CANLI
SKOR
Levent Tüzemen

Levent Tüzemen

Morutan tercihi bir faciaydı

G.Saray'ın yenilgisini Barcelona yorgunluğuna bağlayamayız. Nou Camp'ta mükemmel kompakt oyunla gol yemeyen ve Barça'ya pozisyon bile vermeyen G.Saraylı oyuncuların, 1-0 öne geçtikten sonra kompakt oyun anlayışına dönmemeleri çok büyük hataydı. Gomis'in attığı gole kadar G.Saray dağınık, kopuk kopuk oynayan, rakibin pas yapmasına izin veren ve ikili mücadeleleri kazanamayan bir takım görüntüsündeydi. Torrent'in yorgun oyuncuları değiştirme konusunda hamle yapmaması büyük hataydı. 5 değişiklik hakkı olmasına rağmen, İspanyol hocanın iki değişikliğe gitmesi, bence sorgulanmalıdır. Özellikle Morutan tercihi tam bir faciaydı. Rumen oyuncu, 0 katkı ile oynarken 10 top kaybı yaptı. G.Saray yönetimine sesleniyorum: "10 milyon Euro verip aldığınız Cicaldau kulübede, Morutan sahada dökülüyor. Bedavaya G.Antep'e gelen Rumen Maxim harikalar yaratıyor. Maxim 1 gol attı iki asist yaptı." Verd-i ğim örnek kadro mühendisliğinin hatalı olduğunun tam belgesidir. Ayrıca Berkan ve Taylan, 'oyundan alınamazlar' diye bir kural mı var? Bu iki oyuncunun sadece savunma yönü ön plana çıkıyor, hücum zenginliği yok, pas becerileri yok, kaliteleri hiç yok! Yenilgiyi Barcelona yorgunluğuna bağlamak hatadır ama yapılan bireysel hatalar acemiliktir. Feghouli kulübede oturup oyuna girmiyorsa, oyun onu çağırıyorsa Cezayirli oyuncu, neden G.Antep'e getiriliyor? Torrent'in Feghouli ile arasında bir sorun mu var? Konya'ya götürülmedi, Barcelona deplasmanında oyundan alındı, Beşiktaş maçında çok iyi oynarken ikinci yarıya çıkmadı, en son Barça maçında kulübede bile olmadı. Feghouli gibi bir oyun liderine G.Saray'ın ciddi ihtiyacı var. G.Saray'ın en iyisi yine Kerem'di. Ancak Arda Kardeşler'in Kerem'e tutumu, çok çirkindi. Kitsiou'nun aşil tendonuna basmasının bedeli kırmızı kart olmalıydı ama Arda Kardeşler ne faul verdi ne de kart gösterdi. VAR'ın milli bir oyuncunun aşil tendonuna yapılan ağır darbeyi görmemesi de skandaldı.

Dağ fare doğurdu

Galatasaray Başkanı Burak Elmas, 1.5 saat konuştu.. Mesajlarını nasıl buldunuz? Size gelecek adına umut verdi mi?

Galatasaray Başkanı Burak Elmas'ın, yakın dostu ve ağabeyi olan Fatih Altaylı'ya içini dökeceğini, camianın sabırsızlıkla beklediği ve sosyal medyadaki bilgi kirliliklerine net cevaplar vereceğini düşündüm ama hayal kırıklığına uğradım. Dağ resmen fare doğurdu! Altaylı sorulması gereken birçok soruyu Elmas'a yöneltti. Ama Elmas net cevaplar vermedi. Altaylı, alıştığımız sıkıştırma politikasını Elmas'a hiç uygulamadı ve üstelemeden bir sonraki soruya geçti. Örneğin; Başkan Elmas, futbol aklına çok inandığını vurguladığı Fatih Terim'i neden gönderdiğini hâlâ net açıklamadı ve olayın üstünü "Başkan tercihi" olarak örttü. Yönetici Işıtan Gün ve yüksek ücretle iş başına Ceo olarak getirilen Hande Ocak Başev ile ilgili soruyu duymamış gibi davrandı. Özellikle Işıtan Gün'ün, "Torrent ile Başkan Burak Elmas'ın dahilinde irtibat kurdum" ifadesine rağmen "Torrent ile bizzat ben görüştüm" demesi bir çelişkiydi. Haklı olduğu en önemli konu, hakemlerin Galatasaray'a karşı organize şeklinde fahiş hatalar yapmalarıydı. Başkan Elmas, TFF içindeki bazı güçlerin kendi yönetiminin istenmediğini vurgularken keşke isimlerini de verseydi.

