CANLI
SKOR
Levent Tüzemen

Levent Tüzemen

Oliveira’dan vazgeçme

Galatasaray sezon başından beri hasret çektiği bol gollü galibiyeti Kastamonu önünde buldu. Okan hocanın ağırlıklı olarak forma şansı bulamayan oyuncuları ilk 11'de tercih etmesi belki oynama alışkanlığı konusunda sıkıntı yarattı ama oyuncular bu zaafı çok koşarak, iyi mücadele ederek giderdi.
Rakibin gücü ile Galatasaray'ı aynı kantarda tartamayız ama bireysel açıdan oyuncuları değerlendirirsek defanstaki Ross, attığı klas kafa golünün yanı sıra sakin ve basit oyunuyla ön plana çıktı. Rashica, savunmaya gelip top aldı, G.Saray'ı hızlı hücuma taşıdı, iki gole katkı yaptı. Okan hoca, Rashica'yı kullanmayı planlamalı. Yusuf, bireysel oynamanın dışına çıktığında etkili oldu.
Okan hoca, Oliveira'dan vazgeçmemeli. Portekizli yıldız oyunu yönetiyor, yönlendiriyor, sahanın her yerine basıp takımını hücuma taşıyor. Okan hocanın çift forvet sürprizi izleyenlere keyif verdi, Gomis-Seferovic ikilisi çalışkan oyunlarını birer golle süslerken, saha içinde asla tembellik yapmadılar. Özellikle Gomis'in istekli oluşu, yaşına rağmen çok koşması gözden kaçmadı. Seferovic, orta alana gelip arkadaşlarına pas konusunda duvar oldu, kaliteli bir gole imza attı. Berkan, bu oyununu devam ettirirse yerli oyuncu konusunda Okan hocanın elini güçlendirecektir. Örneğin; Torreira-Berkan birlikte oynar, Oliveira önlerinde görev yapar, kanadın bir tarafında Kerem veya Yunus, diğer tarafında Rachica oynar. Tabii çift forvet anlayışı ligde oyun planı olarak sahaya yansır mı? Mertens ve Mata mevcut fiziksel yapılarıyla Kastamonu önündeki Galatasaraylı oyuncuların hızına ayak uyduramayabilirler.

Gomis eksik oynattı

Adana Demirspor ile Galatasaray'a bize maç boyu verdikleri keyifli mücadeleden dolayı teşekkür etmek gerekir. Heyecan, pozisyonlar vardı ama gol yoktu. Mata ile oyuna başlamamak ne kadar büyük hata ise sahada tam 60 dakika "Hayalet" gibi dolaşan Gomis'e katlanmak çok daha büyük hatadır. Gomis rakip savunmalarda baskı yapamadı, pas duvarı olamadı, pozisyon alamadı-giremedi, hava toplarına hiç çıkmadı, ayağındaki topları kaybetti ve Galatasaray'ı resmen eksik oynattı. Gomis ilk 11 başlamamalı, ihtiyaç olunca sonradan oyuna girmeli. Mata girinceye kadar Galatasaray belki çok koştu, iyi mücadele etti, kazanma duygusunu korudu, rakibe geniş alan vermedi ve bir oyun liderinin eksikliğini yaşayarak dağınık oynadı. Çevre kontrolü ile oyun görüşü mükemmel olan Mata oyuna girer girmez pas kalitesiyle Galatasaray'ı hem topladı hem de hücumda etkili olmasını sağladı.
Gomis'li oyunda etkisiz kalan Yunus-Kerem ikilisi Mata ile kendini buldu. Çünkü İspanyol yıldız ayağındaki topları pasa dönüştürmeden önce arkadaşlarının pozisyon almalarını bekledi ve hep sakin kaldı. Okan hocanın geç de olsa Mata'yı oyuna alırken Mertens'i santrfora itmesi doğruydu. Midtsjö hücuma topla dikine çok hızlı çıkıyor, rakiple top arasına vücudunu akıllı sokuyor, paslarda topun şiddetini çok iyi ayarlıyor. Adana'nın 10 kişi kaldığı sürelerde G.Saray rakip kalede çok pozisyon buldu. Final vuruşlarında Yunus ile Kerem gol kaçırmakta birbirleriyle yarıştı. Özellikle; Napoli'de toplara çok sert vurmasıyla tanıdığımız Mertens'in şutları çok cılız kaldı.

