CANLI
SKOR
Levent Tüzemen

Levent Tüzemen

Buruk'un tercihleri

Etihad Stadı'nda gecenin yıldızı Galatasaray taraftarıydı. Maç boyunca G.Saray sevgisini tüm İngilizlere hiç durmadan gösterdiler. Herhalde Pep Guardiola, 'Keşke bizim de seyircimiz böyle olsa' diye düşünmüştür. Okan hocanın tercihleri, maalesef sahaya olumlu yansımadı. İlkay, kaptan olarak çıktı ama bir lider olarak oynayamadı. G.Saray'ın orta alanı büyük zaafiyet yaşadı. Avrupa maçlarında hızlı oyuncularla baş başa kaldığında hep kaybeden Abdülkerim, yenilen ilk golde iki metre önde olmasına rağmen Haaland'ın koşusuna karşılık veremedi.

Guardiola'nın sakatlığı olmasına rağmen Doku'yu 'gittiğin yere kadar oyna' anlayışıyla sahayla sürmesi, G.Saray'a ağır bedel ödetti çünkü yenilen iki golde Doku'nun asistleri vardı. Doku sakatlanıp çıktıktan sonra G.Saray oyunu biraz daha dengeledi, City kalesine daha fazla atak yapma girişiminde bulundu. Özellikle ilk yarının G.Saray'da en önemli hamlesi, Osimhen'in rakipten çaldığı topu bitirme noktasına kadar taşıyamaması ve Sane'ye etkili pas verememesiydi.

İkinci yarıda da Osimhen'in 64'te attığı şut, belki gol olmadı ama G.Saray adına en etkili pozisyondu. Okan hocanın geç de olsa Barış, İlkay ve Abdülkerim'i oyundan alması doğru bir hamleydi ve G.Saray'ın ayağa daha iyi pas yapmasını sağladı. Okan hoca maçı yeniden oynamaya çalışsa, oyuna Torreira ile başlar, belki sol stoper olarak Jakops'u kullanır, Barış'ın yerine de Yunus'u tercih ederdi. G.Saray belki kaybetti ama Avrupa'ya devam etmeyi başardı.

Lemina fark yarattı

Okan hoca, Olimpiyat Stadı'yla ilgili tezinde haklı çıkmadı.
G.Saray, ikinci yarı maçı yıldızlarıyla çevirdi. İlk yarıda G.Saray, Atletico Madrid maçının oyununun yanına bile yaklaşamadı. Sara'nın erken golüne rağmen Karagümrük, hücum yapma konusunda ve pas organizasyonunda çok üstündü.
Oysa yine Okan hoca maç öncesi, "Rakibimizi ciddiye alıyoruz. Hızlı oyuncuları var" diye doğru bir tespitte bulunmuştu ama ilk yarıda G.Saraylı oyuncular, Karagümrük'ün bu üstünlüğüne set çekemedi.
Yunus ve İlkay sahada yoktu, Torreira da sakatlığından dolayı etkisizdi.
G.Saray, kazandığı faullerden sonra Karagümrüklü futbolcular topu bırakmadıkları için çabuk oyunu başlatamadı ama Barış'ın attığı golde Torreira'nın yaptığı faul sonrası rakibin oyunu çabuk başlatmasına önlem alınamadı. Barış'ın golünde Sanchez'in klasik olarak kendini yere atması affedilemeyecek bir hataydı.

Okan hoca Torreira'yı çıkarıp Lemina'yı oyuna aldıktan sonra orta saha rahatladı. Lemina oynadığında G.Saray savunması topla çok fazla temas etmiyor, oyun kurma görevini de Gabonlu oyuncuya bırakıyordu.
Sara'nın attığı gol öncesi kanattan atağa kalkan Sallai'ye Lemina'nın attığı pas mükemmeldi. Macar oyuncunun ölçülü ortasını da Sara kafayla gole çevirdi. Ama ben Osimhen'in attığı gole şapka çıkardım. Topu göğsünle yumuşatıp önüne düşüreceksin ardından da rakip kalenin tavanına tutulamayacak bir gol atacaksın.