AKILLI ADAMLAR AKLINI KULLANIR

SORU 2

Başkan Elmas, "Galatasaray küme düşmeyecek" dedi. Bu söz biraz tuhaf değil mi?
Başkan Elmas'ın, "Galatasaray küme düşmeyecek" yorumu talihsizlikti. Türkiye'de en çok şampiyon olan, en çok kupa kazanan, Türkiye'ye iki Avrupa Kupası getiren ve kazanılan şampiyonlukların ve kazanılan Avrupa kupalarının yönetiminde yer alan Elmas'ın, Galatasaray'ın büyüklüğünü düşünerek küme düşme sorusuna cevap bile vermemesi gerekirdi. Başkan Elmas 7 ayda çok hata yaptı, tepkiler çığa dönüştü ve zihinsel olarak dibe vurdu. Yönetim tecrübe olarak ayağa kalkacak güce ve ekonomiye sahip değil. Bence Elmas, Galatasaray'ın menfaatleri adına camianın dinamikleriyle bir araya gelmeyi düşünmeli ve içinde eski başkanların bulunacağı istişare kurulunu acilen hayata geçirmeli. Eski başkanlar; Alp Yalman, Faruk Süren, Adnan Polat, Ünal Aysal, Dursun Özbek bugün yaşanan sıkıntıların çoğunu yönetim olarak aştılar ve ciddi deneyimlere sahipler. Elmas'a George Bernard Shaw'un şu sözünü hatırlatırım: " Akıllı adamlar aklını kullanır. Daha akıllı olanlar başkalarının da aklını kullanır."

ELMAS'IN İBRA RESTİ TÜKENMİŞLİĞİN RESMİ

SORU 3

Elmas, "İbra olmazsam bırakırım" dedi. Bu mesajı üyeler nasıl algılamalı? Bu bir rest mi?
Elmas'ın, martta yapılacak mali kongreyle ilgili "İbra olmazsam bırakırım" açıklamasını teslimiyetçi olarak algıladım. Galatasaray Başkanı, en zor şartlarda kan tükürse bile kızılcık şerbeti içtiği imajını verip ayakta olduğunu göstermelidir. İbra olacağını söylese de "Olmazsam bırakırım. Galatasaraylı olarak yaşamaya devam ederim" demek, çaresizliğin ve tükenmişliğin belirtisidir. Galatasaray'ın rahmetli Başkanı Mustafa Cengiz bile onca saldırıya ve eleştiriye rağmen ibra konusunda kongre ile restleşmemişti. Oysa ben, Burak Elmas'a genç ve dinamik bir başkan olacağını düşündüğüm için ve projeleri olduğundan dolayı oy verdim. Elmas'ı, 4 yıl üst üste şampiyon olan ve UEFA ile Süper Kupa'yı kazanan yönetimde görev yapma tecrübesine güvendiğim için destekledim. Maalesef; Elmas'ın oluşturduğu genç yönetim kadrosu ile 'gençleştirme' politikasıyla kurduğu Galatasaray kadrosunun birlikte iflas ettiğini üzülerek görüyorum. Bir dönem Galatasaray'da tıpkı Elmas gibi genç isimler "Her şey Galatasaray için" adlı bir platform kurmuştu. O zaman Galatasaray'ın geleceği olarak gördüğüm isimler hedeflerinden şaşarak "Her şey koltuk için" anlayışıyla yönetimlere girdiler ve varoluşu tükettiler. Elmas'ın teslimiyetçi ruh hali, gelecekte camianın genç başkan adaylarına güven konusunda bakış açısını zedeler. Ben; Başkan Burak Elmas'ın sorumlu davranıp camianın tepkilerine kulak kabartmasını, marttaki mali kongreyi beklemeden ya erken seçimi düşünmesini ya da mayıs ayında seçime gidebileceğini vurgulamasını beklerim. Çünkü camia artık kaoslardan, krizlerden, kavgalardan yoruldu ve yıprandı.