Hakem Uğurlu’nun torpili kimden!

Yaşar Kemal Uğurlu'nun G.Saray-Gaziantep maçına atanması asla yapay zeka olamaz. Olsa olsa şaibeli zeka olur. Eğer G.Saray taraftarı sağduyulu hareket etmeseydi Ankaragücü-Beşiktaş maçında yaşanan çirkin tribün olayının daha fazlası Aslantepe'de sahnelenirdi ve yaşanacak çirkinliklerin senaristi ve başrol oyuncusu Yaşar Kemal Uğurlu olurdu. Bunca meslek yaşamımda Yaşar Kemal Uğurlu kadar G.Saray'a düşman bir hakem görmedim. Örnekler vereyim; Erzurum'da Falcao'yu yok yere attı. Rize'de Muslera'nın ayağının kırıldığı pozisyon öncesi yardımcılarıyla beraber ofsaytı çalmadı. Trabzonspor'un Başakşehir'e şampiyonluğu kaybettiği sezon ligi dizayn eden hakemlerden biriydi. Bu Uğurlu kimin adamıdır, kimin torpillisidir bilemem ama TFF Başkanı, futbolu katleden bu hakeme düdüğünü astırmalıdır. G.Saray yönetimi de sessiz kalmayıp Yaşar Kemal Uğurlu'nun G.Saray'a yönelik yaptığı tüm çirkinlikleri bir kasette toplayıp barkovizyonda yayınlamalıdır. Abdülkerim'in ikinci sarıdan atılması uydurma bir fauldü. Gaziantep'in maç içinde vakit geçirmelerine resmen göz yumdu, ters kararlarıyla hem tribünleri hem de G.Saraylı oyuncuları tahrik etti. G.Saray 10 kişi kalmasına rağmen taraftarının baskısıyla iyi oynadı, rakibe pozisyonlar vermedi. Kazanılan penaltıyı keşke Mertens kullansaydı. G.Saraylı oyuncuların eksik kalmalarına rağmen kazanma hırsları, mücadeleleri hiç kaybolmadı. Gecenin adamı olan ve maç sonu taraftarın sevgi seline boğduğu Sacha Boey'in yoktan var ettiği pozisyon sonrası Seferovic'in de dahil olduğu gol, futbolun adaleti olarak G.Saray'a 3 puanı getirdi. G.Saray, hem Gaziantep'i hem de hakemi yendi.

Takım ritmini yakalamadı!

Galatasaraylı oyuncular istekliydi, iyi çalıştılar, kazanma duygularını ön plana çıkardılar. Özellikle ikinci yarı rakibi ısıran, temaslı oyunda kolay yıkılmayan ve yılmayan Galatasaraylı futbolcular birlikte oynama alışkanlığının oturmaması yüzünden Trabzon kalesinde yarattıkları pozisyonda final yapamadı. Sarı-kırmızılıların, 'Şablon oyun' anlayışına kavuşamamış olması belli bir düzen içinde birlikte hareket etmelerine engel oluyor. Yunus, Oliveira, Lucas Torreira bireysel hamlelerle ön plana çıkmak istiyor. Özellikle Oliveira top ayağındayken çok ağır hareket ediyor ve geç pas kullanıyor. Galatasaray'ın fizik gücü üst düzeyde olan Mertens'e ihtiyacı var. Henüz tam hazır olmayan Mertens hücumda ve orta alanda "Pas istasyonu"nda dağılımları akıllı yaptı. Kaliteli ayakları olmasına rağmen Belçikalı yıldızın kendi hazırladığı ve atamadığı gol, tamamen uzun mesafeli koşu sonrasında yaşadığı yorgunlukla yaptığı kötü vuruşa dayanıyor. Galatasaray, takım olma ritmini yakaladığında Mertens tekniği, aklı ve yaratıcılığıyla çok faydalı olacak.
Seferovic'teki durgunluk beni şaşırtıyor. İlk yarıda 3 kez ofsayta giren ve rakip savunma önünde duvar olduğu pozisyonlarda tek top bile kazanamayan İsviçreli forvet, nasıl verimli hale gelecek? Seferovic'in tek vuruş ustası olduğunu düşünürsek G.Saray'ın kanat bindirmelerini çoğaltıp yerden etkili ortalar yapması gerekir. G.Saray'da başta Muslera olmak üzere Nelsson ile Boey çok başarılıydı. Özellikle sık sık eleştirdiğim Boey, Trabzonspor'un sol tarafından sürekli atağa kalktı. Fransız ismin, bu istekli oyununu etkili ortalarla süslemeli..

