri kim olacak? Hakem mi olacak! Kurulda illaki herkes bir şey söyleyecek... Bu kadar acele etmenin gereği yoktu... Sezon sonu daha sağlıklı bir yapı ile önümüzdeki sene bu işe başlanabilirdi. Şu an şirket olamıyorlar.. Şirket olmak içein TFF Genel Kurulu'nun kararı lazım. Bu da ancak Haziran ayında olacak. Dolayısıyla şu an geçici bir kurul yaptılar. Lig başlamış yine kural değişiyor!.. Hiç mantıklı değil.. Hayırlı olsun...

F.Bahçe ve G.Saray ortak noktada buluştu

Yabancı hakem meselesi; bu mevzu uzun zamandır var. Fakat TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, konuya sıcak yaklaşmadı. Bugün kulüpler ile Sayın Başkan bir araya gelecek. Fenerbahçe başından beri TFF'ye destek veriyor ama geçtiğimiz gün yaptığı açıklamayla resmen yabancı hakem istedi. Bu satırlarda TFF'ye bir mesaj vardı ama destek de barındırıyordu: "Türk futbolu, Türkiye Futbol Federasyonu'nun ÇABALARINA, adaletsizlikten canı yanan takımların isyanına rağmen, özellikle VAR hakemleri aracılığıyla sistematik bir şekilde katledilmektedir..." Şimdi yabancı VAR hakemine Galatasaray da destek veriyor. Yani Fenerbahçe ve Galatasaray ortak bir noktada buluştu. Beşiktaş ve Trabzonspor da bu konuda bugün diretirse ikinci yarıda bu istek hayata geçebilir. VAR'daki tutarsız kararlar, TFF yönetimini de canından bezdirmiş durumda. Anlayacağınız herkes dertli. Yabancı VAR'ın gelmesi, kulüpleri ve özellikle de büyük takımları mutlu edecekse TFF de bu adımı atar.

AYNI SORUYU HÜSEYİN YÜCEL'E DE SORACAĞIM!
Beşiktaş'ta nefes nefese bir başkanlık yarışı var. Herkes pazar gününe kilitlendi. Hüseyin Yücel ve Serdal Adalı günlerdir her mecrada röportajlar veriyor. İki başkan adayı da Beşiktaş'ı dipten yukarıya çıkarmaya çalışıyor. 3 ayda dip yapan bir kulüp... Gerçek olan şu; Beşiktaş, Galatasaray ve Fenerbahçe'nin çok gerisinde kaldı. Hem saha sonuçlarıyla hem de vizyon olarak. Beşiktaş sezon başında bu havayı yakaladı ama kötü yönetim nedeniyle yerle yeksan oldu. Bugün gırtlağına kadar borca batmış bir kulüp var. Beşiktaş'ı, Galatasaray ve Fenerbahçe'nin yanına değil üzerine çıkaracak başkan, camiada efsane olur. Beşiktaşlı masada, sahada her yerde kuvvetli olmak istiyor. A Spor'da Sayın Adalı'ya, "Beşiktaş, Galatasaray ve Fenerbahçe'yi geçecek mi? Bunun sözünü veriyor musunuz?" diye sordum. Sayın başkan adayı 'Tabii ki söz veriyorum. Quaresma ve Guti gibi isimler seneye bizimle olacak' dedi... Aynı soruyu, aynı ekranda yarın Sayın Yücel'e de soracağım.