Ben bu oyunu gördüm! Bu tuzağa asla düşmem

G.Saray Başkanı Dursun Özbek ile Atletico Madrid maçı öncesi stattaki makamında sohbet yaptık… Başkan, çok öfkeliydi. Bir dokundum, bin işittim! Noktasına, virgülüne dokunmadan Sayın Özbek'in sözlerini yayınlıyorum… "Beni yıpratmak istiyorlar. Ben bu oyunu ilk başkanlığım döneminde gördüm. Beni seçime götürüp başkanlığı kaybetmeme neden oldular. Aynı tuzağa asla düşmem. G.Saray'ın bir başkanı, bir de yönetim kurulu var. Göreve geldiğimizden itibaren birlikte hareket ediyor, birlikte çalışıyoruz. Mehmet Özbek, Cenk Ergün ve Serdar Güzelaydın yönetiyor diyenler ortalığı karıştırmak istiyor. Bu üçlünün yönetimle yakından uzaktan ilişkileri bile yok. Sportif AŞ olarak çok büyük bir kâr elde ettik, önemli transferlere imza atıp Osimhen, Sane, İlkay, Uğurcan, İcardi gibi isimleri G.Saray'a kazandırdık. Maalesef başarıyı kıskananlar var."

SÜREN'DEN MESAJ: BAŞARIYI KISKANANLAR VAR
Sağlık kontrolüm için, önceki gün Fulya Acıbadem Hastanesinde Prof. Dr. Dilaver Özturan'ı ziyaret ettim. Bir sürprizle karşılaştım, G.Saray'ın efsane başkanı Faruk Süren de oradaydı. KKTC G.Saraylı Taraftarlar Derneği Başkanı Talat Karapelit de oradaydı. Sayın Süren ile ayaküstü G.Saray gündemini değerlendirdik. "Kuzu postuna bürünmüş kurtlar" başlıklı SABAH Gazetesi'ndeki yazımı okumuş ve çok beğendiğini iletti. Geriye dönerek, bana içini döktü: "Gerçekten G.Saray'da başarıyı kıskanan bir kitle var. Sürekli eleştiri yapmaya bayılıyorlar. Dursun başkana yapılanları bana da yaptılar. Yönetim çok başarılı ancak transferlerde daha güçlü ve profesyonel ekip ile çalışmalılar. Biz Hagi-Popescu-Taffarel-İllie transferlerini bitirdikten sonra açıkladık. Transferde gizlilik doğru yönetilmeli, çok fazla ses çıkarmamalı, imza aşamasına geldiğinde camia ile paylaşılmalı."


BONSERVİS BORCU BİTECEK
BAŞKAN Dursun Özbek, oyunculara borç olduğu iddialarına ise net yanıt verdi: 'G.Saray oyuncularına para ödeyemiyor' diye bizi yıpratmak adına dedikodular üretiliyor. Ödemesek oyunculardan 15 Ocak'ta aldığımız borçsuzluk kağıdını UEFA'ya verebilir miydik? Yabancılar parasını almamışsa asla, 'aldık' diye imza atmaz. Ayrıca bu sezon aldığımız Osimhen, Uğurcan ve Singo dahil tüm bonservisli oyuncuların tüm ödemelerini bu sezon bitiriyoruz. Kendi imkânlarımızla Kemerburgaz'ı tamamladık, yeni projelerimizi hayata geçireceğiz. Transferlerimizi de yapacağız. Benim başarılarımı kıskananlar uydurma gerekçelerle hem yıpranmamı hem de taraftarla aramı açmaya çalışıyor. Ben ve yönetim tam yol projelerimize odaklandık."

Gerçek bir kral

Rams Park'ta nefeslerin tutulduğu bir maç izledik. Atletico Madrid, ne zaman topla buluşsa Galatasaray taraftarları Liverpool maçındaki gibi caydırıcı ıslığını sahneye koydu. Galatasaraylı oyuncular, Süper Kupa ve ligde kötü giden maçlardan sonra Atletico Madrid'e karşı sahaya mükemmel bir mücadele yansıttı. Yenilen erken gole rağmen Galatasaray çökmedi, baskı ile Atletico'nun üzerine gitti. Beraberlik golünü yakaladıktan sonra savunmada, orta alanda mümkün olduğu kadar dikkatli ve disiplinli oynamaya özen gösterdi.