Avcı ve ekibi hipnoz oldu!

Kopenhaglı oyuncular "Uyu yavrum uyu. Ninnilerle uyutayım seni, ninnilerle avutayım seni" şarkısı gibi Trabzonspor'u resmen uyuttu. Abdullah Avcı ve ekibi de kulübede adeta "Hipnoz" olmuş gibi Kopenhag savunmasının direncini kıracak hamleleri yapamadı. Örneğin Cornelius iki Kopenhag maçında da çok etkisiz kaldı. Cornelius belki de ülkesinin takımına karşı yaşadığı duygusallık yüzünden kafaca konsantre olamadı. Avcı; Cornelius'u çıkarıp, Djaniny'yi santrfora çekip Trezeguet'yi çok erken oyuna almalıydı. Cornelius ikinci yarı sahada olmamalıydı. Zaten Trezeguet'nin yerine kanatta Djaniny'nin başlaması sürpriz oldu. Yine de Djaniny'nin 5. dakikada karşı karşıya kaçırdığı gol Trabzonspor adına "Kırılma noktası"ydı. Bu tür maçlarda rakibin oyun anlayışını bozmak için böyle net pozisyonları gol yapacaksın. Kopenhag takımı Trabzon'a oranla daha ciddi ve dirençli oynadı. Özellikle top Trabzon savunmasına geçtiğinde hemen 3 Kopenhaglı oyuncu baskı yaptı. Trabzonlu futbolcular tempoyu yukarı çekemeyince geçiş oyununda hızlı pas trafiği yaratmada ve oyun Kopenhag'ın istediği gibi gelişti. Trabzonlu oyuncular yedikleri baskıdan dolayı çok fazla geriye yana pas oynayarak akan zamana dikkat etmedi. Trabzon'un pozisyon üretme konusunda kısır kaldığını gördüğü halde Avcı'nın ilk değişikliği 65'te yapması çok gecikmiş hamleydi. Danimarka'nın komşusu Hollanda'dan gelen Danny Makkelie de Kopenhaglı oyuncuların zamanı çalma konusunda geç taç atışlarına, abartılı faul davranışlarına resmen göz yumdu.
Trabzonspor ayağına gelen fırsatı kaçırdı. Bu Kopenhag eğer transfer yapmaz ise gruplarda sonuncu olur.

Hatadan dönmesi yetmedi!