NEDEN KİMSE 'BU FARK KAPANIR' DİYEMİYOR?
F.Bahçe'de sorumlu kim? Bu soruya yanıt arıyor camia… Aslında herkes sorumlu; A'dan Z'ye... Yönetim, başkan, teknik kadro, futbolcular ve zaman zaman da taraftar... 10 yıldır şampiyon olamayan kulüpte herkes ateşin üstünde. Bu stresi yönetmek bile başlı başına önemli bir iş ama F.Bahçe bu süreci iyi yönetemiyor. En ufak bir şeyde sigorta atıyor. Kavga, kaos.. Mourinho, G.Saray ile başladı Türkiye kariyerine… Sonra da G.Saray'la devam etti. Rakibini konuştuğu kadar acaba rakiplerini izledi mi? Analiz etti mi? Neden takımda önemli isimler geriye gitmeye başladı? Kahraman Fred'in neden sahada yürüyecek hali yok? Yeni transferler neden verimsiz? Fenerbahçe futboluyla keyif ve umut vermiyor. Mesele 8 puanlık farktan öte takımın psikolojik durumu. Fatih Terim, Başakşehir ile mücadele ettikleri ve farkın 8 olduğu dönem, "8 puan da 18 puan da kapanır" demişti. Ve kapanmıştı fark.. Peki bunu Fenerbahçe'de neden kimse söylemiyor? Ne hoca ne başkan ne de yöneticiler… Fenerbahçe, Galatasaray ile arasındaki puan farkını kapatmak istiyorsa; 1-En az 3 transfer yapacak. 2-Huzur ortamını sağlayacak. 3-Teknik kadro ile yönetim uyumlu çalışacak. 4-Mourinho'ya şartsız koşulsuz destek verilecek. Ama bu formda Galatasaray da 8 puan kaybeder mi? Geri vites yapar mı? İşte bu zor.

Galatasaray ile Fenerbahçe arasındaki en büyük fark!

Fenerbahçe o kadar büyük iniş-çıkışlar yaşıyor ki, bu şekilde şampiyon olması mucizelere bağlı. Son Avrupa maçında büyük bir patlama yaşandı. Önce Samet'in beşinci dakikada yaptığı hata ve ardından oyuncunun çıkana kadar protesto edilmesi. Sonrasında da başkan Ali Koç ve yönetim için yapılan olumsuz tezahüratlar… Samet, ikinci yarıda oyundan alınmak zorunda kaldı. Kolay bir iş değil, bu kadar büyük protesto altında futbol oynamak. Elbette yaptığı hata önemliydi ama bu kadar ağır hakaret ve küfürlere maruz kalacak bir şey değildi. Fenerbahçe taraftarı, aslında Samet'i hedef seçip Mourinho'ya mesajlar veriyordu.



Bir süre önce Sivas'ta Metehan'ın atılmasıyla Galatasaray da 10 kişi kaldı. Ama sarıkırmızılılar, 10 kişi değil sanki 15 kişi gibi oynayarak o maçı kazandı. Yani bir nevi arkadaşları, genç futbolcu için mücadele ettiler ve inanılmaz bir efor sarf ettiler. Hırs, azim, ne isterseniz vardı. Ama Samet'in yaptığı hata sonrası Fenerbahçe'de bunu göremedik. Takım olma duygusunu hissetmedik. Ben oyuncuların arkadaşlarına sahip çıkmasını bekler, onun için mücadele etmelerini umardım. Ama olmadı. İşte Galatasaray ile Fenerbahçe arasındaki en büyük fark da bu. Fenerbahçe Başkanı Ali Koç da bu duyguyu eksik görmüş olacak ki, takıma hitaben yaptığı konuşmada "Kenetlenin, birlik olun" dedi.



İCARDİ HEMEN İSTANBUL'A DÖNMELİ!
İcardi ameliyat oldu, daha ikinci günde araba kullanmaya başladı. Arjantin'de bu operasyonu geçirmesi açıkçası Galatasaray'ın istediği bir şey değildi. Ama oyuncu böyle bir tercihte bulundu. Ameliyat olmak kadar, ondan sonraki süreç de çok değerli. Oyuncunun bu rehabilitasyon dönemini nasıl geçirdiğini eminim ki Galatasaray yakından takip ediyordur. Fakat her gün kendisiyle ilgili özellikle Arjantin basınında magazin haberleri yer alıyor. Wanda Nara ile olan çekişmesi, çocuklarının velayetini istemesi, konuşmalar, açıklamalar, sosyal medya paylaşımları bütün bu süreç yıldız futbolcuya çok zarar veriyor… Belki 'Alakası yok' diyebilirsiniz ama kanımca tedavi süreci de bu yaşananlardan dolayı zarar görecek… Çünkü bu işin psikolojisi çok önemli. Galatasaray, İcardi'yi İstanbul'a getirtip gözünün önünde tedavi ettirmeli ve bu süreci beraber geçirmeli… Galatasaray'ın en maliyetli futbolcusu, bunu lütfen göz önünde bulundurun!