Osimhen'in ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha gördük. Nijeryalı dünya yıldızı, gerçekten bir kral gibi oynadı. Yaptığı koşularla, rakiplerini kovalamasıyla arkadaşlarını sürekli ateşledi. Hele hele uzatmanın son dakikasında akıllıca kaptığı topu, yüksek deparla taşıyıp, al da at dercesine bıraktığı pasa Sara çok iyi vurdu, kaleci Oblak kesti. Eğer orada Eren zekice davranıp, çabuk hareket etse Galatasaray geceyi galibiyetle süsleyebilirdi. Alınan bir puan Avrupa yolunu bence daha rahatlattı, baskından kurtuldu.

Sara'nın sürpriz bir şekilde 3 gün sonra sakatlıktan kurtulup oyuna girmesi Galatasaray'ı topladı. Ve o Sara iki tane net pozisyona girdi.
Birinde zaten Oblak'ı geçemedi. Eğer Barış Alper yorgun olmasaydı, Yunus fiziksel zafiyet yaşamasaydı Galatasaray oyuna daha çok hakim olabilirdi. Kaleci Uğurcan'ı kutluyorum. Griezmann'ın frikiğini müthiş kurtardı, birçok Atletico ataklarında tehlikeleri yumruklarıyla uzaklaştırırken takım arkadaşlarını direncini de ayakta tutu. Alınan beraberlik camia, Okan Buruk, futbolcular için çok ciddi moral olacaktır.

Torreira’nın önemi

Galatasaray'ın bir rakibe karşı bu kadar üstün oynayıp 70 dakika bir tane bile isabetli şut atamadığını hiç görmedim. Sarıkırmızılılar, Gaziantep'e karşı defalarca hücum etti, oyunu rakip kaleye yıktı.
Ama gol atabilecek son vuruşları yapamadı.
Özellikle kartviziti golcü olan İcardi'nin biri kafayla, biri de karşı karşıya kaçırdığı golleri şaşkınlıkla izledim. Az ama öz hücum eden G.Antep takımı, Bayo ile bir kontratak sonucu Galatasaray'ı avladı.
Demek ki İcardi, 3 gün arayla 2 tane üst üste maçı oynayacak zihinsel ve fiziksel yapıya sahip değil. İyi ki Osimhen dönüyor. Yoksa Galatasaray, gol yollarında büyük sıkıntı yaşamaya devam ederdi.

Torreira'nın, Galatasaray için ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gördük. O bölgede Lemina çok çalıştı, mücadele etti. Takımını atağa kaldırdı.
Ama kendisine İlkay yeterince katkı sağlayamadı. İlkay ikili mücadeleleri kazanamadığı gibi hücumda arkadaşlarına yeterince destek olamadı.
Galatasaraylı oyuncuların ruh haline baktığımız zaman, maçı kazanmaktan çok yorgunluktan mı yoksa bıkkınlıktan mı bilinmez, zorla maça çıkmışlar gibi bir görüntü vardı.
Yunus, eski etkinliğinden çok uzaktı.
Özellikle Sane'nin sorumluluk almaması, kaçak savaşması, sadece pas vererek idare etmeye çalışması şaşırtıcıydı.
Sane'den beklediğimiz o patlama gücü yüksek deparları maalesef yine atmadı. Çarşamba gecesi A.Madrid maçına G.Saraylı futbolcular bu ruh haliyle çıkarlarsa ve yeterince savunma anlamında birbirlerine destek yapamazlarsa korkarım farklı bir yenilgi ortaya çıkabilir.

Büyük sıkıntı olur

Barış'ın mükemmel ortasında Abdülkerim'in attığı kafa golü, hem kendisi ve arkadaşlarını hem de hocasını eleştiri oklarından kurtardı. İcardi'nin iki penaltıyı kaçırması, kaleci Arda'nın aynı köşeyi tespit edip iki penaltı kurtarması, gecenin en dikkat çekici olaylarıydı. Ama o İcardi, Barış'a al da at ortası yaptı. Eğer G.Saray kendi liginde küme düşmemeye oynayan Fethiyespor'a karşı tek kale oynadığı maçta sahadan beraberlikle çıksaydı herhalde kızılca kıyamet kopar, derbinin ardından Okan hoca eleştirilerin odak noktasında olurdu. Eğri oturalım doğru konuşalım… Okan hocanın Yusuf tercihi beni çok şaşırttı. Basın toplantısı ile yollarını ayırdıkları Berkan'a teşekkür edip Yusuf ile de ayrılacaklarını söyleyen Okan hocanın bu tercihine anlam veremedim.