Böylesini görmedim

Birçok maçta sürpriz sonuçlara tanık oldum. Son dakikada yenilen ya da atılan golleri gördüm. Ama hayatımda maçın büyük bölümünü çok iyi oynayan ve mükemmel mücadele eden, ciddi pozisyonlar bulan Galatasaray'ın Trabzonspor'a karşı kaybediş şekline rastlamadım. Oysa Galatasaraylı oyuncular, Avrupa Ligi'ndeki namağlup oyunu Trabzonspor'a karşı sergilediler. Topun arkasına geçip hızlı hücumlarla rakip kaleye indiler. Özellikle ilk 45'te Trabzon'a alan bırakmayan, şut izni vermeyen ve top rakipteyken çabuk basan, ikili mücadeleleri kazanan agresif, istekli, panik yapmayan, coşkulu, dikkatli ve yardımlaşmayı üst düzeye taşıyan bir Galatasaray izledik. Kerem'e ceza alanında yapılan faul sonrası haklı olarak verilen penaltıyı Cicaldau soğukkanlı bir vuruşla gol yaptı. Eğer Kerem, Halil, Emre Kılınç final paslarında dikkatsizlik etmese farkı büyütecek pozisyonlar kaçmazdı.
İkinci yarı Trabzonspor önde baskı yapınca Galatasaray ayağa pas yapıp topla çıkmayı bırakıp gol yememek için anlamsızca geriye yaslandı. Galatasaray baskı yiyor ama pozisyon vermiyordu. Orta alanda Berkan çok top kaybı yapıyor ve rakiple girdiği ikili mücadeleleri kazanamıyordu. Domenec'in aslında Cicaldau'nun yerine Berkan'ı oyundan alması gerekirdi. Cicaldau çok koşuyor, iyi top kullanıyordu. O Berkan, Bakasetas'ın attığı golde yine pozisyona hamle yapmakta geç kaldı. Taylan-Berkan ikilisi Galatasaray tarihinin orta alandaki en kötü futbolcuları. Bu ikilinin oyun aklı hiç yok. Sadece Türk oyuncu oynatma kuralından dolayı forma buluyorlar ve Galatasaray'a yazık oluyor.
Galatasaray hak etmediği bir yenilgi yaşadı. Trabzon'a 3 puanı ise kalesinde yaptığı kurtarışlarla devleşen Uğurcan kazandırdı.

Üç maymunun görmeyeni!

Galatasaray, F.Bahçe, Beşiktaş ve Trabzonspor başkanlarının ortak hareket etmeleri TFF içindeki bazı güçlerin hiç hoşuna gitmiyor. Bu güçler şimdi 4 büyük kulübü birbirine kırdırmak için çeşitli senaryolar hazırlıyorlar. Özellikle başkanların eleştiri olarak yaptıkları söylemler aynı kapıya açılmasına rağmen cezaları verirken bilerek farklı uyguluyorlar. Örnek mi?.. F.Bahçe Başkanı Ali Koç haklı olarak TFF'yi ağır sözlerle eleştiriyor ama uyarı cezası alıyor. Beşiktaş Başkanı Ahmet Nur Çebi de eleştirilerinde haklı olmasına rağmen 21 gün men cezası alıyor. Eşit olmayan cezalarla amaç iki başkanı, "Bana şu kadar ceza verdiniz, Ali Bey'e ihtarı yeterli buldunuz" şeklinde birbirine kırdırmak. Aslında Koç'un da Çebi'nin de itirazları aynı kapıya açılıyor. TFF'deki güçlerin amacı "Gövde gösterisi" içinde başkanları kafa kafaya vurdurmak. Yıllardır bu güçler TFF'de barınıyorlar ve hazırladıkları bu çirkin senaryolarla besleniyorlar.