Fernando'nun attığı mükemmel gole kadar Trabzonspor top bile göremedi. Çünkü topla oynama oranı ilk 15 dakikalık sürede Antalya: Yüzde 71, Trabzonspor: Yüzde 20 şeklindeydi. Bu tablo hücum ve pozisyon zenginliği ile pas kalitesinin Antalyaspor'da olduğunu gösteriyordu. Trabzon oyunu dengelediğinde tecrübeli Hugo'nun Wright'e penaltıya neden olan kayarak kontrolsüz faulü acemiceydi. Antalya'nın 2-0'ı yakalamasının ardından Abdullah Avcı'nın 42'de iki değişiklikle Abdülkadir Ömür ile Bardhi'yi oyuna sokması doğru bir hamleydi. Bu ikili Trabzon'un içeri 2-1 girmesini sağladı. Oysa Doğucan Haspolat'ın rakibi karşılama ve topu oyuna etkili sokma konusunda yaşadığı zafiyete Abdullah Hoca 1-0'dan sonra el koymalıydı. Benim anlayışım; yeni ya da eski oyuncular eğer kulübede oturuyorsa demek ki oynayabilecek durumdadırlar. Abdullah Hoca'nın maça Bartra ve Bardhi ile başlamaması, Abdülkadir ile Siopois'i kulübeye çekmesi Trabzon'un Antalya'ya karşı mahkum oynamasına neden oldu. Üstelik, Antalyaspor gibi çabuk oynayan ve birbiriyle uyumlu bir takıma karşı asla derin rotasyon yapamazsın. Eğer Trabzonspor maça Bardhi, Bartra, Abdülkadir Ömür ve Siopis ile başlasaydı Antalyaspor bu kadar etkili olamazdı. Rotasyona yönelik yapılan oyuncu tercihleri verimli olmadı. Ve; Abdullah Avcı'nın yanlıştan dönüp kulübede başlattığı oyuncuları oyuna atması Trabzon'un 2-0 geriden gelip Bardhi'nin iki güzel golüyle maça ortak olmasını sağladı. Maçın 2-2'ye gelmesi Antalya'nın coşkulu oyununu frenlemedi ve Trabzon'ın kazanma adına aldığı risk sırasında bireysel hatalar Antalya'nın farklı kazanmasını sağladı. Dilerim Devler Ligi arifesinde bu yenilgi Trabzonlu oyunculara olumsuz yansımaz.

Oyun sistemi yok

Galatasaray çok yavaş oynuyor. Kanatlardan hızlı hücum yapamıyor, iki bek Aanholt ile Boey etkili orta atamıyor. Seferovic de gol yollarında yalnız kalıyor. Oliveira'yı çok övdük ama Galatasaray'ın temposunu düşürüyor. Eğer Galatasaray, kanatlara Rodrigues, eski Bruma, Onyekuru gibi dribbling yapabilen, geniş alanda etkili olan, dar alanda çalım atabilen kanat oyuncuları almaz ve sadece Yunus-Kerem ikilisine kalırsa hücumda çok zorlanır. Giresunspor, öyle kapalı bir savunma yaptı ki Kerem ile Yunus da bu savunmayı geçebilecek beceriyi gösteremedi.
Ayrıca Okan hoca, kenarda maçı tek başına yönetmeli. Yardımcısı İrfan Saraloğlu rol çalmamalı. Çünkü oyuncu kulübeye bakınca iki başlı bir yönetim görüyor. Okan hoca vücut diliyle bir şeyler anlatıyor. Yardımcısı da kendine göre bir vücut dili kullanıyor. Bu durum otorite zafiyeti yaratır ve futbolcu da bunu kullanır. Mertens ve Torreira takıma yerleştiğinde Galatasaray daha dengeli bir oyun oynar. Giresunspor, Abdülkerim'in hatalı pasından golü buldu ama defansif anlamda iyi mücadele ettiler ve ayaklarındaki topları isabetli pas oynama yönünde kullanmaya çalıştılar.
Galatasaray'ın belirli bir oyun sistemi olmadığını net görüyoruz. Okan hoca, bu zafiyeti çabuk gidermeli, oyunun patronunu belirlemeli, eğer yoksa alınması için yönetime başvurmalı. Bana göre G.Saray 10 numara gibi bir oyuncuyu arıyor. Becerili, ayakları kaliteli bir futbolcu, Seferovic'in golcülüğünü çoğaltır, Mertens'in daha etkili oynamasını sağlar. Yani G.Saray'ın 3 ana yere ihtiyacı var. 1-Kanat oyuncusu şart, 2-10 numara bir oyun lideri şart. 3-Nelsson gidecekse çabuk bir stoper alınmalı.

Yönetim neyse takım da o!