Yusuf'un G.Saray'a katkı yapmayacağını bir kez daha gördük. Ayağında top tutamıyor, ikili mücadele kazanamıyor düzgün pas veremiyor çalımla rakibini bile geçemiyor. Genç Gökdeniz'in iyi bir eğitimden geçmesi gerekir. G.Saray'ın geleceğinde de kulübesinde de şimdilik olması mümkün değil. Kaan Ayhan ve Ahmed Kutucu performans olarak vasatın altında kaldılar. Ligin ikinci yarısında eğer kulübede derinlik olmazsa şimdiden söyleyelim Okan hoca büyük sıkıntı yaşar. Genç hakem Ayberk Demirbaş'a bence VAR yardım etmedi. Fethiye kaptanı Şahan Akyüz'ün Barış'a yaptığı sert hareket kırmızı olmalıydı. Aynı Şahan, taç çizgisinde önce Barış'a sonra İcardi'ye yaptığı müdahalelerde kart görmedi. 90 dakikanın en güzel yönü, Fethiye stadının ağzına kadar dolu olmasıydı.

Transfer için 28 Ocak’ı bekleyin!

Okan Burak'a karşı satrancı Tedesco kazandı ve şah-mat yaptı. Tedesco, derbiye çok iyi hazırlanmış. Fenerbahçe'yi akıllı bir oyun planı içinde oynattı. Alanları daralttılar, Galatasaray'a geniş alan bırakmadılar. Orta sahaya baskı yaparak Lemina ve Torreira'nın hareket noktalarını kısıtladılar. Kerem, Sallai'nin bölgesinden çok fazla hücum yaptı.

Galatasaray ise Fenerbahçe'nin iki kanadından da hızlı atak geliştiremediği gibi çok fazla hücum ortaları da yapamadı. Yunus ve Sane etkisizdi. Barış Alper'in mücadeleci yapısı da bazen başarılıydı, bazen de Fenerbahçe'nin çok adamlı savunması içinde kayboldu. Okan hocanın, kalede Günay tercihi bence gereksiz bir sürprizdi. Antep'te Trabzon'a karşı Uğurcan ile oynuyorsun, Süper Kupa finaline Günay'la çıkıyorsun. Peki Okan hoca niye Antep'te Günay'ı oynatmadı? Ben Günay için kötü kaleci demiyorum ama Galatasaray savunmasının Uğurcan'la oynama alışkanlığı var. Guendouzi'nin şutunda maalesef Günay kapattığı köşeden golü yedi.

Ben yönetimin transfer konusunda 28 Ocak'ı beklemesine akıl erdiremiyorum. Fenerbahçe yönetimi Musaba'yı getirdi, Samsunspor'u yendi; Guendouzi'yi getirdi, Fransız oyuncu ayağının tozuya golünü attı. Ayrıca sezon başından bu yana Sanchez, inişli çıkışı bir grafik sergiliyor, bazen de vasatın altına düşüyor. Oyundan çıkması, Lemina'nın zorunluluktan stoper oynaması kaçınılmazdı. Oyunun genelinde Fenerbahçeli futbolcular Süper Kupa'yı kazanmak için kafaca maça mükemmel konsantre olmuşlardı.
Galatasaray yönetimi, hala 28 Ocak'ı beklemeye devam etsin. Takım sağ bek, stoper, orta saha bir kanat oyuncusu alınması için bağırıyor.
Koskoca Galatasaray takımı, ilk yarı rüzgarla birlikte oynamasına rağmen kaleye şut bile atmayı düşünmedi.