TEMSİLCİNİN RAPORDAKİ İFADELERİ YUMUŞATILMIŞ
G.Saray Başkanı Burak Elmas benim de katıldığım toplantıda bu senaryolara değinmiş ve "Kulüpleri birbirine düşürmeye çalışıyorlar" vurgusunu ısrarla yapmıştı. Örneğin; Marcao, Giresun'da maç içinde Kerem'e saldırıp oyundan atılmış ve 8 maç ceza almıştı. Kamuoyu da bunu çok iyi işlemişti. Son Göztepe-F.Bahçe maçında ne oldu? Devre arası Göztepeli Atakan soyunma odasına giderken İrfan Can Kahveci, önce rakibini iki omuzdan tuttu ve duvara itti, sonra da tokat attı. İrfan Can'ın saldırısı Göztepe'nin kamera görüntüleriyle her yere ulaştı. Temsilci Mukadder Kardiyen'in raporuyla İrfan Can 44. maddeden 5-10 maç ceza istemiyle disipline sevk edildi. Öğrendiğim kadarıyla temsilcinin rapordaki ifadeleri yumuşatılmış. Sonuç; iki maç ceza verildi. Koridorlarda yaşanan onca gürültü ve patırtıya rağmen Mete Kalkavan'ın "Görmedim" demesi, 3 maymunun gözü kapalı olanına benziyor. Devre arası İrfan kırmızı kart görseydi maçın yarısında olmayacak ve Serdar'ın golüne asist yapamayacaktı.

ARICI GÖREVİ BIRAKMALI
Elmas, "Soyunma odası koridorlarında gizli ses kaydı yapan temsilciler var" demişti. G.Saray-F.Bahçe maçında bu ses kaydını koyan temsilcinin ismine ulaştım ama kaynağım zarar görmesin diye açıklamıyorum. İzinsiz kaset kaydı yapmanın ceza hukukunda bir yaptırımı vardır diye düşünüyorum. Kaset rezaletinden sonra Temsilciler Kurulu Başkanı Abdurrahman Arıcı görevi bırakmalıdır. TFF, birilerinin arpalığı olmaya son vermelidir.



BAŞKAN İSİMLERİ BİR BİR AÇIKLAYACAK
Galatasaray Başkanı Burak Elmas, bugün olağanüstü bir basın toplantısı düzenleyecek. Gündemine ise TFF, hakemler, Fatih Terim'e verilen ceza ve koridorda gizli ses kaydı alan temsilcinin deşifresi var. Nef Stadyumu'nda saat 12.00'de başlayacak toplantıda oldukça sert bir konuşma yapması beklenen Burak Elmas'ın ajandası şöyle:
1- Türkiye Futbol Federasyonu'nda (TFF) kimlerin başkan adaylığı için lobi yaptığını ve bu süreçte TFF cephesinde Galatasaray aleyhine hareket eden isimleri açıklayacak.
2- Ç.Rize-G.Saray maçını yöneten hakem Ali Palabıyık ve ekibine 7 haftadır görev verilmiyor. G.Saray-F.Bahçe derbisindeki kararlarıyla sarı-kırmızılı kulübün tepkisini çeken orta hakem Halil Umut Meler ve VAR hakemi Yaşar Kemal Uğurlu maç almaya devam ediyor. Bu konu masaya yatırılacak.
3- PFDK'nın Fatih Terim'e verdiği 5+1 maçlık cezayı onayan Tahkim Kurulu'nun kararı irdelenecek.
4- Faal Futbol Hakemleri ve Gözlemciler Derneği Başkanı Abdurrahman Arıcı ve ekibi hakkındaki görüşlerini paylaşacak, Aslantepe'de koridorda gizli ses kaydı alan temsilciyi deşifre edecek.