İKİ ADAY DA ÇOK KARAMSAR!
Beşiktaş'ta seçim için süreç ilerliyor. İki aday var; Biri Hüseyin Yücel diğeri Serdar Adalı… İkisinin de açıklamalarına baktığımız zaman Beşiktaş için oldukça karamsar bir tablo çizdiler, özellikle de ekonomik olarak. İkisinin de ortak verdiği mesaj, transfer yapmanın zor olduğu, transfer için bir bütçe olmadığı ancak birkaç takviyeyle genç oyuncuları takıma kazandırmanın ve onları da kiralık olarak almanın mümkün olduğu... Yine ikisinin de söylediği 50 milyon Euro'luk bir rakam var. Yani kim başkan olursa olsun, ortaya bu parayı koymak zorunda. Allah kolaylık versin, zor bir iş. Ama taraftar bu işin hesap kitabıyla hiçbir zaman ilgilenmiyor. Beşiktaş'ın yarışın içerisinde olması, Beşiktaş'ın kupa alması camianın ve taraftarın en büyük beklentisi. Bakıldığı zaman şampiyonluk yarışından koptu. Avrupa'da şans mucizelere bağlı. Elde bir Türkiye Kupası var. Şimdi iki sezondur bu kadar çalkantılar yaşayan, bu kadar büyük bir hasar gören camianın kısa bir süre içerisinde, yani mayısa kadar yönetime kim gelirse gelsin toparlama şansı da yok. Saha sonuçlarının iyi olması için bir heyecan, bir motivasyon lazım. Bu heyecanı ve motivasyonu yeni gelecek yönetim sağlayabilecek mi bunu hep beraber göreceğiz. Ama gerçek olan şu; Beşiktaş hem Fenerbahçe'nin hem de Galatasaray'ın çok gerisinde kaldı!



TFF, DÜNYA KUPASI İÇİN SEFERBERLİK İLAN ETMELİ!
Dünya Kupası grup elemelerinde rakiplerimiz belli oldu. Tatlı- sert bir kura çektik. Muhtemelen İspanya gelecek. Tabii ki, grubun favorisi. Bizim bu grupta her ne şekilde olursa olsun ikinci olmamız gerekiyor. Fakat büyük takımlarla da büyük zaferler elde etmiş bir milli takımız. Aslında okyanusları geçip derede boğulduk bundan önceki maçlarda. Bu nedenle hem Gürcistan hem de Bulgaristan'da oynayacağımız karşılaşmaları çok önemsiyorum. İki takımla da hem deplasmanda, hem de Türkiye'de yapacağımız maçları kazanıp puanları cebimize koymalıyız. Montella, Türk Milli Takımı'ndaki en büyük sınavını verecek. Beklenti ve umutlar büyük. Dünya Kupası'na katılma özlemine İtalyan teknik adam son verirse Türk futbol tarihine adını yazdıracak. Zaten bunu başaramazsa Milli Takım'daki hocalığı da %99 bitecek. Bu sürece iyi hazırlanmak, iyi analiz etmek lazım. Kaliteli takımlarla hazırlık maçları oynamak şart. Yani birlik ve beraberlik çok önemli ve kısır çekişmeleri bir kenara koymak lazım. Burada en önemli görev de Türkiye Futbol Federasyonu'na düşüyor. Eylül'e kadar çok uzun bir zaman var önümüzde. Macaristan karşılaşmaları ve oynayacağımız hazırlık müsabakaları. Türk futbolundaki çekişmeler ve çirkin paylaşımlar, sert açıklamalar bu şekilde devam ederse Milli Takımımız'ın da zarar göreceğini düşünüyorum. Türkiye Futbol Federasyonu'nun A Milli Takım ile ilgili bir uzun vadeli plan ve program yapması şart. Bir seferberlik ilan etmesi lazım…