Sözünü tutmayan bir yönetim, gençlik devrimi palavrasıyla yapılan kalitesiz kadro mühendisliği, Burak Elmas'ın hâlâ nedenini açıklamadığı Fatih Terim'le yolların ayrılması, güçlü yöneticilerin istifa etmeleri, çapsız, yeteneksiz, bilgisiz oyun okuma özürlü Torrent'in kurtarıcı olarak Galatasaray'ın başına getirilmesi...
İdari ibra olmayacağını bildiği halde mali kongrede "İstifa etmeyeceğim" diyerek Galatasaray'ı kaoslara ve krizlere götüren Burak Elmas, maalesef söz verdiği halde Galatasaray mahkeme kapılarında süründürüyor. Galatasaray'ın bu sezon ligdeki ruh hali, oynadığı oyun, elde ettiği başarılar Burak Elmas ve yönetimiyle aynı paralelde yürüyor. Sivasspor yenilgisi; yönetim, teknik adam ve futbolcular dahil Galatasaray'daki sezonun özetidir. Galatasaraylı oyuncuların öz güven eksikliği, tükenmişlik sendromu sergilemesi, yönetimin camiaya veremediği umutla eş değerdedir. Yönetimi tükenmiş bir Galatasaray'ın, oyuncularının da teslimiyetçi olmaları doğaldır. Sivas maçında sahada dökülen oyuncuları göremeyen, Emre Kılınç ve Babel'e kement atamayan, Halil ve Mostafa Mohamed gibi genç oyunculara güvenmeyen Torrent maalesef yenilgiye davetiye çıkardı. Özellikle futbolu bırakmış Semih'i stoper olarak kullanması büyük hataydı.
Galatasaray'da eğer seçim haziranda yapılacaksa bu süre içerisinde Burak Elmas oyuncu transferlerine el atmamalıdır. Yeni yönetim; Kerem, Halil, Mostafa gibi hırslı, mücadeleci, yenilgiye başkaldıran oyuncu transfer etmeyi planlamalı. Galatasaray'ın başına da genç, dinamik, hırslı yerli ya da yabancı Nuri Şahin, Okan Buruk gibi hocalar getirilmelidir.
Bu sezon kaoslar ve krizlerle alabora olan Galatasaray'da en büyük alkışı fedakâr taraftar hak ediyor.

Halil oynasaydı farklı olurdu

Başkan Burak Elmas görevi teslim etmeden önce iki Rumen oyuncunun transferinin perde arkasını anlatmalıdır. Toplam 10 milyon Euro'ya mal olan oyunculardan Morutan kadroya alınmıyorsa, Cicaldau kulübede oturuyorsa bu tablo Galatasaray'daki kadro mühendisliğinin hatalı olduğunun belgesidir. Eğer, 10 milyon Euro doğru isimlere harcansaydı bu sezon Galatasaray daha başarılı olabilirdi. Ligde yokları oynayan Galatasaray için İzmir deplasmanları cennet oldu ve Göztepe'den sonra Altay maçı da kazanıldı. Kerem, Nelsson, Pulgar, Muslera, Aanholt, Omar dışındaki Galatasaraylı oyuncular isteksiz bir görüntü içindeydiler. Özellikle Gomis tam bir hayal kırıklığıydı. 2014 yılında Drogba, Londra'daki maçta Chelsea'ye karşı forma giymişti. İngiliz seyirciler Fildişili yıldıza büyük sevgi göstermiş ve "Seni seviyoruz ama eskisi gibi hızlı değilsin" diye takılmışlardı. 3 net pozisyonu kaçıran Gomis'in hantal hali o günkü Drogba'yı andırıyor. Torrent, kadro tercihini neye göre yapıyor? Ben Malatya'ya karşı çok iyi oynayan ve enfes bir kafa golü atan Halil Dervişoğlu'nu ilk on birde bekliyordum ama yanıldım. Halil'in kulübede oturması çok anlamsızdı. Halil, kafadan oynasaydı Gomis'in ağır kaldığı için kaçırdığı pozisyonları gol yapardı. Galatasaray'ı hücuma taşıyan yine Kerem oldu. Sol ayağıyla müthiş bir gol atan Kerem skoru çoğaltacak pozisyonları da hazırladı ama Babel ve Gomis kötü vuruşlar yaptı. Emre Kılınç ile Babel çok etkisiz kaldı. Berkan, en önemli özelliği olan koşu kalitesini sahaya bile yansıtamadı. Altay'ın baskın oynadığı ikinci yarıda Fernando Muslera tecrübesiyle ve yaptığı kurtarışlarla takımının galibiyeti elinde tutmasını sağladı. Not: Rodriguez'i çok beğendim. Çok talibi olur.