Milli Takım’a yakışır

Katar'a doğrudan gidecektik ama ayağımıza gelen fırsatlarımızı cömertçe harcadık. Letonya maçıyla yakaladığımız umutlarımızı Norveç'in tökezlemesiyle yeşerttik. Karadağ'da kazanarak play-off şansını kucakladık. Uzakdoğu'dan sonra Arap Yarımadası'na gitmek Milli Takım'a yakışır. Huyumuz gereği büyük turnuvalara rötarlı gitmeye bayılırız.
Kuntz'un kadro tercihi Milli Takım'ın ritmini olumsuz etkiledi. Sol bekte Rıdvan'ın hücumda yarattığı çabukluğu ve verimliliği Caner'de bulamadık. Orkun Kökçü'nün orta alandaki çabukluğunu, alan değiştirmesini ve dikine hücuma çıkmasını Berat'la yapamadık. Çünkü Berat sadece kesici olarak oynadı ve çabuk pas oyununa destek veremedi. Erken yediğimiz gol Milli Takım'ı paniğe götürdü. Kerem'in ve Abdülkadir Ömür'ün çalışkanlığı bizi hücuma taşıdı. Ömür'ün mühendis gibi verdiği pası Kerem zor pozisyonda olmasına rağmen gole çevirip umutlarımızı toparladı.
Karadağ'ın çok adamla sahasına kapanıp kaptırdığımız topları özellikle Zeki'nin kanadından hızlı hücuma taşıması yüreğimizi ağzımıza getirdi. Cebeliktarık kalesi önünde yaptığımız etkili paslaşmaları Burak bu kez "Pas duvarı" olamayınca pozisyonları sonuçlandıramadık. Burak'ın durgunluğu Halil, Kerem ve Hakan Çalhanoğlu'nu da olumsuz etkiledi.
Berat'ın yerine Orkun'un girmesi orta alana ve hücuma dinamizm kazandırdı. Orkun sürekli yer değiştirerek arkadaşlarını pas kullanmaları konusunda rahatlattı. Ve; o Orkun kendi başlattığı hücumun sonunda attığı mükemmel şutla Milli Takım'ı öne geçirip bize derin bir "Oh" çektirdi. Gol sonrası yaşadığımız "Skoru koruma" psikolojisi içinde eğer müthiş oynayan Çağlar kale çizgisinde olmasaydı golü yemiştik. Kazanmak güzel şey. Milli Takım'ın yolunu Allah açık etsin..

Teşekkürler Letonya

Milli Takım farklı kazanmak için baskının her türlüsünü yaptı. Kalemize ayak bile basmayan Cebelitarıklı oyuncular savunmada etten duvar oluşturdu. Bu duvarı Kerem'in becerisi sonucu attığı golle aştık. Rakibin 10 kişi kalmasından sonra rakibin kalesinde gol için adeta kamp kurduk. Halil'in iki güzel golüyle farkı üçe çıkardık. Burak coşkulu, istekli ve çok hırslıydı ama depar atmadan önce çevre kontrolü yapmadığı için fazla ofsayta düştü. Eğer dikkatli olsaydı gol rekoru kırardı.
Kuntz döneminde serbest oynayan Hakan Çalhanoğlu ayağındaki topları pasa dönüştürmeden önce hücumdaki arkadaşlarının pozisyonunu hep kontrol etti. Çalhanoğlu oyunun yönünü değiştirirken, ceza alanına attığı dikine paslarla Milli Takım'ın pozisyon bulmasını sağladı. Kerem'in çalışkanlığı ile hızlı atakları hücuma çabuk ve etkili çıkmamızı sağladı. Halil'in Burak ile kurduğu pas iş birliği verimli olmasını sağladı ve golcülüğünü ön plana çıkardı. Barış etkisiz kaldı. Orkun orta alanda enerji santrali gibi çalıştı ve çok top çaldı. Kuntz'un yaptığı değişiklikler olumluydu ve skora yansıdı. Serdar Dursun, Merih ve Mert'in skoru 6-0'a taşıyan golleri averajımızı düzeltti. Norveç'in berabere kalması sonucu Milli Takım'a play-off kapısı açıldı. Umutlarımızı Letonya'da son dakika kazanarak yeşertmiştik. O Letonya Norveç'e çelme takarak bizi sevindirdi. Teşekkürler Letonya.