Yaşadıkça oyunun içindeyiz

Beşiktaş, tarihinin yine en heyecanlı ve çalkantılı günlerini yaşıyor. Seçim için geri sayım başlarken aday olacağı konuşulan eski yönetici Emre Kocadağ'a konuyu sordum. Şimdi sözü Kocadağ'a bırakalım: "Geçmişte büyük vaatlerle yola çıkan ancak süreç sonunda birbirlerini yolsuzlukla suçlayan mevcut yönetim, güven tazeleme seçimi kararı almıştır. Bu adım, kulübe verdikleri zararı telafi etme sorumluluğunun bir gereği olarak değerlendirilmeli ve camianın beklentilerini karşılamaya yönelik bir başlangıç olmalıdır. Daha önce, Hasan Arat yönetiminin camiayı aldattığını söylediğimde kendisi başkanlığı bırakmıştı. Aynı şekilde, Hüseyin Yücel'in başkanlığının etik olmadığını ifade ettiğimde, doğru olanı yaparak seçim kararı aldı. Bu kararlılık, camianın güvenini yeniden kazanmak için atılan önemli bir adımdır."

100 MİLYON EURO'LUK ZARARI TELAFİ ETMELİLER
Konuyu borçlara getirdim. Rakamlar büyük, ne dersiniz: "Camianın temel beklentisi, Hasan Arat yönetiminin Beşiktaş'a verdiği 100 milyon Euro'luk zararın telafi edilmesidir. Bu süreçte seçilecek yönetimin, popülist vaatler ve hesapsız harcamalardan kaçınarak kulübü mayıs ayında sağlıklı bir mali yapıyla seçime götürmesi gerekmekte. Bu, hem Beşiktaş'a hem de camiaya olan borçlarının bir gereğidir."

SOSYAL MEDYAYI MANİPÜLE EDENLERİN SONU HÜSRANDIR
"Yaşanan süreç, yalnızca Beşiktaş için değil, tüm spor camiaları için bir ders olmalıdır. Tecrübesiz ve popülist kadroların, Türkiye'nin en köklü kulüplerinden birini kamuoyu önünde zor durumda bırakmasının sonuçlarını hep birlikte gördük. Sosyal medyayı manipüle ederek algı yaratmaya çalışanlar, kısa vadede kazançlı görünse de uzun vadede bu çabaların sonu hüsrandır. Beşiktaş'ın itibarı, bireysel çıkar hesaplarına kurban edilemeyecek kadar değerlidir."

4000 KİŞİLİK AİLEYİZ, 100 YILDIR BU İŞİ YAPIYORUZ
Kocadağ'a şunu sordum: "Size ve işinize
yüklenerek şahsınızı kötülemeye çalışanlar var. Ne dersiniz?"... "Biz, zamanı geldiğinde Beşiktaş'a dair somut projelerimiz ve gerçekçi önerilerimizle bu camiaya katkı sunmaya hazırız. 14 ülkede 4 binin üzerinde çalışanı olan, 100 yıllık ticari geçmişe sahip bir ailenin mensubu olarak, şahsım üzerinden kimsenin itibar restorasyonuna ya da hesaplaşma çabası içinde olmasına izin vermem. Beşiktaş, kişisel hesapların aracı olmaktan çıkmalı ve herkesin ortak değeri olarak hak ettiği yere taşınmalıdır.
"Son sözünüz ne olur?"... "Şimdi, seçilecek adaya destek olup birlik ve beraberliği sağlama zamanıdır. Beşiktaş'a yakışan, mayıs ayında gemiyi güvenle limana yanaştırarak camiayı yeniden güçlü bir geleceğe taşımaktır. Yaşadıkça oyuna dahiliz."