Usain Bolt gibiydi

Kasımpaşa maçları Galatasaray açısından zor geçiyor. Çünkü Kasımpaşalı oyuncular, içeride ve dışarıda Galatasaray maçlarına zihinsel olarak iyi motive oluyor.
Galatasaray, 10. dakikada erken golle öne geçti.
Gol öncesi Barış'ın attığı depar, Usain Bolt kalitesindeydi. Yunus'un da vuruşu müthiş kaliteliydi.
Kasımpaşa, golü yemesine rağmen asla kompakt futbol anlayışından uzaklaşmadı ve sürekli geçiş oyunlarıyla pozisyon bulmayı planladı.
İlk yarıda eğer Barış ön direğe topu gönderseydi, Yunus da Kasımpaşa kalesine çalımı basıp sağ ayağıyla kaleye vurmayı düşünseydi Galatasaray, geniş skora ulaşırdı.
Özellikle Yunus'un pozisyonunda Sane'nin verdiği pas ders olacak güzellikteydi.

İkinci yarı Galatasaray, yine rakip kaleye yüklendi, pozisyonlar üretmeye çalıştı. Sane ve Barış'ın kanatlardan yarattığı hücumlar hep tehlikeli oldu.
Yunus, kalitesi ile rakip savunma önünde pas istasyonu olurken hem arkadaşlarına pozisyon hazırladı hem de gerektiğinde kendisi pozisyona girdi.
Yunus'un Sane ile kurduğu birliktelik olumluydu. Galatasaray'ı rahatlatan golü, Yunus'un baskı ile kazandığı top sonrası verdiği pasta, Sara mükemmel bir vuruşla attı.
Maç boyu gol için çalışan İcardi, o mutluluğu 88. dakikada yaşadı.
Kupada Başakşehir'i yendikten sonra tam dinlenmeden, iki gün sonra lig maçına çıkan Galatasaray için öncelikli hedef kazanmaktı.
Üç golle alınan üç puanla Galatasaray hem liderlik koltuğuna yeniden oturdu hem de ilk yarı sonunda 40 puan barajını geçen tek takım oldu.

Ahmed ‘ben de varım’ dedi

Sakatlar ve Afrika Kupası'na giden oyuncular dışında Okan Buruk rotasyonlu bir kadroyu sahaya sürdü. İki genç oyuncu Arda Ünyay savunmada, Gökdeniz de forvet arkasında oynadı. Kulübenin gediklisi Ahmed Kutucu sol açıkta görev yaparken Galatasaray'a galibiyeti getiren golü attı. Kutucu'nun performansı izleyenler tarafından çok beğenildi. Çünkü Ahmed maç boyu çok çalıştı, önündeki rakibe baskı yaptı, savunmaya gelip yardım etti. Okan Buruk'a "Beni devre arasında yollama hocam" mesajını verdi. İlk 45'te Sane mükemmel hareketlerle göz okşadı. Kazımcan ve Sallai savunma bekleri olarak gerektiği anda hücuma destek verdi. İlkay bir maestro gibi G.Saray'ı sakin sakin yönetti. Özellikle Leroy Sane ve Sallai ikilisi birlikte hücuma çıkığı anda gelip sağ bek mevkiinde görev yapıp savunmaya destek verdi. Okan hoca maç öncesi planladığını devre arasında uyguladı. Sanchez, Torreira ve Barış'ı oyuna aldı, Galatasaray'ı enerji olarak güçlendirdi.

Genç oyuncu Gökdeniz çok çalışıp iyi mücadele ortaya koydu. Haftalardır inişli çıkışlı bir grafik içen Sara sahanın her yerindeydi. Hem rakipten top çaldı hem de kazandığı topları oyuna etkili ve akıllı soktu. Yunus Galatasaray için çok önemli. Çünkü rakip savunmanı önünde mükemmel pas istasyonu oluyor. Kaleci Günay tecrübesiyle ön plana çıkarken son dakikalarda Başakşehir'in gollerine engel oldu. Sonuçta G.Saray ligin dişli takımı Başakşehir'e karşı akıllı bir oyun sergiledi, top rakibe geçtiğinde takım halinde savunma yaptılar. Geniş alan bırakmadılar ve kupa serüvenine galibiyetle başlamayı başardılar.