Dersine çalışmamış

Fatih Terim'in oyuncularını derbiye motive etmek için pazar günü NEF Stadı'nda yaptırdığı antrenman işe yaramadı. Galatasaraylı oyuncular kazanmak ya da kaybetmemek için sahada kafaca hazır değildi. Sergen Yalçın'ın iki sürpriz ismi Umut Meraş ile Larin sol kanatta yarattıkları tehlikelerle Beşiktaş'ı galibiyete taşıdı. Arka direkte attığı gollerle ünlenen Larin'e duran toplarda önlem almamak teknik heyetin dersine çalışmadığını gösteriyor. Ayrıca büyük tecrübe Muslera'ya yenilen ikinci golde boşa çıkmak yakışmadı. O topa çıkıyorsan vuracaksın. G.Saray, Avrupa'da sergilediği oyun anlayışını derbiye yansıtamadı. Taylan-Berkan ikilisi ile Morutan çok top kaybı ile birlikte çok fazla pas hataları yaptı. Terim keşke tecrübeli Babel ile maça başlayıp Moskova'daki gibi Morutan'ı sonradan oyuna alsaydı. Berkan mücadele olarak çok zayıf kaldı ve kaptırdığı toptan sonra rakibi kovalayacak fizik güçte değildi. Berkan ile Taylan kritik anlarda orta alanda kazandıkları topları Beşiktaş savunması az adamla yakalanmasına rağmen çabuk hücuma dönüştüremedi. Savunmada Marcao-Nelsson ikilisi yeterince destek alamadıkları gibi orta alanda yapılan top kayıpları yüzünden etkili gelen Beşiktaş'ın güçlü hücum hattı ile fazlasıyla sıcak temas yaşadı. Pazar günü idmanda her şutu gol yapan Diagne rakip kaleye tek şut bile atamadı. Vida'nın yaptığı penaltı bir puan almak için G.Saray adına büyük fırsattı. Cicaldau, Babel hatta Kerem varken topa gelişigüzel vuran Mostafa'ya penaltı attırmak hataydı. G.Saray'ın en hırslı ve en aklı başında olanı Kerem'di.

Kartal’dan yürekli mücadele

Sergen Yalçın'ın elinde kalan sağlam oyunculardan kurduğu Beşiktaş kadrosu teslimiyetçi bir görüntüden uzak, yürekli bir mücadele sergiledi. Ajax favoriydi ve maçın zorlu geçmesi doğaldı. Maç öncesi herkes Beşiktaş'ın çok farklı skorla kaybedeceğini düşünüyordu. İnsanların duygularıyla oynamaya kalkmayacaksınız. Beşiktaşlı oyuncular, Ajax'a güçleri doğrultusunda güçlü bir mücadeleyle karşılık verdi.
Sergen hocanın 4-5-1 şeklindeki oyun anlayışı Ajax'ın geniş alanda cirit atmasını engelledi. Uğur'un önüne Rıdvan'ı monte etmek Antony'nin hızlı hücumlarına set amaçlıydı. Top cambazı ve tekniği yüksek Tadic, alıştığı çalım atacağı boşlukları bulamadı. Batshuayi maç öncesi Ajax'ın hocası Erik ten Hag'ın "Ondan çekiniyorum" yorumunu belgeledi. Bir vuruşu direkten dönen Batshuayi'nin başına Erik ten Hag, Martinez-Timber ikilisini "Ne olur ne olmaz" tedbiriyle adeta bekçi dikti. Berghuis'in attığı gol savunma hatasıydı ama Haller'in golü tamamen bir şanstı.
Sergen hocanın 2-0'dan sonra ikinci yarıya Oğuzhan ve Gökhan Töre'yi almasındaki amaç Beşiktaş'ın daha çok hücuma çıkmasını sağlamaktı. Bu doğru hamle sonrası Kenan, Gökhan, Batshuayi hücuma daha fazla katıldı. Ajax da ilk 45'teki gibi özgürce hücum etmeyip savunmayı da düşünerek hereket etti. Kenan'ın attığı golde rakiple omuz omuza mücadelesini Fransız hakemin faul olarak değerlendirmesi ve golü iptal etmesi şaşırtıcıydı. Avrupa'da hakem mi kalmadı acaba? Fenerbahçe'nin Frankfurt önünde penaltısını tekrarlamayan Fransız Bastien'in Beşiktaş-Ajax maçına atanması bana göre skandal. Bu arada Hollanda'da pandemi bitti mi? Türkiye'de statlara yüzde 50 seyirci alınırken Avrupa'da tribünler tam kapasite hizmet veriyor.

Terim’in disiplinini sorgularım!