Maçın kahramanı Emirhan Topçu

Fenerbahçe, ezeli rekabet ortamında en çalkantılı günlerini yaşanan Beşiktaş önünde kâğıt üzerinde ağır favoriydi.. Ama derbilerde her zaman favoriler kazanmıyor.. Çünkü Fenerbahçe, "Beşiktaş'ı nasıl olsa yenerim" havasındaydı. İstediği pozisyonları da buldu Fenerbahçe ama beceri yoktu.. Özellikle ilk yarıda.... Beşiktaş ise az pozisyon buldu, daha dengeli oynadı, oyun disiplinini hiç bozmadı ve kazandı. Geçiş oyununda kaptığı topları iyi değerlendirdi.
Fenerbahçe ön alanda baskı uygulayamadı, ikinci topları Beşiktaş topladı. Bu siyah-beyazlıların yaptığı en iyi şeydi… Ayrıca Amrabat'a oyun kurdurmadı. Kanarya'nın stoperleri yerlerinde çakıldı. Beşiktaş, bloklar arasındaki mesafeyi kısa tutarak Fenerbahçe'yi yenmeyi başardı.
Bu çok büyük bir adımdı Beşiktaş adına. Yarıştan kopan ama taraftarını mutlu etmek zorunda olduğunu bilen bir futbolcu topluluğu vardı sahada. Hem maaşların ödenmesi hem de prestij açısından önemli olan derbiyi kazanmak camiadaki kara bulutları en azından biraz dağıttı. G.Antep maçında Fenerbahçe oyun olarak çok iyi değildi ama sonucun iyi olması defoları göstermedi. İşte bu maçta o defolar ortaya çıktı. Maç 1-0 olmuş ama buna isyan edip skoru değiştirmeye çalışan bir Fenerbahçe yoktu özetle. Bu sonuç elbette Galatasaray'ın bugünkü maçı öncesi bir motivasyon oldu. Galatasaray, Sivas'ı yenerse fark 6 puan olacak.. Bir cümle Emirhan'a yazalım.. Maçın kahramanıdır Emirhan... Maçın başında o topu çizgiden çıkarmasa karşılaşmanın kaderi farklı olabilirdi.. Beşiktaş o pozisyon sonrası oyuna tutundu, moral motivasyonu arttı. Tebrik etmek lazım... Böyle maçların, canını dişine takan, formasını son saniyeye kadar ıslatan böyle kahramanlara ihtiyacı vardır..

Bu savaşın kazananı olmaz!

Türk futbolunda iki gündür çok önemli gelişmeler A Spor ekranlarında yaşandı. Önce Galatasaray Kulübü Başkanı Dursun Özbek yaptığı açıklamalarla gündeme damgasını vurdu. Öyle ki sözleri İtalya'da bile yankılandı. Açıklamalarının özeti aslında şuydu;
🔴 FUTBOL Federasyonu'na inanmıyoruz ama seçime de karşıyız. Düzeleceğine dair umudumuz var.
🔴 MHK değişmeli, hakemler Galatasaray'a operasyon yapıyor.
🔴 OSIMHEN'IN bonservisiyle ilgili bir hamlemiz yok, sezon sonun bekleyeceğiz. Çünkü hedefimiz 5. yıldızı takmak.
🔴 TRANSFERDE eksikleri görüyoruz. Bunları anlatmanıza gerek yok, hocamız zaten raporunu verdi. Başkan, G.Saray camiasının duygu ve düşüncelerini sert bir üslupla söylerken taraftarını da bir bütün olmaya davet etti.




Gelelim Acun Ilıcalı'ya… F.Bahçe Asbaşkanı kendisi için suçlayıcı ifadeler kullandığından dolayı Özbek'e yanıt vermek istedi. Tabii ki bu ekranlar herkese açık. Biz Acun Bey'e de sorularımızı sorduk. Onun sözlerini de hatırlayalım;
🔴 ORTADA yapı diye bir şey var. Bu içinde Galatasaray başkanının da yer aldığı bir algı operasyonudur.
🔴 BIZ Futbol Federasyonu'na güveniyoruz. Onların teşhisi koyduklarına inancımız olduğu için de gerekli neşteri vuracaklarına güvenimiz tam.
🔴 G.SARAY'IN bu kadar büyük bir algının içine girme nedeni F.Bahçe'nin zirveye yaklaşmasıdır.
🔴 MOURINHO ile her gün iletişim halindeyiz. Transfer yapacağız. Talisca'da da oldukça iyi bir yol aldık.




Acun Bey de camiasına "F.Bahçe'nin haklarını ne şartta olursa olsun savunuyoruz, savunmaya da devam edeceğiz" mesajını A Spor ekranlarında vermiş oldu. Finale gelecek olursak; iki taraf da psikolojik olarak ciddi bir maç oynuyor. Süresi yok! Bunun kendi taraftar kitlelerini ayakta tutmaya yaradığına inançları tam. TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu da TRT'de G.Saray Başkanı Özbek'in açıklamalarına aynı sertlikle cevap verdi. Önümüzdeki haftalarda futbol iklimini cehennem sıcağı gibi günler bekliyor. Bu savaşın kazananı olmaz, kaybedeni futbol olur...