600 milyon lira para hazır mı!

G.Saray, 30 Nisan'da yeni başkanını seçecek. Adaylar G.Saray'ın mayıs ile ağustos ayları arasında 600 milyon lira ödeyeceğini umarım biliyorlardır. Ben, "Kazanalım, sonra bir çare buluruz" anlayışına ve başarısız olunca, "Enkaz teslim aldık" söylemlerine karşıyım. Ödemeler arasında; Cicaldau-Morutan'ın taksitleri, Mostafa'nın 4 milyon dolarlık bonservisi, Falcao'ya ödenecek 3 milyon Euro, oyuncu alacakları ve Bankalar Birliği'ne ödenecek faizler bulunuyor. Camiada eski Başkan Dursun Özbek'i ikna turları sürüyor. Riva'dan gelen 94 milyon doları Denizbank'a yatıran ve Florya üzerindeki ipotekleri kaldıran Özbek neler yapmıştı? 1- Riva-Florya için Emlak Konut ile anlaştı. 2- Kemerburgaz'ı alıp projelerini bile yaptırdı. 3- Salon inşaatı için sponsorluk anlaşması yaptı. 4- Sermaye artırımı için tüm hazırlıkları bitirdi. 5- Mecidiyeköy'deki binanın inşaatını bitirdi. Zorlu günlerde kasa kolaylığı sağlayıp 21 milyon Euro cebinden harcadı ve bu paradan Bankalar Birliği ile yapılan anlaşma günü 4 milyon Euro'yu bağışladı. Kurduğu takım iki yıl üst üste şampiyon oldu. Mustafa Cengiz başkan Maicon, Gomis, Rodrigues, Fernando, Ndiaye'yi satıp para kazandı. Camianın akil insanlarının Özbek'i ikna etmeye çalışmalarını ve diğer adaylara "Tek liste altında birleşin" şeklinde çalışma yapmalarını doğru buluyorum.

ELMAS: İLK GÜNDEN BERİ BASKI YAPILDI
Başkan Burak Elmas'ı seçim öncesi Les Ottomans'da toplanan ekibin ibra ettirmemek için çalıştığı görüşü ağırlık kazanıyor. Hatırlayalım; İzzettin Doğan, Ünal Aysal, İnan Kıraç, İrfan Aktar, Ahmet Özdoğan, Sedat Doğan, Ümit Özdemir ve Fidel Berber gibi isimler Burak Elmas ile Eşref Hamamcıoğlu'nu davet etmiş ve "Eşref Hamamcıoğlu'nun başkanlığı altında birleşin" çağrısı yapmıştı. Eşref Bey teklifi kabul ederken Elmas kabul etmemişti. Hatta Ümit Özdemir sert tepki göstermiş Elmas da, "Beni çocuk gibi azarlayamazsın" demişti. Elmas birleşmedi ve 41 oyla Eşref Bey'i geçip başkan oldu. Başkan Elmas bana, "İlk günden itibaren ibra etmeme konusunda çalışıldı ve sürekli seçime gitmem konusunda baskılar yapıldı" dedi. Ünal Aysal'ın sıcağı sıcağına "Eşref Hamamcıoğlu'nu destekleyeceğim" açıklaması Les Ottomans planının hâlâ hayata geçirilmek istenmesinin işaretidir. Galatasaray'ı 4 yıl üst üste şampiyon yapan, UEFA ve Süper Kupa'nın kazanılmasında payı olan Faruk Süren'i arkasına teneke bağlayarak yollayanlar, G.Saray'ın parasını "Benden sonra tufan" anlayışıyla harcayanlar, cebinden tek kuruş vermeyenler şimdi perde gerisinden gölge başkanlık yapmaya çalışıyorlar. Hep liseli olmayan başkanlar ibrasızlık yaşıyor ve liseli başkanlar ibra oluyorsa G.Saray camiası kendini sorgulamalıdır.