PSV maçında Muslera ile başlayan bireysel hata Galatasaray'da alışkanlık haline gelmeye başladı. Alanya maçında Ömer Bayram, Kayseri'de Emre Kılınç, Göztepe maçında Luyindama yaptıkları hatalarla Galatasaray'ın gol yemesine neden oldu. Göztepe önünde kaleci İrfan'ın kısa düşen topunu yakalayan Halil yanındaki Feghouli'ye pas verip golü attırmıyor ve kendi vuruyorsa bu durum egoistliğe dayalı bir disiplinsizliktir. Geçen sezon şampiyonluğa mal olan hatalar yapan Luyindama hâlâ başına buyruk oynuyorsa ve söz dinlemiyorsa disiplinsizliktir. Eğer bu bireysel hatalar önlenemiyorsa ben Fatih Terim'in disiplin anlayışını sorgularım. Terim'in demek ki yapmış olduğunu düşündüğüm uyarılar bazı oyuncuların bir kulağından girip, diğerinden çıkıyor. Ayrıca Ndiaye'nin attığı gol öncesi Muslera'nın kalesini terk etmesi büyük hataydı. Çünkü Berkan rakibe yetişmişti. Galatasaray'ın geçen sezonki gücünden uzak görünen Göztepe önünde geriden gelip maçı çevirmesini abartmadan haftayı kurtarmak olarak görüyorum. Galatasaraylı oyuncular belki çok koşuyor ama oyuna kalite koyamıyor. Genç oyuncular hızlı hücum etmek isterken telaş yapıyor. Galatasaray'ın ortak bir ritmi yok, pas isabeti dengesiz, oyun planlaması tamamen bireyselliğe kalıyor. Aanholt ve Cicaldau aklını kullanarak oynuyor. Halil fizik olarak yetersiz kalıyor ve en ufak darbede düşüyor. Ben Fatih Terim'in hayranlığını belirttiği Morutan'da attığı gole rağmen hâlâ fark yaratan bir hayranlık görmedim. Ayrıca Terim, Diagne'yi kafasından silmemeli ve gerektiğinde Halil ile birlikte kullanmalı. Diagne'nin pas duvar olması arkadaşlarının hücumda çoğalmasını sağlıyor.

Takıma lider lazım

Galatasaray'ın genç kadrosu Trabzonspor'a karşı telaş yapmadan sakin ve ayağa pas yaparak oynamaya özen gösterdi. Morutan, Cicaldau, Halil ve Emre Kılınç pas yaparak hücuma çıkarken birbirlerine yanaştıkları gibi boşa çıkan Kerem'in de sol kanattan atak yapmasını sağladılar. Halil'in önde hareketli oyunu Trabzon savunmasının dengesini bozarken Emre-Morutan ikilisinin uyumlu bir şekilde paslaşmalarını sağladı. Edgar'ın hatalı geri pasını takip eden Emre, topa doğru vurdu ve golü buldu. Emre'nin ikinci golü tam bir hücum ortaklığıydı. Kerem'in kaleci Uğurcan'a yaptığı baskıyla gelişen atakta Halil'in şut atmayıp pas verme düşüncesini Emre yine akıllı ve doğru bir vuruşla gole çevirdi. Galatasaraylı oyuncular hücuma çabuk çıkarken top Trabzon'a geçtiğinde ise çok çabuk savunmaya döndüler. Genç Galatasaray'ın rakibin baskısından çıkması için oyuna tecrübe ve akıl koyacak bir lideri olmalı. Lider oyuncu eksikliğinin sonucu Galatasaray maçı nasıl tutacağını bilemediği için 2-0'lık avantajını koruyamadı. Terim'in bu baskıyı yönetmesi gerekirdi. Avcı'nın ilk yarı bitmeden yaptığı iki değişiklik sonrası özellikle Yusuf'un oyuna girmesi Trabzon'u hızlandırdı.
Etkili ve uyumlu oynayan Emre Kılınç ile Morutan'ın yerine oyuna giren Aytaç-Babel ikilisi Galatasaray'ın pas ritmini bozdu. Taylan'ın yerine Terim'in Berkan'ı tercih etmesi orta alana güç katmadı. Özellikle Nwakaeme'nin attığı gol öncesi Berkan'ın arkasına bakmaması pozisyon bilgisinin zayıflığıydı.
Sürekli oyunun içinde olan ve sahanın her yerine basan Halil'i beğendim. Halil güçlendiğinde Galatasaray'ın gol yüküne destek olur. Sonuç; Galatasaray iki deplasman maçında da 2-0'lık skorları koruyamadı. Terim bu zaafiyeti önleyecek bir formül üretmeli.